...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

Azerbaycan’da 6 Kasım Parlamento Seçimleri Öncesi Genel Durum

November 20 2005 at 2:06 AM
No score for this post

By Ramil Memmedov  (Login perspektif)
Forum Owner


Response to ETKİNLİK DUYURU: "Uluslararası I. Türk Afrika Kongresi"

 

Azerbaycan’da 6 Kasım Parlamento Seçimleri Öncesi Genel Durum

Kafkaslar-Orta Asya-Ortadoğu Çalışm

Stratejik Yorum No: 186

Ramil Memmedov*

Bilindiği gibi 6 Kasım 2005 tarihinde Azerbaycan’da parlamento seçimleri yapılacaktır. 15 Ekim 2003’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonrasında yaşananlar henüz hafızalardan silinmeden Azerbaycan kritik bir seçim daha yaşayacaktır. Biraz farklılıklar olmasına rağmen sahnede hemen hemen aynı aktörleri görmekteyiz.

Dünyanın önde gelen devlet ve teşkilatları, konumu ve sahip olduğu potansiyeli nedeniyle jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip olan Azerbaycan’ı ve buradaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışmaktadır. Hem bir önceki seçimlerde yaşananlar hem de post Sovyet mekânında ortaya çıkan soft devrimler herkesi burada dikkatli davranmaya itmektedir. Büyük güçler her hangi bir aday veya partiden yana tavır almasalar da ülkede birçok değişikliğin olacağını tahmin etmektedirler. Herkesin ağızbirliği etmişçesine demokratik, hür, şeffaf ve baskısız bir seçimden söz ettiğini görmekteyiz.

Seçimler öncesi Azerbaycan’daki durumu bir kaç başlık altında ele alacağız. Seçim öncesi ülkedeki durumu ve tarafları kısa olarak irdeleyeceğiz. Seçim öncesinde bazı önemli gelişmeler gerçekleşti. Bu bağlamda olayların hem kronoloji hem de gelişimini etkileyen bir olaydan başlayarak gelişmeler kısaca aktarılacaktır. İlk olarak, seçimde üç muhalefet partisinin bir araya gelerek oluşturduğu “Azadlık” bloğu üyesi Azerbaycan Demokrat Parti başkanı ve geçmiş Milli Meclis başkanı Resul Kuliyev’in Azerbaycan’a dönme girişimi ele alınacaktır. Bu gelişmeyi müteakip olarak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev seçimden sonra beklenen ancak birçoklarına göre sürpriz sayılabilecek önemli bakan ve bürokratları görevde alması gözlendi. Bu gelişmeye değindikten sonra ise muhalefete ve seçim stratejilerine göz atılacaktır. Son olarak da seçim sonrasında muhtemel gelişmelere değineceğiz.

Seçim sonrasında beklenen ‘büyük deprem’in hiç de beklenmeyen artçıları gelmeye başladı. İlk ‘artçı deprem’ Azerbaycan Milli Meclisi’nin (parlamento) geçmiş başkanı ve “Azadlık” bloğu üyesi üç partiden birisi olan Azerbaycan Demokrat Parti (ADP) genel başkanı Resul Kuliyev’in Bakü havaalanına inmesine müsaade edilmemesi olmuştur. İkinci ‘artçı deprem’ ise iktidar kanadındaki bakan ve önemli kurumların başkanlarının azledilmesi olmuştur.

İlk önce Resul Kuliyev meselesine gelince; Bakü’ye geleceği partisi tarafından önceden bildirilen geçmiş meclis başkanı ve ADP başkanının gelişi ses getiren gelişmeye sahne oldu. 1996 yılından beri ABD’de siyasi sürgünde olan R. Kuliyev’i havaalanına karşılamaya parlamento seçimlerinde ADP’den aday 500 kişi ile birlikte binlerce taraftarın geleceği parti genel başkan yardımcısı Serdar Celaloğlu tarafından açıklanmıştı. Serdar Celaloğlu ayrıca iktidarın R. Kuliyev’in Bakü’ye ineceği zaman provokasyon düzenleyeceğini ve kendi yandaşlarını provokasyona gelmemeleri konusunda uyardıklarını sözlerine eklemekteydi. İktidar tarafından ise beklenen açıklama gelmişti. İçişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığından ortak bir açıklama geldi. Açıklamada R. Kuliyev’in hakkında tutuklama emri bulunduğu ve uçaktan iner inmez içişleri bakanlığı elemanları tarafından gözaltına alınacağı söylenmekteydi. İçişleri Bakanı Ramil Usubov, “Resul Kuliyev havaalanına inince gözaltına alınacağını bilmektedir” dedi. Resul Kuliyev Azerbaycan Ceza Kanunu’nun 179.2.1, 179.2.3, 179.3.1 179.3.2 (benimseme ve israf etme yolu ile külli miktarda emlak talanı), 313 (makam sahtekarlığı) ve 309.1. ( görev yetkilerini aşma) maddeleri ile suçlanmakta ve Bakü Sebayıl İlçe Mahkemesi kararıyla hapsedilmesi için aranmaktadır. İşin ilginç tarafı hakkında hapis ve arama kararı olan R.Kuliyev parlamento seçimlerinde milletvekili adayı olarak başvurmuş ve adaylığı Merkezi Seçim Komisyonu (MSK) tarafından kabul edilmiştir.

Ekim ayının 17’de İngiltere’nin “London Executive Aviation” şirketinin Londra-Simfiropol (Ukrayna)- Bakü hattı ile içinde R. Kuliyev’in de bulunduğu uçağın Bakü havaalanına inmesine devlet tarafından izin verilmemiştir. Bakü Devlet Havaalanı yetkilileri uçağın havaalanına ineceğine dair bilgileri olmadığı için uçağa iniş izni vermediklerini söylemiştir. Ancak uçak şirketi yetkilileri ellerindeki belgelerle uçağın güzergâhını ve yolcu isimlerini havaalanı ve devlet yetkililerine bildirildiğini lakin onlardan cevap gelmediğini bildirmiştir.

Aynı gün İçişleri Bakanlığı Bakü havaalanı çevresinde yoğun güvenlik önlemi almıştır. Hatta havaalanına yakın toptan alış veriş merkezinin aynı gün çalışmasına müsaade edilmemiştir.

Bakü havaalanına inemeyeceği anlaşılan uçak Simforopol’dan havalanamamış ve yolcularını oraya indirmek zorunda kalmıştır. Burada R.Kuliyev Ukrayna makamlarınca ülkeye izinsiz girdiği gerekçesiyle gözaltına alınmıştır. Mahkemeye çıkarılan ve ABD’den adı geçen şahısla ilgili belgeleri isteyen Ukrayna makamları Azerbaycan resmi makamlarının itirazına rağmen R. Kuliyev’i salı vermiştir.

Burada akla gelen düşündürücü soru ise şudur; Azerbaycan iktidarı ve özellikle de İçişleri Bakanı R. Usubov neden R.Kuliyev’in havaalanına inerek gözaltına alınmasını değil de uçağın ülkeye girişine müsaade edilmemesi yolunu seçmiştir.

İkinci olaya gelince; Cumhurbaşkanı İ. Aliyev bu son gelişmeyle bağlantı kurarak bazı bakan ve bürokratları görevinden aldı. Birçoğunda gerekçe olarak Resul Kuliyev’le ilişkiye giren ve devleti zorla ele geçirmeye çalışma gösterildi. Bu gelişmeye değinmeden önce olayların daha iyi anlaşılması için Azerbaycan siyasi hayatı ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.

İlk nokta olarak Azerbaycan yönetim mekanizması ile ilgili bilgi vermek istiyorum. İlk olarak; Azerbaycan’da ülkenin başında genel bir seçimle gelen cumhurbaşkanı durmaktadır. Yürütme ise cumhurbaşkanının ataması ile gelen başbakanın gözetimindeki bakanlıklardadır. Burada birçok eski SSCB cumhuriyetlerinde olduğu gibi Sovyet sisteminin izlerine rastlanmaktadır. Zira bakanlıkta oturan seçimle gelen bir parti üyesinden çok o konunun uzmanı olmaktadır. Şöyle ki, Sovyet döneminde var olan tek parti düzeninde devlet memuru düzeyinde olan bakan zaten parti üyesi olmaktaydı. Bakan bir milletvekili değildir, Cumhurbaşkanı her hangi bir şahsı (bu şahıs parti üyesi olmaya da bilir) atayabilir. Bu gün Azerbaycan en küçük memurdan, öğretmenine, doktoruna, öğrencisine kadar devletle doğrudan veya dolaylı bağlantısı olan bir şahıs (isteyerek/istemeyerek) iktidar partisi üyesi olduğu için parti üyeliği konusunda bir sorun gözükmemektedir. Ancak seçilen kişi bahse konu bakanlığa uygun birisi, yani bu konunu uzmanı olmasına dikkat edilir. Örneğin: İçişleri Bakanı bir polis (Türkiye’de Emniyet Genel Müdür’üne denk), Savunma Bakanı general olmak şartıyla askeri bir yetkilidir (Genelkurmay Başkanı ve en yüksek askeri yetkili doğrudan Cumhurbaşkanıdır). Anlaşılacağı gibi konunun uzmanı ve seçilenden çok atanan bir kişi bakanlık koltuğunda oturmaktadır.

İkinci bir husus da; birçok ülkede müsteşarlık düzeyinde olan devlet kurumlarının Azerbaycan bakanlık düzeyinde ve hatta bazı bakanlıklardan daha fazla yetkisinin olmasıdır. Örneğin Azerbaycan Devlet Gümrük İdaresi Başkanlığı her hangi bir ekonomi veya maliye bakanlığından daha fazla manevra alanına sahiptir ve doğal olarak onlardan daha fazla rağbet görmektedir.

Siyası hayatla ilgili ikinci bir nokta ise; Azerbaycan’daki iktidarın yapısıdır. Bilindiği gibi Azerbaycan’daki bugünkü iktidar, bizzat Haydar Aliyev tarafından oluşturulan ve sistem haline getirilen bir yapının devamıdır. Meclis başkanlığı ve sonrasında yapılan seçimle cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Haydar Aliyev kendi partisi olan Yeni Azerbaycan Partisini (YAP) ve genel olarak iktidardaki yönetim mekanizmasını oluşturmuştur. Şu anki iktidar yapısını anlamak için Haydar Aliyev dönemine göz atmakta fayda vardır.

H.Aliyev’in en büyük karakteristik özelliği hayatı boyunca kendisine yapılan iyilik ve kötülüğü asla unutmaması ve bunun karşılığını vermeye çalışması söylenebilir. İktidara gelince de zor zamanlarında kendisine yardım elini uzatan ve destekleyenleri unutmamıştır. İktidarının başlarından beri bu insanlara yönetimde yer vermiştir. Yönetimde genel olarak iki grup ağırlıkta yer almıştır. Bunlar Nahçıvan ve Ermenistan kökenlilerdir. Haydar Aliyev kendisi Nahçıvan doğumludur. Ancak aile kökleri Sovyetler Birliği kurulduktan sonra Azerbaycan’dan koparılarak Ermenistan Cumhuriyetine bağlanan iki eyaletten birisi olan Zengezur’a (diğer eyalet Göyçe) dayanmaktadır. 20. y.y.’da Azerbaycan’a Ermenistan’dan üç büyük zorla göç ettirilme dalgası olmuştur. İlki I Dünya Savaşı sırasında, ikincisi 1950’lilerde ve üçüncüsü ise 1980’lerde patlak veren Karabağ sorunu sonrasında olmakla bu eyaletlerde yaşayan Azerbaycanlılar nüfus sürgüne zorlanmıştır. Haydar Aliyev’in aile büyükleri ilk göç sırasında Nahçıvan’a yerleşenlerdendir. Bu nedenlerden dolayı Aliyev iktidar yapısında ağırlıklı olarak bu iki gruba (Nahçıvanlılara ve Ermenistan’dan zorla göç ettirilenlere) yer vermiştir. Bu iki grup içinde de doğal olarak ağırlık Nahçıvanlılarda olmuştur. Kendi sağlığında bile bu iki grup arasında örtülü olarak ve perde arkasında iktidar mücadelesi olmuştur. Ancak baba Aliyev hem bu insanları o mevkie getiren olarak hem de otorite ve karizması ile bunun karşısına geçmesini bilmiştir.

İşte bu şartlar altında oğul Aliyev iktidarı devir almıştır. Oluşan bu durum kendisine hem artı hem de eski olarak yansımıştır. 2003 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce ve sonrasında yolunun “Haydar Aliyev yolu” olduğunu söyleyerek babasının izinden gideceğini açıklamıştı. Bu açıklama, baba Aliyev zamanında oluşturulan yapının ve siyasetinin devamı anlamına geliyordu.

İşte bu noktada seçim öncesinde İlham Aliyev’den hiç de beklenmeyen bir hamle geldi. Cumhurbaşkanı, R. Kuliyev’le irtibatta olan ve devleti zorla ele geçirmeye çalıştıklarını öne sürerek bazı bakanları ve bürokratları görevden aldı. Bu beklenmedik gelişmenin altında yatan sebep neydi sorusuna gelince;

1) İlham Aliyev’e ta cumhurbaşkanlığının başından beri süregelen zaman diliminde “kararsız olduğu ve kendi yönetimi altındakilere söz dinletemediği” eleştirileri yapılmaktaydı. Aliyev bu hamleyi hem de seçim öncesinde yaparak ülkenin tek ve en son karar vericisi kendisinin olduğunu göstermiştir. Seçim sonrasını beklemeden kendisinin zaferinden ne kadar emin olduğunu kanıtlamak açısından önem arz etmektedir.

2) Sürekli olarak Haydar Aliyev’in izinde gittiğini söyleyen oğul Aliyev babasının politikaları ve atadığı insanların etkisinde olduğu izlenimi vermekteydi. Buna birde bazı bakanların neredeyse o kurumla özdeşleşmesi ve kimsenin onları azledemeyeceği düşüncesi egemen olduğu da eklenince ciddi bir iktidar sorunu ortaya çıkmaktaydı. Zira birçokları bu makama Haydar Aliyev tarafından getirildiğini söylemekteydi ve bir anlamda “eğer bu yolda gidilecekse biz de bunu bir parçasıyız” imajı verilmekteydi. Bu tapunun yıktığını ve hiç kimsenin bu makamlardan sonsuza dek oturamayacağını gösterdi. Aliyev doğal olarak hem genç hem de en önemlisi kendi güvendiği ve arzu ettiği adaylarla çalışmak istemektedir.

3) İktidardaki esas iki lokomotif grup arasında ta Baba Aliyev zamanında örtülü ve perde arkasında gerçekleşen güç mücadelesi İlham Aliyev zamanında açıktan yapılmaya başlamış ve doruğa çıkmıştı. Bakanlar ve bürokratlar alt-üst ilişkisine bakmaksızın birbirlerini açıktan ve medya aracılığı ile suçlamakta ve tartışmaktaydılar. İlham Aliyev’in bunun önüne geçemediği eleştirileri yapılmaktaydı. Son olaylara bakarsak Aliyev sürtüşmede olan kişilerden birisinden yana tercih yaptığı (genel anlamda Nahçıvanlı grubunu tercih ettiği) görülmektedir.

4) Azerbaycan seçim sistemi bağımsız adaylara ve parti dışından gelen kişilere milletvekili seçilme avantaj sağlamaktadır. Bu da daha çok zengin işadamları, üst düzey memur ve bakanların lehine bir durumdur. Zira finansal rahatlığı olan insanların seçilmesi ve bu şahıs iktidara da yakınsa çok büyük bir olasılıktır. Azerbaycan yönetiminin tek kişinin çatısı altında farklı kişilerin etrafına toplanan gruplardan oluştuğu söylenebilir. Hal böyle olunca birçok bakan, bürokrat ve işadamının kontenjanından meclise milletvekili girmesi söz konusu olmaktadır. Bu da Aliyev için gelecekte sorun oluşturacaktı. Mecliste önemli bir milletvekili desteği olan birisini yarın görevden almak zor olacağı için erken adım atılmış ve sadece bakan değil onun yandaşlarının da iktidar içinde güçlenmesi önlenmeye çalışılmıştır.

 

5) Yukarıda da söylediğimiz çekişmeler sonucu rahatsız olan ve yetkileri kısılan bakan ve üst düzey memurların muhalefete yaklaşabileceğinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Mecliste azımsanmayacak desteği olan bu kişiler ileride dengeyi mevcut iktidar aleyhine ciddi anlamda sarsabilirler.

6) Batı’nın özellikle de ABD’nin İlham Aliyev’e öteden beri değişim konusunda baskı yaptığı söylenmekteydi. Hatta gidecekler listesinin bile çıkarıldığı yaz aylarında söylenti olarak konuşulmaktaydı. Seçim önce ABD desteğini almak için bu hamle yapılmış gözükmektedir.

7) Son olarak ise Aliyev kendi ekibini oluşturmaya çalıştığı söylenebilir. Bunun en uygun zamanı olarak seçim öncesi belirlenmişti. Yeni atamalar bakılırsa bu daha net görülmektedir. Atananların İlham Aliyev’in bizzat kendisine yakın insanlar ve güvenirliği yüksek olduğu görülmektedir.

Hem bu gelişmeler hem de genel anlamda seçim yaklaşırken muhalefet cephesinde neler baş verdiğine gelince. İlk kes muhalefet bu denli organize olarak seçime girmektedir. Belki tam istenen bir düzeyde değildir ancak daha öncekilere nazaran daha derli toplu ve birlikte hareket ettikleri görülmektedir. Muhalefet cephesinde iki ana grup görülmektedir. Bunlar “Azadlık” ve “YES (Yeni Siyaset)” bloğudur. “Azadlık” bloğuna İsa Kamber’in başkanı olduğu Müsavat Partisi, Eli Kerimli’nin Halk Cephesi (reformcu kanat) ve R. Kuliyev’in Azerbaycan Demokrat Partisi (ADP) oluşturmaktadır. “YES” bloğu ise Lale Şevket’in (2003 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 3. en yüksek oy almıştır) Liberal Partisinin çekilmesi ile “Azadlık”a göre etkisi daha aza inmiştir. İsa Kamber son cumhurbaşkanlığı seçiminde İlham Aliyev’in en önemli rakibi olmuş ve resmi rakamlara göre seçimden ikinci çıkmıştır.

Daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de muhalefetin işi zor gözükmektedir. Muhalefetin seçim yarışına iktidar partisi YAP’dan çok gerilerde başladığı görülmektedir. Seçim öncesi kampanyalara çeşitli nedenlerle izin verilmemekte, taraftarla tutuklanmakta, polis zor kullanmakta ve bir sürü negatif neden sayılabilir. YAP tarafına baktığımızda ise devlet yetkililerinin birçoğunu desteği ve yardımları söz konusu, hatta bazı devlet memuru sayılabilecek insanların milletvekili adayı olmasını da görmekteyiz.

Seçimlerin daha demokratik ve açık geçeceğine inan muhalefet kanadı birazda Batı’ya güvenmişti. Bu noktada bakıldığında ise AB dışında diğer devlet ve kurumların sözde destek ve baskısını görmekteyiz. Artık Azerbaycan siyasi hayatını yakından tanıyan ve gerçeklerini bilen AB ve onun Azerbaycan’daki resmi temsilcisi muhalefet cephesinden 45 milletvekili (toplam 124 milletvekili) çıkmasını beklediklerini açıklamıştı. AGİT’in Bakü Ofisi Başkanı Büyükelçi Maurisio Pavesi seçim öncesi durumla ilgili olarak “zor kullanımı hallerinin artması, göstericilere karşı nedensiz ve aşırı güç kullanılması ve kafalarda soru işaretleri bırakan sorgulama ve toplu tutuklama rahatsızlık doğurmaktadır. Bütün bunlar Avrupa prensiplerine, değerlerine uymamaktadır ve Azerbaycan cumhurbaşkanı Aliyev’in açık, şeffaf ve demokratik bir seçim olacağı sözlerine uymadığını” söylemiştir. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Frid ise, “seçim kadar seçim kampanyasının da adil ve açık olmalı” demiştir. Batılı yetkililer seçim konusunda ciddi endişelerinin olduğunu gizlememişlerdir..

Bütün bunlara rağmen muhalefet yönelik medya yasağı devam etmektedir. Devlet televizyonu olan AzTV’de adaylara tanınan sürelerde ve canlı yayınlanması gereken konuşmalara televizyon yönetimi tarafından kısıtlamalar getirildi (devlet televizyonu AzTV müdürünün son 2 seçimden milletvekili olduğu ve muhtemelen de bu seçimde yeniden seçileceğini de hatırlatalım). Diğer özel kanalların devlete yakın insanlara bağlı olduğu bilinmektedir. Geriye kalanlar ise “reklâm” ile yola getirildiği görülmektedir. Muhalefet partilerinin maddi olanaklar ve özellikle de finansal açıdan iktidarla mücadele edecek durumda olmadığı görülmektedir.

Sonuç olarak; Aliyev seçim öncesinde önemli bazı hamleler yaptı ve başarılı da olduğu söylenebilir. Her ne kadar kendisi muhalefeti bir rakip olarak görmediğini ve gülüp geçtiğini söylese de R. Kuliyev’in Azerbaycan’a gelmesi kendisi için bir sıkıntı olacaktı. Zira gelirse gözaltına alınacaktı ve bu ileride hem iç politikada hem de uluslar arası arena başını ağrıtmaya yetecekti.

Bakanları azledilmesine gelince, burada iktidar içi bir çekişmeyi önlemeyi ve bu arada da R. Kuliyev’i desteklediği bahanesi ile bazılarından kurtulmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu konuda ise, şaşırılacak adım ise İktisadi İnkişaf Bakanı Ferhad Aliyev’in azledilmesi idi. Genç ve reformcu kişiliği ile bilinen F. Aliyev Devlet Gümrük Komitesi Başkanı Kemaleddin Heyderov ile ülke içi ekonomik reform ve mali konularda fikir ayrılığına düşmüştü. Bu sürtüşme ile daha önce çok önemli bir bakanlık yakın zamanda yetkileri kısılarak etkisiz hale getirilmişti. Ayrıca Ferhad Aliyev’in siyasete fazla karışmaması ve muhalefete yönelebileceği tehlikesi iktidarı harekete geçirmişti. Bir önemli bir faktör de yukarıda belirttiğimiz gibi iki lokomotif gruptan hiç birisine dahil değildi (K. Heyderov ise Nahçıvanlı grubun önde gelenlerindendir). Fikir ayrılığına düştüğü insanların bu işe karışmadığı söylenemez. Görünen o ki, yetkileri kısılan Ferhad Aliyev Kemaleddin Heyderov karşısında yenildi. F.Aliyev yenilmekle kalmadı, Azerbaycan’ın en önemli şirketlerinden olan “Azpetrol”un (önemli benzin istasyonu ağına sahip olan bir şirket) sahibi olan kardeşi Rafik Aliyev de devleti zorla ele geçirme suçundan tutuklandı. Bir zamanlar Aliyev’ler ailesine yakınlığıyla bilinen - hatta “Azpetrol” şirketinin perde arkasında İlham Aliyev’in olduğu söylenmekteydi- bu iki insan gözden çıkarıldığı görülmektedir. Diğer azledilenlere bakılınca İlham Aliyev’in doğru karar verdiği tartışmasız. F. Aliyev’in reformlardan yana olması ve de K.Heyderov’a bir anlamda kurban edilmesi yadırgandı denilebilir. Yerine atanan şahıs ise kendisine çok yakın Devlet Menkul Değerler Komitesi Başkanı Haydar Babayev olmuştur.

Seçim sonrasında yeni gelişmelerin ve gideceklerin olacağı kesin gözükmektedir. Muhtemel adaylar ise Sosyal Güvenlik Bakanı Ali Nagıyev, İçişleri Bakanı Ramil Usubov, Devlet Gumruk Komitesi Başkanı Kemaleddin Heyderov, Nahçıvan Milli Meclis Başkanı Vasif Talibov ve.s.

Bölgede etkisi hissedilenler ABD, Rusya ve seçim söz konusu olduğu için AB (yaptırımlarından bir nebze çekinilmektedir) görülmektedir. AB seçimlerin açık, adil, şeffaf ve demokratik bir ortamda yapılmasını istediğini ortaya koymuştur. ABD’yi de bir anlamda bu kefeye yaklaştıra biliriz. Önemli nokta şu ki, bakanların azledilmesi gelişmeleri yaşanırken, Bakü’ye ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Frid ve onun akabinde de Rusya Dış İstihbarat Başkanı Sergei Lebedev apar topar gelmişlerdir. Daniel Frid İlham Aliyev, Dış İşleri, Savunma ve Finans Bakanları, Merkezi Seçim Komitesi Başkanı ve ülkenin değişik siyasi parti başkanları ile görüştü ve uyarılarda bulunmağı da unutmadı (polisin göstericilere zor kullandığını). Görünüşte de olsa her kesimle görüşmüştür. Ancak Sergei Lebedev ülke yöneticileri ile görüşmeyi yeğledi.

Seçimlerden İlham Aliyev’in partisi YAP’ın kazanacağı gözükmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi açık ara kazanılan zafer birçok şeyi değiştirebilir. Daniel Frid Bakü’ye son gelişinde “resmi rakamlarla “exit-poll” arasında %2’den fazla fark olursa biz seçimleri tanımayız” demiştir. Muhalefet cephesinden 30-35 rakamının en azından çıkması seçim konusundaki eleştirileri biraz azaltabilir. Seçimlerde yine usulsüzlüklerin olacağı söylenebilir. Bu da Aliyev yönetimine ciddi eleştiriler gelmesine sebep olacaktır. Seçim ve adaylar konusunda çok ciddi eleştiriler vardır ve bu konuda gereken adımlar maalesef atılmamıştır. Devlet memuru sayılacak insanlar milletvekili adayı oluyor ve meclise girmeye hak kazanıyor.

Batı’nın desteğini arkasına alan Aliyev güç dengesindeki ibreyi iyice kendine çevirmeyi sağladı. Batı’nın “demokrasiyi petrole tercih etmeyiz” açıklaması ise pek inandırıcı gelmemektedir. Bir daha çıkarların değerleri üstelediği görülmektedir. Batı’nın bu olaylara bakışı ve doğrudan müdahalede bulunmaya çalışması Bakü’nün stratejik önemini bir daha göstermektedir. Dünyaya yön vermeye çalışan güçler bu bölgede etkinliğini sağlamaya veya en azından kaybetmemeye çalıştığı görülürken gözler ise Türkiye’yi aramaktadır.

*Uzman, TASAM Kafkaslar-Orta Asya-Ortadoğu Çalışma Grubu

http://www.tasam.org/modules.php?name=News&file=article&sid=201


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page