O bilindik
gözüne kestir
taktik geliştir
fırsat kolla
fırsatı yakala
degerlendir
razı et
muhallebiciye git
sinemaya git
yemege çık
punduna getir
ilişki başlasın
dip dibe
o nerde
ben orda
o nerde
ben orda
gibisinden vıcık vıcık
sevgi saygı sadakat gösterisi
garip gurub roller
abıdık gubudik gösteriler
cinsinden
sahte
göstermelik
ilişkilere SON...
KÖPRÜ ALTINDA BİR EKMEK ARASI, ORDAN DİREK EVE...
USUL perdesi arkasında
BİLİNDİK senaryolarla
BEKLENEN davranışlar ile
olmuyor...
Manolyayi koklamaya kiyamayarak, kili kirk yarip arkasindan koklamaktan biktiktan sonra baska manolyalara, gullere, papatyalara yonelmenin altinda yatan nedene baktigimiz zaman kocaman pismanlik patlamalari ile hevesin heyecanin sikinti ve gerginlige ondan sonra da nefret olusmasin diye ne yapacaksiniz?
Manolyayi onden koklayacaksiniz...
Kokusu burnunuzdan gitmiyor ise, bir daha koklayacaksiniz...
Sonra bir daha...
Sonra bir daha...
bu yaklaşım "kafasına poşeti geçir, sonra...." felsefesine benzedi.
mgk'nın söylediğinde, kadının ilişkiden beklentisine olan tahammüsüzlük var. ikinci bir anlam olarak da, kadının "muhabbet zekasına" bir hakaret var.
"poşet" felsefesinde "yüzünü görmeyeyim, bana vücudun lazım" diyor, "köfteci" felsefesinde "beynine edeyim, hadi eve gidelim" demek istiyor.
yani ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
ben yüzüne ve beynine tahammül edebileceğim insanlarla uzun uzun yemek yeyip, sohbet edebileceğim, daha sonrada bedenimizin karşılıklı arzu edebildiği doğrultuda, zorlama ve zorlanmanın olmayacağı birlikteliklerin peşindeyim.
birinin sadece bedeni için kaybedecek vaktim yok....
MGK kadinlara SALAK OLMAYIN dedikce..
Bunlar once ``MGK KADINLARA SALAK DIYOR`` diye ziplasiyorlar...Arkasindan kadini ucube AHLAK ve OZGURLUK anlayislari kendi caplarinda savunuyorlar...
Ama kopru altinda sandwich yiyen ve direk eve giden olunca BEN BUNU KADINA YAPMAM diyorlar..
Akillarina BUNU ISTEYECEK KADIN gelmiyor...
KOPRU ALTINDA SANDWICH ORDAN EVE GIDEN KADIN OLAMAZ...
Olsa olsa bunu MGK gibileri yapar...
-Bilg`cigim
-Efendim
-Bak eskiden Galata koprusunun altindaki balik ekmekciler gibi yerler acilmis
-Evet ne guzel ekmek arasi lufer yaparlardi dimi...
-Hadi ordan bol tuzlu ekmek arasi balik yiyelim...
-Tabii yiyelim...
**********
-Mmmmm neffis....
-Vallahi guzel yapmis kerata...Ben bir tane daha yiyecegim...
-Bilg`cigim baliktan sonra bana gidelim TiVI seyrederiz falan...
-Olmaz hayatim bana uymaz...
-Sana gidelim...
-Olmaz hayatim bana uymaz...Aklima ne geldi...Bu kopru alti sandwich ordan eve konusunda uzman bir arkadasim var seni onla tanistirayim...
-...
Yukaridaki GIRIS YAZISINI bir KADININ YAZMASI olanak dagilinde degil dusuncesi var...
Ya da bir kadinin bunu dusunmesi akla gelmiyor...
Olsa dahi bu kadin kabul goren kadin tipi ile bagdsmaz sayiliyor...
Kafalarda canlandirilan bir kadin var ve bu kadin boyle bir fikri savunmaz..
Burada 2 durum soz konusu...
*Birincisi dedigim gibi bu bahesttigim yaklasimlari bir kadinin yapmayacagi fikri...
**Ikincisi iliskilerin girisi gelismesi sonucu konusunda onceden bellenmis bir yolun izlenme sarti...
Yazdığının anlamsızlığını, değişik anlamlarda da alınabileceğini gördükçe yorgunu yokuşa sürecek.
MGK nın ilk yazısından nasıl bir kompozisyon geliyor aklınıza?
Benim aklıma gelen aynen şöyle. MGK bir kadın ile yeni tanışıyor. Fizik olarak hoşuna gidiyor. Uzun uzadıya konuşmalar ile vakit geçireceğine ve de paralar harcayacağına en ucuzundan ancak lezzetlisinden bir köfte ekmek ya da balık ekmek ikilisinden sonra doğru eve gidip sevişiyor.
Miata, sıkma canını. Bu Rusya da bile yok ama dünyanın her yerinde de var. Nasıl var?
İki türlü var.
Birincisinde ve yaygın olanında herşey MGK planına uygun gider ama sabahleyin kadın ayrılırken ücretini ödersin.
İkincisinde de bunu isteyecek kadın ya da erkek bunu isteyebilecek mood'a girmiş olur. Bu mood a girerken de bir miktar dış etkenlerden yardım almak şarttır elbet. İçki mi olur, uyuşturucu mu olur orasını bilemem artık.
Bunların dışında dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir kalitede ne erkek ne kadın böyle çiftleşmeyeli sanırım onbinlerce yıl oldu. Hatta bırakın insanı hayvan dahi geçip dişinin karşısında kabarıyor, ötüyor, güç gösterisinde bulunuyor.
Şu yukarıda bahsedilen mantık maalesef hayvandan bile bir geride bir mantık.
``Benim aklıma gelen aynen şöyle. MGK bir kadın ile yeni tanışıyor. Fizik olarak hoşuna gidiyor. Uzun uzadıya konuşmalar ile vakit geçireceğine ve de paralar harcayacağına en ucuzundan ancak lezzetlisinden bir köfte ekmek ya da balık ekmek ikilisinden sonra doğru eve gidip sevişiyor.``
NASILMIS?
``İki türlü var.
Birincisinde ve yaygın olanında herşey MGK planına uygun gider ama sabahleyin kadın ayrılırken ücretini ödersin.
İkincisinde de bunu isteyecek kadın ya da erkek bunu isteyebilecek mood'a girmiş olur. Bu mood a girerken de bir miktar dış etkenlerden yardım almak şarttır elbet. İçki mi olur, uyuşturucu mu olur orasını bilemem artık.``
NURI ALCO gibiler...
Illaki kadinin dumenine gecmeliler bunlar...
Bunun disinda olan ya SARHOS ve UYUSTURULMUS ya da FAHISE...
Bayiliyorum bunlara...
Her yerden batmislar...
Yuzdurmeye calisiyorum..
Nafile...
rus kadını (örnek) seni isterse hiçbişey yapmana gerek yoktur. gidelim mi dersin, gelir. çünkü ne istediğini bilir. bu davranışı onu ne fahişe yapar ne de kalitesiz. MGK olaya başka boyuttan bakıyor ve ben de oraya yakın duruyorum. ne yazık ki o mertebeye gelebilmiş değilim. başlıca sebebi de bu memlekette böyle düşünebilen erkeklerin azlığı. hanımlar beyler, bir ilişkiye başlamak için geçilmesi gerektiğini sandığınız etaplar, birşeyler olacaksa bile olmamasını sağlıyor benim gözümde. çünkü yalan çünkü sıradan. bu klişe yaklaşımlar karşınızdeki insana "sana değer veriyorum" değil, tam tersine "hiçbir özgünlüğün yok, hepinizi aynı kefeye koyuyorum" anlamına geliyor. mesela her yeni tanıştığınız kadını o çok lüks balıkçınıza götürmek gibi.. kadının da kendini rahat bırakabilmek ve ertesi gün ardına sığınabilmek için çok içmesi gibi.. ne yazık ki bunlardan kurtulmak için hepimizin daha çook fırın ekmek yememiz lazım milletçe. önce özgür seksin boku çıkacak da neden sonra insanlar ne istediğini bilir ve dengeli hale gelecekler. ölme eşşeğim ölme..
aah aysel gürel ahh... kadın aşkı, kendini yaşıyor engelsizce.. genç yaşlı demiyor, beğendiğine ilan-ı aşk ediyor. herkes de ya hepsiyle yatıyor ya da deli sanıyor. yazık bize valla.
``Hatta bırakın insanı hayvan dahi geçip dişinin karşısında kabarıyor, ötüyor, güç gösterisinde bulunuyor``
....buyurmussunuz...
Hayvanin disisi ne yapiyor...
``AY HEMEN OLMAZ`` mi diyor...??
Kediler kadar olamadik baaaaaaaaaaaa...
Ne guzel bir yaziydi o...
Bakiim bulabilecekmiyim bir yerlerde...
MART ayı geldi kapıda.
''Şu kediler kadar olamadık'' yine bizim cemaatin agzında.
Olamazsınızda.
Hepsi birbiriyle bagıntılı bu işlerin aslında.
Sosyalleşmenin sahte yüzler ve ifadeler ile yapıldıgı, kişilerin cemaatteki görevinin ön planda tutulurken, kişiliginin ve bireyselliginin ve ona baglı olan ruh yapısını geri planda kaldıgı;
Görülürüm,
duyulurum,
o,
bu,
şu,
konu,
komşu,
ne der,
ne yapar,
cevreden utanma,
saklanma,
korkma,
kaçma,
psikoz
ile birbirine sırtını bu derece dönük,
ve dönük olmasına ragmen,
bir o kadar da birbirine karşı merakkli ve ilgili bir cemaatin göbeginde başka lafta çıkmaz zaten.
Kediler kadar olamadık.
Diyelim ki bir sosyallesme ortami:
-Merhaba, benim adım Cenk, bu lokale sizler gibi ben de insanlar ile tanışmaya yeni kisilerle arkadaslik etmeye geldim, beraber bir şeyler içelim mi?...
Cenk gitsin bir lokalde hiç tanımadıgı 3 4 kişiye bu laflari söylesin.
En masumane tepki;
Deli muamelesi.
Birbirlerinin kulagına egilip;
-Deli mi ne?
-Kayış kopuk herhalde bunun.
Hele 3 4 kişinin içinde hatun da varsa...
Tepki garanti şu olur.
-Git kardeşim işine.
Siz insanların bir araya gelip, güyya sosyalleştikleri yerlerdeki tavır ve davranışlarını dikkatle izledininz mi?
Önceden birbirlerini tanıyan ve hatta birbirlerini görmekten bıkmış kişiler bir araya gelip, bir yerlere giderler ve orada birikirler.
Herşey önceden bellidir.
Degişiklige,
sürprize,
farklılıga,
yenilige,
meraka kapalı bir sosyalleşme şekli.
Mesela hep ''bildikleri'' şarkılarda dansederler.
Ondandır ki dikkat edin birbirleriyle pek konuşmazlar, bön bir ifadeyle, diger gelen gruplara, tiplere bakarak onları seyrederler.Birbirlerine digerlerini gosterirler...
***
Ornegin:
-Şşşt şurdaki kırmızılı kiz var ya saçı toplanmış olan...2 dir göz göze geldik.
-E iyi o zaman devam et...Belli mi olur belki yanaşırız, yanındaki arkadasi da çok hoş.
-Bak dikkat et yine bakacak.
-Baktı valla.
-Ancak şu yan masadakide herifte kesiyor kızı.
-Keserse kessin olm sana ne.
-Tamam olm ben konuşcam...
Kulak kabartalim:
-Selam ben Sadık.
-...
-Pardon size söyluyorum... Ben Sadık tanışabilirmiyim diye gelmistim.
-Gidermisiniz.
-Amacım rahatsız etmek degil tanismak... Ve son 1 saat 45 dakikadır bana bakıp gülümsüyordunuz, ben mi yanıldım acaba?
-...
-Cevap vermeyecekmisiniz?
Yan masada da yesillenen Cuneyt kokenli durur mu...
-Bayanı rahatsız etme birader.
-Rahatsız ettigimi nerden çıkardınız.Hem siz de kimsiniz?
-Pardon hanımefendi arkadaş sizinle mi acaba?
-Gidelim Aysel...
-Kimsem kimim sana ne lan...
-Küüüt.
***
Baska bir mekan baska bir ortam...
-Bilader, ne bakıyon masamızdaki kızlara...
-Erkeklere ya da sana mı bakacaktım. Kızlara baktım.Ne var bunda?
-Küüt
***
-9 numaraya yeni taşınan yalnız bayan var ya?
-Eeee,
-Dün evine 2 adam geldi.
-2 mi?
-Yaaaa...
-Gecenin 1' ine kadar oturdular.
-Kimlermiş peki.
-Ben nerden bileyim?
-...
***
-Olm evleniyorum.
-Zeynep'le mi?
-Yok olm annem bizim yazlıktaki komşunun kızından bahsetmişti bana, ben görmemiştim, geçenlerde gördüm çok tatlı.Aile kızı.
-...
***
Işten dönen genç adam bilgisayarını açtı.İnternete baglanırken, sinyal sesleri gelmeye başladıgında mutfakta kendisine bir yorgunluk viskisi dolduruyordu.
Ekranın karşısına geçti, maillerini okuyup cevaplandırırken aynı anda sohbet edebilecegi birilerini bulabilmeyi umarak rastgele bir arama yaptı.Rastgele arama ile buldugu uygun görünen birisinin uzerine gidip mousunu tıkladı ve yazdı.
-Merhaba.
10 sn ye de cevap geldi.
-Selamlar.
Ve devam etti...
-Bir sohbete ne dersiniz,
-Neden olmasın?
-Ben Ahmet...
-Bende Nazlı
-Memnun oldum.
-Ben de.
***
Ekranın karşısında yalnız olmanın kazandırdıgı ve saklanmış olmanın cesareti,
gözetlenmemiş olmanın rahatlıgı,
bireyselligi ön plana çıkaması sonucu,
cemaatten kopup cemiyetten biri olmanın hissedilmesinin keyfi ile,
yaşadıgını farketmeyecek kadar
uyuşuk
ve saplantılı
ve iki yüzlü yaşadigini anlamak...
E,dersiniz tabii...
Şu kediler kadar olamadık.
Olamazsınız da.
Sizler, kavgayla, itişmeyle, rabıtayla, şiddet ile iletişim kurmaya alışmış bir cemaatin bireylerisiniz.
Bunca yasagın,
engelin,
dogmanın,
örfün,
raconun arasından bunlara çarpa çurpa çıkarak
veya bunlardan saklanarak
yolunu bulmaya çalışan
bir cemaat bireyisiniz.
Bilg o yazıları hormonal baskının doruğunda olduğu günlerinde yazmış olabilir.
Şimdi sen tutarsız olarak bir tek Bilg’i mi gözüne kestirdin.
Forum kaynıyor bu tür Alzheimer’den muzdarip katılımcılarla!
‘Dün dündür, dünkü saçmaladıklarım beni bağlamaz!’ Netekim!
MGK sende de amma da kondüsyon varmış beaaa!
Kıskandım essahtan!
Kusura bakma anlatmayacağım.
Haybeye kaybedecek vaktim yok.
Nasıl olsa anlamamak için her türlü cambazlığı yapacaksın.
Benim yazdıklarımda yukarıda.
Git oku.
Hadi ben vakit darlığından atlaya atlaya okuyup yazdığım için bazen hata oluyor.
Sen atlamadan okusan da canının istediği gibi anlıyorsun yazılanları.
Hatta bazen gözüne gözüne soktuğum yanlışlarını utanmadan da gidip siliyorsun.
Ben gencligimde Galata koprusu altinda balikcilardan balik yemis adamim..
Yasim onemli degil..
Hatirladigim kadariyla aparatif alinan ve icki icilen kucuk lokantalar bile vardi, orada.. Hala var mi bilmiyorum...
Baligin lezzetini anlatamam..
Hala damagimda..
Ne tatli gunlerdi..
Cogunuz dogmamistiniz bile.. Bilg haric..
Simdi neyin mucadelesini yapiyorsunuz?
Baligin mi?
Acikca soyleyim.. Su anda hic bir kadina degismem o baligi..
Ama zaman farkli idi.....
O zaman idi............!
Hem MGK'yi anlayabiliyorum, hem de Bilg'i..
Butun uzuldugum..
Beni kimsenin anlamamasi..
Bu Bilg efendi ne zaman minderin disina kacsa, orada bir noktasi var.
Hemen oraya gider durur...
Baslar oradan bagirmaya...
-BIR KERESINDEEEEE, SENIN YAZDIGIN BIR YAZIDAAAAAA, YANLIS YAZMISTIIIIN VE BIIIIR HATAAAA YAPMISTIIIIN....
Eeeeee....
Burda Eeeeeee demek zorundasiniz...
Yoksa bastan baslar...
Ve devam eder...
-O YAZINDAKI HATANIIIII, BEEEEEN SANAAAA GOSTERDIIIIIIIM....SEN DE DUZELTTTTTIIINNNNN
Eeeeeeee....
-YAZI SILDIIIIIIIIIN
Iyi de ben burada yazi sahibi tarafindan hatali yazildigi icin en az 50 kere yazi duzelttim...
Ya da yazi sahibi, yanlis yazdim diyerek yeniden yazdigi yazisinin eskisini sildirdi bana...
Yazi sahibi benden SIL YAZIMI diyecek, hata yaptigini soyleyecek ve yanlis anlasilabilir diyecek vs... Yazisini duzeltmemi isteyecek ve ben ``HAYIR ULAN KALACAK`` mi diyecegim...??
Nedenine gelince kisisel haklardan bahseden bunlar.
Ama kisisel hak derken akillarina sadece kendi kaflarinda sinirladiklari ve sanaryolastirdiklari sinirlar icindeki haklardan bahsediyorlar.
Ben ilk yazimda bu senaryolastirilmis haklarin disina cikiyorum...
Kadinin bunlarin kaflarindaki bilindik alisilagelmis senaryolarin disina cikmak icin ALKOL UYUSTRUCU ya da FAHISELIK gerekiyor...
Erkek olunca da HAYVAN adini aliyor...
Ozetle dusundukleri bu...
Kisacasi kendi kisisel haklari ile olusturduklarinin disindan bakanlara aninda sifatlar yapistiriyorlar.
Bu nasil bir cekingedir...
Bu nasil bir korkudur...
Diger taraftan da abzurt ozgurluk ve hak tanimlamalari ile burada boy gostermeye calisiyorlar...
Kendilerini FAHRI DENETLEYICI ilan etmelerinin altinda yatan YETKI nerden geliyor?
Benzer kafalardaki cogunlugun olmasindan.
Rahatliklari da burdan...
Evet haklisin, hala ve maalesef cogunluktalar.
Cogunlukta olmalari bunlara dogru dusunduklerini sandiriyor.
Ben burada bunu demesem dahi mutlaka bir diyen cikabilir diyorlar...
Ben burada iddia ediyorum, eger bu yaziyi ben degil bir kadin yazsaydi bunlar saksakciliktan avuclarinin kizardigini bile farkedemezlerdi...
Evet Bicirik boyle bir baslik acti...
Bu baslikta kadinin capkinligi konusulsun demis..
Gidip okuyun..
Biciriga dediklerinden sonra BICIRIK su satirlari yazmak zorunda kaldi...
Bu foruma yazmaya başladığımdan beri her seferinde kalıplarınız(ahlak..toplum etc.) dışında bir konu görünce veryansın ALLAH ALLAH diyerek çekiyorsunuz kılıçları.NEDEN?
Burası itiraf.com değil burada kişisel bir şey anlattım,siz düşünün ,siz anlayın, siz aynada kendinizi görün ya da farklı hayatların duyguların kıyısında gezin diye.Beni eleştirme hakkınız var ama kabalık etmeye hakkınız yok.Sapkın:yoldan çıkanmışmış mışmış...
Aile huzur ve güveni çağrıştırıyor,bense sürprizleri heyecanları ve mutlulukları tercih ediyorum.Sonuçta her iki seçiminde artı ve eksileri var.En önemlisi bence seçimini doğru yapmak ve kimseye zarar vermemek.Çapkınların çoğu evli...ve sahte bir hayat sürüyorlar.Dışardan bakıldığında saygın bir yeri var çoğunun toplum gözünde,toplum bu kadar aptalsa bu aldatmaca da prim yapar elbet.
BICIRIGIN YAZDIKLARI GAYET ACIK....
Bakin Bilg altina gelmis ve September 1 2002, 6:48 PM de ne yazmis...
Yahu Bıcırık
Şair ne demişti?
Bana yar olmayan devrin sultanını s......m
Teşbihte hata olmazmış. Ben yaptım oldu.....
Bicirigin yazdigi ile benim yazdiklarim birbiri ile oldukca benzes.
Ben yazinca mi deseeeem
Etrafta bir alay zidikli rahatsiz olunca mi deseeem..
Bir erkek yazinca mi deseeem...
Bu bilg baska oluyor..
Bir hatun yazinca,birak kopru altinda ekmek arasi yiyeni bizimki gidip devrin sultanina bile kayiyor...
Bicirik ta tesekkur etmis...
Evet olması gereken bir karşılık aldım,Yermeyen yüceltmeyen sadece fikrini belirten ,konuya yorum getiren.
Masaya yatan konu, ben değilim!Hoş:)Teşekkürler...
Bizimki de orada bekliyor olmali ki..
Tesekkuru 6 dakika sonra havada kapmis...
Sevgili bıcırık....
Bi şey değil.......
Kıh kıh kıh kıh.....
Sen Zork ile halleş.
Fikrin olursa konuşuruz.
Şimdilik sadece zikrin var. O da zikinden ibaret.
Senin seks ilişkilerinin kronometresini tutmaya niyetli değilim.
İstersen eve kadar bile bekleme.
Köfte ekmekçide ya da balık ekmekçide becer.
Bulabildiklerinin kalitesi orada becerilmeye müsait nasıl olsa.
rus kadını (örnek) seni isterse hiçbişey yapmana gerek yoktur. gidelim mi dersin, gelir. çünkü ne istediğini bilir. bu davranışı onu ne fahişe yapar ne de kalitesiz.
Bu cümle sana ait.
Rusyaya en azından on kez gittim şimdiye kadar. Her seferinde de yaklaşık birer hafta kaldım. Bu dediğin tanımlamaya uyan Rus kadını da genelde sonunda para isteyen Rus kadınıdır herhalde. Ben prensip olarak bu tür ilişkiye girmem. Yani aşk satın almam. Öbür türlüsüne gelince. Yani Rus kadınının birini beğenmesinden sonra onunla özgürce seks yapma isteğine de Rusyada hiç denk düşmedim.
Sonuçta kendi deneyimlerim ile fikrim oluşuyor. Tabii ki Rus kadını bir erkek hakkında çok daha çabuk karar veriyor. Ancak bu karar da bir gelişim sürecine tabii. Bu süreç de benim gözlediğim kadarı ile en az ikinci hatta üçüncü görüşmelerde serbest sekse yol açan bir süreç.
Bunlar ancak benim gözlemlerim. Ortama bağlı. Mood'a bağlı. Niyete bağlı. Şansa bağlı.
Türkiyeden çok daha hızlı olduğu su götürmez. Ancak bu onları hafif kadın yapmıyor. Bir köfte/ekmeğe tav olacak kadın abazalığında bir yakıştırma bana dünyanın neresinde olursa olsun kadını küçültmek çabasından başka bir anlam taşıyor gibi gelmiyor.
Aysel Gürel'e gelince. Evet, kadın marjinal bir yaşam sürüyor. Hoşunuza gidiyor olabilir ama kaçınız buna heves edersiniz? Kusura bakmayın ama köfte/ekmeğe de ancak Aysel Gürel uygun düşer. Çok matah birşey olsa kendi kızı aynı yolda gider.
"Bir köfte/ekmeğe tav olacak kadın abazalığında bir yakıştırma bana dünyanın neresinde olursa olsun kadını küçültmek çabasından başka bir anlam taşıyor gibi gelmiyor."
Ben bu tur cümlelerin yansıttıgı fikirleri üreten kafalara inanaın tiksinti ile bakıyorum.
"KÖFTE EKMEGE TAV OLAN" mış...
Kadının kendine tav olacagı aklından geçmiyor..
Cunku kadını ancak MUAMELE PURESUDURU ILE elde edecegını dusunuyor.
Bunun ıcın ne lazım?
ZAMAN...
KOFTE EKMEK dedigi aslında zaman faktorunu ön plana cıkarıyor.
BAK SUNU DESIN ANLARIM...
"BEN BİR KADIN ILE TANISTIGIM ZAMAN HEMENCECIK ONUNLA BİR FIZIKSEL YAKINLAŞMAYI SEVMIYORUM VE TERCIH ETMIYORUM. O ISTESE BILE CESITLI NEDENLER ILE GECIKTIRMENIN DAHA KEYIFLI SONUCLAR GETIRECEGINI DUSUNUYORUM..ONU ILK BASTA BEGENSEM VE ARZULASAM DAHI ARAYA KOYACAGIM ZAMAN ICERISINDE ONUN VE BENIM FIZIKSEL ARZU KATSAYISIMIZ ARTACAK VE BIZI ISTER ISTEMEZ GERECEK. SONRASINDA BIR ARAYA GELDIGIMIZDE DAHA KEYIFLI ESTANTENELER OLACAKTIR.CUNKU ZAMAN ILE BIRBIRIMIZE KARSI ARZULARIMIZIN VERMIS OLDUGU DURTULER ILE IKIMIZDE GERILECEK VE BIR YAYDAN FIRLAYAN OK MISALI NE KADAR COK GERILIRSEK O KADAR KEYIFLI ANLARA IMZA ATABILECEGIZ.
...dese eywalah dıyecegim...
AMA YOK...
Aklına bunlar gelmıyor...
KLİSE KAFA diyor ki bunu yapan karı uyuşmuştur..
Ya da Fahşedir.
Her taraftan batıyor...
Cunku kafasında ONCEDEN BELLENMIS bır kadın tipi var.
Size bir şey söyleyeyim mi...
YALAN SÖYLUYOR...
"BEN BOYLE ERKEKLERDEN DEGILIM" DİYOR YA...
YALAAAANN...
KULLUYEN YALAN HEM...
Bir kadının duymaktan hoslanacagı kliseyi buraya yazıyor...
BİZİMKİ BİR KADIN TARAFINDAN VAKIT KAYBETMEKSIZIN ARZULANACAK, KADIN BUNU GRAVATINDAN CEKIP YATAGA DOGRU CEKECEK BİZİMKİNİN AYAKLARI GERİ BASACAK...
ÖYLE Mİ?
YALAN!!!
Birde uyduruk senaryolar yazıyor..
Neymiş RUSYA da en az 2 3 kere gorusurmuş?
Nerden cıkarıyorlar bu 2 3 kezi yahu.?
Neye göre?
Kacar saat bu gorusmeler?
Kac gun arayla?
Neymiş bunun kıstası?
WALLAHI YALAN SÖYLUYOR
BİLLAHİ YALAN SOYLUYOR..
Gözlerinizin içine baka baka aşk nameleri üreten bu kafalar asıl yalancılardır...
Örnegi de yukarıda var...
Bıcırıgın actıgı sayfada yazdıkları orada duruyor.
Karpuz gibi. Eve gelinceye kadar sevip sevmeyeceğinizi bilemezsiniz. Ama bazıları pek meraklıdır. Manavda kestirir.
İşte o zaman karpuzun bütün keyfi kaçar.
Hele eskiden, hele eskiden...Şimdiki hibrit mi ne oldukları belirsiz karpuzlar yokken üç karpuzdan biri iyi çıkardı. İyi değil muhteşem çıkardı. Diğer ikisi ise doğru çöp tenekesine. Şimdi garantili. Mutlaka iyi çıkıyor, ama hiçbir zaman muhteşem çıkmıyor.
Çapkınlık da böyle yapıldığı zaman çapkınlık. Öbür türlü elleme mal alıyor gibisin.
Dur şurana bir bakayım, dur buranda ben var mı, dur beyninin sol yanını kontrol edeyim vs. vs.
Bence fiziksel çekime bırak kendini, kaşının bir kalkışından, elinin saçını geriye doğru atışından, hafif süzme bakışından etkilenip çapkınlık yap. Hiç olmazsa heyecanı olur.
Ben milli piyango ya da lotoyu kazı kazana tercih ederim....
Hep aynı bu...
Azıcık nasırını kıstırsan şıppadanak küser...
MGK da hep aynı...
O yazdıgın ıltıfatları da zaten hep aynı oldugum zamanlarda aldım, hala da alırım..
Eger o yazdıkların şaka ise benimkiler de şaka..
Yok eger degilseler al benden de o kadar...
KIH KIH..
Ne diyeyim yahu...
Bilg ilginc adam vesselam...
Demiş ki;
SANA BIR DAHA CEVAP YOK...
Ne zaman demiş?...
4 dakıka önce cevap verdikten sonra...
Cevap vermeyecek adam 4 dakıka once neden cevap verir yahu...
Sen kalk tercih hakkını erkegın beklentısının dısında kullanan hatuna;
ALKOLLU de..
FAHISE de..
Sonra bır sandwiche tav olan de...
Onceden de karpuz seçmeye benzetmiş..
Lotoya totoya piyangoya benzetmiş...
Benzetmedigi yok...
Yahu aga...
Hatun kişinin seninle sandwich sonrasında ev olayına girmesi sadece senin hatunu bişiye benzetmenle olmuyor...
Hatunun da seni bişiye benzetmesi söz konusu...
Ben kendi adıma
aklına-fikrine-anlayış düzeyine ve duygusal bazına bakmadan bir erkeği çekici bulamıyorum..
hiçbir zaman kara kaşı, kara gözü bana cazip gelmemiştir
cinsellik nedense, belli kriterlerin arkasından gelmiştir..
bu iyi mi kötü mü bilemiyorum..
seçici olmak bazen de dez avantaj olabiliyor:PP
diğer bir unsurda koku..
kokusunu bana itici gelen, ağzıyla kuş tutsa..ı ıh..
diğer bir unsur aradaki elektriklenme..
bunca unsur tutacak..
ben adama bayılacam..
sonra yemeğe çıkacağız..
zaten gereken presedur tamamlanmış oluyor..
o zamana kadar binlerce kez bir araya gelip , konuşmuş, tartışmış, birbirimizi incelemiş oluyoruz..
adam hala benden bıkmamış ve ümidi kesmemiş ise
bir de uygun bir ambians yakalamalı..
e ölme eşeğim ölme..
şimdi ne yapmalıyım?
ben öyle hemen seni yemeğe çıkarayım sonra da yatalım diyebilen biri değilim
bunu da muhafazakarlığımdan değil, huysuzluğumdan yapmıyorum..
kimside bazen
naz ister
cilve ister
ego tatmini önemlidir...belki kendisine güveni azdır..
herkes kendisine çok güzenli olmak zorunda değil ki..
kimisi avlanmak ister..
erkek peşinden koşsun ister..
kimisi direkt konuya girer..
bu da onu asla ve asla kötü veya basit yapmaz..
dolayısıyla
bu işler sınıflamaya gelmez..
sonuçta herkes birşeyler yaşıyor..
kendince
kendi seçimleriyle..
neyi tartışıyoruz ki burada?
mgk, böyle bir kadınla çok mutlu olabilir
ama bir başkası ürkebilir..
bu durumda ne ürkenin, ne de beğenenin yorum yapmaya
' böyle olmalı ' demeye hakkı var mı?
Arada güven olmadıkça
hangi kadın
hangi erkeğe hemen gel der?
bu güveni bir erkek kadına nasıl hissettirir?
seks sadece hayvani bir dürtü müdür hadi hop sevişelim diyebilelim? ya da böyle mi yaşanmalı?
doğrusu bu mu?
çok eşli olmak en doğrusu mu?
yoksa istediğin eşle olmak en güzeli mi?
isterse bu sadece tek bir kadın veya tek bir erkek olsun?
insan ilişkilerinde
hiçbir zaman TEK bir doğru yoktur..
dinamikler çok farklıdır..
sonuçta hepimiz değişen ve gelişen yaratıklarız..
ve şimdi bana cevap verin,
siz bir erkekle bir kadının ilk tanışmalarında,
balık ekmek bile yemeden ve hatta kahve ve çay
dahi almadan ve hatta 15 dakika içinde muhteşem bir birliktelik yaşadığı bir durumu hayal edebilir misiniz ?
ne yani miata,
aysel gürel gibi giyinip eminönüne gidecez,
ve 2 dane iri kıyım gözümüze kestirip hadi bize diyeceğiz. miata evet diyorsan, denemesi bedava
yok rus kadını gibi olamıyormuşuz ağlamaları,
ee bilg haklı senaryo buysa,.
mgk'nın yukarlarda yazdığı konuşma, sanki aynı iş yerinde çalışan 2 kişinin balık ekmekçi önünden geçerkenki konuşmalarına benziyor,..sanki bunda da bir yenilik varmış gibi,
mesela konuşma şöyle olsaydı,
adam : knz ???
knz : hadi evime gidelim,
hemde elaleme rağmen , elalem takıntısı erkek kültüründe vardır bi kere (erkeklerde demedim, ters anlamayın )
ne dersin miata ? benim dediğim senaryo aysel gürele göre mi ?biz daha yüksekten uçalım,
knzenin örneği hangi durumda gerçek olabilir ?
mgk nın açılış konuşması yanlış.
o bir hesaplaşma içinde gerçeğin peşinde değil,..
ben kadınların gerçeğini yazacağım,.
kendimi değil, ben biyolojik evrimi yazacağım.
mgk kadınları ne sanıyor ?
sana mı kaldı mgk ?
zorkun alzehemier hakkında ifadesini alırım sonra
/ben gerçek hakkında böyle iddiali lafları sevmem,
mgk havasına uydum, kadınları biraz kadınlar konuşsun de mi ya,..off anneane ya, kaş göz yapıyo yine
Bu kadar degişik parametreler ile olası binbir degişik sonucu 2 olasılıga indirgemek nerde kabul görürür...
Neymiş..
Ya sarhoşmuş muş...
Ya da fahişeymiş...
En az 2 3 kez görüşürlermiş..
Ne isen o olacaksın arkadas...
Olamıyor isen olmaya calısacaksın...
Kendin oldugun sürece ekmek arasından sonra ev yolunda bir deniz kenarında arabanın camına bir servis deolabilir...
Ya da ordan biner bir seye "ver elini cesme" de diyebilirsin...
Kimbilir....
5 muhallebici.... 3 yemek.... 6 sinema....2 piknik ....4 "el tutma" sortisi...3 "öpüşme" denemesi sonrasında 4 duble içtikten sonra senle halvet olan hatuna ne der acaba..
Bir bardasınız , barın karşısında hoş bir erkek - kadın ...
Biraz bakışmalar , uzaktan uzağa gülüşmeler sonra bir araya gelme ve tanışma..
Barda kaldığınız sürece zaten bikaç sohbet gelir , kalabalıktan iyice yaklaşırsınız kokusunu alırsınız , iyice hissedersiniz , yaklaştıkça onu isteyip istemediğinizin kararını verirsiniz !!!
Vee bar çıkışı , karınlar iyice acıkmış bi yerde bişiler atıştırılır ister balık-ekmek ister köfte-ekmek , ister hamburger , ister kokorec ...
Eeee eve gitme vakti ?
Şimdi bunlar birbirlerini istiyorsa napıcak ?
Yaa yastıklarıyla ayrı ayrı uyumayı tercih edicekler yada güzel geçen o geceye daha da güzellik katmak yerine son vercekler...
Neden hep önce tanışma sonra sevişme ?
Seviştikten sonra tanınmazmı insan ?
Bu insanın kendinisi küçültürmü sizce ?
Bu yüzdenmi duygulara , o an hissetiklerinizin önüne geçilir ?
O anı neden yaşamaz insan ?
Belki de bazılarımız sevişmeye daha fazla değer yüklüyoruz..
Belki daha kıymetli bir an bizim için, yemek gibi değil..
Yemek gibi değil dedim ama yemek ile ilgili bir örnek vereyim
Bilirsin kimisi fast food sever..kimisi de illaki osmanlı mutfağı olsun diye tutturur..
Bunda her iki taraf da haklıdır..onların seçimleridir..
kendi adıma..
daha özel bir andır benim için...özel biriyle paylaşmak istediğim...
verdiğin örnek deki içinse..
gecenin devamında hoş bir aktivite..
knz ve bilg zırvalıyor zaten ama hepiniz boş konuşuyorsunuz.
seks-aşk-ilişki şöyle olmalı böyle olmalılarla olmaz. ne bu, programlanan bir süreç mi? doktora tezi mi hazırlıyorsunuz? peah!
böyle kurallı, programlı, prensipli yollardan ulaştığınız insanlara hiç aşık oldunuz mu?
ya da hayatınızı en muhteşem gecesi miydi? ha?
dürüst olun.
kabul gören tutumlarla başladığım her ilişki patlamadan söndü gitti.
oysa hayatımda bir gece için çapkınlık yapmaya kalktım, sadece 'götürmek' amacıyla..ilk defa.. tamamen kuralsız ve ahlaksız.. club 2019'da.. sabaha karşı çıktık, önce dürümcüye, ordan eve.. 4 yıl birlikte yaşadık. büyük bir aşktı. ayrılalı 6 yıl oluyor ve henüz ne o ne de ben yerine birini koyabilmiş değiliz.
bilmem anlatabildim mi?
ben de diyeyim şimdi..
senin verdiğin örneğindeki gibi bir ilişki yaşama olasılığı, bırak o geceki denk gelmeyi, başka bir ortamlarda dahi denk gelme olasılığı yüzde hatta binde kaçtır?
4 yıl içerisinde sen yine o mekana gidip bu şekilde başka, yeni ve değişik ilişkilere adım attın mı?
yoksa 4 yıl hep O mu vardı hayatında?
Örneği sen verdiğin için senin üzerinden sorular sordum..kusura bakma..
Demek istediğim şu idi..
Nasıl başlarsa başlasın..
Çok güzel yaşanmış..
iyiki başlamış ve yaşanmış..
Geri kalan benim sorduğum soruların da bir anlamı yok..
Anlamsız olduğunu vurgulamak için sormuştum..
ben de 2 kere 2 nin 4 etmediğini göstermek için yazdım zaten sakacım. anlaşılmamış galiba.
sonrasını sormuşsun tekrar yaptın mı diye.. 'büyük aşktı' diye yazmıştım, onu da görmemişsin herhalde.
çok işim var , zaten miata'nın dedikleride benim diceklerimin aynısı ona kesinlikle katılıyorum ,
saka sanada katılıyorum tabiki bu şekildede güzel ilişkiler yaşanabilir yaşanmaz demiyorum zaten demeye çalıştığım tek gecelik diye başlarsın devamı gelir , aşık olursun ,
Benim verdiğim örnek sadece eğlencelik ,tek gecelik yaşanmışlıklar için değil , seks tabiki çok özel ..
Offf kafam çok karışık valla yazamıyom anlayın işte beyaa... yarın işte son günüm toparlanmaya çalışıyorum
Tabii ki kisisel tercihler vardir...
Ve bu tercihlerin olusmasinda etken nedenler...
Ben cok basit bir sey diyorum...
O da su...
Kimin belirledigi belli olmayan,
bir turlu anlayamadigim,
hemen hemen herkesin uygulama zorunda hissettigi,
ama bir turlu aciklayamadigi,
aciklamaya kalktiklari zaman da,
yukaridaki durumlara dusmelerine neden olan,
garip bir izlenilmesi gereken bir prosedur var sanki.
Ben diyorum ki...
Bu turlu prosedur cinsinden yol izlemelerle, kisilerin kendi kendileri olma yerine aktif davranislar sergileyerek kendilerini TANITMA ve kisileri de TANIMA konusunda alakasiz durumlara neden oluyor...
VE COK SIKICI...
Ve diyorum ki...
KOPRU ALTINDA BIR EKMEK ARASI ORDAN DIREK EVE...
Bu tabii ki IHTIMALLER icerisinde yazdigim OLMA OLASILIGI ZAYIF BIR DURUMDUR...
Ama OLABILIR....
O ne sifatlar...
O ne laflar yarabbim...
Kardesim...
BU BIR SART DEGILDIR...
BU BIR STANDART HIC DEGILDIR...
Kisilerin istekleri dogrultusunda hareket etmeleri, anin gereklerini yapmalari gayet saglikli ve dogaldir diyorum...
Sizler SIFATLAR takiyorsunuz:
Yaziktir...
Ayiptir...
Haksizliktir...
Sanmayin bunu yapan sadece erkekler...Bir alay ne yapacagini sasirmis usul ve prosedur manyagi kadin da var...Aninda adamlar SAPIK MANYAK HAYVAN sifatini takanlar...
Bakin size bir sey daha demek istiyorum...
Gecenlerde de yailarimdan birinde kisaca bahsettim...
(Kulaklari cinlayasica sevgili JAI okuyor ise illaki gulumseyecektir...)
Zikler ceneye degmis..
Ama don sirilsiklam degil..
Ya da zikler parkeye bakiyor...
Donlar sislsiklam...
Kisacasi iddia ettiginiz gibi yasadiniz...
Onun bedenine degil kafasina baktiniz...
Onu tanidiniz...
Ama olmadi...
Yurumedi...
Ya da herhangi birsey oldu...
Ben biliyorum siz veya sizin gibilerin bu durumda neler dediklerini..
Oncelikle belirteyim:
YA ALKOLLUDUR YA FAHISE diyen kisiyi burada ``ozellikle`` ya da ``kasten``yerdigimi dusunenler de havalarini alirlar...
Bunu yapiyorum evet...
Ama kasten degil...
Bunu diyen benim icin sadece bir ZIHNIYET EMSALI...
O bir...
O biiiiir...
O biiiiiiiiiiir
O bir temsilci...
Size butun samimiyetim ile bir gercegi daha, uzulerek dile getireyim...
Cevremdekilerin 90 % si bu sekilde dusunuyor...
Bu da bu sekilde dusunenlerin temsilcisi...
Daha da ileri gidiyorum...
Bu ya da benzeri dusuneneler, yani ``ZAMAN HARCAYIP`` en az ``3 4 kez`` gorustukten sonra bu isler olmali ve o sekilde olur diyenler bir nedenle olmayinca ve yurumeyince bu kez sunlari derler...
ne zaman prosedüre uyduysam patladı.
ne zaman beklentiye girdiysem patladı.
ama
ne zaman ki kendim oldum,
ne zamanki beklentilerimi çöpe attım, mutlu oldum.
arkadaşlar bu konu çok önemli. lütfen önyargılarınızı bir kenara bırakın ve bir kez olsun MGK yı dinleyin. hiçbişey kaybetmezsiniz ama çok şey kazanabilirsiniz.
herhalde,bazı erkekler hiç, tutku ve özlemlerinden dolayı umulmadık anda kapılarını çalıp "dayanamadım, yarını bekleyemedim.. bu gece geldim, seni çok istiyorum" diyerek kendilerini kollarına atan bir kadınla karşılaşmadı... oysa belki de "zidikliler" kadar olmasalar da bu tür kadınlardan da epeyi sayıda var...
sabırla bekleyin, belki sizin de "özgüveni yerinde, kendini erkeğine cömertçe ve artniyetsiz sunan, olduğu gibi görünmekten çekinmeyen, kasılmayan" bir kadınınız olur bir gün....
tanımadığın bir adamla barda tanıştın ve sonra kalıcı
ilişki oldu,.
bu şuna benziyor, ben bağdat caddesinde 140 km hızla gidiyordum bişey olmadı.,neymiş bağadat caddesinde hız yapmanın sakıncası yokmuş,(sana olmayabilir ,şansın varmış)
analtılan olay o kadar havadaki,
adını da mı bilmiyordunuz ?
ikiyi kaç ile topladınız.
miata inasanlara ders verir gibi konuşma tarzını sevmedim. sen böyle değildin .psikologun mu yaptı sana bunu ?
burda kadınlara yapılanı görmüyormusunız ?
sidikli olmadığımızın ispatı için birbrirmilze yarişacağız,.
valla artık imalardan sıkıldım,
yok ben kendim gibiyim,
ben şöyleyim,
kendimi savunur duruma düşmekten nefret ediyorum ama hiç bir ilişkim bir beklenti için olmamıştır.
herkes kendi doğrularını söyler, üzerimde kurulmak istenen baskıyı kabul etmiyorum. Asla kimsenin ilişkisine burnumu sokmam ve ayıplmam da üstelik.
konu insan iliskileri hele de ozel iliski olunca bence "dogru"yu bulmaya calismak sacma birsey...yasanan tamamen iki kisinin ozeli ve bilecegi birsey..o yuzden kime ve neye gore dogruyu saptayacagigiz ki? yukarida yazilanlarin tamamina bakiyorum ve kafamda hicbirsey olusmuyor...yasanilan hersey o 'an'in dogrusudur...icinden ne gelirse onu yasarsin...ister kendini icgudulerinin ve duygularinin kollarina birakirsin, istersen genel gecer kural neyse ona gore davranirsin...sadece bizim kulturde degil yabanci kulturlerde de bu tur kurallar var...benim yasadigim ulkede de bircok arastirma sonucu yayinlaniyor gazetelerde ve erkekler ilk tansmadan sonra yataga giden kadinlara cokta iyi gozle bakmiyorlar...ha burada hersey uluorta yasaniyor kimsenin kimseyi yargiladigi falan yok ama yinede 'ozel' kadin dedikleri nedense onlari epey ugrastiran kadinlar:))) bizdeki tek fark, ozgur davranan kadinin hemen 'yollu' olarak damgalanmasi bircok kesim tarafindan..onun disinda aska ve duygusalliga bakis tum insanlarda ayni...bir iliskiyi ozel olarak nitelemek icin birtakim kriterleri var tum dunya insaninin...benim gozlemim bu..onun disinda cani isteyen sadece sex birlikteligi yasayabilir ve bu onu kimsenin gozunde kucultmez yada buyutmez..bunun neyini konusuyoruz ki...bence bu burada boyle konusuldugunda biraz garip kaciyor:)))
belki miatayla bara giderim. ama orda bir an yok ki,
miataya demek istediğim oydu,.. bizlerin bir anı yokki,
binlerce yıllığız (okuduklarımzla da )
o bara oturduğumda ( ya da miata oturduğunda) büyük bir ihtimalle boş çıkarız. Bazen bir şey olur ona 'an'
demezler o bir şanstır. barda olur, yolda olur, bir yılda olur, on dakikada olur, farketmez.
ben önce plotonik aşık olurum, o kişinin haberi olmaz.
denk gelmez, gelir geçer.
bir adama hayranlık duymaya başlarsam tehlike var demektir ama bu çok zor olur, mesela barlarda sinyal alıcılar zor çalışır, gürültü de kaybolabilir.
yoksa bulunduğumuz ortam farketmez., yoksa bu evrende aniden olmayan hiçbirşey yoktur.
Biz sinyaller yayarız. başka da bişey yapmaya gerek yoktur,. eğer karşıdan gelen sinyal uyum yaratırsa balık ekmek bile istemem,
aslında dediklerim miata'ya benzese de, işte böyle ,.. sayfanın kaderi mi ne ?
Bence bunu belirleyen kisiler degil
ATMOSFERDIR..
SARTLARDIR...
O anki RUH halidir...
KISILIK ya da PRENSIPLER degil...
Ben bu sayfayi yaygin olarak yapilan bir yanlisligi dile getimek icin actim..
Size bir sey daha soyleyeyim mi?
Kirmizi isikta karsidan karsiya gecerken goz goze geldiginiz ancak gozlerinizi kacirdiginiz kisi ile aslinda neler yasayabileceginizi hic bir zaman bilemezsiniz....
Bildigini sandigi, aslinda hic bir zaman ogrenemeyecekleri hakkinda ahkam kesmek bana hic akil kari gelmiyor...
12 kere gorusup 3 kere koklasip 2 kere yattiktan sonra bir FAHISE bile bundan iyi deme ihtimali....
ile..
Tanistiginin 2. saatinde yataga girerek hayatinin geri kalanini o kisiyle gecirebilme ihtimali...
....``IHTIMALLER`` yerine hala``PRENSIPLER`` ile burada ``BEN BOYLEYIM`` demeler...
Roland Barthes "Contemporary Myths" adlı kitabında der ki, insanlar bir takım "myth"lerle yaşar... MGK, Sarah ve miata ne kadar yırtınırsa yırtınsın bu böyledir... insanlar yaşantılara, olaylara, mekanlara, enstantanelere "schemata"ları doğrultusunda anlamlar yükler... MGK'da ne kadar inkar etse de bunu yapıyor: "balık ekmek ve direk eve" derken bu tür yaşantı kendi "schemata"sı doğrultusunda anlamlar yüklüyor. Bu tür bir yaşantıya daha içten bir ilişki tarzı, yüzeysel olmama, "kıvırtmama", "numara yapmama" gibi sembolik anlamlar yüklüyor. Bununla kalmayıp şık bir restoranda yenen yemeğin sahte insanların, yapay ve yüzeysel ilişkilerin, fırıldaklığın göstergesi olduğunu idda ediyor...
Benim her zaman yazdığım gibi, MGK yine
1) olaylara kendi dar kalıplarından bakıyor
2) herkesin kendisi gibi olması, düşünmesi gerektiğini söylüyor
3) olaylara olmayan sembolik anlamlar yüklüyor...
benimse midem bulanıyor, çünkü MGK'nın myth'ini en önce Türk Filmleri yaptı, 80li yıllarda...
muhallebicide ya da sevda tepesinde süzüm süzüm süzülen Filiz Akın'ların, Türkan Şoray'ların yerlerini, sokakta simit yiyen, lahmacun yiyen, balık ekmek yiyen, yere oturan Gülşen Bubikoğulu'lar, Perihan Savaş'lar vs.ler aldı...
Bunun yanında krepli kabarık saçlar, peruklar, takma kirpikler de yerlerini sırım gibi uzun ama fönlü siyah saçlara, hafif makyajlara bıraktı... doğallığa pirim verilecek, Türk kızlarına yeni bir duruş empoze edilecek ya....
evet bir erkek sizi pahalı bir restoranda, çok hoş bir ambiansı olan bir yere yemeğe davet ediyorsa siz de kabul edip gidiyorsanız her ikiniz de fırıldağın, sahte ve yapaylığın allahısınız... ne o öyle uzun uzun karşılıklı konuşmalar bilmemneler... karnını doyur, sonrası da ram-bam-thank-you-mam... kolay ama yine MGK için çok büyük bir sorun var... karıyla biraz konuşmadı bile, eve gidince de karının bakire bir zidikli olduğunu anladı...hem de kaç kere başına geldi bu... ben demiyor muydum, kadınların sadece yuvarlaklarına bakıp uçkura davranmayın hemen... gözlerine bakın, konuşun, konuşun, konuşun ve konuşun... o zaman daha iyi anlarsınız yatakta sizi yarım bırakacak bir zidikli mi değil mi....
ama her şey birbirine bağlı...cinselliğin sizin için estetik bir boyutu, "muhabbet" derinliği yoksa, ne gerek var karşınızdakini tanımaya... odaklandığınız kısım, ya da bir kadınla aynı yatağa girip o çok özel yaşantıyı paylaşma motivasyonunuz her ne zıkkım ise dönüp dolaşıp toslayacağınız duvar aynı olur...
Haydar Dümen'i pek tutmam ama geçen Haber Türk'de cinsellikle ilgili bir oturumda çok doğru bir laf etti: cinsellik bir canlı için egemenlik, iktidar anlamı içeriyorsa bu canlı "harem kuruyor". Bazı erkekler, aslanlar, kaplanlar, kurt bu kategoride... ama canlı cinselliğe estetik anlam da yüklüyorsa, o ilişki süresince monogam "tekeşli" yaşıyor.. bazı erkekler, ve kuş familyasındaki hayvanlar (Bilg'cim kulakların çınlasın, dişiyi baştan çıkarmak için kabaran ve renkli tüyleri olanlar bu canlılar)
uzun lafın kısası: ula size kim başka mythleri olanları aşağılama hakkı veriyor???? sizin mythleriniz size bizim mythlerimiz bize yakışır...
de gidin nasıl düzüşürseniz düzüşün, ama sonuçlarına da katlanarak... hayatta pre-determinasyon kuralı diye bir şey vardır.. hangi yolu tutarsan, o yolun sonundakine ulaşırsın...
benim açımdan bu böyledir...
*ilgilenenlere duyurulur: asla ve asla köprüaltında balık ekmeğe tav olmam... ama olanları da herhangi bir değer yargısıyla kategorize etmem
Kızkulesi, Şarabi, Asitane, La Crieé ve benzeri yerlerde bakacam inceliğine, gustosuna, çatalı-bıçağı tutuşuna, ağzını şapırdatıp şapıtdatmadığına... kiiihhhh kooohhhhh kooohhhhhh ve de lol ve de :P, :P, :P
bamya da çıkabilir, çok favourable size'da bir şey de çıkabilir... bamya veya her ne zıkkımsa'nın attach olduğu beyin çok daha önemli bence... ) sen de psikoloji mürekkebi yalamışlardansın, en önemli cinsel organın penis veya vajina değil, beyin olduğunu duymuşsundur herhalde..
bu arada balık ekmek yiyince bamya çıkmayacağının garantisi var mı???
ben o yaşadığımı konuya iyi bir örnek olarak gayet iyi niyetle verdim. hiç de ders verir gibi konuştuğumu sanmıyorum. o sizin yazılanları algılama biçiminizden.. yoksa burada kendimi anlatmak gibi bi derdim yok. zaten yazdıklarımla nasıl bir insan olduğumu ordan anlamanıza da olanak yok.
Roland Barthes "Contemporary Myths" adlı kitabında der ki, insanlar bir takım "myth"lerle yaşar... MGK, Sarah ve miata ne kadar yırtınırsa yırtınsın bu böyledir...
MGK zarah kicini yirtsa da bunun boyle olmasi diye bir kaide yok...Rolandin ``her yazdigi dogru`` diye bir sey de yok...Sen kicini yirtip basina gecirsen degismeyen bisi var ki anlama ozurlusun...
Bak bunun da nedenini acilayacagim...
insanlar yaşantılara, olaylara, mekanlara, enstantanelere "schemata"ları doğrultusunda anlamlar yükler...
Roland denen hirbo bunu yazmis...
Ben ne yazmisim?
Bakalim...
``Bence bunu belirleyen kisiler degil
ATMOSFERDIR..
SARTLARDIR...
O anki RUH halidir``
Farki ne?
Benim yazdigimda bir iki gavur shrink-yazar ismi ile bir kac shrinkten arak ingilizce-latince kelime yok...
Devam edelim...
MGK'da ne kadar inkar etse de bunu yapıyor: "balık ekmek ve direk eve" derken bu tür yaşantı kendi "schemata"sı doğrultusunda anlamlar yüklüyor. Bu tür bir yaşantıya daha içten bir ilişki tarzı, yüzeysel olmama, "kıvırtmama", "numara yapmama" gibi sembolik anlamlar yüklüyor.
Bak seeeeennnn....``schemeta`` ne bu arada?
Samata?
Samata konusunda iyiyimdir ben....
Samatam sayesinde ``MGK cim COK KIBARSIN AMA BALIK EKMEK KALSIN HAYATIM, BANA SORARSAN HEMEN EVE GIDELIM BIR AN ONCE ALT DUDAAAAMI DIZIME KADAR INDIR ve EKMEGIN ARASINDA SEN BENI YE`` diyenler olmadilar degil...
Neyse...
Bu schematamlarim nerelerim oluyor bize bir aciklasa anlasak...
Neymis BU TUR YASAM TARZINA ANLAMLAR YUKLUYORMUSUM...
Hadi baaaaaaaa....
Ulan kac kere yazdim..
EKMEK ARASI ORDAN DIREK EVE....Bir ZAMAN i temsil eden deyim..
ZAMAN yani...
Ne alaksi var..
Ne yasam tarzi..
Bununla kalmayıp şık bir restoranda yenen yemeğin sahte insanların, yapay ve yüzeysel ilişkilerin, fırıldaklığın göstergesi olduğunu idda ediyor...
Bu kisma sadece
-OHA...
... diyorum...
Baska cevabim yok..
Bana yukarida bu manaya gelen bir cumlemi bul gel...
Seni adamdan sayayim...
Hele gerisi tam evlere senlik...
Benim her zaman yazdığım gibi, MGK yine
1) olaylara kendi dar kalıplarından bakıyor
2) herkesin kendisi gibi olması, düşünmesi gerektiğini söylüyor
3) olaylara olmayan sembolik anlamlar yüklüyor...
benimse midem bulanıyor, çünkü MGK'nın myth'ini en önce Türk Filmleri yaptı, 80li yıllarda...
muhallebicide ya da sevda tepesinde süzüm süzüm süzülen Filiz Akın'ların, Türkan Şoray'ların yerlerini, sokakta simit yiyen, lahmacun yiyen, balık ekmek yiyen, yere oturan Gülşen Bubikoğulu'lar, Perihan Savaş'lar vs.ler aldı...
Bunun yanında krepli kabarık saçlar, peruklar, takma kirpikler de yerlerini sırım gibi uzun ama fönlü siyah saçlara, hafif makyajlara bıraktı... doğallığa pirim verilecek, Türk kızlarına yeni bir duruş empoze edilecek ya....
evet bir erkek sizi pahalı bir restoranda, çok hoş bir ambiansı olan bir yere yemeğe davet ediyorsa siz de kabul edip gidiyorsanız her ikiniz de fırıldağın, sahte ve yapaylığın allahısınız... ne o öyle uzun uzun karşılıklı konuşmalar bilmemneler... karnını doyur, sonrası da ram-bam-thank-you-mam... kolay ama yine MGK için çok büyük bir sorun var... karıyla biraz konuşmadı bile, eve gidince de karının bakire bir zidikli olduğunu anladı...hem de kaç kere başına geldi bu... ben demiyor muydum, kadınların sadece yuvarlaklarına bakıp uçkura davranmayın hemen... gözlerine bakın, konuşun, konuşun, konuşun ve konuşun... o zaman daha iyi anlarsınız yatakta sizi yarım bırakacak bir zidikli mi değil mi....
ama her şey birbirine bağlı...cinselliğin sizin için estetik bir boyutu, "muhabbet" derinliği yoksa, ne gerek var karşınızdakini tanımaya... odaklandığınız kısım, ya da bir kadınla aynı yatağa girip o çok özel yaşantıyı paylaşma motivasyonunuz her ne zıkkım ise dönüp dolaşıp toslayacağınız duvar aynı olur...
Haydar Dümen'i pek tutmam ama geçen Haber Türk'de cinsellikle ilgili bir oturumda çok doğru bir laf etti: cinsellik bir canlı için egemenlik, iktidar anlamı içeriyorsa bu canlı "harem kuruyor". Bazı erkekler, aslanlar, kaplanlar, kurt bu kategoride... ama canlı cinselliğe estetik anlam da yüklüyorsa, o ilişki süresince monogam "tekeşli" yaşıyor.. bazı erkekler, ve kuş familyasındaki hayvanlar (Bilg'cim kulakların çınlasın, dişiyi baştan çıkarmak için kabaran ve renkli tüyleri olanlar bu canlılar)
uzun lafın kısası: ula size kim başka mythleri olanları aşağılama hakkı veriyor???? sizin mythleriniz size bizim mythlerimiz bize yakışır...
de gidin nasıl düzüşürseniz düzüşün, ama sonuçlarına da katlanarak... hayatta pre-determinasyon kuralı diye bir şey vardır.. hangi yolu tutarsan, o yolun sonundakine ulaşırsın...
benim açımdan bu böyledir...
*ilgilenenlere duyurulur: asla ve asla köprüaltında balık ekmeğe tav olmam... ama olanları da herhangi bir değer yargısıyla kategorize etmem
Kızkulesi, Şarabi, Asitane, La Crieé ve benzeri yerlerde bakacam inceliğine, gustosuna, çatalı-bıçağı tutuşuna, ağzını şapırdatıp şapıtdatmadığına... kiiihhhh kooohhhhh kooohhhhhh ve de lol ve de :P, :P, :P
Gerisini kendiniz okuyun...
Ben sadece ``CHUSHHHHH`` diyorum...
Kayis koptuktan sonra gidip nerelere carptiysa...
Baya bir hasar birakmis olmali...
ASLA BALIK EKMEGE TAV OLMAMIS MIS MIS....
TAV OLACAGI YERLERI ve SARTLARI YAZMIS...
Hoparlorden sebze meyva raicleri gibi....
Mgk bir baslik aciyor..
Bu gelmis altina tavlanma fantazisini yaziyor...
Ben sikca uygulanan bir nevii PROSEDUR misali uygulamalra bakarak ve olaylari ele alarak ve de ornekleyerek bu prosedurun uygulanmasinin altinda yatan ONYARGILARI aciga cikariyorum...
Bu gelmis neler yazmis...
Azucuk zirvalari artik Azumus zirvalar olmaya basladi...
Ne yapacaksiniz...
Bu da boyle iste...
This message has been edited by mavi from IP address 213.153.152.193 on Oct 4, 2003 6:38 PM
bi garanti yok tabii
ben adamın beynini çok kısa sürede anlarım nasılsa.. dediğim başka.. uzun uzun sohbetler sonrası beynine bayılsan bile, cinsel anlamda etkilenmezsen, onca zamandan, ahpablıktan sonra napıcan? nasıl kıvırtacan?
sen kim beni adamdan saymamak kim????
ama yine de yazıyorum o anlama gelen bir cümleni... anlama özürlü olmanın dışında ifade özürlüsün de...
*****************
O bilindik
gözüne kestir
taktik geliştir
fırsat kolla
fırsatı yakala
degerlendir
razı et
muhallebiciye git
sinemaya git
yemege çık
punduna getir
ilişki başlasın
******************
süs biberine gelince.... sen heralde alnına yazıyorsun da gidiyosun balık ekmekçiye "zikim 15 inch" diye...
tek sorun "bamya mı yoksa 15 inch mi" demek ki sizler içim??? 15 inch olanlar da kullanmayı bilmiyor olabilir bu arada... pantolonun ön kısmındaki şişkinlikten gecenin nasıl geçeceği konusunda fikir edinmeye çalışanlara duyurulur...
aynı bilg'in yaptığı gibi cımbızlıyorsun, anlamamk için cambazlık yapıyorsun...
senin şimdi alıntı yaptığım yazında uzun flört dönemlerini eleştirin, sembolik anlamlar yükleyişin var mı yok mu???
kıvırtmadan cevap ver de ben de o zaman seni adam yerine koymaya başlayayım...
insanların dış görünüşlerine, flört konusundaki "yoğurt yiyişlerine" bakarak cinsel yaşamlarını kestirmek çok zordur... her tarafından cinsellik akan (ve hatta balık ekmeğe tav olan)kadınların çok renksiz bir cinsel yaşamları olabilir, aynı şekilde sıkıcı banka memuru görünüşlü, omuzları pek de geniş olmayan (ama yatmayı teklif etmeden önce sizle 3 ay flöret eden)erkeklerden de sizi o güne kadar en yükseğe uçurabilmiş bir adam da çıkabilir...
dar SCHEMATALARINIZDAN yola çıkıp kimin neyi nasıl yaşayacağını dikte etmeyin bakalım insanlara
süs bamyası olur ama performans vardır, 15 inch olur ama yatakta "eh" dir....
ve de MGK bir gün bile azu'nun yazdıklarına cevap vermez... klişe lafları vardır... İngilizce, gavurca, gavur adam, psikiyatri, vs. vs. çünkü "yazdıklarına bok atmalıyım, ve atacam da" diye yola çıkmıştır...
ille uzun uzun konuştuktan sonra "cinsel çekim olmazdığı halde" herif seni yemeğe götürdü diye zot zot yatağa gitmek zorunda mı kalınıyor??? herif beni yemeğe davet etti, "gel çnce güzel bir yerde yemek yiyelim sonra ya senin evinde ya benim evimde yatalım" demedi ki!!!!!!... deseydi onun cevabı başka olurdu herhalde.... baktın hesap adamın içine oturacak, karşılığında illaki yatakta sonlandırmak isteyecek geceyi (ben de çok kısa sürede anlarım insanların beynini) ya hesabı paylaşmayı öneririsin, ya da bir kez de sen götürürsün onu yemeğe, sohbeti de "flört" sınırı dışında tutarsın olur biter...
bak "myth" dediğim bu işte... "yemek davetine icabet etme" myth'i... hemen anlamları yükleyiverdin sen de..
ayrıca o güne kadar bir elektriklenmen yoksa yemek davetini kabul etmezsin zaten... keramet yemekteki sohbette mi sadece???? aynı şey balık ekmekçide de söz konusu!! ne yani " ulan alt tarafı köprüaltında balık ekmek yedirdi, altına yatmazsam çok da ayıp olmaz" düşüncesi mi bu söylediğin...
o zaman sen de kabul et lütfen ifade özürlü olduğunu... baksana kendin bile şaşırmışsın ne tür cevaplar aldığına... yazdıklarının ne anlama geldiğini herkes aşağı yukarı benim yazdıklarım doğrultusunda değerlendirmiş....
o zaman ne demeye takıldın miata'nın peşine de girdin süs biberi muhabbetine???? o vakit düzeltseydin bizim "anlama kusurumuzu"... yok olur mu, lafın ucunda azu'ya hakaret etmek varken kaçar mı o fırsat....
cevabını alıncada çevir kazı yanmasın, ya da gerdan kıvırma, sallama...
aman yahu konu nerden nereye geldi.. benim de bişey dayattığım yok. ben de prosedürün aşka faydası yok demek istiyorum. olsa olsa evlenmeye faydası olur. ne beklediğinize bağlı.
sen hiç bir şey boğazı demiyorsun, diyemiyorsun, çünkü ifade özürlüsün aynı zamanda...
zeki çocuksun, duyarlılıkların var, gözlemlerin iyi, ama işi lafa dökmeye geldi mi meramını anlatamıyorsun... senin, benim gibi gıcık olduğun birkaç kişiden gelen cevapları okuyup anlaman da bir takım önyargılarılarından dolayı kaçınılmaz bir şekilde "contaminated" oluyor...
başka açılardan ayna tutanlara ana avrat sinkaf eder gibi cevap yazıyorsun... neyse en azından rating oluyor, bir sürü fikirler ortaya çıkıyor..
ben şahsen memnunum gidişattan... her yazdığımda senden sunturlu bir cevap geleceğini de adım gibi biliyorum ama pek fazla koymuyor..
hadi kendine iyi bak zeki, keskin gözlemci, dünyaya çocuk saflığıyla bakmakta ınat eden olgunlaşmamış şeytan tüylü kerata seni... her şey gönlünce olsun.. :P
e anla artık, "konunun" yazgısıdır bu bir yerden nerelere gelmek...
evliliğe yarayan bi şey bulursan bana da söyle.. prosedürlü, prosedürsüz, anlaşmalı, aşklı, yıldırım nikahlı, nasıl olursa olsun her evliliğin yazgısı da bellidir...
balık ekmekçiye gidenlerin hiç mi beklentisi yok.. şimdi açıkça yaz lütfen: alıp ister çok şık bir balık menüsü olan La Crieé'ye götürürsün, ister köprüaltına ekmek arası balık yemeye götürürsün.. yok mu senin hiç bir beklentin yani???
sevgili MGK arada sadece tarz farkı var, geri kalanı tıpatıp aynı.. ama sen diyorsun ki "öbür tarz olanda beklenti manyaklığı var" ben de sana burada katılmıyorum... sen yatacağın kadını seçerken hiç mi estetik ölçütün yok??? ben flört ederken estetik ölçülerime göre mekan ve tarz tercihinde bulununca neden "sahte", "kıvırtmalı" ilişki oluyor anlatsana bi...
yok yemeğe gittim diye "katlanacakmışım"... balık ekmek yiyenin katlanma zorunluluğu olmamasını sağlayan ne??? kendi ağzınızla kendinizi ele veriyorsunuz sonra da başlıyorsunuz çalkalamaya...
lütfen beklenti konusunu açık ve net olarak cevapla, bekliyorum..
inadım inat, ass'im iki kanat diyorsun yine...
yok işte vereceğin cevabın, ayan beyan ortada...
insanların mekanları konusunda estetik talepleri olamaz mı???? yok cevabın işte...
yemeğe götürülenin daha fazla borç altına girdiğini de ifşa ettiniz işte...(bamya da çıksa, süs biberi de katlanma zorunluluğu varmışşşş- my foot!!!)
desene sen şuna ucuz kadınları ucuza kapatırım abi....
ben de hiç nazlanmayı beceremedim, gel diyene, eğer ben de beğendiysem, içim gidiyor idiyse tabi, koşa koşa gittim.. hatta zaman zaman ben dedim "n'olur gel" diye...
boşver "ucuz kadın" kalsın daha iyi... mesele La Crieé veya köprüaltında balık ekmek ya...
Haftalardır buraya yazıyorum...
Yazılarımda dediklerim çevremde olan bitenleri bilgim çerçevesi içinde dile getimekten öte birşey degil...
Kimileri ile aynı şeyleri görebiliyoruz...
Kimileri ile göremiyoruz...
Kimileri inkar ediyor...
Kimileri de görebildigi halde kıyakçılıgının kurbanı oluyor...
Kimileri var ki buralarda kıç öpüp yalamaktan helak bir şekilde bir iki copy-paste yordamı ile satır zaiyatından başka birşey yapamıyor.
Bazıları ise o kadar pişkin ki;
Bir yandan yazdıklarımı inkar edip diğer yandan keskin bir zeka ve gözlem sahibi oldugumu yazıyor...
Ben buna şımarıklık diyorum...
Gözleri kör eden bir şımarıklık bu...
O kadar şımarıklar ki DEGER mekanizmasını pahalı mekanlarda uzun vakitler geçirmek ile açıklayabilecek kadar...
Bahsettikleri mythleri bir şarap markası veya menusu bol sıfırlı yerler ile açıklıyorlar...Daha uzun süren yemek fasılları ile kendilerine verilen degeri buraya yazacak kadar şımarıklar.
Bu şımarıklıktır....
Ve bu şımarıklıklarını farkedemeyecek kadar kadar körler...
Ben ise nerde ne süre ile ne yaptıgın ile degil, deger kişinin NASIL BİRİ oldugu ile orantılıdır dedim hep...
ORTAMLARI KİŞİLER belirler..
Bunların bazıları ORTAMLAR ile KİŞİ belirleme derdindeler.
Olabilir...
Bu da bir fikir...
Kendi örneklediklerinin cercevesi içerisinde fikir beyan etmek gerekirse....
Sizler pahalı mekanlarda pahalı yiyecek içecekler ile uzun zamanlar geçirerek NE OLDUGUNUZU degil NEYE MAL OLDUGUNUZU ortaya koyarsınız...
Nihehehhehehhaa...
Nerde ne süre ne yiyip ne içreseniz için NE OLDUGUNUZ DEGİŞMEYECEKTİR...Karsınızdaki kişiye uygun degilseniz yani ona göre sadece vakit kazanırsınız...
Yani karşıdaki kişi için vakit kaybından öte biri olamayacaksınız demektir.
Hohohoohohahahha...
Bu karşınızdaki kişi için de gecerlidir...
Siz insanlara veya kendinize kıstas olarak
TAV OLMANIN SÜRESİ ve TAV OLMANIN BEDELLERİ ile
FAHİŞE
KOLAY
UCUZ
UYUSTRULMUS
HAFİF
MAL
vs
vs
...gibisinden sıfatlar aramaya devam edin...
Kısacası siz prosedure bakmaya devam edin..
Ben KİŞİYE bakarım...
Ha bir ekmek arası sonrası...
Ha bir hafta ziyafet sonrası...
KİŞİ aynıdır...
ZAR pazarlaması zihniyeti...
KİŞİLİK pazarlaması da yapacaktır...
ben ne pahali kadinlar gordum zaten hic yoktular:)))ne kolay kadinlar gordum yeri yurdu oynattilar:))) birak allahasen..ben sadece yazinin estetigi icin dedim:)) yoksa ne dedigini elbet anladim zidiklidasim:)))
birileri önce ne dedikleri belli olmayan mailler asıyor, anladığına göre cevap yazanın cevabına bir şeyler giydiriyor, sonra başka bir şeyler yazıyor, bakıyorsunuz ki sizi "öyle" anlamakla suçladığı şeyi o da "öyle" anlamış, sonra başlıyor kıvırmalara...
Bilg "güzel ama bana uymaz" dedi ya, adam cinnet geçirdi, nasıl sana uymaz diye... yaw uymaz uymaz...
ben de bol sıfırlı menü istediğimi yazdım, isterim isterim, ille kendini pahalıya satmaya getirdi olayı... ulan öyle yerlere benim de adam götürmüşlüğüm var... kulakları çınlasın, şimdiki kocamı 2. yemeğe çıkışımızda ben ağırladım... yerine göre sinemaya girmeden önce ayaküstü Mercan'da da atıştırdık, Beyoğlunda en salaş meyhanelerde de çok güzel yemekler yedik... ama ilk tanıştığımızda şık yerleri seçtik... ne var bunda???? kafasında içtenliksiz sahte ilişki imgesine ille de mekanı kendisi uyduruyor...
sahte adam sahteyse, sırf sen istiyorsun diye köprüaltına gider, üstelik çok orijinal bir halt yiyormuş gibi "ben buyum" der, ama sahteliğine yine sahtedir... Türk filmlerindeki zengin fabrikatör kızı Gülşen Bubikoğlu da yapıyordu o ayakları... fakir oğlanla, balıkçı ağabeyin salaş masasında "mutluluğu bulmuş" ayakları yapıyordu... Bak bizim Kuzguncuk'taki İsmet Baba şimdi sosyete yeri oldu... çat kapı gittiğimiz salaş yerde artık rezervasyonsuz balık yiyemiyoruz amium... sosyetede "in thing" oldu salaş yerlerde yemek...
gözünüzü seveyim yapmayın şu mekanlara anlam yüklemeleri yaaa... sinir oluyorum ille birşeylere birilerine benzemek için klişe yerlerde boy göstermelere, kendikendinize "image maker"lık yapmanıza...
başlığı açanın yazdıklarına bakıyorum "gözüne kestirme" "punduna getirme" orada yok sanki... ulan gözüne kestirmeden sen kimi götürwcwn köprüaltına...
anlamıyorlar, anlatamıyorlar, neyi anladığınızı yanlış anlıyorlar, neyi nasıl yanlış anladığınızı anlatamıyorlar...
oysa buraya yazanların hiç birinin yüzeysel, sahte ilişkilerden yana olduğunu sanmıyorum... ama siz kim nasıl biri olduğunuza karar vermek kim??? sadece nerelerde yemek yemeyi sevdiğinizi yazın, abiniz sayar şecerenizi... kendiniz bile şaşarsınız "ben bu muymuşum, vay anasına!" diye... bol sıfır = zar pazarlaması imişşşşşşş ... ben neymişim be abi??? biraz daha ciddiye alsam gidip köprüden kendimi atmam lazım, köprüaltında balık-ekmek yiyen mutlu, onurlu, kişilikli azınlıktan olamadım diye...
çok da trajik olurdu amium... aynı Icarus'un düşüşü gibi... kehh keeehhhhh
Bunlar BOL BOL vakit geçirme derdindeler...
BOL BOL vakit geçirerek kişileri tanımak istiyorlar.
KABUL...
Bunu nasıl yapmak istediklerini yukarıda yazmışlar...
Kimi bar demiş...
Kimi restaurant...
MGK bastan beri KOPRU ALTINDA EKMEK ARASI deyimini ZAMAN ile ilintliyor...
Buna ragmen kıçlarından uydurdukları mythlere baska nedenlere dayandırarak açıklamaya çalışıyorlar...
Yetmiyor inatla ve pişkinlikle EKEMEK ARASINI tav oldukları bir madde olarak göruyorlar...Hatta menusu zengin mekanları bile yazıyorlar...
Size bir şey diyeyim ki...
Bunlar neye alışık biliyormusunuz...
Bunlar karşılarında, bunların ne dedigine ve ne yaptıklarına bakmaksızın, sabırla bol bol vakit gecirip, bunları kafalayan adamın vurdum duymazlıklarına alışıklar...
Prosedur kafalı herif bunların dediklerine yaptıklarına kulaklarını tıkayıp gözlerini yumarak proseduru izliyor...
Prosedur yerine geldikten sonra adam da bunlar da hazır...
Armut piş...
Agzıma düş işi...
Bunlar pattadanak düşüyolar agıza...
Bunlar KARŞILARINDA KENDİLERİNE "KATLANAN" PROSEDUR KAFALI dallamalara alışıklar...
Adamın kendilerinin gözunde deger oluşturmasından bahsettikleri yok...
Baksanıza adamın gözunde degerlerinin oluşmasında MARKA ya olan düşkünlüklerini ön plana çıkarmaktan bile bahsediyorlar...
Ulan akıl var...
Mantık var...
İki insanın ekmek arası yemeleri esnasında birbirlerine neler söyledikleri aklınıza gelmiyor mu?
Bırakın iki insanı....Ekemek arası yiyenler bir kalabalık gruh bile olabilirler...Yani kısacık bir vakit darlıgında 2 den fazla kişiler de köklu dostlukların başlamasına imza atabilirler...
Size onlarca durum yazarım...
Meslea hiç tanımadıgınız birinin çantasını kapkaççının elinden kurtararak vermeniz gibi...
Ya da şu çarpışınca yere dökulen zımbırtıların toplanması esnasında göz göze gelme senaryosu...
Gözlerin gözlere takılmasındaki neden hafiflik, kolaylık ya da şarabın ithal olması degildir..Gözlerin gözlerle birleşmesinin ve takılı kalmasının nedeni sebebi gözlerin gözlerden alınamamasıdır.
Ulan mekana...
Kız kulesi...
İthal marka şarap
Bar şeklinde anlamlar yukleyen sensin..
Kaldı ki EKMEK ARASINA TAV OLAM gibi ucuz kalırdılar da sana ait...
Ben olaya "ZAMAN" diyerek bakıyorum...
Ben olaya OLASILIK diye bakıyorum...
Yani izlenilmesi önceden belli olanın dışına çıkınca insanlara KULPLAR SIFATLAR takamazsınız diyorum...
Utanmaz sıkılmaz bir şekilde kendi dedigini inkar etmekle kalmıyor bunu başkası demiş gibi burada uyduruyorsun...
Kısacası kendi yaptıgını inkar eden yeni bir zırva yuurtlamışsın...
Bence sen azucuk ne yazdıgını unutuyorsun...
Ben Bilg'i yerden yere vurmadım...
Bilg in zihniyetini yerden yere vurdum...
Vururum da...
Senin gibilerin zihniyetini de vuruyorum...
Kaldı ki sende yerden yere vurulası cok daha fazlası var...
Bilg benim bu açtıgım ve dile getirdigim bu konunun çok yerinde yerinde oldugunu ortaya koyan ve fikri ile buna hizmet eden fikre sahip biri..
Bilg ya da yabik..
Ya da sen...
Ben yazdıklarınızı yerden yere vuruyorum...
Bırak yerden yere vurmayı...
İddia ediyorum Bilg YALAN söyluyor...
evet bol vakit... artık yaş icabı da iyi vakit... biz çok aldık tadını ilk gençlik heyecanlarını yaşadıklarımızla okul semtindeki kahvehanede çay simitin... sonra da anne baba yoksa onun evine veya başka müsait bir yere...
ama artık bol vakit... gerisi 4 günlük bir şeyde olabilir, 4 senelik bir şey de... bizimkisi prosedür oluyor, öbürküsü olmuyor''' vay anam vay... o da bal gibi prosedür, yalnız tarzı başka...
söz dönüp dolaşıp yine bizim halvetten önce duygusal attachment aramamıza geliyor... kiii bu da bambaşka bir konu... zaten adı üstünde hemen zidikli taifesi oluveriyoruz, beklenti manyaklığı içinde... bizimkisi beklenti onun kısa sürede yatağa atma beklentisi beklenti değil... bu nasıl akıl yürütme, nasıl mantık anlayabilmiş değilim... ama başka şeyleri anlıyorum tabi, bu acele içinde bir sürü 30'luk intact hymen'li salağa neden toslanıyor, onu anlıyorum..
MGK sadece kendi penceresinden gördüklerini yazar, kendi seçtiği yaş gurubunu yazar... ula burası forum, herkes kendine göre cevap veriyor... o zaman başlığı açtığında çerçeveyi çizeceksin... sen öyle yazınca uymayanlar da böyle yazıyor işte... baştan kuralını koy da hatırlatma gereği duymayalım insanı bıktırıp usandırdığın genellemelerin herkese uymadığını...
biz çok mu ilgiliyiz senin kendini başrole koyduğun fiktif diyaloglardaki seni okumaya... nezaket gösterip cevap veriyoruz işte... kimse sana "kendini anlatma, MGK ilgilenmiyoruz" demiyor..
her tartışmanın değişmez seyri başladı işte... iyisi mi daha fazla kendimizi tekrar etmeyelim...
2 gun once arabam ariza yapti...
Diferansiyel dagildi...
Ilk buldugum otoparka zar zor girdim...
Arabadan 50 metreden bile kulaklari tirmalayn catirti cuturtular sesi geliyor...Diferansiyel icindeki ayna ve mahruti dislilerinin parcalanma sesi bu...
Parkyerindeki adama araba arizalandi nereye birakayim dedim...
Suraya birak diye duvarin dibini gosterdi...
Oraya dogru hareket ettigimde mekanizma bosa donmeye baslamisti. O harket etmem ile kayarak gosterdigi yerede durdum...
Arabayi kitledim....
-Abi anahtari birak..
-Neden?
-Lazim olabilir...
-Arizali yurumuyor araba...
-O zaman suraya al abi...
-Alayim da araba yurumuyor...
-Abi burada olmaz...
-E ne yapayim?
-Suraya al abi...
-Kardesim araba yurumuyor...
-Burasi olmaz abi...
-Tamam anladim da arizali yurumuyor bireder...
-O zaman al abi arabani burdan...
-Ben gidiyorum yarin alacagiz mecburen...
Herif onumu kesti...
-Abi al burdan yoksa cekici cagiririm...
-Cagir ne yaparsan yap....
Benim penceremden bir salaklik daha...
Hani su cok iyi bir gozlemler yapabildigim pencerem..
Cift kanatli olanlardan....
gözlem yaparak veri toplanır, ah işte bütün mesele o verileri analiz edip pencerendekilerle sentezlemek...
o iş o kadar kolay olsa her labaratuara giren yeni bir keşifle fırlardı dışarı, eureka eureka diyerekten...
neyse, sende umut var, ne demiş yunus "hamdım, piştim, düştüm" ...
ya da uçağın "take off" noktası... pistte gider gider sonra kalkar... hamsın, ve pistte son sürat gidiyorsun, uçtuğun günü görürüm inşallah... haa bir de fikriyatını "contaminate" eden önyargılardan kurtul, bu çok önemli bak...
kerata seni, her şey gönlünce olsun.. )
Not: aynı şey benim de markette başıma geldi.. tezgahtar aynı senin gibi davranmıştı.. ama ben otopark bekçisi diilim :P
Kendi yazdiklarini inkar edip bununla da kalmayip bu zirvalarini baskasina mal edip arkasindan onlara tutunacak kadar bir aciziyeti gozler onune serecek kadar....
bizim bir eniştemiz vardı, Almanya görmüşlüğü (tabi işçi olarak) felan olduğu için zır cahil olduğu halde kendini epey bir şey sanırdı.. ne zaman bir devlet dairesinde abuk subuk talepleri yüzünden işi görülmese, meşhur lafını ederdi "yaw bunların topu cahil, amium.. ben Alamanya'daaaaa..... cahil bunlar amium, cahil.."
susturmanın tek yolu "eh, enişte tabi cahiller, sen öyle diyorsan öyledir..." demekten geçerdi... "bak, kural kanun, bu, şu kağıtları Almanya'dan yaptırıp yollaman lazım" filan demeye kimse kalkışmazdı... onun ağzından beyanat vardı ya, o biliyordu ya, o öyle doğru olduğunu söylüyordu ya....
"penceresi" dardı adamın, Almanya'yı görmekle tüm hayatı, hatta evreni tanıdığını sanırdı...
allahın kıro'suyla vakit harcamaya ne hacet....
he ya, debelendik ve battık biz anam, sen öyle diyosan öyledir amium...
Azu;
sözünün bana olmadığını biliyorum canım
ama , MGK benim yazdığıma cevaben yazdı , artı burada daha önce kişisel olarak biçok şey yazdık , hatta şu andada yaptığınız gibi kişisel olarak kavgalar bile ettik..
Tabiki bu yazım sadece sana değil , MGK da böle bişi dediyse onada..
Zaten burada her yazılana cevap kişisel olarak veriliyormu ???
Boşverin onu bunu , ben MGK'yı özledim bunuda yazdım , oda yazdı..
Aynı zamanda sizinle yediğimiz o güzel akşam yemeğini sonrasında sende içilen kahveyi , yaptığımız gırgırı şamatayıda çok özledim..
Diğer net ortamındaki arkadaşlarımı onlarla her hafta sonu switch'te sabahlara kadar tepinmelerimizi , nort shild'deki güzel sohbetlerimizi , benim evde yapılan mantı partisini , Sailor'u , Dilcan'ı , barmeni'telenayı , angıe'yi,amber'i , paysage'ı,joshua'yı,crossing'i hepsini çok özledim , (hatta zamanında kavgalar ettiklerimi bile )bunlar benim kişisel olarak özlediklerim..
hiç bir şey.. ya da bir özdeyiş ve bir fıkra... anlayana...
FIKRA: Ve MGK büyümüş
MGK 4 yaşında, annesi banyo yaptırıyor... minik MGK pipisini göstererek tüm saflığıyla soruyor: "Anne bu benim beynim mi?" Annesi: "Hayır yavrum, henüz değil, büyüyünce olacak ama."
oraların ayrıııı, buraların ayrı olduğu ve asla ve de kat'a karıştırılmamaları gerktiği konusunda, hem de şahsınız lehinde, son derece tutarlı bir tavır sergilediğimi hatırlıyorum bu sayfalarda...
evet tutarlılık, dürüstlük, ve biraz belkemiği...
this is the heart of the matter for me in ALL arguments!