SAPIK ÖGRETMEN G. Ö. TOS ve ORTAKLARI, yeni bir DEPREM için dua ediyorlar... Yanlış July 9 2008 at 11:09 PMNo score for this post Dodo'nun yegeni ve meslek çevrelerinden uzman (no login )
SAPIK ÖGRETMEN G. Ö. TOS ve ORTAKLARI, yeni bir DEPREM için dua ediyorlar... Yanlış duymadınız!... Normal insan, felaket istemez; fakat bu anormaller, felaketten rant bekledigi için Kocaeli'den ayrılmıyorlar... Alışmış kudurmuştan beterdir, sözü bir kez daha kanıtlandı... Resmen, "deprem olsun!" beklentisi içindeler... Olur mu, demeyin; oluyor!...
Kocaeli depreminde Özcan TOS&Mehmet Ercan TOS Mafyası, ölenlerin cebinden para cüzdanları araştırıp bilezik, kolye çaldılar...
Depremden sonra birkaç ay süreyle başka olay çıkarmadan sessiz yaşam sürmüş olmalarının gizemi buradadır; yani, bir süre uyuşturucu parası için sıkıntı çekmediler... Son zamanlarda, özellikle şimdi kudurgan ve saldırgan olmalarının açıklaması da buradadır; para bitti; yeni kaynaklar gerek... Ne yapacaklar? Ya onu bunu tehditle iftira ve benzer yöntemlerle korkutup haraç toplayacaklar ya sahte mesnetli davalar gerçekleştirip sözde davadan caymak için avanta alacaklar yahut yine sahte üniforma giyip emniyeti suistimal edecekler... Hatta yepyeni numaraları var; elektrik-su-gaz tahsildarı rolleri kesiyorlar... Renkli fotofopi var ya; tamam...
http://www.thesun.org/cgi-bin/talkshop/talkrec.cgi
http://www.adorablebears.com.au/guestbook.asp?gpnum=0
http://www.mehmetsokmeninyeri.com/Konuk/mesajoku.asp
http://www.ayyas.com/galeri/kategori-22.html
http://www.network54.com/Forum/140648/
http://www.havhav.com/konu/35/
http://www.hakimiyetimilliye.org/modules.php?name=News&file=article&sid=1275
http://www.webwizguide.info/guestbook/default.asp
http://www.adorablebears.com.au/guestbook.asp
http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/1131.htm
http://www.bianet.org/diger/makale6419.htm
http://www.network54.com/Forum/140648/
http://www.oyla2.de/cgi-bin/designs/standard1/index.cgi?page=guestbook&userid=60271998
http://f50.parsimony.net/forum202832/messages/978.htm
http://f16.parsimony.net/forum28507/messages/119408.htm
*+*
Deprem dedik de yeni olaylardan haberiniz yoksa biz burada haber verelim: Deprem evsizleri halen bugün bile kötü durumdalar... Kar hüzün topladı... Soğuktan korunmak için sığındıkları kuytu köşelerden donmaya ramak kala alınıp bir dam altında toplanan 500 kimsesiz, şimdilerde üşümeden vakit geçirmenin keyfini çıkartsa da 'bir kaç gün sonra ne olacak' endişesi herbirinin yüzünden apaçık okunuyor. kar yağışının başlamasıyla birlikte sokakta yaşayan vatandaşların toplandığı Tevfik Aydenis Kapalı Spor Salonu bugünlerde birbirinden dokunaklı hikayeleri olan 500 kimsesize evsahipliği yapıyor. Birkaç günlüğüne spor salonu da olsa bir damın altında temiz bir yatağa uzanıp, sıcak bir tas çorba içme imkanı bulan genci yaşlısı 500 kimsesiz şimdilik mutlu. Ancak her ne kadar birbirleriyle sohbet edip üşümeden birkaç gün geçirmenin keyfini çıkarmaya çalışıyor olsalar da karın çekilmesiyle birlikte tekrar sokaklara dönecek olmanın endişesi herbirinin yüzünden apaçık okunuyor.
MÜSLÜM BEKTAŞ'I EŞİ SOKAĞA ATMIŞ
Alibeyköy Tevfik Aydeniz Spor Salonu'nda misafir edilen kimsesizlerin biri Müslüm Bektaş. Bektaş yıllarca Zeytinburnu'nda ayakkabı dükkanı işletmiş. Hayatında yaptığı en büyük hata ise sahip olduğu evinin tapusunu eşinin üzerine yaptırmak olmuş. Trafik kazası geçirip işleri bozulunca eşi tarafından evden kovulan Müslüm Bektaş, şimdi sokakta yaşıyor. Belediye ekipleri tarafından, donmak üzereyken kurtarılarak Alibeyköy'deki spor salonuna getirilen Bektaş, "İşlerim gayet iyiydi ve mutlu bir evliliğim vardı. Güvenerek evimi eşimin üzerine geçirdim. Trafik kazası geçirip çalışamaz hale gelince eşim tarafından sokağa atıldım" diye anlatıyor hikayesini.
TİNERCİLER YÜZÜNÜ YAKTI
Elinde ve yüzünde yanık izleri bulunan Ali Nar da sokakta kuytu bir köşeden alınarak Alibeyköy'deki salona getirilenlerden. Nar, balık halinde çalıştığı dönemde, tinercilerin saldırısına uğramış .Bir anda hayatı allak bullak olan Nar başından geçenleri şöyle anlatıyor: "Bir grup tinerci benden şarap parası istedi. Yok deyince benzini döküp çakmağı çaktılar. Beni yanmaktan yoldan geçen bir taksici kurtardı. Bu olaydan sonra ailem beni terketti. "
Bir umutla geldi ama boynu bükük döndü
Alibeyköy Tevfik Aydenis Kapalı Spor Salonu yakınlarını kaybedenler için de umut kapısı oldu.Aradıkları kişiyi bulmak için çalmadıkları kapı kalmayan vatandaşlar son bir umut olarak 'Acaba yakınımız bu 500 isim arasında olabilir mi' düşüncesiyle Tevfik Aydenis Kapalı Spor Salonu'na akın ediyor. Yakınlarını arayanlardan biri, Atilla Özdemir. Özdemir'in babası Hasan Özdemir, 3 yıl önce İstanbul'da esrarengiz şekilde ortadan kaybolmuş. Haberlerde kimsesizlerin toplandığını dinleyince spor salonunun yolunu tutan Atilla Özdemir , ranzalarda uyuyan kimsesizlerin battaniyelerini tek tek kaldırıp babasını arasa da maalesef bulamadı. Özdemir, babasını bulan veya yerini gösterenlere, 2 bin YTL ödül vereceğini söylüyor.
+-+
+-+
ForeignServices are loving missonary gay Özcan TOS:
http://www.talesmag.com/talkshop/foreign_service_oms/
http://www.talesmag.com/talkshop/disabled_worldwide_travelers/
http://talesmag.com/talkshop/trailing_spouses/
¤#¤#¤#¤#¤
¤#¤#¤#¤#¤
17 Ağustos 1999 Depremi ve Gizlenen Gerçekler
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 76 yıllık tarihinde, İsrail’li Subayların TSK devir teslim törenlerinin hiç birine katılmamışlar iken, neden 17 Ağustos 1999 tarihindeki Donanma Komutanlığı’nın devir teslim törenine katıldılar?
Furkan Dergisi Temmuz 1999 sayısında, yer alan ifadeler aynen şöyledir. “Mesela basına verilmeyen, ancak istihbarat kapsamında edindiğimiz bilgilere göre, Gölcük askeri tesislerinde oldukça garip olaylar meydana gelmektedir. Kapılar kendi kendine açılmakta, mühimmat depoları içinde, siyahi ziyaretçiler görülmekte, arabalar durduk yerde çalışmakta..”
Depremden sonra bir çok teoriler ortaya atılmıştı fakat içlerinde en ilginç olanı Future Times’da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan hikaye şöyleydi : Kaliforniya San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler halinde dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola TESLA tarafından geliştirilen bu “düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli” tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi.
ABD dünyanın ve kendi insanlarının tepkisini almamak için bu projeyi barışçı “deprem indirgeme” sistemi diyerek, bir yandan tepkileri azaltıp diğer yandan fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenlerle proje önce Avustralya’nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra değişik zamanlarda Kafkaslar’da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika’daki Ant dağlarında denendi ve büyük aşama kaydetti.
Bu arada Türkiye, Japonya ve benzeri deprem kuşağındaki ülkelere sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Üniversitelerle ortak projeler geliştirildi, yüzlerce bilimadamına Amerika’da deprem konusunda araştırma yapma bursu verildi. Ancak projenin gizliliği esastı. Bu nedenle tüm ilişkiler paravan araştırma kurumlarında yürütülüyordu. Ancak zaman zaman bilgi sızıntısına olanak verilerek halkın bu konu hakkında bilgi sahibi olması istendi. Kobe’de ve başka yerlerde meydana gelen depremlerin arkasındaki gariplikler çıkar gruplarınca terör ve mafya örgütlerinin işi gibi gösterilmek istendi ve bunda da başarılı olundu.
Ve gün geldi bu sistem Türkiye’de denenmek istendi. Zaten bölge bu amaçla yıllardır sismik espiyonaj altındaydı. Nitekim gelişmeleri takip edenler, depremden hemen sonra, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın girişimleriyle Türk Telekom’un Türkiye’nin sismik bilgilerini Pentagon’a ileten NATO Üssü’nün iletişimini nasıl kestiğini hatırlayacaklardır.
ABD’nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları,Kaliforniya San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrail’li uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük Üssüne getirilerek oradaki, yeraltı-denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değillerdi. Bunu İsraillilerle yürütülen askeri tatbikatın bir parçası olarak düşünüyorlardı. (Zaten İsraillilerle yapılan askeri tatbikat bu operasyon doğrultusunda önceden planlanmıştır. Çünkü dünyanın ve Türk Milletinin dikkatlerini çekmemek için tatbikat adı altında HAARP-TESLA Deprem Makinesini getirip rahatça kurdular.) Böyle bir makinenin deneneceğini zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genel Kurmay Başkanı biliyordu, fakat ABD (Siyonistler tarafından yönetiliyor) ve İsrail’liler (Siyonistler) bizimkileri makinenin denenmesi için şu şekilde ikna ettiler : olası İstanbul merkezli bir depremde 100.000 kişinin ölümü, yüz milyar doları aşan maddi kayıp ve Türkiye’nin en az 25-30 yıl geri gitmesi demektir, diyerek bizimkileri ikna ediyorlar.
İsrailliler Amerikalı’larla gece şartlarında elektro-sismik haberleşme tatbikatı yapacaklardı. Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu farketmeyecekti. Bu amaçla Gece Şahini Tatbikatı’nın (Operation Night Hawk) saat 03:00’te başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00’te düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye girecekti. O an uzay filmini andırır devasa cihazlar çalışmaya başlayacak ve 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara’nın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama o gece sabaha karşı birşeyler yanlış gitti. Ve beklenen gerçekleşmedi. Herşey bir anda olup bitmişti. Cenab-ı Hakk’ın Doğası kendini yönetmeye kalkanlardan bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10,000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Her yeri bir anda yerle bir etmişti. Zayıflayan ve titreyen elektrikler az sonra geri geldiğinde, gece saat 03:05’i gösteriyordu. Daha birkaç dakika öncesine kadar korunağın içinde ŞAMPANYA patlatmayı bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o an enkaz altında can çekişiyor veya cansız yatıyordu. Bu düşünce ile hepsi ürperdi. Bu asrın en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yapılan bir felaket...
Sessizliği İsrailli komutanın buz gibi emri bozdu: “Lets pack! We’re moving out! Call operation-Q! Right now! Immediately! Stop whinning! Move, move, move!” (Toplanın! Kaçıyoruz! Q planına geçiyoruz. Şimdi..Hemen! Hadi, hadi!!!)
İşte o andan sonra çantalardan çıkan “Q planı” çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve ABD Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail’de Ben Gurion’un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanlığı’na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6’ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbul’a çevirmek için Pentagon’dan emir aldılar.
Bu arada ilginç bir şey daha olmuştu. Depremle ilgili haberler birbiri ardına gelirken, bir haber önce görünüp sonra kayboldu. 20 Ağustos Cuma akşamı televizyonlar bir İsrail uçağının Ataköy açıklarında denize düştüğünü duyurdu. (bu bize Cenab-ı Hakk’ın bir lütfu ki, bu olayları kimin yaptığını anlamamız için işaretler gönderiyor) Ancak bir süre sonra haber kesildi ve uçağın akıbeti ile ilgili bir daha haber alınamadı.
Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetleri’nden bir dostum beni aradı ve bu olayda birtakım soru işaretleri bulunduğunu, bu konunun perde arkasını araştırmamı rica etti. Kısa sonra ulaştığım bilgiler, gerçekten ilginçti. Uçak, düştükten kısa süre sonra teknesiyle o sırada Ataköy açıklarında olan balıkçı Abdullah KAPLAN tarafından kurtarılmıştı. Abdullah Kaplan olayı şu şekilde anlatmıştı : “Uçağın düştüğünü görünce derhal yardıma gittik. Uçağın kanatları yara almıştı. Hemen uçağı bağladık ve Zeytinburnu limanına çektik. Teşekkür beklerken küfür yedik. Ne olduğunu bile anlamadık.”
Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4. Botunun sorumluluk alanındaydı. Araştırmalar Sahil Güvenlik’in bu konuyla ilgilenmediğini ortaya çıkardı. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise şaşırtıcı bir şekilde çekim yapmaktan vazgeçmişlerdi. [patronlarından (İsrail-Siyonistler) aldığı emir gereği] Daha sonra uçağı Zeytinburnu’na yanaştıran balıkçı Abdullah Kaplan, olayı Kumkapı’daki Gümrük Muhafaza’ya iletti.
Kısa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük Muhafaza da tutanak tuttuğuna pişman oldu. Uçağın sahibi İsrail asıllı biriydi. O gece ne olduğu ise bir türlü anlaşılamadı.
Deprem için 1900’lerin başından beri Nicola TESLA adındaki Sırp asıllı bir bilimadamının buluşu olan “elektromanyetik endüksiyon tekniği” (TESLA Makinesi) kullanıldı. Makinenin ABD Kaliforniya San Andreas fay hattında olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanılması düşünüldü. (ABD’lilerin asgari zarar ve ölümlerinin azaltılması için bazı denekler gerekiyordu, onların gözünde bir hayvandan bile daha değersiz olan bizim gibi insanlar üzerinde denenmesi normaldi.) Neden Türkiye diye soracak olanlar için ise; - Türkiye de ne yaparsan yap kimsenin umurunda olmaz, birkaç tane yetkiliyi ikna ettikten sonra her türlü deneyi yapabilirsiniz, bilinçli insan sayısı azdır, genelde okumamış cahildir, araştırmazlar kadercidirler, Kaliforniya San Andreas fay hattının dünyada tek eşi benzeri özelliklere sahip olan ikiz kardeşi Kuzey Anadolu fay hattıdır, karakterleri aynıdır.
Ancak ABD-İsrail’in bölge ile ilgili bu hareketliliği ne kadar gizli olursa olsun bazı kaynaklara sızmasını engelleyemedi. Kanadalı bir bilimadamı her nasılsa bu gizli verilere ulaşarak, bölgede bir deprem olacağını ve bunun için bölgenin takip altına alındığını anladı. Ve bunu kendi amaçları doğrultusunda yaklaşık 48 gün ve 240 km hata ile yayınladı. Ancak ne bu bilimadamına, ne de yayınına daha sonra nedense kimse dikkat etmedi.
Gölcük Donanma Komutanlığı’nda görevli asker, astsubay ve subaylar, Donanma karargahında garip birşeyler olduğunu farketmişlerdi. Bu konuyla ilgili bilgiler de nasıl olduysa yukarıda ismini zikrettiğimiz dergide yer almıştı. Peki İsrail askerlerinin bu projedeki yeri neydi? İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcük’te ne arıyorlardı? Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arası bir kimliği yoktu. Ama İsrailli subaylar ve üst düzey yetkilileri oradaydı! Peki ne arıyorlardı Gölcük’te?
Bunun nedenini şimdi daha iyi kavrayabiliyoruz. Çünkü bu proje İsraile ihale edilmişti. Bizimkilerin ise bir şeyden haberi yoktu (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı hariç). Bize güvenen de yoktu zaten. Ancak o gece nedense hiç kimse İsraillilere, bugüne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise oraya bize yardım için geldikleri şeklindeydi. Hemen bir hastane kurdular. Yaralarımızı sarmaya yardımcı olmak için daha sonra o bölgede bir yerleşim merkezi kuracaklarını açıkladılar. (İsrailliler bizim kara kaşımıza kara gözümüze mi hayranlar, bizi çok mu seviyorlar, bizi çok sevdikleri için mi Türkiye’nin doğusunu kendi toprakları olarak gösteriyorlar. Arz-ı Mev-ud, Vaad edilmiş topraklar Büyük İsrail Devleti). Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeleri çıkararak götürmekti. Gerisi paravan operasyondu. Bizde “Bak şu İsrail’e, olsun, hemen yardımımıza koştu” diyerek sevindik.
Bu operasyon neden gündüz değil de gece olmuştu? Çünkü olacakları kimsenin görmemesi ve gözlemci riski ise en az düzeyde olduğu için gece oldu. Gece saat 03:00’te operasyonun başlaması için yeşil ışık yakıldı. TESLA Cehennem makinesi yer altındaki sığınakta ve deniz altında çalışmaya başlamıştı. En geç 1-2 dakika içerisinde gücü en üst düzeye ulaşmış olacaktı. Aynen de öyle oldu. Makine gürültüyle enerji toplamaya başlamıştı. Bu sırada, Avustralya’da ve Okyanusta bu tür suni depremler öncesinde görülen elektrik boşalması, hava yarılmasından oluşan ışıklar ve patlamalar oluştu atmosferde. Ve arkasından da makinenin boşalması ile birlikte yer yarıldı ve oluşturulan enerji doğaya aktarıldı.
Ancak hesapta doğanın (Cenab-ı Allah’ın) oyunu yoktu. Oluşan deprem hem beklenenden çok uzun süreli, hem de çok daha güçlü çıktı. Şiddeti 7.4’e ulaştığında Amerika’da aletler 7.8’i gösteriyordu. Ve büyük bir patlamayla her şey kontrolden çıktı. TESLA deprem makinesi, depremin enerji gerilimine dayanamayıp parçalandı ve ortaya çıkan güç yeraltında muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yer altı labaratuvarının tam üstündeki, herşeyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barındıran ve 8 şiddetindeki depreme dahi dayanıklı olması gereken askeri tesisler un-ufak olarak dağıldı. (demek ki deprem 8’den daha şiddetli oldu) (ABD’li ve İsrailli Siyonistler bir insan olarak Cenab-ı Allah’ın doğa olaylarına karışamayacaklarını anlayamamışlardı,)
Bir tedbir olarak tüm bölge ve hatta bütün İstanbul 4 saat süreyle bir haberleşme ablukası altına alındı. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiri ile haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin “benim de telefonlarım kesildi” (Türkiye’de bütün her yerin telefonları dahi kesilse önemli kurumların kesilmez çünkü uydu telefonları vardır. Ama uydu iletişimini dahi kestiler) şeklinde garip bir açıklama yapacak ve biz de buna bir anlam veremeyecektik. Demirel tam bir şaşkınlık içindeydi. (Cumhurbaşkanı’nın şaşkınlığı normaldir çünkü o na böyle bir şeyin olacağı ihtimali söylenmemişti. Bu olay duyulur ise Türk halkına nasıl izah edeceğini bilmediği için şaşkınlık içinde idi.) (Hoş bu olay ortaya çıksa bile bu olayı terör örgütü veya mafyanın yaptığı açıklaması yapılacaktı.)
Ne yapacaklarını bilmedikleri için ne Cumhurbaşkanı, ne de Başbakan saatlerce bir şey diyemedi, demeç veremediler. “Üzgünüz” dahi diyemediler. Ancak sabah saat 09:00 sularında televizyon ekranlarının karşısına geçip halka üstün körü bir açıklama yapabildiler. Durum vahimdi. Hatta belki de Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakıf olan yardımcılarından ve olağanüstü Milli Güvenlik konseyinden görüş alıyor ve Türkiye’ye nasıl yardım edileceğini hesaplıyordu. Hemen gerekli sıhhi yardım ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarına Türkiye’ye doğru hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye’ye tam destek vererek ödemeye çalışıyordu adeta.
Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye’ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. Bizde ise sanki bu emrivaki felakete karşı nasıl tavır almaları gerektiğine bir türlü karar verilemiyor; kararsızlık içinde bocalayarak büyük bir gizlilik içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı’da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi planlayanlar, gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran TESLA makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belki de insanları canlı canlı gömerek tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30’da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu.
Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel’in bölgeye gitmelerine izin veriliyordu. Onların dahi ne bölgeye uçuşlarına, ne de telefon irtibatı kurmalarına izin vardı. Sanki koskoca İstanbul ve Kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratıklar tarafından abluka altına alınmışçasına tam bir haberleşme karanlığına sokulmuştu. Tek bir telefon dahi çalışmıyor, elektrikler verilmiyordu.
Ancak Ecevit ve Demirel, belki de olan biteni içlerine sindiremediklerinden (olmayan vicdanlarının azabı çektikleri için, yıllardır bu milletin sırtından geçindikleri için) olsa gerek, evleri kendilerine mezar olan binlerce insanımızın da acısıyla bir türlü rahat hareket edip halkla bütünleşemiyorlardı.
(Eğer olay ortaya çıkmış olsa idi bu olay PKK terör örgütünün üzerine atılmak sureti ile geçiştirilecekti. Bu doğrultuda CNN haber spikeri Patronları olan ABD-İsrailli Siyonistlerden aldığı emir doğrultusunda Ecevit’e şu soruyu yöneltiyordu.) CNN haber spikerinin “depremin ardında PKK mı var?” sorusuna, Ecevit ona “siz ne saçmalıyorsunuz, deprem ile PKK’nın ne alakası var? Bu deprem Cenab-ı Allah tarafından gönderilen bir doğa olayıdır!!” demesi gerekir iken, diyemiyordu. Sadece spikerle göz göze gelmemeye dikkat ederek “sanmıyorum” gibi o günlerde bizi epeyce şaşırtan bir ifade kullanıyordu.
Peki, Amerika ne yaptı sonra? Hemen tüm imkanlarını Türkiye için seferber etmedi mi? Clinton Amerikan halkından Türkiye’ye yardım etmelerini istemedi mi? Kasım’da Türkiye’ye geleceğini ilan edip, Ecevit’in de bu arada Amerika’ya kendini ziyarete geleceğini haber vermedi mi? Ecevit belki de Amerika’ya bu felaketin ve binlerce şehidin diyetini konuşmaya gidecekti. Nitekim gitti de. Ardından Clinton Türkiye’ye gelerek deprem bölgesini ziyaret etti, insanlarla konuştu, bizleri çok sevdiği imajı verdi, bebekleri kucağına alıp sevdi, onlara hediyeler ve yardımlar verdirdi. (bizlerde; ABD-İsrailli Siyonistler bizi ne kadar çok seviyorlar mış dedik) ABD’nin bu aşırı ilgisi sadece bir müttefik olmasıyla açıklanamazdı.
Bu arada, acaba hükümet içinden sızan bilgiler, bazı bakanların özellikle MHP kanadının yabancılara karşı saldırgan tavır takınmalarına neden olmuş olamaz mı? İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un “yabancılara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam” demesini şimdi yadırgayabiliyor musunuz? ABD’nin saygın gazetelerinden New York Post’un haberine bir de bu gözle bakın:
“Türk hükümeti, ABD’nin Deniz Hastanelerini kullanmıyor...
Türkiye’deki şiddetli depremde 27.200’den fazla kişi yaralandı. Ancak yetkililer tarafından dün yapılan açıklamada, depremin meydana geldiği tarihten itibaren geçen iki haftalık süre içinde ABD tarafından gönderilen Deniz Kuvvetleri’ne ait üç adet yüzer hastanede henüz tek bir hastanın bile tedavi edilmediği bildirildi.
Türkiye’ye gönderilmiş olan uluslar arası yardımın çoğunun kullanılmaması Ankara’daki hükümetin eleştirilmesine neden oldu.
Türkiye’de yayınlanan Radikal gazetesi dünkü sayısında, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulduğunu yazdı.
ABD gemilerinin İzmit’e varışından önce Türkiye Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’un, bu gemilere ihtiyaç olmadığına ilişkin sözlerine geniş bir şekilde yer verildi.
Ancak ABD Büyükelçiliği, aralarında 600’den fazla yatak taşıyan Kearsarge adlı geminin de bulunduğu üç adet yüzer hastaneyle ilgili olarak bir uyuşmazlık yaşanmadığını bildirdi.”
Ne ölenler geri gelir, ne de anılarımız.
Ancak İzmit’te, Gölcük’te Yalova’da Halıdere’de Avcılar’da, Bolu’da Düzce’de ve daha nice yerleşim merkezinde enkaz altında hayatlarını yitiren binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali’ye karşı bir vicdan borcumuzda mı olmayacak? Onlar geride gözleri yaşlı onbinlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya’da Jony’ler, Susan’lar ve Alice’ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilmesin mi?
Emekli Bir Subay:
17 Ağustos depremi kuşkusuz hepimizi derinden sarstı. Deprem bütün ülke halkını derinden üzerken, depremin açtığı yaralar hâlâ tam haliyle sarılabilmiş değil.
Açıkça söylemek gerekirse 17 Ağustos Gölcük depreminden sonra ben de yukarıdaki senaryoya benzer şeyler düşünmüştüm. Daha sonra sağduyusuna güvendiğim bir dostuma “acaba onların işi olabilir mi?” diye sordum. Önemli bir devlet kurumunda uzman olarak çalışan dostum “Açıkçası ben de aynı şeyi düşündüm” diye cevap verdi, son derece sakin bir şekilde...
Bu yazı Sayın Aydoğan VATANDAŞ’ın “HAARP-KIYAMET TEKNOLOJİSİ” adlı kitabından özet olarak alınmıştır.
¤#¤#¤#¤#¤
Misyoner Tuzağı
İstihbarat birimleri 17 Ağustos depreminden sonra Türkiyede misyonerlik faaliyetlerinin arttığı konusunda uyarıda bulundu. Büyük felaketi fırsat bilen misyonerler, halkın duygularıyla oynayarak Hristiyanlığı yaymaya çalışıyorlar. Yetkililer, misyonerlik faaliyetlerinin özellikle İzmir, Bursa, Kocaeli, İstanbul, Düzce, Ankara, Sakarya, Urfa ve Mardinde yoğunlaştığını belirttiler. İstihbarat birimlerine ulaşan bilgilere göre, misyonerlik görevini yürütenler genellikle Türkiyede bir kuruluşta çalışarak bazı vatandaşlardan destek görüyorlar ve faaliyetlerini daha çok tatil köylerinde, konutlarda, kiliselerde, iş yerlerinde ve vakıflarda sürdürüyorlar. Özellikle Marmara ve Düzce depreminden etkilenen halk, misyonerler tarafından elde edilecek bir kitle olarak değerlendiriliyor. İstihbarat raporlarında misyoner faaliyetlerinin yapıldığı alanlar şöyle sıralanıyor:
Bolu : Hollanda Kiliseler Birliği (Krl Cartias), Hollanda Zaandam Depremzedelere Yardım Komisyonu, Uluslararası Kızılhaç Federasyonu
Düzce: Hollanda Kiliseler Birliği, Kadanalı üyelerin oluşturduğu World Relief Corperation
İstanbul: Bostancı Protestan Kilisesi, World Relief ile çok sayıda Avrupa kökenli kişi
Sakarya: Alman Protestan Kilisesi, Federal Alman Kilisesi, Türkiye Alman Protestan Kiliseleri Birliği
Yalova : Amerikan Tenesse eyaleti Servant International Group İsa Protestan Kiliseleri Birliği, Termal ilçesi Ataköy mevkiinde bulunan protestanlara ait Ataköy İmanlı Çocuklar Tatil Evi, Türkiye Protestan Kiliseleri Birliği
Emniyet birimleri Mardin ve Urfada ise yabancıların yürüttüğü faaliyetlerde Yezidilik ve Asurilik üzerinde durduklarını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra özellikle Ankara ve İstanbulda bulunan bazı büyük şirketlerde çalışan mühendis ve yöneticilerin bulundukları bölgelerde misyonerlik faaliyetlerini organize ettikleri de tespit edildi. İstihbarat raporunda bir Türk şirketinde misyonerlik faaliyeti organize edenlere rastlandığı örneği verildi. Raporda ayrıca misyonerlerin genelde yardıma muhtaç insanlara yakın ilgi göstererek yaklaştığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi: Hareket tarzları, Yardıma muhtaç halka maddi imkanlar sunmak, yakınlarını ve evlerini kaybedenlere Hıristiyanlıkla sevgi ve İsa&nın kurtarıcılığı& temalarıyla yaklaşmak şeklinde olmaktadır. Misyonerler ulaştıkları vatandaşlarımıza ücretsiz İncil ve çeşitli dini kitaplar vermektedir.>>>
Misyoner sayısı belli değil
İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu, Türkiyede misyonerlerin sayısının belli olmadığını bildirdi. Aksu, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu&nun yazılı soru önergesine verdiği cevapta, Misyonerlerin sayısını tespit etmek mümkün değildir. Misyonerlik faaliyetleri, gizlilik içinde yürütüldüğünden harcanan paranın miktarı konusunda net rakam yok. dedi. Aksu, Türkiyedeki farklı din ve inanç gruplarına ait; Protestanların 72 ev kilisesi, Bahailerin 6 mahfili ve Yehova Şahitlerinin 10 ibadet salonu olmak üzere gayriresmi faaliyet gösteren toplam 88 ibadet yeri bulunduğunu, buraların sorumluluğunu yürüten kişilere, ibadet yerlerini imar mevzuatı hükümlerine uygun hale getirmeleri için tebligatta bulunulduğunu bildirdi. Misyonerlik faaliyetlerinin artması ile Türkiye&nin AB&ye girmesi arasında bir ilişki olduğunun düşünüldüğünü ifade eden Aksu, Türkiyedeki misyonerlik faaliyetlerinin adli makamlarca takip edildiğini söyledi.>>>
¤#¤#¤#¤#¤
Halklar arasına kin/nifak/fitne tohumları saçan polit-orrospular, çoluk çocuklarıyla birlikte kendi gözyaşlarına doyamasınlar/Tetikçi Provokatör GÖTOS'ların gözleri kör olsun/Kendi kanlarını içsinler! U$A&U$rael&RU$ Faşistlerine tapanlar'ın Allah bin türlü belasını versin!
- Dilerim! Ìnsanlıga hıyanet eden sadistlerin sonları, yanmış yılandan daha acılı/parçalanmış çakaldan beter dehşetli olsun!
- Ezilen halkların ekmeginden çalarak kurdukları servet-saltanat, son lokmaları ola/zulümleri, zevallerini hızlandıra!
- Amin!
- Mason NWO (Jew World Order) projelerine kiralanmış alçaklar, döktükleri kanda bogulacaklar, inşallah!
Hizbullah lideri Nasrallah, "Zalimlere karşı saflarımız yeni Deniz'lere her zaman açıktır" dedi. "1960'larda İsrail'e karşı savaşmak için Filistin'e giden Türkiyeli sosyalist kardeşlerimiz vardı. Bunlardan biri halen benim belleğimde ve kalbimdedir, Deniz Gezmiş". Nasrallah, "Artık yeni Deniz'ler istiyoruz. Zalimlere karşı saflarımız her zaman açıktır yeni Denizler'e. Deniz, Filistin ve Lübnan halkının kalbinde her zaman yaşayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ne yazık ki, Deniz'lerin bıraktığı ortak düşmana karşı savaşım ile dayanışma bilinci artık yok gibi. Emperyalizme karşı savaşımızda, devrimciler de sorumluluk almalı ve Filistin ile Lübnan halkımızın kalbinde yeniden Deniz'leşmeliler" dedi.
Sosyalist hareketin kendilerine büyük moral sağladığını anlatan Nasrallah, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez'e de övgüler yağdırarak, "Birçok Müslüman devletin yapamadığını Chavez yaptı ve Israel Büyükelçisi'ni çekti. Ayrıca direnişimize desteklerini iletti ve bu bizim için büyük moral kaynağı oldu" diye konuştu.
"Ne yazık ki, Denizler’in bıraktığı dayanışma bilinci-ahlakı; ortak düşmana karşı ortak savaşım ile kardeşlik gelenegi artık yok gibi. Biz isterdik ki, Lübnan’da sosyalist kardeşlerimizle emperyalizme ve siyonizme karşı omuz omuza savaşalım. Latin Amerika önderlerini ve halklarını selamlıyoruz. Amerikan haydutlarına karşı kahramanca direndiler ve bize moral oldular. Ezilen halklara yol gösteriyorlar. Gidin, gezin sokaklarımızı..! Göreceksiniz ki halkımız Chavez’i, Ernesto Che Guevera’yı bağrına basmış. Her evde mutlaka Che ya da Chavez posteri görebilirsiniz. Bizimle birlikte kardeşlik ve özgürlük için savaşmak isteyen sosyalist dostlarımıza diyoruz ki, “Din afyondur” diye gelecekseniz hiç gelmeyin. Biz bu tespiti kabul etmiyoruz. İşte en büyük kanıtı sokaklarımızda, yan yana dalgalanan Chavez, Che, Sadr, Hamaney afişleri. Bu liderler, birlikte selamlıyorlar halkımızı. Biz sizin inançlarınıza; siz de bizim inançlarımıza saygı gösterdikten sonra, yenemeyeceğimiz emperyalist güç yoktur!"
http://www.nodo50.org/carlosmarx/spip/article.php3?id_article=238
+-+
Misyoner Özcan TOS'un Internet üzerinden propaganda resimleri çizip sattıgı/taptıgı JyllandSioni-Posten/Jerusalem Post ve ona paralel eniklerden Shalom sodom MURDOGs vbg medyası, gerçek soykırım fotograflarını saklıyorlar/saklayamadıklarını manipule ediyorlar! Ciddi ciddi çalışıyorlar! Örnegin, Kocaeli'de resim ögretmeni geçinen ahlaksız ìbne Özcan TOS, Israel lobbilerinden/sinagoglardan ısmarlanan propaganda yayınlarına bu gerçek Holocaust barbarlıgını "desen" olarak çizmez; düşünemez bile: Misyoner Özcan TOS'un taptıgı Sionist beyin yıkama medyası, Yahudi piçlerinin tecavüz suçlarını konu etmez; Özcan TOS, bu tecavüzleri eleştirmez. Tersine, öfkelenir! Uyuşturucu hap gönderilerinin bedelini hak etmek için, katliamları ve tecavüzleri eleştirenlere-kınayanlara-duyuran namuslu insanlara da saldırır: http://www.youtube.com/watch?v=CLf4bQDMi7w&feature=related
+-+
Misyoner Özcan TOS gibi "contractor" alçaklardan her ülkede, bol sayıda var. Bir kısmı gönüllü (tıpkı gönüllü orrospuluk gibi bir olay), bir kısmı da resmen, Neo-Con ve Mo$$ad tarafından "recruite" ediliyorlar; aylıga baglanıyorlar; kan döküldügü oranda, ödül ve hatta madalya alıyorlar.. Özcan TOS, Internet üzerinden karikaturize/desenler çizerek, sadist arkadaşlarına teknik metod öneriyor/yol gösteriyor... Muhammed peygamberi terörist köpek olarak çiziyor; böylece uyuşturucu parası kazanıyor. Halbuki terörist kendileridir; köpeklik ise en alçak anlamıyla bunların gerçek ruhsal karakterleridir... Bu "convert Jew" elemanlar, savunmasız sivillere/özellikle "Allah" diyen-tekbir getiren müslüman kadınlara/kızlara tecavüz ediyorlar.. En başarılı(!) hizmetleri(!!!) bu... Bebeklerin bedenlerini, ebeveynlerinin gözü önünde parçalıyorlar; tankların altına atıyorlar:
http://www.youtube.com/watch?v=GqMjn_azhME&feature=related
Yaralıları tanklarla çigniyorlar; bu tankın paletlerinin altında çocuklar var(dı):
Yanılmadınız; burada koaliSiyonal askerler, bir çocugun bacagını baldırdan koparmagı başarmış(!!!) durumdalar:
Paletler altında kalan bir çocugun kafası kopup bir yana savrulurken gövdesi öte yanda toprakla yogruldu gitti:
Tank paletinden sıçrayan insan beyni:
Tank paletinden sıçrayan insan parçaları:
Ancak yalnızca bir kız şans(!)lıydı; yakınları onu tanıyabilecek kadar az(!!!) parçalanmıştı:
Bu bebek katilleri/bu tecavüz sürüsü, kendilerini alkışlayanları/provokatör tetikçi elemanları besliyor. Özcan TOS gibi misyonerler, kanlı kemik kaptıkları sürece, ne yazık ki, polit-orrospuluk da bir meslek gibi sürecek; daha ileri giderek, halkla alay edercesine, Özcan TOS benzeri memurlar emekli aylıgına baglanacaklardır... En ilginci de, Özcan TOS'un emekli aylıgını, hizmet ettigi Israel yerine mazlum Türk halkı ödeyecektir; pes vallahi! Fakat, Hatice'ye degil neticeye bak; elbette ve elbette, gün ola harman döne, yani birgün, temiz süt emmiş birileri de ortaya çıkarak; Özcan TOS benzeri kiralık ajan ahlaksızların burnundan fitil fitil getirecektir/onu kullanan pézevenk Ìlyas EMÌR'leri de üstüne ekleyeceklerdir. Kimsenin zerre kadar kuşkusu olmasın! Yeryüzunde zulüm varoldukça/sömürü varoldukça, direnen kahramanlar da var olacaktır! Mazlum insanlık, koyun gibi güdülmek için yaratılmadı! Özcan TOS gibi lagım fareleri, hesap günü gelip kapılarına dayandıgında, hiçbir delige sıgmagı başaramayacaklardır! Öyle bir Yeni Dünya Düzeni (JWO) oluşturdular ki, mazlum halkların genç evlatları, alanlarda yargısız infaz edilip yakılırken ne Birleşmiş Uluslar bunun hesabını sorabiliyor, ne de beyni yıkanmış sürülerin gündeminde sorgulanabiliyor:
Bu böyle gitmez; her karanlıgın bir sabahı ve herşeyin bir yarını var; her zulmün sonunda bir şafaga ulaşılır! Müslümanlar, toptan domuz sürüsü yerine konulamazlar!
Zulmeden barbarlar, sonunda agır bir bedel ödemege de hazır olmalılar; ister bu canavarlıgı uygulayanın adı Bush olsun ister onun agababası ikiayaklı çakal ister baykuş olsun!
Madem ki bu dünyayı bir cangıl'a çevirdiler, ürününü de görmeliler; bu insan maskeli hayvanlar; asla unutmasınlar, kan/yalan/talan üstüne kurdukları bu ormanda her domuza uygun bir kazık da mutlaka bulunacaktır!
+-+
Az sabır! Ya Allah, Bismillah! Zulmedenin zevali tez ola; inşallah! Dediginiz gibi; gün ola harman döne, yani birgün, temiz süt emmiş birileri de ortaya çıkarak; Özcan TOS benzeri kiralık ajan ahlaksızların burnundan fitil fitil getirecektir/onu kullanan pézevenk Ìlyas EMÌR'leri de üstüne ekleyeceklerdir. Kimsenin zerre kadar kuşkusu olmasın!
http://mazlumderkocaeli.blogcu.com/3115467/
+-+
http://www.welatparez.com/tr/dep/forum/index.php?t=msg&goto=47833msg_47833
http://www.defteral.com/defter/yaz.php?uyeadi=guneysanat
Birgün, gözükara birileri öne çıkacaktır! Helal süt emmiş insanlar ortaya çıkarak; Özcan TOS benzeri kiralık narkomanların son nefesini arkadan çıkardıgına tanık olacaktır/onu kullanan dönmeh-yahudi pézevenk Ìlyas EMÌR'ler de aynı çöplügü boylayacaklar! Ìnşallah!
Bu insanlık düşmanı alçaklar, kan ve gözyaşına doymuyorlar; çünkü bundan çıkar saglıyorlar; fakat, bu Gay Misyonerlerin bókyeme bayramları, bir noktada herkese ibret dramatik bitecektir; insanlık tarihine bakarsak!
Misyonerler ve her türden keneler, ettiklerinin hesabını elbette verecekler
VURUN MAZLUM HALKLAR VURUN, HESAP GÜNÜDÜR!
"Humanizm/sivilizasyon/uygarlık" dedikleri neredesin?! Ìnsanı yüceltecek olan kültürel birikim, etki'ni şimdi göstermeyeceksen, ne zaman göstereceksin; somut bir ses ver artık eey toplumsal duyunç! Humanity/Civilization, where are you?! Please! Don't forget The MASSACRE CHECHNYA!
Yalnızca bir ya da birkaç ülkeyle sınırlı degil bu zulüm; Chechenia, Afghanistan, Balkan, Iraq, Palestine ile sınırlı kalmıyor... Örnegin India gibi Asya ülkelerideki bölgesel kıyımlara tanık oluyoruz; bakınız Gujrat Massacre eyaletine; nerede anti-emperyalist müslüman varsa ona karşı, ultra sadistik bir kasaplık yürütülüyor:
Massacre of Innocent muslims by the hand of BJP's terrorist govt in Indian Gujraat
Yeniden ve yeniden, mezbahalaşan cografyalar; Genocide in Chechnya
Elbette; Zulme karşı direniş de var, şükür, Chechen resistance About This Video Music: Ali Dimaev "Chechnya" "And what is wrong... Added: May 08, 2007 "And what is wrong with you that you fight not in the Cause of Allah,and for those weak, ill-treated and oppressed among men, women, and children, whose cry is: "Our Lord! Rescue us from this town whose people are oppressors; and raise for us from You one who will protect, and raise for us from You one who will help." Holy Qur´an 4-75
+-+
Bir insanı köle yapabilirsiniz, eyy sioni-sadist-gen'i bozuklar sizi; hatta, binlerce insana daha kıyabilirsiniz; üstüne üstlük, resmi tarihi kendi yalanlarınız dogrultusunda yazdırabilirsiniz, nasıl ki HITLER'i&SADDAM'ı&ARAFAT'ları&Olof PALME'leri&Che GUEVARA'ları siz öldürtüp sonradan "yok, öldürülen bizlerdik; temizledigimiz HITLER bize Holocaust uyguladı; olmayan gazlarla yok etti bizi, Çalışma Kamplarında bize iş egitimi verirken milyonlarca yahudiyi kibrit kutusuna koyup sabuna çevirdi; bizi zeytinyagı yaptı, yok ayçiçegi yagı yaptı; Ìkinci Dünya Savaşından önce tüm Batı'da toplam belki üç milyonduk, 6 milyonumuzu HITLER'in iskeleti bir ossurukta öldürdü, ondan öncesinde Almanya'da 1 milyon bile degilken öldürüle öldürüle (toplama çıkarma hilesine dikkat-!!!-) savaştan sonra kendine Yahudi diyenlerimiz olarak sadece Avrupa'da iktidarda 9-10 milyon kaldık; dahası sayısız sahte pasaportlumuz hırsızımız arananımız azılımız ipi kopardı dünyaya yayıldık; yani öldürülmüştük de basit matematige boşverin; bu üç katı fazlasıyla üreyenler, Alman-Irak-Afgan-Balkan-Chechen-Filistin vbg hazinelerini yagmalayıp dünya bankalarının tamamını ele geçirenler fare deliginden mi çıktı; Israil nasıl yasasız temelsiz resmen terörizmle kuruldu; hiç sormayın" deyip dünyanın beyni yıkanan bölümüyle alay ettiginiz gibi.. . Yıllardır, siyon megafonu medyanın da orrospulugu sayesinde dünya, gerçekte kıyıma ugrayanlara degil, iligimizi emen zalimlere, yahudilere, işbirlikçi pézevenklerine, masonlara fasonlara agladı.. Kan ve gözyaşına paralel, egemenlerin borsa gelirleri arttı; özellikle Hollywood senaryoları dogrultusunda, cellatların kazancı yükseldi... Dogrusu; ancak bu kadarını başarabilirsiniz!.. Yani hiçbir zaman hiçbir halkı tümden köle yapamazsiniz ve asla böyle bir melanete/iblislige/konvertibilite pislige/nihai amaca erişemeyeceksiniz; yeter ki yeryüzünde son bir tane de olsa temiz süt emmiş namuslu insan evladı buluna!..
Leyla'lar/Setenay'lar/Rachel'ler, her utkunun adı oldu; onlar biziz/
ruhumuz onlarda kanatlanıyor artık; bizler beden'iz/
soluguyla omuzdaş, sesi kulaklarımızda meleklerimiz/
sevdamıza anlam verdiniz; umudu-onur'u siz yücelttiniz/
kanlarınızla tomurcuklandı direnç çiçeklerimiz!
+-+
Allah, Misyoner köpeklerin bin türlü belasını versin! Bunların beynini yıkayıp ipini tutan insan düşmanı vicdansız mason agalarının da gözleri kör olsun!
Ìlgili media link listesi:
http://www.a3.com/cgi-bin/bbs/dx.cgi/13041.html
http://seino.blogcu.com/4486701/
http://tolgatokgoz.blogcu.com/1811738/
http://www.network54.com/Forum/146256/message/1136977860/
http://www.a3.com/cgi-bin/bbs/dx.cgi/13037.html
http://www.enas.ru/bbs/msg/0119.htm?54
http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2005/Eylul/04/Haber_82937.aspx
http://www.erzincan24.com/News-file-article-sid-218.html
http://www.a3.com/cgi-bin/bbs/dx.cgi/13043.html
http://www.aksam.com.tr/yazarprn.asp?a=67880,10,152
http://www.digitalconsciousness.net/guestbook/2005wx.phtml?w=10
http://pub13.bravenet.com/forum/1039907647/fetch/686560/
http://www.network54.com/Forum/10266/message/1142834730/
http://pub45.bravenet.com/forum/3781480963/fetch/779384/
http://kafdagi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=412&Itemid=2
http://guestbooks.netservices.gr/read/Mwalim?pass=&page=1
http://www.network54.com/Forum/68581/message/1168912084/
http://www.a3.com/cgi-bin/bbs/dx.cgi/13034.html
http://www.fido7.net/cgi-bin/forumm.fpl?user=oncugenclik&num=602
http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/1131.htm
http://my.porn-info.info/enter/?show=SiyonistGayOrrospu-ÖzcanTOS-ve-YahudiPezzevengi-ÌlyasEMÌR.net
http://www.tarihdostu.org/musluman/
http://wwitv.com/a1/b3954.asx
http://wwitv.com/a1/b3452.asx
http://wm.streampower.be/roj_tv
http://wwitv.com/a1/b2028.asx
http://wwitv.com/a1/b2059.asx
Kahrolsun ana katili misyoner Gayhatun Özcan TOS!
+-+-+-+-+
Nedir bu sürüp giden soykırımlar böyle
ve nedir insanlıgın elini/dilini/gözünü baglayan?!?! Ne bu gaflet; tepkisiz yıgınlar dört bir yanımızda?!
Hayır, buna daha fazla tahammül etmek de insanlık suçlarına ortaklıktır!.. Suskun kalınamaz! Zulme karşı durmak, insanca karakterin aynası; namusunu korumak, insan olan insanın mayası; onurluluk kavgası/bu bir uyanıştır; siyonizme karşı gerçek ölüm kalım safhası/bundandir ki Filistin her yerdir artık/külliyen Ortadogu'dur/Chechenia'dır/Iran'dır/Afganistan'dır; çünkü kardeşler; bu dava hepimizin davası:
Allahüekber!
Allah, Özcan TOS gibi sadist provokatör orrospuları kahretsin! Fakat bu melun G.Ö.T.de henüz kuyrugu havada diye fazla sevinmesin; hava döndü; kısılacak ìtoglu ìt, ya; ha bugün ha yarın; hiç de öyle uzak degil:
...evet, yanıtı çok öz biçimde, burada: "Ìslam ümmeti için artık yenilgi dönemi kapanmıştır!" O kadar! Masonvari dümen'e bakma sen, zaman'a bak!
Çözümler arasından U$A&U$rael iblislerini delirten Çözüm ; Cihad!
Behey melun Yahudi dönmeh Özcan TOS, sen de bu parolaya son kez bak ve biraz dikkatle bak; bil ki, halk ayaga kalktı bir kez, sonun mutlak/alınmadık tek zerre hak/sorulmadık tek bir hesap kalmayacak Seni artık Derbent'te genelev işleten pèzevenk Çingen enişten Gürbüz KO$AT familyası da kurtaramayacak!
Döktügünüz kan, sizi bogmaga yetecek olan ve isyanımızla yogrulan/ en üstün silahlardan en başta gelenidir
Ey Yahudi dönmesi ahlaksız yaratık, senin kendine saygın bile yok ki, TelAviv'deki kerhaneci babaların bayrak dedigin bu paçavrayı WC kagıdı olarak da kullanıyorlar; yani senin terbiye anlayışın da, bokunla aynı düzeyde; başka ne anlama gelebilir ki?!..
¤#¤#¤#¤#¤
¤#¤#¤#¤#¤
Gayhatun Misyoner Özcan'ın Yardımcı rollerdeki sabıkalı kardeşi, Mehmet Ercan TOS, sözde özel güvenlik bekçisi olarak şu firmada görünüyor; artık gerçekte ne firmasıysa: Polman Textil, Gökçe Köy girişi, Ìzmir yolu, BURSA
Ev adresi olarak karakolda kayıtlı kendi bildirimi şöyle:
Mehmet Ercan TOS, Selvili cadde, Bayır sokak No: 4 Çekirge-BURSA
Gittik; komşuları, buranın randevuevi olarak kullanıldıgını, kiracı sanıgın bir süredir Kocaeli'deki akrabalarının yanında saklandıgını açıkladılar.
Mehmet Ercan TOS'un dogum günü, kapıda kazılı, kim ne amaçla yazmışsa; 27 nisan 1962
KonvertYahudiProvokatörAjan Gay Misyoner Özcan TOS
Gayhatun Misyoner Özcan'ın Yardımcı rollerdeki bir diger elemanı, pézevenk eniştesi Gürbüz KO$AT Babalıgı Erzurum'lu Kerhaneci Yahudi dönmeh Cırık Cahan; hık demiş de kıçından düşmüş ìbne Ev adresi olarak karakolda kayıtlı bulunan kendi bildirimi şöyle:
Gürbüz KOŞAT, Pempe evler, Körfez mahallesi, Ata ilkögretim okulu yanı, Kanarya sitesi G-Blok No. 1/2 Derbent bucagı-Kocaeli
Gittik, gördük; vaay be; gerçekten pembe... Cürete bak; reklama bak!
Gürbüz KO$AT'ın dogum günü, kapıda kazılı, kim ne amaçla yazmışsa; 25 ekim 1951
Özetle, böyle ortamlarda sapıklar rollerini oynarlar, arkalarında kullananlar da var; sürüyle, her yanda her cinsten; fakat sonuçta, herşeye karşın, Gürbüz KOŞAT'lar ürür, kervan yürür
+-+-+-+-+
- Merak edenler var! Röportaj yapmak isteyenler bu manyak misyoner G.ÖTOŞ'u nasıl bulabilirler?
- Kolay! Röportaj bile olsa bir ücret vereceksin; yanına da koruması Mehmet Ercan denilen sabıkalı sahte subay kerhaneciyi alır ve ne kadar kirli iş olursa olsun hemen gelir... Özcan TOS'a mesaj yazmak isteyenlere de bir kolaylık; (normal posta kullanmıyor; somut propaganda gereçlerini/müslümanlara hakaret içeren sahte imzalı desenlerini, içinde tişört var diyerek özellikle Bulgar kargo şirketlerine veriyor ve mason-misyonerlik materyali/gay DVD vbg hizmet ısmarlayanlarla ücret görüşmesini ise bilgisayar kanalıyla gerçekleştiriyor) e-posta adresini verelim; buyrunuz; Misyoner provokatör narkomanın e-mail adresi: ozcan_tos@hotmail.com, wuwu_wu@mynet.com, emirerdi@mynet.com, sylwer@mynet.com, metsenat@gmx.net
Kocaeli Gölcük AKV Kız Meslek Lisesi'nde ögretmenmiş gibi sahte kimlik taşıyan utanmaz misyoner Özcan TOS'un ucuz enstrumanlar pazarladıgı randevuevi adresi; Ìçmeler Hatbi Sokak No: 9 Maşukiye Bucagı-KOCAELÌ
=
Misyoner domuz Özcan TOS'un özellikle akşamları takıldıgı bir ortam; Kubi'nin meyhanesidir; burada bu hayvanı kıstırıp kendi bokunu kendine yedirtmek de akla gelebilecek haaarika alternatif olanaklardandır; adres:
Cumhuriyet caddesi'nde Türkiye Komünist Partisi bürosu karşısına düşen ara sokak; yani, Fettah Öven Sokak no: 12-14
¤#¤#¤#¤#¤
¤#¤#¤#¤#¤
Dönmeh Özcan TOS, vicdanını sìxem utanmazsın Özcan TOS; sana insan diyen narko-masonry-maniak sahiplerini de sìkeyim!
Bunlardan bu piyasada çokça var; orada-burada-her yerde varlar; işte, örnegin Irak'ta sapık amerikan pìçi siyon cellatlar; yalaşıyorlar:
Kimi müslümanların kafasını parçalayarak demokrasi (!) getirdiler:
Ne kadar katliam o kadar kazanç
Kimi müslümanları da yakarak demokrasi (!) getirdiler:
- Manzara budur: ona çamur, buna çamur; çamur karakterli siyon domuzların tek yetenegidir; yani ÖzCani de aynı bokyiyen hayvan cinsidir; Gürbüz'ü de ardındaki narkomaniak sahipleri de...
- Ne demeli; bilmem ki: Gürbüz KOŞAT, Erzurum genelevindeki sermaye orrospu Hünkar'dan türeme babası belirsiz pislik, vicdanını sìkeyim Gürbüz KOŞAT; sana insan diyen sahiplerini de sìkeyim!
¤#¤#¤#¤#¤
¤#¤#¤#¤#¤
Elbette, umut insanda; umut, "vicdan" denilen erdem'e erişmiş olgunluktaki örneklerdedir.
Mazlumların umutları, bilinçli tepkisi bulunanlarda simgeleniyor! Herkes bir anda namussuz olamaz! Çürümemiş olanlar da var; alanlarda direniyorlar:
Ey islam düşmanları/insan düşmanları, Gürbüz Koşat benzeri insan suretindeki genetik deformaSiyonlar, boklu mason gôtü yalayan ìbneler, sizlerin sonununuz daha beter olsun; inşallah! Amin!
Ey islam düşmanları/insan düşmanları, Özcan Tos benzeri insan suretindeki genetik deformaSiyonlar, boklu mason sìki yalayan ìbneler, sizlerin sonununuz daha beter olsun; inşallah! Amin!
Nasrallah, "Artık yeni Deniz'ler istiyoruz. Zalimlere karşı saflarımız her zaman açıktır yeni Denizler'e. Deniz, Filistin ve Lübnan halkının kalbinde her zaman yaşayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ne yazık ki, Deniz'lerin bıraktığı ortak düşmana karşı savaşım ile kardeşlik artık yok. Emperyalizme karşı savaşımızda, devrimciler de sorumluluk almalı ve Filistin ile Lübnan halkımızın kalbinde yeniden Deniz'leşmeliler" dedi.
Anti-emperyalist liderlerden Hugo Chavez'e de övgülerde bulundu...
Sosyalist hareketin kendilerine büyük moral sağladığını anlatan Nasrallah, Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez'e de övgüler yağdırarak, "Birçok Müslüman devletin yapamadığını Chavez yaptı ve İsrail Büyükelçisi'ni çekti. Ayrıca direnişimize desteklerini iletti ve bu bizim için büyük moral kaynağı oldu" diye konuştu.
İsrail'in erkek, kadın ve çocuk demeden masum insanları öldürdüğünü söyleyen Nasrallah, "Temkinli davranıyoruz ve sivillere kesinlikle füze atmıyoruz. Önceden belirlediğimiz yerlere kontrollü olarak füze atıyoruz" dedi.
"İsrailli Arapları bilinçli olarak sınıra sürüyorlar. Onlar bize hedef gösteriyorlar" diyen Nasrallah, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ama biz, provokasyona ve fitneye gelmiyoruz. Savaşçılarımız kara harekâtında İsrail güçlerini bozguna uğratıyor. Ancak şunu bilsinler ki, henüz önemli silahlarımızı kullanmadık. İsrail, bizi ölümle yıldıramayacağını bildiği için altyapılarımızı yollarımızı, köprülerimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı yok etmeye çalışıyor. Vatanımızın özgürlüğü dışında hiçbir çözümü kabul etmeyeceğiz."
http://www.mogulus.com/kocaeli
Even in the US (America) "Özcan TOS&Gürbüz KOŞAT couple" pointed as one of the main figures, who were been the famous Zionist Missonary hornies of the NWO (New World Order):
http://zinzin.us/index.html?q=%C3%96zcan+Tos&cmd=Img
Tıkla gelsin; seni sevmeyenlere de gitsin; belki böylece yüreklerinde insanlık titreşimi devinir!
Ahmet KAYA
Defolun misyoner sapıklar! Ìnsanlıgın yakasındaki keneler, defolun!
Hayvan olsa tepki gösterir böylesi zulme; ya sen neredesin ey sevgili insan?!
Kahrolsun siyon-mason çanagı yalayan ikiayaklı köpekler!(buraya tıkla; gelsin!)
Hayvan olsa tepki gösterir böylesi zulme; ya sen neredesin ey sevgili insan?!
Kahrolsun siyon-mason çanagı yalayan ikiayaklı köpekler!(buraya tıkla; gelsin!)
Hayvan olsa tepki gösterir böylesi zulme; ya sen neredesin ey insan?!
Kahrolsun siyon-mason çanagı yalayan ikiayaklı köpekler!(buraya tıkla; gelsin!)
¤#¤#¤#¤#¤#¤#
¤#¤#¤#¤#¤#¤#
Tıkla gelsin; seni sevmeyenlere de gitsin; belki böylece yüreklerinde insanlık titreşimi devinir!.. Diyemedim/Kamuran AKKOR
dogru adresini diyemedim ki: Gay Özcan-adres Sauna Maşukiye-Ìçmeler Hatbi Sokak No: 9
http://www.imeem.com/people/5k4Xf4Q/music/ZrZ6Y9g6/ayrldk_diyemedimmp3/