Terör ve terörizm kavramları, yeni karşılaşılan olgular değildir. Bu
kavramlar içerisinde mütalaa edilebilecek olayları ve gelişmeleri,
insanların toplu olarak yaşamaya başladıkları döneme kadar götürmek
mümkündür. Böyle olmasına rağmen, terör ve terörizm kavramlarının, herkesin
üzerinde anlaştığı, genel kabul görmüş bir tanımı bugüne kadar
yapılmamıştır. Terörün ve terörizmin, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en önemli
ve en tehlikeli sorunlardan biri kabul edildiği dikkate alınırsa, bu
kavramların üzerinde uzlaşılmış bir tanımının yapılamamış olmasını ciddi
bir eksiklik olarak ifade etmek gerekir. Çünkü, söz konusu kavramların
tartışılabilmesi ve bu tartışma üzerinden sonuçlar elde edilebilmesi,
temel kavramlar üzerinde mesafe alınmasına bağlıdır.
Terör ve terörizm kavramları, farklı kavramlardır. Terör kavramı, çok
genel bir yaklaşımla, uzun süreli korku ve dehşet durumunu ifade etmede
kullanılır. Terörizm kavramı ise, bu durumun ortaya çıkarılmasını
amaçlayan stratejiyi ifade eder. Literatürde terörizmin, siyasal nitelikli
amaçlara ulaşmak için kullanılan ve psikolojik yanı ağır basan bir savaş
biçimi; siyasal süreci etkilemeyi amaçlayan şiddet eylemleri, olarak
tanımlanır. Bunlara bakarak, siyasal amacı ve şiddet eylemleri terörizmin
gerekli, ancak yeterli olmayan unsurları olarak belirtilebilir.
Bilimsel ve teknolojik gelişmeye bağlı olarak, terörizm kavramı da
değişime uğramıştır. Günümüzde, terörizmin sadece şiddet kalıbı içinde
düşünülmesi doğru değildir. Çünkü, terör eylemleri aniden ortaya çıkmazlar.
Terörizm, önce, çeşitli yasal ve meşru protesto şeklinde ortaya çıkar;
toplantılar ve gösteriler şeklinde kendisini hissettirir; daha sonra,
yasaların sınırlarını zorlayan ve toplumun hoşgörüsünü istismar eden
hafif şiddet eylemlerine dönüşür ve en nihayet, genelde masum insanların
hayatlarını hedef alan yoğun ve yaygın sabotaj ve suikast gibi eylemler
şeklini alır. Güncel kavramsal tanımlamayı, bu çizgi içerisinde
düşünmek gerekir.
Terörizmi, çok genel olarak, saldırılan ve/veya korkutulan sivil ve
masum insanlar/kurumlar aracılığıyla, hedeflenen daha büyük ve güçlü
kitleyi yıldırıp korkutarak, yasadışı siyasal ve stratejik amaçlarını
gerçekleştirmek için, bir grubun veya bir devletin, bilinçli ve planlı bir
şekilde, şiddet kullanması ve/veya şiddet kullanma tehdidinde bulunması
olarak tanımlamak mümkündür.
Terör kavramı, Türk iç hukukunda da "baskı, cebir ve şiddet,korkutma,
yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada
belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik
düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez
bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye
düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu
düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya
kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemler" şeklinde
tanımlanmıştır.
Yasa, geniş bir tanımlamaya gitmiştir. Bu tanımlama yöntemi ile, bir
anlamda, terör kavramının bütün boyutlarının yasa kapsamına dahil
edilmesinin düşünülmüş olabileceği ifade edilebilir. Bu tanıma bakılarak,
terörün niçin karmaşık bir olgu olduğu ve niçin herkes tarafından kabul
edilebilecek, genel ve kapsayıcı bir tanımının yapılmasının zor olduğu da
anlaşılabilir. Bu bakış açısının doğal bir sonucu da, terörizm
konusundaki değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesinin bütün boyutların dikkate
alınmasına bağlı olduğudur.
Terörizmi, faaliyette bulunduğu/etkilediği coğrafi alan, açığa vurulmuş
somut amacı ve yabancı bir unsuru içerip içermemesi gibi bazı
unsurlardan yola çıkarak, ülke içi terör, uluslarötesi terör ve uluslararası
terör diye gruplandırmak mümkündür. Yabancı unsurun bir şeklide irtibatlı
olmadığı bir terörün günümüz koşullarında düşünülemeyeceği kabul
edilmelidir. Başka bir ifadeyle, her terör eyleminde, oranları değişse bile,
iç ve dış dinamikler birlikte yer alır.
Eğer, terörizm kapsamında mütalaa edilen faaliyetler, birden fazla
ülkenin topraklarını veya insanlarını hedef alıyorsa, uluslararası
terörizmden söz edilir. Uluslararası terörizm, genelde, ulusal bir sisteme,
ülke dışından yöneltilen bir şiddet ve/veya şiddet yüklü bir tehdit
eylemidir.
Bu durumda, terörizm, ulusal sınırların dışına taşmıştır ve
uluslararası etkileri/yansımaları sözkonusudur.Eğer, bir devlet, bazı stratejik
kazanımlar için terörizmi doğrudan bir mücadele aracı olarak kullanıyorsa
veya resmi olarak belirlenmiş ulusal hedefleri doğrultusunda, terörizme
her türlü lojistik desteği sağlıyorsa veya terör örgütlerinin ülkesinde
konuşlanmasına hoşgörü ile yaklaşıyorsa ya da ülkesindeki terör
örgütleri ile mücadelede yetersiz kalıyor ve bu konuda zaaf içinde ise, terör
ile devlet arasındaki bağ kurulmakta ve devlet destekli uluslararası
terörizmden söz edilmektedir.
Terörizm, günümüzde, büyük mali kaynakları gerektiren, uluslararası
bağlantıları içeren, ticari bir faaliyet koluna dönüşmüş gözükmektedir. Bu
dönüşüm, yeni, bazı terörizm tiplemelerini de beraberinde getirmiştir.
Narko-terörizm ile kimyasal ve biyolojik unsurlar üzerinden yapılan
terörü bu çerçevede belirtmek mümkündür. Narko-Terörizmin, bir taraftan
yasadışı uyuşturucu satımı yoluyla terör gruplarının faaliyetlerinin
finanse edilmesine, diğer taraftan uyuşturucu bağımlısı yapılmak suretiyle
ulusal gücün insan ögesinin tahrip edilmesine hizmet ettiği; bu
özelliği ile bu tür terörizmin günümüzde öne çıktığı söylenebilir. Bu özelliği
nedeniyle, terörün bu türü, ulusal ortamın yanısıra, uluslarötesi ve
uluslararası bir boyuta da sahip olmuştur.
Doç.Dr.Osman Metin Öztürk
Gazi Üni., İİBF. Uluslar arası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi - ANKARA