| Haberin adresi: /haber.php?haberno=205971 |
| Türkiye Papa'yı iyi ağırlamak zorunda
Türkler Papa'nın ziyaretini protesto etmek için geçerli nedene sahip olsa da, Müslüman âleminin dinlerarası diyaloğa en az Hıristiyanlar kadar katkı yapması gerektiğini unutmamalı. Papa'nın Patrikhane'yi ziyaretine önem vermesi de, Müslümanlara saygı duymadığının kanıtı sayılamaz
30/11/2006
MUHAMMED EL SEMMAK Müslümanların İslam ve Hz. Muhammed hakkında karalama ve iftira olarak gördüğü sözleri nedeniyle, Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyaretine karşı muhalif sesler yükseliyor. Papa'nın bizzat kendisi, Almanya'da verdiği konferansta bir Bizans imparatorunun sözlerinden yaptığı alıntının içeriğini aslında temel almadığını vurguladı ve İslam'a saygı duyduğunu açıkladı. Buna rağmen, olumsuz imajı Müslüman aydınlar ve âlimlerin zihninde değişse de sokaktaki insanların gözünde değişmedi.
Jean Paul'ün tarzı farklıydı
Tüm bunlara Papa'nın Türkiye'yle ilgili açıklamalarını da ekleyebiliriz.
16. Benediktus Papalık makamına yükselmesinden önce ve sonra, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı olduğunu açıkça dile getirdi. Bu karşıtlığının kaynağı da Papa'nın Avrupa'nın Hıristiyan kimliğine yönelik endişesiydi. 16. Benediktus'a göre, Avrupa ülkelerinin çoğundan daha yüksek doğum oranına sahip 70 milyonluk Türkiye'nin üyeliği, Avrupa'nın görüntüsünü tersyüz edebilirdi. Sonra, Almanya, Fransa, Britanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde Müslüman nüfusun artması, Vatikan'ın Avrupa'yı Hıristiyanlaştırmaya yönelik manevi stratejisiyle çelişen bu değişimi hızlandıracaktı.
Türklerin ziyarete olumsuz yaklaşmasının üçüncü bir sebebi daha var: Papa'nın Katolik Kilisesi'yle Ortodoks Kilisesi arasındaki manevi köprüleri onarmak umuduyla Fener Rum Patriği Bartholomeos'la İstanbul'daki mekânında bir araya gelmek istemesi ve dolayısıyla ziyaretin resmi niteliğinin ağır basmaması.
16. Benediktus'un ziyareti, bir anlamda diğer Papaların önceki ziyaretlerinden öz itibarıyla farklı. Papa II. Jean Paul, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Fas gibi birçok Arap ülkesiyle Senegal'i ziyaret etmişti. Bu ziyaretler devlet ziyaretleriydi. Hedef de, İslam ve Hıristiyan âlemleri arasındaki anlayışı artırmak için kurulmuş köprüleri güçlendirmek veya yepyeni köprüler kurmaktı. Önceki Papa'nın bu yüzden ikram ve saygı görmesi, birçok hedefe ulaşılmasına destek oldu.
16. Benediktus'un Türkiye ziyaretinin arkasındaki öncelikli konuysa, Hıristiyan-Hıristiyan ilişkileri.
Bu tabii Papa'nın Hıristiyanlarla İslam dünyası arasındaki ilişkilere önem vermediği anlamına gelmez. Almanya'daki konferansının kopardığı ve maalesef şu ana kadar kesilmeyen gürültü ve verilen tepkiler sonrası, ziyarete ilişkin olumsuz yorumlardan sakınmak fayda getirecektir. Şöyle ki, Papa'nın Hıristiyan-Hıristiyan ilişkilerini onarmayı amaçlayan meşru çabaları, Hıristiyan-Müslüman ilişkilerine veya Türkiye'deki Müslümanlara karşı bir hareket gibi görülemez.
Türklerin Papa'nın Türkiye'nin AB üyeliğine karşıt tutumundan rahatsızlık duyduğu açık. Ancak bu rahatsızlığın milliyetçiliği dinle kapatarak İslam ve Hz. Muhammed'le ilgili sözlerini protesto etmek bahanesiyle dışa vurulması endişe verici bir durum.
Türkiye'deki siyasi partiler, aralarındaki rekabet çerçevesinde Papa'nın AB üyeliği talebine yönelik olumsuz tutumuna karşı olduklarını ifade edebilir. Ancak, siyasetçilerin Vatikan'la İslam dünyasındaki dini otoritelerin çözümü için büyük çabalar harcadığı yarayı deşme hakkı yoktur. Bu yüzden dini konularla siyasi konuların bağlantısının kaldırılması zorunlu.
Bu bağlantı gerek Türkiye'de hükümetle diğer partiler arasındaki demokratik oyunla ilgili olsun, gerek Türkiye'yle Avrupa'nın daha büyük oyunla bağlantılı olsun, hiçbir şey fark etmez. Böyle bir bağlantı, İslam dünyasıyla Vatikan'ın ilişkilerine zarar verir.
Vatikan'ın 1965'te başlattığı ve önceki Papa'nın son nefesine kadar önderlik ettiği İslam-Hıristiyan dünyası arasında diyalog sürecinde ilerlemenin kaçınılmazlığına dair ortak bilincin güçlenmesi, 16. Benediktus'un konferansının yol açtığı zararı azaltır.
'Sadece bir tane Ağca var'
Fakat, bazı Türk partilerinin, Papa'nın Türkiye'ye yönelik tutumuna İslam adına itiraz etmesi, devamı Hıristiyanlık'tan çok İslam'ın katkısına ihtiyaç duyan bu süreci lekeler.
Bu yüzden de Türkiye'den Papa 16. Benediktus'a şunu söylemesi isteniyor: '70 milyon Müslüman'ın yaşadığı Türkiye'de sadece bir tane Mehmet Ali Ağca var. 70 milyon, Papa'yı saygın bir misafir gibi karşılamalı. Türkler bu ikram ve saygının, Sovyet ve Bulgar istihbaratlarının kullandığı Ağca'nın önceki Papa'ya karşı yaptığı çirkin eylemin kınanması olarak görülmesini istiyor'.
Sadece Türkiye değil bütün İslam dünyası, İslam'ın diğer dinlere ve özellikle de Kuran'ın övdüğü din adamlarına hoşgörü göstermesiyle belirginleşen gerçek yüzünü Papa'ya tanıtmalı. (Lübnan gazetesi Müstakbel, Lübnan eski milletvekili ve Lübnan'daki İslam-Hıristiyanlık Diyaloğu Ulusal Komisyonu'nun genel sekreteri, 27 Kasım 2006) |