...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

Gerçek Avrupa Birliği’nin yolu Türkiye’den geçer!

October 11 2005 at 12:21 PM
No score for this post

By PROF. DR. JOHAN GALTUNG  (Login perspektif)
Forum Owner

 

PROF. DR. JOHAN GALTUNG

11.10.2005  SALI


Gerçek Avrupa Birliği’nin yolu Türkiye’den geçer!

Elbette Türkiye, Fransa ve Almanya’nın desteğiyle AB’nin bir üyesi olacaktır. Bu süreç biraz vakit alacaktır; ancak bu ülkelerin birbirine ihtiyacı var.

Bu evlilik yıldızlara yazıldı bile. Nedenini şöyle açıklayayım; 1980 yılında on yıl içinde Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla başlayan Sovyet İmparatorluğu’nun gerileyişini ve çöküşünü ve 2000 yılında ABD imparatorluğunun, harika Birleşik Devletler ülkesinin değil, 20 yıl içinde gerileyişini ve yıkılışını tahmin ettiğim gibi bu gerçeği de öngörüyorum. İmparatorlukların gerileyişi ve çöküşü onların sömürgeci yapılarıyla çözemediği problemlerle ilintili olarak açıklanabilir; sorunların vaki olduğu anlarda toplumlar ve birlikler bunları işbirliği olmadan çözemez.

2020 yılına kadar AB üyeliği şimdiki 25 üyeden Avrupa Konseyi’nin 44 üyesine doğru genişleyecek ve hatta OSCE’nin Avrupalı üyelerini (50+) kapsayacak. 2020’li yıllarda İslam Konferansı Örgütü içindeki (İKÖ) 57 üye devlet “ülkeler” aracılığıyla büyük ölçüde Batı tarafından çizilen sınırları ortadan kaldırarak “konferans”tan “topluma” geçiş yapacak. Önce, bu 750 milyon insan Atlantik’ten Çin’e (1,3 milyar) bir kemer vazifesini oluşturacak. Daha sonra ise, 1,3 milyar kişi Kazablanka’dan Mindanao adasına kadar paralel biçimde bir kuşak oluşturacaktır. Geçmişe bakıldığında ilişkiler barışçıl bir biçimde sürmedi: Hâlâ Balkan politikalarını şekillendirmekte olan istikrarsız bir denge içinde, merkezi Şam olan ilk halife hanedanının genişlemesi, Haçlılar, Habsburglar ve Osmanlıların Anglo-Amerikan-Fransız ittifakı tarafından yenilgisi, Sykes/Picot ihaneti, Balfour Deklarasyonu, İsrail/Filistin, Irak, İran, Pakistan ve Endonezya.

Türkiye, iki kuşak arasında aktif bir barış için hayati öneme sahip bulunuyor. Türkiye, AB genişlemesinin Kafkaslara ve Orta Asya’ya ulaşmasına bir yol konumunda. Türkiye, kıtaların üzerinde oturuyor. Hem de İslamcı ve Batıcı/laik medeniyetlerin üzerinde yükseliyor, Türkiye. Aynı zamanda, bir dönem Osmanlı olan Arap olmayan İslam ile Arap İslamı arasındaki bölünme üzerindeki kavşakta konuşlanıyor, (şimdiye kadar) son halifenin koltuğunun bulunduğu ülke burası. Türkiye’nin her iki kampta da üyeliği olmaksızın, AB kadar önemli olan gelecek vaat eden dinamik İKÖ’de, her iki Batı-Doğu kemeri kolay bir biçimde anlaşmazlık, kıvılcım ve ateş geliştirebilir. Türkiye ile birlikte, insanlığın üçte ikisini kapsayan 2 milyardan daha fazla insanı kapsayan duyarlı bir işbirliği geliştirebiliriz.

Türkiye aynı zamanda, Almanya’nın ciddi boyutlara ulaşan nüfus azalması için de anahtar pozisyonda: ABD’de anneler ortalama 2,1, Fransa’da 1,9 ve İngiltere’de 1,7 çocuk doğururken, Almanya’da bu oran sadece 1,3. (Nüfus artışı için bu oranın 2,1-2,2 olması gerekli). Etkileyici Alman makinesinin çalışması için boşluğu kim doldurabilir? Elbette göçmenler. Peki Doğu Avrupalılar ile Rusların durumu nasıl? Fazlasıyla mafya ve suç batağındalar. Neden Türkler daha iyi? Çünkü onlar Müslüman ve Müslümanlar bugün Hıristiyanlara göre daha ahlaki yaşıyorlar, daha fazla dua ediyor, Ramazan’da oruç tutuyor, zekat veriyor ve Hıristiyanlar belki yılda bir kez kiliseye giderken onlar hacca gidiyor. Hollanda’da yapılan bir kamuoyu anketine göre, Hollandalıların sadece yüzde 3’ü Türkiye gerekçesiyle anayasaya hayır oyu verdiklerini belirtiyor ve bu oran Fransa’da yüzde 6 (sorun anayasanın kendisiydi). Fransızların problemi Türkiye değil, ancak Türkiye’den sonra Tunus-Cezayir ve Fas’a nasıl hayır denilecek? Ancak onlar Avrupalı değil ve pek çok Avrupa ülkesi için köprü de değil. Konu, Avrupalı-Hıristiyan/Afro-Asyalı-Müslüman çerçevesinde ele alınmalı; ve Almanya hayati öneme sahip. Türkiye’nin AB üyeliğine bir alternatifi var: dinamik bir İKÖ, istikrarsız bir ABD-İsrail ittifakı değil. Ancak, AB’nin alternatifi yok. Gerçek bir Avrupa Birliği yolu Türkiye’den geçmektedir.

(*) Bu yazıyı Zaman için kaleme alan dünyaca ünlü Norveçli Prof. Galtung, Avrupa’daki Barış Araştırmaları Ensitütüsü’nün kurucusudur (1964). Prof. Galtung, uyuşmazlıkların çözümü alanındaki çalışmaların öncüsü olarak biliniyor. Bay Galtung, aynı zamanda Oslo’daki Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucusu olup, Barış ve Gelişme Ağı TRANSCEND’in direktörüdür.

03.10.2005

http://www.zaman.com.tr/?bl=yorumlar&trh=20051011&hn=215801


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page