<< Previous Topic | Next Topic >>[ forum ana sayfa ]  

Sermayeye teşvik, emekçiye güvencesizlik - aktarma

June 17 2009 at 3:18 PM
liliput 

 
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=24560

Başbakan Tayyip Erdoğan uzun süredir sermaye çevrelerince beklenen teşvik ve istihdam paketini dün açıkladı. Paket güvencesiz çalıştırmayı yaygınlaştırırken, işsizlik fonu ve hazine eliyle sermayeye kaynak aktarılmasını öngörüyor.

Teşvik paketinin ana hatları şu şekilde özetleniyor:
Bu paketle Türkiyeyi dört bölgeye ayrılıyor ve 12 sektörde büyük yatırımlar destekleniyor.
Paketin yasallaşmasıyla birlikte kara taşıtı, tekstil, konfeksiyon, deri sektörü, madencilik, tıbbi aletler, ilaç, elektronik hava aracı, makine imalatı, demiryolu, liman, transit boru hattı taşımacılığı ve kimya sektörleri desteklenecek.

Tutarı 250 milyon lira olan yatırım projeleri, büyük yatırımlar olarak değerlendirilecek. Transit boru hattıyla taşımacılık, madencilik ve elektronikte de katma değeri yüksek yatırımlar, büyük proje yatırımları kapsamına alınacak.

Büyük proje yatırımları için kurum ve gelir vergisi indirimi, farklı uygulanacak. Yatırım yapanlar sağladıkları yeni istihdam için SSK işveren primini birinci bölgede iki yıl, ikinci bölgede üç yıl, üçüncü bölgede beş yıl, dördüncü bölgede 7 yıl boyunca ödemeyecek.

Üçüncü ve dördüncü bölgelerde yatırım yapanların kullandıkları TL kredi faizinin üçüncü bölgede 3 puanını, dördüncü bölgede 5 puanını Hazinemiz karşılayacak. Bu oranlar döviz cinsi krediler için sırasıyla 1 ve 2 puan olarak belirlendi.

2010 yılı sonuna kadar birinci ve ikinci bölgeden üçüncü ve dördüncü bölgeye taşınacak firmaların en az 50 istihdam sağlamak koşuluyla 5 yıl süreyle SSK işveren primi Hazine tarafından karşılanacak, bu firmalara kurumlar vergisi yüzde 20 yerine yüzde 5 olarak uygulanacak ve nakliye masraflarını da devlet karşılayacak.

Paket ayrıca gelir ve kurumlar vergisi indirimi, yatırım yeri tahsisi, KDV istisnası, faiz desteği ve gümrük vergisi muafiyetini de kapsıyor. Yeni teşvik sisteminde devlet, sermayenin ucuz ve güvencesiz emek havzalarına taşımasına bile yardım ediyor.

Hükümet böylesine kapsamlı bir teşvikin kaynağına dair sorular karşısında işsizlik fonunu ve hazineyi adres olarak gösteriyor. Yani devlet eliyle emekçilerden sermayeye kaynak transferi sağlanıyor.

Güvencesiz istihdam paketi
Teşvik paketiyle beraber açıklanan istihdam paketinde de 120 bin kişiye toplum yararına yapılacak işler yoluyla 6 aya kadar iş imkânı oluşturulacağı ifade ediliyor. Pakette, okulların ve sağlık kuruluşlarının bakım ve onarımları olmak üzere ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve çevre düzenlemesi gibi işlerde istihdamı hedefleniyor.

Paket uzun zamandır tekerleme haline getirilen büyük bir yalan olan işsizlik sorunu yok mesleksizlik sorunu var anlayışından hareketle çeşitli kurslar açılıyor. Açılacak kurslar vasıtasıyla 200 bin işsize mesleki beceri kazandırılıp 10 bin işsize girişimcilik ve eğitimi danışmanlığı verilecek.

Pakette lise ve üstü eğitim aldığı halde işsiz olan 100 bin genç, stajyer olarak istihdam edilmesi öngörülüyor. Özel sektörde staj yapacaklara 6 ay boyunca maddi destek sağlanacağı ifade ediliyor. Paketin bu maddesinde mevcut çalışanlara iş güvencesi verilmemesi mevcut çalışanların, asgari ücretin altında destek alacak stajyerlerle değişimi riskini barındırıyor.

Ayrıca 30 Nisan 2009 tarihi itibarıyla firmaların yıl sonuna kadar mevcut istihdamlarına ilave olarak işe alacakları personelin sosyal güvenlik primlerini 6 ay boyunca devlet karşılayacak.

Güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yaygınlaştırılmasında önemli bir yeri olan özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilecek.


Paketlere dair sorular, sorunlar:


Teşvik paketini işçiler fonluyor

* Kurumlar vergisinin yüzde 20lerden yüzde 2ye kadar düşecek olması zaten adaletsiz olan vergi sistemini daha da emekçi sınıflar aleyhine bozacak.

* Doğu ve Güneydoğu illerine yatırım yapan patronlar 7 yıl boyunca SSK işveren primi ödemeyecek ve benzer şekilde 30 Nisan 2009 tarihi itibarıyla firmaların yıl sonuna kadar mevcut istihdamlarına ilave olarak işe alacakları personelin sosyal güvenlik primlerini 6 ay boyunca devlet karşılayacak. Yıllarca sosyal güvenliğin kara deliğe dönüştüğünü söyleyenler bu durumda oluşacak açıklarla nasıl başa çıkacak. Bu surumda orta vadede Sosyal Güvenlik açığının kapatılması gerekçesiyle emeklilik maaşlarının düşürülmesi ve emeklilik süresinin daha da uzatılması gündeme gelebilir.

* Devletin sermaye kaynaklı gelirlerinden vazgeçtiği, üstüne sermayeye kaynak aktardığı bu paketin bütçe kısıtı da sermaye çevrelerinin dahi aklına takılıyor. TÜSİADın paket olumlu ancak bütçeye de dikkat etmek gerekir sözleriyle, Erdoğanın paketi açıklarken sarf ettiği Bütçe disiplininden taviz vermeyeceğiz iddiası bir arada düşünüldüğünde paketin sert bir emek düşmanı kemer sıkma politikası ile beraber yürütülmesi zorunlu görünüyor.

* Türkiyede 2009 yılı için beklenen bütçe açığı 75 milyar TL olarak telafuz ediliyor. Bu durum hükümeti borçlanmaya mecbur bırakacak gibi görünüyor. Bu durum sermaye içi gerilimlere neden olabilir. Zira iç borçlanmalarla kimi sermaye gruplarının, özellikle finans ayağı olan grupların faaliyet dışı gelirleri artarken, kimileri için teşvikle gelen kıyak kredi daralmasıyla nötralize olabilir.

* TÜSİADın ve Doğan Grubunun teşviğe dair daha olumlu ifadeler kullanırken kimi sanayi ve ticaret odalarının şikayetçi olması da dikkat çekici bir durum olarak not edilmeli. Zira bu durumun önümüzdeki dönem AKP içinde kimi siyasi sonuçları olabilir.

* Teşviklerle istihdamın ne kadar artacağı da şüpheli. İç ve dış talebin oldukça dar olduğu ve kapasite kullanım oranlarının düştüğü bir ortamda bu teşvikler sadece sermayenin kar oranlarını artıracak gibi görülüyor. Vergileri düşen ve diğer bir çok maliyeti devletçe karşılanan sermaye gruplarının teşvik nedeniyle yeni yatırımlar yapması değil, yatırım yerlerini ve istihdam ettikleri işçileri değiştirmesi bekleniyor.

* Sermayenin karlarını arttırmaya yönelik teşvikler için kaynak olarak emekçilere ait olan işsizlik fonu gösteriliyor. Yani sömürü devlet eliyle pekiştiriliyor.


İstihdam paketi: Devlet eliyle güvencesizleştirme

* 120 bin kişiye 6 aylık geçici iş ile işsizlik sorununun hafifletilmesi mümkün görünmüyor. Bu durum kriz gerekçesiyle, devlet hizmetlerinde bir süredir yaygınlaşan taşeron çalıştırma koşullarının çok daha ağır biçimlerinin yaygınlaşması anlamına geliyor.

* İşsizlik sorunu yok mesleksizlik sorunu var anlayışından hareketle açılan kursların işsizlik sorununu çözmekten çok uzak. Zira Türkiyede eğitimli kesimler arasında işsizlik oranlarının çok yüksek olduğu biliniyor. Bu kurslar ile bir taraftan İşsizliğiniz sizin cahilliğinizden fikri yaygınlaştırılırken, bir taraftan da yedek sanayi ordusunu daha kalifiye hale getirilip kalifiye işgücü ucuzlatılması hedefleniyor.

* Stajyer çalıştırmanın devlet tarafından desteklenmesi de önemli bir sorun alanı. Zira mevcut çalışanların istihdamının güvence altına alınmadığı durumda böylesi bir madde ücretli işgücünün, maddi desteği devletçe sağlanan geçici işçilerle ikamesi gündeme gelebilir. Bu çalışma biçiminin yaygınlaştırılması asgari ücret uygulamasının devlet tarafından çiğnenmesi anlamına geliyor.


Sendikalardan tepkiler

KESK Genel Başkanı Sami Evren Kriz karşısında krizi yaratanları korumayı amaçlayan önlemler açıklamıştır dedi ve teşviklerin finansmanı için işsizlik fonunun kullanılmasına tepki gösterdi. Özel istihdam bürolarının geçici işçi istihdamıyla yetkilendirilmesinin, amele çavuşluğunun hortlatılması anlamına geldiğini vurgulayan Evren, Siyasi iktidar kriz karşısında emekçileri korumak, işsizlikle mücadele etmek istiyorsa, öncelikle işsiz kalan kardeşlerimizin su, elektrik ve doğalgaz giderlerini devletin karşılamasını, açlık sınırı altında yaşayanlara

 
 Respond to this message   
AuthorReply
liliput

İşçi satışı da yasalaştı - Aziz Çelik (Birgün) - aktarma

July 2 2009, 8:45 PM 

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=25135
İşçi satışı da yasalaştı - Aziz Çelik (Birgün)
AKP işçi hakları konusunda pervasız bir uygulamaya daha imza attı. İşçilerin alınıp satılması, kiraya verilmesi yasalaştı. 26 Haziran 2009 gece yarısı TBMMde kabul edilen bir torba yasa ile (5920 Sayılı Yasa) İş Yasasına eklenen bir hükümle özel istihdam bürolarına işçileri bir başka işverene kiralama (satma) imkânı tanındı. Yasanın gerekçesindeki ifadeyle özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisi kurulabilmesine olanak tanındı.

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi adını taşıyan yeni düzenlemeye göre özel istihdam büroları iş sözleşmesi yapacağı işçiyi bir başka işverene 18 ay süreyle geçici işçi olarak devredebilecek. İşçinin asıl işvereni özel istihdam bürosu olacak. İşçinin devredileceği işverenle geçici iş sözleşmesini özel istihdam bürosu yapacak. Bu yolla güvencesiz düşük ücretli, esnek ve sendikasız kiralık bir işgücü yaratılmış olacaktır.

Özel istihdam büroları iş sözleşmesi yaptığı işçileri talep eden herhangi bir işverene devredebilecek, daha doğru bir ifadeyle kiralayabilecek. İşçiler tıpkı amele pazarları ve köle pazarındaymışçasına alınıp satılacak. Özel istihdam büroları bu satış işlemi üzerinden komisyon alacak. Ücretli kölelik düzeninin daniskası ile karşı karşıyayız. Bu yasa ile geçici işçi çalıştırılması (belirli süreli iş sözleşmeleri) hiçbir koşula bağlanmadan 18 aya kadar uzatılmış, yasada geçici işçilikle ilgili var olan bazı sınırlamalar bypass edilmiş ve işverenlere toplamı işçinin dörtte biri kadar geçici-güvencesiz işçi çalıştırma olanağı tanınmıştır.

Yasa ile iş hukukunun temeline dinamit konmuş ve anayasal kurallar yok sayılmıştır. Yeni yasada işçinin özel istihdam bürosu ile iş sözleşmesi yapmasından söz edilmektedir. İş sözleşmesi, işçinin iş yapmayı, işverenin de ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Oysa özel istihdam bürolarının amacı işçiyi çalıştırmak değil kiralamaktır. İş hukukunun en temel hükümlerinden olan iş sözleşmesini yok edilmiş ve bunun yerine işçi kiralama sözleşmesi getirilmiştir. İşçi tıpkı bir mal gibi kiralanır hale gelecektir. Öte yandan özel istihdam büroları kiralanmak üzere sözleşme yapan işçilerin sendikalaşmaları da olanaksız hale getirilmiştir. Çünkü her işkolu ve sektör için işçi kiralama ve satma işini yürütecek özel istihdam bürolarının işkolu belirsizdir.

Aslında işçi kiralanması ve satışı halen örtülü biçimde uygulanan bir yöntem; Paravan şirketlerden hizmet alımı adı altında işçi kiralanmakta ve bu şirketlere kiralan işçi başına komisyon ödenmektedir. Örneğin bu şirketler belediyelere kiraladıkları her işçi için yüzde 30 komisyon almaktadır. Üstelik belediyelerin en güzide işlerinde de işçi simsarlığı yapılmaktadır. 700 lira işçiye 300 lira cebe. 100 işçi kirala ayda 30 bin lira kazan! Bu modern köle ticareti AKPli belediyeciğinin en belirgin özelliklerinden biridir.
Kiralık veya satılık işçi yasası bir yasa tasarısı olarak gündeme gelmedi. Sendikaların Üçlü Danışma Kurulunda karşı çıktıkları bu düzenleme AKPli iki milletvekilinin, İlhan Evcin ve Mustafa Elitaşın teklifi ile ve bir oldubitti ile gece yarısı yasalaştı. Her iki vekilin cvsine baktık. Her ikisi de iş âleminin, sermayedar sınıfın mümtaz temsilcileri. Takdir etmek lazım sınıf bilinci gelişkin vekiller! Üstelik de güçlü bir sınıf disiplinine sahipler. Çünkü bu yasa aslında işveren örgütleri tarafından dikte edildi. İşte ispatı:

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından hazırlanan 3 Kasım 2008 tarihli Küresel Krize Karşı Alınması Gereken Tedbirler başlıklı raporun 7. Sayfasında şöyle deniyor: İş Kanununda değişiklik yapılarak özellikle yeni istihdam imkânı sağlayacak özel istihdam büroları aracılığıyla dönemsel çalışma yasalaştırılmalı. TİSKin bu talebi iki AKPli vekil tarafından kâğıda döküldü, AKP hükümetinin ve TBMMnin AKPli vekillerinin desteğiyle yasalaştı. Merak ettim AKPnin sendikacı kökenli vekilleri ne yapmış yasanın müzakereleri sırasında, sesleri çıkmamış.

Torba yasa işçi satışını yasalaştırmakla kalmadı. İşçinin birikimi olan ve işsizlere ödenmesi gereken İşsizlik Sigortası Fonunun bütçeye ödenek kaydedilmesine, bir diğer ifadeyle yağmalanmasına de olanak sağladı. İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin dörtte üçü yatırımlarda kullanılmak üzere bütçeye gelir kaydedilecek. Sermayeye kaynak olarak aktarılacak.

Hükümet işçi hakları konusunda pervasızlık üstüne pervasızlık yapıyor; kamu işçilerine ve çalışanlarına komik zamlar öneriyor, işsizlik sigortasını yağmalıyor, köle işçiliği yasalaştırıyor, Türk-İş üyesi üç sendikanın altını oymak için elinden geleni yapıyor. Kriz yüz binlerce işçiyi işinden ediyor, işçilerin ücretleri yüzde 8,5 düşüyor ve hükümetten hiçbir sosyal önlem yok. Tersine işçi haklarının son kırıntılarını da yok etmekle uğraşıyor.

Tablo bu! Bu tablonun vebali en az işverenler ve hükümet kadar sessiz ve suskun sendikacıların omuzlarındadır.

 
 Respond to this message   
nc

eninde sonunda geçer ama haberleri de izlemek lazım.

July 9 2009, 10:20 PM 


 
 Respond to this message   
Current Topic - Sermayeye teşvik, emekçiye güvencesizlik - aktarma
  << Previous Topic | Next Topic >>[ forum ana sayfa ]  
Create your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2010 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement