Osmanlı’nın Türk kökeni neye göre tartışmalı değildir? Osmanlı kim olduğunu gösteren ne bir belge bırakmış ne de bu konuyla ilgili bir şey yazmıştır. Osmanlı adına konuşan ilk Osmanlı tarihçileri de Osmanlı’nın Kayı boyluluğundan fazlasını söylememiştir. Bir tek Hıristiyanlar Türk terimini kullanmıştır. Fakat bence önemli olan Osmanlı’nın kendisini nasıl adlandırdığıdır? Ve bu noktada bildiğim kadarıyla o dönemin Osmanlısından kalan bir cümle bile yoktur. O zaman neye dayanarak Osmanlı’nın katıksız Türk olduğunu iddia ediyoruz? Günümüzde bazı tarihçiler, üstelik birçok tarihçi, Osman Bey’in Türk olduğuna inanabilir ve bunu kabul edebilir ama iş bunu göstermeye geldi mi, hiçbiri bu konuyla ilgili tek bir belge veya başka türden bir kanıt sunamıyor.
Burada söylemeye çalıştığım Osmanlıların Türk olmadığı değil, Türk olduklarını gösterecek herhangi bir kanıtımız olmadığı. Türk olmuş olabilirler ama eğer bunu herhangi bir kanıta dayanarak gösteremiyorsak, o zaman böyle bir iddiada bulunamayız. İleri sürebiliriz ama bu kesin doğrudur diyemeyiz.
Evet, Türk kelimesinden haberdar gözüküyorlar. Çünkü Türk kelimesine bu dönemde yazılmış eserlerde rastlıyoruz ama bu sözcüğü kendilerini tanımlamak için kullandıklarını gösteren bir şey yok. Gayri Müslim hasımları onları tanımlamak için bu sözcüğü kullanmışlar ama aynı hasımlar daha önce, yani Türkçe konuşan gruplar Anadolu’da belirdiğinde bu grupları tanımlamak için İranlı ve Tacik kelimelerini de kullanmışlar. Burada asıl dikkat etmemiz gereken mesele, ilk Osmanlı tarihlerini yazan kişilerin Türk kelimesini Osmanlıları tanımlamak için kullanmamış olmaları. Gayri Müslimlerin Osmanlıları Türkler olarak adlandırdıklarını belirtmişler ama “evet, onlar da kendilerini aynı şekilde adlandırırlardı” dememişler. Neden dememişler? Yoksa kendilerini Türk olarak görmüyorlar mıydı? Örneğin, Avrupa Türkiye derken aynı yer için Müslümanlar genellikle Diyar-ı Rum terimini kullanmışlar. Bu hiçbir zaman Türkiye terimini kullanmamışlar anlamına gelmiyor. Örneğin İbn Battuta Türkiye diyor Anadolu’ya ama bunu derken Rum diyarı terimine göndermede de bulunuyor (bu noktaya tekrar geri geleceğim).
İbn Battuta’nın seyahatnamesi ilginç. Mısır’da Türk devletinden bahsediyor. Halep’te Türkmenler terimini kullanmaya başlıyor. Anadolu’da Türkmenler yaşıyor diyor ama Kırım ve Bulgaristan’da tekrar Türkler’den bahsediyor. Her ne kadar bu iki grubun Türkçe konuştuğunu belirtse de, bunları tanımlarken farklı terimler kullanmış. Bizim bilmediğimiz bir ayrımdan mı haberdardı?
Osmanlılara gelince, “Bursa’nın sultanı İhtiyaruddin Urhan Bek’tir. Urhan, Sultan Osmancukun oğludur. “Cuk”, Türkçede küçük anlamına gelir. Bu sultan, Türkmen hükümdarlarının mal, ülke ve askerce en büyüğüdür” (430). Bu bölgede Türkçe konuşuluyor. Arapça konuşan birini bulmakta zorluk çekiyorlar ama Farsça konuşanlar da çıkıyor. Bu arada ahalinin arasında epey Rum var. İbn Battuta Anadolu’dan bahsederken “Burası Rum diyarı diye de bilinir. Çünkü eskiden Rumlarınmış. Rumlar ve Yunanlılar asıl ahalidendir. (Burada da Rum ve Yunan terimlerini sanki farklı terimlermiş gibi kullanıyor) Müslümanlar orayı İslama açtılar. Şu anda Müslüman Türkmenlerin idaresi altında yaşayan bir hayli Hıristiyan vardır bu ülkede” (400). Orhan Bey’in diyarına geri dönecek olursak, Battuta şöyle davam ediyor: “ “hep beraber Keynük [Göynük] kasabasına yöneldik. Burası küçük bir yerdir; halkı Hıristiyan Rumlardan oluşuyor. Onlar Müslümanların egemenliğini kabul etmiştir. Kasabada sadece bir Müslüman hanesi var; orada da beldenin yöneticisi ve ailesi kalıyor” (433).
İbn Battuta ne Osmanlılardan ne de Türklerden, sadece seferden sefere koşan bir Türkmen beyinden bahsediyor. Onun için Osmanlılar diye bir grubun önemli olmadığını görüyoruz ama çeşitli dillerin konuşulduğu ve Hıristiyanlarla Müslümanların bir arada yaşadığı bir diyar söz konusu. Belki de Osmanlılık terimi henüz kullanılmıyor. Bursa’nın alınmış olduğunu söylediğine göre sene 1326’dan sonrası. İbn Battuta’dan yola çıkarak kabul edebileceğimiz tek kimlik Türkmenlik. Bundan ne anlamamız gerektiği çok açık değil ama İbn Battuta’ya göre Kırım’da Türkmenler değil Türkler var. Bu ikisi arasında bir fark var ama ne olduğunu bilmiyoruz.
Belki de bir fark yok ama ne yazık ki bunu da bilmiyoruz. İbn Battuta için Türk ve Türkmen sözcükleri çok farklı bir kategoriye de ait olabilirler. Yani bizim yaptığımız gibi etnik bir anlam yüklemeyip, kültürel veya siyasi bir anlam yüklemiş olabilir. Bunu da bilmiyoruz. Bu arada İbn Battuta Orhan Bey’le karşılaşmış olmasına rağmen (böyle diyor), Orhan Bey’in kendisini ne olarak gördüğünden de bahsetmiyor. Büyük olasılıkla Orhan Bey ilk Osmanlılardan olduğunu, ileride tarihe Osmanlı İmparatorluğu olarak geçecek büyük bir devletin ikinci sultanı olarak anılacağını farkında değil. Zaten onun açısından baktığımızda ilk Osmanlılık ona ait bir kavram da değil. Orhan Bey bir boya aittiyse de, bu boydan bir Türk boyu olarak bahsetmediği, böyle bir iddianın en azından İbn Battuta’ya ulaşmamış olmasından belli. Türklük ve hatta belli bir boya ait olmak üzerinde özellikle durulması gereken bir özellik olsaydı, yani bunun bir şekilde bilinmesi istenseydi, İbn Battuta’nın bunu farkına varması gerekirdi. Türkmenliği, Türklüğü, Memluklerin Türk devleti ama bir Türk diyarını temsil etmediği, kaldığı köyün Rum veya Türkmen köyü olduğu, Farsça, Arapça ve Türkçe konuşanlar gibi ayrıntıları farkına varan birinin, üzerinde özellikle durulan bir Türklüğü veya belli bir boya ait olmayı da farkına varması gerekirdi. Demek ki bu diyarda böyle bir ayrıntının üzerinde durulmuyordu.
Herkesin Türklerden, Türkçe konuşanlardan oluştuğu bir yerde böyle bir ayrıntı ortaya çıkmayabilir diye düşünebiliriz ama bunun böyle olmadığını biliyoruz. Burası bir uç bölgesi ama buna rağmen “biz Türküz” diye bir iddia İbn Batuta’nın dikkatini çekmiyor. Diğer yandan Anadolu’ya “Türk ülkesi” dendiğini biliyor ama buraya İtalyanlar Türkiye diyor ve İbn Batuta’ya göre: “Lazkiye’den Martelmin adlı bir Cenevizlinin büyük “korkora”sına [=ticaret gemisi] binerek “Türk ülkesi”ne yöneldik. Burası Rum diyarı diye de bilinir” (400). Burada İbn Batuta bize İtalyanların kullandığı terimi aktarıyor da olabilir. En azından böyle de deniliyor diyor.
Bu uzun yazıyı şimdilik burada kesecek olursak, ortaya çıkan sonuç (en azından bana göre) Osmanlının değil Türklüğünün, Osmanlılığının bile bu dönemi yaşamış bir gezgin açısından düşünüldüğü kadar net olmadığını gösteriyor. Yaşadığı dünyayı anlamaya çalışan İbn Batuta değil Anadolu’nun Bursa yöresinde Türklerin varlığından, Osmanlılardan bile bahsetmiyor. Türkmen bir Bursa sultanı var ve adı Orhan.
İbn Battuta Seyahatnamesi