...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

Türkiye'nin kimlik daralması

December 5 2006 at 6:00 PM
No score for this post

By Dr. İbrahim Kalın  (Login perspektif)
Forum Owner

 

Yorum

16.08.2006

Türkiye'nin kimlik daralması

Etnisite ötesi bir dile ve siyasi programa olan ihtiyacımız her gün biraz daha artıyor. Türkiye'de kendimizi her şeyden önce ve her şeyin üstünde Türk, Kürt, Arnavut, vs. olarak algıladığımız müddetçe, bu sorunu aşmamız mümkün olmayacak.

Etnisite ötesi bir dile ve siyasi programa olan ihtiyacımız her gün biraz daha artıyor. Türkiye'de kendimizi her şeyden önce ve her şeyin üstünde Türk, Kürt, Arnavut, vs. olarak algıladığımız müddetçe, bu sorunu aşmamız mümkün olmayacak.

Türkiye'nin kimlik daralması
DR. İBRAHİM KALIN(*)
Türkiye'deki kimlik tartışmaları her gün yeni bir boyut kazanıyor. Kimlikleri salt etnisite temelinde ve katı bloklar olarak tanımladığımızda, Türk, Kürt, Arap, Ermeni kimlikleri bir çatışma unsuru haline geliyor. Türkiye'deki mutlakiyetçi ve sıfır toplamcı muhalefet alışkanlıklarıyla birleşince bu çatışma hali, Türkiyelilik ortak paydasında buluşmayı ile imkânsız hâle getiriyor. Etnik kimlik bilincinin her gün biraz daha bilenmesi ve derinleşmesi, en haklı davalarda bile toplumsal birliğimizi tehlikeye sokuyor. Bu ruh hâli ve bundan neşet eden politik daralmanın arkasında, kimlik siyaseti yatıyor.

KİMLİK SİYASETİ ÇÖZÜM DEĞİL

Bu tartışmanın kimlik siyaseti üzerinden yapılıyor olması, sorunu çözmüyor; derinleştiriyor. Kimlik siyaseti, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir çerçeve sunma imkânını ortadan kaldırıyor. Kimlikler, ortak iyinin inşasına katkı sağlayacak araçlar olmaktan çıkıyor, etnik ve siyasi çatışmanın aktörleri haline geliyor.

Türkiye'de neo-milliyetçilik ve ulusalcılık olarak ortaya çıkan dışlayıcı kimlik kategorileri, hem kimlik siyasetinden besleniyor, hem de onun bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye'deki insanların Türk, Kürt, Çerkez, vs. kimliklerini varoluşsal bir düzeye taşıması ve bu kimlikler üzerine bir dünya görüşü inşa etmeye çalışması, büyük bir kategori hatasına dönüşürken aynı zamanda gerginlik ve çatışmaları da körüklüyor.

Türklük, Kürtlük, Araplık yahut Fransızlık gibi etnik kimlikleri bir dünya görüşü olarak kurgulamak, öteki etnik kimlikleri dışlamak demektir. Dahası böyle bir girişim etnik kimliğin tek başına değer üreten bir unsur olduğunu ileri sürmek anlamına gelir.

ETNİK KİMLİKLER VE DÜNYA GÖRÜŞÜ

Oysa etnik kökenin dayandığı zemin, tek başına bir kimlik inşası için yeterli ve elverişli değildir. Kimliği oluşturan en temel unsur etnik köken değil, varlıklara ve öteki insanlara nasıl baktığımızı belirleyen dünya görüşüdür. Bu dünya görüşü bir din, ahlâk sistemi yahut ideoloji olabilir. Fakat bu, etnik kimliğin yerine ikame edilebilecek bir unsur değildir.

Öte yandan dünya görüşü de, etnik kökenin temsil ettiği değerlerin yerine ikame edilemez. Bir insanın dindar ya da komünist olmayı tercih etmesi, onun Kürt ya da Arnavut oluşunu ortadan kaldırmaz. Fakat dünya görüşü düzleminde yapılan bu temel tercih, etnik kimliği doğrudan etkiler.

Etnik köken, özünde olumlu ya da olumsuz bir 'değer' taşımazken, dünya görüşü değer-yüklü tanımlamaları zorunlu kılar. Fransız olmak, kendi başına olumlu ya da olumsuz bir şey değildir. Fransız doğmuş olmanın ve Fransızca konuşmanın, diğer insanların etnik kökenleriyle mukayese edildiğinde bizatihî bir artı değeri yoktur.

Şüphesiz bu dünyaya Fransız olarak gelmenin kişiye sunduğu bir takım imkânlar ve handikaplar vardır. Ama bunlar, bireylerin kişisel serüvenleri ve içinde bulundukları sosyal-kollektif süreçler neticesinde ortaya çıkan, belirginleşen ya da ortadan kalkan unsurlardır.

ÇOK-KATMANLI KİMLİK MODELİ

Kimlikler boşlukta oluşan muhayyel kategoriler değildir. Kimlikler sadece etnik bir bağlamda ortaya çıkıp evrilmiyor. Din, gelenek, dil, sosyo-ekonomik yapı, şehirleşme, göç, medyatik kültür gibi hayat-alanımızı oluşturan pek çok unsur kimliklerimizi belirler. Bu yüzden 'çok-katmanlı' kimlik modeli, çokluk içinde birlik ilkesini daha iyi izah ediyor.

Farklı kimliklerin ve aidiyet hislerinin çatışmadığı bir yapı, kültürel ve siyasi tercihlerin bir arada yaşamasını mümkün kılan temel unsurdur. Demokrasinin temel vaadi de budur: Demokrasi herkesin aynı şekilde düşündüğü ve yaşadığı bir düzen değil, farklı görüşlerin ve kimliklerin bir arada yaşamasına imkân veren bir ahlakin siyasi düzen haline gelmesidir. Bu şekilde tanımlanan demokrasi ve çoğulculuk, prosedürel katılımcılık ve temsilin ötesinde ahlaki bir duruşu ifade eder.

Kimlik katmanlarını oluşturan ögeler arasında belli bir hiyerarşinin olması, bir kimlik ve aidiyet anarşisine yol açmaz. Belli dönem ve şartlarda belli unsurlar diğerlerine baskın çıkar. Danimarka'daki karikatür krizinde Müslüman kimlik unsuru öne çıkan insanların, Ermeni soykırım iddiaları karşısında Türk kimlik unsurunun öne çıkması doğaldır. Kimlikler mutlaklaştırılıp dışlayıcı kategoriler haline geldiğinde, bu kimlik katmanları bir çatışma unsuru haline gelir.

KİMLİK SİYASETİ VE BEDELİ

Bu sorunlu yaklaşım tarzının arkasında 'kimlik siyaseti' yatıyor. Kimlik siyaseti, belli bir grubun genel toplum içindeki yerini toplumun bir parçası olarak değil, o grubun ayırt edici özelliklerini esas alarak tanımlamasını ifade ediyor. Kimlik siyasetinin belirleyici özelliği, bir sosyal grubun siyasi, hukuki ve kültürel taleplerini, siyasi bir program haline getirmektir.

Türkiye'deki Kürt, Alevi, Ermeni kimlikleri hakkında yapılan tartışmalar kimlik siyasetinin somut örneklerini oluşturuyor. Bu tartışmada Türkler 'Türk olmak', Kürtler 'Kürt olmak', vs. gibi bir takim ayrıcalıklı kimlik tanımlarından hareketle hak talebinde bulunuyorlar. Böylece bir zenginlik ve ahenge dönüşmesi gereken kimlik tonları, derin etnik ve siyasi bölünmeler haline geliyor.

Türkiye, farklı dönemlerde uygulanan kimlik siyasetlerinin bedelini farklı şekillerde ödedi ve ödemeye devam ediyor. Bir tarafta yükselen milliyetçilikler, öte tarafta küreselleşmenin ulus-devlet yapısını çözücü etkileri, mevcut kimlik tanımlarının lokal olanla global olan arasında sıkışıp kalmasına neden oluyor.

Yaşadığımız hızlı değişim sürecinde ne tek başına 'dünya vatandaşlığı' gibi müphem bir kavram ne de asabiyye temelli grup kimlikleri sosyal ve siyasi bütünlüğü sağlamamıza imkan veriyor. Türkiye'nin çok katmanlı kimlik ve kültür yapısı, bu iki kutbun dışında daha derinlikli ve kapsamlı bir kimlik tasavvuru geliştirmemizi zorunlu kılıyor.

KİMLİK SİYASETİNİN ÜÇ ÇIKMAZI

Kimlik siyaseti üç temel sorunu beraberinde getirir. Birincisi, grupların kendi toplulukları hakkında bir takım genel-geçer ve homojenleştirici ön-kabullerde bulunmasıdır. Örneğin Türkiye'de 'Kürtler' dediğimizde, hem kimlik siyasetini güden Kürt kanaat önderleri hem de Türkler de dahil olmak üzere bu söylemin muhatabı olan kesimler, Kürtlerin düşünceleri, inançları, talepleri, gelenekleri, vs. hakkında bir takım genellemeler yaparlar. Bunlar, 'Kürt sorunu' ifadesindeki Kürt kimliğinin belirleyici unsurları olarak kabul edilir. Tekdüzeleştirmek, ideolojik tanımlamaları kolaylaştırır.

Oysa sosyal gruplar tek bir tanıma indirgenmeyecek kadar dinamik ve çok yönlü bir yapıya sahiptirler. Kürtler hakkındaki genellemelere karşı çıkanlar bir zaman sonra aynı genellemeleri kendi 'stratejik doğruları' olarak telaffuz etmeye başlarlar.

KÜRT KİMİ İFADE EDİYOR?

Bugün Kürt meselesi konusunda yaşadığımız temsil sorunu, böylesi bir araçsal tekdüzeleştirmeden kaynaklanıyor. 'Kürt' dediğimizde Hakkari'deki bir öğretmeni mi, Ankara'daki Kürt kökenli bir imamı mı, İstanbul'daki Kürt bir iş adamını mı, DTP'li bir belediye başkanını mı, yoksa PKK'lı militanları mı kastettiğimiz belli değil. Bu belirsizlik siyasi pragmatizm için önemli bir veri olabilir ama sorunun çözümüne katkıda bulunmuyor.

İkinci sorun, kimlik siyasetinin adalet, özgürlük, barış, doğruluk, sorumluluk, dürüstlük gibi evrensel kavramların bizatihî doğru ve önemli oldukları için değil, belli grup kimliklerinin stratejik bir aracı olarak tartışılması ve sahiplenilmesidir. Bu evrensel doğrulara kimlik siyaseti üzerinden yaklaştığımızda, ortak iyinin inşasına katkıda bulunma şansımız ortadan kalkar. Örneğin insan haklarına kendinde doğru bir ideal olduğu için değil, kendi grup çıkarlarımıza fayda sağladığı için sarılmaya başlarız. Bu şekilde üretilen stratejik doğrular, bugün Türkiye'de sıkça gördüğümüz çifte standart uygulamalarının temelinde yatan ana sorundur.

Etnisite ve sosyal grup temelli tanımlamalara dayalı kimlik siyasetinin üçüncü temel sorunu, İbn Haldun'un tabiriyle 'asabiyetçilik' türlerinin ve daha katı milliyetçilik türlerinin doğmasına yol açmasıdır. Açıkça ifade etmek gerekirse, bugün Türkiye'de etnik gruplara daha fazla özgürlük verilsin demek, bahsettiğimiz sorunu çözmüyor, daha da derinleştiriyor. Çünkü tek boyutlu ve indirgemeci her etnisite söylemi – ister Türlük isterse de Kürtlük adına geliştirilsin- başka milliyetçilik söylemlerine çıkartılmış bir davetiyedir. Türkiye bu ikilemi aşamadığı müddetçe, bir tarafa verilen hak ve özgürlükler, başka alanların daralmasına yol açacaktır.

Bu yüzden etnisite ötesi bir dile ve siyasi programa olan ihtiyacımız her gün biraz daha artıyor. Türkiye'de kendimizi her şeyden önce ve her şeyin üstünde Türk, Kürt, Arnavut, vs. olarak algıladığımız müddetçe, bu sorunu aşmamız mümkün olmayacak. Bu kimlikleri vareden ve anlamlı kılan bir değerler skalası geliştirmek ve ulusal kimlikleri bu değerler üzerinden tanımlamak zorundayız. Osmanlı'nın nizam-i âlem'i yahut Pax Ottomanası, sahip olduğu değerler sistemi sayesinde hayat bulmuştu. Bugün Türkiye'de, Balkanlar'da ve Ortadoğu'da etnisite-ötesi bir kültürel derinliğin inşa edilmesi, kuşatıcı ve işlevsel bir değerler sisteminin hayata geçirilmesine bağlı.

*Dr. İbrahim Kalın, SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı Başkanı


Kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/yorum/?q=1&c=12&i=1458


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page