HACI (Login hacihaci) from IP address 66.30.227.242
Ataturk doneminin yetistirdigi en onemli aydinlardan biri olan Ilhan Arsel'i ihmal etmeye olanak yoktur.
Onun Islam'a yonelik elestirileri yalniz kendi zamanina degil, gelecege de isik tutacaktir.... Aramizda Ilhan Arsel'i elestirecek olan ateistler olacaktir. Musluman'larin elestirilerini anlayabiliyorum. Ama kendini ateist ilan edn birinin Ilhan Arsel'i cirkince elestirmesini, o kisinin kendi asagilik duygulari disinda, anlamanin olanaksizligini dusunuyorum. Bu dunyada her turlu insanin var oldugunu bildigim icin, yine de fazla sasirmadigim ekleyim.
Bu sayfalarda Ilhan Aresl kokenli yazilar bulacaksiniz.. Onun isigindan kimsenin mahrum olmasini istemiyorum.. Ilki asagida...
==========================================
Sol El'le Yemek Yemenin Ceremesi!
(Prof. Dr. Ilhan Arsel)
Siz hiç "sol el'le yemek yiyor" ya da "çorba içerken kasigi sol el'le tutuyor" diye adam öldürüldügüne tanik oldunuz mu? Olmadinizsa, geliniz 30 Haziran tarihli gazetelerden birinde (Damga gazetesi'nde) yayinlanan su haberi okuyalim: Bursa'da bir lokantada yemek yemekte olan bir genç, yan masa'da oturan bir kisinin, kasigi sol elinde tutarak çorba içmekte oldugunu görüyor ve pür hiddet yerinden kalkip yanina gidiyor: "kasigi sol el'le tutma, sag elinle tut, çorbayi öyle iç" diyerek uyarida bulunuyor. Çünkü kendisi, seriat egitiminden geçtigi için "sag'in sofa fazli (üstünlügü) oldugunu ve her hayirli (iyi) isin sag'a göre yapilmasi gerektigini" bildiren buyruklara inanmistir. Örnegin yataktan çikarken sag yandan çikilmalidir; su içerken bardak sag el'e alinmalidir; çorba içerken kasik sag el'le tutulmalidir, vb...
Bu uyari karsisinda neye ugradigini sasiran kisi, hakli olarak: "Ne karisiyorsun sen benim yemek yememe" seklinde bir karsilik veriyor; dogustan solak oldugu için, kasigi sol el'le tutarak çorbayi içmesi, ve bu sekilde yanit vermesi kuskusuz ki dogaldir. Ne var ki bu yanit onun canina mal olmustur; çünkü kasigin sag el'le tutulmasi gerektigini söyliyen seriatçi genç, lokanta'dan aldigi biçakla onu oracikta öldürmüstür. Simdi siz, muhtemelen kendi kendinize soruyorsunuzdur: "Hiç böyle sey olur mu? Su içerken bardak sag el'le tutulacak, ya da çorba içerken kasik sag ele alinacak diye bir seriat buyrugu olabilir mi?". Elbette ki olur! Merak gidermek istiyorsaniz, Diyanet Isleri Baskanligi'nin, din adamlari araciligiyle insanlarimiza bellettigi seriat verilerini gözden geçiriniz; sasirip kalacaksinizdir. Çünkü bu verilerin basinda sunlar var: Her insan'in kaderi "amel defteri" ile çizilmistir; bu defter insanlara sag'dan ya da sol'dan olmak üzere verilir. Tanri ve Peygamber buyruklari'na boyun egenlere defter'leri sag'dan verilmistir; onlar Cennet'e gideceklerdir, inkar edenlerin defterleri ise sol'dan verilmistir, onlar Cehennem atesinde eritileceklerdir. Tanri insanlara her "hayirli" isi sag'a göre yapmalarini emretmistir: örnegin yataga sag ayakla girip, sag'a dogru dönük olarak yatmak, sag ayakla kalkmak, sag adimla sokaga çikmak, su içerken bardagi sag el'le tutmak, saç ve sakali sag'dan taramak, ölüyü yikarken sag taraftan baslamak, hurmayi sag el'le tutmak, lokmayi sag el'le agza atmak, sadakayi sag el'le dagitip sag el'le almak, ikram'da bulunurken sag'dan baslamak, vb... gerektir. Diyanet'in bildirmesine göre Muhammed: "Sizden biriniz sol eliyle yemesin ve içmesin, çünkü seytan sol eliyle yer ve içer" demistir. Bununla da kalmamis, fakat solak dogmus ve bu nedenle ancak sol el'le is görebilecek olan kimseleri dahi, sag el'lerini kullanma zorunlugunda birakmistir. Örnegin bir gün sol eliyle yemek yiyen bir adam görür: "Sag elinle ye" diye emreder; adamcagiz; "Sag elimle yapamiyorum" deyince ona beddua eder ve güya adam, o günden sonra elini agzina götüremez olur. Yine Diyanet'in bildirmesine göre Muhammed, baskalarina örnek olmak üzere kendisi de hayirli saydigi her isi sag'a göre yapar ve Tanri'nin dahi sag el ile is gördügünü anlatmak üzere: "Allah, halal mal'dan verilen sadakayi sag eliyle kabul eder" dermis. Yine Diyanet'in söylemesine göre Muhammed. bazi islerin sol el ile yapilmasini emretmistir ki bu isler genellikle olumsuz nitelikte sayilan seylerdir: örnegin "istinca" (yani abdest yaptiktan sonra pislikten temizlenmek) sirasinda sol eli kullanmak, "zekeri" (erkeklik organini) sol el ile tutmak, namazda iken sol tarafa tükürmek vb... gibi haller buna dahildir. [Bu konudaki seriat buyruklari için Diyanet'in yayinladigi "Sahih-i Buhari Muhtasari..." Cilt l, sh.151; Cilt II, sh. 701; Cilt V, sh., 138, Cilt XII, sh, 339; ve ayrica benim: "Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlulari: Din Adamlari" , 3.Baski, sh. 209 ve d. adli kitabima bakiniz]. Simdi sormak gerekiyor: "Sag'in sol'a fazli vardir" seklindeki seriat verileriyle egitilen insanlarin, sol el'le yemek yiyenlere saldirmalari kadar olagan ne vardir? Sadece "sag" ya da "sol" konusunda degil, fakat kisi yasantilarinin her yönü itibariyle durum bu. Siz istediginiz kadar "aydin din adami!" yetistirmek üzere "Imam hatip okullari" ya da "Ilahiyat Fakülteleri" açin. Hiç yarari yok. Çünkü bu okullarda belletilen seyler hep bu dogrultuda!
*
Bu vesileyle ekleyelim ki, sag'in sol'a üstünlügünü öngören seriat verileri, tüm olarak bilimsel gerçeklere ters seylerdir. Çünkü akilci bilimin ortaya vurdugu gerçek sudur ki, insan beyninin sol kesimi, vücudun sag kismini (örnegin sag el, sag ayak vb., gibi) yönetmektedir. Buna karsilik beynin sag kesimi, vücud'un sol kismina (sol el, sol ayak, vb. gibi) kumanda vermektedir. Daha baska bir deyimle sag elimizi kullandiran güç, beynimizin sol kesiminden gelmektedir. Su durumda, eger "sag" ve "sol"dan birinin üstünlügü söz konusu olacak ise, bu takdirde sol'un sag'a üstünlügünü kabulden baska çözüm yoktur. Öte yandan tarihin yetistirdigi ünlü kisilerden, ya da uygarlik gelismesinde en büyük payi olanlardan çogu'nun solak olduklari bir gerçektir. Bir kaç örnek söyle: Büyük Iskender, Sezar, Sarlyman, Napolyon Bonoparte, Leonardo Da Vinci, Mikelangelo, Bethoven, Albert Schweizer, ve daha niceleri! Bati ülkelerinde solaklarin sayisi oldukça çoktur: örnegin bilim ve teknik alanlarda en ileri gitmis toplumlardan biri sayilan Amerika Birlesik devletlerinde halkin yüzde onbesi'nin solak oldugu bir gerçektir.
Kurban kesmek...
Hacca gitmek...
Namaz kilmak...
Sunlara bakiniz! Islamin temel sartlari neye yaramakta!
Kurban kesmek: Buyuk para israfi ayriyetten 5-6 yil icerisinde -en azindan Turkiye'deki- koyunlarin sonu gelecek.
Hacca gitmek: Buyuk para israfi. Hacc'da allahin arabina o kadar para yedireceginize ulkenizde biraz harcama yapin da insanlariniz gulsun cehenneme kadar yolu olan araplarin yerine.
Namaz kilmak: Bu da zaman israfi. Gunde 5 vakti namaza ayiracaginiza biraz spor yapin da celimsiz kucucuk milletimiz genel anlamda adam gibi fiziksel bir gorunume sahip olsun.
Oruc tutma konusunda da bir seyler yazardim ama, bir iki kucuk yarari oldugunu dusunuyorum o yuzden acidim.
Haci ! ... Bunlarin yaninda su ornek ne ki ! Bu kadar fanatigini cok az rastliyoruz ama yukaridaki ornekler her yerde.
Birde bundan sonra disarda yemek yerken once bir etrafima bakinacagim, malum solagiz.
bir bilimsel eser yazılmış elbet eleştiriye açık olacak. bu eserleri ateistler eleştiremez mantığını
nedir ?
benim düşüncem şu. Akademik bir çalışmada neyi incelediği açık olmalı değil mi ? muhammedin hayatı mı,
o zaman tarihi bilgi olarak nakil ne derece bilimsel
bir kabul olur ? Bilimsel bilgi nakil değildir.
yok sağ elle yeme geleneği eleştiriyorsa bunun adına muhamedin hayatı adlı çalışma denmez.
Sevgili knz;
Sen okudugunu pek anlamiyor musun? Iste Ilhan Arsel'i ve ateistleri elestiren cumleler;
===========================================
Herhangi bir dine küfredenler, bu noktayı asla akıldan çıkarmamalıdır. İlhan Arsel'in Hz. Muhammed'le ilgili yazdığı kitap, bilimsellik adına utanç vericidir ve küfür ve karalama ile doludur. Yaklaşım son derece sübjektif, yanlı ve sekterdir. Eh tabii ki "ateizm"in içinde de moralist güruhlar vardır, ve ateist olmayı küfretmekle eş tutarlar. "Küfredenler bizden değildir" )
======================================
Bu ne kadar akademik bir elestridir?
Kitabin bilimsellik adina utanc verici olmasi mi?
Kufur ve karalama dolu olmasi mi?
Nerede bunlarin kaniti?
Nerede bunlari hak edecek exerpt'ler..... Cumleler, ornekler?
Hem sonra ne demek ateizmin icindeki moralist guruhlar?
Kufredenin insandan sayilmamasi..
Bu ne rezalettir.
Bu mudur bilimsel elestri?
Bu kufre boyun egmedir.. Bilimden anlamamaktir... Bilmi abuz etmedir..Kuculmedir.. Yok olmadir..
Bu dedikodur.. Iftiradir.. Yalandir.........
Yahu altininkiymetini SARRAF bilir naptin sen ole!...
BU herif once sana bahis ettigim gibi HUKUKCU!...
ISLAM uzerine hic bir ihtisasi yok! KAFIR ibinanin teki!
Eger konu hukuk olsaydi!O zaman ona saygi duyardim!
Bak ne guzel KAFIR'ler senin terafinda toplani verdi!
Eeee! Kisiler amelleri uzerine diye bosuna dememis!..
Sevgili Peygamber efendimiz (s.a.v)
Iyi oku bu AHMAK sana aynen buradaki kafirin dedigi gibi
turan tosunu boyuk ISLAM ulamsi gosterecektir!...
Cunku bok boku kenefte bulur sozunun ibaresidir!
Referans olmayan bu yazilar ancak KAFIR misyonerlere!
Malzeme olmaktan baska hic bir gecerliligi olmaz!
Ama senin icin makbul adam ise al senin olsun!
Gule gule eyi gunlerde kullan!
Yaw Sevgili Haci Ali;
Sana da adam begendirmek ne kadar zor....
Ilhan Arsel'i begenmiyorsun, Islam tahsil etmemis diye..
Turan Dursun'u begenmiyorsun, Islam'dan ayrilmis bir imam diye.
Tek begendigin ateist Haci..
Onun da neresini begeniyorsan?
keeh keeeeeeeehhhhh keeeeeeeeeeeehhhhhhhhhhhhhhhhhh
Gordugun gibi bu keh keh'ler Arapca gibi duruyor..
Dogrusunu istersen Ilhan Arsel'in din bilgisi en buyuk Islam aliminden bile fazladir..
Ama buyuk bir kusuru var..
Bazi elestirilmemesi gereken kitaplari elestiriyor.
Adam oturmus, Allah'i elestiriyor.. Simdi bu olacak sey mi? Allah'a inananlar diyor ki.. Ulan it Arsel. Seni yaratani inkar mi ediyorsun?
Ama oyle diyenler bile onunla bas edemiyorlar. Adam gercekten ismini iyi duyurmus. Dokunulmaz olmus. Bir kursuna kurban gitmemis. O yonden sansli..
Bazan dusunuyorum. Deger mi Islam'i ve Allah'i elestirmeye. Degmez diyorum.. Kimsenin inanclarini dis etki ile degistirmeye olanak yok. Ateist olan zaten ateist olacak. Ne yapsan oyle olacak. Dindar olan da dindar..
Baska zaman da dusunuyorum ve bunlara gerek var diyorum. Hic olmazsa dindarlarin asiriliga kacmasi onlenir.. Basimiza seriat gelmez..
Neyse..
Bu arada MGK'yi seni din forumu editoru yapmasi icin ikna etmeye calisiyorum.. MGK seni tekrarlayan iletilerini benim sildigimi ifsa etti. Ben yuttururum saniyordum. Artik kusura bakmazsin.. Sende ust uste cok ileti asmistin.. Hepsi de ayni idi.. Bazan kizinca oyle yapiyorsun. Tekrarlari silmesem seni kayirdigimi sanacaklardi. Zaten oyle saniyorlar bile. Dedektif iti, kendine blok kondugumu, kendi iletilerinin asilmadigini ve ayni anda senin iletilerinin asildigini iddia etti. Neyse.. Ben sifreyi MGK'ye geri verdim. Hic kimse bundan sonra baslarina geleceklerden dolayi Haci'yi suclamasin.. Butun suclu MGK.. OK..
Zaten basindan beri suclu o degil mi? keh keh keh..
Basinda da dedigim gibi, sen bu forumda yazanlari da begenmiyorsun.. Onlara kefere diyorsun. Onlar da sana misyoner. Simdi bana soyle harbiden. Aramizda kalsin. Bu forumda gercekten Musluman olduguna inandigin biri var mi? Soyle kulagima. Inan kimseye ifsa etmeyecem..
Akilci dusuncenin ve laikligin temsilcilerinden biri olarak Ahmet Taner Kislali, kuskusuz ki seriatci icin buyuk bir tehlike idi. Onu alcakca oldurenler, korku ve dehset sacici usullerle benzeri tehlikeleri onlediklerini sanarak simdi muhtemelen sevinmektedirler; tipki daha once Ugur Mumcu'yu, Turan Dursun'u, Muammer Aksoy'u ve digerlerini oldurerek sevindikleri gibi. Onlara sunu hatirlatmak gerekir ki, ne kadar dehset sacarlarsa sacsinlar, ne kadar cok aydinin canina kiyarlarsa kiysinlar, seriatin insan beynini kemiren, her turlu fikirsel gelismeyi kostekleyen, insan sahsiyetinin haysiyetini yok eden, insanlar arasi sevgiye yuz ceviren yonlerinin sergilenmesini onleyemeyeceklerdir. Isledikleri bu cinayetler, gercek aydinlari sindirmek degil, fakat aksine, seriat canavarina karsi savasmakta daha da azimli ve kararli kilmaktan baska bir ise yaramayacaktir.
Bu vesileyle su gercegi tekrar belirtmekte yarar var ki, kisileri bu tur cinayetlere surukleyen nedenler, seriatin bizatihi kendisinde yatar. Aciniz seriat kaynaklarini (Ornegin Diyanet Baskanligi'nin yayinlarini), ve okuyunuz oradaki olum sacan ya da tehdit yagdiran buyruklari, ve bu buyruklarin 1400 yillik uygulanmasiyle ilgili olaylari! Goreceksiniz ki hedef edilenler, seriat verilerine boyun egmeyenler, vahy'in akla ustunlugunu kabul etmeyenler, yani akilciligi tek gecerli rehber bilenlerdir, ki "kafir" olarak ilan edilmislerdir. Onlara olum sacan bu buyruklar arasinda: "Tanri'ya es kosanlari nerede bulursaniz oldurun", ya da "Her kim dinini (ki Muslumanliktir) degistirirse, onu hemen oldurunuz", ya da "Allah ve Peygamberiyle savasanlarin ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi oldurulmek, veya asilmak, yahut capraz olarak el- ayaklari kesilmek ya da yerlerinden surulmektir....", ya da: "...Kendilerine Kitap verilenlerden (Yahudilerden ve Hristiyanlardan) Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, Allah ve Resulu'nun haram kildigini haram saymayan ve (Islam'i) kendilerine din edinmeyen kimseler, kuculerek kendi elleriyle cizye (kafa parasi) verinceye kadar savasin (...). Cizye (....) obur bakimdan da onlarin Muslumanliktan imtinalarinin cezasidir...." gibi olanlari vardir. Diyanet Isleri Baskanligi'nin yayinlarindan aynen naklettigim bu (ve benzeri) buyruklar (ki cogu yayinlarimda cilt ve sayfa nolariyla belirtilmistir), insanlarimiza dinsel gida olarak verilmekte olup seriatcinin elinde, aydin kisileri yok etmek icin birer "dinsel gerekce" seklinde kullanilir. Her kim ki laikligi savunur, ya da seriat yerine akilciligi gecerli kilmaga calisir, o bu buyruklarin kurbani sayilir. Bundan dolayidir ki seriat zihniyetiyle yogurulmus olanlar, din adina islenen bu tur cinayetleri onaylamaktan ve alkislamaktan geri kalmazlar. Yer yuzundeki butun Islam ulkeleri, bunun boyle oldugunu kanitlayan orneklere sahne olmaktadir. Daha gecenlerde Teslime adindaki bir Pakistan'li aydin bir kadin, seriatin cagdaslikla bagdasamaz hukumlerine kafa tuttu diye, nerede ise yakilacakti. Islam ulkelerinin en fazla gelismislerinden sayilan Misir'da, nice aydin kisiler, "Seriat cagimizda uygulanamaz" seklinde konustuklari icin, ayni akibete maruz birakilmislardir. Bakiniz size bunun gercekten ibret verici son orneklerinden birini ozetliyeyim, ve bu ornegin bizdeki alkislayicilarini takdim edeyim.
Misir'da 1992 yilinin Agustos ayinda, Farat Fuda adinda bir yazar sokak ortasinda, ve herkesin gozleri onunde seriatcilar tarafindan oldurulur. Oldurulmesinin sebebi, seriatin cagimizda artik uygulanamayacagina dair gazetelerde yazi yazmasidir. Kisa zamanda ele gecirilen caniler hakkinda dava acilir. Dava sirasinda suclarini itiraf eden saniklarin avukati, ortada suc diye bir sey bulunmadigini ve cunku muvekillerinin seriat buyruklarini yerine getirdiklerini soyliyerek beraat isteginde bulunur. Gerekce olarak ileri surdugu hususlar sudur: "Oldurulen kisi (yani Farat Fuda) seriatin uygulanamayacagini soylemekle Tanri'yi ve Muhammed'i inkar etmistir; inkar etmekte dinden cikmis demektir. Dinden cikanlarin oldurulmeleri ise seriat emridir. Su durumda Farat Fuda'yi oldurenler seriatin bu emrini yerine getirmislerdir. Seriat Misir Kanunlarinin temel kaynagi bulundugu icin, bu kisilerin davranislari suc degil, fakat aksine kanuna uygun sayilmak gerekir". Katillerin avukati tarafindan one surulen bu hususlarin gecerliligini saptamak maksadiyla Mahkeme, Misir'in en unlu din bilginlerinden Seyh el-Gazzali'yi bilirkisi secer. Bu unlu din bilgini, mahkeme onundeki ifadesinde, Farat Fuda'nin buyuk bir suc isledigini ve cunku gazetelerde yazi yazarak seriatin bugun artik uygulanamayacagini one surdugunu, ve bunu yapmakla Tanri'ya karsi savas acmis sayildigini (ornegin Maide suresinin 33.u ayetini inkar ettigini), yani dinden cikmis oldugunu, dinden cikanlarin ise oldurulmelerinin seriat geregi bulundugunu soyler, ve onu oldurenlerin cinayet sucu islemediklerini, curumlerinin basit bir kanun ihlalinden ibaret oldugunu, ve aslinda devlet organlarinca tatbik edilmek gereken bir cezayi onlarin uyguladiklarini belirtir; bu sebeple, isledikleri curmun "cinayet" degil fakat olsa olsa "tazir" (dayak) cezasini gerektirici bir eylem oldugunu bildirir. Bunlari soylerken dayanagi ozellikle Kur'an ayetleri ve Muhammed'in Kur'an olmayarak soyledigi sozlerdir (hadislerdir). Misirli Seyh el-Gazzali efendimiz, daha sonraki bir tarih itibariyle (Aralik 1997), "al-Macalla" adli bir dergiye vermis oldugu beyaninda, Farat Fuda'nin oldurulmus olmasindan dolayi duydugu mutlulugu da dile getirmekten geri kalmamistir. Ne hazindir ki seriat ulkelerinin tumunun, bugun hala yer yuzunun en geri, en ilkel ulkeleri arasinda yer almasina sebep olan bu zihniyet, sadece Misir'da degil fakat bizde de cok gecerlidir; kendilerini "aydin" olarak goren, ve guya gericilikle savasiyormus gibi gorunen nice ilahiyatcilarimiz var ki, Misirli Seyh el-Gazzali'nin Kur'an anlayisina hayranlik beslediklerini soylemekle ovunmektedirler. Ote yandan aydin din adami yetistirmek amaciyla acilan Imam Hatip okullarinda, ya da Ilahiyat Fakultelerinde (ve Kur'an kurslarinda) okuyan iki bucuk milyon genc, biraz yukarda bir kac ornek olmak uzere verdigim Diyanet yayinlarindaki seriat buyruklariyle egitilmektedirler.
Bu tur "aydinlar"la Turkiye nasil ve ne zaman aydinlik cagina cikabilir diye sormak gerekir! Fakat her ne olursa olsun sunu dusunerek teselli bulmak mumkun ki, devamli sekilde gelisen insan akli, bir gun gelecek mutlaka seriatin yalanlarla dolu icyuzunu ortaya vuracak, ve yer yuzunun bir milyari askin buyuk bir bolumunu gerilikler ve sefaletler icinde tutan, her turlu gelismeden yoksun kilan kohne duzenin kokunu kaziyacaktir. Kitaplarimdan birinde yazdigim gibi, biz aydinlara dusen sey, seriatcinin kara zihniyetine karsi cesaretle dikilmek, "seriat buyrugudur" diye halkin beynine yerlestirilen seyi akil suzgecinden gecirip elestirmek, halka ozgur dusuncenin ve akilciligin nimetlerine eristirmek, boylece din bezirganlarinin saltanat hevesine son vermek ve asil onemlisi, Ataturk'un : " .....onlardan korktugunuzu ihsas ederseniz, gercekten sizi korkuturlar." seklindeki sozlerini izlemektir.