...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

Fransız olamayız; Fransa'ya "Fransız" kalamayız...

November 12 2005 at 3:43 AM
No score for this post

By Cengiz ÇANDAR  (Login perspektif)
Forum Owner


Response to "Fransız modeli"nin iflası...

 

 
 

Fransız olamayız; Fransa'ya "Fransız" kalamayız...

Konumuz Fransa. Yine, Fransa. Bu ülke kadar dünya ve Avrupa tarihini biçimlemekte önemli rol oynamış bir başkasını bulabilmek kolay değil. 1789'daki İhtilal, ondan önce "Aydınlanma"daki muazzam payı, Napolyon savaşlarıyla, Doğu'yu (Avrupa'nın doğusunu, Orta Doğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nu) "modernite" ile tanıştırmaktaki olağanüstü rolü, Avrupa Birliği'nin kuruluşunda oynadığı baş rol ve 1968'i başlatan ülke olması.
Şimdi de, etkileri Avrupa'nın tüm ideolojik ve toplumsal geleceğini belirleyecek gelişmelerin merkezi haline gelmesi, Fransa'yı özel kılıyor. Fransa'yı tarihiyle, yapısıyla, gelenekleriyle bilmek ve anlamak gerekiyor. Bu, büyük ölçüde kendimizi bilmek ve anlamanın da ipuçlarını vereceği için özellikle önemli. Zira, "Türkiye modeli" çok büyük ölçüde "Fransa modeli"nden etkilenerek, ona benzer biçimde inşa edilmiştir. Bu, ta "Osmanlı reform hareketleri"nden başlayarak, Cumhuriyet'in temellerinin atılmasından geçerek böyledir.
Fransa'daki olayların gelişme yönüne ve varacağı sonuçlara bakarak, Fransa'yı sık sık gündeme getirmek zorunda kalacağız. Son "varoş şiddeti"nin tümüyle "Fransız" özellikleri mevcut. Fransız yönetici sınıfının iç çelişkileri ve 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine endekslenmiş iç çekişmeleri. Son olaylarda, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Başbakan Dominique de Villepin'in kendilerine rakip gördükleri Nicolas Sarkozy'nin zayıflamasından medet umduğu çok yaygın bir kanı. Olayların önünün alınamamasında ve Paris dışındaki Fransız şehirlerine yayılmasında, Paris'teki "iç iktidar çekişmesi"nin hatırı sayılır hissesi bulunduğunu düşünen çok kişi var. Bu, Fransız "yönetici eliti" nin, ülkelerinin gerçeklerinden, toplumlarından tümüyle koptuğunun da, bir başka ifadesi. Bu arada, gelişmelerin aslında Sarkozy'nin "ekmeğine yağ sürdüğünü" düşünenlerin sayısı da hiç az değil.
Fransa'da bir bozkır yangını gibi yayılan Kuzey Afrika- Siyah (genellikle Müslüman kimlikli) kundakçılığı şeklindeki "öfke ve tepki infilakı"nın gayet açık bir "medeniyetler çatışması" boyutu mevcut. Bunun da, Fransa'da hayli güçlü "gizli ırkçılık" ve "aleni milliyetçiliği" tetikleyeceği ve bundan Jean-Marie Le Pen ve onunla "zımni ittifak" kurabilen "beyaz adam"ın "kararlı temsilcisi" Nicolas Sarkozy'yi güçlendireceğini de, "Fransa gözlemciliği"ne güvendiğim yakın dostlarımdan duyuyorum ve onların bana gönderdikleri elektronik posta mesajları vasıtasıyla öğreniyorum. Olabilir. Yabana atılır bir görüş sayılmaz. Ancak, Fransa'da "milliyetçi-sağ" ile "enternasyonalist sol" arasında çok uzun bir geçmişe dayalı ve ikisinden birini tahteravalli gibi inip çıktığı bir "ideolojik ve sosyal mücadele tarihi" zaten var. 19. yüzyıl sonunda Fransız milliyetçiliği, "anti-Semitik" güçlü tonlar taşımıyor muydu? Dreyfus'u Yahudi olduğu için "casus" damgasıyla ve "vatana ihanet"ten Fransız yargısı mahkum etmemiş miydi? Buna karşılık, aynı Fransız toplumu Dreyfus olayı üzerine "J'Accuse-İtham Ediyorum" diye haykıran ve ırkçılığa başkaldıran bir Emile Zola'ya aynı dönemde sahip değil miydi? Birinci Dünya Savaşı çılgınlığına yürekli biçimde direnen büyük enternasyonalist Jean Jaures, suikastçı kurşunlarına hedef olmamış mıydı? İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler'in Nazi işgalcileriyle işbirliği yapan Fransız sayısı, savaşın son dönemlerine dek "direnişçi" sayısından kat be kat fazlaydı. 1,5 milyon insanını "Ulusal Kurtuluş Savaşı"nda yitiren Cezayir'i "L'Algerie Français-Cezayir Fransızdır" sloganı ile "vatanın bölünmez parçası" gören Fransız sayısı, Cezayirlilerle dayanışma içindeki, başlarını Jean-Paul Sartre, Jean Daniel gibi aydınların çektiği Fransızlardan çok daha fazlaydı. Öyle ki, "sömürge dönemine son vermeye" kalkan "ulusal kahraman" General De Gaulle'e karşı, General Salan, General Matsu gibi askeri liderler, darbe yapmaya bile kalkışmamış mıydı? Şu anda Fransa'da, "sömürgeci-ırkçı zihniyet"in daha da kuvvetle hortlayacağı, Sarkozy'nin kelle vermesinden ziyade, istifa etse bile, yakında daha da güçlü biçimde siyaset arenasına geri döneceği şartlar oluşuyor belki. Belki, Le Pen, her zamankinden daha güçlü bir zemine oturuyor. Paris çevresinde şu ana dek 6000'den fazla otomobili yakan esmer tenli gençler, "varoş çocukları", Paris'in ve Fransız şehirlerinin "beyaz Fransızları"nın çok önemli bir bölümü tarafından "vandallar", "barbarlar" olarak görülüyorlar. Fransa, muhtemelen, 732 yılında Endülüs'ten (İspanya) Pireneler'i aşarak gelen Arap- Müslüman "istilası"nı Tours önlerinde yenilgiye uğratan Frank komutanı Charles Martel'e ilişkin anılarını canlandırıyor ve belki de "21.Yüzyıl'ın Charles Martel'i"ni arıyor. Fransa'yı dikkatle izlemek gerekiyor. Çünkü, Türkiye, Fransa'nın "anti-tezi" olarak "Avrupa sahnesi"ne çıktığı oranda, kendi önünü de açacak. Bu, içerde "kesintisiz ve azimli bir demokratikleşme süreci", dışarıda "medeniyetler uyumu"nun başını çekmek demek. "Fransız modeli" olmayan bir "model" oluşturmak...

http://www.bugun.com.tr/2005/11/10/yaz1497-70005-115.html


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page