| " Ankara'nin gobeginde polis-fasist kolkola devrimcilere saldirdi"June 2 2009 at 11:47 PM | nikolai carlo molotov |
| Fasist saldirilar universite kampusunden sokaga sicramaya basladi;
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=24487
This message has been edited by molotof on Jun 3, 2009 12:08 AM
|
|
| | Author | Reply | duysan
| Re: " Ankara'nin gobeginde polis-fasist kolkola devrimcilere saldirdi" | June 3 2009, 12:19 AM |
bir şehrin çehresinin değişmesi, bir sokağın şu 3-5 yılda pazara dönmesinin bir sonucu... burada da yazmıştım ankara üzerine ve yüksel caddesi'ndeki insan hakları anıtının önünde basın açıklaması yapılan yerin polisle dövüşe dövüşe kazanıldığını söylemiştim. şimdi tekrar alıyorlar... buydu tam olarak anlatmak istediğim. |
| deprisa
| pazar? | June 3 2009, 5:33 PM |
"bir şehrin çehresinin değişmesi, bir sokağın şu 3-5 yılda pazara dönmesinin bir sonucu..."
kızılay merkezdeki araç trafiğine kapalı bir sokağın pazara dönmemesi nasıl mümkün oluyor acaba? pazar olmasının konuyla ilgisi nedir? bu sebep-sonuç ilişkisini nasıl kurdun? son 3-5 yılda dükkan sayısı arttı ama ondan önce de 11-12 yıldır, yani yüksek caddesini bildim bileli yüksel civarı pazardı zaten.
oradaki arkadaşlardan öğrendiğime göre bugün ufak bir çatışma olmuş, şu anda birşey yok, basın açıklaması yapılacakmış ortalık sakin. yalnız önceki günkü olaylar çok vahim. üst kattan tanık olan bir arkadaşımın anlattığına göre tam da bu sırayla; panzer-çevik polis-eli sopalı güruh şeklinde sokağın başından girmişler. elele olduklarını biliyorduk ama bunu saklamaya bile çalışmamaları, boy sırasında yürümeleri beni şaşırttı... tanık olanlar (ki 3. kattan görmüşler olayı, oldukça net bir tanıklık) ateş eden sivilin havaya değil bayağı bayağı ileriye doğru ateş ettiğini söylüyorlar. arada durup şarjör değiştirmiş. iki şarjör boşaltmış. kimsenin yaralanmamış olması ilginç. hatta etrafta kırılan bir cam falan da yok. havaya ya da başka biryere ateş açılmasına daha önce tanık olmadım, normalde nasıl sonuçları olur bilmiyorum ama iki şarjör merminin hiçbiryere isabet etmeyişinden silahın kurusıkı olabileceğini düşünüyorum. sol grubu daha da öfkelendirip basına daha da çirkin yansıtabilmek için yapılmış bir provakaston olabilir. adamın fotoğraflanamamış olması kötü. zaten şimdiden arama yaptığımda şöyle şeyler çıkıyor: "iki sol grup birbirine girdi" "önceye dayalı bir husumetten solcu grup kafe çalışanlarıyla kavga etti" (kafeterya çalışanları işinde gücünde namuslu vatandaşlar işsiz güçsüz dev-lisçilere karşı) |
| duysan
| evet pazar | June 4 2009, 10:18 AM |
hocam engürü'nün, bilim-sanat kitabevi'nin kapanması... yüksel'in başına açılan aba piknik ve yüksel boyunca pek çok yerin bazaar, fuar vs gibi dandik yerlere dönüşmesi... sonra mesela olgunlar'a bakalım. orada artık kitap namına hemen hiçbir şey yok. korsan kitaplar ve test kitapları vs var. yine olgunlar'da sakal, su'dem ve aylak madam'ın olduğu bina rus kadınların köleleşeceği bir otel yapılacağı için yıkılıyor. kişiliksiz bir yer haline geliyor oralar. bunların tarihi de çok eski değil, özellikle son 10 senedir doğru; ama son 3 senede gerçekleşen değişim daha sert. cadde üzerindeki kitapçıların geçirdiği değişim vs... bu bazaar'lar ilk fırtladığı zaman oradaki esnafla şimdikiler de çok farklı.
bu stand mevzularına gelirsek, 3-4 sene önce bu standlarda yaşanan en ciddi olaylar, bir salağın gelip "siz mcdonalds'tan yiyormuşsunuz, arkadaşlarım görmüş" gibi şeyler söylemesiydi. sinirli sinirli bakan eden oluyordu da, sallama çekildiğini pek görmedim. hatta konur'da benim tanık olduğum sallamalı iki kavga var, ikisi de dersane öğrencilerinin kavgasıydı. bugün konur'da belli bir kitleye ulaşıp solcuların üzerlerine saldırabiliyorsa ülkücüler bu son senelerdeki bir şeye işaret ediyor bence.
dün yaşananlarda solcuların da boş gelmediğini biliyoruz sanırım. hani şöyle bir gezinince taşları, boruları, sopaları gördüm. bir de bunların üstüne gerizekalı faşistin birini kitleyi çığrından çıkarsın diye sallamayla kalabalığın üstüne salınca olan oldu. bu böyle devam ettikçe o sokak solculardan temizlenecek. az şey değildi orada stand açabilmek, bildiri-gazete dağıtabilmek... basın açıklamaları da öyle.
|
| deprisa
| ne yapalım yani? | June 5 2009, 2:32 PM |
ne yapalım ne edelim abi peki? kusura bakma ama buralar hep yemyeşildi diyen dedelere benziyosun. sadece olagiden değişimden şikayet ediyosun.
öncelikle ben senin dediğin gibi olduğunu düşünmüyorum değişimin. sadece gelişigüzel bir kalabalıklaşma, istanbula benzeme hali görüyorum. ama eskiden daha iyi değildi, sadece daha azdı, şimdi daha çok, daha kalabalık. nitelik olarak çok da birşey değiştiğini düşünmüyorum. olgunlarda bugün de test kitabı dışında kitap var, eskiden de aman aman çok zengin bir kütüphane değildi. sakal aylak madam falan ne ki? rus kadınların sömürülmesi binanın değişmesiyle mi alakalı? bahsettiğin kafelerde de 20 liraya garson(türk genci) çalıştırılmıyor mu? herneyse, bunun tartışmasından belli birşey çıkaramayız zaten, kişisel anılar bunların hiçbirine kanıt olmaz.
ama eğer ki böyle olduğunu düşünüyorsan; yapılacak birşey düşün, söyle, ya da daha iyisi yap. |
| duysan
| Re: ne yapalım yani? | June 5 2009, 5:07 PM |
şöyle anlatmaya çalışayım... dost kitabevi'nde 10 sene önce her türlü küçük yayınevinin kitabını bulabilirdin, keza imge'de de. 10 sene önce imge nasıldı hatırlayanlar vardır. bugün herhangi bir dergi-kitap satmazsa alıp raflarına bile koymuyorlar. küçük dağıtımcı şirketleri eziyor, 16 ay sonra dahi para ödemiyorlar. merakta olanlar dipnot kitabevi'ne gidip sorabilir mesela imge'nin durumunu. dipnot ender iyi dağıtımcılardan biridir bu arada. her neyse... bu şu demek oluyor; ben elif şafak ile hemen karşılaşabilir, onu okuyabilirim; ama mesela alaattin topçu ile tanışmam daha zordur veyahut bir başkasıyla. senin yazdığına ben kitapçıda, imge kitabevi'nde bile ulaşamıyorsam nereden bulacağım? bunun için iki yol var.
1- internetten satın almak. bu yolda sorun şu ki, rastgele internetten politik olan bana yakın olanı bulmam zor.
2- kendi dağıtım ve satış kanallarımızı kurmak
işte konur sokak'ın hali de budur. ben mesela ulus baker'i ilk kes, çok eski zamanlarda büyük ekspres'te gördüm, hatta tesadüfen konuştuk. etkileyici idi. bugün birisini tesadüfen bir yerde görmek söz konusu değil; zira öyle mekanlar yok. su'dem böyle mekanlardan birisiydi herşeye rağmen. mesela ismail beşikçi ile orada karşılaşma şansın vardı. engürü de öyledir. madımak yangınında kaybettiklerimiz dışında hicret etmeyen edebiyatçıların büyük kısmı oradaydı. beni tolstoy ile tanıştıran engürü olmuştu. kişisel bir tesadüf ama yalnız olmadığımı sanıyorum. iletişim kitabevi'nin kapanıp bir ofise dönüşmesi pek çok insanın tanıl bora ile tanışmasını zorlaştırmıştır ihtimalen. birbirimize dokunduğumuz yerleri kaybediyoruz bunu demeye çalışıyorum. tabi ki bir binanın yıkılması ile rus kadınların köleleştirilmesinin giderilmesi arasında bir ilişki kurmuyorum. o bir yönü, değişimin yönünü göstermek için söylediğim birşeydi. bunu tersine çevirmek için evet konur sokak'a gideriz, stand açarız. gideriz kendi mekanlarımızı yaratmaya çalışırız. orada karşılaşırız, internet dışında da birbirimize dokunuruz. illa konur sokak, yüksel caddesi olması gerekmiyor mekanın; ama elde olanlar genellikle orada yitirilmeye başlandı.
istanbul'a benzeme konusuna da katılıyorum. evet oraya benzemeye başladı. benim dediklerim aksini demiyor; ama eski halinin analizi bir anılar geçidi değil. şimdi eskisinden çok insan tanıyorumdur o çevrede. mevzu, genel olarak sokağın çehresinin değişmesi... |
| deprisa
| komplo teorisi | June 6 2009, 10:51 AM |
şimdi biraz komplo teorisi yapacağım. manu chao bör röportajında barcelona'nın değişimini anlatıyordu. özetle şu: kendisi de orada çok fazla çalmış ama şu anda barcelonada sokak müzisyeni yok. sokak etkinlikleri tamamen belediyenin kontrolünde ve "tourist attraction" şeklinde. disneyland'de gezer gibi fred çakmaktaş'la ya da başka bir kostüm giymiş biriyle fotoğraf çektiriyorsunuz. bir-iki ilüzyonist, hiphop dansçısı, bir de michael jackson taklitçisi var. şimdi işin farkı şurada; sokak müzisyenini seven dinleyen turistler, 15-20 avroya hostelde kalıyorlar, bakkaldan bira, marketten konserve alıp karınlarını doyuruyorlar. fred çakmaktaşı seven turist ise kafede biraya 5 avro, otele de 50 avro veriyor. bütün binaların rantı da, vergisi de artıyor. devlet-sermaye elele buna uğraşıyorlar. amaç sırt çantalı gezgini, sokak serserisini şehirden atıp tertemiz, disneyland gibi bir barcelona yapmak.
şimdi benim tunalıdan-bestekardan bildiğim pek çok kişi var ki, kızılay pis yer diyorlar. örneğin bestekar sokakta biber gazı sıkılmaz, yükselde ise haftalık ritüeldir. çıkan olaylar örneğin leman kültürün bahçesindeki bütün müşterilerin boşalmasına sebep olabilir. bunlar esnafın karını düşürür, sokağın rantını düşürür. bestekarda ortalama bira 6, kahve 5 liradır. biber gazlı, çatışmalı, huzursuz konurda ise çok daha düşük. solcusuz, standsız bir konur esnafın çok daha fazla işine gelir. bütün sokak papağan gibi, nedjima gibi, leman kültür gibi, baş tarafta 5 liraya sınırsız kavaltıcı lokantalar gibi apolitik dükkanlarla dolu olsaydı orası çok daha önceden boşaltılırdı belki. ama bir yandan da orada, kelimenin çok çok genel anlamıyla, solculara çalışan, müşterisi onlar olan ve hatta solcular tarafından işletilen çok fazla da dükkan var. kafe-lokanta vs. bunların bir kısmı ticari kaygılarla, bir kısmıysa zaten oradaki gruplara dahil oldukları ve hareketin içinde yer aldıkları için konur sokağın konur sokak olarak kalması işlerine gelecektir.
şimdi dönüp dolaşıp seni onaylamış oldum duysan. delirmelerimi sakin kalarak dinlediğin için sağol. ama yine de, konur sokağın tek yönlü bir yola girdiğini düşünmüyorum. istiklal caddesi gibi saçma sapan bir kuru kalabalık da olabilir, nitelikli mekanların, senin dediğin gibi dokunma noktalarının olduğu bir yer de olabilir. bunu sağlayacak olan da sadece biziz. (bu arada bizim de sokakta bir kafemiz var, bir odak noktası olabilmesi için böyle bi işe soyunduk. tam da istediğim çizgide gitmiyor ama öyle olması için uğraşıyoruz. isim verip reklam yapmıyorum) |
| duysan
| Re: komplo teorisi | June 6 2009, 2:49 PM |
dediklerin doğru, bu kimi esanfın tercihi; kimisinin de tamamen karşı durmasıyla ilgili bir yerde. benim kısmen sakarya, biraz da karanfil-2 tarafına giden tanıdıklarım da politikleşmiş olduğu için konur'u sevmiyor mesela. bu çehre şiddetle değişiyor işte. buna karşın kimi tanıdıklarım konur'da cafe açıyor, güç bela işletmeye gayret ediyor. bu önemli birşey bence, boş değil. bugün özsüt'e gidip tatlı yiyeyim dediğinizde duvarda bir uyarı levhası görüyorsunuz. öpüşen bir çiftin üzerine çarpı atılmış, yani öpüşmek yasaktır diyor. sen, sizin cafe'de öpüşen iki kişiyi hiç seçmeyeceksin, gözün bile görmeyecek; ama o levha da bir eğilimi temsil ediyor. insanlar gidiyor vs... o yüzden başka mekanlar açılması, oralarda basılı yayınların satılması, başka türlü etkinliklerin yapılması, masalardaki sohbet bence önemli. düşünsenize bir dergi çıkartıyorsun, bunu diyelim imge satmayı kabul ediyor. dergiyi senden alıyor, %40 komisyon ile satıyor. 1 liralık dergiden senin eline 60 kuruş kalıyor, o parayı da ne zaman alırsan... ama sizin mekanınızda bu satılsa, aldığınız komisyon farklı, paranın dönmesi başka olacak. alternatif bir dağıtım ve yayın imkanına kavuşmuş olacağız. express dergisi kaç yıldır gerçekten saygı duyulması gereken bir iş yapıyor; ama dergi mali olarak kendisini toparlayamıyor. yaygın dağıtımdan çıkmak zorunda kalıyorlar, dergi okurunu bulamaz oluyor. neyse konu epey dağıldı. iş tabi sadece yayıncılık değil. farklı mekanlar bence önemlidir.
bu arada reklam olmasında pek bir sakınca görmüyorum kendi adıma. çok güzel çay harmanladığı için taş fırın'a hala gidiyor olsam da çok tercih etmemeye çalışıyorum. bilmiyorsam bir yer daha öğrenmek iyi olurdu. uygun bir odası vardır, bazı toplantılar için kullanılır mesela. bir internet sitesi açsak veya yayın çıkarsak yazarız, bir cafe açılınca da bunu yazmaktan çekinmeye sanırım gerek yok. ve elbette tek yönlü bir yol değil, ama yakıcı bir biçimde bunu ben hissediyorum. dediğin gibi farklılaştırmak da bize düşer... |
| deprisa
| mekan | June 7 2009, 10:52 PM |
tamam o zaman; mekanın adı araf kafe. biz girdiğimizde bütün duvarları çoktan kaldırılmıştı, yani ayrı bir odası yok. sağda solda isteyenlerin fanzin ve demo bırakabileceklerini duyurdum. bunlardan ya da oraya bırakılacak dergilerden komisyon almayı asla düşünmem.
bu arada, çatışma hakkında birkaç yeni şey de öğrendim. panzerler gelince insanların bir kısmı nefese kaçmış. polis nefes'in etrafını sarmış ve sözkonusu gözaltıları içeriden almış. fakat gözaltıların dördü nefes çalışanı, biri orada oturan müşteri, biri de nefes'in önünde yoldan geçen adam. yani kesin olarak bildiğim, sözkonusu 18 gözaltının en azından 6'sı ne boyalı basının dediği olayla alakalı, ne de solcu yayınların dediği gibi "devrimci gençler". orada garson olan bir arkadaşım çok fazla dayak yedi. karakoldan çıktığında her tarafı kan içindeydi ve kafasında 7 dikiş var. dikişlik yarayı polisler tutup götürürken oradaki bir vatandaş(!) açmış. geri kalan dudak burun patlatma çalışması polislere ait. |
| duysan
| Re: mekan | June 9 2009, 10:20 PM |
uygun bir zaman uğrayayım hocam. konur'da don kişot'un üstündeydi yanılmıyorsam... |
| -isim unutulmus-
| leman kültür | June 11 2009, 3:25 PM |
ne tuhaf, 90'larda elinde leman'la gezmek faşistlerin dikkatini çekmek için büyük bir neden olabilirdi. bunun anlamlı olmasını sağlayan cinsten bir içeriği vardı. bir ekosistemi vardı. şimdi aynı "marka"ya ait bir mekan, solcusulaştırma operasyonunda özne olarak geçiyor ve hiçbirimiz şaşırmıyoruz sanki. bu da acı değil mi aslında? tamam nihat genç ya da cezmi ersöz'ün sola kattığı bir şey hiç olmadı belki ama... | |
| camillo
| Re: " Ankara'nin gobeginde polis-fasist kolkola devrimcilere saldirdi" | June 3 2009, 4:14 PM |
bugünde saldrmış bu itoğluitler. bilgisi, görgüsü olan var mıdır? |
| makya
| Re: " Ankara'nin gobeginde polis-fasist kolkola devrimcilere saldirdi" | June 3 2009, 7:32 PM |
artık polis çadır kurar konura bahane eder.
|
| deprisa
| yapmayın etmeyin | June 3 2009, 10:50 PM |
yaa arkadaşlar iyi güzel diyosunuz da yapmayın etmeyin. gözünüzün önündeki şeyleri aklınızdakilere göre çarpıtmayın. "polis konura çadır kurar" ne demek? çevik kuvvet zaten bu olaylardan önce de haftanın 8 günü oradaydı. |
| makya
| Re: yapmayın etmeyin | June 3 2009, 11:26 PM |
iyi de ne olacak? bunun bir amacı yok değil mi? zaten öyle kafalarına göre takılan adamlar bunlar. dev-lis'e mi saldırmaya geldiler, dev-lis'e? o dediğin çevik kuvvet de yüksel caddesi metro çıkışında bulvar tarafında durur, eylem olduğunda da yükselde bekler konurda olmaz. zaten çadır kurmaktan kastım bu stand olaylarının artık bu kadar rahat yaptırılmaması idi yoksa polis nerdee durursa dursun ne önemi var? |
| @©p
| ko(nu)ru/yacağız | June 5 2009, 11:33 AM |
sağolsunlar, bilinçli ya da bilinçsiz (ki mevcut verilerin tümü olayın örgütlü ve bilinçli yönetildiğine işaret ediyor) eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdüler. sayelerinde kızılayda çatışmak fikrini artık unutmak üzere olan sol için yepisyeni bir mecra açıldı.
polislere ve faşistlere müteşekkiriz; bu kafayla takılmaya devam etsinler bakalım... |
| | Current Topic - " Ankara'nin gobeginde polis-fasist kolkola devrimcilere saldirdi" |
| |
|
|