Stratejik Yorum No: 210
Dr. Fatih ÖZBAY*
25 Ocak 2006'da Filistin'de yapılan parlamento seçimlerden sonra Hamas 132 sandalyeden 76'sını kazandı. Rakibi “El Fetih” ise sadece 43 sandalye kazandı. Geri kalan 13 sandalye ise daha küçük gruplar arasında paylaşılacak. ABD, AB ve tabiki İsrail, terörist örgütler listesine aldıkları Hamas'ın seçimlerden başarıyla çıkması üzerine kelimenin tam anlamıyla şok ve panik yaşadılar. Gelişmeler üzerine, Arap-İsrail çatışmasında arabuluculuk görevi yapan, BM, ABD, AB ve Rusya'dan oluşan “Ortadoğu Dörtlüsü” 30 Ocak 2006'da Londra'da acil bir durum değerlendirme toplantısı yaptı.
Toplantının esas konusu Filistin Yönetimi'ne yapılan finansal yardımların devam edip etmemesi idi. AB 2005 yılında Filistin Yönetimi'ne 250 milyon Euro yardım yaptı. 2006 yılında ise 280 milyon Euro yardım yapmayı planlanıyordu. ABD ve AB temsilcileri yapılacak yardımların teröristlerin eline geçmesinden endişe duydukları gerekçesiyle sözkonusu yardımların kesileceğini açıkladılar.
31 Ocak 2006'da Kremlin'de gerçekleşen basın toplantısında Rusya Devlet Başkanı V.V. Putin, El Cezire televizyonu muhabirinin Rusya'nın Filistin yönetimine olan yardımının devam edip etmeyeceği hakkındaki sorusu üzerine, Rusya'nın Hamas'ın kazandığı zafere olan yaklaşımını “Bu büyük bir darbe, Amerika'nın Ortadoğu'daki çabalarına ciddi bir darbe. Eğer dünyadaki problemlere çözüm bulmak istiyorsak bunu sadece birbirimizle istişare ederek yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Kimileri şu veya bu sürece sadece kestaneleri ateşten alsın diye çağrılmamalılar. Beraberce oturulup, birbiririnin görüşlerini dinleyerek, duyarak üzerinde mutabakata varılmış kararlar alınmalı. Bizim Hamas hakkındaki görüşümüz ABD ve Batı Avrupa'nın görüşünden farklıdır. RF Dışişleri Bakanlığı Hamas'ı hiçbir zaman terörist örgüt olarak kabul etmedi. Ancak bu, son zamanlarda yapılan bütün açıklamalar da dahil, Hamas'ın her yaptığını desteklediğimiz veya onayladığımız anlamına gelmiyor” sözleriyle açıkladı.
Hamas, silahlı eylemleri ve İsrail karşıtı sert söylemleriyle tanınıyor. Putin'in “Bütün dünyada muhalefet oldukça sık radikal açıklamalar yapar. Ancak, halktan güven oyu aldıklarında, kendi yönetimlerinin olumlu neticelerini, bu harekete güvenmiş olan kişilere hissettirmeleri gerekir” sözleri de dikkat çekti. Putin, bu sözleriyle, halkın oylarıyla iktidara gelmiş harekete kendilerini gösterme şansının verilmesi gerektiğini ifade ediyordu. Putin, “Bunun için, radikal söylemlerden uzak durmak ve İsrail'in varolma hakkını tanımak, uluslararası toplumla ilişkiler kurmak lazım. Biz Hamas'ı bundan sonra böyle hareket etmeye çağırıyoruz” sözleriyle Batı dünyası ile bu noktalarda Rusya'nın aynı şekilde düşündüğünü ifade etti. Fakat “Ne olursa olsun, Filistin halkına yardımı kesmeyi hata olarak kabul ediyoruz” diyerek Rusya'nın Filistin'e yaptığı yardımlara her halukârda devam edeceği mesajını da verdi.
Putin'in açıklamalarında Batı dünyası açısından en çok şaşırtıcı olan Hamas'ın Rusya tarafından terörist örgüt olarak kabul edilmeyişi oldu. Rusya açısından bakıldığında burada herhangi bir karışıklık, yanlışlık ya da hukuka aykırılık bulunmamakta. Rusya, sadece Rusya toprakları içerisinde eylemler gerçekleştiren ve Rusya'da bağlantıları olan örgütleri “terörist örgüt” olarak kabul ediyor. Bu yüzden, Rusya kanunlarına göre Hamas terörist örgüt olarak kabul edilmiyor. Rusya tarafından “terörist” olarak kabul edilen ve Rusya topraklarında faaliyetleri yasaklanan 15 örgütün listesi 14 Şubat 2003 tarihinde Yüksek Mahkeme tarafından resmi olarak yayınlandı. Listede şu örgütler bulunmakta: “Vısşiy Voyennıy Meclisul Şura Obyedinennıh sil mojahidov Kafkaza”; “Kongres Narodov İçkerii i Dagistana”; “El Kaide”; Lübnan kökenli “Asbat el Ansar”; Mısır kökenli “El Cihad”; Mısır kökenli “El Cemael İslamiye”; “İhvan-ul Müslimin”; “Hizbut Tahrir el İslami”; Pakistan kökenli “Laşkar i Tayba”; Pakistan kökenli Cemaati İslami”; “Taliban”, İslamskaya Partiye Turkistana”; Kuveyt kökenli “Cemaat el İslah el İçtimai”, Kuveyt kökenli “Camiyat İhya et-Turaz el İslami”, Suudi Arabistan kökenli “El Harameyn”.
Terörist olarak kabul edilen örgütler konusunda ülkeler arasında kesin bir mutabakat bulunmamakta. Örneğin ABD yönetiminin yayınladığı listede İRA'nın bulunmaması İngiltere ve İrlanda'nın tepkilerine sebep oluyor. Yine Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Filistin kökenli örgüt “Hizbullah”ı terör örgütleri listesine almamasına İsrail tepki göstermişti. ABD'nin yayınladığı terörist örgütler listesinde hiçbir Çeçen örgütünün bulunmaması da Rusya'nın tepkisini çekmişti. Türkiye ile Rusya arasında da bu konuda bir anlaşmazlık var. Türkiye, PKK/Kongre-Gel örgütünü terörist örgütler listesine alması için Rusya'ya çağrılar yapıyor ancak olumlu cevap alabilmiş değil.
Hamas'a yardıma devam edilmesi için, silah bırakma, İsrail'i tanıma ve Ortadoğu “Yol Haritası”na uyma şartları ileri süren ABD ve AB şimdilik “bekleyelim-görelim” politikası yürütüyor. Rusya ise yeni kurulacak Filistin Hükümeti tamamen Hamas temsilcilerinden oluşsa bile işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. ABD ve Avrupa bir anlamda “önce şartlar, sonra görüşmeler” politikası güderken, Rusya ise “önce görüşmeler, sonra şartlar” politikası güdüyor. Hamas ise hiçbir önşart ve baskı olmaması kaydıyla “Ortadoğu Dörtlüsü” ile diyaloğa hazır olduğunu açıkladı.
RF Devlet Başkanı V.V. Putin 9 Şubat 2006'da İspanya'ya gerçekleştiridiği ziyarette Hamas'ı terörist örgüt olarak kabul etmediğini tekrarladı ve Hamas liderlerini yakın bir zamanda Moskova'ya davet edeceğini açıkladı. Görüşme gerçekleşirse bu Hamas'ın diplomatik alanda ilk tecrübesi olacak. Hamas'ı görüşmeler için Moskova'ya davet etmekle Rusya çok güçlü bir dış politika atağı yapmış durumda. Geleneksel olarak Rusya'nın genelde Arap ülkeleri, özelde Filistin ile her zaman yakın ilişkileri oldu. Soğuk Savaş döneminde SSCB'nin Ortadoğu'daki nüfuzu oldukça fazlaydı. SSCB sonrasında Rusya Ortadoğu'da barışı koruma ve çatışmaları önleme sürecinden adeta dışlanmış gibi hissediyordu kendini. Bu durum son Irak savaşında daha fazla ortaya çıkmıştı. Putin'in diplomatik atağı Rusya'nın eline Hamas ile İsrail-Batı arasındaki anlaşmazlıkta aracı olmak ve silahlı mücadele yerine İsrail ile politik ilişkiler kurma konusunda Hamas yönetimini ikna etme şansını veriyor. Yıllardır kurulan ilişkilere dayanarak bunun Rusya için zor bir görev olmayacağını söyleyebiliriz.
Hamas'ın zaferi “Yol Haritası” üzerine ve ABD'nin bölgedeki çabalarına darbe vurdu. Bölgede yeni bir çatışmaya ve karışıklığa izin vermek istemeyen ABD ve Avrupa, Filistin halkının yaptığı seçimi ister istemez kabul etmek zorunda kalacaklar. Ancak, ne ABD ne AB, terörist örgüt olarak kabul ettikleri Hamas ile diyaloğa girecek durumda değiller. Rusya'nın böyle bir sıkıntısı yok. Rusya, son gelişmelerle birlikte, Hamas'ı terörist örgüt olarak ilan etmeyerek izlediği uzak görüşlü politikasının bir anlamda meyvesini toplamak istiyor. Hamas'ın zaferi bu yüzden Rusya'ya bölgede bir zamanlar ağırlığı hissedilen nüfuzunu biraz da olsa geri kazanma şansı veriyor. Rusya, ABD ve Avrupa'ya göre daha esnek politika gütme ve daha rahat hareket etme imkânına sahip durumda. Rusya'nın eline geçen bu koz ABD ve Avrupa'yı bir taraftan rahatsız ederken diğer taraftan kıskandırıyor bile diyebiliriz.
Madalyonun birde diğer yüzü var. Rusya'nın konuya bu şekildeki yaklaşımının kendi aleyhine kullanılma durumu da ortaya çıkabilir. Putin'in basın toplantısındaki “Bütün dünyada muhalefet oldukça sık radikal açıklamalar yapar. Ancak, halktan güven oyu aldıklarında, kendi yönetimlerinin olumlu neticelerini, bu harekete güvenmiş olan kişilere hissettirmeleri gerekir” sözleri ileride Rusya aleyhine kullanılan bir argüman haline gelebilir. Şiddet yanlısı ve radikal söylemlere sahip Çeçenler yapılan bir seçimden sonra Çeçenistan'da iktidara gelmiş olsalar yukarıdaki cümlelerin Rusya aleyhine kullanılmayacağını kimse garanti edemez. Ya da, Kosova Arnavutlarının oluşturduğu bağımsızlık yanlısı radikal bir örgütün seçimlerden sonra iktidara gelmiş olması da yine aynı çerçevede düşünülebilir. Rusya'nın şimdilik bunları ihtimal dışı veya çok uzak gördüğünü söyleyebiliriz. Sonuç olarak, seçim zaferiyle Hamas'a politik iktidar yolu açılırken, Rusya'ya da Ortadoğu'da yeniden nüfuz kazanma kapısı aralanmıştır.
* TASAM Rusya (Moskova) temsilcisi.
http://www.tasam.org/modules.php?name=News&file=print&sid=230