|

|
|
BİLİM VE İNSAN Prof. Dr. Ahmet ERCAN ahmetercan@ahmetercan.net
DEPREMCİLERE SORULAR
Artık, Türkiye’de “depremciler” diye anılan, konuştukça olaylar oluşturan bir küme bilim adamı var. Bunlar söylemleri ile Türkiye’de gündem oluşturuyorlar, günlerce, yedilerce (haftalarca) toplum onların sözleri ile hop oturuyor, hop kalkıyor. Ünlü bu depremcilerin eğitim ile uzmanlıkları hiç tartışılmadan, söylemleri hiç tartılmadan basın ile toplum bunların ardından sürükleniyor. Biri yüreklere su serpici konuşurken, bir diğerinin ağzından yakıcı, yıkıcı alevler çıkıyor. Toplum, “bir deprem sapkınlığı” içinde, tini (ruhu) bozuk bir oradan bir oraya yalpalanıyor. Ortam, doğruluğu kanıtlanamayacak öyle sözde bilimsel söylemlerle dolduruluyor ki, gerçek çözüm olan “sağlam yerde, sağlam konut” neredeyse gündeme gelmiyor. Acımasız, İstanbul’u büyük bir depremin beklediği, kentin yerle bir olacağı, artık çok büyük depremin kapının ağzında olduğu safsatası Türkiye ile İstanbul’un gezginciliğini (turizmini), tecimini (ticareti), yatırımın yurt dışına kaçmasını, iş yerlerinin, üretim evlerinin Bulgaristan, Romanya gibi yerlere kaçmasına, toplumun psikolojisinin bozulmasına neden oluyor. “Bilgilendiriyoruz” savıyla, bozum acımasızca sürdürülüyor. Kim doğru söylüyor, kim yalan?. Kim orundan (makamdan) güç alıyor kim bilgelikten?. Belli de, belli değil gibi davranılıyor. Bunlardan bir kaçına sorular sorsam nereden başlardım ?
1. CELALETTİN ŞENGÖR’E SORULAR 20 bin kişinin öldüğü 1999 depremi olduktan sonra “Çok yakışıklı bir deprem oldu” dediniz mi? Dediyseniz niye söylediniz? 1999 depreminden sonra, “İstanbul’da birkaç güne kadar 8.5’luk deprem olur” dediniz, olmadı. Sonra “yıl sonuna kadar olacak dediniz” olmadı. Sonra “önümüzde ki yıllar da olacak” dediniz, 8 yıl geçti olmadı. Bu kestirimleri niye göre yaptınız, neden yanılgıya düştünüz ?. Beklenen deprem büyüklüğüne 9.2 ile başladınız sonra 8.5, sonra 8’e, bugünlerde de 7.6’ye düştünüz. Bu tahmin bu kadar neden değişir?. 8 büyüklüğünde bir depremin çıkardığı enerji 7.6’nın 6 katı olduğuna göre bu fark önemli değil mi? Sonra siz “deprem önceden bilinemez” diyordunuz! Oysa bugün bakıyoruz, depremin büyüklüğünü, yerini, süresini, ne kadar yıkım yapacağını söylüyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi ? Sizi basın “depremci” diye biliyor, ancak siz akademik hayatınızda hiç “deprem bilimi” (sismoloji) dersi aldınız mı?. Sizin uzmanlığınız “Global Tektonizma “değil mi?. Deprem tahminlerinizi hangi fiziki gerçeklere bağlı olarak yapıyorsunuz ? Deprem konusunda sizin yapmış olduğunuz açıklamalar hep “bir büyük depreme” kilitli. Bu büyüklüğün dayandığı bir bilimsel gerçek var mı, yoksa sizin düşleriniz, özlemlerinizle mi tanımlı?. Halk sizin açıklamalarınızdan korkuyor, yatırımlar dışa kaçıyor, turizm etkileniyor, halkın ruh sağlığı bozuldu. Bunu nasıl açıklarsınız ?. Bu “büyük deprem söyle mi” bir çılgınlık olmasın?.
2. NACİ GÖRÜR’E SORULAR Deprem konseyi seçimle yapıldı, ve siz bununla yakından ilgilendiniz değil mi?. Peki seçim sonuçları niye açıklanmadı ?. Bu durumda %10’u depremci (jeofizikçi) olan bu konsey yasal mıdır?. Oysa Japonya’da bu tür bir konsey 12 kişilik, bunun 10 kişisi jeofizik mühendisi, bu Türkiye’de neden böyle?. Neden sismoloji ayrıca mühendislik jeofiziği konusuyla ilgili kişiler konsey dışında kaldı. Bunu seçim mi yoksa sizin başını çekebileceğiniz bazı kişiler mi belirledi? Deprem konseyi varken, siz birde DEPBİL diye yeni bir öbek oluşturdunuz. Ayni insanlar konsey içinde varken buna niye ihtiyaç duyuldu?. Bu yasal bir kuruluş olmadığına göre, sizin aldığınız kararların doğruluğunu kim tartacak?. Deprem konusunda siz yetkili misiniz? Öyleyse bu yetkiyi size kim verdi ?. Söylemlerinizi bir bilim kurulunun süzgecinden neden geçirmiyorsunuz? Çıktığınız TV programlarında hiç karşı görüşten birinin bulunmasına izin vermiyorsunuz, telefon bağlanmasını da kısıtlıyorsunuz. Bunda çekindiğiniz ne var ?. İrdeleme ve eleştiriye neden kapalısınız?. Neden her yerde, her düzenlemede ayni bu “üçlü” var?. Oysa bir çok başka değerli deprem bilimci var, bunlarla neden işbirliği yapmıyorsunuz? Denizde jeofizik (sismik) yaparak deprem büyüklüğü nasıl belirlenir?. Bunun dünyada bir örneği daha var mı?. Getirdiğiniz İtalyan ya da Fransız gemileri yalnız kırık “fay” bilgileri ile sınırlı mı kaldılar yoksa Marmara’da olası petrol yatakları üzerine de bilgi edindiler mi? Bu konuda ordunun iznini aldınız mı?. Kapalı denizimiz olan Marmara’ya ilişkin bilgiler Türk, Türkiye düşmanı Fransızların elinde midir?. Bu konuda, Genel Kurmay’dan bir izniniz varmıydı?. Gemiler geldiğinde, sürekli olarak gemi içinden röportaj yaptınız. “Gelecek hafta yeni bilgiler gelecek” dediniz? Sismik ölçüler sizin uzmanlık alanınız mı?. Sismik jeofizik mühendisliğinin bir yöntemi, oysa siz bir jeologsunuz. TMMOB olarak başka bir mühendislik dalında açıklamalar yapmak suç değil mi?. Sonra, deprem bilgileri hava durumu gibi haftada bir değişir mi?. Neden deprem konusunu sürekli sıcak tutuyorsunuz? “7’den büyük, hatta 7.5’luk deprem olacak” dediniz. Tek parça kırılacak dediniz, sonra fikrinizi değiştirdiniz. Demek ki söylemlerin tabanı yok. Peki, tabanı olmayan bilgileri kamu oyuna hangi sorumlulukla, nasıl sundunuz ?. Sizin bu tahmininizin dayandığı başkaca bir bilimsel verimi var?. “Deniz depremi söndürür “ dediniz. Oysa deprem yaklaşık 10 km derinde oluyor. Buna bir çok bilim adamı karşı çıktı bunu açıklarmısınız ?. Sizin uzmanlık alanınız “deprembilimi mi?” yoksa, “sedimantoloji mi”. Neden 1999’dan sonra depreme merak sardınız?. 2006’da deprem olacak diye bir açıklama yaptınız mı? Bu bilgi neye dayanıyordu?. Hangi farklı bilgilerden kalkarak, özellikle bazı basın kuruluşlarında sık, sık “deprem haberi yapıp”, depremi korkutucu boyutuyla gündem de tutuyorsunuz?. Siz eskiden de bu kadar ünlümü idiniz?. Ünün sürdürülebilirliğinde deprem kullanılıyor mu?
DİĞER SAYIDA HALUK EYİDOĞAN VE ŞENER ÜŞÜMEZSOY’A SORULAR
|