...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

"Fransız modeli"nin iflası...

November 12 2005 at 3:42 AM
No score for this post

By Cengiz ÇANDAR  (Login perspektif)
Forum Owner


Response to "Paris Yanıyor"dan Türkiye'ye düşen dersler...

 

 
 

"Fransız modeli"nin iflası...

Fransa'daki "varoş intifadası" denilebilecek ya da pekala "Müslüman Kuzey Afrikalılar ve Siyahların Başkaldırısı" olarak nitelenebilecek olayların Türkiye için önemli dersler içerdiğine dünkü yazımızda değinmiştik. Çünkü, Türkiye, kendisine "devlet yönetim rejimi", "etnik sorunlara yaklaşım" ve "din-devlet ilişkilerini düzenleme" bakımından "Fransız modeli"ni esas almıştır. Ve, Fransa'daki olaylar hangi yönde ilerlerse ilerlesin, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, tartışmasız, bir "gerçeği" ortaya çıkartmıştır: "Fransız modelinin iflası"! Bu olayların bu hale gelmesindeki payı küçümsenemeyecek ölçüde olan İçişleri Bakanı ve 2007'nin Cumhurbaşkanlığı heveslisi Nicolas Sarkozy bile, Fransız modelinin yerine "Anglo-Sakson uygulaması"nın daha isabetli olduğunu söyleme noktasına gelmiştir. Nicolas Sarkozy yönetimindeki bir Fransa'nın, Türkiye'nin en önemli ve en büyük "21.Yüzyıl vizyonu" olan "AB entegrasyonu" bakımından sıkıntılar yaratacağı apaçık.
Bu nedenle, Sarkozy'nin Fransız siyaset arenasında zayıflamasından üzüntü duyamayız. Fransız Müslümanlarının "ayrımcılık", "dışlanma", "aşağılanma" ve içine itildikleri "yoksulluğun" tetiklediği ve şiddet eylemlerine yol açan öfke ve tepkilerine, "mediokr-düzenci" kınamalarla yaklaşmak, bizim işimiz değil. Fransa'nın "kamu güvenliği"nden biz sorumlu değiliz. Fransız Müslümanlarına reva görülen, "ayrımcılık", "dışlanma" ve "aşağılanması" zihniyeti, Fransa iç politikasında nasıl uygulanıyorsa, Fransız dış politikasında da Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik olarak benimseniyor.
Bu "zihniyet"in sarsılması, Türkiye'nin yararınadır. "Fransız modelinin iflası" da Türkiye'deki "statüko zaptiyeliği"nin dayanaklarının zayıflamasına yol açacaktır. "Fransız modeli"nin vatandaşlık anlayışı, "Fransız vatandaşlığı"na dayanıyor. Buysa, "asimilasyonist" bir yaklaşımı ifade ediyor. Bizdeki "birinci sınıf vatandaşlık"tan farkı yok. Daha doğrusu, bizimkisi "Fransız modeli"nin Türkleştirilerek ithali. Biz de nasıl herkes "birinci sınıf vatandaş" ise yani, hiç "ikinci sınıf vatandaş" bizde bulunmazsa, "Fransız vatandaşlığı" kavramı da, Fransız ihtilalinin ünlü "eşitlik, kardeşlik, özgürlük" üçlemesinin "eşitlik" yönüne uyarlanıyor. Oysa, "kimlikler"in reddi nedeniyle eş anlamlı hale gelen bu yaklaşımda, kağıt üzerinde Nicolas Sarkozy ile Müslüman-siyah Nicolas Anelka eşit kabul ediliyor.
Uygulamada, "kimliklerin reddi" nden ötürü, hiçbir eşitlik olmadığı gibi, tam anlamıyla bir "eşitsizlik" söz konusu oluyor. Dine kamusal alanda hiçbir yer tanınmadığı, Fransız, 1789'un kuvvetli "anti-klerikal" geleneği üzerine inşa edildiği için, Fransa'daki Müslüman kimlik de hiçbir şekilde "özgün nitelikleri" ile kabul görmüyor. "Başörtüsü yasağı"nın AB ülkeleri içinde sadece Fransa'da bulunması ve Türkiye'deki "laikçiliğin" bu konudaki "ölçüsü" ve "gözbebeği"nin Fransa olduğu malumdur. Zaten, Türkiye'deki "laik" kavramı bile Fransa'dan ithaldir. Anglo-Sakson dillerinde "laik" değil, "seküler" diye bir kavram vardır ve "laicite" ya da "laiklik" ile "sekülerizm" aynı şey değildir. Türkiye'de uygulanan "Fransız laikliği"dir. Fransa'nın kendine özgü koşullarında mümkün olanı, apayrı bir tarihi tecrübeden, farklı bir kurumlaşmadan gelen ve farklı bir din kültürüne ait olan Türkiye'de aynen uygulamak imkansızdır. Bir "teselli argümanı", Fransa'daki olayların "din boyutu" bulunmadığı, tümüyle "ekonomik olduğu"na ilişkin. Söz konusu olayların, çok boyutlu olduğu besbelli.Fransız ekonomisinin genellikle kötü durumda bulunmasının, Paris ve diğer şehirlerdeki banliyölerde (varoşlar) işsiz ülke genelinin iki -üç misline çıkmış olmasının, koyu derili insanların iş bulmakta zorlanmalarının (gizli ırkçılık), "öfke infilakı"nda çok önemli payı olduğu kesin. Ancak, bu olaylara karışan insanların, bu "öfke"yi en kuvvetle hissedenlerin, Fransız "Müslümanları" olmaları bir raslantı mı? Eğer raslantı değilse -ki, değil- o zaman olayların "Müslümanlık"la, daha doğrusu "Fransız modeli" ile irtibatını kurmak zorundayız. "Fransız modeli", "entegrasyoncu" değil, "asimilasyonist"; katılımcı değil "seçkinci-elitist" ve "Fransız modeli", çağın gereklerine hatta AB'nin yapısının gereğine uygun olarak "yerinden yönetim" yerine "aşırı merkeziyetçi".
Fransa, şok geçiriyor. Bu olayların belki de "en hayırlı" yanı, Fransızların kendi "modellerini sorgulamaya" başlaması olacak. Fransa'nın "entelektüel derinliği" buna uygun. Felsefe ve düşünce söz konusu olduğunda, Fransa, yine dünyanın kalburüstü beyinlerine sahip olma gururuna sahip. Edgar Morin, Alain Finkelkraut, Bernard Henri- Levy, Alain Tourain, Alexandre Adler gibi beyinler Fransa'da. Fransa, "Fransız modeli"nin iflasının yol açtığı bu "travma"yı muhtemelen aşacak. Biz, Türkiye'de Fransa'da olup-bitenlerden, günlük yavan polemiklerin dışına çıkarak, ders çıkartmalıyız. Türkiye'nin geleceği bakımından "en hayırlısı" ise "Fransız modeli"ne "Fransız kalmak" olacak...

 

http://www.bugun.com.tr/2005/11/09/yaz1497-70005-118.html


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Response TitleAuthor and Date
Fransız olamayız; Fransa'ya "Fransız" kalamayız...By Cengiz ÇANDAR on Nov 12
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page