Klasik Müzikle İlgili Yazılar ve Anılar
Anılar :
Ayışığı Sonatı: Moonlight, MoonShine, Quasi una fantasia adları ile anılır.Ludwig Van Beethoven'ın Sevdiği kıza adadığı bir parçadır.1802 yılında viyanada yazılmıştır.Bu arada sevdiği kızın adı Juiletta Juikardi'dir..... Parça zaman zaman gittiği Rouswen gölünde Ayışığının göle verdiği manzaradan esinlenerek bu adı almıştır....şarkı numarası Moonlight Sonata*- piano sonat no.14 op.27 do diyez minör 'dür...üç bölümden oluşur en bilineni 1. bölümüdür.
1....Adagio Soustenato
2....Allegretto
3....Presto Agitato
Sergei Rachmaninoff eserlerini samimi arkadaşlarına bir lokalde çalarmış.İlk piano konçertosunu çalmış arkadaşları burun kıvırmış....daha sonraki piano konçertosunu çalmış gene burun kıvırmışlar....Ünlü eseri en zor parçalardan sayılan 3. piano konçertosunu bestelediğinde gene lokale gitmiş....arkadaşlarına "mükemmel bir piano konçertosu besteledim" demiş.Arkadaşlarıda ...eeee çalda dinleyelim demiş...Racmaninoff'ta daha çalamıyorum biraz çalışmam lazım demiş..Daha sonraki aylarda gidip çalmış....
Franz Schubert, Beethoven için o benim babam ve tanrımdır derdi...Beethoven 1827 yılında öldüğünde cenaze töreninden sonra Schubert ve diğer birkaç meslektaşı bir bara gitmişler....Schubert kadehini kaldırarak bundan sonra ölecek bestecinin şerefine kaldırıyorum demiş...1828 yılında kendisi ölmüştür....
Beethoven 9.Senfonisini hiç duymamıştır...Eser ilk seslendirilişinde Beethovenda sahnedeymiş ve Orkestra Şefinin yanında duruyormuş...parça icra edilirken Beethoven'ın arkası seyircilere dönük 9.Senfoninin notalarına bakıyormuş.Parça bittiğinde Orkestra Şefi Beethoven'a dönüp "Efendim eser bitti" demiş...Beethoven seyircilere döndüğünde O zamana kadar hiçkimseye yapılmayan bir alkışla karşılanmış...
Mendelssohn Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi.Çok kısa boylu olmasının yanısıra,çok garip bir de kamburu vardı. Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti.İş adamının Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı.Moses,bu güzel Kıza umutsuz bir aşkla tutuldu.Fakat güzel kız onun çirkin görunüşünden ürktmüştü .O nedenle,değil onun sevgisine karsılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.Ayrılma zamanı geldiginde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu.Kızın güzelliği öylesine olağanüstüydüki bir an için onun cennetten geldiğini bile düsündü.Fakat kızın,başini kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci,Moses'i çok üzdü.Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında çirkin aşık,bu güzel kıza bir soru sordu :"Evliliklerin kutsal bir özelliği olduguna inanırmısınız?" dedi. "Elbette" diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine aldırmayıp,Moses'in yüzüne yine bakmadan,kendi de ona bir soru sordu :"Peki ya siz ?" dedi."Siz inanirmisiniz buna?" Moses, bir an bile duraksamadı: "Evet,ben de inanırım"dedi ve ekledi :"Biliyormusunuz?Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş.Benim doğumumda da benim evleneceğim kızı belirlemiş ve bana -Senin karın kambur olacak-demiş. O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı'dan.-Tanrım, kambur bir kadın bir tradeji olur.Lutfen onun kamburunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap-demişim. Moses'in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı,onun gozlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Moses'in elini tuttu. Ve daha sonra da onun,sevgili eşi oldu. Bu anlattığımız bir"peri masalı"değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn'un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür.
Fredrick Chopin ‘i eskiden sevmezdim hatta nefret ederdim....Bir gün bir olayla onun büyüklüğünü gördüm....BBC kanalıydı galiba..... her hafta bir besteciyi tanıtan bir program vardı....O haftada Chopin anlatılacaktı....İçimden seyretmemek geldi...sonra kendi kendime dur!! Sıkılırsam kapatırım en azından sıkılana kadar seyredeğim dedim....Yaşlı bir piyanist spikerin söylediği Chopin eserlerini pianoda çalıyordu....Birden Raindrop çalmaya başladı...Spiker parçanın hikayesini anlatıyordu....Chopin Sevgilisiyle beraber uzun bir zaman, Sevgilisinin evinde kalmış....Evin bahçesi çok büyükmüş ve uçsuz bucaksız Ağaçlarla çevriliymiş... Chopin’in Piyanosu tam camın önündeymiş....Bir sonbahar günü yağmur çok yağmış...Chopin piyano çalmaktan yorulan ellerini dinlendirmek için ayağa kalktığında.... pencereye doğru dönmüş....Uzun süre aynı noktaya bakakalmış.....ve geriye dönüp piyanosuna oturduğunda tek hamlede eksiksiz ve bugün bilindiği gibi Raindrop prelüdünü çalmış....Televizyon programındaki spiker bunları anlatırken....bir anda yağmurlu bir havada ağaçları gösteren görüntü çıktı....Şunu gördüm....Chopin resmen müzikle bir olayın görüntüsünü çizmiş....Resim gibiydi....Bir insanın bunları seyrederken ve o müziği dinlerken aklından başka bir düşünce geçeceğini sanmıyorum....
Franz Liszt Bundan 160 veya 170 sene önce Dünya tarihinde ilk defa bir klasik müzik piyanisti Osmanlı Padişahına piyano çalacakdı. ve bu Besteci Piyanist Franz Liszt'di.....Franz Liszt Piano'ya oturup çalmaya başlamış bitirdiğinde Padişah "Bu adam sadece altın ve gümüş'le ödüllendirilemez demiş......" O zamanın en yüce dergahı olan efendilikten Franz Liszt'in adı değiştirilmiş ve Liszt Efendi olarak tarihe geçmiş......
Wolfgang Amadeus Mozart ölmüştü.O gün hava müthiş soğuktu. Cenazeye gelenler, daha mezarlığa varmadan birer ikişer evlerine döndüler... Bestecinin eşi Konstanze, hasta olduğu için cenazeye katılamadı. Ertesi gün mezarlığa gitti, mezarı aradı ama bulamadı. Sonunda mezarcıya sordu:"Kocamı nereye gömdüler biliyor musunuz? diye sordu. Adı Mozart'tı" Mezarcı, "Mozart mı?" diye mırıldandı. "Ben böyle birini tanımıyorum."
Lizst, Chopin'in son dakikalarını şöyle anlatıyor: "16-17 Ekim gecesi yarı uyku, yarı uyanıklık halinde sabaha kadar kıvrandı. Saat 2'ye doğru can çekişmeye başladı. Alnından oluk gibi terler geliyordu. Bir ara kendine gelir gibi oldu ve yanında kimin olduğunu sordu. Kendisine destek olan Gutmann'ın elini öptü ve son nefesini verdi. Kapının önü insan doluydu. Sabaha kadar hıçkırarak başında beklediler. Çiçeği çok sevdiği biliniyordu, ertesi gün o kadar çok çiçek geldi ki, odanın her yanı rengarenk olmuştu. Çiçekli bir bahçede yatıyordu sanki... Yüzüne gençlik, saflık ve güzellik gelmişti. "
Sevgili Tuluyhan Ugurlu'ya teşekkürler...Web adresi... www.tuluyhanugurlu.com
Makaleler ve Yazılar:
Müziği beynle dinlemek HÜRRİYET BİLİM'de (9 Mart 2002) ‘‘Sağırlar müziği beyinleriyle duyuyor’’ yazısı çok ilgimi çekti.Keşke bunu kapak yapsalardı, diye düşündüm.Hele kısa süre önce Bonn'da Beethoven'ın Evi'nde onun duymadığı döneme ait, işitme gücü sağlayabilmesi için, dostlarının, uzmanların yapıp ona armağan ettikleri aletlerini görünce, konu benim gözümde daha da önem kazandı. Bir bestecinin bestesini duyamamasının acısını yaşadım o evde.Dokuzuncu Senfoni'nin icrasından sonra alkış seslerini duyamadığı için, onu elinden tutup yüzünü salona döndürmeleri, müzik tarihinin çok bilinen hüzünlü bir olayıdır.Evinde gördüğüm, bağadan, boynuz benzeri bu aletler bir işe yaradı mı bilemiyorum.Hürriyet Bilim'deki açıklamaya bakılırsa bir işe yaramamış. Çünkü Beethoven da sesleri titreşim aracılığıyla duymayı keşfetmiş ya da biri bu çözümü tavsiye etmiş.‘‘Beethoven sağır olduktan sonra piyanosunun sesini duyabilmek için ne yaptı dersiniz? Piyanonun bacaklarını kesti ve titreşimleri duyabilmek için yerde çalmaya devam etti. Titreşimleri beyni ile duyuyordu.’’Araştırmacıya göre, duyan insanlar sesleri nasıl algılıyorlarsa, duyamayanlar da titreşimleri öyle algılıyor olabilir.Yapılan deneyler, işitmeyenlerin konserleri titreşimler aracılığıyla dinleyebildiğini anlıyor. BEETHOVEN'ın Dokuzuncu Senfoni'yi bestelerken yaşadığı ruh halini hayal ediyorum. Hırçınlaşmasını, tek yaşama nedeni müziği duyamamasını daha derinden algılıyorum.Hiç kuşkusuz nota okumasını bilenler, melodileri zihinlerinde seslendirebilirler. Beethoven gibi bir dehanın da, sesleri duymasa da beyninde notalar titreşimlerle yankılanacaktır. Bilim ispatlamasa da düşümde böyle bir teselli biçiyorum ona.Müziği seven birinin işitme özelliğini kaybetmesinin ne demek olduğunu uzun bir süre kendimde yaşadım.Duyabilmek için alet kullandım, o zamanlar işitme aletleri teknolojisi bu kadar gelişmediğinden, sokaktaki gürültülerin beynimde çınladığını anımsarım.Müziği duyabilmek için, sesi başkalarını çıldırtacak derecede yüksek açtığım günler geride kaldı ama hálá uzaktan gelen sesleri daha iyi duyarım.Yakın sesleri daha az.YAZARKEN, Pablo Casals ile Mieczyslaw Horszowski'nin Bonn kentindeki Beethoven'ın Evi'nde (Beethoven-Haus) doldurdukları, Beethoven'ın çello ve piyano sonatlarını dinledim.Kemanda Sandor Vegh'in katılımıyla Arşidük Triosu'nu gene bu mekánda seslendirmişler, icranın üç doruğu.Ne hazin. Büyük usta, yaşasaydı da bu konseri duyamayacaktı.
Balık yüzünden ölmüş Dünyanın en büyük romantik bestecilerinden Ludwig van Beethoven'ın aşırı balık yemekten ölmüş olabileceği bildirildi. Beethoven'ın 5 yıl önce Sotheby'de 4.200 pound'a Amerikalı müzikolog Ira Brilliant'a satılan saç tutamına yapılan DNA testlerinin ilk sonuçları, ünlü bestecinin, o günlerde kirli nehirlerden avlanan turna balığına olan aşırı düşkünlüğü nedeniyle vücudunda biriken kurşundan ölmüş olabileceğini gösteriyor.Beethoven'ın saçları, üç yıldır bir Amerikan laboratuvarında nötron bombardımanına tutuluyor. Bilimadamları elde ettikleri sonuçlara göre, müzisyenin ölümünü çevreleyen sır perdesinin ardındaki gerçekleri açıklamaya hazırlanıyorlar. Beethoven'ın 1827 yılında Viyana'daki yavaş ve acılı ölümünün ardından yapılan resmi açıklamada, ölüm nedeni olarak karaciğer iltihaplanması gösterilmiş, ancak tıbbi raporlar otopsiden sonra yakılmıştı. Beethoven'ın saç tutamı, Şikago yakınlarında bulunan Sağlık Araştırmaları Enstitüsü'ndeki bir nükleer reaktörde ağır metaller için testlere tabi tutuluyor. Şu ana kadar sifilis tedavisinde kullanılan cıvayla ilgili az bir kanıt bulunurken, belirgin miktarda kurşuna rastlandı.Bu sonuçlar Beethoven'ın son aylarında belirgin miktarda kurşun aldığı ve kurşun zehirlenmesinden öldüğü yönündeki görüşlere ağırlık kazandırdı. Uzmanlar bestecinin orta yaşlarında ortaya çıkan sağırlığa da kurşunun neden olmuş olabileceğini söylüyorlar.
Doğan Hızlan: Spor salonunda ikinci Beethoven olayı Salonlara Beethoven haberini okuyunca (Hürriyet, 1 Nisan 1999) önce bunun 1 Nisan şakası olduğunu sandım. Nisan balığının en büyüğü bu işte dedim.Oysa şaka değil gerçekmiş. İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, basketbol maçlarında coşkulu (!) seyircilerin salonda yaptıkları tahribatı önlemek için Beethoven dinletecekmiş.Demek ki besteci her derde deva. Ne niyetine dinlersen.Refahyol Dönemi'nde Dokuzuncu Senfoni, çok sesli uygarlığın simgesi olarak çalınmıştı. Bir anlayışın protestosu ve güç gösterisiydi. Şimdi de müziğin teskin edici özelliği öne çıkarılacak.Benim bildiğim Beethoven'ın müziği; dinlendirici, sakinleştirici değil coşturucu, uyandırıcıdır. Viyanalılar ona, Salonların Vahşi Adamı adını takmışlar. Hatta onun toplumla uyuşmazlığından söz edilir.Eğer salonları yıkılmaktan kurtarmak istiyorlarsa Mozart çalmaları gerekir.Herkesin bildiği bir fıkra:Brezilya'da her kesimdeki çalışan samba yapmaktan iş üretemiyormuş, yöneteciler ortak karar almışlar, çalışanları bir salona toplayıp uyarmışlar: Samba yok çalışma var. Tekrarlana tekrarlana herkes ritme uyup bunu samba yaparak söylemiş.Şimdi Dokuzuncu Senfoni'nin koral bölümünde ister misiniz bütün seyirciler el ele tutuşup halay çeksinler. Böylece evrensellikle yerellik kolkola bir senteze varırlar.KOLAYCI, ayaküstü çözümlerin erbabıyız.Beden sağlığımızı Aspirin'e ,ruh sağlığımızı da Beethoven'a teslim ettik.Çünkü, hasta dostlarımıza bir doktor bilgiçliğiyle hemen tavsiyede bulunuruz. Bir Aspirin yut, bir şeyin kalmaz. Şimdi de sinirlenen herkese Beethoven dinle hemen yumuşarsın diyeceğiz.Müzikle tedavinin çok örnekleri var, Edirne Darüşşifa'sında hastaları bu yolla tedavi ederlermiş.Hangi bestecinin hangi duyguları ortaya çıkardığına dair de geçenlerde Hürriyet'te bir yorum yayınlanmıştı.Kargadan başka kuş tanımam, diye bir deyim var ya, biz de Refahyol'dan bu yana Beethoven'dan başka besteci tanımıyoruz.Gerçi arabesk de melankolisiyle insanları sakinleştirebilir, seyirciler ruh pancurlarını dışarıya karşı kapatabilirler ama sonraki tepkileri için garanti veremem.Ben gene de bildiğimiz besteci sayısındaki artışa seviniyorum.Önce Vivaldi ve Dört Mevsim, sonra Mozart ve Kırkıncı Senfoni, şimdi de Beethoven ve Dokuzuncu Senfoni. Yetmişbeş yıllık cumhuriyet müzik tarihinde üç besteci. Yani 25 yıla bir kişi düşüyor.BEN İzmirli sükunsever spor yöneticilerine bir CD tavsiye edeceğim, istedikleri sonucu alacaklarına eminim:Tranquillity -A compilation of beautiful slow movements.I Musici de Montreal Orkestrası'nı Yuli Turovsky yönetmiş Chandos'dan çıkmış.İçinde insanları teskin edecek parçaların bestecilerinden bir kaçının adını vereyim: J.C. Bach, Pergolesi, Vivaldi, Stravinski, Şostakoviç, Boccherini.Bu vesileyle de besteci dağarcığımız zenginleşir.Tahribat hala devam ediyorsa o zaman bir başka kaset lazım size.Yağmur ormanlarının, rüzgarların, ırmakların, dalgaların sesinin bulunduğu bir CD.O zaman seyirciler öylesine teskin olur ki, yapılan sayıları bile farketmez birbirlerine sorarlar.
Beethoven'ın desibeli disco remixini aşarsa HÜRRİYET'te okuduğum (13 Şubat 2002) İhsan Dörtkardeş'in ‘‘9'uncu Senfoni gürültü nedeni’’ başlıklı haberi beni çok üzdü. Güvendiğimiz, geleceğimizi bağladığımız Avrupa uygarlığının büyük besteciye karşı bu yakışıksız tutumunu nasıl hazmederim, onun diskolarda çalınan kuru gürültü müziğin desibeli ile ölçülmesini nasıl bağışlarım?Haberi hatırlatayım:AB'nin aldığı bir kararla, ses sınırının 83 desibelde tutulması kararlaştırılmış.Beethoven'ın 9'uncu Senfoni'si de bu sınırı aşıyormuş.Üstelik işin başka bir yanı da, bu senfoninin AB'nin ulusal marşı olması.Klasik müzik dışındaki müzikler, kulakları hırpalar, daha aşağı desibelde bile beni ses komasına sokar.Beethoven'ın 9'uncu Senfoni'sinin bizim çağdaş yaşamı yeniden kazanmamızda önemli yerini unutabilir miyim, unutabilir misiniz?Refahyol iktidarı döneminde, 9'uncu Senfoni, Ankara'da Mehmet Özbek Salonu'nda çalındığında, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ‘‘İşte çağdaş Türkiye’’, demiş ve o senfoninin sesi detone seslere alışık kulaklara bile ulaşmıştı.Şimdi yeni bir parti liderinin alkol üzerine konuşmalarını okuyunca, müzikçilerin yeniden bu senfoninin notalarını sehpalarına koymaları yakındır, diye düşünüyorum.DOKUZUNCU SENFONİ'yi bir yana bırakın, ya Çaykovski'nin ünlü 1812 Uvertürü nasıl çalınacak?Bilirsiniz, bunun açıkhavada yapılan icralarında, gerçek top patlatılır.İstanbul'da Yedikule'deki bir konserde de gerçek top kullanılmıştı.
Şimdi bu eser çalınmayacak mı? Yoksa gerçek top yerine maytap mı patlatılacak?Senfoninin AB için simgesel bir önemini daha anımsatalım.İki Almanya arasındaki duvar yıkıldığında, ünlü şef Leonard Bernstein yönetiminde bu senfoni çalınmıştı.Desibel hesabının yalnızca disco remixlerine uygulanacağı kararına varacaklar, bundan eminim.Mozart'ın müziğinin başına böyle bir desibel sorunu gelmez dediğimde, her şeyin daima karşıtını düşünen bir dostum, ‘‘Tabii, o New Age müziğin Kurucusudur’’ dedi. Beni kızdırmak için de söylemiş olabilir.Bu konuda bilgim yok, iddianın tartışılmasını erbabına bırakıyorum.AB'nin bu kararına karşı çıkıyorum. Gürültü ile Beethoven müziğini aynı kefeye koydukları için.İşin bir de ulusal yanı var, Mehter Takımı, AB'ye girdiğimizde çalmayacak mı?
Beethoven'in bilinmeyen bir uvertürü ilk kez seslendirilecek Ünlü besteci Beethoven'in bugüne kadar bilinmeyen bir uvertürü eylül ayında Washington Ulusal Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilecek. Bestecinin; Shakespeare'in Macbeth adlı oyununun ilk sahnesi için bestelediği 10 dakikalık uvertür, Hollandalı bir besteci tarafından düzenlendi.Ünlü besteci Ludwig van Beethoven'ın, Hollandalı bir müzisyen tarafından yeniden düzenlenenen ve şimdiye kadar hiç duyulmamış bir uvertürü, gelecek ay Washington'da seslendirilecek.Beethoven'ın 1827'de ölümünün ardından, uvertürün taslakları hatıra eşya toplayanlar yüzünden Bonn, Berlin ve Londra'ya dağılmıştı. Hollandalı besteci Willem Holsbergen taslak parçalarını bularak biraraya getirdi ve uvertürün yeniden düzenlemesini yaptı.Beethoven söz konusu uvertürü, Shakespeare'in Macbeth adlı eseri için, opera güftecisi Joachim von Collin'le birlikte hazırlanan bir proje çerçevesinde bestelemeye başlamış, ancak bu proje daha sonra iptal edilmişti. Ulusal Senfoni Orkestrası tarafından sahnelenecek yaklaşık 10 dakika süren uvertür, Shakespeare'in Macbeth oyunun ünlü ilk sahnesi için bestelenmişti.
Doğan Hızlan: Beethoven'la başımız dertte KÜLTÜR BAKANLIĞI bütçesi görüşülürken, FP Grup Başkanvekili Kahramanmaraş milletvekili Avni Doğan, Beethoven'in 'Dokuzuncu Senfonisi'nin kilise müziği olduğunu savunmuş.Biliyorsunuz, birtakım partililer, bu müziği Refah Partisi'nin cenaze marşı olarak nitelendiriyorlar.Sanatın gücü, diye yazarım ya zaman zaman, ama bu gücün parti kapatacak derecede olduğunu tahmin etmemiştim.
Sayın Doğan, kültür konusundaki tezleriyle de dinleyenleri aydınlatmış.Tam cevap verilecek konu diye düşünürken, Tuğrul Şavkay'ın Müzik ve Çağdaşlık yazısını okudum, Avni Doğan'ın söylediklerini eleştirirken, mecbur kalıp, zarif üslubundan bile fedakárlık etmiş. 'Ahmakça' kelimesini kullanmış.Sayın milletvekili, Beethoven, Mozart yerine Yunus Emre'yi dinleyelim, demiş.'Yerine' sözü burada tutmamış.Şavkay'ın bu garip mukayese üzerine düşündüklerine ben de imzamı atıp, köşeme aldım:‘‘Yunus Emre, Beethoven veya Mozart'ın veya Schiller'in seçeneği değil. Hiçbir büyük sanatçının bir diğerinin seçeneği olmadığı gibi.’’Dokuzuncu cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in katıldığı Ankara Müzik Fiestivali'nin açılışında Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi çalınmış, Demirel de, ‘‘İşte çağdaş Türkiye,’’ demişti.Anlaşılan Refah'lılar, partiyi kapatanın Vural Savaş değil, Beethoven olduğunu sanıyorlar. Bir kere bu saplantı, bilinçaltlarında yer etmiş.FP'nin kapatılma davasının görüşüldüğü bu günlerde elbette bu senfoni belleklerde kötü çağrışımlar uyandırır. Nasıl Hasan Mutlucan'ın sesini duyduğumuzda darbe yapıldığını anladıysak, onlar da Beethoven çalındı mı, eyvah FP de kapatılacak korkusuna kapılıyorlar.Beethoven Fobisi'ne tıp literatüründe rastlamadım.TÜRKİYE'NİN kültürel zenginliğinden söz ederken, aynı topraklardaki çeşitliliği örnek gösteriyoruz.Doğan'ın dediği gibi İslámi kültür de vardır, din dışı kültür de.Özellikle batı çok sesli müziğine bu düşmanlığı anlamak mümkün değil, üstelik bir muhafazakár milletvekilinin tavrı daha da anlaşılmaz.Sarayda Beethoven'in çalındığı, resminin yapıldığı bir imparatorlukta, yedi yüzyıldan daha geriye düşmek için bu gayret niye! Eğer bir dönem, bir senfoniyle son bulduysa, Türkiye'nin yarınlarına güvenim artar.Herkes o dönmede, o senfonide cumhuriyetin getirdiği çağdaş yaşama biçimimin sesini buldu. Schiller'in şiirini, Beethoven'ın bestesini kamuoyu birlikte söyledi.Tuğrul Şavkay'ın yazdığı gibi, biri diğerinin alternatifi değil ki! Hepsi bir arada yaşamalı, çalınmalı, söylenmeli.Yunus Emre'nin otantik iláhilerini de dinlerim, Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu'nu da, Itri'nin, Zaharya'nın bestelerini de.Hiç kuşkusuz çok sesli batı müziğinin en güzel eserlerini, icralarını da.Beethoven'sız, Mozart'sız yaşayamam.KÜLTÜREL zenginliği yoksullaştırmayalım. Sayın Avni Doğan'a tavsiyem.Yunus Emre iláhilerini dinlesin, arkasından da Beethoven'ı. Çünkü Beethoven'ın müziği onun düşüncelerini değiştirecek güce sahiptir.
Teşekkürler.....
J.S.Bach, Mozart ve Beethoven Suça Engel :ABD'nin Florida eyaletindeki West Palm Beach kentinde suçla mücadele için kente yerleştirilen hoparlörlerle klasik müzik yayını yapılıyor. Yönetim, suç işlemek üzere olan kişileri caydırmak için kentin stratejik bölgelerine yerleştirilen hoparlörlerle Bach, Beethoven ve Mozart parçalarını yayınlıyor. Bu fikrin müziğin sosyal davranışlara etkisinin incelendiği bir seminere katılan polis yetkilisi Ron Ghianda'nın girişimiyle uygulandığı belirtiliyor. Kentte çalınacak parçalar özenle, uzmanlara göre yatıştırıcı etkisi olan bestelerden seçilmiş. Hoparlörlerin geçen Şubat ayında kente yerleştirilmesinden sonra, klasik müziğin yatıştırıcı bir etkiye sahip olmasının olumlu sonuç verdiğini belirten yetkililere göre, bu tarihten itibaren polise gelen acil yardım çağrıları azalmış. Polis sözcüsü Dena Peterson'a göre, geçen yıl Şubat-Temmuz aylarında 119 acil yardım çağrısı alan polise, bu yıl aynı sürede 83 çağrı gelmiş. Bölge sakinlerinin bu girişimden memnun olduklarını ifade eden yetkililer, sadece bir kişinin bir hoparlörü bozduğunu söylüyorlar
Doğan Hızlan: İyi bir diskoteğin ilk adımı Tatil günlerinin en iyi uğraşı; müzik dinlemektir.Üstelik elinize bir kitaba daldınız mı, uzun yaz günlerinin atalet dolu sıkıntısını hemen bir zevke dönüştürebilirsiniz. Üstelik klasik müzik sizi çevrenizden, dertlerin hálesinden de azad eder.Gününüzü tek bir besteciye de adayabilirsiniz; isterseniz çeşitliliğin hercailiğine kendinizi kaptırırsınız. Müzik tarihindeki gezintinizde, kaç ülkeye uğrar, kaç bestecinin, icracının kapısını çalarsınız.Bach, kilisedeki görevinden evine dönmüştür, Beethoven'a dokunmayın gergindir, Mozart sizi alçakgönüllükle ağırlar.Hangisi sizin piyanistinizdir: Brendel mi, Argerich mi, Richter mi, Uchida mı? İşte Universal Müzik'in ülkemize getirdiği 100 Klasik Dizisi, size bu kadar geniş ıskalada bir seçim olanağı sunuyor.Bestecinin seçimini de, solist tercihini de ruh haliniz tayin eder.Dizi böylesine bir özgürlüğü taşıyor.Universal Müzik, Türk dinleyicilerine, müzik endüstrisinin üç büyük devinin (Philips, Decca, Deutsche Grammophon) CD'lerinden yapılmış seçmeleri sunuyor. Sesli bir müzik tarihi.CD'lerin içindeki kitapçıkta; başta Türkçe olmak üzere, İngilizce, Fransızca olarak besteci, icracı hakkında küçük açıklamalar var.İlk, yüzeysel bilgileri buradan öğrenebilirsiniz, işi ilerletmek, müzik bilginizi zenginleştirmek istiyorsanız, ansiklopedilere,sözlüklere ulaşabilirsiniz.Yeni başlayanlara, kötü seslerden kurtulmak isteyenlere, iyi ve mükemmel bir başlangıç. İyi bir antoloji.Müziği dinlerken öğrenmek ve sevmek, en sağlam yöntem.Bestecileri tartışacak değiliz ama icracılar gerçekten birinci sınıf.MÜZİĞİ sevdirmek için dünya seferber olmuş. Çocuklar için çok güzel, çok şirin seçmeler yapılıyor. Bu CD'ler hakkında yazdım, dostlarımın çocuklarına armağan ettim.Çünkü çocuklar, dinleye dinleye, bu müziği severler. Zevkleri artık otomatik biçimde kaliteyi arar. İnanınız bu kulaklara bir daha kötü bir müzik dinletemezsiniz.Yalnız müziğe yeni başlayanlar için değil bu seçme, müzik tarihinin en iyi bestelerini, en iyi icracılardan dinlemek de bunu seven, bilen için gerekli.İlk 20'si yayınlanan diziden herhangi bir CD'yi aldığınızda içindeki kitapçıkta bulunan 100 eserin adını şöyle bir okuyun. Böylece ileriye dönük listenizi de düzenleyebilirsiniz.Dizinin icracılardan bir kaçının adını buraya almam gerekiyor:Maurice Andre, Te Kanawa, Pavarotti, Koopman, Marriner, Bernstein, Menuhin, Brendel, Karajan, Haitink, Reiner, Caballe, Maazel, Sutherland, Domingo, Solti, Richter, Abbado, Barenboim, Oistrakh, Jochum, Kondrashin, Argerich, Yepes, Rostropoviç, Zamfir. Johann Sebastian Bach'ın bestelerini organist Ton Koopman çalıyor, Beethoven, Bruch'un keman konçertolarını Kyung Wha Chung'dan dinleyebileceksiniz.Leonard Bernstein'ın ünlü Candide uvertürünü, West Side Story'sini kendi yönetiminde dinleyebilmenin zevkini söylemeye gerek var mı ?Batı müziğinin en popüler parçası Carl Orf'un Carmina Burana'sının olağanüstü Eugen Jochum icrası da bu dizide. Bestecisi bunu çok beğenirmiş.100 CD dizisini aldığınızda kuşaktan kuşağa geçecek bir müzik hazinesine sahip olacaksınız.
Beethoven'la yatıp Mozart'la kalkmak Günün her saatinde klasik müzik dinleyebilirsiniz. Tereddütünüz, hangi parçayı ne zaman dinlemekse, Philips'in piyasaya yeni çıkardığı klasik müzik kasetleri size yardımcı olacaktır. PolyGram tarafından ülkemizde de satışa sunulan kasetler ‘‘Sabahları Mozart'la’’, ‘‘Geceyarısı Mozart’’, ‘‘Meditasyon İçin Mozart’’, ‘‘Chopin ve Şampanya’’, ‘‘Kahvaltı İçin Bach’’ ve ‘‘Uyku Zamanı Beethoven’’ gibi adlar taşıyor.‘SABAH saatlerinin Mozart'a ihtiyacı vardır. Artık o ahenksiz çalar saatlerle uyanmaya son vermenin zamanıdır.’’Philips plak şirketinin yepyeni bir anlayışla piyasaya çıkardığı klasik müzik kasetleri dizisinde günün her saati, günlük her türlü uğraş için müzik önerilerinde bulunuluyor. ‘‘Sabahleyin Mozart'la’’ kasedinin kapak içindeki tanıtım yazısında, neşeli bir Mozart müziğinin sabah saatlerini nasıl doyumsuz bir eğlenceye dönüştürebileceği ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bu kasette yer alan eserler, bestecinin Amadeus filminden tanıdığımız neşeli ve taşkın ruh halini yansıtıyor. Örneğin ‘‘Figaro'nun Düğünü’’ operasının üvertürü, taze açılmış bir şampanyanın köpüğüne benzetiliyor. Ayrıca Mozart'ın senfoni ve konçertolarından, insana yaşama sevinci aşılayan parçalar da bu kasette yer alıyor. Philips'in Mozart'ın bütün eserleri albümlerinden alınan bu parçalar, dünyaca ünlü Mozart virtüözleri tarafından seslendiriliyor.GECELER DE MOZART'LAMozart tabii ki sadece sabahları dinlenecek bir deha değil. ‘‘Geceyarısı Mozart’’ kaseti de alacakaranlık sonrası saatleri için Mozart müziği sunuyor. Çünkü, ‘‘Mozart bir gece insanıdır. En ünlü üç serenadının tamamı gece için yazılmıştır’’ deniliyor. Örneğin ‘‘Eine Kleine Nachtmusik’’; yani ‘‘Küçük Bir Gece Müziği’’. Sir Neville Marriner yönetimindeki Academy of St.Martin-in-the-Fields orkestrasının seslendirdiği bu parçanın yanı sıra 21 numaralı piyano konçertosu, keman ve klarnet konçertoları yer alıyor. ‘‘Meditasyon için Mozart’’ kasetinde ise insanı gevşeten, adeta uçuran müzikler sunuluyor. 1 numaralı flüt konçertosu ve C minör Rüzgar Serenadı gibi...Bu arada beyin gücünü kamçılamak için de bir Mozart kaseti bulunduğunu hatırlatalım. Bu kasetteki parçalardan biri Sihirli Flüt'ün üvertürü.BACH'LA KAHVALTI EDİN Dileyen sabah kahvaltılarında Bach da dinleyebilir. ‘‘Kahvaltı için Bach’’ kasetinin tanıtımında, kahvaltının günün en önemli ritüeli olduğu belirtilerek, ‘‘Her kahvaltı yeni bir başlangıç, duygularımızın yeniden uyanışı, gelen güne hazırlıktır’’ deniliyor. Bach eserlerinin mükemmel bir ev müziği olduğu da şu satırlarla dile getiriliyor: ‘‘Bach evinde toplanan dostlarına ve 21 çocuklu geniş ailesine klavsen çalardı. Herkes kendinden geçerdi.’’Güzel bir uykudan sonra yeni güne uyanışta Brandenburg konçertosundan bölümler de bulunuyor. CHOPIN'LE ŞAMPANYA ‘‘Chopin ve Şampanya’’ kaseti aşıklar ya da birbirine aşık olmaya aday çiftler için yaratılmış. Şampanya eşliğinde dinlenecek Chopin noktürnleri ve konçertoları sunuluyor bu kasette ve şu satırlar önemle vurgulanıyor: ‘‘Bugüne kadar hiç kimse Chopin gibi piyano çalamadı. Çünkü o piyanoya şarkı söyleten tek sanatçıdır.’’Bir de gün boyu hayal dünyasında gezinmek isteyenler için Debussy kaseti var. ‘‘Debussy'yle Gündüz Düşleri’’nin tanıtım yazısı şöyle:‘‘Son psikolojik araştırmalara göre gündüz düşleri görmek, sağlık için son derece yararlı. Gündüz düşlerinde, en derin arzularımızın fantazilerini kurarız. Asla atılamayacağımız serüvenlerin düşünü kurarak hayatımızı zenginleştiririz.’’
Polisler için Mozart repertuarı Çevik Kuvvet'te görevli polisler artık Mozart ve Beethoven dinleyecekler. Emniyet Genel Müdürlüğü, böylece, polislerin müzik aracılığıyla bir yumuşama, bir duyarlık kazanacakları kanısında.Ben değişik toplumsal olayları gözönönüde bulundurarak, hangi olayda hangi Mozart bestesinin icra edilmesi konusunda alternatif bir repertuar öneriyorum.Olay mahalline vardıklarında mutlaka Mozart'ın 21 no.lu piyano konçertosu çalınmalıdır, sinirleri teskin eder. Gece baskınlarında tercih edilecek parça ise, Küçük Bir Gece Müziği olmalı. Yaylı sazlardan yayılan melodiler, gecenin ürkütücülüğüne karşı en iyi önlemdir.Ortalık sakin, asayiş berkemal ise, Gece Serenadı (Serenata notturna) romantik bir atmosfer yaratabilir. Vazife başında bile aşk ve âşık unutulmamalı.Lûtfen repertuara 40. Senfoni'yi almayın. Arabeski bile yapıldı.Bazı otellerde ve malum mekanlarda karşılaşılacak uygunsuz vaziyetlere kızmayın, sert davranmayın, bazıları için geçerli olabilecek bu tür rastlantılar sırasında Cosi fan tutte (Kadınlar böyle yapar) operasının uverturünü dinleyin. Sinirleneceğinize neşelenin.Hırsınıza kapılmayın panzehiri gene Mozart' da var.Ünlü Don Giovanni'yi dinleyerek hemcinslerinizin öcünü alırsınız, üzülmeyin bizim toplumda zafer İkinci Seks'in (!) değil erkeklerindir.Hem kurşunların hem dolarların havada uçtuğu düğünlerdeki hadiselere de hoşgörülü yaklaşmalısınız. Figaro'nun Düğünü'nü hatırlasanıza, bizimkiler ondan komik olabilir.Görüyorsunuz ya, Mozart, müziğin aspirinidir. O kadar çok kullanılan ve o kadar çok yaygın.DİNLETİLMESİ düşünülen Beethoven ne derece uygundur, doğrusu bu konuda kuşkularım var .Gerçi TBMM'nin açılışında Beaşinci Senfoni çalınmıştı ama bunun milletvekillerinin ruhlarındaki etkilerini açıklayan bir araştırmaya rastlamadım.Operasyon kırsal kesimdeyse, Pastoral Senfoni'nin etkisi olabilir, her iki taraf da bu doğa ortamı içinde, kuş sesleriyle sertlikten vaz geçebilirler.Gösterilerde çalınacak en uygun beste, Dokuzuncu Senfoni'dir. Özellikle koral bölümü, bir tarafın coplarını diğer tarafın da sopalarını atarak elele bir dostluk zinciri oluşturmalarını sağlayabilir.Koskoca Berlin Duvarı'nı yıkan bu senfoninin aradaki anlaşmazlıkları yok edeceğine bütün müzikseverler inanıyor.ŞAKA bir yana, bu uygar girişimi bütün yüreğimle destekliyorum .Meşakkatli, gerilimli mesleğin mensuplarını müzik rahatlatacaktır. Hele çalınacak Mozart'sa, toplumsal barışa yaklaştık demektir.
Rehavetinizi Wagner'le atın Hürriyet'in sanat sayfasında (21 Ocak) ‘‘Beethoven'la yatıp Mozart'la kalkmak’’ başlıklı şirin bir yazı okudum.Parçaların hepsinin, insanın sinirlerini dinlendiren, stresten kurtaran etkisine katılıyorum ama rehavetin bu kadarı da fazla değil mi?Bach'la kahvaltı edeceksiniz, Mozart'la Meditasyon yapacaksınız, Chopin'le şampanya yudumlayacaksınız, Debussy ile de gündüz düşleri göreceksiniz.Müziğin günü, hatta hayatı belirlediğine inanan müzik tutkunlarından biriyim.Sabahları Bach gerçekten insana şifa verir, zihin açar. Hele klavsen dinlerseniz, daha hoşgörülü, daha güleryüzlü başlayabilirsiniz güne.Asıl bizim toplumsal/müziksel sıkıntımız başka.Özel otomobilinize ne koyarsanız koyun, keyfiniz bilir. Herhalde iç kapayıcı, yorgun sinirlerinizi daha da geren, hele yağmurlu bir günü kuzey ülkelerindeki güneşsiz havaya çeviren parçalardan kaçının.Otobüslerde, servis arabalarında, taksilerde dinleyeceğimiz müzik için nasıl bir çare bulalım?Benim tavsiyem şu: Kendi kasetinizi cebinizde taşıyın, taksiye biner binmez; şoför arkadaşa, lütfen bunu birlikte dinleyelim, yolculuğumuz daha güzel geçsin, diyebilirsiniz. Servis arabaları için de geçerli bir yöntemdir bu.MÜZİK netameli iştir, kimseyi memnun edemizsiniz.Hürriyet Medya Towers'a yeni taşındığımız günlerde, genel müzik yayını için benim seçim yapmamı önermişlerdi.Ben de bir kaç CD aldım, makaralı teybe de üç saatlik bir müzik doldurdum. Bir iki ay benim seçtiklerim çaldı, ondan sonra makinenin başına geçen zevkine geleni çaldı.Bir kere bu işi yaptım ya. Towers'ın sorumlu DJ'yi muamelesinden uzun süre kurtulamadım. Kime rastlasam, değiştir yahu şu müziği diye eleştirildim.Aynı yöntemle, bizim çok sesli cumhuriyet bestecilerimizden böyle bir seçme yapılmalı.Murat Bardakçı dostuma bir gönderme yapıyorum, Türk sanat müziğinin değişik ruh hallerimize seslenen makamlarından bir CD oluşturabilir. Şarkılardan, saz eserlerinden seçmeleri ancak o başarıyla gerçekleştirebilir.Eski ağıza yeni taam, sözünü de unutmayın. Müzik sanayii bildiğimiz besteleri, yeniden allayıp pullayıp bize başka ambalajda sunuyor.Dokuz gün tatilden sonrası için bu müzikleri asla uygun bulmuyorum.Debussy dinleyip, gündüz düşlerine dalan memurlar, masanın önündeki kuyruğa ne diyecekler? Sağlığmız için bu şart, gerekçesi kabul edilebilir mi? Ya da kahve arası gibi, 'Gündüz Düşleri' arası verilebilir mi? Mevzuat buna uygun mu?BENİM pazartesi gününden itibaren önereceğim müzikler biraz farklı.Resmi dairelerde, hatta bütün işyerlerinde mutlaka Wagner çalınmalı, bunun bile etkili ve yeterli olacağına inanmıyorum.Asıl çalınması gereken, Çaykovski'nin 1812 Uvertürü, hatta bunun gerçek top patlatılarak yapılmış icrası.Siz gene de müziği bir amaca yönelik değil de hayatınızı güzelleştirmek, mutlu olmak için dinleyin.Bakın, bu işe başlamak için de uygun bir gün.
Dünyanın en büyük orkestrası Tam 2149 kişiden oluşan dünyanın en büyük orkestrası, 19 Nisanda Pittsburgh'ta muhteşem bir konser verdi ve bir erkora da imza attı. Dünya müzik tarihinde bugüne kadar oluşturulan en büyük orkestra 2023 kişiydi. 2149 müzisyen, konserde Leonard Bernstein'ın Candide Uver türü'nü, Bruch'un Keman Konçertosu'nu, Beethoven'in Türk Marşı'nı ve Mozart'tan Ave Verum Corpus'u seslendirdi.
Mozart’a senfoni bestelettiler Müzik severler, Kaliforniya Üniversitesi’nde verilen konserde Mozart’ın 42. senfonisini dinlediler. Dinledikleri eserin muhteşem armonileri ve şık süslemeleri Mozart’tan beklenebilecek mükemmellikteydi. 42. senfoninin tek kusuru, Mozart’ın son dönem eserlerinden 41. senfonide, meşhur Jüpiter’de sergilediği dehaya yaklaşamamasıydı. Ama bunun bir nedeni vardı. 41. senfoniyle 42. senfoniyi bestelemesi arasında geçen 207 yıllık dönemde Mozart, besteleme çalışmalarından çok desteleme çalışmalarına ağırlık vermişti.Peki, neler olup bitiyordu? Mozart nasıl olmuş da, ölümünün üzerinden 200 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra yeni bir senfoni besteleyebilmişti? İşin sırrı bir bilgisayar yazılımı olan EMI ve yaratıcısı günümüz bestecilerinden David Cope’taydı. Cope’un gözetimi altında çalışan EMI, Mozart’ın 41. senfonisi ve diğer bestelerini analiz etmiş ve Mozart bestelerinin ruhunu yakalayarak 42. senfoniyi bestelemişti.Cope tüm notaları, armonisi, ritmi ve enstrümantasyonu EMI tarafından yapılan 42. senfoni için, ‘‘Dünyadaki hiçbir müzik uzmanı, 42. senfoninin gerçek kaynağından habersiz olmaları koşuluyla bu eserin kesinlikle Mozart’a ait olmadığını söyleyemez’’, diyor.Öte yandan, EMI’nin marifetleri Mozart’la sınırlı değil. EMI isimli bilgisayar yazılımı daha önce de Bach, Beethoven, Brahms, Chopin ve Scott Joplin bestelerine imza atmış. EMI, David Cope’un kendi beste çalışmalarında da yardımcısı. Ticari müzik endüstrisinden çeşitli teklifler dahi almış.Indiana Üniversitesi bilimadamlarından Douglas Hofstadter, EMI’nin bu başarısını tehditkar bulanlardan. ‘‘EMI’nin hiçbir yaşam tecrübesi yok’’, diyor Hofstadter, ‘‘Kendi kendinin bilincinde bile değil. Chopin’i tanımıyor, müziğin tek bir notasını dahi duyamıyor. Müziğin ne olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yok. Ve tüm bu özelliklerini alıp insan ruhuyla karşılaştırıyorum. Yaşam mücadelesi veren, duyguları yaratan tüm o deneyimleri yaşayan, bir insan karakterini oluşturan düşünebildiğiniz her duyguyu iliklerine kadar yaşayan o insan ruhuyla... Ve bestekarın ruh halinin, yaptığı besteyi etkilemediği kuşkusu içimi ürpertiyor’’...
MÜZİKTE REKORLAR
Yıllar önce bir günlük gazetemizde sütunların belki en ilginci <<İster inan, ister inanma>> başlığı altında yer alan resimli garip olaylar dizisiydi. Aslında Robert Ripley adlı bir ressamın buluşuydu <<ister inan, ister inanma>>. Bu fikrini 1918 yılında Amerika’da uygulamaya başlamış, resimlediği tuhaflıklar öylesine beğenilmişti ki basın grupları tarafından kapışılmış, her gün yüzlerce gazetede yayınlanmış durmuştu. Ripley’in ünü ve verimi kısa süre sonra Avrupa’ya, bu arada yurdumuza da sıçramıştı. <<İster inan, ister inanma>> kuşkusuz ciddi bir uğraşının, uzun incelemenin ürünüydü. Fakat yüzde yüz gerçek olduğu savunulan olaylara ara-sıra efsane söylentilerinin de karıştığı dikkatli gözlerden kaçmıyordu. Daha sonra kitap biçiminde defalarca yayınlanan garipliklerin yurdumuz tarihiyle ilintili olanlarında bu gözlerin belirtilerini bulmak olanağı güç değildir.Guiness Rekorlar Kitabı>> insanın aklına gelebilecek her konuda, bu arada sanat alanında rekor sayılan gerçekleri de sıralar, müziğe de yer verir.Müzik konusunda ne gibi rekorlar kırılmış, rekor sayılan ne gibi gerçekler kaydedilmiştir?... Bu yazı bunların şaşırtacak kadar çok olduğunu gösterecek sizlere...EN ÇABUK BESTELEYEN KİMDİ? Guiness bu alanda rekorun Mozart’da olduğunu belirtiyor. Mozart’ın 35 yıllık yaşamı boyunca sanat müziğinin her türünde 600’ü aşkın eser verdiği düşünülürse kitaba hak vermek gerekiyor.
MÜZİK EVRENİNDE YER ALMIŞ EN UZUN SENFONİ: Gustav Mahler’in 1895 yılında bestelemiş <<re minör>> üç sayılı senfonisini gösteriyor. Çok geniş bir orkestra için yazılan eserin tümü normal metronom ölçüleriyle 1 saat 34 dakika sürüyor.
TEKRARLANARAK ÇALINAN EN UZUN PİYANO ESERİ: Fransız besteci Eric Saite’nin <<Vexations>> kızdırıp sinirlendirici şeyler adlı verimi. 180 notadan kurulu bir bölümün 840 kez tekrarını istiyor besteci
BİR MÜZİK ESERİNDE EN UZUN SUSKU: 4 dakika 33 saniyedir. Amerika’lı John Cage’nin eğer deyim yerindeyse eseri olan 4 dakika 33 saniyede dinleyenlerin kesinlikle susmalarını ister. John Cage’e göre susku da bir müziktir, herkes kafasından geçeni dinler...
OPERA TARİHİNDE EN UZUN KADANS: Italyan tenor Crevilli’ye ait. 1815 yılında Milano’da bir opera temsilinde <<her zaman mutlu>> anlamına gelen <<felice ognora>> sözcükleriyle 25 dakika süren bir kadans sürdürmüştür... Dinleyicilerin fenalık geçirip geçirmediklerini yazmıyor kitap.
EN ÇOK PARA KAZANAN KEMANCI: Fritz Kreisler’dir. 1875 yılında doğan Avusturalya’lı sanatçının yaşamı boyunca bir milyon dolarlık servet derlediği biliniyor.
OPERADA EN ÇOK KAZANAN SANATÇI: İtalyan tenor Enrico Caruso’dur. 48 yaşında Napoli’de ölen Caruso’nun serveti 9 milyon doları aşmıştı.
EN ESKİ MÜZİK YAZISI: Milattan önce 18. yüzyıla ait toprak tablet üzerindeki Sümer notasıdır. 1967 yılında Fransız arkeologu Dr. Duchesne Guillemin tarafından Irak’ta bulunmuştur bu tablet...
DÜNYANIN EN BÜYÜK ORGU: A.B.D. Atlantic City Konser salonundadır. 365 beygir gücünde motorla çalışan çalgının ses gücü 25 bandoya eşittir ve 1930 yılında tamamlanmıştır.
En büyük maden üfleme çalgı 2 metre 25 santim boyunda bir tubadır. Tanrı çalana nefes, dinleyene sabır versin..J En büyük gitar ise, Chicago’da The Harmony tarafından yapılmıştır. 2 metre 70 santim boyunda ve 40 kilo ağırlığındadır, 1970 yılında tamamlanmıştır.
EN BÜYÜK DAVUL: 1961 de Hollywood’da Remo firması tarafından Disneyland eğlence parkı için yapılan çalgı. Kutru 4 metre, ağırlığı 220 kilo...
EN KALABALIK MÜZİK TOPLULUĞU: Johann Strauss, 1872 yılının 17 haziran günü A.B.D. nin Boston kentinde dünya barış günü nedeniyle 2000 çalgıcı ve 20.000 şarkıcıdan kurulu bir topluluğu yönetmiştir. Bu toplulukta yalnız kemanların sayısı 400e yakındı.
EN ESKİ ŞARKI: Binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Bu şarkı eski Mısır’da Nil nehri kıyısındaki değirmenlerde çalışan işçiler tarafından söylenirmiş, bugün de yine o bölgede işçi ve köylüler tarafından söyleniyor. Adı: Şaduf Türküsü...
TÜM DÜNYADA EN ÇOK SÖYLENEN ŞARKI: <<Happy birthday to you>> doğum günün kutlu olsun. Bu şarkı aynı zamanda uzayda ilk söylenen şarkıdır. 1969 yılının 8 mart günü Apollo 11’in uzay adamları aya giderken bir ağızdan söylemişlerdi bu şarkıyı...
PLAKLARI EN ÇOK SATAN GRUP :Beatles dır. George Harrison, John Lennon, James Paul McCartney ve Ringo Starr’dan kurulu BEATLES grubunun yalnız 1963-1970 yılları boyunca 133 milyon plağı satılmıştır. Bu sayıdan 56 milyonu albümdür.
ALTIN PLAK ALAN EN KÜÇÜK SANATÇI: 6 yaşındaki Japon şarkıcı Osuma Miginava’dır. Miginava bu armağanı 1969’da <<Kuro neko No Tango>> <<Kara Kedi Tangosu>> adlı parçayla almıştır.Film müziğinde rekor yurdumuzda neşeli günler adıyla oynayan <<The Saound of Music>> de. 1972 yılının 1 ocak gününe dek 14 milyonluk bir satış yapmış...
ENSTRUMANLARIN EN GÜZELİ PİYANO TARİHİ, YAPIMI, BAŞLICA BESTECİLERİ
Cristofari ilk piyano yapım çalışmalarına 1709 yılında başladı, onbir yıl sonra gerçekleştirdiği çalgıya <gravicembalo col piano e forte > adını verdi. Çevirisi: <Hem yumuşak hem güçlü tınılı klavikord >. Yıllar çalgının adını aşındırıp yalnızca <yumuşak > anlamında <piyano > yu bıraktı bizlere. Almanca konuşulan ülkelerle bazı kuzay ülkeleri latinceye saygılı kalarak, < clavis> den gelen < klavier> deyimini yeğ tuttu...Günümüzde bir konser piyanosunun 246 telindeki gerilimin 20 tonu aştığı düşünülürse uygulamanın önemi çıkar ortaya. Bir piyanonun ana öğeleri tahta, demir, keçe. Üç küçük tekerleği, üç küçük pedalı var. Bazılarının fiyatı paramızla milyarları buluyor. Karışık mekanizması yorucu elişleri ile gerçekleşiyor ve yaklaşık 12.000 parçadan oluşuyor. Steinway’in Hamburg ve New York’taki fabrikaları yılda ancak 4000 çalgı yapabiliyor, bunun da 1000 tanesi kuyruklu konser piyanosu. Bu çalgılar yüzlerce konser salonu, plak, radyo ve televizyon stüdyosuna, devlet başkanlarının saraylarına, varlıklı evlerin salonlarına yetmiyor. Siparişten sonra 3-4 yıl beklemek, sonra güvenilir bir piyanist gönderip seçim yaptırmak gerekiyor; tını, zenginliğini, dinamik boyutları ve mekanik incelikleri için... Çoğunlukla Hamburg’ta oluyor bu seçim işi. İşten çok iyi anlayanlar bu kentte yapılmış Steinway’i tuşları kaplayan fildişine bir dokunuşla tanıyabiliyorlar. Ve büyük piyanistler bazen tek bir piyano ile de yetinmiyorlar; Artur Rubinstein’in ölmeden birkaç yıl önce gelip 2 metre 74 santim uzunluğunda 500 kilo ağırlığındaki konser piyanolarından biri kemancı İsac Stern’e ait olmak üzere üç adet alışı gibi... Sovyet kemancısı İgor Oystrah’a, yurdumuza ilk gelişinde dış ülkelerde satın aldığı en değerli eşyanın ne olduğunu sormuş, şu yanıtı almıştım: <Hamburg’ta bir Stainway piyano... Bununla da yetinmedim, bir tane de arkadaşım Gilels için alıp Moskova’ya gönderdim..
ÜNLÜ PİYANOLAR NEDEN PAHALI?
Olağanüstü dikkat ve bilgiyle seçilip hazırlanmış ham ögelerin elde edilmesinden sonra, tek bir konser piyanosunun yapımı bir yıl sürüyor ortalama... Depoda her an milyonlarca dolar değerinde en az 4000 metreküp en değerli tahta türleri bulunuyor. Sayısı 29’u bulan bu türler arasında Amerika’nın Whitewood’u. Orta Amerika’dan alınan Tabacco ve en az 120 yıl yaşında maun kökü en gereklileri. İşte bütün bu kerestelerden kesilmiş incecik levhalar 16 kat yapıştırılıyor, gövdenin çevre duvarı için bükülüp 8 ay bekletiliyor. Çalgının duygusu sayılan titreşim gövdesinin diğer parçalarına geliyor sıra. Bunlar için de Orta Almanya’da taşlık bölgelerde yetişen, fırınlanmış ladin ağacından yararlanılıyor. Sonra da demir kasnağın milimetrik hatayı hoşgörmeyen dökümü Ve en güç iş mekanik düzenin kuruluşuyla başlıyor; sert keçeye bürünmüş tını çekiçlerinin, itici bilek ve eklemlerin düzeni... Ve sonuçta başta Richard Wagner olmak üzere hem tüm bestecileri ve virtüözleri hayran bırakan <tizleri parlak, orta sesleri şarkılı, pesleri gürleyen> bir kalite sağlanıyor...Yurdumuzda Cumhuriyet’le başlayan çağdaş çok sesli Türk Müziği’nin öncüleri yurt kaynaklarından derledikleri esin ve öğeleri piyanoya aktarmışlardır önce... Cemal Reşit Rey’in ilk denemeleri kısa sürede olgunluğa ermiş, onu aynı kuşağın diğer bestecileri özellikle Ulvi Cemal Erkin ve Ahmet Adnan Saygun izlemişlerdir. İkinci kuşak bestecilerden İlhan Usmanbaş, daha sonra İlhan Baran piyanodan uzak düşmemişler, çalgıyı ustalıkla kullanmışlardır.Belirttiğim gibi piyanonun yapısal yetkinliğine paralel olarak pek çok usta yorumcu yetişmiştir. Yüzyılı aşan bir sürenin oluşturduğu yöntemler piyanistlerin altın çağını hazırlamıştır günümüzde. Aynı çağın bizdeki temsilcileri yalnız yurdumuzda değil, yabancı ülkelerde de başarı ile ilgi derleyen sanatçılarımızdır. Bunlardan İdil Biret, Ayşegül Sarıca, Verda Erman, Gülay Uğurata, Gülsin Onay, Meral Güneyman, Süher ve Güher Pekinel, Elif ve Bedii Aran ikilileri hemen akla gelenler... Dileğimiz, şimdiden büyük umutlar veren bazı gençlerimizin de en kısa sürede onlara katılması...
Arkadaşım Ressam Milhan Arapoğlu'nun benim için çizdiği Beethoven portreleri
Text of Finale: Beethoven, Symphony No. 9, by Friedrich Schiller.NEŞEYE ÖVGÜ
BARITONE
O Freunde, nicht diese To"ne! Oh friends, not these tones!
Sondern lasst uns angenehmere Let us raise our voices in more
anstimmen, und freudenvollere! pleasing and more joyful sounds!
ODE TO JOY (Friedrich Schiller)
BARITONE, QUARTET, AND CHORUS
Freude, Scho"ner Go"tterfunken, Joy, fair spark of the gods,
Tochter aus Elysium, Daughter of Elysium,
Wir betreten feuer-trunken, Drunk with fiery rapture, Goddess,
Himmlische, dein Heiligtum! We approach thy shrine!
Deine Zauber binden wieder, Thy magic reunites those
Was die Mode streng geteilt; Whom stern custom has parted;
Alle Menschen werden Bru"der, All men will become brothers
Wo dein sanfter Flu"gel weilt. Under thy gentle wing.
Wem der grosse Wurf gelungen, May he who has had the fortune
Eines Freundes Freund zu sein, To gain a true friend
Wer ein holdes Weib errungen, And he who has won a noble wife
Mische seinen Jubel ein! Join in our jubilation!
Ja, wer auch nur eine Seele Yes, even if he calls but one soul
Sein nennt auf dem Erdenrund! His own in all the world.
Und wer's nie gekonnt, der stehle But he who has failed in this
Weinend sich aus diesem Bund! Must steal away alone and in tears.
Freude trinken alle Wesen All the world's creatures
An den Bru"sten der Natur; Draw joy from nature's breast;
Alle Guten, alle Bo"sen Both the good and the evil
Folgen ihrer Rosenspur. Follow her rose-strewn path.
Ku"sse gab sie uns und Reben, She gave us kisses and wine
Einen Freund, gepru"ft im Tod; And a friend loyal unto death;
Wollust ward dem Wurm gegeben, She gave lust for life to the lowliest,
Und der Cherub steht vor Gott. And the Cherub stands before God.
TENOR SOLO AND CHORUS
Froh, wie seine Sonnen fliegen Joyously, as his suns speed
Durch des Himmels Pra"cht'gen Plan, Through Heaven's glorious order,
Laufet, Bru"der, eure Bahn, Hasten, Brothers, on your way,
Freudig, wie ein Held zum Siegen. Exulting as a knight in victory.
CHORUS
Freude, scho"ner Go"tterfunken, Joy, fair spark of the gods,
... ...
Seid umschlungen, Millionen! Be embraced, Millions!
Diesen Kuss der ganzen Welt! Take this kiss for all the world!
Bru"der u"ber'm Sternenzelt Brothers, surely a loving Father
Muss ein lieber Vater wohnen. Dwells above the canopy of stars.
Ihr stu"rzt nieder, Millionen? Do you sink before him, Millions?
Ahnest du den Scho"pfer, Welt? World, do you sense your Creator?
Such'ihn u"ber'm Sternenzelt! Seek him then beyond the stars!
U"ber Sternen muss er wohnen. He must dwell beyond the stars.
In Spanish:
LUDWIG VAN BEETHOVEN
SINFONIA N. IX
Textos del cuarto movimiento (Schiller-Beethoven)
SOLO DE BAJO
O Freunde! nicht diese T"ne! Oh amigos! Cesad esos asperos cantos!
Sondern lasst uns angenehmere entonemos otros mas agradables
Anstimmen und freudenvollere y llenos de alegria!
SOLO DE BAJO Y COROS
Freude! Alegria!
Freude, sch"ner G"tterfunken , Alegria, bella chispa divina,
Tochter aus Elysium, hija del Eliseo,
Wir betreten feuertrunken, penetramos ardientes de embriaguez,
Himmlische, dein Heiligtum oh celeste! en tu santuario.
Deine Zauber binden wieder, Tu magia anuda los lazos,
Was die Mode streng geteilt; que la rigida moda rompiera;
der, y todos los hombres seran hermanos,
gel weilt. bajo tus dulces alas bienhechoras.
SOLO DE CUARTETO Y CORO
Wem der grosse Wurf gelungen, Quien tuvo el golpe de suerte,
Eines Freundes Freund zu sein, de tener la amistad de un amigo
cierto,
Wer ein holdes Weib errungen, Quien ha conquistado una noble mujer,
Mische seinen Jubel ein! que una su jubilo al nuestro!
Ja, wer auch nur eine Seele Si! Que venga Aquel que en la tierra
Sein nennt auf dem Erdenrund! pueda llamar suya siquiera un alma!
Und wer's nie gekonnt, der stehle pero Quien jamas lo ha logrado
Weinend sich aus diesem Bund! que se aleje llorando de nuestro
grupo!
Freude trinken alle Wesen Se derrama la Alegria para los seres
sten der Natur; por todas las fuentes de la
Naturaleza;
Alle Guten, alle B"sen todos los buenos, todos los malos
Folgen ihrer Rosenspur. siguen su camino pleno de rosas.
sse gab sie uns und Reben, Ella nos dio los besos y la vid,
ft im Tod; y un amigo probado hasta la muerte;
Wollust ward dem Wurm gegeben al gusanillo fue dada la voluptuosidad
Und der Cherub steht vor Gott. como al Querubin que esta ante Dios.
SOLO DE TENOR Y CORO MASCULINO
Froh, wie seine Sonnen fliegen Alegres, como vuelan Sus soles
Durch des Himmels pr"cht'gen Plan, A traves de la esplendida boveda
celeste,
der, eure Bahn, Corred, Hermanos, seguid vuestra senda
Freudig, wie ein Held zum Siegen! Con la Alegria, del Heroe que marcha
hacia la Victoria!
COROS (misa)
Seid umschlungen, Millionen! Abrazaos, millones de Seres!
Diesen Kuss der ganzen Welt! Este beso al Mundo entero!
berm Sternenzelt Hermanos - sobre la boveda de
estrellas
Muss ein lieber Vater wohnen. Habita un Padre amante.
rzt nieder, Millionen? Os prosternais, millones de Seres?
Ahnest du den Sch"pfer, Welt? Mundo, presientes al Creador?
berm Sternenzelt! Buscalo por encima de las Estrellas!
Uber Sternen muss er wohnen. Alli debe estar Su morada.
Such ihn Ihr stder - BrLaufet, BrEinen Freund, geprKAn den BrWo dein sanfter FlAlle Menschen werden Br
|