...Dedim ya, üç ay mı üç yıl mı ama üç zaman sonra bir yol var sana, hadi hayırlısı.
2. Fayans 2. Kare
Siyah saçlı bir düşmanın var senin, saçları uzun, bak öylece arkanda durmuş, sanki seni bir yerden itecek, senden uzun boylu sanki Zeynep. Senin iyiliğini istemiyor, bak görüyor musun, fincanın dibindeki en karanlık yere itecek sanki seni. Gülay olmalı bu, hani şu karaböcük, derste ne zaman söz alsan engellemeye çalışıyor. Aranız geçen aydan beri bozuk, günlüğünü okudu diye bağırdın ona sen, bir insan senin özel şeylerine nasıl bu kadar karışabilirdi ki, saygısızdı, terbiyesiz de, ne kadar samimi olursa olsun canım nasıl günlüğünü okuyabilir. Bir de onun sana tepkisi şaşırtmıştı seni. Hem suçlu hem güçlüydü. Diğer kızlar araya girmese nerdeyse saç başa girişecektiniz. Ama hiç yakışmayacaktı bu sana Zeynep. Bağırdıkça bağırdı Gülay, sanki sen onun günlüğünü okumuştun, orospuydun sen, taşralı orospu, üç gün olmuştu köyden geleli, bir de şehirlilere derdin işveli diye, öyle bağıdı Gülay, o günden sonra hiç konuşmadınız Gülay'la ama o seni her gördüğü yerde gözleriyle saldırdı sana. Oysa sen onu affetmeyi düşünüyordun. Alt tarafı bir günlük, nasıl olsa bir gün anlatacaktın Gülay'a yazdıklarını, en yakın arkadaşlarından biriydi. Ama gülay'ın nefreti hiç geçmedi, her gördüğü yerde sözleriyle saldırdı sana, "taşralı küçük orospu" diye küfretti fısıldayarak geçen gün tuvalette, anlamadın Gülay neden bu kadar düşmandı sana. Siyah saçlı düşmanın var senin, bak öyle arkanda oturmuş. Fincanın en karanlık yerine itecek sanki seni.
3 Kasım Cuma 1989
"İki yıl oldu evden ayrılalı, herhalde onun için özlemiyorum evdekileri. Zaten babamın o namus anıtı görüntüsünden de sıkıldım. Yine telefonu kapatırken "bize laf getirme" dedi, olur babacığım, sana laf getirmem, onunla bununla gezmem, yurttan okula giderim, okuldan yurda, sinemaya tiyatroya da gitmem, ne işim var canım oralarda, olur babacığım madem ki istiyorsun ot olurum. Güzel kızları olsa anlayacağım. Geveze, ağzı laf yapan bir kızları olsa anlatacağım. Benim gibi çirkin bir kıza, kim bakar ki. Gülay nasıl güzel konuşuyor ama. Bense dut yemiş bülbül gibi. İlhan geçen gün "Zeynep" diye bağırınca arkamdan ismimin ne kadar güzel olduğunu düşündüm. Belki de İlhan'ın sesi güzel, İlhan da Güzel çocuk, sanki ilgileniyor benimle, "sinemaya gidelim mi diye sordu, her yere gidebilirim onunla, nasıl üstüne atlamadım şaşırdım. İlhan'ı seveceğim. Ders çalışmam lazım. Uykum da geldi. Güzel bir gündü bugün. İlhan sayesinde." |