Sivillere Yönelik Terör Yapan TAK, PKK’nin Bir Paravan Örgütü
Terör örgütü PKK’nin, 1984’ten itibaren Dogu ve Güneydogu Anadolu bölgelerinde; kadin, ihtiyar, coluk cocuk da dahil sivil halka ve sivil kamu görevlilerine yönelik gerceklestirdigi terör saldirilarinda binlerce masum insani katlettigi biliniyor. Bu nedenle, toplumun her kesiminden tepki alan PKK, simdi taktik degistirdi. Özellikle Haziran 2004 itibariyle Türkiye’nin büyük kentlerinde sivilleri hedef alan onlarca terör saldirisini artik “TAK” (Kürdistan Özgürlük Sahinleri) isimli paravan bir örgüt üstleniyor.
TAK, PKK’nin bizzat kendisidir. PKK, her ne kadar bu örgütle iliskili olmadigini söylese de hic kimseyi inandiramaz. Cünkü TAK’in bugüne kadar üstlendigi eylemlerle ilgili tüm aciklamalarinin, önce PKK’ya ait Mezopotamya Haber Ajansi tarafindan duyurulmasi, ardindan da yine PKK’ya ait Roj TV, Özgür Politika ve Özgür Gündem gazetelerinde yayinlanmasi her seyi acikliyor. Kurulus tarihi, lideri, kadrolari, tüzügü, programi, ideolojisi hakkinda hicbir sey bilinmeyen ve kamuoyuna bu konuda hicbir aciklamada bulunmayan TAK’in, bugüne kadar PKK aleyhinde herhangi bir beyanda bulunmamasi, keza PKK’nin da TAK karsiti bir söyleminin olmamasi enteresan degil midir?
Bu konu, yabanci basinin da dikkatinden kacmiyor. İsvicre’de yayinlanan “Tages Anzeiger” gazetesinin 19/07/2005 tarihli sayisinda yayinlanan “Kürt Özgürlük Sahinleri’nin Arkasinda PKK Var” baslikli yazinin yazari Christiane Schlotzer, hakli olarak söyle diyordu: “TAK’in izini sürmeye calisanlar, Almanya'da bulunan PKK’nin Mezopotamya Haber Ajansi'nin adresine ulasiyor. Ajansa, genellikle TAK saldirilari üstlenme haberleri ulastiriliyor.”
“Kürdistan Özgürlük Sahinleri” (TAK) adli paravan örgütten önce, yine sivilleri hedef alan cesitli eylemlerin; “Apo'nun Sahinleri”, “Günesin Sahinleri”, “Apo'nun Özgürlük Sahinleri” gibi paravan örgütlerce üstlenildigi biliniyor. Her sey bu kadar acik ve secik.
Birkac gün önce Istanbul’daki bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamayi da yine “Kürdistan Özgürlük Sahinleri” (TAK) üstlendi. Adet oldugu üzere üstlenme haberi de Roj TV’den duyuruldu. Olayin ardindan, Gazeteci-Yazar Ridvan Akar, konuyu Birgün Gazetesi’ndeki (21/10/2005) sütununa tasiyarak, bu paravan örgütle PKK’nin iliskisini irdeledi.
R.Akar’in, “Isteyen Kizabilir, Terörü Lanetliyorum” baslikli yazisini pek cok acidan anlamli buldugumdan aynen aktariyorum:
“Maslak’ta bir benzin istasyonuna bomba kondu. Sabah gazetesi konan bombanin A-4 oldugunu yazdi.
Polis ihtiyatli konustu, terör ya da likit gazla calisan bir otomobilin benzin deposunun patlamis olabilecegini söyledi.
Sorusturma sürüyor. Gercek ortaya cikacak. Ama bir aciklama var ki polisten daha önce aciklandi.
Bir aciklama var ki cinayeti, ölümü, terörü bir kez daha kutsadi.
Adina Kürdistan Özgürlük Sahinleri denilen bir örgüt patlamayi üstlendi. Benzin istasyonuna bomba koymuslar, internet sitelerinde sahipleniyorlar.
Bu siteden bizi haberdar eden kim? HPG, yani PKK’nin silahli kanadi. Kürdistan Özgürlük Sahinleri adi verilen bu örgütün eylemi üstlendigi vurgulanarak, “bizim bu örgütle hic iliskimiz yoktur” aciklamasi yapiliyor.
Sözkonusu örgütün sitesine giriyorsunuz, örgütün isminin hemen altinda “Kürdistan fasizme cehennem olacak” slogani ile karsilasiyorsunuz. ‘Maslak nire’ demeyin, Maslak’taki ‘cehennemin’ nedeni bu.
Örgütün sitesinde ne amaci, ne ideolojisi ne de gecmise dair hicbir veri yok. Sitede sadece üstlenilen eylemlere yer verilmis.
Bizim bu yalana inanmamizi istiyorlar.
Bombalar patlatiyorlar, sivil, masum insanlari, kadin, cocuk, üniformali, anne/baba ayirtetmeyen o bombalarla öldürüyorlar ve sonra da sitelerinde hicbir ideoloji ve gerekce aciklamak zahmetine bile katlanmiyorlar.
Terörü gerekcelendirecek bir ideoloji ve gerekcenin inandirici olamayacagini mi biliyorlar?
Bunun önemi yok. Ama PKK bu örgütün kendilerinden ayrildigini iddia ediyor. Yani kontrollerinde olmayan bir örgütün bu eylemleri gerceklestirdigine inanmamizi istiyorlar.
Inanalim mi? Kesinlikle hayir.
Bu örgüt hicbir bicimde ayrildigi PKK’yi elestirmiyor. Eger pasif buluyorsa bunu söylemesi gerekmez mi? Kendini tanitmak icin nicin var oldugunu, PKK’dan nicin ayrildigini anlatmasi gerekmez mi?
Bugüne kadar PKK’dan ayrilan bütün örgütlerle PKK kanli bicakli olmadi mi? Onlarca insan o husumet nedeniyle yasamini yitirmedi mi? 12 Eylül öncesinde ve sonrasinda bölgesinde kendisinden baska hicbir siyasi örgütü barindirmamak icin siddet kullanan PKK, nasil oluyor da bu örgütün “kendilerinden ayrildigi” disinda hicbir aciklamaya ihtiyac duymuyor? Bu eylemleri nefretle kinamasi gerekmez mi?
Bu iki örgüt arasindaki ayrim nedir? Hangi ideolojik, tarihi ve pratik nedenlere dayanmaktadir. Bu ayrim ne zaman gerceklesti? Bilen varsa anlatsin, ögrenelim.
Bu iki örgüt arasindaki iliskiyi ortaya koyan bir baska olgu daha var ki PKK’nin siyasi takiye yaptiginin en önemli kaniti olsa gerek.
PKK’nin ilan ettigi ateskes boyunca, Kürdistan Özgürlük Sahinleri adi verilen örgüt de bomba patlatmadi. Terörü durdurdu.
PKK’nin yeniden ateskesi bozup, “mesru aktif savunma cizgisini” acikladigi dönemden itibaren örgüt yeniden faal oldu ve benzin istasyonu disinda bir eve ve otoparka da bomba koydugunu iftiharla acikladi.
Soru sudur; PKK kentlerde coluk, cocuk, masum bütün insanlari kapsayan bu terörden, kopan kollar, parcalanan bedenlerden utandigi icin mi bu terörü taseronuna ihale etmistir?
Bizim bu yalana inanacagimizi mi sanmaktadir?
Bu ülkenin solculari terörün her türlüsüne istisnasiz karsi cikmalidir.
Cünkü terör öldürür.”
*
Bir yandan, cesitli paravan örgütlerin arkasina siginarak terörist saldiri ve sabotajlarla kan döküp insanlik sucu islemeye devam eden PKK’nin, diger yandan “baris” cagrilari yaparak, “genel af” talebinde bulunmasinin mantikla bagdasir hicbir yönü yoktur. Halkin PKK’ya olan tepkisi de giderek büyümekte ve nefrete dönüsmektedir.
PKK’nin, artik silah birakmaktan baska hicbir sansi kalmamistir.