YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum SPOR FORUMU

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

12 Dev Adam İsveç'te...

September 6 2003 at 3:08 PM
hamstercik  (Login hamstercik)
from IP address 195.175.135.168

Diğer başlık eskidi diye düşündüm...Hani yok aman herkeş benim foruma yazsın diye bi düşüncem neyim yok.
Yanlış anlaşılmaktan korkarım...
Hatta fenerbahçeye de yapacam aynısını içimden geliyo ama başkaları da yapabilir yani...neyse ben çok konuşmayayım da yunanistan maçını beklemek üzre netten çıkayım...

 
 Respond to this message   
AuthorReply

Bilg
(Login paksu)
213.153.151.51

Len civciv

September 6 2003, 3:30 PM 

Ne o Aydın Örs seni de milli takıma seçecek diye yağ mı yapıyorsun?

NBA de mi seyretmiyorsun yahu? Sen hiç takımına 2. periyot sonuna kadar müdahele etmiyen koç gördün mü orada? Ne kabahati var sonradan girenlerin de öncekilerin ayıbını kapatmak için iki misli koşacaklar? Hadi koştular, çabaladılar ve de sonunda galibiyeti getirdiler. Bu kadar çabanın sonucunda bir dahaki maçta ilk beşte mi oynayacaklar yoksa yıldızların yeni ayıplarını mı bekleyecekler?

Bunun adı koçluk diyorsan biz başka başka şeyleri seyrediyoruz demektir.

Şimdi Letonya - Almanya maçını seyrediyorum. Almanlar çok üstün ama Letonya koçu sürekli adam değiştiriyor, taktik değiştiriyor. Yenik Letonyanın bir stili var. Becerse de becermese de bu stilden vazgeçmiyor. Almanya dersen aynen öyle. Bu Almanlar çok değil 7-8 yıl önce bizim fark attığımız bir takım değil miydi?

Bir ekolun, bir stilin, bir düzenin yoksa her maç eziyet çekersin. Ölür ölür dirilirsin. Bir gün açık farkla yendiğin takımın karşısında ertesi gün açık fark yersin. Hepsi sadece ve sadece adama dayalı oyun stilimizden oluşuyor. Bak stilinden vazgeçmeyen Letonya şimdi Almanları yakaladı.

Bakalım nolcek?

Bir dikkat et. Biz burda bir takım sporu olan basketbolda hep adam üzerine konuşmuyor muyuz? Ah Hido, ah İbo demekten üç değişikliğin aynı anda yapılması ile işin Ender - Haluk - Ömer takım teşkili ile düzeldiğini göremiyoruz bile.

 
 Respond to this message   
Sailor
(Login akkina)
195.174.22.181

Bilg'e katılıyorum.

September 7 2003, 4:47 PM 

Coach, elindeki oyuncuları en iyi şekilde oynatmakla yükümlüdür.

Aydın Örs, Ukrayna maçında, maç kaybedilme noktasına geldiğinde, devre arası onrasında uyanabildi işe.

Oysa basketbolün özelliği maç içerisinde oyuncu değişikliğini iyi yapabilmek. Aydın Örs, Yunannistan maçında fark kapanıp adamlar öne geçtikten sonra akıl edebildi mol almayı. Aydın Örs, sahada patlayan Enderi kenara çekip Kerem'i soktu, o an için uygundu aslında değişiklik; ama sonrasında aynı rotasyonu yapacakken Kerem bir şut sokunca ender'e "otur" dedi...Demese, belki maç da gitmeyecekti.

Aydın Örs, Hidayet'i kenara alamadı, çünkü bir gün önce Hedo o şutları sokmuştu. Dün akşam da eli sıcak İbo'ya bakıp "bu atıyorsa ben de atarım" dedi, ve 11/2 de kaldı. Üstelik hücumu yüzüne gözüne bulaştırınca, o ana kadar katkı yaptığı savunma ve rebounddan da uzaklaştı.

İlk yarıda Memo'yu çıkarması ne kadar doğruysa, Kaya ve Kerem yerine Hüseyin'i sokması o kadar yanlıştı.

Tekrar söylüyorum. Aydın Örs kötü ve yanlış bir basketbol oynatıyor bu takıma.

 
 Respond to this message   

Bilg
(Login paksu)
213.153.188.113

Ne bu be?

September 8 2003, 10:29 AM 

Anlayan varsa beri gelsin.
Bir gün bir basketbol ertesi gün başka bir basketbol.
Bir gün bir tarz ertesi gün başka bir tarz.

Diyorum ya

Reliabity yok.....

 
 Respond to this message   
hamstercik
(Login hamstercik)
195.175.134.97

......

September 9 2003, 12:34 AM 

yok ben sadece radikal kararlar bakımından şeyettimdi...
gerisi aynen sizin anlattığınız...
şampiyona artık bitti bizim için de benim aklım hala yunanistan maçında...
1-3. periyotlarda iyi oynamak yerine diğerlerinde iyi oynasak biz alacaz maçı...tam tersi oluyo...
ayrıca kafama takılan 2.bir nokta ise neden her turnuvada önümüze bu yugoslavlar çıkıyo...ne biçim kura çekiyosak...yani aynı grupta olsak sorun olmayacak hiç,yenilsek bile(ki her grupta en azından bi kere yeniliyoruz)onlara ardlarından çıkacaz,ilerleyecez.(eurobasket turkiye hariç-daha ilerisi kupaydı)hazırlık kupasında yeniyoruz anca...bi de mehmet baturalp der ki: "en iyi savunma hücumdur..."
neyse ben artık kalan son fizik testini de çözüp kimyaya bakayım...

 
 Respond to this message   
Sailor
(Login akkina)
195.174.2.66

Neden?

September 9 2003, 10:05 AM 

Uluslararası resmi turnuvalar, üst düzey takımlar için "oyuncu kazanma" turnuvaları değildir. Eğer, 2-3 yıl sonraki bir turnuvayı hedefliyor ve jenerasyon hazırlamıyorsanız, % 100 hazır olmayan hiç bir oyuncu, bu turnuvulara getirilmemelidir. Milli Takım, üst düzey bir ekipti. Öyleyse;

Neden sadece 15 kişilik bir hazırlık kampı düşünüldü?
Neden Tolge Tekinalp, Şemsettin Baş, Muratcan Güler, Faruk Beşok gibi isimler turnuva öncesi kampta denenmedi?

Hüseyin Beşok ve Rasim Başak neden kadroya dahil edildiler? Edildilerse neden oynamadılar?

Serkan Erdoğan neden takımdan kesildi?

Turnuva esnasında,

Mehmet Yunanistan maçına süper başlamışken, 2 faul aldı ve kenara geldi. O anda neden, takıma sürekli ivme kazandıran Kaya yerine Hüseyin maça sokuldu?

Rakip takım antrenörleri, üstüste 3 basket yediklerinde mol alırken Aydın Örs neden -10 sayıları bekledi?

Bu soruların tek yanıtı var:

Aydın Örs

 
 Respond to this message   

Bilg
(Login paksu)
213.153.151.111

Sailor be

September 9 2003, 11:41 AM 

Bu Aydın Örs de aynı Fatih terim gibi. Ne biçim bir kredisi varsa ye ye bitmiyor.

 
 Respond to this message   
Sailor
(Login akkina)
195.174.2.66

Haklısın Ağabey,

September 10 2003, 10:39 AM 

Çünkü bir şekilde "görüntü" olarak başarılı sonuçlar alıyorduk. Aydın Örs ve Doğan Hakyemez'in TBF içerisinde olsun, milli takım sponsorları nezdinde olsun büyük bir saygınlığı ve iyi ilişkiler de bir etmendi. Bir de şu var, "dere geçerken at değiştirilmez".

Ancak, şu sıralar, özellikle medyanın Örs'e verdiği desteği çektiğini görüyoruz. Milli takımda bir değişikliğe gidilecekse, tam sırası.

Ancak, benim düşüncem sadece coach değişikliğinin bir şeye yaramayacağı. Sistemi değiştirmek, değiştirirken de en baştan başlamak gerekiyor bence.

Öncelikle, 2001 öncesindeki sorunlarımıza bakmak, sonrasında 2001'de başarıyı getiren faktörleri şans faktöründen sıyırarak incelemek, 2001 sonrası yaşanan sıkıntıları da kaale alarak; iyi bir saptamada bulunmak lazım.

1997 ve 1999 şampiyonalarında, bariz bir size ve tecrübe eksiğimiz vardı. Her mevkii de önemli oyuncularımız yoktu.

2001'de ise, kaliteli oyuncuların yanı sıra,
* İyi bir hazırlık dönemi,
* Tolga Öngören katkılı, çok zengin bir teknik kadro,
* Takımın içerisinde ve çevresinde yaratılan sinerji,
* Takımın bir anda sınıf atlamasının yarattığı takım egosu (ki bireysel egoların üzerine çıkmıştı o sene),
* 1999, 2000 ve 2001 yıllarında TBL'deki yüksek kaliteli basketbolden kaynaklanan bireysel fiziksel ve zihinsel direnç kapasitesi,
* Sahada büyük katkı yapmasa da, kişiliği ile takımı bir arada tutan, hazırlık dönemi boyunca aynı odada kaldığı Mirsad'ı ince ince işleyip maksimum performans düzeyine getiren Orhun gibi bir liderin varlığı,
* Seyirci ve medya desteği,
* Şans.

faktörleri Avrupa 2.liğini getirdi. Kaldı ki o dönemde bile, final maçını 3 periyod önde götürürken, orta seviyedi bir oyuncunun beklenmedik bir çıkışı ile şampiyonluğu yitirmemiz, bize bazı sinyaller vermişti. Özellikle İbo'nun ardarda 3 faul alarak kenara gelmesi sonrasında takımın düşen savunma/hücum performansı, zihinsel direnç konusunda bir mesajdı.

2002 Dünya Şampiyonasına ise hiçbir şekilde hazır değildik. Büyük bir hücum yıldızı olmasına rağmen, kişilik olarak lider olmayan Harun, 12 oyuncu arasında bir otorite boşluğu yarattı. Kerem, 2001 performansını üzerinden atamadığı, Hakan ise hiç bir zaman milli takım düzeyinde bir oyun kurucu olmadığı için, bu otorite boşluğu ego tatmini arayışlarına dönüştü. Kaybettiğimiz maçlarda, hem fiziksel hem de zihinsel direncimizin çok ama çok düşük seviyelerde olduğunu farkettik.

Dersler almamız gerekiyordu, alamadık. 2003 şampiyonası için kısa ve az hazırlık maçı içeren bir kamp dönemi planlandı. Üstelik, çok az sayıda oyuncu bu kampa davet edildi. Üstelik, bu oyuncular arasında Alper (ki sakat olmayan bir Alper bir çok şeyi değiştirebilirdi) ve Hüseyin gibi iki sakat, Hakan gibi, kötü bir Dünya Şampiyonası performansı üzerine vasat ve sorunlu bir lig dönemi geçirmiş bir oyuncu vardı.

Hücum setlerimiz, artık herkesin ezberlediği, Naumoski'li Efes Pilsen döneminden kalma oyunlardı. Üstelik, bu setler, oyuncularımız karakterlerine de uygun değildi.

Maç içerisinde tutan taktikleri sürdürmeyi bir türlü başaramadık. Kırılma noktası öncesi o çok kritik anlarda gereken molaları asla alamadık. Oyuncu rotasyonunu hiç bir şekilde sağlayamadık. Aç ama tecrübesiz bir Fatih yerine, sakat ve konsantrasyonu olmayan bir Hüseyin'i tercih ettik. Eğer, oynayabilecek düzeyde bir uzunumuz daha olsa, o yuncuyu skor beklemeden, sadece sert savunma ve rebound için 4-5 dakika saha tutup Mehmet'e soluk aldırabilsek, bu direkt sonuçlara da yansırdı. Üstelik, herşeye rağmen elimizde böyle bir oyuncu varken (Kerem Gönlüm) kullanmayı aklımıza bile getirmedik.

Peki, şimdi ne yapmalıyız?

Dur ağabey, sen de ben de bir soluklanalım, o konuda da fikirlerimi yazacağım.

 
 Respond to this message   
Sailor
(Login akkina)
195.174.2.66

Yapılması Gerekenler

September 10 2003, 11:12 AM 

2005 Avrupa Şampiyonası elemeleri ne zaman başlıyor bilmiyorum. Şampiyona Belgrad'da yapılacak.

Bu aşamada, TBF yönetimine, teknik adamlara ve oyunculara büyük sorumluluk düşüyor.

TBF yönetimi, ivedilikle coach sorunu çözmek durumunda. Aydın Örs tasfiye edilecekse; Ergin Ataman en ön plana çıkan isim. Ancak benim gönlümde Tolga Öngören veya Murat Didin gibi coach'lar var. Fiba'nın yeni aldığı bir kararla, artık milli maçlar yaz aylarına kaydırıldı. Bu şekilde, bir takıma coach'luk yapan kişilerin, milli takımı da çalıştırmaları kolaylaştı. Çok nitelikli bir kenar yönetim kurmalı ve mümkünse, idareci olarak Kemal Dinçer'i yeniden kazanmalıyız.

Bence, Yıldız Milli Takım antrenörü Orhun Ene, asistan coach, oyuncu menejeri ya da danışman olarak mutlaka kenar kadroya dahil edilmeli ve tecrübesinden kişiliğinden yararlanılmalı.

Yeni seçilecek teknik kadro, hızla aday listesini oluşturmalı. Ara kamplar ve hazırlık maçları organize ederek, maksimum sayıda oyuncuyu denemeli; ayrıca lig kalitesinin düşüklüğünu uluslararası maçşarşa telafi etmeli.

Oyunculara düşen rol ise, kendilerini geliştirmek. 2003 şampiyonası gösterdi ki, yeni kilit oyuncularımız Mehmet ve Ender olacak. Bence milli takım, aradığı lideri Mehmet ile buldu. Hedo ve İbo, egolarını kontrol altına almalı ve en büyük başarılarını, general değil yüzbaşı rütbesi ile kazandıklarını asla unutmamalılar. Onlar unutursa, o zaman kenar yönetim bunu hatırlatacak yürekliliği göstermeli. Kaya, bu sene itibarıyla sınıf atladı. Şimdi Kaya'nın şutunu geliştirmesi gerekiyor. Şu ana kadarki gelişim çizgisini sürdürürse, Kaya senelerce milli takımın adamı olur. Alper, sakatlık sonrası kendini bir an önce hazırlamalı ve hazır tutmalı. Fatih, kendini geliştirmeli. Muratcan Güler, Arda Vekiloğlu, Bekir Yarangüme, Tutku Açık ve diğer bir çok genç oyuncu, kendini süratle milli takım seviyesine getirmeli.

Çok iş var yaw

 
 Respond to this message   

Bilg
(Login paksu)
213.153.151.18

Hadi buyrun bakalım

September 12 2003, 11:28 AM 

Tek bir yıldızı, hatta tek bir yarım yıldızı bile olmayan İtalya birkaç tane yarım yıldızı olan Yunanistan'ı yendi işte.

Nasıl yendi?

Hayatımda seyrettiğim en olumsuz basketbolu oynayarak ve oynatarak yendi.

Eğer bu İtalya ve buna az da olsa benzeyen İspanya ve Fransa tek başına basketbol oynamaya çalışan Litvanyayı da yenrlerse basketbol kurallarında çok önemli değişiklikler yapmak zorunlu olacak demektir. Yoksa basket yerine kördöğüşü izleriz sadece.

İşe de benim karşı çıktığım ama Emre'nin itiraz ettiği 24 saniye kuralını 30 a çıkarmak ile başlanacak korkarım. Sonra da sert basketbola izin vermemek gerekecek.

Bir şey daha enteresan. Bizim yenildiğimiz tüm takımlar elendi. Yunanistan, Sırbistan-Karadağ, Hırvatlar ve hatta daha önce yenildiğimiz Rusya. Burdan da bazı dersler çıkarmak lazım.

 
 Respond to this message   

Bilg
(Login paksu)
213.153.152.56

Dün seyrettiklerimden alıntılar

September 16 2003, 11:46 AM 

NTV de 91. Dakikada Hıncal ile Haşmet Fatih Terim ve Galatasaray için çok doğru bir saptamada bulundular.

Terim ve Galatasaray Avrupadaki başarı çizgilerini oynayarak değil oynatmayarak kazandılar. Rakipler gerek Türkiyede gerek Avrupada Galatasaray'ın özellikle üç bücürden oluşan ortasahasından inanılmaz bir pres yiyorlardı. Buna o zamanlar genç olan Hakan Şükürün hücum presi de eklenince karşı takım sürekli top kaptırıyor ve Galatasarayın müthiş silahı olan Hagi de gerekeni yapıyordu.

Sonra ne oldu?

Terim büyüdü. Artık oynatmamak onu kesmez oldu. Oynayan takım yaratmak istiyordu. Bunu yapabilecek bilgi kapasitesi ve hırsı da mevcuttu.

Peki başarabildi mi?

Hayır. Çünkü oynayabilmek komple futbolcu ister. Hem çok koşan, hem çok teknik, hem çok zeki insanlar bir araya gelmeli iyi oynayabilmek için. Real Madrid böyle olunuyor. Manchester United böyle olunuyor. Galatasarayda bu tarz oyuncu var mı? Kanımca hiç yok. Hıncal ve Haşmet de aynı fikirdeler. Galatasaray şimdi oynamaya değil oynatmamaya çalışmalı.

Peki bu yapılabilir mi?
Çok geç.
Galatasaray seyircisi böyle oynayan bir taklımda her an kıvılcım çaktırabilecek bir Hagi ister. O da ne Türkiyede ne de başka ülkelerde var. Belki bir üç dört sene sonra Zidane'ı alabilirse GS bu olabilir.

Peki bir basketbol yazı dizisnde bu yazdıklarımın ne işi var?

İtalya aynen anlattığım gibi. Oynamak değil oynatmamak üzere kurulu bir takım. Kapasitesiz atletler sürüsü. Negatif basketbolun da öncüsü oldu İtalya futboldan sonra.

Birşeyler yapmak lazım. Çok geç olmadan.

 
 Respond to this message   
hamstercik
(Login hamstercik)
195.175.135.176

ehem.....

September 22 2003, 9:08 PM 

konuşa konuşa dedikodusunu yapa yapa yolladınız sonunda aydın örs'ü )
neyse ben fazla kalmayayım,bi an evveli çıkayım...

 
 Respond to this message   
Current Topic - 12 Dev Adam İsveç'te...
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss