|
Kısa bir süre önce Rusya Devlet Başkanı’na, Başkan’ın Güney Federal Bölgesi Temsilcisi Dimitri Kozak tarafından bir rapor sunuldu. Hatırlayacağınız gibi, Putin göreve geldikten kısa bir süre sonra “vertikal vlasti” adını verdiği, dikey idare sistemini tüm ülkede yerleştirmek amacıyla, ülkeyi yedi idari bölgeye ayırmış, bu bölgelerin başlarına da güvendiği isimleri atayarak, bölgeleri daha yakından kontrol ve idare etmeye başlamıştı. Dimitri Kozak, Eylül 2004’den beri Kuzey Kafkasya olarak bildiğimiz ve içinde Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya ve Karaçay-Çerkezya’nın bulunduğu 12 bölgeden oluşan Güney Federal Bölgesinde Başkanın tam yetkili temsilcisi.
Bislan okul baskınından sonra Putin, bölgedeki durumu araştırmak ve çözüm yolları üretmek amacıyla federal bir komisyon oluşturarak başına da Dimitri Kozak’ı tayin etmişti. Komisyon’un görevi bölgede sosyo-ekonomik durum, hukukun korunması, savunma ve güvenlik, göç, kültür ve eğitim, etnik gruplar ve dinler arası ilişkiler, dinsel radikalizm konularının araştırılıp, analiz edilmesi ve çözüm önerilerinin oluşturulması idi. Uzun süren bir çalışmadan sonra komisyon bir rapor hazırladı ve bu rapor Kozak tarafından Başkan Putin’e geçtiğimiz Mayıs ayında sunuldu. Raporun bir kısmı ise epey sonra, her nasılsa (!) basına sızdı/sızdırıldı.
Raporda yazılanlar aslında ilke defa dile getirilen ve bilinmeyen hususlar değil. Bölgedeki ekonomik kaynakların ve devlet organlarının belli aşiretler tarafından monopolize edildiği, önemli fabrikaların, aralarında akrabalık bağı olan kişilerce idare edildiği, idarenin toplumdan koparak kapalı bir rejim haline geldiği, idarecilerin sadece kendi menfaatlerine hizmet ettikleri, idarecilerin oluşturduğu dikta rejiminin toplumu develete karşı kayıtsızlığa ittiği Kuzey Kafkasya hakkında bilinen gerçekler.
Yeni olan bütün bunların resmi bir raporla, direk olarak Putin’e sunulması. Raporda yer alan ve basına sızdırılmayan kısım ise çözüm önerileri. Bu çözüm önerileri hakkında yazılan iki şey var: Birincisi yerel elitlerin değiştirilmesi gerektiği, ki raporun açıklanmasından kısa süre önce bölgedeki bazı yerel idarecilerin yerine yenileri atandı, ikincisi ise sorunları güç kullanarak çözmeye kalkmamak.
Bu ikinci nokta Rusya’nın iç istikrarı açısından büyük önem taşıyor. Rusya’da mevcut anlayış bölgelerdeki sorunların, özellikle Çeçenistan’daki gibi bağımsızlık taleplerinin güç kullanılarak bastırılması gerektiği yönünde. Bu anlayışı besleyen kaynaklar ise ülkenin Sovyet geçmişinde yatıyor. Sosyal planlama, merkeze boğun eğme, eğmiyorsa eğidirme Sovyetlerin hep uyguladığı bir idare tarzıydı. Merkez, efendi-idareci, çevre ise boyun eğmek zorunda olandı. Gerektiğinde şahısların ve topluca milletlerin sürgün edilmesi de başvurulan çözüm yollarındandı.
Belki de günümüz Rusya sorunlarının bir çoğu Sovyetlerin bu anlayışından kaynaklanıyor. Aynen kurnaz lokantacının fıkrasında olduğu gibi, “siz yeyiniz faturayı torunlarınız ödesin”. Sovyetler zamanında yapılan hataların faturalarını onların torunları bu gün ödüyor.
Kuzey Kafkasya bugün Rusya için vücudun kangren olan uzvu olmaya doğru gidiyor. Özellikle Dağıstan sıradaki Çeçenistan olmaya hazır. Akla gelen ilk çözüm yöntemi ise “orduları gönderin” oluyor. Daha geçenlerde Putin, Dağıstan-İnguşetya sınırında iki yeni askeri üs kurulması emrini verdi.
Meselenin sosyal ve ekonomik tedbirler alınarak, çok önceden tesbit edilmesi ve çözüme başvurulması pek uygulanan bir metod değil Rusya’da. Toplumlar arası gerilimi azaltıcı poltikalar izlenmesi, halkın ekonomik durumunu güçlendirici tedbirleri alınması ve bu şekilde Kuzey Kafkasya’dan göçün önüne geçilmesi birinci derecede yapılması gereken şeyler. Birlikte yaşamak taviz vermeyi gerektirir. Burada en büyük tavizi ise merkezin vermesi gerek ki, çevre merkeze yaklaşmayı kabul etsin.
Dr. İhsan Çomak drihsancomak@hotmail.com
|