Maçlar oynandı ya, ben ukalalık etmezsem çatlarım.
Millilerimiz, 2003 Avrupa ŞAmpiyonası Elemlerinin son kavşağında, iki maç oynadılar. Bunlardan biri, grubun averaj takımı Hollanda'ya, diğeri de Litvanya'ya karşı oynandı.
Eleştirilerime, öncelikle teknik ekipten başlamak istiyorum. Aydın Örs, ne yazık ki kendini hiç yenilemiyor. Milli Takım'ın bugün oynadığı setler, 6-7 yıl önce Efes Pilsen'in oynadığı setlerin birebir aynı. Forvetlerin dışarıda pas alıp sağ ve sol taraftan top alarak drive etmeleri, şut bulamazlarsa da dışarıda köşeye gidip pas beklemeleri ana hücum setimiz. Eskiden Naumoskinin yaptığı, topsu içeri girip, aynı taraftan (kat etmeden) dışarı çıkarak pas almasını Milli takımda İbrahim yapıyor. Diğer hücum setleri de birebir aynı. Bu arada, "screen" tabir edilen oyunun adı "pick & shoot" değil, "pick&roll" dur. Perdeleme isteyen guard oyuncusunun asıl görevi, şut kullanmak değil, perdelemeden sonra içeri devrilen uzun adama pas indirmektir. Bizim uzunlarım devrile devrile dervişlere döndüler, bir tek pas alamadılar.
Bireysel hatalara çok fazla girmek istemiyorum. Ancak bireysel hataların bazılarının önü alınabilirdi. Kerem'in ve İbrahim'in gününde olmadıkları bir günde, Serkan'a neden şans verilmez, oyunun tam "crunch" anında, Vedat gibi bir tecrübesiz oyuncu neden içeri alınır anlayamadım gitti.
Bu kadar kötülemenin üzerine, biraz da olumlu konuşacağım. Mirsad, iki maçın da en renkli ismi oldu. Litvanya maçında sevincini abarttıysa da, o maçı oralara taşıyanlardan biri Mirsad idi. Alper Yılmaz, ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu gösterdi. Tutku ve Serkan, bu takımın mutlaka ihtiyacı olan oyuncular. Hüseyin, bizim onu izlemeyi özlediğimiz kadar özlemiş basketbol oynamayı...Mükemmel oynadı.
Ve Kaya...Savaşçı, cesur yürek Kaya. 2 Senedir, bütün basketbol sohbetlerinde, savunmada gösterdiği cesareti hücumda gösterde bu çocuk durdurulamaz diyordum. Ve Kaya'yı durduramadılar Litvanya maçında. Bu maçta Kaya çıtasını yükseltti. Eğer çıtayı aşağı almazsa ve Oktay Mahmuti de kendine süre verdiği kadar skor serbestisi de verirse, Golemaç gibi zibidilere parar vermememiz gerekmez.
Sevgiyle kalın. |