<< Previous Topic | Next Topic >>Return to Index  

Patrik Van'a Gidemedi

October 3 2003 at 10:55 AM
Thorny Rose  (Login ThornyRose)
Forum Owner

 
TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİKLİĞİ
34130 KUMKAPI, İSTANBUL
T: (0212)517-0970,
F: (0212)516-4833
GSM: (0533)270-4508


PATRİK VAN'A GİDEMEDİ

TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİĞİ VAN İLİNİN AKDAMAR ADASI'NA DÜZENLENEN İNANÇ
ZİYARETİNE KATILAMADI.
PATRİK'E, HAVAALANI ŞEREF SALONUNDA "UÇAKTA YER KALMADI" DENİLDİ.
PATRİK "ÜZGÜNÜM. BU NE YAZIK Kİ İKİNCİ KEZ OLUYOR" DEDİ.

Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II, 2 ile 5 Ekim 2003 tarihleri arasında
Van ilinin Akdamar adasındaki eski Surp Haç Kilisesi'ne düzenlenen inanç
ziyaretine katılamadı.

Mesrob II, 2 Ekim 2003 Perşembe günü saat 14:00'te Van Valisi Hikmet TAN'a
nezaket ziyaretinde bulunacak, sonra da programa katılmak üzere İstanbul'dan
gelen Ermeni asıllı vatandaşlarımızla birlikte Van Müzesi, Van Kalesi,
Akdamar, Çarpanak, Adir kiliselerini, Yedi Kilise ve Narek köyünü kapsayan
bir inanç turuna çıkacaktı.

1) İnanç turu, VIP Turizm, Majak Turizm ve Ayanis Turizm seyahat acentaları
tarafından haftalar öncesinden düzenlendi. Patrik Mesrob II ve refakatindeki
din görevlisinin uçak biletleri ve koltuk numarası VIP Turizm tarafından bir
hafta öncesinden rezerve edildi.

2) Patriklik Sekreteryası tarafından, 2 Ekim 2003 günkü nezaket ziyareti
için 30 Eylül 2003 tarihli mektupla Van Valiliği'nden randevu alındı ve
Ermeni Patrik'i ile Van Valisi'nin görüşmesi teyid edildi.

3) Patriklik Sekreteryası, 238.1/7028 no.lu yazıyla 1 Ekim 2003 Çarşamba
günü saat 09:50'de İstanbul Atatürk Havalimanı Vali Muavinliği'ne ve Van
Havalimanı Mülki Amirliği'ne birer faks çekerek, Türkiye Ermenileri Patriği'
nin 2 Ekim 2003 günü TK 806 sefer sayılı uçakla İstanbul'dan Van'a, 5 Ekim
2003 Pazar günüyse TK 807 sefer sayılı uçakla Van'dan İstanbul'a seyahat
edeceğini resmen bildirdi.

4) Seyahat günü (2 Ekim Perşembe), Ermeni Patrikliği görevlilerinden M.
Moralı saat 07:00'de Yeşilköy Atatürk Havalimanı VIP Salonu'na giderek
görevli Emniyet görevlilerine ve THY görevlilerine Patrik Mesrob'un az sonra
geleceğini ve saat 07:50 uçağıyla Van'a seyahat edeceğini teyid etti.

5) Patrik Mesrob saat 07:30'da Atatürk Havalimanı VIP Salonu'na
refakatindeki din görevlisi V. Seropyan ile intikal ettiğinde ise Patrik'e
uçakta yer olmadığı söylendi. Saat 07:50'de ise refakatindeki din
görevlisinden ayrı 27'inci sırada oturabileceği söylendi. Patriklere özel
yasal dini kisvesiyle seyahat eden Patrik, öneriyi kabul etmedi ve durumu
üst makama şikayet edeceğini bildirdi. VIP Salonu amiri, "İstediğiniz yere
şikayet edebilirsiniz, sizin seyahat edeceğinize dair bizde herhangi bir
bilgi mevcut değil!" dedi.

6) Bu şartlarda seyahate çıkmaktan vaz geçen Patrik'e, bu sefer de "08:50
uçağıyla Ankara'dan aktarmalı olarak Van'a gidebilirsiniz, ancak yeni uçak
bileti satın almalısınız" dendi. Ankara üzerinden seyahat ettiği takdirde
Van Valisi ile randevusunu gerçekleştiremeyeceğini söyleyen Patrik, bu
öneriyi geri çevirerek havalimanından ayrıldı.


BU İKİNCİ OLUYOR
Türkiye Eremenileri Patriği, iki yıl önce Van Valisi Durmuş KOÇ döneminde de
Akdamar'daki kiliseyi ziyaret etmek istemiş, ancak "kimliği kesinlik
kazanmayan" ve "Vali'yi aşan bürokratların" engellemesi sonucu bu arzusunu
yerine getirememişti.

Ermeni Patrikliği yetkilileri ise haklı olarak, "Ermenistan'dan, Ortadoğu'
dan, Avrupa ve Amerika'dan Ermeni asıllı birçok ziyaretçi ve yabancı turist
devamlı bu kiliseleri ziyaret ederken, Türkiye Ermenileri Patriği'nin
ziyareti birilerini rahatsız mı ediyor?" diye soruyor.


KRİKOR'UN BİNİNCİ YILI
2 ile 5 Ekim 2003 tarihleri arasındaki inanç ziyareti, Van ilinin Narek Köyü
'nde yaşamış olan Ermeni kökenli büyük Anadolu mistiklerinden NAREKLİ AZİZ
KRİKOR'un (951-1003) ölümünün Bininci Yıldönümü vesilesiyle düzenlendi.

Narekli Aziz Krikor'un ölmeden hemen önce yazdığı "Yüreğin Derinliklerinden
Tanrı İle Sohbet" adlı dua kitabı 32 dildeki çevirileriyle Hristiyan
aleminin en çok okunan kitapları arasında yer aldı.

Narekli Aziz Krikor'la ilgili mucizelerden biri de Van yöresinde asırlardır
kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bir keresinde Krikor, Narek Manastırı'ndan Van
Gölü'ne doğru bakarak dua ettiğinde, Akdamar Adası'nın hemen karşısındaki
Arder yada Tavşan Adası olarak bilinen adacık üzerinde Hz. Meryem Ana'nın
görümü belirdi. Daha sonra Narekli Aziz Krikor ile Hz. Meryem Ana'nın ünlü
tasviri İtalya'daki ünlü bir kilisede yerini buldu.


PATRİK, "AKDAMAR'I ZİYARET EDEMEDİĞİM VE ORADA BİR DUA EDEMEDİĞİM İÇİN
ÜZGÜNÜM" DEDİ
Patrik Mesrob II'nin yorumu şöyle oldu: "Yaşadığımız bu olumsuzluk
havalimanındaki düzensizlikten veya amirlerin vurdumduymazlığından mı
kaynaklanıyor? Kıtalararası hizmet veren THY'nın bu gibi bir şey yapacağını
anlamakta güçlük çekiyorum. Seyahatlerimde özellikle THY ile seyahat etmeye
hep özen gösterdim. Geçen hafta görüştüğüm Sayın Başbakanımız Recep Tayyip
Erdoğan'ın, hükümetteki Sayın Bakanlarla üst düzeydeki idarecilerin nazik ve
olumlu yaklaşımlarıyla kimlikleri bile belli olmayan bazı mercilerin
davranış ve tutumları arasında dağlar kadar fark var. Çok yazık. Hani inanç
turizmi desteklenecekti? Acaba birileri Türkiye'de resmen tanınan dini
cemaatlerden birinin Ruhani Reisi'nin, T.C. vatandaşı bir Patrik'in bu
ülkenin başka bir bölgesindeki kutsal bir mekanı ziyaretinden rahatsızlık mı
duyuyor? Eğer öyleyse, hani hukuk devletinin anayasasında din farkı
gözetilmiyordu? Sayın Diyanet İşleri Başkanı'na aynı muamele yapılır mıydı?
Van'ı ziyaret edemediğim için üzgünüm. Van Valimiz'le tanışamadığım için
üzgünüm. Vanlılar'la tokalaşamadığım için üzgünüm. Akdamar'da bir dua
edemediğim için üzgünüm. Ülkemizin iç ve dış turizmi adına üzgünüm. Dinler
ve kültürlerarası diyalog adına üzgünüm."




Non-Turkish Crimes Against Humanity

 
 Respond to this message   
AuthorReply
Thorny Rose
(Login ThornyRose)
Forum Owner

ANKA Ajansı'ndaki Beyanatınız

October 3 2003, 6:38 PM 

Sayın GÜVELİOĞLU,

Patrik Hazretleri, 34 yıldır THY yolları ile uçmaktadır.
1986'da Patrik Vekili, 1998'da da Patrik seçildikten
sonra, Devlet'in tanıdığı haklara istinaden
havaalanlarımızdaki VIP lounge'larından yararlanmaktadır.
Uçak şirketlerinin aktarmalarından kaynaklanan bir-iki
gecikme dışında hiçbir zaman uçuşlara gecikmemiştir.

Istanbul-Van uçuşundaki talihsizlik siz de iyi
bilmektesiniz ki, Patrik Hazretlerinin gecikmesinden veya
organizatör hatasından değil, bir gün önceden gönderilen
resmi yazının THY ve alan mülki amirliği arasında bir yerde
sürüncemeye kalmış veya kaybolmuş olmasından
kaynaklanmıştır.

Patrik Hazretleri alana her zaman uçuşlardan 10-15 dakika
öncesinde varmaktadır, ama bugüne kadar hiçbir uçağı
bekletmemiştir, hiçbir uçuşu kaçırmamıştır. Çünkü
sekreteryamızdan birisi her zaman sayın Patrik'ten
bir saat kadar önce VIP lounge'da hazır bulunmaktadır.
2 Ekim 2003 sabahı saat 07:00'de de görevlilerimizden
M.Moralı ön hazırlıkları yapmak üzere VIP lounge'una hazır
bulunmuştur. Ancak, vardığı andan itibaren kontuardaki
görevliler kendisine uçakta yer olmadığını söylemişlerdir.

Bilgisayar kayıtlarından tesbit edilebileceği gibi, Patrik
Hazretlerinin İstanbul-Van arası gidiş-dönüş bileti iki
hafta öncesinden alınmış ve OK'li idi ve kendileri
havalimanına varmadan 50 dakika önce görevlimiz kontuarda
hazırdı. Gerçek olan şu ki, bu sefer, bir gün önceden yazılan
resmi mektup birileri tarafından önemsenmemiş, Patrik
Hazretlerinin daha önceden rezerve edilmiş olan koltuğu
da bir başkasına verilmiştir.

Bu, Patrik Hazretlerinin ve inanç turizmi için Van'da bulunan
100 kadar vatandaşımızın mağduriyetlerine sebep olmuştur.
İnanç ziyareti için Van'daki eski kiliseleri ziyaret
edenlerin yanında şu anda hiçbir din görevlisi yoktur.
Yani ziyaret amacına ulaşmamıştır.

Ayrıca kontuardaki şefin, ne kadar yorgun olsa da,
konuşma ve davranış tarzının kabul edilemez olduğunu
bir kez daha yinelememize izin veriniz.

Saygı ve iyi dileklerimizle,

Av. Luiz BAKAR
Türkiye Ermenileri Patrikliği Basın Sözcüsü

----------------------------------------------------

2 Ekim 2003 Saat 18,00 Anka Ajansı

THY İle Ermeni Patriği Arasında Uçuş Gerginliği


ANKA Ajansı - Önceden rezervasyon yaptırdığı halde Van'a uçuşunu
gerçekleştiremeyen Türkiye Ermenileri Patriği, Mesrob 2 ile Türk Hava
Yolları (THY) karşı karşıya geldi. Mesrop 2, THY'nı "dini ayrımcılık
yapmakla" suçlarken THY ise Patrik'in sözlerini "maksadı aşan görüşler"
şeklinde nitelendirdi. Van'ın Akdamar Adası'nda düzenlenen inanç turuna
katılmak için İstanbul-Van seferine daha önceden rezervasyon yaptıran
Türkiye Ermeni Patriği Mesrop 2, yolculuğunu gerçekleştiremedi. Bu sabah
beraberindeki din görevlisiyle birlikte Atatürk Havalimanı VIP Salonu'na
gelen Mesrop 2, "Uçakta yer kalmadığı yanıtıyla karşılaştı. Mesrop 2'ye
Ankara aktarmalı uçak ile Van'a gidebileceği, bunun için de yeni bilet
alması gerektiği söylendi. Ancak bu durumda Van Valisi ile randevusuna
gecikeceğini belirten Mesrop 2, bu öneriyi geri çevirerek havaalanından
ayrıldı. Yolculuğunu gerçekleştiremeyince THY'yi suçlayan Mesrop 2, daha
önce de benzer bir durum yaşadığını savundu. Mesrop 2, yaptığı yazılı
açıklamada, "Acaba birileri "Türkiye'de resmen tanınan dini cemaatlerden
birinin ruhani reisini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Patrik'in, bu
ülkenin başka bir bölgesindeki kutsal bir mekanı ziyaretinden rahatsızlık mı
duyuyor" şeklinde "dini ayrımcılık yapıldığı" imasında bulundu. Patrik
Mesrop 2, "Eğer öyleyse, hani hukuk devletinin anayasasında din farkı
gözetilmiyordu? Kıtalararası hizmet veren THY'nin bu gibi bir şey yapacağını
anlamakta güçlük çekiyorum. Sayın Diyanet İşleri Başkanı'na da aynı muamele
yapılır mıydı" diye sordu. Türk Hava Yolları Basın Sözcüsü Recep Güvelioğlu
ise yaptığı yazılı açıklamada, Patrik Mesrop 2'nin Van'daki görüşmeleri
yapamamasından dolayı üzgün olduklarını belirtti. Ancak konuyla ilgili
hiçbir kusurları olmadığını ifade eden Güvelioğlu, seyahatin
gerçekleştirilememesinin Patriğin havaalanına geç gelmesinden
kaynaklandığını bildirdi. Güvelioğlu, olayı şöyle anlattı: "7.50
İstanbul-Van uçuşuna 10 dakika kala sayın Patrik ve din görevlisinin
biletleri VIP'teki THY görevlilerine verilmiştir. Bilindiği gibi İstanbul
Van seferleri inanılmaz bir dolulukla yapılmaktadır. Check-in için en geç 20
dakika öncesinden başvurmak zorunluluğu da vardır. Çok geç kalınıdğı için
tüm olanakların zorlanmasına rağmen kendilerine bu uçakta yer
bulunamamıştır. Sayın Patrik'in mağduriyetini önlemek için bir sonraki
Ankara aktarmalı 8:50 uçağında ve maalesef arka sıralarda yer bulunabilmiş,
kendilerinden eklenti bedelleri de alınarak biletleri hazırlanmış ancak
sayın patrik kontuara gelerek yolculuk yapmayacağını ve şikayetçi olacağını
bildirmiştir." Güvelioğlu açıklamasında, Patrik Mesrop 2'nin "Kıtalararası
hizmet veren THY'nin bu gibi bir şey yapacağını anlamakta güçlük çekiyorum.
Sayın diyanet İşleri Başkanına da aynı şey yapılır mıydı" şekindeki
sözlerinden de üzüntü duyduklarını belirtti. Güvelioğlu, patriğin bu
sözlerini, "Olayın üzüntüsünden kaynaklanan ve maksadı aşan görüşler
olduğunu söylemenin bir ruhani lidere saygı konusundaki en iyi yaklaşım
olacağı anısındayım" şeklinde değerlendirdi. Güvelioğlu, Pakrik'in bir başka
seyahati gerek gördüğünde, organizasyon konusunda bu hataları yapan
organizatörleri değil, doğrudan kendilerini aramaları halinde hiçbir sorun
kalmayacağını vurguladı.



Non-Turkish Crimes Against Humanity

 
 Respond to this message   
Thorny Rose
(Login ThornyRose)
Forum Owner

Re: ANKA Ajansı'ndaki Beyanatınız

October 3 2003, 10:42 PM 

From Asbarez:

Turkey Obstructs Armenian Patriarch's Visit to Van

ISTANBUL--Airport officials in Turkey stopped the country's Armenian Patriarch Mesrob Mutafian II, from boarding a plane to Van Thursday morning, to attend a pilgrimage dedicated to the 1000th anniversary of prominent Armenian poet Krikor Naregatsi, reported the Istanbul-based Armenian language Marmara Daily.

A travel agency had been hired to organize arrangements for the large group of local and international travelers attending the pilgrimage, and the Patriarch's booking was confirmed with a Turkish Airline. As a result, appointments between the Patriarch and the governor and officials of Van had also been confirmed.

Arriving at the Yeshil village airport, the Patriarch was told that there were no seats for him on the flight to Van; he was later told that he could sit in the 27th row. The Patriarch, donning official vestments, refused the offer, saying that he would be filing an official compliant with appropriate government officials.

"You can complain where you like, but we have no information concerning your travel," he was told, and was offered a seat on a later flight to Van, by way of Ankara, and informed he needed to purchase a new ticket. He declined, and angrily left the airport, knowing that he would miss the pilgrimage.

The Patriarchate representative told Marmara that this is the second time the Patriarch's travel to Van has been obstructed, and said that the Patriarch is curious whether his presence in Van causes discomfort to some.

Numerous Armenians from throughout Europe, the Middle East, Armenia and the US did manage to make it to the pilgrimage.

The Patriarch said that he is saddened by this new stalemate in religious and cultural cooperation.

Earlier this week the Patriarch was assured by the Chairman of Turkey's Parliamentary Human Rights Investigation Commission Mehmet Elkatmis, that the country was working on resolving the problems certain religious communities and social groups, and that it was the government and parliament's duty to do so.

------------------------------------------------------




Non-Turkish Crimes Against Humanity

 
 Respond to this message   
Thorny Rose
(Login ThornyRose)
Forum Owner

Re: Re: ANKA Ajansı'ndaki Beyanatınız

October 4 2003, 2:01 PM 

Surprise

WHO DOESN'T WANT MUTAFIAN TO VISIT VAN, AKHTAMAR?

The Armenian patriarch of Istanbul Mesrop II Mutafian was to go
on a trip around Turkey from October 2 to 5, during which, among
other places, he was to stop at Van fortress, and visit Akhtamar
and Ktuts islands of Lake Van. Mutafian was also scheduled to
drop at the birthplace of the eminent early medieval Armenian
poet Grigor Narekaci, i.e. the village of Narek in the Van
region of Turkey.

The secretaries of the Patriarch have informed the Turkish air
company weeks earlier about the tour of the Patriarch and asked
to pay special attention to all the services. The 'Turkish
Airways' were once again reminded of the Patriarch's trip early
in the morning of October 2, the day when Mutafian was to fly to
Eastern Turkey. Surprisingly, though, when the Patriarch arrived
at the airport escorted by his companions, he was informed that
there is no place in the plane he was supposed to take. When
inquiring about the next flight's possibility, the Istanbul
airport's administration told the Patriarch that he was to seat
separately from his escorts, grounding that the seats in the
plane were booked miscellaneously. This angered the patriarch,
who told the airport employees that this kind of treatment is
insulting, and refused to fly. He also said that he will
complain to corresponding instances, to which an administration
member said: 'You can complain to anyone You want'.

Thus the trip of the Patriarch was canceled. Worth mentioning
here is that two years ago a similar incident happened to
Mutafian when he intended to visit Akhtamar Island. Back then,
gain by the mediation of unknown forces, the tour did not take
place. Whereas we well know that Diaspora-Armenian tourists
visiting Turkey from USA, Europe and even Armenia get a permit
to visit both Van and Akhtamar island. Giving a detailed story
about this and earlier incidents, the Istanbul-based Armenian
Hyetert online newspaper concludes its article with the
following question: 'Whom does the visit of Istanbul's Armenian
Patriarch to the above-mentioned sights worry so much?'


Non-Turkish Crimes Against Humanity

 
 Respond to this message   
Thorny Rose
(Login ThornyRose)
Forum Owner

Re: Patrik Van'a Gidemedi

October 26 2003, 2:26 PM 

Narek'e Niyet, Akhtamar'a Kısmet
Ani'nin en süslü kilisesi Dikran Honents, Türkiye ile Ermenistan'ın sınırını çizen Arpaçay'ın Türkiye tarafından Ermenistan'ı izliyor yüzyıllar boyu. Ve ben iki yıl sonra tekrar onunla buluşuyor olmanın sevinciyle onu bir kez daha dimdik ayakta görmenin..

----------------------------------------------------------------------------
Agos
11/10/2003    Lora BAYTAR
----------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Son yıllarda Doğu Anadolu, giderek daha da fazla yerli ve yabancı turiste kucak açar oldu. Bölge geçtiğimiz hafta da yaklaşık 110 kişiden oluşan bir Ermeni grubunun inanç turuna ev sahipliği yaptı. Grup Türkiye Ermenileri Patriği 2. Mesrob'un girişimleriyle hazırlanan program çerçevesinde 2-5 Ekim tarihleri arasında Van ve Kars'ı ziyaret etti.

Grubun amacı Van'da Narek köyünde düzenlenecek bir ayinle, tarihe adı "Ermenice'yi en iyi kullanan ozan" diye geçen Krikor Naregatzi'yi ölümünün 1000. yıldönümünde doğduğu ve "Madyan Voğperkutyan" (Ağıt Kitabı) başlıklı ünlü eserini yarattığı, bugünse mezarının bulunduğu Narek Köyü'nde anmaktı.

Biri Majak Turizm olmak üzere 2 turizm acentesinin Patrik 2. Mesrob'un önderliğinde hazırladıkları program gereği grup iki gün boyunca Van'ı gezecek, 3. gün ise Patrik 2. Mesrob'un da katılacağı dini bir ayinle Naregatzi'yi Narek Köyü'ndeki mezarı başında anacaktı.

Yaşanan aksaklıklardan dolayı Patrik 2. Mesrob'un önderlik edemediği ayin hava şartlarının olumsuzluğu nedeniyle de programdaki gibi Narek Köyü'nde değil, Akhtamar Adası'nda gerçekleştirildi. Evdeki hesap çarşıya uymasa da hepimiz dolu dolu anılarla döndük bu geziden.

İlk durak Van

Program Ayanıs Turizm'in genç rehberleri ve Majak Tur'un rehberi Elmon Hançer önerliğinde Van'da başladı.Anadolu halkı,hep hayran olduğum misafirperverliğini bir kez daha gösterdi bizlere. Otele geldiğimiz ilk dakikada bizi bir kokteyl ve özel olarak bizler için hazırlanmış halk oyunları gösterisi bekliyordu.

Bu güzel karşılamanın ardından ilk durak Van Müzesi ve Van Kalesi oldu. Bu günlerde yeni açılan Urartu Sergisi için bazı parçalar Van Müzesi'nden İstanbul'a, Yapı Kredi Kültür Merkezi'ne taşındığı için müzede çok fazla eser görmemiz mümkün olamadı.

"Nasılsa İstanbul'da sergide göreceğiz" umuduyla ayrıldığımız müzenin ardından sıra Tuşpa'yı ve eski Van'ı gezmeye gelmişti. Van Kalesi'nde güneşin batışının her şeye değer olduğunu duymuştum gitmeden önce; ama hava şartları ne yazık ki bunu bize kanıtlamak istemiyordu.

Vanlıların "Ekim ayında böyle olur" dedikleri bölgenin havası öyle değişken ki yaz sıcağını yaşarken dakika farkıyla ayazla birlikte gelen yağmura yakalanıp sırılsıklam ıslanıyor ve üşüyorsunuz ardından da tekrar güneşin sıcağına kavuşabiliyorsunuz. Değişkenliğiyle daha da bir ürpertici oluyor bu özel coğrafya.

Köyü ve adasıyla Adir...

Tuşpa'daki eski Van evleri korunmuş. Hatta bir tanesi orijinal yapısına sadık kalınarak restore edilmiş ve bir kafe olarak turistlere hizmet veriyor. İkinci günün programında da yine Van vardı. İlk durak gölün kuzeyinde kalan Adir Adası oldu. Ancak ada, Van merkezden biraz uzakta kalıyor. Buraya ulaşabilmek için Timar denilen köyün yakınlarındaki Adir köyüne gelmeniz ve oradaki iskeleden 20 dakika mesafede bulunan adaya balıkçı tekneleriyle geçmeniz gerekiyor. Köy tam anlamıyla o masallardaki köylere benziyor: tek katlı derme çatma evler, tavuklar horozlar ve bir sürü çocuk...

Kadınların pişirdiği ekmeklerden, bahçelerinde yetişen ceviz ve elmalardan gönlünüzün çektiği kadar alabiliyorsunuz. Yöre halkı bu denli gönlü zengin. İlginç ayrıntılardan biri de bölgede bir zamanlar yaşamış olan Ermeniler'in yaptığı su sarnıcının halen kullanılıyor olması.

Köye 20 dakika mesafedeki ada ise eskiden karaya bağlı yarımada iken, göl sularının yükselmesiyle oluşmuş. Eski adı Lim olan adada Moglu Nerses'in 1622'de kurduğu ve 19. yüzyıla kadar faal durumda olan manastırın yazık ki bugün sadece narteksi ve batı bölümü ayakta kalabilmiş.

Adadaki gezimiz sırasında bir de talan edilmiş halde bir mezarlık bulduk. Adadan ayrılırken, bugün sadece parçalanmış Haçkarlardan oluşan mezarlık hakkında fazlaca bir bilgi edinemeden üzerlerindeki tam okunamayan yazılarla yetinmek zorunda kaldık.

Günün ikinci durağı Urartu döneminden kalma, efsanelere göre dünyadaki haksızlıklara tahammül edemeyen Sasunlu Davit'in oğlu Küçük Mıher'in kapandığı, Toprakkale adıyla bilinen Mıher Kapısı oldu. Diğer duraksa Erek Dağı eteklerindeki Yukarı Bakraçlı köyünün ihtişamlı ve tarihe direnen mimarisi Yedi Kilise, namı diğer Varaka Vank...

Naregatzi'yi ararken

4 Ekim Cumartesi grup için önemli bir gündü. Çünkü o gün geziye adını ve esas anlamını veren Krikor Naregatzi anılacaktı. Ancak köy, Van merkezinden pek bir uzaktı ve bir de ulaşım sorunu vardı. Köyün içine otobüs giremediği için girişten içeriye yürümek durumundaydık ancak bu yürüyüş pek de kolay olmadı. Çamurlu bir gün öncesinden yağan yağmurla balçıklaşan Narek Köyü'nün kutsal toprakları pantolonlarımıza yapışarak bizimle İstanbul'a gelmeye çoktan karar vermişti.

Patriğin gelmeyişiyle aksayan dini ayin yağmurun da azizliğine uğradı. Çamurlu köy yolundan ilerlerken yakalandığımız yağmur bize Narek Köyü'nde ayin yaptırmamaya kararlıydı sanki. Ancak ve esas hayal kırıklığını köye varıp da Naregatzi'nin mezarı yerinde bir ahır, kilisenin yerinde de sıva ve badanayla kaplı bir cami görünce yaşadık.

Ama olsun varsın. Karanlık ahır içinde gaz lambası yardımıyla görebildiğimiz mezar taşı da yetmişti Naregatzi'nin huzurunu kalbimizde hissetmemize, 1000 yıllık mezar taşını da korumuş olmalarına minnet duyarak köyden ayrıldık. Hava oyun oynuyordu sanki bizimle. Gruptaki herkes köy dışına çıktığı anda güneş de o tatlı yüzünü göstermeye başladı ama iş işten çoktan geçmişti. Umutsuz ama içimiz huzur dolu ayrıldık Krikor Naregatzi'nin yaşadığı topraklardan...

Yağmurla savaş veriyorduk bir anlamda. Biz inatla geziyorduk o da inatla yağıyordu arada birse biraz durup soluk aldırıyordu bizlere. İşte öyle bir anda gezdik Akhtamar Kilisesi'ni ve ayin yapmaya kararlı grubumuz Narek'te yapamadığını burada yaptı. Mumları bile hazırdı. Hep bir ağızdan söylenen dualarla yıkık kiliseden ayin sesleri yükseldi yıllar sonra. Kin bilir ne mutlu olmuştur dedi içimden yüzyıllık sessizliğini birazı olsun kırdılar diye...

Kral Gagik'in diktiği ağaç meyvelerini vermişti. Bademler olmuş, yerlere dökülmüştü. Herkes bir hızla toplamaya çalıştı Gagik'ten-hediye bademleri. Bense cebime attım, dayandığı kadar saklarım umuduyla. Ayrılma vakti geldi çattı güzeller güzeli efsanelere konu Akhtamar'dan. İnşallah bir kere daha dedim içimden ve çektiğim bir kare fotoğrafla vedalaştım kiliseyle.

Fırtınaya inat Çarpanak

Pırıl güneşli havada tekrar yağmur yağabilir ve dahası biz Van gölü üzerinde iki saat sürecek yolculuğumuzda fırtınaya yakalanabilirdik. Durum gruba anlatıldı, tehlikeyi göze alamayanlar otele döndü. Bizse bizi bekleyen tehlikeye...

Hava öylesi güzeldi ki keşke gitmeselerdi diyordum içimden yazık oldu görememeleri. Ama birden yine her şey tersine döndü değişti; diğer seferlerden tek farkı bu kez otobüse yakın bir köyde değil, geri dönüşü imkânsız 1713 Km2 yüzölçümü ve 452m derinliğindeki Van Gölü'nün orta yerindeydik. Fırtınaya dayanmak zorundaydık yağmur ve rüzgarın hızına inat, balıkçı teknemiz son hızla yoluna devam ediyordu ve sonunda Ktutz (Çarpanak) Adasına ulaştık.

Kendisine yılmadan direndiğimiz için hava da ödüllendirdi sanki bizi. Kiliseye vardığımızda yaz gelmişti yeniden Van'a. Burası da tıpkı Adir Adası gibi bir yarımadaymış önceleri. Gölün suları yükselince kuş gagası şeklinde bir ada oluşuvermiş.

Onun için de adanın diğer adı da Ktutz (gaga). Eserleri bize ulaşan bir çok kalem ve minyatür ustasının çalıştığı manastırdan günümüze fazla bir şey kalmamış. Günümüze kalan kısmı da yazık ki pek sağlam sayılmaz. Belleğime onların en güzel hallerini kazıyıp son durak olan Ani Harabeleri'ne hazırladım kendimi.

Fırtınalı Narek ve adalar turu hepimizi yormuştu. Bir umutla görmeyi beklediğimiz Ağrı Dağı da Doğubeyazıt yolunda erken çöken akşamın nedeniyle kendini göstermeyince çaresiz Kars'taki oteli arar oldu gözlerimiz. Kars'tan ayrılma saati çok erkendi ve Kars bu erken saatte çok soğuk.

Ani yoluna koyulduğumuzda İstanbul'da daha güneş doğmamıştı bile. Ani'deki fotoğraf çekme yasağı en büyük hayal kırıklığım oldu. Ören yerinde Beyhan Karamağralı önderliğinde yapılan kazılar iki yıl öncesine göre bayağı ilerlemiş ve Menuçehr Camii önündeki yolda yer alan camcı, beziryağı dükkânları gibi yerler günışığına çıkarılmış.

Ani'nin en süslü kilisesi Dikran Honents, Türkiye ile Ermenistan'ın sınırını çizen Arpaçay'ın Türkiye tarafından Ermenistan'ı izliyor yüzyıllar boyu. Ve ben iki yıl sonra tekrar onunla buluşuyor olmanın sevinciyle onu bir kez daha dimdik ayakta görebilmenin şükranını yaşadım içimde.

Ve her gezinin o hafif iç burkan anına geldi sıra. Dönüş... Olsun, her dönüş daha güzel bir kavuşmanın adı oluyor sonunda çünkü Doğu'nun güzellikleri keşfedildikçe çoğalıyor sanki. Hiç doyumu olmuyor. O yüzden yeniden dönüyoruz, özümüzü bulur gibi. Bir daha ve bir daha...(LB/NM)


Non-Turkish Crimes Against Humanity

 
 Respond to this message   
Current Topic - Patrik Van'a Gidemedi
  << Previous Topic | Next Topic >>Return to Index  
Create your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  

* = highly likely to be added to the site in the future.