...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

JAKOBENIZMIN IFLASI

November 16 2005 at 3:49 PM
No score for this post
  (Login dirilis)

 
Jakobenizmin iflası
16/11/2005 - 13:42



Mustafa Özcan



Fransa'da yaşananlar, uyum veya entegrasyon kılıklı veya maskesi altında ırkçılığın, faşizmin ve jakobenizmin iflasından başka bir şey değildir ve olamaz da. Fransa'da yaşananlar Arapların en büyük intifadası olarak değerlendiriliyor. Bir başka açıdan da tarihteki en büyük Arap devrimi Fransız topraklarında yaşanıyor.

Fransa'da yaşananlar, uyum veya entegrasyon kılıklı veya maskesi altında ırkçılığın, faşizmin ve jakobenizmin iflasından başka bir şey değildir ve olamaz da. Fransa'da yaşananlar Arapların en büyük intifadası olarak değerlendiriliyor. Bir başka açıdan da tarihteki en büyük Arap devrimi Fransız topraklarında yaşanıyor.
Arapları, göçmenleri ve yabancıları yok farzetme yani inkar politikası isyan duvarına çarptı. Yıllar yılı Fransa yabancıları yok farzediyor ve onları ademe mahkum ediyordu. Futursuz bir şekilde sürdürülen bu politika yılların birikimiyle öfke patlamasına dönüştü ve Sarkozy'nin elinde patladı. Gerçekten de utanmaz Fransızlar, 500 bin ile 1 milyon arasında veya üzerinde farzettikleri Ermeni kayıplarının hesabını sorarken ve Fransa'da en son Asurilerle birlikte Ermeniler anısına anıt üzerine anıt dikerken bazı tarihçilere göre, bu soykırım telkincileri, 130 yıllık Cezayir işgalleri sırasında müteakip dönemlerde toplam 8 milyona yakın Cezayir'linin kanına girmişler ve soykırımına neden olmuşlardır. Cezayir savaşı gündeme geldiğinde General Aussaresses gibi açık sözlüler ve sözde onurlu eski tüfekler pişman olmadıklarını itiraf ediyorlar. Ermenilere ve Fransa'nın onlara arka çıkmasına özenerek Buteflika, 'Fransa da Cezayir'de yaptığı soykırımı tanısın' deyince topu taca ve tarihi tarihçilerin sahasına attılar. Komunist Parti Fransa'nın işgal döneminde Cezayir'de yapılan işkencelerin soruşturulmasını isteyince dönemin başbakanı Lionel Jospin ”Konuyu tarihçilere bırakalım" diyebilmiştir. Aynı şeyi Buteflika'yı susturmak için Chirac da söylemiştir. Ama aynı doğrultuda Türkiye'nin 'meseleyi tarihçilerin sahasına bırakalım' dilekleri ses vermeyen duvarlara çarpmakta ve tarihçilerin yerine siyasetin merkezleri ve atar damarları olan parlamento ve senato ve kongreler konuşmaktadır. Helal olsun onlara! Soykırım iddialarında bile 'Batı'ya özgü, Şark'a özgü' ayrımına başvurabiliyorlar. Onların elinde soykırıma uğramak 'aşağı milletler' için adeta şeref tacı!
***
Fransa'daki işkence tartışmaları bir cezayirli soykırım tanığının (Survivor) kendisini kurtaran bir asker doktoru bulmak için Le Monde gazetesine verdiği bir mülakatla başlamıştı. Bu tarihin karanlık sayfalarında kalan bu kanlı olayın serencamı Belkıs Kılıçkaya'nin kaleminden şöyledir: "Tartışma Cezayirli eski bir FLN militanının, Le Monde Gazetesi’ne verdiği mülakatla başladı. Lila diye anılan Louisette Ighilahriz üç ay boyunca maruz kaldığı işkenceyi, annesinin gözleri önünde en küçük kardeşinin öldürülmesini anlattığı bu röportajı aslında kendisini o zaman işkenceden kurtarıp hastaneye yerleştiren bir Fransız asker-doktoru bulmak için vermişti. Ona teşekkür etmek için. Bugün 70 yaşında olan Lila’yı 92 yaşındaki Generale Jacques Massu izledi: 'Düşündükçe harap oluyorum. Genelleştirilmişin de ötesinde adeta kurumsallaşmıştı işkence. Fransa bu sayfayı kapamamalı, tersine açmalıdır' diye konuştu. Sayfa açıldı, gazeteler, dergiler, televizyonlar bütün bu beyanlara genişçe yer ayırırken, Komünist Parti mecliste araştırma komisyonu kurulmasını önerdi, Başbakan Lionel Jospin 'Konuyu tarihçilere bırakalım' dedi ama, arşivlerin tamamının da araştırmacılara açılması için genelge yayınladı.
General Ausarresses’in kitabı bu tartışmalar devam ederken piyasaya çıktı. 'Yaptım, hem de iyi yaptım' mesajı veren General Aussaresses 83 yaşında yazdığı kitabıyla sahneye çıkar çıkmaz, İnsan Hakları Derneği, Ausaresses’in ‘Savaş suçuna övgü’ suçu işlediği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hemen ardından, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu ‘insanlığa karsı suç’ duyurusuyla başvuru yaptı, onu ırkçılık karşıtı bir başka dernek izledi. 5 yıl hapis, 300 bin frank para cezasıyla yargılanan General Ausarresses üç gün suren duruşmada, kitabında da anlattığı üzere metodu uygulamaktan değil ama bir seferinde tam istediği gibi olmamasından pişmanlık duyduğunu söyledi. Dedi ki 'Bir seferinde daha iyi konuşturabileceğim birini, tam konuşturamadan öldürdüm'. Savunmasını güncelleştirdi de: 'Şimdi dünya Usame bin Ladin’i yakalasa n’apacak? Ben de Larbi Ben M’Hidi’yi yakalayınca öyle yaptım'
Mahkeme öncesinde de yargılanırken de sordu: 'Ben suçlu muyum, bir katil miyim?' Hayır, bu açıdan değil, yasalar Ausaresses’i ‘katil’ diye tasnif etmiyor. İşkence yaptığı için de yargılanmıyor zaten. Tarihçilerin iddiasına ve eski bir generalin Jacques Massu’nun beyanlarına ve Ausarresses’in de gayet açık anlattığı üzere Fransa 1955-1957 yılları arasında kurulan ‘özel güçler’ dönemin meclisinde oylanıp kabul edilmişti. Muhataplarınca ‘ölüm birlikleri’ diye anılan özel güçlere, ‘her çeşit aracı kullanma’ hürriyetleri de tanınmıştı (Cezayirlileri sindirmek için her türlü araç mübahtı). Ausaresses mahkemede dolaylı olarak dönemin içişleri bakanı Francois Mitterrand’in direnişe karışan bütün FLN militanlarını etkisiz hale getirmesini istediğini de anlattı. Nitekim, geçenlerde yayınlanan ikinci kitabında da 11 Eylül ve Cezayir Savaşı arasında paralellik kurduktan sonra, kendisini de 'Fransa için çalışmış, Fransa’nın istediği gibi işini yapan bir asker ' diye sunuyor. Kaldı ki, 1968’de çıkan bir yasa da 1954-1962 yılları arasında Fransızlar’ın yahut FLN militanlarının operasyonlarına ilişkin suç konularının tümüne af getirilmiş… Yani Fransız askerleri de, aynen Fransızlar gibi Cezayir’de bazen halkı ayaklandırma adına katliamlara giriştiği gizli olmayan bazı FLN militanları da af kapsamına alınmış. Bu nedenlerle General Paul Ausaresses yaptıklarından değil yaptıklarını övmekten, 1881 yılında çıkan bir basın yasasına muhalefetten yargılandı..."
Generalin sözleri jakobenizmin tanımından başka bir şey değildir.

Fransa'nın geçmişi böyle kirli bir geçmiş. Ve hükümet okullarda Fransız sömürgecilik tarihinin müspet olarak okutulması yönünde bir de karar aldı. Bu soykırıma tüy dikmek değilse, başka nedir ki? Bu itibarla, sömürgecilik döneminde Cezayir'i Fransa'nın bir parçası yapmak isteyen Fransa, göçmen Cezayirlileri de aynı şekilde asimile ederek Fransızlaştırmak istemişti. Ortaya hecin bir suret çıktı. Eski politikalarında başarılı olamayınca da inkar ve adame mahkum etme politikasına saptı. Göçmen Cezayirliler şimdi iki arada beynamaz kalmış durumda; ne Fransız ne de Araplar. Şimdi onlar geçmişlerinden ve Fransa'nın saklı tarihinden intikam alıyorlar. 1968 olayları Fransa üzerinde Soğuk Savaş'ın in'ikas ve yansımalarından başka bir şey değildi. Fransa'nın yakılması olayı da Soğuk Savaş sonrasının ve küresel manada siyasetin ve ideolojilerin iflas etmesinin bir sonucudur. Bir başka anlamda, jakobenizmin iflasının sonuçları yaşanıyor.
Bu aynı zamanda, İsrail karşısında Arap yanlısı veya en azından dengeci kabul edilen veya izlenimini uyandıran Galluist çizginin de iflasıdır.



 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page