MUSTAFA EĞİLLİ
- Giriş
- QIZ: Nitelikli Sanayi Bölgeleri
- QIZ Kapsamında Ürdün-İsrail-ABD Anlaşması
- QIZ Kapsamında Mısır-İsrail-ABD Anlaşması
- Mısır’da QIZ Tartışmaları
- Türkiye-İsrail-ABD QIZ Belirlemesi
- Türkiye ABD QIZ’inde İhtilaf Noktaları
- Türkiye’nin Filistin, Ürdün ve Mısır QIZ’lerine İlgisi
- Filistin, Türkiye Ve İsrail Ekonomik İşbirliği İçin
- İsrail’in Ekonomik Entegrasyonu
- QIZ’in Barış Sürecine Etkisi
- Sonuç
Giriş:
İsrail’in Ekonomik Durumu
İsrail, Filistin toprakları üzerinde 1948’de bir devlet olarak kurulduğu andan itibaren, komşularıyla giriştiği savaşlardan ve işgalci bir devlet olmasından dolayı 50 yılı aşkın bir süre boyunca hep meşruiyet sorunu yaşamıştır. Bu meşruiyet sorunu İsrail’in uluslararası ilişkilerde ciddi siyasal problemler yaşamasına ve ekonomik anlamda bölgeden soyutlanmasına sebep olmuştur.
Bu nedenle İsrail, ticarî işbirliği hedefini ağırlıklı olarak Amerika ve Avrupa ülkelerine yöneltmiştir. İsrail ekonomisinde 1980’li yıllarda yaşanan durgunluktan sonra, 1990’lı yıllarda hızlı büyüme gözlenmiş; eski SSCB’den gelen göçler ile Ortadoğu barış sürecinde sağlanan görece olumlu gelişmeler sonucu, 1990’lı yıllarda İsrail ekonomisi ortalama yüzde 4,8 büyümüştür.
İsrail’de, son yıllarda sıkı para politikaları uygulanmakta, para politikalarının temelini ise yurt içi ve dışı faiz oranları arasındaki fark dikkate alınarak enflasyon hedefinin belirlenmesi oluşturmaktadır. 1990’lı yılların başında yüzde 15’ler civarında olan enflasyon 1999 yılında yüzde 1,3’e düşmüştür. Kişi başına düşen millî gelir 1986 yılında 8 bin dolar civarındayken, 2002 yılına gelindiğinde bu rakam 17 bin dolara ulaşmıştır.
1948 yılından itibaren İsrail’e karşı “Arap Boykotu” (Mukataa) başlatılmıştır. Arap ülkeleri, İsrail menşeli ürün ve hizmet ithalatını engellemiş; İsrail’in askerî ve ekonomik gelişimine katkısı olan firmalarla iş ilişkisi kurulmasını yasaklamıştır.
Arap ülkeleri ile ticaret yapan ülkelerin İsrail ile ticaret yapmaları da engellenmeye çalışılmıştır. Arap ülkeleri tarafından İsrail’e uygulanan bu boykot, Orta Doğu Barış Süreci’nin başlangıcı addedilen, 1991 Madrid Konferansı sonrasında kısmen kalkmış, Aksa İntifadası’ndan sonra Arap ülkeleri arasında tekrar uygulanmış, son olarak 8 Şubat 2005 tarihinde yapılan Şermu’ş-Şeyh zirvesinde alınan kararlarla bu boykot büyük ölçüde delinmiştir.
Amerika, İsrail’in Arap komşularıyla ekonomik ilişkilerini geliştirmesini teşvik amacıyla birtakım girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimler sonucu Kazablanka (1994), Amman (1995), Kahire (1996) ve Doha (1997) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ekonomi Zirveleri düzenlenmiştir. 21 Haziran 2003 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (DEF) Ürdün’de toplanmış, toplantının ana gündem maddesini Arap-İsrail ekonomik ilişkilerinin normalleştirilmesi oluşturmuştur. “Yol Haritası Planı”nın ekonomik boyutu olarak işlev gören DEF’in bu toplantısında Arap-İsrail Serbest Ticaret Bölgesi Girişimi, Arap İş Konseyi, Su Konseyi, Kadınlar Girişimi ve Eğitim Konseyi gibi ABD’nin bölgeyle ilgili hedeflerini gerçekleştirecek çeşitli girişimler ortaya konmuştur. Neticede söz konusu girişimler, İsrail açısından yeterince verimli sayılmamış, ABD’nin bölgede ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi hedefi bakımından istenilen açılımı sağlamamıştır.
İsrail’in Filistin Özerk Yönetimi ile ekonomik ilişkileri, Nisan 1994 Paris Anlaşması sonrasında ivme kazanmış; bu anlaşmayla Filistin Özerk Yönetimi, İsrail ile gümrük birliğinin bir parçası olmuştur. Filistin Özerk Yönetimi ile ekonomik ilişkiler Paris Anlaşması çerçevesinde yürütülmektedir. Bu anlaşmadaki temel unsur, iki taraf arasında armonize gümrük ve standart prensipleridir. Özerk yönetimin Arap ülkeleriyle ticaretine belirli kotalar dâhilinde bazı ayrıcalıklar da getirilmiştir. Diğer taraftan, Filistin Özerk Yönetimi ile barış müzakerelerine bağlı olarak ayrı bir komite, ekonomik ve ticarî ilişkileri düzenleyecek anlaşma üzerinde çalışmakta, barış görüşmelerinin kesilmesi bu komitenin çalışmalarını da sekteye uğratmaktadır.
2000 yılında başlayan Aksa İntifadası, turizm ve inşaat sektörü başta olmak üzere İsrail ekonomisini olumsuz yönde etkilemiş; 2002 yılında imalat sanayi yüzde 3,1 daralmış, ihracat gelirleri azalmış, yatırım harcamaları düşmüştür. Özellikle şiddet olayları nedeniyle ülkede yaşanan istikrarsızlık ve güvenlik sorunları, İsrail’e gelen turist sayısını büyük ölçüde azaltmıştır. Somutlaştırmak gerekirse, 2001 yılında turist sayısı bir önceki yıla göre yüzde 50 civarında gerilemiştir. Turizmin ardından ekonomik sorunların en çok hissedildiği diğer sektörlerin başında ise, tarım ve inşaat sektörü gelmektedir.
İsrail’in Ekonomi Politikası
İsrail'in bugünkü ekonomik yapısını belirleyen üç önemli unsur vardır:
— İç pazarın darlığı nedeniyle ihracata yönelme
— Su kaynaklarının yetersizliği sebebiyle tarım teknolojisini geliştirme
— Dış göçlerle kazanılan kalifiye Yahudi işgücü
Arka planda stratejik hedeflerin büyük rol oynadığı bu üç unsur, İsrail ekonomisini yönlendirmiş ve teknoloji alanında önemli gelişmeler kaydetmesini sağlamıştır. Bunların dışında İsrail ekonomisine yön veren en önemli etken güvenlik kaygısı olmuştur. Bu nedenle stratejik alanlara yönelmiş, silah sanayini geliştirmiş ve nükleer teknolojiye sahip olan dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmiştir. Tüm bunların yanı sıra ABD’nin İsrail’e verdiği siyasî desteği, sağladığı imkânları, milyar dolarlara varan ekonomik yardımları ve teknolojik desteği de unutmamak gerekir.
Yarım yüzyılı aşkın bir süredir, gerek siyasî nedenlerden dolayı, gerekse de bölge ülkeleri ve halkları tarafından uygulanan ambargo nedeniyle İsrail, bulunduğu coğrafyayla dış ticaretini geliştirememiş; denizaşırı ülkelere yönelmiş ve ekonomisindeki büyüme planlarını büyük ölçüde ihracat üzerine yoğunlaştırmıştır. Bu çerçevede, temel hedefi Avrupa ve Amerika olmuştur. 1980’li yıllarda ABD ve Avrupa Birliği ile Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalaması ile İsrail’in dış ticaret politikasında bu tür anlaşmalar önem kazanmaya başlamış ve zamanla bu anlaşmaların sayısı artmıştır. Bu bağlamda İsrail, hem ABD ve hem de AB ile serbest ticaret anlaşmaları imzalamış olan yegâne ülkedir.
İsrail'in en önemli endüstriyel ihraç malı işlenmiş ve parlatılmış elmastır. İsrail dünyanın en büyük elmas ihracatçılarından biri durumundadır. İsrail, geleneksel endüstrilerin yanı sıra elektronik gibi ileri teknoloji gerektiren alanlarda da önemli başarılar göstermiştir. Söz konusu başarının kaynağı, askerî amaçlı AR-GE faaliyetlerine yapılan büyük yatırımlardır. En büyük sanayi dallarından biri de uçak sanayi olup savaş ve çok fonksiyonlu uçaklar ile denizden denize güdümlü silahlar üretilmektedir. Hizmet sektörü, özellikle de finans ve turizm sektörü İsrail ekonomisinde önemli yer tutan diğer alanlardır. Ancak ülkede yaşanan istikrarsızlık turizm açısından olumsuz etkilere neden olmuştur. İsrail endüstrisi elektronik, havacılık, iletişim, gıda üretimi, bilgisayar, güneş enerjisi, bioteknoloji, kimyasallar ve tarım endüstrisini içeren ileri teknolojiye dayanmaktadır.
Firmalar uluslararası standartlara göre küçük ölçekli olmalarına rağmen, kendi alanlarında dünya teknoloji liderleri arasındadırlar. Yazılım firmaları; veri tabanı yönetimi, eğitim yazılımları, anti-virus koruma ve güvenlik sistemleri alanlarında rekabet gücü oldukça yüksek olan İsrail, fiber-optik, elektro-optik kontrol sistemlerinde dünya lideridir. Elektronik sanayi daha ziyade; askerî bilgisayarlar, havacılıkta kullanılan bilgisayarlar, elektro-optik sistemleri ve kızıl ötesi kameralar, askerî haberleşme sistemleri, data güvenlik sistemleri, radar sistemleri, uçuş sistemlerinde ve elektronik ekipmanlarda kullanılan otomatik test cihazları vb. askerî alanlarda faaliyet göstermektedir.
ABD-İsrail Ekonomik İşbirliği
İsrail, ABD ile olan ticaretinde çok özel bir konuma sahiptir. İsrail, dünyada hem Avrupa Birliği, hem Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA), hem de ABD ve Kanada ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunan tek ülkedir. İsrail, ABD Ticaret ve Gümrük Anlaşması’na (GATT) 1962’de dâhil edilmiş, 1995 yılında Uruguay Round Müzakereleri’yle formüle edilen anlaşmayla da Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olmuştur.
İsrail, ABD ile 22 Nisan 1985 tarihinde bir Serbest Ticaret Alanı Anlaşması (STA) imzalamıştır. Kademeli olarak uygulamaya konulan anlaşmanın tamamı 1 Ocak 1995 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Anlaşmaya bağlı olarak 1985–1995 döneminde iki ülke arasındaki ticaret hacmi yüzde 200 oranında artmıştır. 1996 yılında ABD-İsrail Uygulama Yasası’nda yapılan bir değişiklikle ABD Başkanı’na, STA çerçevesinde İsrail’e sağlanan gümrük vergisi ve kota muafiyetinin kapsamına, QIZ’lerde (Qualified Industrial Zones-Nitelikli Sanayi Bölgeleri) üretilen malların da dâhil edilmesi konusunda yetki verilmiştir. 21 Kasım 1996'da yayımlanması ile QIZ Anlaşması yürürlüğe girmiştir. İsrail ve ABD arasında high-tech konusunda işbirliğini geliştirmek amacıyla Sanayi Araştırma ve Geliştirme Vakfı (BIRD) 1977 yılında kurulmuştur. Diğer taraftan Ocak 1994’te İsrail ve ABD’nin ortak girişimiyle İsrail Bilim ve Teknoloji Komisyonu kurulmuş, komisyonun eş başkanlığı ABD Devlet Bakanlığı ve İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca üstlenilmiştir.
İsrail’de Intel ve IBM gibi dev şirketlerin de dâhil olduğu yaklaşık 200 Amerikan ileri teknoloji şirketi faaliyet göstermektedir. İsrail, özellikle yazılım geliştirme, telekomünikasyon ve savunma gibi ileri teknoloji kullanan şirketlerin çekim merkezi haline gelmektedir.İki ülke arasındaki ticarî engellerin kaldırılmasıyla birlikte toplam ticaret hacmi 2000 yılında 20 milyar dolara ulaşmıştır.
İsrail’le 1985 yılında imzaladığı STA’nın bir sonucu olarak ABD, İsrail menşeli mallara hiçbir şekilde kota uygulamıyor ve gümrük vergisi almıyor. Bu anlaşma kapsamında İsrail’den ABD’ye ihraç edilecek mallarda üç şart aranmaktadır:
1- Ürün, en az yüzde 35 oranında İsrail’de katma değer almalıdır.
2- Ürün, İsrail’de cisimsel değişime (Substantial Transformation) uğramalıdır.
3- Ürün, doğrudan ABD’ye ihraç edilmelidir.
ABD, Kanada ve Meksika’nın taraf olduğu NAFTA Anlaşması’nın yarattığı bölgesel ticaret avantajından faydalanabilmesi için İsrail’i de bu anlaşmaya dâhil etmiştir. Ayrıca İsrail ve Kanada hükümetleri arasında AR-GE projelerini teşvik edecek bir ortak fon (CIIRDF) oluşturulmuştur. Meksika ile yapılan STA Anlaşması ise 2000 yılında imzalanmıştır.
Bölge Ekonomisinin ABD İçin Önemi
Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri, bölge olarak ABD için stratejik ve ekonomik anlamda ciddi öneme sahiptir. ABD, bu ülkelerin kendi aralarında ekonomik entegrasyon ile siyasi işbirliği çalışmalarını geliştirmelerini ve ekonomik reformları sürdürmelerini istemektedir. Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden müteşekkil Filistin Özerk Bölgesi haricinde 18 ülkeden oluşan ve MENA (Middle East and North Africa) ülkeleri olarak adlandırılan bu ülkeler, 320 milyona varan nüfuslarıyla dünyanın yaklaşık yüzde 5’ini oluşturmakta ve ABD’nin ihracatının yüzde 3,3’ünü, ithalatının da yaklaşık yüzde 3,5’ini karşılamaktadır.
MENA ülkeleri arasında yer alan Ürdün’ün, özellikle elektrik iletim hatları ve doğalgaz boru hatlarının uluslararası bağlantıları konusundaki çalışmaları nedeniyle önemi artmaktadır. Ürdün, ABD tarafından yatırımcılarına bir cazibe merkezi olarak sunulmaktadır. Ortadoğu ülkeleri, bilgi teknolojileri için gittikçe artan bir öneme sahiptir. Mısır, Ürdün ve Tunus gibi bölge ülkeleri kendi bilgi teknolojilerini ve sanayilerini geliştirmek için ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, bilgi teknolojileri alanında çok ciddi aşamalar kaydetmiş olduklarından uygun yatırım ortamı oluşturmuşlardır. İsrail’in kurduğu sistem, gelişmiş ülkelerdeki altyapıyla uyumlu ve entegre duruma gelmiştir.
ABD tarafından Ortadoğu’ya yönelik olarak gerek ABD Eximbank, OPIC (Overseas Private Investment Corporation) ve TDA (Trade Development Agency) aracılığı ile gerekse Ticaret Bakanlığı Ticaret Hukuku Geliştirme Programı çerçevesinde yoğun bir destek programı sürdürülmektedir. ABD yönetimi MENA ülkeleri ile ekonomik ve ticarî ilişkilerini artırarak geliştirmek için yeni ve etkili ekonomik politikalar uygulamaktadır. Bu ekonomik politikaların başında QIZ (Qualified Industrial Zones) yani Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) gelmektedir.
QIZ: Nitelikli Sanayi Bölgeleri
ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik müttefiklerine, özellikle de İsrail’e ticarî avantajlar sağlayan QIZ’ler, ABD ile İsrail’in 1985 yılında imzaladıkları Serbest Ticaret Anlaşması’nda (STA) yapılan bir düzenleme ile ortaya çıktı. ABD Kongresi, ABD Başkanı’na vergiden muaf statü uygulaması ve ayrıcalıklı sanayi bölgesi oluşturulması yetkisi verdi. QIZ’ler, Batı Şeria ve Gazze Şeridi ile İsrail-Mısır, İsrail-Ürdün bölgelerini içine alacak şekilde 21 Kasım 1996 tarihli bildirge ile kuruldu. 1997’de yapılan bir düzeltme ile QIZ’nin İsrail ve komşuları sınırında olması mecburiyeti kaldırıldı. Ancak herhangi bir sanayi parkının QIZ statüsünde kurulabilmesi kararı İsrail ve Ürdün hükümetleri tarafından verilecek ve United States Trade Representative (USTR-ABD Ticaret Temsilciliği) tarafından ABD Federal Register’da yayınlanan duyuru ile QIZ olarak ilan edilecektir. Bölgelerin tespiti çalışmaları tamamlandıktan sonra, İsrail ve Ürdün hükümetleri bir anlaşma imzaladı ve süreç fiilen başlamış oldu.
Belli koşullar kapsamında QIZ’lerde üretilen ürünler, dünyanın en büyük pazarı ABD’ye, kota ve gümrük vergisi olmaksızın serbestçe ihraç edilebiliyor. QIZ’lerin, serbest ticaret anlaşmalarından en büyük farkı, üretilen mallara doğrudan vergi ve kota muafiyeti sağlamasıdır. QIZ’leri STA’dan ayıran bir özellik de tavizlerin tek yanlı olmasıdır. STA’da ilişkiler “karşılık” esasına dayanırken, QIZ’de görünüşte ABD aleyhine tek yanlı bir işleyiş söz konusudur. Ancak ABD’nin QIZ’lerle elde edeceği siyasî ve stratejik çıkarların, İsrail üzerinden verdiği ekonomik tavizlerle kıyaslanmayacak değerde olduğu aşikârdır.
QIZ Nedir?
ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması Uygulama Yasası’nda ve bu anlaşmaya dayanarak İsrail ile Ürdün arasında QIZ ile ilgili yapılan anlaşmalarda Nitelikli Sanayi Bölgeleri; “Belli oranlarda İsrail ve Ürdün girdisi içermek kaydıyla, üretilen malların ABD pazarına gümrük vergisiz ve kotasız girebileceği, yerel otoriteler tarafından saptanan ve ABD tarafından belirlenen ve kabul edilen bölgeler”olarak tanımlanmaktadır. QIZ olarak ilan edilen bir bölge “gümrüksüz bölge” olarak nitelendirilmekte ve bu nedenle bölgeye mal girişleri Serbest Ticaret Bölgeleri’nde olduğu gibi gümrüksüz olarak gerçekleştirilmektedir.
Organize sanayi bölgesi, serbest bölge ve endüstri bölgesi, ülkelerin kendi iç yasalarıyla düzenlediği yerlerdir. QIZ ise, ABD’nin kendi kurallarını tek taraflı işlettiği ticarî bölgelerdir. ABD başkanının, tek taraflı olarak iptal etme, erteleme veya sürdürme konusunda QIZ’ler üzerinde mutlak yetkisi vardır.
QIZ’lerin Sağladığı Avantajlar
QIZ’lerin sunduğu en büyük avantaj, bu bölgelerde üretilen malların ABD’ye gümrük vergisi ve kota sınırlaması olmaksızın ihraç edilebilmesidir. QIZ’lerin sağladığı önemli avantajlar ise şunlardır:
— ABD pazarına gümrük vergisiz ve kotasız girme imkânı
— Gelir vergisi ve sosyal sigorta kesintilerinden muafiyet
— Yabancı döviz kullanımına tahdit getirilmemesi
— Yabancı sermayeye herhangi bir kısıtlama olmaması
— Sermaye, kâr ve ücretlerin serbestçe transfer edilebilmesi
— Herhangi bir faaliyet süresi kısıtlamasının olmaması.
QIZ’lerde üretim yapmanın yatırımcılara sağlayacağı faydanın ortalama büyüklüğü, söz konusu mallarda ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri oranında olmaktadır. ABD’nin ithalatında uyguladığı gümrük vergilerinin en yüksek olduğu ürünler genellikle konfeksiyon ve tekstil ürünleri olmaktadır. Dolayısıyla QIZ’lerde konfeksiyon ve tekstil ürünleri imal etmek büyük avantaj sağlamaktadır. Rakamla ifade etmek gerekirse, tekstil ürünlerinde yüzde 20'den yüzde 33,6’ya varan tasarruflar söz konusudur.
QIZ’ler, ABD’ye yapılan ihracatta gümrük ve vergi muafiyetine sahip olması nedeniyle, ABD’nin diğer bir uygulaması olan Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi’ne (GSP) oldukça yakın bir uygulamadır. QIZ’lerin GSP karşısında iki önemli üstünlüğe sahip olduğu görülmektedir:
— GSP kapsamında ABD’ye gümrük vergisiz olarak ihraç edilebilecek ürün miktarları, rekabet ihtiyacı limiti ile sınırlı iken, QIZ’lerden ABD’ye yapılacak ihracatta bu tarz bir sınırlama yoktur.
— GSP ve benzeri diğer yasal düzenlemeler, ABD Kongresi tarafından birkaç yılda bir gözden geçirilerek yeniden düzenlenirken, NSB uygulamasında herhangi bir süre sınırlaması yoktur.
QIZ’lerin sağladığı avantajlar pek çok tanınmış yabancı firmayı İsrail’de üretim yapmaya yönlendirmiştir. Bununla birlikte söz konusu bölgelerde üretim yapmak ve QIZ Sertifikası (Qualifying Certificate) almak oldukça katı koşullara tabi tutulmaktadır.
İşleyiş ve Şartlar
QIZ’lerin kuruluşuna ilişkin anlaşma uyarınca bölgelerin işleyişinden sorumlu bir Ortak Komite oluşturulmaktadır. Örneğin İsrail ve Ürdün hükümetleri tarafından atanan birer eş başkan ile ABD’li gözlemciden oluşan Ortak Komite, malların QIZ statüsüne göre ABD pazarına gümrüksüz girebilmesi için uygunluğunu onaylamaktadır. Komite’nin onayladığı ürünlere “Q” işareti konulmakta ve bu mallar ABD gümrüklerinde QIZ malı olarak işlem görmektedirler. Söz konusu komite tarafından verilen onaylar, bir yıl süreyle geçerlidir ve süre bitiminde bu onayın yenilenmesi gereklidir.
QIZ’lerde üretilen her ürün ABD’ye gümrüksüz giremez. Bir malın vergisiz ve kotasız ABD piyasasına girmesi için üç temel özellik aranmaktadır:
— Ürünün kümülatif değerinin en az yüzde 35'i İsrail, ABD ve anlaşmaya taraf ülke (Ürdün, Mısır, Batı Şeria-Gazze, Türkiye) girdilerinin kombinasyonuyla oluşturulmalıdır.
— Ürün’ün QIZ’de yeni bir ticarî mamul haline gelmiş olması, önemli ölçüde değişim geçirmesi (Substantial Transformation) gerekmektedir. Başka bir ifadeyle ürün nitelikli değişime uğramalıdır.
— Ürünün doğrudan QIZ’lerden veya İsrail’den ABD’ye ihraç edilmesi gerekmektedir.
Bu kriterlerin sağlanıp sağlanmadığı üç değişik yöntem ile test edilebilmektedir:
1. Yöntem: Ürünün yüzde 35'lik katma değerinin QIZ’den karşılanması. Bu yöntemde sadece doğrudan girdiler dikkate alınmaktadır.
Ancak İsrail, Ürdün ve ABD, doğrudan olmayan girdileri kaybetmek istemediklerinden ve kriter olarak yüzde 35’lik bir katma değer ve cisimsel değişim verildiğinden, 2. yöntemi geliştirmişlerdir.
2. Yöntem: Anlaşmaya taraf ülke (Ürdün) ile İsrailli imalatçıların her biri, QIZ’de üretilen ürünün kâr hariç toplam üretim maliyetinin en az yüzde 20’sini karşılaması gereklidir. Üretim maliyetleri; mamulün üretilebilmesi için gerekli hammadde, ambalajlama masrafları, ücretler, tasarım, AR-GE, sermaye yatırımı amortismanları ve pazarlama gibi genel masrafları içermektedir.
3. Yöntem: Bu yöntemde ülkeler, 2. yöntemde verildiği gibi her ürün için yüzde 20’lik katma değere ulaşamayabilirler. 1. ve 2. yöntemin birlikte herhangi bir karışımı ve eşlemesi ile 3. yöntemin uygulanması mümkündür.
Ürünün orijini ya İsrail ya da QIZ’lerin bulunduğu ülkeler olacaktır. Bu, ürünün son işlem gördüğü yere bağlıdır. QIZ ürünleri ya İsrail ya da QIZ’lerden yüklenilmelidir.
Dünden Bugüne QIZ Süreci
QIZ’lerin 1985 yılına dayanan geçmişi, günümüze dek devam eden süreçteki gelişimi ve kat etmiş olduğu aşamaları beş başlık altında toplamak mümkündür. Bu aşamalar aynı zamanda QIZ’lerin hukukî dayanakları olarak da kabul edilmektedir.
1- ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması ve Uygulama Yasası: ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması 22 Nisan 1985 yılında imzalanmıştır. Bu anlaşma ABD Kongresi’nden geçirilerek ABD-İsrail Serbest Ticaret Alanı Uygulama Yasası (United States-Israel Free Trade Area Implementation Act) adıyla aynı yıl 11 Haziran’da yürürlüğe girmiştir. Bu yasa çerçevesinde İsrail’den ABD’ye ihraç edilen ve en az yüzde 35 oranında İsrail katkısına sahip olan mallar, gümrük vergisinden muaf olarak ABD’ye girebilmektedir.
2- Uygulama Yasasında 1996 Yılında Yapılan Değişiklik: Söz konusu Uygulama Yasası’nda 30 Ocak 1996 tarihinde önemli değişiklikler yapılarak QIZ tanımlanmış ve çerçevesi büyük ölçüde belirlenmiştir. Daha sonra ABD-İsrail STA Uygulama Yasası’nda 2 Ekim 1996’da yapılan bir değişiklikle ABD Başkanı’na, STA çerçevesinde İsrail’e sağlanan gümrük vergisi ve kota muafiyetinin kapsamına, yüzde 35’lik katkı şartına uyulmak kaydıyla, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve QIZ’de üretilen malların da dâhil edilmesi konusunda yetki verilmiştir. ABD Kongresi’nden geçerek yasaya eklenen söz konusu değişiklik “İlave Açıklama Yetkisi” başlığını taşımaktadır.
3- ABD Başkanı’nın Açıklaması: Uygulama Yasası’nda yapılan değişiklikle verilen yetkiye istinaden ABD Başkanı’nın Batı Şeria, Gazze Şeridi ve QIZ’de üretilen mamullere gümrüksüz giriş sağlanmasıyla ilgili 14 Aralık 1996 tarihinde yayınlanan açıklamasında (proclomation) İsrail mallarının Batı Şeria, Gazze Şeridi veya QIZ’lerden sevk edilmesi halinde İsrail’den sevk edilmiş sayılacağı, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve QIZ’de üretilen mamullerin İsrail’dekilere ekleneceği deklere edilmiştir. Açıklama ile ayrıca, QIZ alanlarını belirleme konusundaki ABD Başkanı’nın yetkisi, ABD Ticaret Temsilcisi’ne (United States Trade Representative-USTR) devredilmiştir. Bu yetki, USTR tarafından kararların ABD Resmi Gazetesi’nde (Federal Register) yayınlanması suretiyle kullanılmaktadır.
4- Ürdün-İsrail QIZ Anlaşması ve Protokoller: Uygulama Yasası’nın çıkmasının ardından Ürdün ve İsrail, QIZ’lerin kuruluşuna dair bir anlaşma yapmışlardır. Bu çerçevede; Irbid QIZ Anlaşması, 16 Kasım 1997 tarihinde imzalanmıştır. Daha sonra bahse konu bölgenin sınırlarının genişletilmesi ile ilgili olarak 23 Kasım 1998’de ana anlaşmaya ek bir protokol imzalanmıştır.
5- ABD Ticaret Temsilciliği’nin (USTR) QIZ İlanı: USTR, ABD Başkanı’nın devretmiş olduğu yetkiye istinaden, QIZ’leri Resmî Gazete’de ilan etmek suretiyle belirlemiştir. İsrail ve anlaşmaya taraf olan ülke hükümetleri, QIZ ilan edilmesini istedikleri alanlar için USTR ile temasa geçmektedirler.
Gazze ve Batı Şeria’nın QIZ Kapsamına Alınması
ABD-İsrail STA Uygulama Yasası’nda 2 Ekim 1996’da yapılan bir değişiklikle ABD Başkanı’na, STA çerçevesinde İsrail’e sağlanan gümrük vergisi ve kota muafiyetinin kapsamına, yüzde 35’lik katkı şartına uyulmak kaydıyla, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve QIZ’de üretilen malların da dâhil edilmesi konusunda yetki verilmiştir. Bu yetkiye dayanarak ABD Başkanı Bill Clinton’nın QIZ’de üretilen mamullere gümrüksüz giriş sağlanmasıyla ilgili 14 Aralık 1996 tarihinde yayınlanan açıklamasında (proclomation) İsrail mallarının Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden sevk edilmesi halinde İsrail’den sevk edilmiş sayılacağı deklere edilmiştir. ABD Başkanı’nın bu açıklamasıyla ABD-İsrail STA’sının aynen Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne de uygulanacağı ve kapsamının aynı olduğu belirtilmiştir. Filistin Otoritesi, ABD mallarının Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne gümrük vergisiz girişine imkân sağlamayı ve bu bölgelerde bu malları ulusal muameleye tabi tutmayı kabul etmiş; malların yasalara uygunluğunu teyitte ve ABD’ye yasal olmayan sevkıyatını önlemede ABD’ye yardım edeceğini taahhüt etmiştir. Ayrıca, İsrail’e yönelik Arap Ligi Boykotu’nu bütün açılardan sona erdirmeye yönelik gayretleri destekleme sözü vermiştir. Bu anlaşmayla Gazze ve Batı Şeria, ekonomik olarak İsrail’e adapte edilmiş, Filistin ekonomisi İsrail’e bağımlı hale getirilmiştir. İşgal altındaki topraklardaki BM Özel Koordinatörlüğü’ne göre Filistin ticarî işlemlerinin yüzde 79,8’ini İsrail’le ticaret oluşturmaktadır. İsrail’den sonra ikinci sırada gelen Ürdün ile ticaret yalnızca yüzde 2,39’dur.
Gazze'nin kuzeyinde yer alan Erez Sanayi Bölgesi, Filistinli ve İsrailli işadamlarının birlikte çalıştıkları özel ticarî bir alandır. Çoğunluğu Filistinliler olmak üzere yaklaşık 4 bin 500 kişiye istihdam sağlıyor ve 200 şirkete ev sahipliği yapıyor. İntifadayla birlikte kapasitesi düşse de ve zaman zaman aksamalar yaşasa da sürekli faal kalmayı başaran Erez Sanayi Bölgesi, İsrail’in Gazze’den çekilmesiyle tekrar gündeme geldi.
QIZ Kapsamında Ürdün-İsrail-ABD Anlaşması
Ürdün-İsrail ekonomik ilişkileri, 1994 yılında imzalanan Ürdün-İsrail Barış Anlaşması’nın ardından gelişmeye başlamıştır. QIZ Anlaşması’nın ilk adımı ise, 1997 yılında Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen “Ortadoğu Ekonomi Forumu” zirvesinde atılmıştır. ABD ve İsrail tarafları, 21 Kasım 1996 tarihli bildirgeyle Ürdün ile Mısır’a QIZ imkânı tanıdı. Mısır, İsrail’le geliştireceği herhangi bir ticarî ilişkiyi Filistin-İsrail barışında ilerleme sağlanmasına bağlayarak teklifi reddetti. Ürdün ise, tez elden QIZ Anlaşması’na olur verdi. Bir yıl sonra Ürdün, İsrail ve ABD, 16 Kasım 1997 tarihinde QIZ Anlaşması’nı imzaladı. 13 Mart 1998’de Ürdün’de faaliyete geçen Irbid el-Hasan Sanayi Bölgesi, ilan edilen ilk QIZ olma özelliğini kazanmıştır. 23 Kasım 1998’de söz konusu bölgenin sınırlarının genişletilmesi ile ilgili olarak ana anlaşmaya ek bir protokol daha imzalanmıştır. ABD ile Ürdün, 2000 yılı Ekim ayında imzaladıkları ve Aralık 2001’de yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile iki ülke arasındaki tüm ticarî engeller kaldırılmıştır. Ürdün ile yapılan bu anlaşma, ABD’nin imzaladığı dördüncü STA olup, bir Arap ülkesiyle gerçekleştirdiği ilk STA’dır. Ürdün şirketlerine ayrıca QIZ’ler yoluyla kotasız ve gümrük vergisiz ABD pazarına giriş imkânı da sağlanmıştır. Öte yandan Ürdün, 11 Nisan 2000 tarihinde Dünya Ticaret Örgütü üyesi olduktan sonra gümrük vergilerinde hızlı bir şekilde indirime gitmeye başlamıştır. Son yıllarda yürüttüğü yeniden yapılanma programına paralel olarak da, ekonomik liberalleşme çabaları devam etmektedir.
Ürdün son olarak, İsrail’le imzaladığı QIZ Anlaşması’nda değişiklik yapan ek bir anlaşmayı 24 Aralık 2004 tarihinde imzaladı. İsrail tarafı, 1996 yılı şartlarında imzalanan QIZ Anlaşması’nın Ürdün lehine işlediğini ileri sürerek güncellenmesi gerektiğini bildirmiş ve 14 Kasım’da Mısır’la imzaladığı QIZ Anlaşması’nı da emsal göstererek değişiklik talebinde bulunmuştu. Değişiklik, QIZ’lerden AB pazarına ihraç edilecek mamullerin ham maddelerine iki ülke arasında gümrük muafiyeti getiriyor.Söz konusu gümrük muafiyeti 2010 yılında yürürlüğe girecek; bu tarih, Avrupa Birliği’nin Akdeniz Ülkeleri’yle (EMFTA) imzaladığı STA’nın yürürlüğe giriş tarihiyle örtüşüyor. Bu durum Ürdün’ün elde edeceği fırsatı avantaj olmaktan çıkarıyor.
Ürdün-İsrail-ABD QIZ Anlaşması’nda yer alan başlıca konular şunlardır:
— QIZ’lerin yeri ve coğrafi sınırlarının tespiti
— Bölgeye mal girişlerinin gümrüksüz olmasının sağlanması
— Bölgede gerçekleştirilecek ekonomik işbirliği ve yüzde 35’lik katkının ülkeler arasındaki dağılımı
— Bir Ortak Komite’nin tesisi edilmesi
— Gümrük işbirliği protokolü
Ürdün’de İlan Edilmiş QIZ’ler
QIZ’lerin ilk uygulayıcısı Ürdün’de bugüne kadar, İsrail ve ABD ile yapılan anlaşmalar gereği toplam 13 bölge QIZ olarak tayin edilmiştir.
1- El-Hasan Sanayi Parkı: Amman’ın 80 km kuzeyindeki İrbid kentinde yer alan el-Hasan Sanayi Bölgesi, 13 Mart 1998’de ilk QIZ olarak ilan edilmiş ve hala aktif durumdadır. 84 firmanın faaliyet gösterdiği bölge, aynı zamanda Şeyh Hüseyin (Nahar Hayardan) köprüsünde yer alan İsrail Gümrük İdaresi’ni de kapsamaktadır. 80 dönüm büyüklüğündeki bölgede; deri ürünleri bavul, çanta ile tekstil ve konfeksiyon üretimi yapılmaktadır. Gıda sanayi, ilaç ve kozmetik, mühendislik, plastik ve kauçuk, kimyasal maddeler, tekstil, mobilya ve deri sanayi bölgede yer alan sanayi dallarıdır. Hindistan ve Malezya gibi Uzakdoğu ülkelerinden firmalarının yanı sıra 2 adet İsrail firması da yer almaktadır. El-Hasan Sanayi Bölgesi’ne ulusal ve uluslararası birçok imalatçı, büyük ilgi göstermiş ve bu bölgenin avantajlarından faydalanmak üzere faaliyetlerini bu bölgeye kaydırmışlardır. İlk olması hasebiyle QIZ’leri için adeta model olan bölgenin bu başarısının ardından, Ürdün'de diğer bazı bölgeler de QIZ olarak düzenlenmiştir.
2- El-Hüseyin Bin Abdullah II: Amman’ın 118 güneyinde el-Karak kentinde yer alan bölge aktif haldedir.
3- Gateway (Köprü) QIZ: İsrail-Ürdün sınırında bulunan Gateway Projects Sanayi Bölgesi (Gateway Projects Industrial Zone), 15 Mart 1999’da ABD Ticaret Temsilcisi tarafından ikinci QIZ olarak tayin edilmiştir. Serbest bölge olarak faaliyet göstermektedir ve henüz QIZ olarak aktif hale gelmemiştir.
4- Ad-Dulayl QIZ: Zarka yakınlarında bulunan ad-Dulayl Industrial Park, Ortadoğu Tarım ve Ticaret Şirketi MEATCO (Middle East Agricultural and Trading Company) tarafından işletilmektedir ve özel mülkiyete ait arazi üzerinde kurulmuştur. Bölge, Ekim 1999’da QIZ olarak ilan edilmiştir. Mısır, ABD, Tayvan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden yatırım başlayan bölgeye Türk müteşebbisler de ilgi duymaya başlamıştır. Zarka’da petro-kimya, kağıt, deri, tekstil, demir profil, gibi sektörlerde fabrikalar bulunmaktadır. Zarka Serbest Bölgesi dâhilindeki işletmelerde yaklaşık 5 bin kişi çalışmaktadır.
5- Et-Tecemmuat QIZ: Amman’da özel sektöre ait bir sanayi parkı olan at-Tajamouat Industrial City, Ekim 1999’da QIZ olarak ilan edilmiş ve aktif haldedir.
6- Akabe QIZ: Akabe Limanı’nda yer alan bölge, Eylül 2002’de faaliyete geçmiştir. Ürdün’ün tek limanı olan Akabe Özel Ekonomi Bölgesi’nde yer almakta olup, SUTA İnşaat ve Parsons Brinkerhoff ortaklığı tarafından yönetilmektedir. Tekstil, kozmetik, bilgi teknolojileri, otomotiv montajı, tarımsal ve kimyasal maddeler, elektrik ve elektronik ile ilaç, bölgede yer alan sanayi dallarıdır.
7- Cyber City Park QIZ: İrbid yakınlarındaki Jordan Cyber City Park, dört kilometre karelik alanı ile Ürdün'ün en büyük ve özel ihraç serbest bölge statüsü ile bütünleşmiş tek QIZ’idir ve aktif haldedir.
8- El-Kastal QIZ: Amman’da bulunan al-Qastal Sanayi Bölgesi, Ocak 2002 itibariyle 2 firma bulunmaktadır ve aktif durumdadır. Bu bölge özel sektöre aittir.
9- El-Mushta QIZ: Yine Amman’da bulunan bölge, 2002 yılında faaliyete geçmiştir, ancak şuanda aktif durumda değildir. Burası da özel sektöre aittir.
10- Ez-Zay Hazır Giyim İmalat Şirketi: Zarka’daki ez-Zay Ready Wear Manufacturing Co. yalnızca erkek takım elbisesi üreten bir firmadır. Tek fabrikadan oluşan bir QIZ’dir. Özel sektöre ait olan bölge QIZ olarak faaliyetini sürdürmektedir.
11- Hillwood-Hashmite University: Ez-Zarka’da bulunan bölge pasif durumdadır.
12- El-Hallabat Industrial Park: Ed-Dulayl’da bulunan bölge henüz proje aşamasındadır.
13- El-Mawared: El-Matabbaa’da bulunan bölge de henüz proje aşamasındadır.
Bu özel statülü serbest bölgelerin özelliği, başta tekstil, elektronik, gıda ve mücevherat olmak üzere bu bölgelerde üretilen ürünlerin değişen oranlarda alacağı katma değer sayesinde, ABD’ye kotasız ve gümrüksüz olarak ihraç edilebilme imkânına sahip olmasıdır. İsrail’in yanı sıra bu imkândan daha ziyade Çin, Tayvan, Hong Kong, Pakistan, Sri Lanka gibi ülkelerden firmalar istifade etmektedir. Söz konusu bölgelerde üretimde bulunulabilecek sektörler açısından herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Ancak şirketin ve üretilecek ürünün, öngörülen tavizlerden yararlanabilmesi için Ortak Komite tarafından onaylanması gerekmektedir. Ürdün’deki QIZ’lerde mühendislik, kimya, plastik ve gıda sektörleri bulunmakla birlikte ağırlık olarak konfeksiyon ve tekstil alanında imalat yapılmaktadır. Ancak Ürdün, tekstil sektöründe kullanılan hammaddeler itibariyle dışa bağımlıdır ve QIZ’ler için gerekli girdiler genellikle dış piyasalardan ithal edilmektedir. Ürdün’de giysi üreten uluslararası üne sahip, Ungaro, Gap, Polo Ralp Lauren, Victoria’s Secret, St. Michael, Calvin Klein, Donna Karan gibi firmalar bulunmaktadır.
QIZ’lerin Ürdün Ekonomisine Katkısı
ABD Ticaret Temsilciliği’nin (USTR) 2002 Yıllık Raporu’na göre, Ürdün’ün ABD’ye ihracatı 1998 yılında 16 milyon dolar iken, 2001 yılında, 200 milyon dolara yaklaştı; yaklaşık 15 bin yeni istihdam yaratıldı; bu bakımdan ulaşılabilecek üst limit 40–45 bin olarak tahmin ediliyor. Ürdünlü yetkililerin raporda yer alan değerlendirmelerine göre QIZ’ler, gümrüksüz statülerinin sağladığı rekabet üstünlüğünün yanı sıra yatırım yapan şirketlere, modern altyapı avantajı, güçlü ihracat uzmanlığı ve yeni ihracat bağlantıları sunuyor. Bu avantajlar ise QIZ’lerin ekonomik getirilerinin artmasına hizmet ediyor. Sadece İrbid bölgesinden ABD’ye yapılan ihracat 2000 yılında 100 milyon doları geçmiştir.
QIZ’lerle desteklenen Ürdün ekonomisi 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla yüzde 4,6, yüzde 3,8, yüzde 2,6 ve yüzde 5,5’lik bir büyüme oranı yakalamıştır. ABD ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması ve QIZ’lerin açılmasıyla, Ürdün ihracatı 2004 yılında 3,4 milyar dolara, ithalatı da 5 milyar dolara ulaşmıştır.
ABD Amman Büyükelçiliği’nin yayınladığı rapora göre QIZ’lerin Ürdün ekonomisine sağladığı katkı şöyle özetlenmiştir:
— İleri teknolojinin Ürdün’e getirilmesinde oynadığı rol
— Uluslararası piyasalarda Ürdün’e ait ürünlerin rekabet gücünün artması
— QIZ’lerde sağlanan istihdam imkânı
— Bu bölgelerden ABD’ye gerçekleşen kotasız ve gümrüksüz ihracat avantajı.
Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) yetkililerinden oluşan bir uzman heyetin, Türkiye’de kurulması öngörülen QIZ konusunda gerçekleştirilen fizibilite çalışmaları çerçevesinde Ürdün’de kurulu QIZ’leri 25–27 Kasım 2002 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri ziyaret sonucu hazırladıkları rapor, ABD Amman Büyükelçiliği’nin raporunu adeta nakzetmektedir. DTM’nin raporuna göre:
— Ürdün QIZ’lerinde ekonomik faydayı gören kesim büyük ölçüde Uzak-Doğu firmalarıdır. Bu firmaların çoğunun dünyanın birçok yerinde fabrikaları ve ABD’de de ana firmaları bulunmaktadır.
— Firmaların üst düzey ve orta kademe yöneticilik, atölyelerde kalite kontrol, biçki, kalıp çıkarma, ustabaşı gibi kalifiye sayılabilecek işlerde Uzakdoğulular çalıştırılmaktadır.
— Ana girdilerin ve işgücünün büyük bölümünün Uzakdoğu’dan, yardımcı girdilerin İsrail’den geldiği dikkate alındığında QIZ’lerin Ürdün’e ekonomik katkısı yüzde 10 civarında hesaplanmaktadır.
— Ayrıca İsrail’den alınan girdilere yüksek fiyat ödendiği belirlenmiştir.
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün 3 Ocak 2005 tarihinde İsrail’e düzenlediği ziyaret esnasında, İsrail Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ronit Kan: “İsrail’in Ürdün ile olan QIZ Anlaşması, Ürdün ekonomisine ABD’ye 1 milyar dolarlık ilave ihracat imkânı sağladığını, yeni sektörlerde yabancı yatırımın arttığını ve bu yatırımların yüzde 10’unun Türkler tarafından yapıldığını” ifade etmişti.
Ürdünlü yetkililer, İsrail’le imzaladıkları QIZ Anlaşması’yla ABD’nin yanı sıra 25 Avrupa ülkesine açılacaklarını, yeni iş imkânları yaratılacağını ve yabancı sermayenin ülkeye çekileceğini ummaktadırlar. Ancak Ürdünlü ekonomistler, Ürdünlü yetkililerle aynı fikirde değiller. Uzmanlar, Ürdün’ün QIZ Anlaşması’yla elde edeceği artı değerin yüzde 5’i aşmayacağı yönünde görüş beyan ediyorlar. Oluşan yeni iş imkânlarından yerli iş gücünden ziyade, daha şimdiden QIZ’lerde yüzde 45 oranında istihdam bulan Uzakdoğuluların istifade ettiğini; Ürdün’ün AB pazarına yakınlıkları ve tarihî ilişkileri itibariyle Doğu Avrupa ülkeleriyle rekabet gücünün zayıf olduğunu belirterek, sonuçta QIZ’in Ürdün ekonomisinden daha ziyade İsrail ekonomisini güçlendirdiği kanaatini ortaya koyuyorlar. Ürdünlü ekonomistler, uzun vadede QIZ’lerin Ürdün ekonomisini zayıflatacağı ve ülkenin bağımsızlığını tehlikeye düşüreceği uyarısında bulunuyorlar. Öte yandan Ürdün’ün QIZ aracılığıyla AB pazarına açılma arzusu şimdilik bir hayal olmaktan öteye gitmemektedir. Zira AB’ye yönelik ihracat, menşe kümülâsyonu sorunu nedeniyle yapılamamaktadır.
QIZ Kapsamında Mısır-İsrail-ABD Anlaşması
Mısır’ın İsrail ile 1979 yılında imzaladığı Camp David Barış Anlaşması, İsrail’le normalleşme sürecinin başlangıcı olduğu gibi Arap-İsrail ekonomik ilişkilerinin de temelini oluşturmaktadır. 1991 yılındaki Madrid Konferansı da, Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ticarî ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. ABD, Ocak 1995’te Mısır’la bir ticaret anlaşması imzalamış ve Mısır, lisansa tabi ülkeler listesinden çıkartılmıştır. QIZ’lerin kurulması 1995 yılında Mısır’a teklif edilmiş; ancak o dönemde bu ülke tarafından kabul görmemiştir. ABD ve İsrail, 1996’da yayınladıkları bildirgeyle Mısır’a QIZ imkânını tekrar tanımış; ancak Mısır, İsrail’le kuracağı ticarî ilişkileri Filistin-İsrail barışında ilerleme sağlanması şartına bağlayarak teklifi reddetmiştir. İsrail ve Mısır arasında konu ile ilgili görüşmeler 2003 Temmuz ayında yeniden başlamıştır. Başlangıçta İsrail tarafının QIZ’lerde üretilecek olan ürünlerde en az yüzde 17 oranında İsrail girdisi taşıması konusundaki ısrarlı tutumu nedeniyle görüşmeler arada kesintiye uğrasa da ABD’nin girişimiyle sonuçlandırılmıştır.
27 Eylül 2000’de Ariel Şaron’un Mescid-i Aksa’da giriştiği tahrik sonrası başlayan Aksa İntifadası’nda İsrail’in uyguladığı saldırgan politikalara bir tepki olarak Mısır ile Ürdün, büyükelçilerini çekerek İsrail’le diplomatik ilişkilerini askıya almışlardı. Ancak özellikle Ürdün, QIZ’ler başta olmak üzere İsrail’le olan ekonomik ilişkilerini bu süre zarfında geliştirerek devam ettirmiştir. 8 Şubat 2005 tarihinde Şermu’ş-Şeyh zirvesi akabinde Mısır ile Ürdün büyükelçilerini İsrail’e yollayarak ekonomik ilişkilerin yanı sıra, askıya aldıkları diplomatik ilişkileri de normalleştirmişlerdir.
2000 yılında İsrail’in Mısır ile dış ticaret hacmi 80 milyon dolara, Ürdün ile de 76 milyon dolara ulaşmıştır. Ancak bu rakam 2001 yılında Mısır için 67, Ürdün için ise 89 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılında bu ülkeler ile ticaret, Mısır ile 46,5, Ürdün ile 117 milyon dolar olmuştur. Verilerden de anlaşıldığı üzere, Aksa İntifadası’nı müteakip yıllarda Ürdün’ün İsrail’le olan ticaret hacmi büyürken Mısır’ınki küçülmüştür.
22 Nisan 1995 tarihinde imzalanan ve 1996 yılında yürürlüğe giren ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması ve ABD-İsrail Serbest Ticaret Alanı Uygulama Yasası, Mısır’da kurulan bölgeler için de yasal altyapıyı oluşturmuştur. Mısır’da Nitelikli Sanayi Bölgesi (QIZ) kurulmasına ilişkin protokol, Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Raşid Muhammed Raşid ile İsrail Başbakan Yardımcısı ve Ticaret, Sanayi Çalışma ve İletişim Bakanı Ehud Olmert tarafından 14 Aralık 2004 tarihinde Kahire’de imzalanmıştır. QIZ’lere işlerlik kazandıracak yasal belge ise aynı törende ABD Ticaret Temsilcisi Robert B. Zoellick tarafından imzalanmıştır.
Mısır’daki QIZ’ler
İmzalanan protokol ile Kahire, İskenderiye ve Süveyş Kanalı bölgelerinde 7 adet QIZ kurulacaktır. Söz konusu Bölgelerde belli miktarda İsrail girdisi kullanılmak kaydıyla, tekstil ve konfeksiyon üretimi de dahil olmak üzere, imal edilen ürünler ABD’ye gümrüksüz girebilecektir. Mısır’da QIZ olarak ilan edilen yedi bölge şunlardır:
1- Şabra el-Hayma
2- 15 Mayo (15 Mayıs) - Helwan
3- Aşır Min Ramadan (On Ramazan)
4- El-Bedraşin - Güney Cira - Kahire
5- El-Amiriye - Burcu’l-Arab –İskenderiye
6- Nasr City
7- Port Said
Mısır Ticaret Bakanlığı’nın resmî açıklamalarına göre, Mısır’ın ABD ve İsrail’le imzaladığı QIZ Anlaşması uyarında uzlaşıya varılan bölgelerdeki üretim yüzde 35 oranında yerli katkıyla gerçekleşecek. Asgari İsrail katkısının, mamulün satış fiyatı üzerinden yüzde 11,7 olması, ABD’nin ise yüzde 15’i geçmemesi gerekiyor. Gazze ve Batı Şeria’daki girişimcilerin katılımı da mümkün olabilecek. Hükümet kaynaklarının verdiği istatistikler göre, QIZ olarak seçilen söz konusu yedi bölge, Mısır sanayisinin yüzde 60’i gibi büyük bir orana tekabül ederken, ülke iş gücünün yüzde 63 gibi önemli bir bölümünü ihtiva ediyor.
Mısır’la imzalanan QIZ Anlaşması, gıdadan tekstile kadar ülke endüstrisinin tüm alanlarını kapsıyor. Firmaların büyük küçük olmasının bir önemi olmadığı gibi, özel sektörün yanı sıra kamuya bağlı kurumları da içeriyor. Söz konusu bölgelerde bulunan firmaların QIZ Anlaşması’na katılımı tamamen kendi tercihlerine bağlı, isteyen firma QIZ şartlarını benimsemeyebilir ve anlaşma dışında kalabilir.
Mısır Sanayicileri Birliği Başkanı Celal Zorba, QIZ Anlaşması’nın sıkıntıda olan 700 firmayı kurtaracağını ve 400 bin yeni iş imkânı yaratacağını açıklaması, Mısırlı sanayicilerin beklentilerini ortaya koyuyor. Hükümet yetkilileri de anlaşmanın sağlayacağı avantajı ifade ederken Mısır’ın ABD’ye hâlihazırda 1 milyar dolar olan ihracatının 2007 yılında 2 milyar dolara ulaşacağı öngörüsünde bulunuyorlar.
Mısır’da resmi ağızlar, QIZ Anlaşması imzalayan Mısır’ın ABD’den bazı imtiyazlar kopardığını ileri sürmektedirler. Bu anlaşmanın ardı sıra ABD ile Mısır arasında bir dizi ekonomik anlaşmanın geleceğini; bunların başında da iki ülke arasında “Ortadoğu’da İstikrar ve Gelişim İçin Stratejik Ortaklık” diye nitelendirilen “İkili Ortaklık” kurulacağını belirtiyorlar. Söz konusu “Stratejik Ortaklığın” en bariz özelliği, Amerika yönetiminin Ortadoğu’yla ilgili vereceği kararlar ve uygulayacağı politikalar konusunda önceden Mısır hükümetine danışması şeklinde özetleniyor.
Mısır’da QIZ Tartışmaları
Mısır’da ABD ve İsrail’le imzalanan QIZ Anlaşması’na yönelik önemli bir tepki söz konusu. Bu anlaşmanın İsrail’le normalleşme süreci bağlamında ABD tarafından bölge ülkelerine dayatıldığı inancı yaygın bir kanaat. Ayrıca anlaşmanın Mısır meclisinde milletvekillerinin büyük kısmının olmadığı bir oturumda tartışmaya açılmadan onaylanmış olması meşruiyet sorununu doğuruyor.
Mısır hükümeti, Sanayi ve Ticaret Bakanı Raşid Muhammed Raşid’in ağzından anlaşmanın salt ekonomik bir anlaşma olduğunu ve arka planda hiçbir siyasî hedefin yatmadığını ısrarla öne sürse de, muhalefeti ikna edebilmiş görünmüyor. Mısır Hükümeti’nin QIZ Anlaşması’nın imzalanmaması durumunda ABD pazarının büyük ölçüde kaybedileceğine yönelik endişesinin arka planında; ABD’nin, GATT (ABD Ticaret ve Gümrük Anlaşması-General Agreement on Tariffs and Trade) uyarınca gelişmekte olan ülkelerden ithal edilecek tekstil ürünlerinde gümrük vergilerini kaldıracak olması yatıyor. Böylece Çin ve Uzakdoğu ülkeleri gibi ucuz işgücü çalıştıran ülkelerle rekabet edilecek. Bu durumun Mısır’ın tekstil endüstrisini sıkıntıya sokma ihtimali endişe yaratıyor.
QIZ’i Savunanlar
QIZ’i savunan hükümet yetkilileri ile iş çevrelerinden önemli bir kesim, bu anlaşmanın siyasî yönünün bulunmadığını, karşılıklı çıkarlar çerçevesinde ekonomik kriterlerin işletildiğinde ısrarlılar. QIZ’cilerin öne sürdükleri argümanları şu şekilde özetleyebiliriz:
— Mısır’ın ABD’ye ihracatının yüzde 46’sını tekstil ürünlerinin oluşturduğu göz önüne alındığında, ABD’nin GATT uyarınca tekstil ürünlerinde gümrük vergilerini kaldıracak olması Mısır tekstilini krize sokar. QIZ Anlaşması bu krizin önünü almıştır.
— QIZ’in sağladığı avantajlardan dolayı Mısır’a yabancı sermaye akışı olacaktır.
— GATT Anlaşması’nın uygulamaya girmesi durumunda 150 bin Mısırlı işsiz kalacak, ancak QIZ’le bu kayıp yaşanmayacağı gibi 250 bin yeni iş imkânı oluşacaktır.
— Tekstil alanında gelişmemiş olduğundan İsrail’in katkısı ambalaj, etiket ve sektörde kullanılan bazı kimyasallarla sınırlı kalacaktır. Mısır, yüzde 80’lere varan bir katma değer elde edebilecektir.
QIZ’e Karşı Çıkanlar
Mısır’da aralarında 12 parlamenterin de bulunduğu QIZ Anlaşması’na karşı çıkanların görüşlerini özetleyecek olursak:
— Mısır hükümetinin QIZ Anlaşması’nı imzalamasında, ABD ve İsrail’in baskıları rol oynamıştır. Zira İsrailli casus Azam Azam’ın salıverilmesi ve İsrail’le geliştirilen ilişkiler bu anlaşma çerçevesinden gerçekleşmiştir.
— QIZ anlaşması ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçasıdır ve İsrail’in Arap ekonomisiyle entegrasyonu amaçlanmaktadır.
— İsrail, QIZ’ler sayesinde Arap ekonomisiyle ilgili stratejik istihbaratlar elde edecektir. Sanayi casusu Azam Azam’ın “On Ramazan” sanayi bölgesinde istihbarat toplarken yakalandığını unutmamak gerekir.
— 1995 yılından beri tekstille ilgili aşamalı olarak işletilen GATT’ın 2005 itibariyle Mısır tekstilini krize sokacağı bir aldatmacadan ibarettir. Zira 60’dan fazla devleti kapsayan GATT’ın yürürlüğe girmesiyle QIZ’lerin önemi azalacaktır.
— Mısır 2003 yılı itibariyle toplam 613 milyon doları bulan tekstil ürünleri ihracatının yüzde 36’ını AB ülkelerine yaparken, yüzde 28’ini ABD’ye yapmıştır. AB ülkeleri ABD’ye karşı alternatif büyük bir pazardır.
QIZ Anlaşması’na önemli bir muhalefet olmasına rağmen, söz konusu anlaşmanın sağlayacağı avantajlar hükümet yetkililerince öylesine abartıldı ki, QIZ kapsamı dışında kalan İsmailiyye ve Mehalle el-Kubra sanayi bölgelerindeki iş sahipleri protesto gösterileri düzenleyerek anlaşmaya dâhil edilmeleri talebiyle boykot ilan ettiler.
Türkiye-İsrail-ABD QIZ Belirlemesi
Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 31 Aralık 1991 tarihinde Büyükelçilik düzeyine yükselmesinin ardından, iki ülke dış ticareti artış trendine girmiş, 1994 yılından itibaren ise önemli bir ivme kazanmıştır. İki ülke arasındaki STA’nın 1 Mayıs 1997 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi sonrasında ise ticarî ilişkilerde önemli gelişmeler kaydedilmiştir.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 12–14 Mart 1996 tarihlerinde, İsrail’i ziyareti sırasında ticarî ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini öngören 4 ayrı anlaşma imzalanmıştır:
1- Serbest Ticaret Alanı Anlaşması,
2- Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması,
3- Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi ve Vergi Kaçakçılığının Engellenmesi Anlaşması,
4- Ticarî, Ekonomik, Sınaî, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması.
Yukarıda anılan anlaşmalara ek olarak, Gümrük İdarelerinin Karşılıklı Yardımlaşması’na dair başka bir anlaşma da 23 Aralık 1996 tarihinde imzalanmıştır.
Türkiye’nin 1996’da AB ile imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması gereğince, üçüncü ülkelerle yaptığı ticarî anlaşmaların, AB Ortak Ticaret Politikası’na uyum sağlaması gerekmekteydi. Gümrük Birliği sürecinde bazı ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarına yönelik müzakereler başlatan Türkiye, siyasî ve ekonomik ilişkileri gözeterek ilk olarak İsrail ile imzalamıştı. Türkiye ile İsrail arasında imzalanan STA 1 Mayıs 1997’de yürürlüğe girdi. İki ülke arasında sanayi ürünlerine uygulanan engeller 2000 yılında kaldırıldı. Bu anlaşmayla Türkiye ve İsrail arasındaki ticaretin geliştirilmesinin yanı sıra AB, ABD ve Orta Asya cumhuriyetlerinde ortak yatırım imkânlarının araştırılarak üçlü ticaret imkânlarının oluşturulması amaçlanmıştı. Türkiye, İsrail ile yaptığı STA çerçevesinde bu bölgeleri de kullanarak daha ziyade tekstil, konfeksiyon, demir-çelik ürünleri ile bazı gıda ürünlerini İsrail üzerinden ABD’ye ihraç etmeyi hedeflemişti. Zira Türkiye tüm çabalarına rağmen ABD ile doğrudan bir STA imzalayamamıştır. Türkiye-ABD ticarî ilişkileri “Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi” (GSP) kapsamında gerçekleşmektedir.
Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi
Genelleştirilmiş Preferanslar/Tercihler Sistemi (Generalized System of Preferences-GSP), ABD tarafından Rekabet İhtiyacı Limiti dâhilinde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak uygulanan söz konusu ülkeler menşeli mamullerin, ABD’ye gümrük vergisi ödenmeksizin ihraç edilmesine imkân sağlayan bir uygulamadır. Bu sistemden yaklaşık 4150 kalem üründe, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 137 ülke yararlanmaktadır. Yaklaşık 450 ürün çeşidiyle Türkiye'nin GSP programı kapsamında ABD'ye yaptığı ihracat, Türkiye'nin ABD'ye toplam ihracatının yüzde 14'ünü teşkil etmektedir.ABD hükümeti, QIZ görüşmelerinde uzlaşıya varılamayan Türkiye’ye Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi (GSP) çerçevesinde altın, mücevherat ve diğer bazı ürünlere gümrük muafiyeti tanıyacak, ilave Türk mallarının da GSP listesine dâhil edilmesine imkân sağlayacak, ayrıca Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi’ne Türkiye'nin daha fazla katılımını kolaylaştırmak amacıyla, ABD teknik destek verecektir.
AB ile 1996 yılında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması’yla, AB normlarında ortak belirlenen yüzde 9’luk gümrük vergisi tarifesi uyarınca ithalat-ihracat yapan Türkiye, ABD’ye ihracatında yüzde 40’lara varan gümrük vergisi ödeme durumundadır.
ABD yasalarına göre, AB ülkeleri GSP'den faydalanamamaktadır ve Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleştiğinde GSP'ye uygunluk özelliği de ortadan kalkacaktır.Bu çerçevede Türkiye’nin ABD ile STA veya QIZ Anlaşması imzalaması daha bir önem arz etmektedir. Türkiye sınırları içerisinde oluşturulacak QIZ’ler sayesinde, ABD sanayi ürünleri Ortadoğu, Kuzey Afrika, Akdeniz, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile Türkiye'nin yakın pazarlarına girebilecektir.
Türkiye’nin QIZ Serüveni
Bill Clinton’un 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan depremin ardından gerçekleştirdiği ziyarette Türkiye’nin, ABD ve İsrail arasında imzalanan anlaşmaya dâhil edilerek QIZ kapsamına alınması önerisi ilk kez gündeme getirildi. Daha sonra iki taraf da konuyu sahiplenmediği için öneri askıda kaldı. Başbakan Bülent Ecevit’in, 2002 yılı başlarında ABD’ye yaptığı geniş kapsamlı resmî ziyaret sırasında Türkiye’nin QIZ kapsamına alınması konusu tekrar gündeme geldi. Bu ziyaret sırasında öncelikle iki ülke arasında “Stratejik Ticarî Ortaklık” kurulması yolunda çalışmaların başlatılmasına karar verildi.
Bu ziyaret kapsamında ABD’li yetkililer ile 26–27 Şubat 2002 tarihlerinde Ankara’da yapılan görüşmelerde, ikili ticarî ilişkilerin mevcut koşullar ve akdedilmiş tercihli ticarî anlaşmalar göz önünde bulundurularak geliştirilmesi amacıyla Türkiye’de QIZ kurulması üzerinde mutabık kalınmıştır. Türkiye-ABD Ekonomik Ortaklık Konseyi, Türkiye’nin QIZ’e dâhil olmasıyla ilgili iki yöntem önermiştir. Bunlardan ilki, ABD-Türkiye arasında bir QIZ Anlaşması yapılması ki Türkiye bunda ısrarlıydı; ikincisi ise, ABD-İsrail STA’ına konulacak ek madde ile Türkiye’nin var olan QIZ modeline dâhil edilmesiydi. ABD, Gümrük Birliği sınırlamaları nedeniyle, Türkiye-ABD STA’sının yapılamayacağını öne sürerek; Türkiye’nin, ABD-İsrail STA’sına dâhil edilmesiyle oluşturulacak QIZ modelinin tek seçenek olduğunu Türk tarafına iletti. Ayrıca ABD’deki Türkiye karşıtı lobilerin gücü hatırlatılarak İsrailsiz bir QIZ formülünün kongreden geçmesinin zor olacağı ve İsrail’in de dâhil edildiği QIZ’lerin kurulabilmesi için sadece ABD başkanının imzasının yeterli olacağı Türk yetkililere iletildi. Böylece, ABD-İsrail-Türkiye QIZ süreci başlamış oldu.
Türkiye’de QIZ’lerin kurulabilmesi için 4737 sayılı “Endüstri Bölgeleri Kanunu”, 09 Ocak 2002 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Kanun’un amacı, yatırımları teşvik etmek, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarını Türkiye’de yatırıma yönlendirmek, yabancı sermaye girişinin artırılmasını sağlamak, üretim ve istihdamı artırmak, ülke ekonomisinin gelişmesi ve teknoloji transferini sağlamak üzere endüstri bölgelerinin kurulması, yönetim ve işletilmesine ilişkin esasları düzenlemek olarak belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu 4737 sayılı kanunla, endüstri bölgeleri kurulacak alanları belirlemek ve bu kanunla verilen diğer görevleri yapmak üzere ilgili Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında “Endüstri Bölgeleri Koordinasyon Kurulu” oluşturulmuştur.
ABD-İsrail STA’sına bir maddenin ilave edilmesiyle Türkiye’de kurulması planlanan QIZ ile ilgili yasa tasarısı, 7 Ekim 2002 tarihinde ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde kabul edilmiş; daha sonra Senato’ya intikal eden yasa tasarısı, gerekli görülmesi halinde ileride tekrar ele alınmak üzere 5 Mart 2003’de iptal edilmiştir. Ekonomik Ortaklık Konseyi’nin 2 Aralık 2003 tarihinde Washington’da yapılan II. Dönem Toplantısı’nda konu tekrar gündeme getirilerek üzerinde çalışılmaya devam edilmesi hususunda fikir birliğine varılmıştır. Türkiye tarafından hazırlanan tekstil ve konfeksiyon sektörünü de içeren QIZ Yasa Tasarısı değişikliği önerisine ilişkin bir not toplantılar esnasında ABD tarafına sunulmuş, bu notta yer alan öneriye ilişkin ABD tarafının yazılı ve sözlü görüşleri 20 Ocak 2004 tarihinde ABD Ticaret Temsilci Yardımcısı Catherine Novelli tarafından iletilmiştir. ABD tarafının cevabında; tekstil ve konfeksiyon sektörünün Nitelikli Sanayi Bölgeleri kapsamı içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kesin bir dille ifade edilmiş ve tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin QIZ dışında tutulacağı orjinal taslağın yasallaşması çalışmalarına tekrar başlamak için Türk tarafının konuya ilişkin kararının beklenildiği belirtilmiştir.
26–30 Ocak 2004 tarihlerinde Türkiye’nin QIZ kapsamına alınması konusu Başbakan Erdoğan başkanlığında ABD’ye yapılan resmi ziyaret sırasında tekrar gündeme getirildi. Son olarak 5 Nisan 2004 tarihinde Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in ABD Ticaret Temsilcisi Zolleick'le yaptığı görüşme öncesinde ABD tarafının titiz telkinleri sonucu QIZ konusu gündeme alınmamasına rağmen; görüşme sırasında konu gündeme getirilmiş; QIZ'lerin ileri teknoloji ürünleri için yararlı olabileceği, karşılıklı olarak iki tarafın da ileri teknoloji ürünleri için bir çalışma yapmaları konuşulmuştur. Bu görüşmeden çok kısa bir süre sonra bu defa, Dışişleri Bakanlığı başbakanın talimatlarını doğrultusunda, QIZ'ler konusunda yeni bir öneriyi ABD tarafına sunmuştur. Bu öneriye göre, bir önceki tasarıdan “ABD başkanınca ithalata karşı hassas ilan edilecek ürünlerin QIZ'ler kapsamı dışında tutulması” hakkındaki hükmün çıkarılması istenmiştir. ABD tarafı Kongre'ye sunulabilecek tasarının önceki tasarının aynısı olacağı hususunda ısrar etmiş ve bu tarihten itibaren başka bir gelişme yaşanmamıştır.
Türkiye ABD QIZ’inde İhtilaf Noktaları
Tarafların tüm çabalarına rağmen Türkiye’de QIZ’lerin kurulmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya henüz varılamamıştır. QIZ Anlaşması konusunda Türkiye ve ABD taraflarınca müzakere edilen QIZ’lerin hangi sektörleri kapsayacağı ile QIZ ilan edilecek bölgelerin nereler olacağı önemli iki ihtilaf noktasını teşkil etmektedir.
1- Türkiye’de İlan Edilecek QIZ’lerin Kapsamı
ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması'na ek bir madde ilave edilerek Türkiye'de kurulması planlanan OIZ’lerde üretilecek ürünlere, ABD'ye gümrüksüz ve kotasız giriş imkânı tanınması öngörülürken, uygulama içerik olarak Türkiye açısından tam bir hayal kırıklığı oluşturmuştur. Bunun nedenlerinden biri tekstil, konfeksiyon ve deri gibi Türkiye’nin iddialı olduğu alanların QIZ'e dahil edilmemesidir. Oysaki Ürdün ve Mısır modelinde tüm sanayi ürünleri QIZ’e dâhildir.
Ürdün ed-Dulayl QIZ Başkanı Jack Khayyat, bölgede incelemede bulunan MÜSİAD üyeleriyle yaptığı görüşmede; “Ürdün’ün, tekstilde ABD için tehdit unsuru olmadığı için QIZ’e dahil edildiğini belirterek; ABD’deki en güçlü lobi olan tekstil lobisinin, Amerikan yönetimine baskı uygulayarak; Türkiye ile imzalanacak muhtemel QIZ Anlaşması’nda tekstil sektörünün muaf tutacağını; zira ABD tekstil lobisinin, pamuk üreticisi olan ve de dikey-entegre tekstil sanayi bulunan Türkiye, Pakistan, Mısır ve Çin gibi ülkelerle yapılabilecek bir QIZ Anlaşması’ndan tekstil sektörünün kesinlikle muaf bıraktıracak güce sahip olduğunu öne sürerek Türk tekstilcileri Ürdün’de yatırıma davet etti. Khayyat’ın da vurguladığı gibi, tekstil sektöründe iddialı olmayan Ürdün benzeri ülkelerin ABD ile yaptıkları QIZ Anlaşması’na tekstilin dâhil edilmesinde ABD açısından bir beis yoktur. Ancak söz konusu Türkiye olunca durum değişmektedir. Bu noktada, Türkiye’nin dâhil olacağı bir QIZ Anlaşması’nın kapsayacağı sektörlerle ilgili ABD ve Türkiye arasında önemli görüş ayrılıkları ortaya çıkmaktadır.
Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda, çok az sektörün QIZ’lerde yer almasının kârlı olabileceği, bu sektörlerin de başta İsrail girdisi temini olmak üzere bölgelerde üretimle ilgili şartları yerine getirmedeki güçlükler nedeniyle sınırlı miktarda ihracat artışı sağlayabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Otomotiv yan sanayi, kuyumculuk, kimya, seramik ve cam sanayi, işlenmiş gıda sektörleri, QIZ’lerde yer alması muhtemel sektörler olarak belirlenmiştir. ABD’ye ihracatta sektörlere uygulanan gümrük vergileri ortalama olarak şöyledir: Kuyumculuk ürünleri yüzde 13, zücaciye yüzde 38, kauçuk yüzde 8, kimyasal ürünler yüzde 8 gümrük vergisine tabidir. Ayrıca makarnaya, ABD tarafından yüzde 6,4 oranında vergi uygulanmasına rağmen Türkiye aleyhine konulan anti-damping vergisi ile bu oran yüzde 50’yi geçmektedir. Sonuç olarak ABD’de gümrük vergisi yüzde 10’un üzerinde olan ve İsrail’de üretilen ürünler temel alınarak QIZ’lerde yer alabilecek sektörler, gıda sanayi ve gıda katkı maddeleri, seramik ürünleri, başta organik ürünler olmak üzere kimyasal ürünler, katma değeri çok düşük olmasına rağmen kuyumculuk sektörü olarak belirlenmiştir. Oto yedek parçalarına ABD tarafından yüzde 2,5 ila yüzde 8 arasında gümrük vergisi alınmaktadır. Dolayısıyla hem gümrük vergisi avantajının düşük olması hem de İsrail’de otomobil üretimi olmaması nedeniyle bu sektörde işbirliğinin zor görünmesi, bu sektörün QIZ’lerde yatırıma yönelme ihtimali azdır.
ABD’nin, tekstil, konfeksiyon ve deri ürünlerinin Türkiye’deki QIZ uygulaması dışında tutulması talebini ülkedeki işsizlik sorunu nedeniyle İsrail de desteklemektedir. Türkiye’nin ısrarlı olarak tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin kurulacak QIZ’lere dahil edilmesi isteğine, sadece ABD ve İsrail yönetimleri değil, Ürdün tarafı da çekince koymuştur. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün gelişmişlik seviyesi ve ABD pazarında gördüğü büyük rağbet, önemli bir özelliği olmayan Ürdün tekstili için ciddi tehlike oluşturabileceği öngörülmektedir. Türkiye açısından mevcut haliyle içinde tekstil, konfeksiyon ve deri sektörlerinin yer aldığı bir QIZ modelinin yakın zamanda gerçekleşmesi beklenmemektedir.
ABD sanayi ürünleri için Türkiye, ortalama yüzde 5 gümrük tarifesi uygularken, ABD sanayi ürünleri için miktarla ilgili bir kısıtlama bulunmuyor ve ABD'nin hassas ürün olarak nitelendirdiği ürünlerde ABD'nin Türk pazarına girişi tam bir serbestlik içerisinde gerçekleşiyor. Türkiye tüm bu noktalar doğrultusunda, İsrail ve Ürdün'deki gibi tüm sanayi ürünlerinin QIZ’e dâhil olmasını öngören modelin kabulünü savunuyor.
2004 yılının Nisan ayında Türk-Amerikan Konseyi'nin 23. yıllık konferansına katılmak üzere Washington'a giden Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ABD Ticaret Temsilcisi Robert Zoellick ile QIZ konusunda müzakerelerde bulunmuştur. Türkiye'nin yüksek teknoloji ürünlerinin yanı sıra, tekstil sektörünün de QIZ’e dahil edilmesi yönündeki ısrarı nedeniyle, ilerleme sağlanamayan QIZ konusunda ABD ile uzlaşma imkanlarını arayan Tüzmen, ABD’nin QIZ Anlaşması’nın sadece ileri teknoloji ürünlerini kapsaması yönündeki yaklaşımına Türkiye’nin sıcak baktığını açıklamıştır. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, QIZ konusunda yeni bir açılım başlattıklarını belirterek, “Belli sektörlerin dışlanması olarak algılanan açılımın, bize fayda sağlamayacağını açıkladık. Bunu çözmek için, tamamıyla yüksek teknoloji ürünlerini üretelim dedik. ABD kendi know-how'ını (bilgi birikimini) getirir bizim iş gücü ve sermayemizle birleştirirse, bu Türkiye'ye yararlı bir kalkınma modeli olur” şeklinde beyanatta bulundu. Bu açıklamayla Türkiye, tekstil konusundaki ısrarından vazgeçmiş oldu.
2- Türkiye’de QIZ İlan Edilecek Bölgeler
Genel olarak QIZ’lerin nerelerde kurulacağı ve hangi sektörleri kapsayacağı Türkiye’nin kararına bırakılmakla birlikte; ABD, bu bölgelerin ileri teknolojiye dayalı ürünlerin üretiminde yoğunlaşarak tekstil dışındaki sektörleri kapsaması gerektiğinin altı çizilmektedir. Bu bağlamda ABD tarafı, QIZ’lerin özellikle Güney Doğu dâhilindeki kentlerde kurulmasına sıcak bakarken, Türk tarafı ise gerek kalifiye iş gücü, gerekse ulaşım açısından daha uygun olan limanlara sahip ve altyapısı tamamlanmış sanayi bölgeleri ile mevcut serbest bölgelerde, özellikle de Marmara Bölgesi’nde oluşturulmasını istemektedir.
QIZ Anlaşması hazırlık platformunda görüşleri alınan Türkiye Odalar Borsalar Birliği, İhracatçılar Birliği, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği vb. özel sektör temsilcileri Türkiye’de QIZ kurulmasına ihtiyaç olan bölgeler olarak Güneydoğu Marmara bölgelerini tespit etmişlerdir. Bu iki bölge savaş ve deprem gibi yaşadığı sorunlar itibariyle birbirine benzer bölgelerdir ve biri yüksek oranda göç almaktayken, diğeri ise göç vermektedir. Bu bağlamda, TOBB ile ABD Ticaret Odası arasındaki temasların teşvik edileceği ve destekleneceği; Türkiye-ABD Ekonomik Ortaklık Komisyonu toplantısında karara bağlanmıştır. Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında ABD’nin İzmir’de bir daimi ofis, Gaziantep’te bir Enformasyon Merkezi açılacağı ifade edilmektedir.
QIZ’in Türkiye Açısından Önemi
QIZ konusunda ordunun devreye girerek ortaya koyduğu hassasiyet, söz konusu anlaşmanın Türkiye açısında stratejik önemini ifade etmektedir. Ekonomik olarak ise, yıllık 1,2 trilyon dolar ithalat hacmi olan ABD pazarına kotasız ve gümrüksüz ihracat imkânı sağlayan QIZ’ler, Türkiye’nin nihai hedef olan ABD’yle Serbest Ticaret Anlaşması imzalamaya yönelik bir basamak olarak değerlendirilmektedir.
ABD istatistiklerine göre, Türkiye ile ABD arasındaki dış ticaret hacmi 2002 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7,5 oranında artarak, 6,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracat 2003 yılında, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 8 oranında artarak 3,788 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ithalat ise yüzde 6,5 oranında azalarak 2,904 milyon dolar olmuştur. Türkiye'nin 2004 yılında ABD'ye ihracatı 4,8 milyar dolar, ithalatı ise 4,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2005 Nisan ayı itibarıyla ABD, Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı 4. ülke konumunda iken, ithalatta altıncı sırayı almaktadır.
Yukarıdaki veriler dikkate alındığında, 1,2 trilyon dolar ithalat hacmi olan devasa ABD pazarında Türkiye’nin yaklaşık 4,8 milyar dolar gibi küçük bir payının olduğu ortaya çıkmaktadır. İkili ilişkilere yeni bir vizyon katacağı düşünülen QIZ Anlaşması’yla, bugüne kadar pek varlık gösterilemeyen birçok üründe, ABD’ye ihracat imkanı sağlanacak, arzu edilen yabancı sermaye ve teknoloji transferinin Türkiye’ye akışı mümkün olabilecek, yeni oluşturulan QIZ’lerin yanı sıra mevcut Organize Sanayi Bölgeleri ile Serbest Ticaret Bölgeleri’nin modernizasyonu açısından da bir fırsat oluşturacağı düşünülmektedir.
Tüm bunlara rağmen QIZ’lerin Türkiye sanayinde çok hızlı değişimlere yol açması ve bir ihracat patlaması yaşatması beklenmemekte ancak ABD ile uzun vadeli ticari işbirliğinin bir nüvesi olarak değerlendirilmektedir.
Ordunun QIZ Mutabakatı İçin Devreye Girmesi
Güneydoğu bölgesinde kurulması düşünülen QIZ’lerin emek yoğun sektörleri de kapsaması konusunda 2002 yılında Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından Genelkurmay’a brifing verilmesiyle ordu devreye sokulmuştur. MGK Genel Sekreteri Büyükelçi Yiğit Alpogan, ABD Büyükelçisi Eric Edelman ve Başkonsolos David Arnett’in katıldığı Türk-Amerikan İş Konseyi’nin (TAİK) 30 Mart 2005 tarihli toplantısında bir konuşma yaparak; “Nitelikli Sanayi Bölgeleri konusunun sonuçlandırılması” temennisini dile getirdi. İstanbul’da düzenlenen toplantıda konuşan emekli orgeneral Alpogan; “Nitelikli Sanayi Bölgeleri” kurulması konusunun sonuçlandırılması için Türkiye’nin, ABD yönetimince Kongre nezdinde gerekli adımların atılmasını beklediğini, bu konuda Türkiye’nin tutumunun açığa kavuşturulmuş olduğu ve ABD tarafına iletildiğini belirtmiş; ABD yönetimi tarafından Kongreye sunulan yasa değişikliği tasarısında “ABD başkanı tarafından ileride gerekli görülebilecek hassas sektörler” ifadesinin, yatırım bağlamında açık bir caydırıcı unsur teşkil edebileceği yönüyle teklif edilen düzenlemeden çıkartılması gerektiğini ifade etmiş ve gerçekleşmesi halinde “Nitelikli Sanayi Bölgeleri” uygulamasının her iki ülkenin ve bölgenin çıkarına olacağını vurgulamıştır.
1 Mart Teskeresi ve QIZ Anlaşması’nın İptali
Türkiye’de QIZ uygulamasının başlatılabilmesi için ABD-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması’na ilave yapılması gerektiği ifade edilmişti. Söz konusu eklemenin yer aldığı yasa tasarısı, 7 Ekim 2002 ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde onaylanmış; ancak Türkiye’de QIZ kurulmasına olanak veren bölüm, yasadan çıkarılarak 5 Mart 2003 tarihinde Kongre tarafından iptal edilmiştir. Irak’a yönelik saldırı planlarının yapıldığı süreçte Türkiye’yle yürütülen pazarlıklarda QIZ önemli rol oynamıştır. 1 Mart tezkeresinden kısa bir süre önce (7 Ekim) Temsilciler Meclisi’nde onaylanan ilgili yasa tasarısı, Türkiye’nin Irak savaşına müdahil olmasıyla ilgili tezkerenin 1 Mart’ta TBMM tarafından reddedilmesinin hemen ardından (5 Mart) ABD Kongresi’nde iptal edilmiştir.
Bu bağlamda QIZ Anlaşması, Irak operasyonuna katılımı konusunda Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmıştır. ABD ve Türkiye arasında yapılan 1 Mart tezkeresinin ekonomik mutabakat ekinin ikinci bölümünde, QIZ’lerinden, Bakû-Ceyhan boru hattına, askerî alımlardan Irak'ın yeniden inşasına kadar Türkiye-ABD işbirliğinin detayları yer almıştır. ABD’nin Irak’a yönelik talepleri karşılığında askerî borçların silinmesi, 1 milyar dolarlık acil destek, İMF ve Dünya Bankası çerçevesinde desteğin sürmesi gibi Türkiye’ye yapılan önerilerin yanı sıra, QIZ’lerin bir an önce Türkiye’de kurulmasını içeren bir dosyanın hükümete sunulduğu belirtilmiştir. ABD, savaş masraflarının yanı sıra kurulacak QIZ’lerde ABD firmalarının Türk yatırımcılarla ortaklık yapmalarının sağlanacağı sözünü vermiştir. 1 Mart Tezkeresi’nin TBMM’de reddedilmesinden sonra QIZ, Türkiye’nin savaş sonrasında uğradığı kaybın giderilmesi bağlamında müzakerelere konu olmaya devam etmiştir.
Türkiye’nin Filistin, Ürdün ve Mısır QIZ’lerine İlgisi
ABD ile sürdürülen uzun müzakerelerde QIZ ile ilgili elle tutulur bir netice alınamaması üzerine Türkiyeli müteşebbisler, hükümetin de teşvikiyle Filistin, Mısır ve Ürdün’deki QIZ’lere yönelmişlerdir. Bu amaçla TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ve MÜSİAD (Müstakil İşadamları Derneği) gibi bazı iktisadi teşekkül yetkilileri, İsrail ve Filistin başta olmak üzere Mısır ve Ürdün’de çeşitli temaslarda bulunmuşlardır. Bu temaslarda aynı zamanda İslam Ticaret Odası Başkan Vekilliği görevini yürüten DEİK ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, önemli rol üstlenmiştir.
Gül’ün İsrail-Filistin-Ürdün Ziyareti
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 3–6 Ocak 2005 tarihleri arasında İsrail, Filistin ve Ürdün’e DEİK, TOBB ve MÜSİAD temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet ile resmî bir ziyarette bulunmuştur. Türk-İsrail İş Konseyi (Israel-Turkey Business Council) temsilcileri, İsrail İhracat ve Uluslararası İşbirliği Enstitüsü yetkilileriyle bir araya gelerek, İş Konseyi’nin bir sonraki dönem faaliyetlerine dair görüş alışverişinde bulunulmuştur. Söz konusu toplantıda, İsrail-Türkiye İş Konseyi Başkanı Alon Liel ikili ticaretin 2 milyar dolara ulaştığını; ancak, yatırım konusunda başarılı olunamadığını ifade etmiştir. Görüşmelerde İsrail Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ronit Kan: “İsrail’in Ürdün ile olan QIZ Anlaşması’nın Ürdün ekonomisine ABD’ye 1 milyar dolarlık ilave ihracat imkânı sağladığını, yeni sektörlerde yabancı yatırımları arttırdığını ve bu yatırımların yüzde 10’unu Türk firmaları tarafından gerçekleştirildiğini” belirtmiştir. Toplantı sonunda Güneydoğu Bölgesine İsrailli Agro-Tech firmalarının getirilmesi konusu üzerinde de mutabakata varılmıştır.
Türk-Ürdün İş Konseyi Toplantısı
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Serbest Ticaret Alanı Anlaşması için görüşmelerde bulunmak üzere 16 Şubat 2005 tarihinde Ürdün’e düzenlediği resmi ziyaret esnasında yaptığı açıklamada; Ürdün’deki Nitelikli Sanayi Bölgeleri içerisinde Türk firmalarının hâlihazırda faaliyette bulunduğunu; ayrıca hükümetin, Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nin tamamında bir Türk Yatırım Bölgesi oluşturma konusunda çalışmalar yürüttüğünü belirterek Ürdün’e atfedilen önemi ortaya koymuştur.
21 Haziran 2005 tarihinde Ürdün Sanayi Bölgeleri Kuruluşu yetkilileri (JIEC) ve Türk özel sektör temsilcilerinin katılımıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile Türk-Ürdün, Türk-İsrail ve Türk-Filistin İş Konseyleri tarafından bir toplantı düzenlendi. Toplantıda Ürdün Sanayi Bölgeleri Kuruluşu yetkilileri Ürdün’de yatırım imkânları, QIZ’ler ve Serbest Bölgeler ile ilgili katılımcıları bilgilendirdi. Toplantıda Türkiye’nin yatırım imkânlarını araştırdığı Ürdün’deki QIZ’ler hakkında aşağıdaki bilgiler aktarıldı:
— Ürdün’de yerli ve yabancı yatırımcıların aynı haklara sahip oldukları,
— Ülkede yüzde 100 mülkiyet hakkı bulunduğu,
— Ülke dışına kar transferinin yapılabildiği,
— Proje dâhilinde olan gayrimenkuller ile ihtiyaç duyulan yedek parçaların gümrük vergilerinden muaf olduğu,
— ABD ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde Amerika’ya kotasız ve gümrüksüz ihracat yapılabildiği,
— Kanunla belirlenen aylık işçi maaşının 120 dolar olduğu ve bu rakamın vergiler ile yaklaşık 200 dolar civarına ulaştığı,
— QIZ’lerde çalışan toplam işgücünün yüzde 30’unun yabancı olabildiği, ancak Akabe’deki QIZ’de bu oranın yüzde 70’lere ulaştığı,
— JIEC yönetiminde beş adet QIZ bulunduğu ifade edilmiştir.
Söz konusu toplantıda Ürdün’deki QIZ’lerin Mısır’da yeni kurulan QIZ’lere göre avantajlarıyla ilgili olarak da: Mısır’ın söz konusu bölgeler konusunda yeni olduğu, Ürdün’ün sekiz yıldır bu alanda faaliyet gösterdiği ve tecrübe kazandığı; Mısır’da bürokratik engellerle karşılaşılabileceği, ayrıca İsrail katma değeri göz önüne alındığında Ürdün’de bu oranın yüzde 8 olduğu ve bunun yüzde 4’e düşürüleceği; oysa Mısır’da İsrail katma değerinin yüzde 11,7 olduğu; Ürdün’ün bir diğer avantajının ise, Amerika ile imzaladığı STA olduğu dile getirilmiştir.
Ürdün ile Mısır QIZ’leri arasında kıyaslama yapılmışken, diğer bazı uzmanların da, QIZ’lerin Mısır’da kurulmasının Ürdün’ü olumsuz yönde etkileyebileceği ve kalifiye işgücüne sahip Mısır’da yatırım yapmanın Ürdün’e yapmaktan daha avantajlı olduğu yönünde görüş belirttiklerini de ifade etmek gerekir.
Mısır Sanayi Bakanı Raşid’in Türkiye Ziyareti
Mısır Dış Ticaret ve Sanayi Bakanı Raşid Muhammed Raşid’in 31 Mart 2005 tarihinde Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmî ziyaretin ana gündem maddesini QIZ’ler oluşturdu. Türk-Mısır İş Konseyi tarafından düzenlenen toplantıya Mısır Dış Ticaret ve Sanayi Bakanı Raşid Muhammed Raşid, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile Mısır Dış Ticaret ve Sanayi Bakanlığı QIZ Dairesi Müdürü Ali Avni katıldı. Toplantıda Mısır Yatırım Bakanlığı Temsilcisi Amr Abdel Azm tarafından “Mısır’da Yatırım Teşvikleri ve QIZ’ler” konulu bir sunum yapıldı. Sunumu takiben Mısır Dış Ticaret ve Sanayi Bakanlığı QIZ Dairesi Müdürü Aly Awny tarafından “Mısır QIZ’lerinde Türk Firmalarına Sunulan Yatırım İmkânları” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Toplantıda iki ülke ticari ilişkilerinin geliştirilmesi, QIZ’ler ve olası yatırım imkânları ile iki ülke arasında imzalanması planlanan STA’nın önemi gibi öncelikli konular tartışıldı.
Filistin, Türkiye ve İsrail Ekonomik İşbirliği İçin Ankara Forumu
“Filistin, Türkiye ve İsrail Ekonomik İşbirliği İçin Ankara Forumu”, Türkiye, Filistin ve İsrail’den gelen işadamları heyetleri arasında sürekli bir üçlü diyalog mekanizması olarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) öncülüğünde oluşturulmuştur. Foruma, Filistin Odaları Federasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve İsrail Ekonomik Organizasyonları Federasyonu gibi kuruluşlarının temsilcileri katılmıştır. Üçlü forumun ilk toplantısı 27–28 Nisan 2005 tarihlerinde Ankara’da yapılmıştır. Bu toplantıda Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Forumu’nun başkanlığına seçilmiştir. Filistin-İsrail ve Türkiye arasındaki üçlü işbirliği imkânlarının ve mevcut sorunların tartışıldığı toplantıda, sanayi yatırımları, turizm, altyapı, malların serbest dolaşımı ve eğitim gibi alanlarda geliştirilen projelerin ele alınması uygun görülmüştür. Ankara Forumu’nun amacı “İsrail-Filistin barış sürecine iş adamlarının uygulanabilir projeler vasıtasıyla desteğini sağlamak” olarak deklere edilmiştir.
Ankara Forumu, ikinci toplantısını 8 Haziran 2005 tarihinde Doğu Kudüs’te gerçekleştirmiştir. Kudüs toplantısında, Forum çerçevesinde ne tür projelerin ele alınacağı, işleyişinin nasıl kurumsallaştırılacağı ve üyeler arasındaki iletişim mekanizmasının nasıl tesis edilmesi gerektiği ile ilgili hususlar karara bağlanmıştır.
Ankara Forumu’nun üçüncü toplantısı, 21–22 Eylül 2005 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin “Erez Sanayi Bölgesinin Yeniden Canlandırılması Projesi” ile turizm alanında üçlü işbirliği ve başta inşaat sektörü olmak üzere gelecek dönemdeki işbirliği olanakları üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda bir konuşma yapan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, “Erez Sanayi Bölgesinin Yeniden Canlandırılması Projesi”nin Ortadoğu barışına katkı sağlayacağını belirtti. Ankara Forumu’nun ikinci önemli noktasının, turizm alanı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, İsrail’in Gazze’den çekilmesiyle beraber Akdeniz’e açılan Filistin kıyı şeridinin, İsrail ve Türkiye’nin bir turizm destinasyonu (hedefi) olduğunu söyledi.
Dördüncü toplantısını önümüzdeki Kasım ayında Tel Aviv’de yapacak olan Ankara Forumu, Türkiye, Filistin ve İsrail arasında oluşturulan ilk özel sektör diyalog mekanizmasıdır. Aynı şekilde barış süreci çerçevesinde etkinlik gösteren ilk sivil toplum inisiyatifi olarak tanımlanmaktadır.
Erez ve Gazze Sanayi Bölgelerinin Yeniden Canlandırılması Girişimi
Ortadoğu barış süreci kapsamında taraflar arasında yeni bir güven artırıcı önlem yaratması gayesiyle oluşturulan Ankara Forumu, İsrail’in Gazze’den çekilmesinin ardından Gazze’deki ekonomik durumun iyileştirilmesi amacıyla “Erez ve Gazze Sanayi Bölgelerinin Yeniden Canlandırılması Girişimi” adıyla bir girişim oluşturdu.
Gazze Şeridi’nde yer alan Erez ve Gazze sanayi bölgeleriyle ilgili gelen bilgiler:
Erez Sanayi Bölgesi: İsrail’in Gazze’den çekilmesinin ardından Filistin Yönetimi, Gazze’nin kuzeyinde yer alan Erez Sanayi Bölgesi’nin adını “Filistin Serbest Sanayi Bölgesi” olarak değiştirdi. 470 dönüm üzerine kurulu bulunan bölgede, yüzde 50’si İsraillilere ait olmak üzere 201 işletme bulunmaktadır. 1 yıl öncesine kadar 4700 işçi istihdam edilmişken, şuan 400 kişi çalışmaktadır. Erez Sanayi Bölgesi, İsrail’in “sorumluluğunda” olmakla birlikte İsrail kanunlarına tabi değildir. Bölge, Filistinli ve İsrailli katılımcıların kurduğu özel bir şirket olan Industrial Buildings Ltd. tarafından işletilmektedir.
Gazze Sanayi Bölgesi: 470 dönüm üzerine kurulu bulunan bölgede, 32 işletme faaliyet göstermekte, istihdam edilen işçi sayısı 1 yıl öncesine kadar 2 bin iken, şuanda 700’dür. Uzun vadede 300 firmayla 20 bin istihdam hedeflenmektedir. Altyapı finansmanı Dünya Bankası ve ABD Kalkınma Ajansı tarafından karşılanmakta olan bölgenin kendi enerji santrali bulunmaktadır. Filistin Yönetimi’ne ait Filistin Sanayi Bölgeleri Geliştirme Şirketi (PIEDCO) tarafından işletiliyor.
TOBB’un öncülüğünde oluşturulan Ankara Forumu, bu çerçevede “Erez Sanayi Bölgesi'nin Yeniden Canlandırılması Komitesi”ni kurdu. Komite, 26–28 Haziran 2005 tarihlerinde Erez’de fizibilite çalışması yaptı. Komite inceleme sonrası şu tespitlerde bulundu:
— Erez Sanayi Bölgesi'nin TOBB liderliğinde oluşturulacak bir konsorsiyuma devredilmesi yararlı olacaktır.
— Erez Sanayi Bölgesi'nin İsrail tarafından TOBB'a devredilmesi geri çekilme planının uygulamasından önce gerçekleşebilir.
Bu incelemelerin ardından TOBB, Erez Sanayi Bölgesi'nin yönetimini Filistin ve İsrailli mümasilleriyle birlikte üstlenme talebinde bulundu. Ankara Forumu’nun 21–22 Eylül 2005 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen 3. toplantısında Türkiye, İsrail ve Filistin tarafları, Erez Sanayi Bölgesi’nin TOBB’un üstleneceği bir organizasyon tarafından işletilmesi konusunda mutabakata vardılar. Ankara Forumu’nun İstanbul’daki toplantısında konuşan TOBB Başkanı Rıfat Hisarciklioğlu, “Erez Sanayi Bölgesinin Yeniden Canlandırılması Projesi”nin Ortadoğu barışına katkı sağlayacağını belirtti. Hisarciklioğlu, 200 sanayi tesisi kurulacak ve 6 bin Filistinliye iş imkânı sağlayacak olan “Filistin Serbest Sanayi Bölgesi”nin (Erez) tüm dünya ülkeleri tarafından desteklendiğini belirtti.
Erez Cazibe Merkezi
Çin'in son yıllardaki atağı karşısında sorunlar yaşayan Türk tekstil sektörünün Gazze'ye sağlanan imkânlardan yararlanabileceği fikri ağır bastı. ABD başta olmak üzere birçok Batılı ülkenin, bu bölgedeki tesislerde üretilen ürünlere vergi ve kota uygulamaması, Erez’in cazibe nedenlerinin başında geliyor. Buna bir de “güven artırıcı önlemler” dâhilinde bölgeye yapılan yardımlar da eklenince kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak algılandı.
TOBB Başkanı Rıfat Hisarciklioğlu, Ankara Forumu’nun İstanbul’daki toplantısında yaptığı konuşmada, “İsrail-Filistin sorununun ekonomik çözümü ve bölgenin yeniden imarı için Dünya Bankası eski başkanı James Wolfenshon’un görevlendirildiğini, yardım organizasyonunun başına getirildiğini anımsatarak; Wolfenshon’a verilen yıllık 3 milyar dolar bütçenin, Filistin’in yeniden yapılandırılması ve altyapısının oluşturulması için harcanacağına değindi. Hisarcıklıoğlu, “Bundan büyük pay alma imkânımız var. Bu büyük bir fırsat. Türk işadamlarının bunu iyi değerlendirmesi lazım.” şeklindeki sözleriyle de Türk işadamlarını bölgede yatırım yapmaya teşvik etti.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Genel Direktörü Güven Sak, “Bu bölge, uzun vadede Türk tekstili için bir üs olabilir. Birçok sanayici yatırımlarını buraya nakledebilir. Başlangıçta Erez Sanayi Bölgesi'nin yönetimin üstlenilmesi işi de 7–8 milyon dolarlık bir iş; ama bunu, ‘güven artırıcı önlemler' diye değerlendirmek gerekir.” şeklinde kanaat belirtti. Filistin Ekonomik Sosyal İşbirliği Koordinatörü Vehbi Dinçerler de, 6–8 Temmuz’da yapılan G–8 toplantısının sonunda yayımlanan bildiride “Filistin için elden gelenin en iyisinin yapılacağı” ifadelerine yer verildiğini belirterek bu kapsamda bölgeye yatırım yapılması talebini dillendirdi.
İsrail Başbakan Yardımcısı Şimon Peres, İsrail ve Filistin'de bu amaçla temaslarda bulunan TOBB heyetine “Burayı hemen devralın. Birkaç sanayi tesisi gelsin burada yatırım yapsın. QIZ örneğini Ürdün'de gördünüz. Başarılı oldu. Burada da benzer başarı sağlanır. Filistinliler istemese bile biz, sizinle anlaşmaya hazırız. Anlaşmayı hemen imzalayabiliriz.” diyerek İsrail tarafının TOBB’un talebine sıcak baktığını göstermiş oldu. Görüşmelerde, Gazze'nin uzun vadede turizme açılması da gündeme geldi ve İsrail, “Gazze’ye lüks tatil köyleri ve oteller yapılaması” teklifinde bulundu.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, göreve geldikten sonra ilk yurtdışı ziyaretlerinden birini gerçekleştirdiği Türkiye’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın yanı sıra TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile de görüşerek Erez konusunu müzakere etti.
G-8’lerin “güven artırıcı önlemler” kapsamında Filistin için 3 milyar dolar tahsis etmesinin hemen ardından TOBB devreye girdi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Dünya Bankası eski başkanı James Wolfensohn'un koordinatör olarak atamasının ardından Ankara’ya geldiğinde kendisiyle Erez Sanayi Bölgesi’yle ilgili projeler hakkında görüştü. Hisarcıklıoğlu-Wolfensohn görüşmesinde şu konulara değinildi:
— Erez Sanayi Bölgesi'nin geri çekilme planından önce Türkiye'ye devredilmesinin mümkün olmaması halinde, devir işleminin ihale ve rekabetçi olmadan yapılması.
— Filistin özel sektörüne Eylül ayındaki Ankara Forumu toplantısı öncesi Türkiye'de eğitim verilmesi.
— Yatırım tutarını ortaya koyacak ön fizibilite çalışması için Türk uzmanların görevlendirilmesi.
TOBB'un Erez’de yapacağı fizibilite raporu 21–22 Eylül'de İstanbul'da düzenlenecek Ankara Forumu toplantısına sunulacak. Raporun bu toplantıdan önce Wolfensohn'a da ulaştırılacağı ve Erez ile ilgili projenin 3 milyar doların nasıl kullanılacağına ilişkin hareket planını da içermesi bekleniyor.
İsrail’in Ekonomik Entegrasyonu
İsrail kurulduğu 1948 yılından buyana Arap “mukataa”sına (boykot) maruz kalmıştır. Arapların yanı sıra genel olarak Müslüman halkların katılımıyla sürdürülen söz konusu boykot, İsrail’i kültürel, siyasî ve ekonomik olarak izole etmiştir. Özellikle 1987’de başlayan Birinci İntifada ile beşinci yılına giren Aksa İntifadası sonrasında İsrail’e yönelik uygulanan boykot, Batılı bazı ülkelerin de katılımıyla güçlenerek yaygınlaşmış ve İsrail ekonomisini olumsuz etkilemiştir.
İsrail İstatistikler Dairesi’nce yayınlanan rapora göre, dış yatırımların yüzde 8,9 oranında azaldığı ve işsizliğin yüzde 10,4 arttığı 2004 yılında İsrail ekonomisinin, 1953’ten buyana en kötü dönemini yaşadığı belirtilmiştir. İsrail’in her yıl ABD’den 3 milyar dolar bağış aldığını ve 1985’ten buyana kota kısıtlaması ve gümrük vergisi uygulaması olmaksızın ABD’ye ihracat yapabildiğini göz önünde bulunduracak olursak, İsrail açısından tablonun vahameti ortaya çıkacaktır.
“Büyük Ortadoğu Projesi”nin isim babası sayılan Şimon Peres, bundan yıllar önce “Yeni Ortadoğu” adıyla ortaya attığı projede, İsrail’in de dâhil olduğu “Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi”nin (OSTB) kurulmasını öneriyordu. Bunun için İsrail’in bazı “acı” tavizler de vermesi gerektiğini belirtiyordu. Bush, 2003 yılında OSTB kurulması yönünde bir girişim başlattı. İsrail ve Arap ekonomisini birbirine bağlamak amacıyla temelleri atılan girişimin 2013 yılında tamamlanması planlanıyordu. QIZ’ler “Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi” yönünde atılmış bir adım olarak algılanıyor ve bu yüzden de BOP dâhilinde değerlendiriliyor. Gelinen nokta itibarıyla QIZ Anlaşması sayesinde, İsrail’in “acı” tavizler vermesine gerek kalmadan Perez’in rüyası gerçekleşebilecek.
Arap yorumcular tarafından “Mini BOP” olarak tanımlanan QIZ Anlaşması, Mısır ve Ürdünlü yetkililer tarafından salt ticari bir anlaşma olarak lanse edilse de; söz konusu anlaşma sadece siyasi değil, aynı zamanda stratejik bir anlaşmadır.
Şuana kadar Filistin, Ürdün ve Mısır’ın dâhil olduğu QIZ Anlaşması, İsrail’in yabancı bir unsur olarak yarım asırdır bulunduğu Müslüman/Arap muhitine ekonomik entegrasyonu amacıyla ABD tarafından geliştirilmiştir. QIZ çerçevesinde ABD’ye ihracat yapmak isteyen bir ülkenin ABD ile doğrudan anlaşma yapamaması ve ihraç edilecek mamullerde İsrail girdisinin şart koşulması, entegrasyonun sacayağını oluşturmaktadır. QIZ Anlaşması, İsrail teknolojisi, artı ucuz işgücü, artı Arap sermayesi, artı ABD pazarı şeklinde özetlenebilir.
Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nde üretilen bir mamulün, ABD’ye gümrük vergisi uygulanmaksızın ve kota kısıtlaması getirilmeksizin ihraç edilebilmesi için asgari İsrail girdisinin şart koşulması, QIZ’lerin İsrail’in bölge ekonomisine entegrasyonunu sağlamak amacıyla ABD tarafından ihdas edildiğinin en önemli göstergesidir. İsrail-Ürdün QIZ’inde yüzde 8, İsrail-Mısır QIZ’inde ise yüzde 11,7’lere varan asgari İsrail girdisi, İsrail’in bölgeye entegrasyonuyla kalmamakta, söz konusu ülkeleri ekonomik olarak İsrail’e bağımlı hale getirmektedir. Bu çerçevede QIZ Anlaşmaları bir bağımlı ticaret yöntemidir.
Öte yandan QIZ Anlaşmasına dâhil olmak isteyen ülkeler, Mısır ve Ürdün örneğinde olduğu gibi İsrail’den bağımsız bir şekilde ABD ile doğrudan anlaşma yapamamaktadırlar. Söz konusu ülkelerin ABD ile gerçekleştirdikleri QIZ Anlaşmaları, 1985 tarihli ABD-İsrail STA’sına ek bir maddenin ilavesiyle gerçekleşebilmektedir. ABD, Türkiye başta olmak üzere Arap ve bölge ülkeleriyle İsrail’in bir şekilde dâhil edilmediği bir ekonomik işbirliğine hiçbir şekilde yanaşmamaktadır.
Önümüzdeki altı ay veya en geç bir yıllık dönem içinde, İsrail’in ABD himayesinde yürüttüğü görüşmeler sonucu Tunus, Cezayir, Fas, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Libya ve Irak’ın QIZ Anlaşmasını imzalaması bekleniyor. İsrailli yetkililer, 40 kadar iktisadî delegasyonun 2004 yılı içinde Suudi Arabistan, Suriye ve Lübnan dışındaki Arap devletlerine gizli ziyaretler düzenlediğini ve söz konusu ülkelerle ekonomik anlaşmalar için ön görüşmeler yapıldığını belirtiyorlar.
QIZ’in Barış Sürecine Etkisi
1991 yılında düzenlenen Madrid Barış Konferansı’nın açılış konuşmasında konuşan baba Bush’un, “Hedefimizin açık ve net olması gerekmektedir. Hedefimiz Ortadoğu’da savaş durumuna son vermek değildir. Bu tek başına yeterli değildir, zira bu durum süreklilik arz etmez. Biz barış için çalışıyoruz; gerçek bir barış için. Güvenlik, diplomatik ilişkiler, ekonomik ilişkiler, karşılıklı ticaret ve yatırımlar; kültür alış-verişi ve hatta turizm gibi alanlarda anlaşmalarla takviye edilmiş gerçek bir barışı kastediyoruz.” şeklindeki sözleri, İsrail’le kurulan ekonomik ilişkilerin hangi düzleme oturduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda, Ürdün ve Mısır tarafından imzalanan tarihi ve stratejik öneme haiz QIZ Anlaşması, Ortadoğu barış sürecinde kuşkusuz önemli bir yer tutmaktadır. Araplar ile İsrail arasında gerçek ve kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için taraflara arasında güçlü ekonomik ilişkilerin kurulması gerektiğine inanan ABD, Ortadoğu barış süreci dahilinde İsrail ekonomisinin, Arap ekonomisine entegre edilmesi amacıyla; MENA (Middle East and North Africa) ülkelerinin katılımıyla “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ekonomi Zirveleri” düzenlendi. Söz konusu zirveler, sırasıyla Kazablanka (1994), Amman (1995), Kahire (1996) ve son olarak da 1997 yılında Katar’ın başkenti Doha’da toplandı. Ancak Mısır, Suudi Arabistan ve Suriye’nin, Doha zirvesini boykot etmeleri neticesinde “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ekonomi Zirveleri” sekteye uğradı. QIZ Anlaşması büyük ölçüde bu zirvelerde şekillendi.
Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi
QIZ Anlaşması, ABD’li yetkililer tarafından, Bush’un “Büyük Ortadoğu Projesi” ile “Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi” girişiminin önemli bir basamağı olarak değerlendirmektedir. Amerika’nın Ortadoğu’da Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkeler, İsrail, Ürdün, Fas ve Bahreyn olmak üzere toplam dört tanedir. Aralarında Yemen ve Cezayir’in bulunduğu sekiz Arap ülkesi de, ABD ile ticari kolaylıklar sağlayan çeşitli anlaşmalar yapmış bulunuyor. Tüm bu anlaşmalar, ABD’nin bir süredir üzerinde çalıştığı “Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi” (OSTB) projesinin temelini teşkil ediyor. ABD Başkanı Bush, 2003 yılında Arap devletlerinin yanı sıra İsrail’in de dâhil olacağı bir OSTB oluşturulması niyetini açıkça ifade etmişti. Yine Bush, Fas’tan İran’a uzanan bölge kapsamında Bölgesel Serbest Ticaret Anlaşması (BSTA) imzalanması fikrini ortaya atmıştı. ABD’nin öngörüsüne göre OSTB ile BSTA 2013 yılına kadar tamamlanabilecek.
İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un, 7 Mayıs 2002 tarihli ABD ziyaretinin hemen ertesinde Şaron’un “Ortadoğu Devletler Birliği” başlığını taşıyan bir belgeyi Bush’a takdim ettiği haberleri basına sızdırıldı. Arap bloğunu dağıtmayı amaçlayan Şaron’un söz konusu planı, Türkiye ve İsrail’in kurucu üyesi olduğu; ABD’nin ise, gözlemci sıfatıyla müdahil edildiği “Ortadoğu Birliği” oluşturmayı hedefliyor. Söz konusu plan üç aşamadan oluşuyor:
Birinci aşama: İsrail’in güvenliği doğrultusunda Irak’ın işgali ile Filistin ve Lübnan’daki silahlı güçlerin tasfiyesi, Suriye’nin sindirilmesi; Ürdün, Mısır ve Fas başta olmak üzere ABD ile ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi.
İkinci aşama: Ekonomik, siyasi ve bilimsel olmak üzere üç ayrı kurumun oluşturulması. Ortadoğu Devletler Birliği’ni (ODB) oluşturan ülkeler, yılda bir kez toplanacak olan bu üç kurumun doğal üyesi sayılacak.
Üçüncü aşama: 2020 yılı itibariyle İsrail’in bölge üzerinde tam bir hegemonya kurmasıyla süreç tamamlanacak.
Yayılmacı ve hegemonyacı politikalar üzere kurulu bulunan İsrail devleti, yaşadığı bunca tecrübeden sonra Ortadoğu’da şiddet ve savaşla bir etkinlik oluşturamayacağının farkına vararak; sürekli dışlandığı ve izole edildiği bölgeyle siyasi, kültürel ve ekonomik entegrasyonu hedeflemeye başladı. Arap devletleriyle kâğıt üzerinde imzalanacak sathi barış anlaşmaları yerine, Arap ve Müslüman halklarla entegrasyonu sağlayacak alanlara yönelen İsrail; böylece kurulduğundan buyana hayalini kurduğu barış ve güven ortamına kavuşabilmeyi umuyor. İsrail’in kültürel olmasa dahi bölgeyle en azından ekonomik entegrasyonu, Ortadoğu ülkeleri üzerinde savaşarak kuramadığı hegemonyayı kolayca oluşturması anlamına geliyor.
Bu durum, bazı Arap yorumcuların QIZ Anlaşması’nın imzalayan Mısır ve Ürdün’ü, İsrail’e bölge üzerinde hegemonya kurma fırsatı vermekle suçlamalarına neden oluyor. Mısır Aynu’ş-Şems Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı bayan Dr. Yumn el-Hamaki, QIZ Anlaşması’nı İsrail’e ödenen savaş tazminatı olarak yorumlayarak sert tepki gösteriyor. İsrail’in, QIZ Anlaşması’yla Arapların Batı’ya açılan kapısı haline getirildiği endişesi Arap basınında dillendiriliyor ve QIZ Anlaşması’nın boykot edilmesi isteniyor. El-Ahram Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin ekonomi bölümünden Ahmed es-Seyyid en-Neccar, QIZ Anlaşması’nı Truva Atı’na benzeterek; Mısır ve Ürdün’deki QIZ’lerde üretilecek mamullerin sadece ABD’ye ihraç edilmekle kalmayacağı, iç piyasaya sürüleceği; hatta buralardan diğer Arap ülkelerine ihracat yapılacağı konusunda uyararak, söz konusu ürünlerin boykot edilmesi çağrısında bulunuyor.
Sonuç
QIZ modeli, ekonomik bir anlaşma gibi görünmesine rağmen; daha ziyade önemli siyasi sonuçları olan ve stratejik işbirliğini gerektiren üçlü bir ittifaktır. Bölgesel ticareti geliştirerek Ortadoğu’daki barış sürecine katkı sağlama iddiasıyla oluşturulan QIZ’ler, aslında ABD’nin Ortadoğu’daki partneri İsrail’in elini güçlendirerek bölgeye ekonomik entegrasyonunu tamamlamayı amaçlamaktadır. Kurulduğundan bu yana yabancı bir doku olarak bölgede tutunmaya çalışan İsrail, QIZ’ler sayesinde bölge ülkelerinin ekonomileri üzerinde ciddi bir etkinlik sağlayacak ve bölge siyasetini yönlendirmede önemli kozlar elde edecektir. Bu bağlamda QIZ’ler hakkında şu tespitlerde bulunabiliriz:
— ABD’nin Ortadoğu’yla ilgili projeleri doğrultusunda hazırlanan QIZ’leri, ABD başkanının belirlemesi ve ilan edilmiş QIZ’lerin yine ABD başkanınca tek taraflı olarak iptal edilebilmesi, bu anlaşmayla siyasi amaçlar güdüldüğünün açık göstergesidir. Ayrıca QIZ Anlaşması, 1 Mart tezkeresiyle ilgili Türkiye’yle yapılan pazarlıklarda olduğu gibi ABD’nin bölge ülkeleri aleyhine kullandığı bir şantaj ve koz halini almıştır.
— QIZ Anlaşması, İsrail ve ABD’nin ucuz Arap işgücünden faydalanması imkânını doğurmaktadır. Zira İsrail’de bir işçinin aylık ortalama maliyeti 1300 dolarken; bu rakam, Ürdün’de 120, Mısır’da ise 50 dolar civarındadır. Yani başka bir deyişle ABD ve İsrail kendi ürünlerini ucuz iş gücüyle işleyip tekrar ithal etmektedir.
— QIZ’lere yapılan hammadde girdisinden ve buralardan ihraç edilen mamullerden herhangi bir vergi alınmaması, QIZ’lerin bulunduğu ülkelere katkısını asgariye indirmektedir.
— İthalatın vergisiz olarak serbestçe gerçekleştiği QIZ’lere İsrail ve ABD girdilerinin fahiş fiyattan girme riski yüksektir.
— QIZ Anlaşması, üçüncü ülkelerin yararınaymış gibi lanse edilmesine rağmen, Ürdün örneğinde olduğu üzere, QIZ’lerde en yüksek girdiyi yüzde 60’lara varan oranlarla ABD teşkil etmekte ve onu İsrail takip etmektedir. QIZ’lerin Ürdün ekonomisine katkısı ise ancak yüzde 10’dur.
— QIZ Anlaşmaları, ABD ile imzalanmasına rağmen daha ziyade söz konusu üçüncü ülkeler ile İsrail arasında caridir. Yani ABD’ye ihracatta bulunmak isteyen herhangi bir bölge ülkesi, öncelikle İsrail’le anlaşmak zorundadır.
— QIZ’lerde üretilen mamuller sadece ABD ve Avrupa’ya ihraç edilmekle kalmayacak iç piyasaya da sürülecektir. Bu durum, Arap mukataasının anlamını yitirmesine neden olacaktır.
— QIZ’lerin İsrail’e sağladığı olağanüstü avantajlar, Osmanlı’nın Fransa’ya tanıdığı “kapitülasyonları” hatırlatmaktadır.
Bu tespitlerle birlikte daha önce aktarılan veriler de göz önünde bulundurulduğunda QIZ’lerin hangi amaçlar doğrultusunda ABD tarafından desteklendiği daha bir netlik kazanmış olur.
QIZ’le Hedeflenenler
· Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamında ABD tarafından oluşturulması düşünülen Ortadoğu Serbest Ticaret Bölgesi girişimine zemin hazırlanması
· Askeri operasyonlarla bölge üzerinde kurulamayan İsrail hegemonyasının ekonomik tedbirlerle gerçekleştirilmesi
· İsrail ekonomisinin Ortadoğu ekonomisiyle entegrasyonu
· Bölge ekonomisinin İsrail’e bağımlı hale getirilmesi
· Ekonomik anlaşmalar üzerinden diplomatik ve askeri ilişkilerin geliştirilmesi
· İsrail’in güvenliğinin takviye edilmesi
· Ortadoğu’da “gerçek” ve “kalıcı” bir barışın tesis edilmesine katkı sağlanması
Netice itibariyle, Mısır ve Ürdün gibi sürece dâhil olan devletlerin, ekonomileriyle birlikte ülkelerinin geleceğini ABD-İsrail ikilisinin inisiyatifine teslim ettikleri görülmektedir. Arap devletleri başta olmak üzere bölge ülkelerinin, QIZ Anlaşması’na yönelik yeni politikalar üretmeleri ve kendi aralarındaki ticareti geliştirmeleri gerekmektedir. “Arap Serbest Ticaret Bölgesi” uygulaması, bunun için iyi bir başlangıç olabilirdi. Ancak Arap ülkeleri, “ezeli düşman” İsrail’e karşı mukataayı sürdürmekte başarılı olamadıkları gibi, kendi aralarında da ekonomik ilişkileri geliştirememişlerdir. Gümrük vergilerinde yüzde 60’lara varan indirim öngören “Arap Serbest Ticaret Bölgesi” uygulaması başlatılmasına rağmen; Arap ülkelerinin, kendi aralarında yaptıkları ticaret, dış dünyaya nispetle yüzde 30–35 düzeylerinde seyretmektedir.
İsrail’e karşı kararlı ve istikrarlı tutum sergilemeyen Arap ve Müslüman ülke yöneticilerinden ümitlerini kesen Müslüman halkların önünde, QIZ Anlaşması’yla amaçlanan hedeflerin önüne geçmek için, en etkin ve belki de tek “silah” mukataadır.
Yeniden Mukataa
Kurulduğu 1948 yılından beri İsrail’e yönelik kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda uygulanan ‘mukataa’ (boykot), barış müzakerelerinde Arapların elindeki en önemli koz olmuştur. İsrail’in yabancı bir unsur olarak bulunduğu muhitine adaptasyonunu engelleyen ve kendisini bölgeden tamamen izole eden ‘mukataa’, 90’lı yıllarda önemli ölçüde delindi. QIZ’ler ‘mukataa’nın tamamen sona erdirilmesi anlamına geliyor.
Arap Birliği Genel Sekreteri Eski Yardımcısı Abdurrahman es-Suhaybani’nin, 18 Nisan 2004 tarihinde yayınladığı dosyada, Madrid barış süreci sonunda ‘mukataa’nın kısmi olarak kalkmasıyla birlikte İsrail’in, 1992–1995 yılları itibariyle elde ettiği avantajlar şöyle sıralanıyor:
— Madrid Konferansı’nın ardından İsrail’i tanıyan ülkelerin sayısı 85’ten 161’e ulaşmıştır.
— 1992–1995 yılları arasındaki üç yıllık dönemde İsrail’in ihracatı yüzde 91 oranında artmıştır.
— İsrail’e yapılan yabancı yatırımı, altı kat artış göstererek 1995 yılında 2 milyar dolara ulaşmıştır.
— İsrail ekonomisi yüzde 7 oranında büyüme hızını yakalamıştır.
— 1992’de İsrail’e gelen turist sayısı 1 milyon 600 binken, 1995’te 2 milyon 500 bine çıkmıştır.
Arap ülkeleri, İsrail’e yönelik uygulanan ‘mukataa’nın sona erdirilmesi ve ilişkilerin normalleştirilmesi için “adil” ve “kapsamlı” bir barışın gerçekleşmesini istiyor ve bunun için bir dizi şart öne sürüyorlardı. Arap Birliği’nin resmi görüşü olan bu şartları şöyle sıralayabiliriz:
— İsrail’in, 1967’de işgal ettiği Arap topraklarının tümünden çekilmesi.
— Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ü içine alan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması.
— Filistinli mültecilerin, ülkelerine geri dönmelerine izin verilmesi veya kendilerine tazminat ödenmesi.
— Bölge için tehdit oluşturan İsrail’in nükleer silahlarının imha edilmesi.
Mukataa’nın sona erdirilmesi ve ilişkilerin normalleştirilmesi için öne sürülen bu şartlardan hiçbirinin gerçekleşmemesine rağmen, İsrail’e uygulanan Arap ambargosu büyük ölçüde delinmiş; başta Mısır ve Ürdün olmak üzere İsrail’le siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulmuştur. QIZ Anlaşması’yla gelinen noktada ilişkilerin normalleştirilmesi bir yana, İsrail’le entegrasyon sürecine girilmiş bulunuluyor. Arap devletleri, barış müzakerelerinde öne sürdükleri bu şartların tümünden bir çırpıda vazgeçtikten ve İsrail’in gücüne güç katacak böylesine kritik anlaşmaları imzaladıktan sonra; İsrail’in Araplarla görüşmesini gerektirecek önemli bir neden kalmayacaktır.
Kaynak: Kudüs Dergisi, 7. Sayı, Sayfa 23-63
Ayhan Sarısu, Nitelikli Sanayi Bölgeleri, www.ekocerceve.com
Doç. Dr. Emine Bilgili, Nitelikli Sanayi Bölgelerinin Avantajı ve İşleyişi, TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı resmi web sitesi, www.dtm.gov.tr
Dr. İlyas Akile, İttifakiyetu’l-QIZ İhtirak İktisadi, Sahifetu’l-Hakaik, 05 Ocak 2005
Dr. İlyas Akile, İttifakiyetu’l-QIZ İhtirak İktisadi, Sahifetu’l-Hakaik, 05 Ocak 2005
Ayhan Sarısu, Nitelikli Sanayi Bölgeleri, www.ekocerceve.com
MÜSİAD Ürdün İş Gezisi Raporu 2002, www.musiad.org.tr
TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı resmi web sitesi, Ürdün'de Bulunan Nitelikli Sanayi Bölgeleri, www.dtm.gov.tr
TC Tel Aviv Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği İsrail Ülke Raporu Mayıs 2003
TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı resmi web sitesi, Ürdün'de Bulunan Nitelikli Sanayi Bölgeleri, www.dtm.gov.tr
Doç. Dr. Emine Bilgili, Nitelikli Sanayi Bölgeleri ve Türkiye, TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı resmi web sitesi, www.dtm.gov.tr
El-Cezire Televizyonu, Ekonomik Araştırmalar Bölümü, 13 Aralık 2004
TC Tel Aviv Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği İsrail Ülke Raporu Mayıs 2003
Fikret Bila, Milliyet Gazetesi, 20 Kasım 2004
Levent Yanık, www.teknoturk.org
Doç. Dr. Emine Bilgili, Nitelikli Sanayi Bölgeleri Ve Türkiye, TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Resmi web sitesi, www.dtm.gov.tr
Sabah Gazetesi, 06 Haziran 2005
www.musiad.org.tr
Doç. Dr. Emine Bilgili, Nitelikli Sanayi Bölgeleri Ve Türkiye, TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Resmi web sitesi, www.dtm.gov.tr
Sabah Gazetesi, 06 Haziran 2005
Sabah Gazetesi, 06 Haziran 2005
TC Washington Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği, Türkiye-ABD Dış Ticareti, Aralık 2004
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, www.deik.org.tr
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, www.deik.org.tr
http://www.tepav.org.tr/index.php?cid=109
www.tepav.org.tr, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Enstitüsü, Erez ve Gazze Sanayi Bölgelerinin Yeniden Canlandırılması Girişimi ve TOBB’un Rolü, 25 Haziran 2005
Hanife Şenyüz, Serkan Demirtaş, Radikal Gazetesi, 18 Temmuz 2005
Aksa Haber, 02 Şubat 2005
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, JIEC Yetkilileri ile Toplantı 21 Haziran 2005 www.deik.org.tr