Nereden geldik sorusunu yanıtlamak oldukça zor. Soru nereden geldim şeklinde sorulsa çok fazla bir sorun yok da, nereden geldik deyince işler iyice karışıyor. Ben nereden geldim sorusuna yanıt bulmaya çalışıyorsan, artık işler iyice ilerledi, bütün ihtiyacın olan birkaç yüz dolar ve ağzından bir parça DNA numunesi. DNA haritanı, verdiğin numunenin mümkün kıldığı ölçüde çıkarıyorlar ve atalarının hangi bölgelerden geldiğini tespit ediyorsun. Fakat mesele “biz” olunca iş biraz karışıyor. Çünkü ortada DNA numunesi alınacak bir “biz” yok. Biz dediğimiz şey, bu ne olursa olsun, Türkler, Yunanlılar veya Fransızlar, fiziksel olarak var olmayan bir şey. Dolayısıyla DNA’sı da yok. Biz dediğimiz şey düşünsel ve çoğu kez de ideolojik bir şey. Türkler dediğimizde kastettiğimiz şey belli özellikleri olduğuna inanılan bir grup. Çoğu kez bu özelliklerin neler olduğu da belli değil. Dil dediğimizi farz edelim: tamamen farklı genetik gruplardan gelen kişiler aynı dili konuşabilirler. Ortada bu ilk Türk olarak tanımlayacağımız biri de yok ki bu kişinin genetik yapısını referans kabul edelim. Genleri bu Türk geni, bu Yunan geni diye ayırmamız da pek mümkün değil. O zaman ne yapacağız?
İlk önce biz tanımını her türlü etnik sıfattan temizlememiz gerekiyor. Eğer illa bir bizden bahsedeceksek, örneğin Anadolu’da yaşayan insanlar nereden gelmiştir diye sormamız gerekiyor. Bu insanlara daha işin başında bunlar Türk’tür dediğimizde zaten ne tür bir yanıt aradığımızı da baştan koymuş oluyoruz. Oysa eğer elden geldiğince nesnel veya tarafsız olmaya çalışıyorsak, biz dediğimiz şeyi sadece biz yapmalıyız, yani belli bir bölgede yaşayan insanlar diye tanımlamalıyız. Yok, eğer bu bize Türkler diyeceksek, o zaman Türkler dediğimiz bir orijinal grup belirlememiz gerekiyor ki araştırmamız bu açıdan bakınca bir anlam kazansın. Gerçi her iki durumda da yanıt pek değişmeyecek ama bence en doğru yaklaşım belli bir etnik grup yerine belli bir bölgedeki insanların nereden geldiğini bulmaya çalışmak. Çünkü neticede bu biz dediğimiz grubun nereden geldiğini bilmiyoruz ki böyle bir soru soruyoruz. O zaman yapmamız gereken, bu bölgedeki insanları sırasıyla çeşitli bölgelerdeki insanlarla karşılaştırmak oluyor. Bunu yapmak için de ilk önce çeşitli örnekler alarak bölgemizin yaklaşık olarak genetik yapısını tespit ediyor ve daha sonra da bu genetik yapıyı diğer bölgelerin aynı şekilde yaklaşık olan genetik yapılarıyla karşılaştırıyoruz. Çıkan sonuçlar şaşırtıcı.
Bu karşılaştırmaları neye göre yapıyorum? Bu konuyla ilgili mevcut bazı çalışmalara göre. Bunlardan en önemlisi Cavalli-Sforza ve grubunun gerçekleştirdiği ve devasa bir araştırma: The History and Geography of Human Genes, L.L. Cavalli-Sforza, P. Menozzi ve A.Piazza, 1994. 535 sayfa ve 518 tablodan oluşan bu çalışma alanındaki en önemli ve sanırım hâlâ aşılmamış çalışma. Bunun yanında bir de daha bölgesel nitelikte bazı araştırmalar var. Bunların bir kısmına internetten de ulaşmak mümkün.
Tüm bu araştırmalar, Türkiye olarak adlandırdığımız bölgedeki insanların büyük kısmının Orta Asya’dan gelmemiş olduğunu gösteriyor ki, bu bölgede yaşayan insanların büyük kısmı genetik açıdan bakınca komşu bölgelerdeki insanlara çok daha yakın gözüküyor. Orta Asya’nın katkısı %5 ile 30 arasında değişiyor. İlk olarak Cavalli-Sforza’nın çalışmasından yola çıkarak aradaki genetik yakınlıklara bakalım. Genetik yakınlıktan kastedilen, seçilmiş bazı genlerin iki farklı topluluk içindeki rastlanma sıklıkları (genetic frequency) arasındaki mesafe.
Kitapta bir yığın tablo var. İlk tablo 42 topluluktan ibaret bir karşılaştırma. Burada tek başına bir topluluk olarak Türkiye yok ama Yakındoğu olarak adlandırılmış bir kategori var. Diğer yandan Kuzey Türkik (Sibirya) ve Moğol-Tunguz kategorileri var. Bir de Hint, İran, Yunan, İtalyan ve İngiliz kategorilerini alacağım.
K.Türkik - Moğ.Tun. - Hint - İran - Yunan - İtalyan - İngiliz -
Yakındoğu: 710 - 827 - 229 - 158 - 129 - 208 - 236 -
Bu tabloyu yakınlık sırasına göre tekrar düzenlediğimizde de şöyle bir sonuç çıkıyor.
Yunan - İran - İtalyan - Hint - İngiliz - K.Türkik - Moğ.Tun. -
Yakındoğu: 129 - 158 - 208 - 229 - 236 - 710 - 827 -
Bu çalışmada Kuzey Türkik olarak adlandırılmış kategorinin genetik açıdan en iyi bilinen temsilcileri güney Sibirya’da Moğolistan’ın kuzeybatısındaki Tuva, orta Sibirya’da kuzey kıyısındaki Yakut, şimdi Ngansanlara yakın yaşayan (Tamir yarımadası) Dolgan ve Moğolistan’ın batısında Rusya ve Çin sınırında yaşayan Altay toplulukları belirtilmiş. Bir fikir edinmek için Kuzey Türkik topluluklarının en yakın oldukları topluluklarla Moğollar aralarındaki uzaklıklara bakalım.
Norveç Lap - İsveç Lap - ABD Eskimo - Moğ.Tun. - Kuzey
Na-Dene -
K.Türkik: 402 - 533 - 686 - 689 - 1157 -
Kuzey Na-Dene denilen grup, ABD Eskimolara komşu bir başka Amerikan grubu. Bu grubu K. Türkiklerle Amerika arasındaki ilişkiyi göstermek için dahil ettim. Na-Dene ABD Eskimolardan çok daha eski bir grup. Kuzey Türkikler genetik açıdan Laplara daha yakın gözüküyorlar.
Bir de Türk (Türkiye) olarak adlandırılmış grubun diğer Türk dili gruplarıyla başka bir tabloda gösterilen ilişkisine bakalım. Buraya Kuzey Çin, Güney Çin, Tibet ve Kore’yi de ekledim.
Doğu Özbek - Altay - Tuva - Yakut - Türkmen - Kuzey Çin - Güney Çin - Tibet - Kore -
Türk: 167 - 453 - 636 - 735 - 104 - 421 - 1084 - 620 - 794 -
Sıraya koyduğumuzda:
Türkmen - Doğu Özbek - Kuzey Çin - Altay - Tibet - Tuva - Yakut - Kore - Güney Çin -
Türk: 104 - 167 - 421 - 453 - 620 - 636 - 735 - 794 - 1084 -
Türkler Tuva, Altay, Yakut gibi Türk dili topluluklarından epey uzak gözüküyorlar.
Gelelim Batı Asya topluluklarına.
İran - Kürt - Ermeni - Kuzey Kafkas - Süryani - Bedevi - Dürzi - Irak - Ürdün - Lübnan -
Türk: 75 - 114 - 200 - 279 - 99 - 397 - 78 - 112 - 77 - 157 -
Sıraya koyduğumuzda:
İran - Ürdün - Dürzi - Süryani - Irak - Kürt - Lübnan - Ermeni - Kuzey Kafkas - Bedevi -
Türk: 75 - 77 - 78 - 99 - 112 - 114 - 157 - 200 - 279 - 397 -
İlk başta bahsettiğim dünya tablosuna geri dönüp İran ile Yunanistan arasındaki ilişkiye baktığımızda bu ikisi arasındaki mesafenin 70 olduğunu görüyoruz. Türkiye İran arasındaki genetik mesafe de 75. Bu hesapların içerdiği hata paylarına bakacak olursak, birincininki 16 ikincininkiyse 4’tür. Yani bu üç grup birbirine çok yakın. Yalnız burada Türk olarak adlandırdığımız gruba dikkat etmemiz gerekiyor. Bu grubun içindeki Orta Asya Türk katkısı aslında az. Türk olarak adlandırdığımız grup Anadolu topluluklarıyla Orta Asya’dan gelmiş olanların bir karışımı.
This message has been edited by pigeti on May 8, 2006 8:39 AM
|
|