Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen'e atfen basında yer alan açıklamaların, başta son depremlerin yaşandığı Hakkari ve Bingöl illeri olmak üzere, Doğu Anadolu Bölgesi'nin tüm illerinde, daha geniş bir bölgede paniğe yol açabilecek nitelikte olduğunu bildirdi.
Eyidoğan, Ulusal Deprem Konseyi adına yaptığı açıklamada, yazılı ve görsel yayın organlarında Bayındırlık ve İskan Bakanı Ergezen kaynak gösterilerek yer alan iki önemli ve güncel haberin, Ulusal Deprem Konseyi'nin dünkü aylık olağan toplantısında geniş olarak tartışıldığını kaydetti.
Eyidoğan, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu'nda kabul edilen yeni bir yasa tasarısıyla ''587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname''nin Hakkari, Bingöl ve Erzurum'un Çat İlçesi'nde meydana gelen depremler üzerine değiştirilerek, bu yörelerdeki belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde zorunlu deprem sigortası yaptırmamış olmasına rağmen, konutları hasar gören mülk sahiplerine kredili yeni konut yaptırılması veya onarım yardımı yapılması esasının yeniden getirilmesinin öngörüldüğünü belirtti.
Yeni tasarıyla ayrıca, bundan sonra ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelecek depremlerden konutları zarar görebilecek kişilere de aynı esasların uygulanmasının yasa hükmü haline getirilmesinin amaçlandığını ifade eden Eyidoğan, ''sosyal ve insani açılardan haklı görülebilecek'' tasarı kanunlaştığı taktirde, zorunlu deprem sigortası gibi ülke için son derece gerekli olan bir uygulamadan geri dönülmüş olunacağını ifade etti.
Eyidoğan, şöyle devam etti: ''Konseyimiz, bu tür bir uygulamayı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca düzenlenmiş olan 'Deprem Şurası' kararlarına aykırı ve 2005 yılı içerisinde ülke genelinde zorunlu deprem sigortası poliçesi satın almış olan 2 milyon 100 bin vatandaşımıza karşı büyük bir adaletsizlik olarak değerlendirmektedir. Yapılması gereken, 587 sayılı KHK'dan geriye dönüş yapmak değil, tam tersine 2000 yılından bu yana bir türlü kanun haline getirilemeyen zorunlu deprem sigortası ile ilgili KHK'nın ivedilikle kanunlaştırılması olmalıdır.''
Eyidoğan, yeni kanunda, yörelerin ve halkın gelişmişlik ve gelir düzeyleri dikkate alınarak, gerektiğinde sigorta primlerine devlet tarafından katkı payı sağlanması, sigorta primlerinin emlak veya gelir vergilerinden indirilmesi gibi özendirici hükümlere yer verilebileceği gibi, geçici maddelerle de halen gündemde olan tasarıyla getirilmek istenilen muafiyetlerin eklenebileceğini bildirdi.
Eyidoğan, konseyin, ''zorunlu deprem sigortası'' gibi büyük depremler sonrasında ortaya çıkan hasarların hiçbir kamu kaynağı kullanılmadan hızla giderilmesini sağlayan çok gerekli bir sistemin askıya alınması yerine, mevcut sistemin geliştirilerek ivedilikle kanunlaştırılmasının daha doğru bir yaklaşım olacağı görüşünde olduğunu belirtti.
-''İL TARTIŞMASI...''-
Bayındırlık ve İskan Bakanı Ergezen'e atfen basında yer alan, ''orta büyüklükteki bir depremde bir ilin yüzde 70'nin yıkılacağı, 100 binin üzerinde insan öleceği, 300 bin kişinin yaralanacağı, ancak panik olmasın diye bu ilin adının açıklanmadığı'' yolundaki açıklamanın geniş yankı yaptığını da anımsatan Haluk Eyidoğan, açıklamaya dayanak gösterilen böyle bir çalışmanın hangi bilimsel ve teknik kriterler kullanılarak yapılıp yapılmadığı bilinmemekle birlikte, konseyin bu çalışmanın gerçekçi olmadığı değerlendirmesini yaptığını bildirdi.
Eyidoğan, şunları kaydetti: ''Panik yaşanmaması gerekçesiyle ad verilmeyen bu tür açıklamalar, başta son depremlerin yaşandığı Hakkari ve Bingöl illeri olmak üzere, Doğu Anadolu Bölgesi'nin tüm illerinde, 'acaba bu il biz miyiz?' düşüncesiyle daha geniş bir bölgede paniğe yol açabilecek niteliktedir. Ülkemizde bazı bilim insanları tarafından sorumsuzca ve hiçbir bilimsel esasa dayanmayan açıklamalara ek olarak, yetkili ve sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan bu tür açıklamalar, Ulusal Deprem Konseyi'nce hayret ve üzüntüyle karşılanmaktadır.'' Eyidoğan, bu konuda elde edilen verilerin veya araştırma sonuçlarının, Başbakanlığın 21 Mart 2000 tarihli genelgesiyle kurulan ve asli görevlerinden biri, ''Kamuoyuna depremlerle ilgili doğru ve güvenilir bilgiler vermek'' olan Ulusal Deprem Konseyi'nin görüş ve önerileri alınarak yapılmasında kamu yararı bulunduğunu vurguladı.
|