Son günlerde pek çoğumuzun yaptığı şey. Belki doğru ve yanlışlarını, getirip götürdüklerini tartışabiliriz. Beklentilerimiz, hayal kırıklıkları, aşklarımız ve dostluklarımız.
Tanışmak daha zor bence de.. Sen yazınca düşündüm evet haklısın.. Ve tabii ha burda ha asansörde.. Elektrik olmasını bekliyoruz..Olursa devam olmazsa olmuyor işte..
Bence en zor olanı tanışmadan önce veya sonra emek vermek..
Neyi nerede aradığın daha önemli. Kime demiştim unuttum ama sanırım şöyle bir cümleydi.
Avcı o çöp avcısı.
İster istemez çöplükte avlanacak.
Çöplerin en iyi parçalarını istiyor o kadar...
Burası öyle bir mekan mı acaba?
Ya da bizler öyle insanlar mıyız?
Eğer aranıyorsak tabii.
Daha da kötüsü;
aranıp da bulunur ve araşanlardan biri avcı
öbürü kuzu olursa
ki
kuzu av hayvanı değildir.....
Yandı gülüm keten helva
ya da
Yandı kuzum keten helva......
Evet, emek vermek gerekli diye düşünüyorum. Bu konuyu açmamdaki amaç, şu sıralar çok moda olan internetde tanışıp buluşmanın, bizim gibi burda olanlar tarafından tartışılmasını sağlamak. Yani ben kendim için bunu istedim. Burda yazan insanlar olduğumuza göre, bence herkesin en azından 1 deneyimi vardır diye tahmin ediyorum.
Emek konusuna gelince; İnternetde tanışmanın, asansörde tanışmakdan farkı yok. Yani bence internetde tanışıp gerçek hayatda görünce, amerika'yı yeniden keşfetmiş olmuyoruz. Ha belki biz erkeklere genetik kodlamalrı gereği kadınlara kıyasla daha hazlı hayaller kurdurabilir bu. Gene de benim geldiğim nokta emeksiz olmadığı. Tanışırken de ve buluşdukdan sonra da emek.
Çünkü aşk emek ister ve hepimiz biliyoruz ki iki kişilikdir.
Ayrıca ilişkilerin ailevi, seks vs diye bölünemeyeceğini düşünüyorum. Sadece seksüzerine kurulu uzun süreli ilişkiler olamaz. Yani sadece seks yapmak için biriyle olayız di mi? en azından onunla seks yapmayı SEVDİĞİMİZ için oluruz. Hayat bence muazzam dengelerin olduğu hiç de kolay olmayan bir oyun. Her anımız iletişim sorunları içinde geçiyor farkına varmadan.
Konuyu dağıttım sanırım ama ne olursa olsun, internetin bunu bize sağlamsından dolayı çok olumluyum. Bence gerçek hayatdan hiç farkı yok.
Bir. Bence tanışmak avlanmak değil. Ama bazılarınca tanışmak sadece avlanmak için gerek.
İki. Bence burası çöplük değil. Ama bazılarınca yaralı, zedelenmiş, hırpalanmış yani kendini savunmaktan epeyce uzak kalmış hatta savunamaz hale düşmüş avların kolayca elde edilebildiği bir çöplük.
Üç. Bence sosyalleşmek kovalamaca değil. Ama bazılarınca sosyalleşmek sadece iki ayrı cins arasında ve belden aşağı organlarını kullanarak yapılması gereken bir organizasyon türü. Bunun ayırdına varabilmenin en güzel yolu da internetten edindiğin arkadaş sayısında karşı cinslerin toplama oranlarını ölçmek.
Mesela benim ICQ listem yarı yarıya erkek ile dolu. Kalan ve dişi olan insanların içerisinde hiç görmediğim daha öz bir deyiş ile karımın hiç görmediği dişi sayısı 2(iki) adet. Bir adet de benim gördüğüm ama karımın henüz görmediği dişi bulunmakta.
Bunlarda anlamak isteyenler için ne büyük dersler vardır.
% 80'i kadın
Bunlardan 2'si hariç hiç birini kız arkadaşım görmedi
5 tanesini ben hiç görmedim
Şimdi,
Bana göre tanışmak, avlanmak için mi olmuş oluyor?
Bana göre burası yaralı, zedelenmiş, hırpalanmış yani kendini savunmaktan epeyce uzak kalmış hatta savunamaz hale düşmüş avların kolayca elde edilebildiği bir çöplük mü olmuş oluyor??
Bana sosyalleşmek sadece iki ayrı cins arasında ve belden aşağı organlarını kullanarak yapılması gereken bir organizasyon türü mü olmuş oluyor???
Çünkü Sayın Bilg'in idddia ettiği üzere, internetten edindiğim arkadaş sayısında karşı cinslerin toplama oranları çok yüksek.
İnternetin Psikolojik Etkileri Üzerine Bir Çözümleme Çalışması
September 28 2001, 1:01 PM
Hala daha öğrenci olsaydım, tez konum bu olurdu.
Önce şu "sanal ortam" ne demektir ona bakalım. Türkçe sözlük şöyle diyor:
Sanmak:
Bir şeyin olabileceğini, olacağını ya da olamayacağını kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek.
Buradan hareketle sanal ortam denen şeyin açıklamasına gitmek gerek.
Günlük dilimizde, "sanmam","sanırım","sanmıştım","hiç sanmam","sanıyorum" gibi kısaca, sanmak fiilinin çeşitli çekimlerini sıkça kullanırız.
Sanarken, sanmazken, sandığımızda ne yapmış oluyoruz? Hangi durumlarda sanıyoruz?
Yukarıdaki tanıma bakacak olursak bir şeyin olabileceği, olamayacağı ile eşit ağırlıkta gibi görünse de "olabilecek olanın" hissesi % 51.Buna da "inanmak" söz konusu.
İnsan, bilmediği şeye inanır.
Bir basamak çıkıyorum şimdi ve diyorum ki:
Karşılıklı yazıştığınız ya da bir forumda yazılarını okuduklarınız sanal olabilir mi? Durup, yahu bu yazan, insan mıdır, eşya mıdır, kurbağa mıdır der misiniz?
Yazan, yazdıkları okunan, kanıyla, canıyla,fikriyle, zikriyle bir insandır.Onun insan olduğunu sanmayız.
Gorgias, yukarıda erkeklerin genetik itibariyle daha hazlı hayalleri olabileceğinden söz etmiş. Bu cümlede durdum ve bir epey düşündüm.
Nesini hayal ederiz o insanın? Niye hayal ederiz ve neden hazlı bir hayal söz konusu olur?
Bu sorularla ilgili fikirlerinizi aldıktan sonra devam edeceğim.
Burada icq listesi tartışılmıyor ki.
Benim listeme bir er kişi eklense, senin ihtimal hesaplarından yola çıkarak, hemen bir hatunu da mı almalıyım listeye?
Yaşamımda kafa kafaya denk geldiğimiz erkek arkadaşlarım, kız arkadaşlarımdan daha çoktur.
Erkekler hazlı hayallere yani kadınlara göre daha hazlı hayallere dalabilirler dedim. Çünkü ekleyerek dedim ki: Genetik kodlamalarından dolayı.
Neyin iyi neyin iyi olmadığını belirtmek için yazmadım. Keşke insana insan gibi yaklaşıp, hiç hayal kurmadan hayatın bize sunduklarını yaşasak. Sonuçta yukarıda denilene geliyoruz. Erkekler sandırıyor ve kadınlar sanıyor. Tabi bu da genel için geçerli. Buna uymayanlar olabilir veya beğenmeyenler.
Ama sonuçta beklentilenler çakışmayınca, sandırılan çekip gidiyor. Yani oyun bozuluyor.
Aksi olursa yani sandırıp da, ilişkimizi yaşamaya devam edersek, sonu ne olur? Böyle bir ilişki çekilebilir mi? Ben çekemem. Çeken varsa konuşalım:)
Tam da niyet konusunu ele alacaktım ki sen, sanmak, sandırmak üstüne kurulmuş ilişkilerden dem vurdun.
Sandıran gün gelip yakayı ele vermez mi? Ya sandıran çok akıllı olacak, ya da sanan süzme salak.
Ben karşı tarafa, " notalarımı nereye koyduğumu hatırlamıyorum.İki gündür onları arıyorum" desem ne anlaşılır? Benim bir enstrüman çaldığım. Diyelim ki ben bunu uydurdum ve bir estrüman çaldığım "sanılsın" istedim.Ya karşı taraf bana müzükle ilgili bi şey sorarsa da cevapsız kalıverirsem?
Bu sadece örnek.
Niye öyle sanılmasını isterim? Ya da bu istenir?
Sorun burada odaklanıyor ve biraz olsun olayın psikolojisini deşme fırsatı çıkıyor.
Haklısın. Ben bir adam daha öne gitmek istiyorum.
Diyelim ki sandırılan, sanmaya devam ediyor. Gerçekde sanal olanı yaşamı boyutuna geçecek kadar saf diyelim.
Sandıran bu durumda hayatına nasıl devam edecek?
Eğer bu bir aşk ise nasıl dokunacak?
Sabah uyandığında gülebilecek mi?
Dost ise nasıl paylaşacak?
Büyük yalanlardan bile bahsetmiyorum. Bazen sandıranın da yalanına veya kendi oyununa inanması diyelim ve ardından gelen sızı. Kaçmaya çalıştığı ve bu sefer kendini sandırmaya çalıştığı kendi yalan sanallığı. Sonu belki de delilik. Ne dersin olamaz mı?
Arkadaşlarımı dostlarımı cinsiyetlerine gre değil, kişilik kalitelerine göre seçerim. İhtimal hesaplarını doğru çıkarmak gibi bir misyonum olmadığından, istatistiksel verilere pek değer vermem dost seçiminden.
Listemdeki kişileri "dişi" olarak değil, "kadın", "insan" olarak görmeyi tercih ederim.
Bu kişileri kız arkadaşıma göstermeme nedenim, kendimin de çok seyrek okazyonarda görmem ve şu ana dek hç bir ortak sosyal etkinlikte bir araya gelmemiş olmamız.
Gösteremedim diye bir şey yok, çünkü benim hayatımı paylşatığım kadından gizlediğim hiç bir şey yok.
Icq listemin %802i kadınlardan oluşmakta
bunların bir kısmını kız arkadaşım,
bir kısmını ben hiç görmedim
Internette sohbet etmek için genellikle kadınları tercih ediyorum.
Haklısın JAI,
İyi niyet kelimeleri çok uygun değil "sandırmak" gibi bir olumsuzluk ifadesinde. Uzun cümlelerle hayat kısaltmamak için, kısaca geçmeye çalışıp, anlatamamışım.
" Sandırma " eyleminin, tamamen, karşınızdaki kişinin, hissettiğiniz ya da " sandığınız" diyelim, beklentilerine uymak amacıyla yapıldığını varsayarak,sandıranın, kendisinin bile belki çok fazla farkına varmadan, büründüğü tavır ve/veya karşısındaki kişinin beklentilerini de bir tarafa bırakarak,henüz başaramamış bile olsa, olmak istediği/olmaya çalıştığı/özendiği kişilikleri " iyi niyetli sandırma" kavramının içine sokmaya çalışmıştım.
Bir de bilinçli ve karşısındaki kişiden tamamen bağımsız olarak, internette sosyal,fiziksel, ruhsal, maddi koşullarını gizleyerek ki bunlar benim "uzun gölgeli cüceler" sınıfına soktuğum kesimdir,yazıştığı ve daha sonra tanıştığı kişilerle, maddi ya da manevi çıkar sağlamak amacıyla, organize olmuş kişi yada gruplardan sözediyordum.
Sözünü ettiğim her iki grupta da kadın/erkek cins( cinsiyet değil) ayrımı bulunmamaktadır. Genetik kodlamalarını bilmiyorum ama ben " insan" dan söz ediyorum
Ben "yazıklar olsun şu kadar seneye meger seni tanıyamamışım"
Siz bu lafı sadece internet furyasından sonra mı duymaya başladınız?
HAYIR...
Bu ve benzeri cümlelerin müsebbisi internet degildir.
İnternet ortamında türlü iletişim ortamları oluşturulmuştur.
Bu iletişim ortamını bir sosyalleşme ortamı haline getiren en buyuk etken "meraktır."
Yeni ve farklı bir kişilerin bulundugu bir iletişim ortamı.
Cazip olması konusunda başta gelen sebep merak dedik...
Başka?
Bir başka çok önemli etken ise hala hazırda bulunulan ortamın iticiligi dir.
Demekki bir ortamı cazip hale getiren sadece ortam ve siz degilsiniz. İçinde bulundugunuz ortam da sizi buna itebilir.
Bu ortamda kameralar,mikrofonlar devreye girmişse de, internet bir çok duyunun tam olarak ve saglıklı "çalışmadıgı" bir ortamdır.
Her ne kadar asansorde tanışmaya benzettiysem bunu bir "vesile" manasından öte söylemedigimi de belitmeliyim.
Salt "tanışma" karşılıklı isim ya da lakab ile olsa dahi bir hatır sorma ve temel sorulardan öte bir kontakt seviyesinden ileriye gitmeyen bir kısımdır.
Tanışma internette kolay gibi görünse de bu duyulardan yoksun olunmasından dolayı bir çekingeyi de beraberinde getirmektedir.
Tanışmanın bir sonraki merahlesi TANIMA dır.
İşte bu "Tanıma" kısmında ne oluyor ise oluyor.(tanıma ve tanıtma)
Bu kısımda kişiler kendilerine ait nedenler ile bir tercih yapıyorlar...
Çok degişken sebepler ile degişken tavırların takınılabildiği kısım işte burada başlıyor.
Kişi o anda bir tercih yapıyor;
Ya oldugu gibi görünüyor.
Ya da oldugundan farklı görünüyor.
(Burada bir yorum yapmam gerekirse bence her ikiside kişinin olagan bir tercihidir.Yani kişinin ortamın sagladıgı bu olanaktan yararlanmakta özgürdür.Kendince sebepleri vardır.Kendince niyetleri vardır. Karşısındaki kişi de tepkisinde özgürdür.Kimisi bunu anlayışla karşılar,kimisi ise buna olumsuz tepki gösterir.Karşınızdaki kişiden her zaman sizin prensipleriniz çerçevesi içinde hareket etmesini beklemek gereksiz yanılgıklara ve üzülmelere veya hayal kırıklıklarına neden olabilir.)
Kısacası bu ortamda herkes bilinçli ve buna baştan hazırlıklı olmalıdır.
Kişilerin oldugundan farklı görünmeleri nasıl olabilir?
1-Kişi kendini farklı tanıtır
2-Kişi teknik beceriler ile farklı amçlardadır.
3-Kişi kendini oldugu gibi tanıtır ancak niyet konusunda farklı beklentilerdedir.
Aslında bu yazdıgım noktalar gerçek hayattaki yanılgılara/yanıltmalara çok benziyorlar.
*Çok zenginmiş gibi görünüp aslında karşılıksız çekler ile iş yaparak mal alan satan dolandırıcılar...
*Bekarım diyen evli çıkan insanlar
*Boşandım diyerek hala beraber olanlar.
*Evim diyerek garsoniyere gidenler
*Aldatanlar
*Yalan söyleyenler
*Emineye gidiyorum diye çıkıp Emin e gidenler yok mu?
İnternetteki bu İLETİŞİM ortamlarına hemen SANAL ortam diye bakmak yanlış olur...
Ortam bir iletişim ortamıdır.
Ortamı sanal yapanlar ise kullanıcılardır.
Daha fazla MERAK uyandırmak adına tercih edilen bir SANAL kişilik yaratma durumunda kişi hem bunu sürdürecek böylelikle SANAL bir kimlikle SANAL cevaplar alacaktır.
Zira aldıgı cevaplar kendisine degil yarattıgı kişiye olacaktır.
Sanal bir kişiligi oynamak SAKLANAMAK ile karıştırılmamlıdır.SAKLANMAK kişilere göre degişkenlik gösteren nedenler ile yapılmaktadır bence.Çekinge,merak uyandırma,cazip hale gelme,korku ya da tedbir gibi nedenler ile girişilen bu durumu SANAL bir durumdan ayırmayı da bilmek gerekir.
SANAL ile SAKLANMAYI ayırmanın gerekliligi üzerine yazdım.
Konu başlığını gördüğüm zaman, nette tanışma ve buluşmayı sadece net aşkları ya da sevgileri anlamında almamıştım.Dostluk kelimesini kullanarak çok iddialı olmayalım ama hiç değilse tanıdıklıktan öte, arkadaşlıkların kurulduğu bir çeşit sosyalleşme ile ilgili bir forum ortamı olarak düşündüm..
Bu nedenle, internette aşk ile ilgili ,hiç bir yorum yapamayacağım sevgili JAI, çünkü ben aşık edebilmek ve olabilmek için , dokunmanın şart olduğunu savunanlardanım ..
Net ortamında, insanların birbirlerini tanımaktan çok, tahmin ettiklerini düşünüyorum.
Bu anlamda da, gerçekte karşılaştıkları zaman, daha çok " tahmin ettiğim "den farklısın/ im gibisin " ya da " anlattığın gibisin/değilsin den öte gidilebileceğine,"seni yanlış tanımışım"sözlerinin çok gerçekçi olmayacağını düşünüyorum.
Sandırılıyoruz,
Tahmin ediyoruz,
Sanıyoruz,
İnanıyoruz
Ama tanımıyoruz ya da,
tanıyıp, tanıyamadığımızı
bilmiyoruz...
karşılaşmak
tanışmak
etkilenmek
meraklanmak
tanımak-tanıtmak
kandırmak-kandırılmak
üzmek-üzülmek
seks
heyecan
istek
yalan söylemek
hepsi mümkün.
Aynen gerçek hayatta oldugu gibi.
İnternette vesilesi/aracılıgı ile AŞKI bulmak ile İNTERNETTE AŞKI yaşamayı ayırt etmek lazım bence.
Her ne kadar internette aşkı yakalamak kulaga daha uygun ve hoş gelse de internette birbirini dahi görmeden AŞK yaşayan insanlar var.
Birbirini görmeksizin aşkını ilan eden,aşkı sürdüren,kavga eden,barışan ayrılan insanlar var.
Bunların üstüne büyüteç tutmanın bir yararı yok bence zira bizi(en azından beni) aşar.
Bunlara bunu yaşatan sosyal/özel etkenler olmalı.
Profesyonel müdahale gerekir böyle tiplere bence.
Aşkın tabiri caiz ise bokunun çıkarıldıgını dusunuyorum.Hiç görmediginiz biri ile aşk yaşamak ya aşkı bilmemektir ya da sanal ve de defolu platonik durumdur.Bu gibileri hakkında daha fazla yorum yapamayacagım.
Kısacası internet bir iletişim ortamıdnı da size sunmaktadır.
O ortamın nasıl kullanıldıgına ise katılım yapanlar karar verirler.
Bu ortamın salt varoluşunun neden oldugu bir negatif/pozitif durum bence yoktur.
Onu kullananlarda var diye düşünüyorum.
Benim için herhangibir konuda fikir ayrılığına düşmek artık sevgili diye hitap ettiğim bir insana Sayın terimine dönmem için yeterli neden değildir. Eğer kabul eder ve uygun görürsen eskisi gibi devam etmek istiyorum.
Senin listende neden %80 dişi var onun gerekçesini en iyi sen bilirsin.
Eğer senin yaşında olsaydım muhtemelen benim listemde %90 dişi olurdu. Bunların en az %80'i için de amacım sadece ve sadece seks olurdu.
Öncelikle, "Sevgili", "Sayın", "Ağabey" gibi sözler benim için anlam ifade ederler ve unları benim nezdimde hakkettiğini düşündüğüm kişilere sarfederim.
Hele ki ağabey sözü, Sultani'nin de etkisi ile sanırım, benim için nerede ise kutsaldır, sadece saygı duyduğum, saygımı hakkettiğine inandığım kişilere sarfederim. O sözü size de kullanmakta idim, ancak farketti iseniz, malum bir olay sonrasında kestim bunu.
Çevremdeki kadınlardan sevgilim olanlar oldu geçmişte, cinsellik yaşadıklarımda. Ancak çevremde olmasına izin verdiğim bu kadınlar (iddialı bir söz ama seçici davranırım çevrme kimleri sokacağım konusunda), icq da olsun, diğer sosyal ortamlarda olsun, için amacım asla sadece seks konusunda yararlanmak olmadı.
Böyle bir davranış sergilemeyi kendimce şerefsizlik, böyle bir davranış sergileyebileceğimin ima edilmesini de kendime hakaret sayarım.
İnternette aşk konusuna Gorgias'dan hareketle geldim.Böyle bir şeyin mümkün olup olmayacağına dair bir fikrim de deneyimim de yoktur.
"İnternet aşkım","internetteki sevgilim" sözlerini işittim, işitenleri işittim.
Ancak, biri İstanbul'da gerçekleştireceği bir sanat etkinliği nedeni ile, giğeri bu etkinliği gerçekleştirenin vasıtası ile, bir diğeri ise dolaysız,düz bir merhaba ile tanıdığım, üç can arkadaşım oldu.
Konuşmalara, yazmalara geceler yetmedi.Konular tükenmedi.Paylaştıkça artan, çoğalan, üreyen, birbirimize iyi gelen tonlarca şey çıktı karşımıza.
Ne mi oldu? Bu insanlarla çeşitli vesilelerle karşılaştım.Her biri birbirinden parlak, birbirinden güzel, birbirinden akıllı insanlardı.Her birinin gözünde bin yıllık bir dostluğun, bin yıllık alışkanlığının ışığı vardı.Ben onları sanmadım.Onlar öyleydiler, hala daha öyleler.
Hitap ederken,saygı ve sevgi için bile bana abla dememeni rica ederim.. ( ben söyliyeyim de)
Kadın ya da erkek ,neden sadece seks yapmak için birisiyle beraber olma fikri bu kadar itici geliyor insanlara,gerçekten ama gerçekten merak ediyorum..
Üreme üzerine kurulu bir dünyada yaşarken...Hangi değer yargısına aykırıdır bu..
"amacım asla sadece seks konusunda yararlanmak olmadı." cümlesini senin gibi birine dahi yazdıran, hem kadını hem erkeği aşağılayan, kadın, erkek ve toplum zihniyeti ise beni çıldırtıyor..
Aşkla ya da aşksız seks iki kişi arasında olmaz mı?
Yararlanmak ise bu her iki taraf için de geçerli değilmidir..
Yok böyle bir saçmalık..
Kendimizi "verici" olmaktan, yararlanılan bir az gelişmiş konumundan ne zaman kurtulacağız..
İlk önce şunun farkına vardım ki konu ne kadar derin gizemler içeriyor değil mi? Benim anladığım herkesin internetde tanışdıktan sonra gelecek bir tanışma için beklenti sahibi olduğu. Beklenti kişilere göre değişiyor ama o da çok ayrımlara bölünmüyor.
Normal hayatımızda da ne isek tanışdıktan sonra da esasında o oluyoruz. Ama tanışdıktan sonra tanışma biçimi hep bir yerde hazır olarak bekletiliyor mu? Gerekli anlarda çıkarılıp masa üstüne konulmak için ?
Sanaldan geçeğe taşıdığımız ilişkilerimizi, sadece gerçekde gerçekleştirdiklerimiz kadar doğal yaşayabiliyor muyuz? gerçek gibi yaşamak için ne kadar zaman geçmesi daha doğrusu nelerin yaşanması ve paylaşılması gerekiyor?
Hangimiz terddüt etmiyoruz buluşmadan önce veya 2 ve 3ncü buluşma da bile? BU paranoyaya değer mi?
Yaşım kemale erdi denecek kadar var ve listemde sadece karşı cins var. Bu benim beklentilerimle ile ilgili. Benim ile konuşmak isteyen hem cinsime tabii ki hayır demiyorum ama uzun süreli olmadı hiç. Türk veya yabancı. ( Yabancılar genelde gay zaten)
Bence sanal ortam bana gerçek hayatımda zaman ayıramadığım ve kendi kısıtlarımdan veya toplumun kısıtlarından dolayı kuramadığım iletişimi ilerletme şansı sağlıyor ve gerçeğe taşıyp onu orda yoğurmaya çalışıyorum. Çoğumuzun da böyle olduğunu düşünüyorum.
Sandırmak ve yalanı da ayırmak gerek yalnız. Sandırmak belki benim bile inandığım yalanlar. Neden? Karşımdaki soruyor.. Sen neye benziyorsun? Ben: Ben hoş biriyim.
Bu sandırma işte ve kendini inandırma. Ama evliyken hayır değilim demek vs. yani SKOR olayına girmek.:ğrenç v emide bulandırıcı.
Bu bulandırıcılığı bilmek de ayrı bir paranoya kaynağı.
Buluşana kadar etkilenmek, elektrik almak, aşık olmak, huzur bulmak, paylaşmak gibi fiilere bağlı cinsel heyecanlar duyuluyor. Buluşulduğu anda ip kopuyor zaten. Ya evet ya hayır. Herşey bitti. O zaman işte olgunluk devreye giriyor. Bunu hazmedip insana saygıdan dolayı en azından o anı tamamlayabilmek ve elinden gelen en iyisini yaparak.
Her türlü sanallığın en kısa zamanda gerçeğe döndürülmesi ve hemen çerçevesinin çizilmesinden yanayım.
Keşke aşkı gerçek hayatda da bu kadar kolay tanıyıp onla bu kadar kolay tanışabilseydim.
Çevremdeki kadınlardan sevgilim olanlar oldu geçmişte, cinsellik yaşadıklarımda. Ancak çevremde olmasına izin verdiğim bu kadınlar (iddialı bir söz ama seçici davranırım çevrme kimleri sokacağım konusunda), icq da olsun, diğer sosyal ortamlarda olsun, için amacım asla sadece seks konusunda yararlanmak olmadı.
Bunlar bende senin ''sevgili'' konumunu daha da sağlamlaştırır.
Şimdi bir de kendini benim yerime koy. Aklına MGK ile yaptğımız tartışmaları getir.
Hocasının İsmet İnönü'ye behey sağır salak dediği tartışma dahil hangi saflarda yer aldığına bak.
Sanal ya da gerçek, nerede tanışıldığının değil, kiminle tanışıldığının önemi var elbette..
Dostlarının, söylediğinin 1000 katı dostluğunu hakettiğinden de eminim..Ben de böyle dostlara sahibim.. Hatta bir kısmı burada forumda yanıbaşımda yer alıyorlar..
Dinlediklerimi, gördüklerimi, okuduklarımı özetle başkalarının tecrübelerini kendime tecrübe sayarsam ve üzerine kendi yaşadıklarımı da eklersem,sadece ve sadece sanalda kalan internet aşkları ve sevgilerinin mümkün olduğunu bildiğimi söyleyebilirim.
İşe cinselliği bana yöneltilen bir ileti karıştırdı.
İki kişi birbiri ile bir çok ortamda karşılaşabilir, tanışabilir.
Bir arkadaş toplantısı, bir asansör beklentisi, hatta bir trafik kazası. Guy Ritchie'nin "The Snacht - Kapışma" filmindeki karakterlerden birinin adı Turkish'tir, çünkü anne babası THY nin bir uçağının geçirdiği bir kaza ile tanışmışlardır.
Tanışmalar, sonralarında pek çok değişik şeye yol açabilirler. Örneğin bir gün "canım çok sıkılıyor" şeklindeki bir mesaja verdiğim yanıt benim için bir yıkımla sona eren 9 aylık bir gönül ilişkisinin başlangıcı olmuştu.
Ancak önemli olan sonralar değil önceler. İki insan arasında yaşanan herşey o iki insanın özelidir, mahremidir.
Tanışmalara geri dönelim. Şahsen ben Internet ortamını sanal bulmuyorum. Internette sohbet ettiğim bir kişi ile bir café de oturup çay içtiğim kişinin bence hiç bir farkı yok.
Kendim aslında asla yalan söylemem, sohbet ettiğim kişiyi asla bekletmem, sohbeti asla yarıda kesmem. Bu adabı muaşaret kurallarına, karşımdakinin de uymasını beklerim.
İnandığım bir şey, doğru elektriği kurduğunuz bir kişi ile Internette çok hoş sohbetler gerçekleştireileceğiniz. Internette tanışmak böyle oluyor bence, buluşmak ise, tanışmanın bir ya da bir kaç adım ötesi.
Esasında tarışacak bir şey kalmadı gibi.. Herkes aynı şeyi söylüyor.. Yani kimi yolun öbürü diğerleri de beri tarafında ama herkes yolda sanırım.. Dengeler hakim..
Yoksa yeni bir tartışma mı başlatmak gerekli? Ne dersiniz?
Özetle dedigi bu.
Bırak bu işleri Şeyh-ül forum...
Gittikçe batıyorsun.
Kuşanmış silahlarını av arıyor.
Bu kez tribune oynamayacak.
Zira bana kilitlenmiş vaziyette.
Çöplük dedigi internette buldum ben bunu.
Hakkını veriyor olmalı.
Siz hiç bu lafı duydunuz mu?
Ben defalarca duydum...
Böyle bir yaklaşım var.
Üstüne üstlük bunu söyleyenler ise internetve internet üzerindeki çeşitli iletişim araçlarını enine boyuna kullananlar.
Hatta bir kaçı burada yazıyor.
Bu yüzden yazılanlara itibar etmiyorum.
Edesim gelmiyor.
Çünkü inanmıyorum.
**************
Bardan tanışılandan adam/sevgili/eş mi olur?
İnternetten tanıştıgından doru dürüst eş sevgili mi olurmuş.
Ben bunu diyen azıcık irdelemeden yoksun kişilere şunu anlatıyorum.
Kızkardeşimin tesadufen görerek benle tanıştırdıgı gayet mazbut bir hanımefendi ile konuşuyoruz...
Sizinle karşılıklı bir polemiğe girmek istemiyorum.
Size kırgınım, çünkü gözünüzü gereksiz bir hırsın bürüdüğünü ve nedensiz yere agresifleştiğinizi düşünüyorum.
Daha önce söyledim, yer aldıüğım tek saf, kendi saflarımdır. Birinin haklı olduğunu düşünüyorsam o zaman kendi safım ona yakın düşebilir. Siz fikirlerimiz örtüştüğü ve bir dostluğu paylaştığım için zamanında beni "yardakçısı" olarak tanımladığını MGK ile işbirliğinde olduğumu düşünüyorsanız öyleyim.
İnönünü muharebesini öğrencilerine tahtada çizdiği şema önünde anlatan bir hoca benim gözümde İnönüye saygı duyuyordur. Sağır Salak sözü o an öğrencvileri güldürmek için edilmiştir. Ancak siz, bu sözü kendinizi haklı çıkarmak adına sakız gibi doladınız ağzınıza.
Gibi uzattınız o sakızı. Üstelik bütün bunlar konuşulurken, bana icq da "bak sana nasıl geçirdim forumda" diye mesaj attınız. Aynı gün içerisinde, Forumda bana
"Ben birini ''itlaf ettik'' desem ne kadar çirkin olur değil mi?
Bu da bir deyim. Ama son derece çirkin. Bırakın Sailor gibi adam gibi adama kullanmayı bu forumda sürüyle bulunan ve bu deyimi hak edenlere dahi kullanmam."
dediniz.
Benim de size en son icq mesajım "lütfen bir daha bana "sana geçirdim demeyin" oldu.
Siz kendiniz verin kararı hatalı mısınız, değilmisiniz.
Foruma katılalı çok olmadı ama burasının belli müdavimleri olduğunun ve bunlar arasındaki sohbetlerin burada özel bir anlamı olduğu aşikar.
Ama ya konu başlığı?
Konu başlığına ne kadar uygun yazışmalar yapıldığının farkında değilmisin?
İnternette tanışma ve buluşmanın gerçek hayatta tanışma ve buluşmalardan hiçbir farkı yok gördüğün gibi..
Gerçek hayatta da kişiler birbirleri ile ne yaşıyorsa, aynen bu ortamda da yaşanıyor...
"Dalaşma, nefret, sevgisizlik, sahtekarlık, oyunlar, maskeler, nalıncı keserleri, nabız şerbetleri, ikiyüzlülük, had bildirme, dedikodu" özellikle "din" forumunda gerçek hayatı sanalda gözlerönüne nasıl serdiklerini görmüyormusun?
TV lerde en çok rating alan programlar hangileri, en çok kavga çıkanlar, en fazla dedikodu yapılanlar, en kanlı görüntüleri yayınlayanlar..
Hep demişimdir..
Nefret sevgiden çok daha kolay kazanılabilen bir duygudur.
......
Sizinle ya da başkası ile, özel yazışmalarımızı mümkün olduğu kadar buradan uzak tutmaya çalışırım ben Sailor.
Paylaşacak keyifli birşey olmadığı takdirde.
Bir düşünün bakalım bir insan bir başkasına ''bak sana nasıl geçirdim'' diye lafı neden eder özel konuşmasında. Hemde aralarında bir kavga yok iken.
Bunun nedeni samimiyete güven olabilir mi?
Böyle bir söylemin cevabı ne olmalı diye sordum bir sevgili dostuma. Aynen şöyle yazdı;
''Tamam len sen görürsün...''
Bizim özel ve paylaşılmayacak o kadar çok yazımız var ki MGK ile. Hem de forumda saç saça baş başa kavga ederken. Onun fikri ona, benim fikrim bana. Fikirler elbette yüzde yüz çakışmayacak kimse ile ama ortak noktalar keyif verdiği sürece dostluklar sürecek.
Ben burada kendimce MGK da hoşlanmadığım bir yanını düzeltme çabası vermekteyim. Bunda da başarılı olabilmek için zaman zaman da tartışmanın dozunu bile kaçırmaktayım bilerek ve isteyerek.
Nedeni de tek. Bu yanı sadece beni değil birçok insanı rahatsız ediyor. Tartışacağı konuyu değil kişiyi hedefliyor MGK. Zaten tartışma konusunu açarken bile hedef seçiyor. Bu onu kanımca sevimsiz yapıyor tanıdıklarının gözünde. Ben de buna inandığım için yanlışlarını sergilemeye çalışıyorum.
Bunlar tamamen benim inançlarım ve doğru olmak mecburiyeti de yok. Siz ise ortada konu bile yokken ya da kalmamışken taraf seçmek durumunda kalıyorsunuz dostunuza destek vermek üzere. Nedense de hep aynı tarafı seçmek zorunda kalarak üstelik.
Ortada fikir olsa ve fikir için mücadele verseniz içim yanmayacak ama MGK ya destek verdiğiniz şu tarih hocası olayında fikir ne idi hatırlıyor musunuz?
bekaret = leş idi.
Siz bu fikire katılıyor muydunuz acaba? Önce ve sonraki yazılarınızdan edindiğim intiba hayır bu fikre katılmıyordunuz. Peki bu fikrin karşısında ne yazdınız MGK hazretlerine.
Tek kelime bile yazmadınız.
Borç ödemek ile karakter oluşturulamaz. Ancak borç ödeyerek karakter bozulabilir.
İnce ayrımın farkına varırsanız belki birgün bir yerde buluşuruz. Yoksa bu ortamda biz MGK ile çatışmaya bir sürü konuda devam edeceğiz ve siz her sefer yerinizi alıp sonrada bana sizinle muhatap olmak istemiyorum deyip özel konuşmalarımızı bile yazacaksınız.
Sırf bu gereksiz ve aptalca yazışmalardan uzaklaşmak için.
Bir arkadaşım aynen şunu dedi.
"Meyva veren agaç taşlanır.
Sen yazılarına ve kendi dünyanı ve gözlemlerini yansıtan yazılarını yazmaya devam et.
Biz seni yazılarınla tanıyoruz.Onları okumak istiyoruz.Sen meyva vermeye devam et taş atan eller yorulur ve belki utanır ve vazgeçerler."
Onun bu dedigine katıldım ve yeni başlıklar açtım.
****
Sevgili Gorgias,
Başlıgın aynen burada duruyor.Yazacak çok şey var daha.
Ben bu internette buluşmak ve tanışmak konusuna en son "Zihniyet" ve "Çifte standart ahlak yapısı" açısından yaklaştım.
Buluşmak ve tanışmak konusunda beni deşele biraz daha.Neler bulursun neler.
İnternette TANIŞMAK ve BULUŞMAK için başta lazım olan şey nedir?
Bir BİLGİSAYAR ve bir MODEM mi sadece...
Hayır.
Öemli bir nokta atlanıldı...
İntenette tanışmak ve de buluşmak için en gerekli unsur
ARAMAK tır.
Bu noktaya deginmeden geçmek bu başlıga haksızlık olacaktır.
ARAMAK...ARANMAK...ARAYIŞTA OLMAK...
ARAYIŞTA olan bir kişinin başvurdugu CAZİP ve KOLAY bir ortam olmuştur internet.
Neden internet daha cazip...
Ben bunu internet aracılıgı ile tanıştıgım hatırı sayılır sayıdaki kişilere sordum.
Diyorum ki...Bir insan grubunun içerisinde tanımadıgınız ve karşıda duran bir hanfendiye/beyefendiye gidip kendinizi tanıtarak onunla tanışmak istediginizi söylermisiniz?
Genellikle erkeklerden gelen cevaplar "uygun anı kollarım"bayanlardan gelen ise"hayır canım olur mu öyle şey" oldu...
Evet internette "araşmak" ve "tanışmak" daha kolay yapılıyor.
Arayışta olan kişi ya da kişiler kendilerine kalabalık mekanları seçerler.Bunun için gerekli girişimi yapabilecegi seçeneklerin daha fazla olacagını sanırım söylemeye gerek yok.
Şöyle içten ve egriye egri dogruya dogru olarak düşünün bakalım.Bu arayış ile etrafa göz gezdiren insanların göz gezdirmeden girizgaha geçişleri ne derece sonuç veriyor.
Sonuç pek iç açıcı degil degil mi?
İşte o bir çok duyudan yoksun olarak yapılan girizgah burada işe yarıyor.Bir umumi mekanda size "merhaba" diyen kişiye bakıyorunuz, görüyorsunuz, süzüyorsunuz, duyuyorsunuz.Kılıgı kıyafeti,tipi,sesinin tonu, bakışları hatırı sayılır birer referanstır.
Ve o "merhaba"ya sizden bir cevap çıkıyor...
O cevabı alın ve bir kenara koyun.Cevabın ne oldugundan ziyade oranına bakacagız çünkü.
Evet o verilen cevabın olumlu ya da olumsuz olduguna bakmaksızın,reel hayatta verilen cevapların yuzde kaçı olumlu,yuzde kaçı olumsuz.
İnternette size söylenen bir "merhaba"ya bakalım...
Ondan sonra onunda olumluluk ve olumsuzluk oranına bakalım...
Aradaki fark hatırı sayılır bir fark mı?
EVET...
İnternette ekranınızda yazan 7 harften oluşan bu merhaba kelimesinin ardındaki kişinin nasıl biri oldugunu, merak lokomotifinin arkasına takılmış sizin hayalinizdeki kişinin özelliklerinden oluşan vagonlar oluşturmakta.Reel hayatta dönüp baktıgınız zaman gördüklerinizi bu kez hayal etmek zorundasınız.
İşte bu hayalinizdeki kişi olumlu özelliklerle bezendiginden cevabınız hemen olumlku bir MERHABA olarak çıkıyor agzınızdan.
BEN 38 yaşımdayım...
Reel hayatta bana gelip "Merhaba ben SELMA,tanışalım mı" diyen birini ne gördüm, ne de duydum.
Baştan söylemiştim sizinle bir polemiğe girmek istemiyorum diye, ancak siz beni zorluyorsunuz.
Yazık September 29 2001, 11:21 AM
Demişsiniz ki, "Sizinle ya da başkası ile, özel yazışmalarımızı mümkün olduğu kadar buradan uzak tutmaya çalışırım ben Sailor"
Oysa, yine bu başlık altında benim size özel olarak söylediğim bir söylemi "Sailor bana özelden yanıt verdi" diyerek yaşıyan sizsiniz.
"Paylaşacak keyifli birşey olmadığı takdirde." gibi bir cümle sarfetmişsiniz, demek siz karar vereceksiniz buraya neyi nasıl taşıyacağınızı...Samimiyetten kastınız bu olsa gerek.
Siz bir düşünün, salim kafa ile, bir tarih hocası İsmet İnönü için "Sağır Salak" derken amacı ne denli hakaret etmek olabilir.
Üzgünüm ama ben burada sizin samimiyetinizi suistimal ettiğimi düşünmüyorum, tam tersine sizin böyle bir ima ile samimiyetsizliğin en büyüğünü yaptığınızı düşünüyorum. Samimiyetinizi
Diyorsunuz ki, "Ben burada kendimce MGK da hoşlanmadığım bir yanını düzeltme çabası vermekteyim. Bunda da başarılı olabilmek için zaman zaman da tartışmanın dozunu bile kaçırmaktayım bilerek ve isteyerek.
Nedeni de tek. Bu yanı sadece beni değil birçok insanı rahatsız ediyor. Tartışacağı konuyu değil kişiyi hedefliyor MGK. Zaten tartışma konusunu açarken bile hedef seçiyor. Bu onu kanımca sevimsiz yapıyor tanıdıklarının gözünde. Ben de buna inandığım için yanlışlarını sergilemeye çalışıyorum"
Bütün bu yazdıklarınızla kendinizi bir büyük bi,lge kişi olarak konumlandırmak istiyorsunuz. Ben size tek bir şey söyleyeyim, Bİlgeliğin yolu, kendinin hata yapmış olabileceğini düşünmekten geçer. Bilge kişi, kendini görebilen kişidir.
Size daha önce defalarca söyledim, bir kez daha söylüyorum, kimsenin tarafını tutmuyorum, kimsenin tarafını seçmiyorum. Eğer MGK'ye herhangi bir borç ödemek zorunda olsa idim, buraya gelir, "I will be on your side on any fucking occasion" gibi bir yazı yazar, başlığını da "destek atışı" koyardım.
Siz yerinizi belirleyin Sayın Bilg, sırf kan davası yüzünden 3-4 ay önceki tartışmaları gündeme getirmeyin. Siz kendi tavrınızı ortaya netçe koyun ben ona göre kendimi konumlandırırım.
Samimiyetinizi suistimal edecek hiç bir davranışım olmadı, ve kanımca böyle bir hava yaratmaya çalışmanız, çok önceden yapğtığım bir tespiti yeniden yapmaya zorluyor beni hakkınızda:
"Koca koca adamlar kendilerini ne hallere düşürüyorlar"
Bilg Bey bir sayfa açtı, sayfasının adı "Tartışma Sanatı"
İlk yazıyı ben yazdım oraya, Bilg Bey'in samimiyetine güvenerek.
Ancak, MGK'nin gelmesi ile birden Bilg Bey'in daha sonradan kendi iletileri ile ifade edeceği şekilde, o sayfanın aslında bir tuzak olduğunu; tartışma adabının, tartışma sanatının irdelenmesi yolunda bir adım olmaktansa, belirli bir kşiye yönelik bir tuzak olduğunu anladım.
İnanın kendimi aptal gibi hissettim o an, ilk iletileri yazdığım için; ve hemen çekildim. Çekilirken de, I rest my case diyerek hislerimi ortaya koymak istedim.
Burada da, kendimce bir ileti yazdım. Laf döndü dolaştı, benim özellikle kaçındığım tartışmada diğer taraf olan MGK'nın saflaroında yer alan bir destekçi olduğuma saplandı.
Birisi ile fikirlerim uyuştuğu için, o kşinin yardakçısı ilan edildim, karakterimin bozuk olduğu iddia edildi.
Ve bütün bunları yapan kişi, samimiyetsiz diyor benim için.
Çok, çok üzgünüm şu anda.
Daha çok yazacak şeyim var, çok doluyum.
Ancak yazmayacağım. Bu konuyuı ileride de dile getirmeyeceğim, yani şimdi susuyorum yarın konuşacağım demiyorum. Sadece yazmayacağım.
Sözlerimi, bir Galatasaraylı Ağabey'im olan Abdi İpekçi'ye ait bir cümle ile bitirmek istiyorum. İpekçi, kanlı 1 Mayıs olayları sonrasında "yorum" köşesini boş bırakmış ve en sona, kanımca bir protestoyu en güzel dile getiren şu cümleyi yazmıştı:
Adini dogru telafuz ettimmi? surcu lisan ettiysek af ola....
Internet iliskileri diyorum ben butun bu tanisma, sohbet, dosluk ,dusmanlik, sex, duygusallik icine ne giriyorsa hepsi bir cesit iliski dogrumu?
Ben MGK nin dedigi gibi bunu Merak olarak dusunmuyorum. Belki icinde merak da vardir ama bu kucuk bir oran. Merak tanistiktan sonra yok olur ama bazen goruldugu gibi tanissalarda merak bittigi halde iliski bitmiyor... (yukarida bir ornegini goruyoruz.)Ilisi hala kavga, inat ve de entellik ustu bir boyut da devam ediyor. Bu onlarin secimi demek ki bu iliskide onlari mutlu eden bir taraf var.
Aksi halde,kim surdurur bu eglenceli kavgayi?
Neyse ben Internet ILiskilerimize devam edeyim.
Nedersiniz bu bir TEMBELLIKDIR dersem.
Dusunsenize oturdugunuz yerden hic bir caba gostermeden eliniz altinda olanlardan bir secim yapiyorsunuz. O andaki ruh durumunuza an cok hitap edenle iliski kuruyorsunuz( iliski derken ltf. sex algilamayin) dostluk adina, iletisim adina, sex adina, duygusallik adina....adini siz soyleyin su andaki duygu yuklenmeniz ve birikiminzde nasil bir aclik varsa onun adina iliski ariyorsunuz. DIyelim uygun sahsi buldunuz hemde oturdugunuz yerden hic sacinizi, kiyafetinizi yani fiziksel goruntunuzu degistirmeye sesinizin tonunu bile ayarlamaya gerek olmadan bir iliskiye giriverdiniz....
İnternet aracılıgı ile iletişim kurmak,tanışmak ve buluşmak tembellik degil bence.
Sadece daha kolay...
Bir süre sonra "tembellik ve atalet" kazandırıyor diyebiliriz.
Gittikçe sırtını birbirine daha çok dönen bireysel yabancılaşmanın arttıgı bir yaşam biçimi internetin cazibesine itici bir faktor olarak rol oynamakta.
Bu konulara girersek toplumumuzun sosyal yapısını buyuteç altına almamız lazım.
Göç, bölgesel gelir dagılımındaki eşitsizlik, şehirlerin gittikçe daha da kozmopolit olması, yer degiştriren insanların gittikçe artması, kültürümüzü oluşturan ananeler, din gibi etken faktörler maalesef bireysel yabancılaşmayı körüklemekte.
Bu bireysel yabancılaşma yuz yuze olan iletişim ve sosyalleşmeyi negatif etkiliyor.Deger yargılarını ters yonde etkiliyor.Güler yüzlülüğü negatif etkiliyor.
Dolayısı ile buna tembellik yerine "kolaylık" demek daha dogru olacaktır bence.
Ondan dolayı getirisi yani sonuçlarından biri "tembellik" olabilir.
İnternet ortamında neler yapabildigimize özetle bir bakalım...
Müzik dinleyebiliyoruz, film seyredebiliyoruz, gazete okuyabiliyor, bir konu hakkında bilgi edinip araştırma yapıyoruz, ilgili kaynaklara ulaşabiliyoruz.
Sohbet edebiliyor, eglence ortamları bulabiliyoruz.
Mouse tıklaması ile görüntümüzü istedigimiz şekle sokabiliyoruz. Resimlere bakıyoruz.Bunları ister paylaşıyor, istersek de kendimize ait olarak saklayabiliyoruz.
İstedigimiz kişiliğe burunebiliyor, olmak istedigimiz şekilde kendimizi anlatabiliyoruz. Kısacası istedigimiz gibi olabiliyor, istedigimiz cevapları dahi duyabiliyoruz.İletişimde yazılanları EDİT ederek gönderme şansına sahip oldundugundan bir kişi düzgün konuşarak kendini ifade edemezse dahi, kendini düzgün ifade edebilme şansına sahip olabiliyor. Agzı laf yapan insanlar olarak gördügünüz kişiler gerçek hayatta iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar...
(bkz örnek Şeyh-ül forum Bilg efendi. Hele ben, çok daha da berbatım mesela.)
Elimizin altında çok süratli,degişken ve en önemlisi bizim kontrolumuzde olan ortamlar, görüntüler var.
Kafamızı çevirip reel hayata dönunce bir yavaşlık,bir monotonluk bir duraganlık var.
İnternet ortamı kesinlikle bagımlılık yaratan bir ortam bence. Hata depresyona neden dahi olabilen bir ortam. Kişilerin daha agresive ve asabi olmaya iten bir ortam.
Gorgias.,
Bu kez ogrendim adini.
Bulusana kadar tembellik ya sonra?
demissin. Cok merak ettim (MKG kullaklarin cinlasin)
sonra neler oluyor.
Benim kendi adima soyleyeyim hic tanimadan sohbet ettigim yaklasik 2 yillik filan iliskilerim olan dostlarim var.
Zaman zaman bulusalim filan dedigimiz oluyor ama hic de denk getiremedik yada getirmek istemedik.
Merhabalar, gecenin bir vakti webde gezerken form gözüme ilişti ve sevdiğim arkadaşlarımın da dahil olduğu ve ilgimi çeken bu forma kendimden bir şeyler eklemeden geçemedim
Öncelikle paşam'a, eeeecccceeee me ve "ugly" sailor uma sevgiler. Konuylada ilişkili olarak gördüğünüz gibi her birini sanal alemden tanıdığım bu sevgili insalara özel bir hitap şeklim var
Onlar beni bilirler çok uzun bir süre "sanal alemin" müdavimlerindendim ve böyle güzel dostlar, arkadaşlar kazandığım gibi, "sıkı muhabbet" olabilir diye başladığım hiç de az sayılmayacak nicki de ignore listeme atmış bulundum
Sadede gel ve konuya gir wind diyişinizi duyar gibiyim. Sizi daha fazla sıkmadan konuya gireyim.
Forumu dikkatle okudum tabi dikkate alınacak olan yazıları . Hepiniz haklısınız. İnternet içinde bulunduğumuz zamanın ekonomik ve sosyal koşulları içinde sosyalleşme için en uygun iletişim aracı. Düşünün ki İstanbuldan bir üst düzey yönetici, Vanda sıradan bir vatandaş ya da öğrenciyle iletişim kurabilmekte ve karşılıklı olarak görüş alışverişi yapabilmekte. (Bu örneğin doğruluğu tartışılır ama bence amaç böyle bir şey olmalıdır).
Kişinin amacı burda belirleyici faktör tabiki ancak ben kuramımı tarafların dürüst (maske takmayan) ve amacı o gece için ellerini dolduracak bir meta bulmamak olduğu üstüne kuruyorum.
Evet MGK nın dediği gibi internetin asansörden çok da büyük bir farkı yok iki insanı bir araya getirme bakımından. Ama diğer yandan o asansörde belkide hayatları boyunca bir araya gelemiyecek iki insanı belki de random diyebileceğimiz bir şekilde bir araya getirmesi de en büyük farkı diyebiliriz.
Gene asansör örneğimize dönersek, asansörde düşen kitapları kaldırmak için yapılan istemli (düşürenin) ve istemsiz (diğerinin) hareketi ile bir araya gelen ellerin doğurduğu hissiyat internette de mevcut. Ya iyi arakadaş ya da ötesini ummak. İnternette doğan arkadaşlığa ya da dostluğa kimsenin itirazı yok galiba. Konu anlıyabildiğim kadarı ile aşk üzerinde yoğunlaşmış
Evet, interntte aşk da, kaynağı internet olan aşk da mevcut. Birincisi bana göre; insanın “ hiç tanımadığı birini özlediğini” duyumsaması olgusuna denk düşmekte. Var olan yaşamı dışında birisinin bir yerlede onu düşündüğünü, onu karşılıksız ve sorgusuz sevmesi ihtiyacı bir nevi sorumluluklardan kaçış. Ya da yaşayanlara göre şartların sonucu “birlikte olabilme ihtimalimiz olsaydı mükemmel olurdu” derler. Diğerinin ise asansörde düşen kitapları almak için yapılan hamlede ellerin bribirne değmesi sırasında oluşan elektrikten hiç farkı yok bence. İnternette tanışırsın sohbet edersin ama dışarda buluşunca “hah tamam” dersin. Çünki elin eline değmiştir.
İnternetin burdaki salt görevi o asansörde buluşma ihtimalleri nerdeyse hiç yok kadar olan iki insanı random olarak bir araya getirmesi değildir. Voltaire tesadüflerin tesadüfü olmaz der kimbilir belki de haklıdır....
Nedir o zaman? Asansörde elektrik aldığınız birisi için “sevgilim olabilecek yapıda biri” demeniz için bir süreç geçmesi lazımdır. Önce asansörün dışında da ona ulaşabileceğiniz bir adres yada telefon alabilmelisiniz. Bunu o kısa sürede becerebildiyseniz. İkinci olarak onu bir yerlere davet etmelisiniz. Pahalı bir yer mesela en sıklıkla seçilen yer ve burda garsonlar, komiler ve diğer insanların eşliğinde konuşursunuz. Sonra bir bar belki de ve bardaki diğer insanların yüksek sesi ve müzik... Oldukça uzun sürecek ama sonunda karar verebileceksiniz sevgiliniz olsun mu olmasın mı? Ancak olumlu yanı da var bu işin. Sohbeti, fikirleri yanında oturuşu kalkışı, giyimi uyumu gibi üçüncül davranışları da gözlemleybilirsiniz. Ve karar faktörleine ekleyebilirsiniz.
Oysa internette durum biraz daha kolaylaşıyor bir kere en başta o hep orda olsada olmasada bir “tık” kadar yakın. İkincisi etrafta garsonlar, komiler yüksek sesli müzikler olmadan ve düşüne düşüne yazma şansınız vardır. Sabaha kadar süren bir mesaj trafiği ile karşınızdakinin sevgiliniz olma potansiyeli olup olmadığını anlıyabilirisiniz. Artık iş dışarda görüşmeye kalmıştır dediği kadar çekici ise yeni aşkınız olmaması için bir neden kalmaz. Burda harcadığınız tek emek yazmak, yaptığınız tek özveri ise uykusuz kalışınız olur.
Devamı mı? Her ikisinde de aynı süreç işler, ya bir portekiz deyişindeki gibi “ hedefe ulaşmak için harcanan emek ve güç ten alınan haz hedefe ulaşıldığında alınan hazdan daha fazladır” duygusuna sahip olur ve gelip geçen ilişkiler listenize bir yeni isim daha eklersiniz. Ya da hedefe ulaşmak için harcadığınız emek ve gücü hedefe ulaştığınızda da harcar ve uzun soluklu bir aşk yaşayıp yaşatmayı seçersiniz.
Uzun oldu ama dediğim gibi dostlarıma yaşadığımı hatırlatmak adına bir yazı oldu, umarım tamamını okursunuz. İki kere gözden geçirdim ama gene de imla hataları için özür dilerim
Tanıştıktan sonra ne olduğunu sen de biliyorsun.
Listende bir iki yıldır konuşup da tanışmadığın insanlar olması hiç kimseyle tanışmadığın anlamına gelmez. Eğer hiç tanışmıyorsan bunu da açıkça belirtmelisin ki o doğrultuda bir cevap verebileyim.
Şu ana kadar bana sağladığın bilgi dahilinde bence hiç bir şey olmuyor normal hayatdan farklı. Çünkü internetde normal hayatda tanıdığımızdan daha fazla tanıyoruz insanları veya moda tabirle sandırılıyoruz.
Ama ilk çıkma öncesi daha yoğun bir iletişim olduğu da gerçek. Bence yani. Genelleştirmeyeyim çünkü burda genele dair bir kanı ortaya konunca tepki almak ihtimali yükseliyor. Amatörce bilgi ve tecrübelerim ışığında ve sadece kendimi bağlayarak diyorum ki normal yaşamdan farklı olmuyor.
Yani ICQ listemde uzun süreli sadece sanal iletişim kurduğum kimse yok.
Bu benim tercihim ve ben bunu seviyorum. Sanallık bana göre değil. Ama sonrası aynı.
Önce şu wind i bi hasretle öpeyim...Arkasından sana cevap verecegim...
MGK windcigini sag kolu ile incecik belinden kavrayıp,sol eliyle windin o biçimmli bacaklarının orta kısmına yakın bir yerine üstten vurup,Arsen Lupenin bastonu gibi havada çevirip, arkasından sırtına alıp oradan bu kez belniden iki koluyla kavrayıp tempo major sopası gibi çevirdikten sonra yere bırakır.Başı dönen ve yarı baygın durumdaki winde önce salya sümük tükrük karşımı bir öpücük kondurup arkasından dudaklarının arasına da bir emedur iteler."
Hay allah amacım wind polmiği yaratmak değildi ve bir daha yazmak da değildi ama bir iki açıklama
önce MGK ya MGK cığım gene bana bişiler yaptın ama ben anlamadım. neyseki tamamen SANAL :PPPP, zaten birbirmizi yakınlaştıran da bu SANAL alemde yanlış anlamaya yol açmayacağını bildiğimiz, birbirmizi yeterince tanıdığımız için her türlü sıkıntımızı bu tarz geyiklerle birbirmizin üzerinden atmamaız değilmiydi ve ek olarak gorgias beni senin düşündüğünden daha fazla tanıyor...Yazımda ona selam göndermememin tek nedeni her an selam söyleyebileceğim kadar yakınımda olması. beni heyecanlandırıp o selamı yazdırtan dürtü paşamın, ecemin ve sailoroumun nicklerini tesadüfen orda görüşümdü. Yani anlıyacağın gorgis benim herhangi bir voleybol takımına girme olasılığımın x bir şahısla asansörde tanışma olasılığımdan daha az olduğunu biliyor .
Ve ece madem öyle gel böyle u vip adreslerinle azcık ilgilen be güzelim.....
Bak MGK ile ne alıp veremediğin varsa beni karıştırma. Yazdıklarından sanki beni gerçekde de tanıyormuşsun izlenimi çıkıyor.
Ok sanal kalmayı sevmediğimi dile getirdim ama bunu lastik gibi çekip beni kullanmanın manası var mı?
Artı beni de parantez dışında öptüğün için de teşekkür ederim.
Bu benim kaderim.
Neye elimi atsam ya elimde kalıyor ya da lastik gibi uzuyor.
Bir çekeyim bakayım altından ne çıkacak.
Misinalar elastik olsaydı balık yakalayamazdık, çek çek bitmez balık gelmez sanıyonuz degil mi?
Siz öyle sanın...
Ulen Wind,
Şu foruma geleli 24 saat olmadı daha.
Burada 24 haftadır yazıp ancak bir polemik konusu yaratıp fakat bir polemik konusu olamayanlar var.
İnternet ortamında havada 3 burgulu 3/4 salto ve ıslak öpücüklerinin uçuşmasının yarattıgı sanılar ile edinilen tecrübem bana ne diyor biliyomusun...