ERMENILERI NASIL BILIRIM ?..
Ibrahim Kilic
Turkiye Cumhuriyeti'nin bir ferdi olarak bu sozleri sarfetmek, daha genis bir mecrada duyurmak beni bir yalnizliga itecek. Turkler beni bu dusuncelerimi duymaktan hic haz etmeyecekler, ama ben insanin icinde var olagelen erdemlerin, din, dil, irk gibi kavramlari al asagi edecek gucte olduguna inaniyor ve sizlere bu satirlari yaziyorum. Evet sizleri seviyorum… Sizlerin sahsinda tum Ermenileri seviyorum. Bize yillar yili anlatilana inat, ders kitaplarimiza doldurulan dusmanlik icerikli yazilara ragmen, basinda, televizyonlarda devletin en ust kademelerinde oturup ta davulun sesini uzaktan dinleyenlere inat seviyorum sizi.
Daha 9 yasindaydim hayatimda Ermeni kelimesi ile ilk tanistigimda, o yil babami kaybetmistim. Babam feci bir trafik kazasinda can verdiginde duymustum ilk defa bu kelimeyi. Tokat-Turhal karayolunda meydana gelen bir kazada, babam karsi yonden gelmekte olan siyah renkli mercedes'in altinda kaldiginda, ne ben biliyordum o yasta babasiz kalacagimi, ne onu evde bekleyen annem, ne de mercedes'in direksiyonundaki Ermeni surucu.
Tokatli, tokat'ta kalan az sayidaki Ermeni'den biriydi babama carpan kisi. Tuccarmis, bir dugune yetismeye calisiyormus, pismanmis olanlardan… elinden gelen yardimi yapacakmis, bir anda babasiz kalan kucucuk "ben"i, himaye edecekmis, beni okutacakmis eger izin verilirse.
Oysa isin asli boyle degildi, adamin sucu yoktu. Babam aniden cikmisti yola, dalgindi, bilmiyordu basina gelecekleri… Ailem bu sonuca polis raporlarina dayanarak vardi. Ustelik adamin hizi da fazla degilmis.
Bu durum baska bir ailenin basina gelseydi, inaniyorum ki,olen sahsin hatasi goze gorunmez, hatta hic bahsi gecmez… Varsa yoksa Mercedes surucusunun irki, milliyeti soz konusu edilirdi. Sirf surucu Ermeni oldugu icin, isin arkasinda kasit da dahil baska sebebler aranirdi, adamin deyim yerindeyse derisi yuzulur, burnundan fitil fitil getirilerek yukek miktarlarda paralar koparilir, hatta geride kalan oksuz cocugun tum egitim masraflari adama yuklenirdi. Benim ailemde boyle olmadi, olmamaliydi. Hata babamdaydi, bu durumu kaza yapan surucuye yuklemek anlamsizdi, benim egitim hayatim boyunca onun himayesine verilmem dusunulemezdi, hatta adamin Ermeni olmasi soz konusu bile edilemezdi. Oyle oldu, ailem hic bir sekilde sikayetci olmadi… Animsiyorum adam birkac gun sonar bassagligina geldi. Ama kamu davasi nedeniyle tutuksuz yargilandi, kucuk bir para cezasiyla atlatti durumu.
Cocuk beynimde uzun uzun yargiladim bu olayi, adam Turk degildi, adam babami oldurmustu… Peki ailem neden bu kadar az tepki vermisti, adam disaridaydi ve ben babasiz kalmistim orta yerde.
Cok sonra ogrendim bazi seylerin insan olmaktan daha onemli olmayacagini, bazi seylerin husumetle halledilemeyecegini, cok sonragrendim yigidi oldurup hakkini vermek denilen deyimin ne anlama geldigini. Ailem yigidi oldurmedi belki ama hakkini Verdi. Yigidin hakki bu kazada en ufak bir suc unsurunun bulunmayisi idi. Adamla dost olmadik belki ama bugun hala hayatta oldugunu ve hala yakin cevresine bu kazayla ilgili anilarindan bahsettigini biliyorum… Ailemin olgun tavrindan, hosgorusunden bahsedip, ailemi cok guzel sozlerle yad ettigini duyuyorum. Bununla gurur duyuyorum.
Bu olaydan birkac yil snrasi… dedem ve babaannem hac ibadetini yerine getirmek icin hazirliklara basliyorlar. Islam geleneginde, hac oncesi tanidik herkesle hellalesmek mecburiyeti vardir ve dedem bu mecburiyetinin ilk duragi olarak tokat'ta yasayan ve dedemin cocukluktan beri en buyuk dostu olan Dikran Amca'yi seciyor. Bu ziyarete beni de goturuyor. Dikran amca, inanilmaz bir ceviklikle ve heyecanla, hastaligi nedeniyle uzun zamandir gorusemedigi dedem icin evin icinde pervane oluyor. Bembeyaz sacli, yasi yetmis civari, inc eve nazik elleriyle, inanilmaz guzellikteki tebessumu ile misafir ediyor bizi. Kizi pastalar, borekler, serbetler ikarm ediyor.
Bu ne buyuk bir sevgidir ki, farkli bir dinin ibadeti icin kentten ayrilmadan once, iki siki dost hellalesme ihtiyaci duydular? Bu ne buyuk bir sevgidir ki, namaz kildigi odada fotograf bulunmamamsini isteyen dedem, evden cikarken, Dikran Amca'nin salonunun duvarindaki Isa ve Meryem kabartmali ikona bakip "Allah milletlerimize aci vermesin" diyor. Dikkat edin, "milletlerimize" diyor, iki milleti brbirinden ayirmiyor.
Iste ben boyle bir kulturden aldim Ermeni toplumuna duydugum muhabbetin temelini. Simdi Dikran Amca da, dedem de hayatta degiler. Ama bu topraklarda hala binlerce Dikran Amcam ve dedem var benim. Onca dusmanliga, ayrimciliga ragmen var… Var olmaya devam edecekler.
1915'li yillarda neler olup bittigi, kimlerin gercekten kurban edildigi, kimlerin soykirima ugradigi, sucun kimde oldugu da artik beni yeterince enterese etmiyor. Biz asil soykirimi bu sevgiyi yok ederek yaptik.Hem de o yillarda Ittihat ve Terakki'nin yaptiklari, daha sonar yapilanlarin yaninda (dilim varmiyor soylemeye…) hafif kalmakta.
Onca zenginligin, onca gayrimenkulun, tapularin ne oldugunu, kimlerin bu zenginligin ustune zebani gibi oturdugunu, bu asil irkin geride kalan mensuplarinin nasil bir ic yarasiyla bu topraklari terkettiklerini, gelecegi binlerce kilometer uzakta Amerika'da aramaya karar verdiklerini, kimi kucakta, kimi hasta, kimi yolculuga dayanamayacak kadar yasli binlerce acili yurek, nasil gozyaslarini iclerine akitarak dustuler yollara, bunlari sorgulama vaktidir artik. Buna mecburuz… Bu bizim boyun borcumuzdur.
Bitimsiz sevgilerimle… |