TURKIYE TEK BAŞINA BÜTÜN AVRUPA'YA YETTİ!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi son beş yılda 59 ayrı davada, ifade
özgürlüğünü cezalandıran ülkeleri mahkûm etti. 40 devletin üye olduğu
mahkemedeki mahkûmiyetlerin 28'ini tek başına Türkiye aldı. Türkiye;
11 davada ise dostane çözüm yoluna giderek, hak ihlalini kabul edip
dava sonuçlanmadan tazminat ödemeye razı oldu. Mahkeme son 10 yılda
100 ayrı davada ifade hürriyetini cezalandıran devletleri tazminata
mahkûm etti.
Statüko, Türkiye'yi rezil etmeye devam ediyor... Türkiye "ifade
özgürlüğünü kısıtlama ve cezalandırmada" Avrupa şampiyonu oldu!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) son beş yılda 59 ayrı davada
ifade özgürlüğünü cezalandıran ülkeleri mahkûm etti. 40 devletin üye
olduğu mahkemedeki mahkûmiyetlerin 28'ini tek başına Türkiye aldı.
Türkiye 11 davada ise dostane çözümü kabul ederek hak ihlalini kabul
edip dava sonuçlanmadan tazminat ödemeyi kabul etti. Mahkeme son 10
yılda 100 ayrı davada ifade hürriyetini cezalandıran devletleri
tazminata mahkûm etti.
Belçika Gent Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Dirk Voorhoof,
Türkiye'nin ifade özgürlüğünü hem nicelik hem de nitelik bakımından
Avrupa'nın içinde dikkat çektiğini ifade etti. Voorhoof, "İfade
özgürlüğünü garanti altına alan 10. madde ihlaliyle ilgili kararların
neredeyse yarısı size ait" dedi. Medyadaki monopolleşmenin de ifade
özgürlüğünü zedelediğini belirten Voorhoof, Avusturya'da kamunun
medyada monopol oluşturduğu gerekçesiyle 10. maddeden mahkûm olduğunu
hatırlattı. Voorhoof, "Monopol sahibi özel kişi de olsa ifade
özgürlüğünü zedelediğine karar verilir. İtalya'da Berlusconi örneği
var. Bu yönde karar almak zor" şeklinde konuştu.
Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü ile Avrupa Konseyi hükümetin
değişmesi için taslağını hazırladığı yeni basın yasasını tartışmak
üzere İstanbul Sepetçiler Kasrı'nda iki gün sürecek bir sempozyum
tertipledi. Dün başlayan ve basın yayın ve enformasyondan sorumlu
Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın da katıldığı sempozyumda konuşan
Voorhoof, yasanın düşünce ve ifade özgürlüğünü garanti altına alan,
Türkiye'nin AİHM'deki mahkûmiyetlerini sona erdirebilecek bir
düzenleme ile çıkarılmasını tavsiye etti. AİHM'nin anayasası
niteliğindeki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en önemli
maddesinin ifade özgürlüğünü içeren 10. maddesi olduğunu hatırlattı.
Cezaların azaltılmasının basının özgürleşmesi anlamına
gelmeyebileceğini hatırlatan Voorhoof, "Sistematik bir şekilde
verilen cezalar gazete ve gazeteciler üzerinde baskı oluşturabilir.
Uygulamada demokrasi ve basın özgürlüğünden yana olmak gerekir" diye
konuştu.
Devlet Bakanı Beşir Atalay da konuşmasında 1950 yılında çıkan Basın
Yasası değişiklik taslağına nihai şeklini verdiklerini, hükümetin
gündeminde olduğunu ve yakında Meclis'e sevkedeceklerini açıkladı.
Yeni kanunla gazete kapatma, dağıtımın engellenmesi, müsadere gibi
cezaların ortadan kalkacağını kaydeden Bakan Atalay, ancak cevap ve
düzeltme hakkına hakkıyla uyulmasını sağlayacak tedbirleri de kanun
metnine hassasiyetle yerleştirdiklerini söyledi.
Avrupa Konseyi Medya, Eşitlik ve Azınlıklar Direktörü Hanno Harting,
Türkiye'nin uyum yasaları altında çıkardığı anayasa ve yasa
değişikliklerini 2001'den beri memnuniyetle izledikleri söyledi.
Harting, yeni basın yasası hazırlanırken AİHM'nin ifade özgürlüğü
davalarıyla ilgili içtihatlarının dikkate alınmasını istedi.
Türkiye'nin AİHM'de avukatı ve hakimi olarak da görev yapan Prof. Dr.
Durmuş Tezcan, Türkiye'nin neredeyse sözleşmenin bütün maddelerinden
sıkça mahkûm olarak kendi iç hukukunu düzenleyerek daha özgür bir
toplum olduğunu söyledi.
Kendisinin de hakim olarak görev yaptığı AİHM'yi eleştirmeyeceğini
belirten Tezcan, "Ancak Loisidou davasında Türkiye'yi mahkûm eden
mahkeme, merhum Batı Trakyalı Sadık Ahmet'in davasını reddetti.
Türkiye aleyhindeki davalarda re'sen insan hakları ihlallerini
değerlendiren mahkeme, Sadık Ahmet haklı olduğu maddeyi, iç hukukta
hatırlatmadı diye reddetti. Mahkemenin böyle çelişkili kararlara da
imza attı" diye konuştu.
Non-Turkish Crimes Against Humanity