<< Previous Topic | Next Topic >>Return to Index  

TIROIDIN ANATOMISI

March 16 2006 at 6:14 PM
HACI  (Login omeryalniz)
Forum Owner

BÖLÜM-1

TIROIDIN ANATOMISI
1) Tiroidin makroskopik anatomisi
2) Tiroidin mikroskopik anatomisi
3) Tiroidin embryolojisi

TIROID'IN ANATOMISI

1) Tiroidin Makroskopik Anatomisi:

Anterior boynun hemen ortasinda ve iki yaninda az çok simetrik bir konum gösteren sag ve sol tiroid loblari, ortada birlesip, istmusu olusturmuslardir. (Sekil 1-1). Arada bir, istmusun yerini piramidal lob denen üçgen seklinde bir yapi almistir. Insanlarin yüzde kirkinda, istmusa tutunan ve tiroglossal duktusdan arta kalan dokular, çogalarak, piramidal lobun ortaya çikmasina neden olurlar. Tiroide ayni zamanda kalkan bezi de denmesinin nedeni, önünde yer aldigi tiroid kartilajinin kalkana benzemesidir. Istmusun insanlardaki konumu ikinci veya üçüncü trakea kartilaj düzeyidir.

Sekil (1-1) Tiroidin boyundaki lokalizasyonu ve çevre dokularla olan iliskisi.

2) Tiroidin Mikroskopik Anatomisi:

Folikül tiroidin temel ünitesidir. Epitelyal endokrin hücrelerin bazal membran üzerinde tek sira dizilerek olusturdugu kolloidle dolu bu foliküller, tiroide ekzokrin bez görünüsü verir(Sekil 1-2). Tiroidin, vücutta benzeri olmayan bir mikroskopik yapisi vardir.

Sekil (1-2): Tiroidin mikroskopik anatomisi

Tiroid foliküllerinin büyüklügü oldukca önemli degisiklikler gösterir. Ortalama folikül çapinin 200 mikron oldugu hesaplanmistir. Folikül hücrelerinin salgisi olan kolloid, tiroid hormonunun sentez edildigi yöredir. Bilinen diger tüm endokrin bezlerden farkli olarak, tiroid hormonu ekstraselüler aralikta, foliküllerin içinde sentez edilir! Folikül hücreleri kandan topladiklari iyot ve tiroid hormonlarinin yapisina girecek diger çesitli ögeleri isledikten sonra folikül lümenine desarj ederler. Orada, kolloid içinde, bazi etkenlerin ve enzimlerin yardimi ile, bu ögeler bir araya getirilip, tiroid hormonu sentez edilir.

Folikül hücrelerinin yüksekligi TSH tarafindan saptanan bir özelliktir. TSH düzeyinin fizyolojik sinirlar içinde kaldigi durumlarda folikül hücreleri kübiktir. TSH kan düzeyinin arttigi durumlarda ise, folikül hücreleri büyüyerek, silindirik bir nitelik kazanirlar. Bu hücrelerde folikül lümenine dönük bir sekretuvar polaritenin olduguna inanilmaktadir. Bu polarite olmadan folikül hücrelerinin iyotu tutmasina olanak yoktur.

Tiroid folikül hücreleri, büyüme ve mitotik siklusa girebilme yetenegi yönünden, oldukca heterojendirler. Bazi hücrelerin mitotik etkinligi, digerlerinden çok daha fazladir. Bu hücreler bazi durumlarda çogalip, yeni foliküllerin ortaya çikmasina neden olurlar ve ilerde inceleyecegimiz gibi, guatrlarin ve diger tiroid büyümelerinin etiyopatogenezinde önemli bir rol oynarlar.

Tiroid hormonu sentezi için foliküler bir yapinin gerekli olduguna inanilmaktadir. Folikül hücrelerinin lümene bakan yüzlerinde, hücre membraninin katlanmasindan olusmus çok sayida mikroviluslar yer almistir. Bu mikrovilluslar ancak elektron mikroskopu ile gösterilebilen submikrokskopik yapilar olup, folikül hücreleri ile kolloid arasindaki yüzeyin çok daha genis bir alana dagilmasini saglarlar. Böylece folikül hücreleri ile kolloid arasindaki yüzey çok genislemistir.

Tiroid kan damarlarindan zengindir. Interfoliküler kapillerler tiroid içinde zengin bir sebeke olustururlar.

Tiroid bezi içinde lenfatikler de oldukca cömert bir dagilim gösterirler. Bu ince damarlar, tiroid kapsülünün hemen altinda oldukca yogun bir sebeke kurup, kisa zincirler olustururlar ve su bölgesel lenf bezlerine drene olurlar;

a) Perikapsüler zincir,
b) internal juguler zincir,
c) pretrakeal, paratrakeal ve prelarengeal zincirler,
d) reküren larengeal sinir zinciri,
e) retrofarengeal ve retroözefageal zincirler.

Tiroid kanserleri, tiroid içindeki lokalizasyonlarina ve lenfatiklerle ilgili bazi özelliklere bagli olarak, bu lenf bezlerinden birine veya birkaçina yayilabilirler. Bazi ender durumlarda, kanser hücrelerinin pretrakeal ve reküren larengeal sinir bezlerinden transit geçip, anterosüperior mediastinal lenf bezlerine ulastigi saptanmistir.

Foliküller arasindaki stromada, çogu sempatik, otonomik sinir lifleri yer almislardir. Bu lifler kapillerlerde ve folikül hücrelerinin çevresinde bir sebeke olusturarak sonlanirlar.

Parafoliküler hücreler de denen C-hücreleri, tiroid hücrelerinin küçük bir bölümünü olustururlar. Folikül hücreleri ile bazal membran arasinda yer alan ve nöral krest kökenli oldugu söylenen bu hücreler, kalsitonin salgilarlar. C-hücrelerinin, kolloidle fiziksel bir iliskisi yoktur. C-hücreleri tiroid lateral loblarinin orta ve üst bölümlerinde daha yogun olarak lokalize olma egilimindedirler. Çocukluk döneminde sayilari oldukca yüksek olan bu hücrelerin yas ilerledikce azaldigi saptanmistir. Karsinoembryonik antijen de içeren C-hücreleri, kalsitonin, katakalsin, nöron-spesifik enolaz, somatostatin(1) ve diger bazi kimyasal maddelerden zengindirler. Bazi hayvanlarda C-hücrelerinin TRH bile sentez ettigi saptanmistir(2).

C-hücrelerinden kalsitonin sekresyonunu serum kalsyum düzeyinde olan yükselmeler stimüle eder. Artan kalsitonin, düzeyi yükselmekte olan serum kalsyumunu düsürür. Bu direkt ve kuvvetli bir etki degildir. Bunun yani sira kalsitonin etkisi altina giren osteoklastlarin etkinlikleri geçici bir süre için inhibe edilir ve böbreklerin vitamin D sentez etme hizi uyarilir. Kalsitoninin büyüme, hamilelik ve laktasyon gibi durumlarda, iskeleti korumaya çalisan etmenlerden yalniz biri olduguna inanilmaktadir(3).

3) Tiroidin embryolojisi:

Tiroid, memeli hayvan embryosunda gelismeye baslayan ilk endokrin bezdir(4). Embryonik gelismenin 16 ve 17inci günlerinde foramen sekumda, medial bir anlage olarak ortaya çikar. Bu ilkel yapi hizla öne dogru bir kese olarak gelisir ve median tiroid divertikülümünü olusturur. Komsu mezankimal dokulardan kaynak alan bazi hümöral etkenlerin bu anlagenin endüksüyonundan sorumlu olduguna inanilmaktadir.

Ucu daha hizli büyüyen bu kese, bir boru seklini alarak, kisa bir süre içinde tiroglossal duktus denen bir olusuma dönüsür(Sekil 1-3 ).

Sekil (1-3): Tiroidin embryolojisi. Ultimobronsiyal cisimle tiroidin birlesmesinden önceki dönem.

Embryonik gelismenin bu döneminde, bu duktus, farenks zeminine tutunmus durumdadir. Çogalmasini durmaksizin sürdüren tiroid öncü hücreleri kisa bir süre içinde tiroglossal duktusun ön bölümünü doldurur ve bu yörede ilk tiroid artiginin ortaya çikmasini saglar. Böylece olusan primitif tiroid dokusu, bu kez yanlara dogru gelismeye baslar ve sag ve sol tiroid loblarini olusturur. Kordonlar ve küçük gruplar yapan tiroid folikül hücreleri embryonik yasamin dokuzuncu haftasinda ortaya çikar. Bu hücreler arasindaki ilk lümen onuncu haftada olusur ve ilk kolloid onikinci haftada salgilanir.

Tiroid bir yandan gelisip öte yandan normal yerini almak üzere boyunda asagi dogru inerken, dördüncü ve besinci farengeal keselerden çikan lateral anlage dokusu tarafindan kusatilir(5). Bu lateral anlage-ki lateral tiroid olarak da bilinir- hayvanlardaki ultimobrosiyal cismin karsitidir. (Sekil 1-3) Bazi vertebralilarda lateral anlage tiroidle birlesmez ve boyunda ultimobronsiyal cisim olarak kalir. Insanlarda ise bu cisim tek basina varligini sürdüremez. 8inci haftayi 9uncu haftaya baglayan dönemde her iki lateral anlage, medial tiroidin lateral yörelerine tutunup onunla kaynasarak ortadan kaybolur. Tiroidin yüzde 10'unun kaynagini ultimobronsiyal cisimden aldigina inanilmaktadir. Ender olarak, ultimobronsiyal cisimlerden biri medial lobla birlesmeyebilir ve boyunda ayri bir strüktür olarak kalabilir. Çok sayida C-hücreleri barindiran bu cisimden, ilerde medüller kanserler çikabilir.

Embryonik yasamin bu döneminde, üst boyun yöresinde gelismekte olan kalp, toraks içindeki yerini almak üzere, asagi dogru inmeye baslamistir. Tiroidin orta bölümü kalbe oldukca yakin olup ona, arada yer alan yumusak dokular araciligi ile tutunmustur. Kalp asagi dogru inerken tiroidi de çeker ve onun boyundaki normal lokalizasyonuna inmesini saglar. Tiroidin bu inisi oldukca hizlidir. Bu arada gerilip, çekilen tiroglossal duktus parçalanir ve sonunda parsiyel involüsyona ugrar. Ancak, çogu kere, tümüyle kaybolmaz ve hiyoid kemikle tiroid arasinda uzanan mikroskopik artiklar olarak kalir. Ilerde bu artiklardan kistler, nodüller, hatta kanserler çikabilir. Bu patolojik olaylarin en çok görüleni kistlerdir. Ön boyunda, orta çizgi üzerinde, dil kökü ile tiroid arasinda herhangi bir yerde lokalize olabilen ve çogu kere hiyoid kemik yakinlarinda gelisen bu kistlere tiroglossal duktus kisti denir. Çogu çocukluk yasinda ortaya çikarsa da, bazilari ileri yaslara kadar belirti vermeyebilir. Dilin öne dogru hareketi sirasinda boyundaki kist yukari dogru hareket ediyorsa, hastada tiroglossal duktus kisti var demektir.
Ameliyattan sonra kistlerin tekrarlamamasi için, bütün uzunlugu boyunca ve tutundugu hiyoid kemigin ortasi ile birlikte çikarilmalari gerekmektedir(6,7).

Tiroid morfogenezi embryonik yasamin ilk iki ayi içinde tamamlanir. Bu dönemde tiroid sürekli olarak hareket halinde oldugundan, bu hareketin hizini ve yönünü etkileyen engeller ve çesitli nedenler, tiroid ektopilerine neden olabilir.

Kalple tiroid arasindaki iliskinin derecesi tiroidin boyundaki konumunu saptar. Bu iliskinin hiç olmadigi durumlarda, tiroid ortaya çiktigi yöre olan foramen sekumda lingual tiroid olarak kalir(Sekil 1-4 ). Bazi durumlarda bu küçük organ vücudun metabolik gereksinimini karsilayamaz ve hastalarda hipotiroidizm belirtileri gelisir. Diger hastalarda ise, lingual tiroid, büyüyerek, dil kökünde hiç istenmeyen bir kitle olusturur.

Kalple tiroid arasindaki anatomik baglanti normalden siki ise, birlikte asagi inerlerken kalpten kopamayan tiroid bezi, onunla birlikte gögüs bosluguna girerek, retrosternal, hatta intrakardiyak bir konum alabilir.

Embryonik yasamin 10'uncu haftasinda, fötal hipotalamus ve hipofiz etkinlik kazanir kazanmaz, tiroid bezi de ilk salgisini yapmaya baslar. Ancak bundan önce, embryonik yasamin 5'inci haftasinda, tiroidin tiroglobülin ve iyototironin prekürsörlerini sentez ettigi saptanmistir. Iyodu yakalama ve T4 sentez etme ise 10'uncu haftadan önce baslamamaktadir.

Sekil (1-4): Tiroidin desensusu. Ektopiler ve kistler inis yolu üzerinde gelisir.

Anneye ait TRH'nin her hangi bir güçlükle karsilasmadan fötüsa geçtigine ve fötal hipofiz-tiroid aksisinin gelisip, olgunlasmasina katkida bulunduguna inanilmaktadir. Ilginç olarak maternal TSH plasentayi geçememektedir. Fötusda TSH'nin giderek artmasi, fötal hipotalamik-hipofizer aksisin olgunlasmaya basladiginin en kesin belirtisidir.

Embryonik yasamin 11-13'üncü haftalarinda varligi gösterilmeye baslanan T4'ün serum düzeyi, fötusda hamilelik süresince giderek artar. Bu arada T4, TSH ve TBG arasinda, yasam boyu sürecek, karsilikli iliskiler gelismeye baslamistir. Fötusda TSH düzeyi adültlerden daha yüksektir!

Insanlarda tiroid C-hücrelerinin kökeni tartismalidir. Bu hücrelerin, ya ultimobronsiyal cisimden, ya da bu cisim ile birlikte dört ve besinci bronsiyal keselerden çiktigi ileri sürülmüstür(8). Ilginç olarak, bazi hayvanlarda (kuslarda ve belki de kemiricilerde) parafoliküler hücrelerin nöral krestten kaynak aldigi kesin olarak gösterilmistir.

Tümörlerle ilgili bir nitelikten dolayi, insanlarda parafoliküler hücrelerin kökeninin, nöral krest olmayip, ultimobronsiyal cisim olmasi gerektigi ileri sürülebilir. Ender olarak karsilasilan bir tiroid kanserinde, mikroskopik görünüse foliküler ve medüller kanser hücrelerinin karisimindan olusmus bir tablo hakimdir. Buna karisik medüller-foliküler karsinoma denir ve hem folikül hücrelerine, hem de C-hücrelerine diferansiye olabilme yetenegi olan bir hücreden çiktigina inanilmaktadir. Henüz farklilasmamis bu stem hücresinin kökeninin ultimobronsiyal cisim oldugu ileri sürülmüstür(9). Bu ilginç tümörün varligi, insanlarda, C-hücrelerinin nöral krest kökenli olmamasi gerektigi görüsünü ciddi bir sekilde desteklemektedir.

Eger C-hücrelerinin kökeni gerçekten ektodermal nöral krest ise, bu hücrelerin endodemal orijinli tiroid folikül hücreleri ile genetik bir iliskisi olamaz. Bu hücreler ayni atadan çikmadiklarindan, hem tiroid folikül hücrelerine, hem de C-hücrelerine diferansiye olma yetenegi tasiyan bir hücre düsünülemez ve karisik medüller-foliküler tümörler kollüzyon tümörler olmadan öteye gidemez.

Ancak C-hücrelerinin direkt olarak, ultimobronsial cisimden, dolayisiyla folikül hücreleri gibi, endodermden çiktigi varsayilirsa, karisik medüller-foliküler ve medüller-papiller kanserlerin kökenini açiklamakta hiç bir güçlükle karsilasilmaz.

KAYNAKLAR-BÖLÜM-(1)

TIROIDIN ANATOMISI

1) Scopsi, L, Ferrari, L., Pilott, S et al: Immunocytochemical localization and identification of prosomatostatin gene pruducts in medulolary carcinoma of human thyroid gland. Hum Pathol 21: 820, 1990.
2) Gkonos, PJ,. Taviannini MA., Lui, CC, Roos, BA: Thyrotropin releasing hormone gene expression in normal thyroid prafollicular cells, Mol Endocrin 3: 2101, 1989.
3) MacIntyre,I: Calcitonin: physiology, biosynthesis, secretion, metabolsm and mode of action, In DeGroot, LJ. Ed: Endocrinology, Phildelphia, 1989, Saunders.
4) Staglizter, K. E.: Contribution to the study of the thyroid gland. J. Anat. 75: 389, 1941.
5) Merida-Velasco, J.A., Garcia-Garcia, J.D., Espin-Ferra, j. Linares, J.: Origin of the ultimobranchial body and its colonizing cells in human embryos. Acta Anat 136: 325, 1989.
6) Howard, D, J., Lund, V. J.,: Thyroglossal ducts, cysts and sinuses: a recurrent problem. Ann R coll Surg. Engl. 68: 137-138, 1986.
7) Morris, M.R., Woody, E.A.: A closer look at the thyroglossal cyst. Ear Nose Throat J. 66: 364, 1987.
8) Pearse, A.G.E., Carvalheira,A.F.: Cytochemical evidence for an ultimobranchial origin of rodent thyroid C cells, Nature 214: 929, 1967.
9) LiVolsi, VA: Mixed thyroid carcinoma: a real entity? Lab Invest 57: 237, 1987



    
This message has been edited by omeryalniz on Nov 4, 2010 1:43 AM


 

 Respond to this message   
Current Topic - TIROIDIN ANATOMISI
  << Previous Topic | Next Topic >>Return to Index  
Create your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2014 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement