Hemen her seçim ve referandumdan sonra Irak'ta rejimin meşruiyet kazanacağı, terörizmin ve Sünni direnişin yavaşlayacağı umutları doğuyor. Ve kısa sürede sönüyor. Bu kez de Amerikan ordusuna, Şiilere ve devlet kurumlarına saldırılarda ani bir sıçrama oldu.
Amerika seçimler için gönderdiği ilave güçlerle 160 bine varan ordusundan 20 bin civarında askerini çekiyor. Bu beklenen bir gelişme. Ama daha önce Kongre'nin aldığı bir karara göre ilk altı ayda diğer güçlerin de çekilme planını açıklaması gerekiyor. Şu sıralarda ikinci çekilmeyi bile ilan etmesi Irak'ın dağılmasına yol açabilir.
Amerika'nın planı şimdi 200 bini geçen Irak ordu ve polis gücünü 2006 sonuna kadar 300 bin civarına çıkarmak ve asayiş görevini giderek bu güce devretmek. Ancak Irak ordusunun ağır silahları yok, henüz eğitimi de tamamlanmadı. Asıl sorun ordunun Irak'ın bütünlüğünü korumak gibi bir amacının olmaması. Kürtler peşmergeleri çok daha iyi silahlanmış bir güç olarak muhafaza ediyor. Sünniler Baasçı olduklarından orduya alınmıyor. O zaman da ordu Şii hâkimiyetinde oluyor. Buna Irak ordusu denemez.
Bir Amerikalı askeri yetkili, böyle giderse Irak ordusunun etnik ve mezhebi gruplar arasında dağılacağı; silahlı çetelere ve çeşitli kesimlerin milis güçlerine dönüşeceği tahmininde bulunuyor.
O zaman esasen başlamış olan Şii-Sünni çatışması iç savaş boyutu kazanabilir.
Kaldı ki son seçimler de herkesin kendi etnik ve dini kesimi için oy verdiğini, hemen kimsenin Iraklı gibi davranmadığını gösteriyor. Tabiatıyla ordunun da siyasi yapıdan farklı olması ve siyasi partilerin dar amaçlarının ötesine geçmesi beklenemez.
Amerika bir süredir Sünni direnişçilerle temas halinde. Amacı Zerkavi yönetimindeki El Kaide ile Sünni direnişçileri birbirinden ayırmak. Gerçekten de Sünniler önüne geleni öldüren El Kaide'den şikâyetçi. Sünni direnişçiler Amerikan güçlerini ülkeden atmayı ve geçmiş hâkimiyetlerini imkân ölçüsünde ihya etmeyi amaçlıyor. Oysa El Kaide'nin çok daha aşırı amaçları var. Amerika'nın Sünnilere karşı gecikerek gösterdiği bu yakınlık, şu ana kadar sandık başına giden Sünni seçmen sayısını artırmaktan başka olumlu sonuç vermedi. Amerikan basını, Sünnileri koalisyon hükümeti dışında bırakmaya çalışan ve dar hesapları dolayısıyla ülkeyi felakete götürmekte olan Şiilere ve Kürtlere karşı açık tavır sergilemeye başladı.
Sünnilerin bir başka sorunu daha var: 60 yıl Irak'ı yöneten Sünniler az farkla ikinci büyük grup olarak biliniyorlardı. Şimdi Amerikan basını Sünnileri 3. sıraya indirdi. Sünnilerse aslında kendilerinin çoğunluk olduğuna inanıyor. Ama kimse gerçek nüfuslarını bilmiyor. Aynı şekilde biz de Türkmenlerin nüfusunu bilmiyoruz. Oysa 2004 sonbaharında bir nüfus sayımı yapmak ve grupların ağırlıklarını saptamak düşünülüyordu. Bu, seçimlerin selameti açısından da önemliydi. Irak'ın bölünmesine yol açacağı gerekçesiyle bundan vazgeçildi. Sonuçta Irak yine bölünüyor, ama grupların gerçek sayısını bilmemek bu bölünmenin nedenlerinden birini oluşturuyor.
Kerkük'teki krizin vahameti artıyor. Amerika, kendisine yardım ettikleri için Kürtlerin Tamim vilayetinin nüfus yapısını değiştirme çabalarına uzun süre göz yumdu. Saddam'ın vilayeti Araplaştırmasına karşı, yerinden edilen Kürtlerin geri dönmesi için Geçici Yönetim Yasası 58. maddesinde öngörülen yöntem bir türlü işletilemedi. Yeni anayasaya konan bir maddeye göre 2007'de bir referandum yapılacak ve vilayetin Kürt bölgesine mi, Bağdat'a mı bağlanacağı kararlaştırılacak... Bu arada Kürtler Arapları da zorla atarak, 350 bine varan bir Kürt nüfusunu Kerkük'e yığdılar. Bu hukuk dışı oldubitti, Kürtlerin bağımsızlık ilan etmesine ve Irak'ın dağılmasına yol açacak en önemli nedeni oluşturuyor.
Böyle bir ihtimal karşısında Şiiler ve Sünniler, Kürtlere karşı Irak'ın toprak bütünlüğünü korumak için birleşirlerse iç savaşın yönü değişebilir. Bir süredir terör saldırılarının Kerkük'e de sıçramış olması, bu ihtimalin yabana atılmaması gerektiğini gösteriyor...
http://www.bizturkmeniz.com/tr/showArticle.asp?id=7527&updatefrom=0&from=0