|
4 / 4 / 2006
Kırgızistan 24 Mart’ta Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in ifadesiyle “halk devrimi”nin birinci yılını resmi törenlerle kutlarken ülkede yönetim değişikliği sonrası oluşan politik istikrarsızlık “devrimin bakiyesi”ni masaya yatırmayı gerekli kılıyor. Kırgızistan “Lale Devrimi” Avrasya coğrafyasında görülen “renkli devrimler”in sonuncusu ve “devrim” sırasında yaşanan yağma olaylarıyla en çok şiddete sahne olanıydı. Adil olmayan bir parlamento seçimleri sonrası Güney Kırgızistan’da başlayan protesto gösterileri Bişkek’e de sıçramış, büyüyen olaylar eski Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in Moskova’ya kaçması ve muhalefetin iktidara gelmesiyle sonuçlanmıştı. Bugünlerde 24 Mart yeniden mercek altına alınmakta ve yönetim değişimine yol açan olayların gerçekte ne olarak tanımlanabileceği (“halk devrimi” mi yoksa “darbe” mi) ve “devrim”in sonuçları yoğun olarak tartışılmaktadır. Üç bölümden oluşacak bu yazıda “devrim” sonrası politik gelişmeler, ortaya çıkan yeni güç merkezleri ve halkın beklentilerine karşılık bulup bulmadığı gibi konular irdelenecek, ülkede sosyal ve politik alanda potansiyel çatışma noktalarına değinilecektir.
Akayev’in bir “halk ayaklanması” ile yönetimden indirilmesi Kırgızistan’da değişime yönelik büyük bir umut doğurmuştu. Ancak “devrim” sonrası yaşananlar ülkede kaotik bir ortama yol açtı. Yeni bir hükümetin kurulması ve Cumhurbaşkanı’nın büyük bir ittifakla (% 90) seçilmesi geniş kitleler açısından “devrim”den beklenilenin karşılandığı anlamına gelmiyordu. “Devrim”in ilk günlerinden bu yana ülke cezaevi ayaklanmalarından, siyasal cinayetlere, arsa ve bina işgallerinden mafya örgütlerinin politik yaşamda giderek artan etkisine kadar bir dizi skandal ile çalkalanıyor.
Dahası, Akayev rejimini sembolize eden yolsuzluk, adam kayırmacılık / nepotizm ve otoriteryanizm gibi hastalıkların yeni yönetimle ortadan kaldırılacağına ilişkin beklentinin gerçekleşmemesi geniş kitlelerde “devrim”e yönelik hayal kırıklığına neden oldu. “Devrim”in ilk günlerinde yeni yönetimin yolsuzlukla mücadele sözü yalnız Akayev ailesi ve yakınlarına yönelik davalarla sınırlı kaldı. Akayev’e karşı muhalefetin önde gelen isimlerinden olan, yolsuzlukları soruşturmakla görevli Başsavcı Azimbek Beknazarov’un Bakiyev tarafından şahsi çekişme nedeniyle görevden alınması yolsuzlukla mücadeleye ciddi bir darbe indirdi. Ayrıca, tıpkı Akayev gibi, Bakiyev de siyasal ve ekonomik alanda aile ve akrabalarını kayırmaya başladı. İki kardeşini Çin ve Almanya büyükelçisi olarak atadı, diğer bir kardeşini ise Milli Güvenlik Konseyi’nde üst düzey bir göreve getirdi.
Öte yandan, yeni hükümet ekonomik reform gerçekleştirmede ve yabancı yatırımları çekmede de başarısız oldu. Ekonomik göstergelerde herhangi bir iyileşme görülmemekte, aksine sanayi ve tarımsal üretimde ve sermaye yatırımlarında düşüş gözlenmektedir. İşsizliği düşürme amaçlı herhangi bir program uygulanmaması nedeniyle çalışma çağındaki genç nüfus Rusya ve Kazakistan’a göç etmektedir.
Politik sistemde ciddi bir reform girişimi görülmediği gibi Bakiyev’in tıpkı Akayev gibi otoriter bir yönetim kurma anlayışında olduğu kuşkusu da artmaktadır. Nitekim Akayev döneminde muhalefetin seslendirdiği ve iktidara gelindiğinde uygulamasının beklendiği güçler ayrılığı prensibinin hayata geçirilmesi ve parlamenter sistemin benimsenmesi gibi değişimlerin hiçbiri gerçekleştirilmedi. Bakiyev, iktidarın çoğunun Cumhurbaşkanının elinde olduğu mevcut sistemin devamından yana. Cumhurbaşkanı, parlamenter sistem için sağlam bir ekonomi, güçlü bir sivil toplum, güçlü siyasal partiler ve hukuk kurallarının hakim olduğu bir siyasal sistemin ön şart olduğu, bunların sağlanmadığı bir yapıda parlamenter sisteme geçişin kaos ve istikrarsızlık doğuracağı görüşünde.
Demokratik yönetim anlayışının yaşama geçirilmesi bir yana siyasal sistemdeki muhalif sesler Bakiyev tarafından değişik yöntemlerle susturulmaktadır. Bağımsız kimliğiyle tanınan Meclis Sözcüsü Omurbek Tekebayev, Bakiyev’le yaşadığı bir polemik sonucu görevinden istifa etmek zorunda kaldı ve yerine Bakiyev’in açık desteği ile Marat Sultanov seçildi. Bazı siyasetçiler Bakiyev’in Sultanov’un yardımıyla Jogorku Kenesh (Meclis)’i Cumhurbaşkanı’nın güdümünde bir kuruma indireceği korkusunu taşımakta ve yaşananları Cumhurbaşkanlığının otoritesini artırma eğilimi ile parlamenter yönetim isteği arasında süregiden üstü örtülü mücadelenin bir parçası olarak değerlendirmektedir.
Bakiyev’in Başbakan Felix Kulov ile “devrim” sonrası kurduğu ittifakın da geçici olduğu ve yara almasının çok zaman almayacağı öngörülebilir. “Devrim”in güçlü simalarından Kulov Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde zaman içinde başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçme koşuluyla seçimlere katılmamış ve Bakiyev’i desteklemişti. Ancak geçen bir yıla karşın Bakiyev’in anayasal sistemde herhangi bir değişime gitmemesi, dahası üst düzey atamalarda yaşanan çekişme ikili arasındaki ilişkileri germektedir. Özellikle ülkenin Kuzeyinde çok sevilen Kulov ile Güneyli Bakiyev arasındaki politik çatışma ülkenin önemli sorunlarından Kuzey-Güney ayrışmasını daha da derinleştirme yönüyle de tehlike arz etmektedir.
Diğer yandan, Bakiyev’in “devrim”de ciddi rol oynamış politik simaları elimine etme politikası güçlü bir muhalefetin doğmasına yol açmaktadır. Bakiyev’e karşı muhalefetin büyük çoğunluğu Akayev rejimine karşı birlikte mücadele ettiği eski müttefiklerinden oluşmaktadır. Roza Otunbayeva, Azimbek Beknazarov, Omurbek Tekebayev gibi Bakiyev’in eski müttefikleri bugün Bakiyev’i Akayev’in hatalarını tekrarlamak ve giderek otoriteryan bir yönetim anlayışına kaymakla suçlamaktadırlar.
Bakiyev ve yönetimdekiler 24 Mart’ı “halkın devrimi” olarak nitelendirse de “devrim”e ihanet edildiğini düşünen, gerçek bir değişim getirmeyen bir politik olayın “devrim” değil ancak “kadro değişikliği” olarak görülebileceğini seslendiren görüş giderek daha da güç kazanmaktadır. Öte yandan Akayev ve destekçileri 24 Mart’ı bir ulusal trajedi olarak görmekte ve mafya destekli “anayasa karşıtı bir darbe” olarak değerlendirmektedir. 24 Mart’a bir yıl sonrasında bakıldığında, olayı “Halk devrimi” yada “darbe” olarak nitelendirmekten ziyade, aslında iktidarı ele geçirmenin dışında ciddi bir programı olmayan muhalefetin Akayev yönetiminden rahatsız kitleleri kullanarak yönetime gelmesi olarak görmek daha gerçekçi olacaktır.
E-mail: turgutdem@yahoo.co.uk
|