
December 06, 2006
Kemal Karpat'tan Bilgelik
Wisconsin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Kemal Karpat, hem Osmanlı tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri, hem de toplumsal meselelere getirdiği derinlikli yorumlarla tam anlamıyla bir "bilge"dir. Geçenlerde Radikal'de Neşe Düzel'in Prof. Karpat ile yaptığı bir röportaj yayınlandı. Tamamını herkese şiddetle tavsiye ediyorum. İçindeki bazı kısımlar ise ayrıca büyüteç altına alınmaya değer.
Örneğin Prof. Karpat, Türkiye'de laikçi kesimin korktuğu gibi bir "şeriat tehlikesi" olmadığını vurguluyor ve şöyle diyor:
Cumhuriyet'in başındaki tepkiler her ne kadar 'Şeriat istiyoruz' diye ifade edilmişse de, bu aslında ya halifeliğin kaldırılmasına siyasi bir tepkiydi ya da laiklik adına getirilen değişimlerin halkın dinini yok etmeyi amaçlamış hareketler olarak görülmesine karşı bir kendini savunmaydı. Bugün şeriat düzeni kurmak isteyen küçük bir grup olabilir ama bunun, halkı arkasından sürükleme şansı çok azdır.
Karpat, sorununun radikal ve baskıcı laisizmden kaynaklandığını da şöyle anlatıyor:
Bizde demokrasi çok dar bir alana sıkıştırılmıştı. Demokrasi adına yapılan muhalefet sonucunda 1946'da Demokrat Parti geldi ve önceki dönemlerde laiklik adına yapılmış bazı ifrat hareketleri düzeltme yolunu buldu. Çünkü laiklik, vicdan hürriyetiyle bağdaşmayacak şekilde öyle dar yorumlanmıştı ki, her hareketi dinci sayacak haldeydi. Aslında dincilikle dindarlık arasında büyük fark vardır.
Buna karşılık "İslam, bir din olarak alabildiğine liberaldir" ve "İslam akılcı bir dindir, Kuran akıla dayanan bir kitaptır" diyen Prof. Karpat'ın şu yorumu da kayda değer:
İslam dindir, onu değiştiremezsiniz. Ama İslam toplumlarını demokrasi ve akılcılık sayesinde kurtarabilirsiniz. İslam toplumları yozlaşmıştır... İslam değişmeye açıktır. Moderniteyi de, demokrasiyi de kabul eder ve özünü de kaybetmez. Zaten İslam'ı kendi kaidelerine göre anlarsanız, onun moderniteyle çatışmadığını görürsünüz. Ama İslam'ı kullananlar onu moderniteyle, 'değişimle' çatıştırabilir. Mesele burada. Bugün İslam'da hakiki bir kadın hareketi vardır. Mesela Türkiye'de kadının durumunun arzu edilir derecede olmamasının sebebi de din değil törelerdir. Binlerce yıldır aşiretin tatbik ettiği bu töre, dinin içine sokulmuş ve kutsallaştırılmıştır.
Son olarak bir de Prof. Karpat'ın Sultan Abdülhamid hakkındaki yorumunu aktarmakta yarar var. Düzel'in "bizim resmi tarihimizin lanetlediği Abdülhamit'i çok olumlu bir tarihi figür olarak değerlendiriyorsunuz, bu görüş farkı nereden kaynaklanıyor?" sorusuna şu cevabı vermiş:
Çünkü adamlar Abdülhamit'in ne yaptığına, ne söylediğine bakmamışlar ki. Modern Türkiye'nin temelleri o zaman atılmış. 1869'da çıkarılan eğitim kanunu Abdülhamit devrinde uygulanmış ve okullar kurulmuş. Bugünkü Türkiye'yi kuran elitler, askerler, subaylar doktorlar onun okullarında yetişmiş. Demiryolları o devirde yapılmış ve yeni Türkiye'nin ruhunu ifade eden milli edebiyat o devirde oluşmuş. Türk dili bugünkü halini o zaman almaya başlamış. Abdülhamit, İslam toplumlarının dogmatizmden kurtularak modernleşebileceğini ve ilerleyebileceğini söylemiş bir adam. 'Avrupa'nın bugünkü hali Hıristiyanlık dogmadan kurtulduktan sonra mümkün oldu' diyor.
Bu bilgece yorumların ve elbette onların işaret ettiği gerçeklerin daha iyi anlaşıldığı bir Türkiye, daha iyi bir Türkiye olacak….
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 6, 2006 11:54 AM
(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart
yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)
Mustafa beyin de dediği gibi çok güzel ve faydalı bir röportaj olmuş.
fakat Nakşibendiliğin bir kolu olan F.Gülen cemaati olayını anlayamadım doğrusu.bu cemaatin bildiğim kadarıyla nakşibendilikle bir alakası yok.kendilerini de kesinlikle öyle tanımlamıyorlar.
Nakşibendiliğin modern bir versiyonu olarak Nazım Kıbrısi örneği verilebilir.çok fazla modernize oldukları için klasik Nakşibendilerin de çok eleştirdiği bir tarikat yapısıdır.Avrupa'nın modern nakşi şeyhidir Kıbrısi..
Avrupalılarda kadın erkek ayrımı olmadığından yeni müslüman olanların camide bir arada sohbet etmelerine hoşgörüyle bakılır.modern insana klasik usullerle din hizmeti verilemeyeceğini idrak etmişler.F.Gülen hoca da bunu farkedenlerden biri.
cemaatler,tarikatler dünyaya açıldıkça,yerellikten kurtuldukça hareket tarzlarını değiştiriyorlar.
Karpat hocanın dediği gibi Türkler bunu iyi kavrayan bir millet.biz tekrar ve hızla Mevlana felsefesine,Yunusun öğretisine geri dönmeliyiz.
bir dinde canlı kalan yaşayan onun özüdür,ruhudur.kabuk ise bazen bu ruhu taşıyamaz ve yenilenmesi gerekir.İslam'daki ihya ve tecdid hareketlerinde olduğu gibi.işte tasavvuf felsefesi bu özü sistemleştirmiştir.Karpat hocanın da dediği gibi dinin dogmatik tarafı insanı sıkar hale gelmemelidir ki İslam dini hayat dinidir.çağla beraber yürüyebilir özünü muhafaza ederek.
Hz.Muhammed (as)sahih-i müslimde geçen bir rivayette şöyle buyuruyor.
--şüphesiz ki Allah sizin kalıblarınıza ve suretlerinize bakmaz.Fakat kalblerinize bakar--
İslamı bu öğretilerde aramak lazım.yanlış yollar bizi yanlış adreslere götürür.
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: December 6, 2006 04:03 PM
Prof.Kemal Karpat gerçekten de bilge sıfatına yakışır bir tarihçimiz. Röportaj sorularının taraflı sorular olmasına rağmen gerçekten en makul,mantıklı ve objektif cevaplar vermiş.
bu röportajı blog mudavimlerinize tavsiye ettiğiniz için teşekkür ediyorum...
Yazan: merve Tarih: December 6, 2006 04:39 PM
Prof. Kemal Karpat'i Wisconsin Üniversitesi'nden uzaklastirmak kolay olmayabilir. :-D ABD üniversitelerinin illa ki "Atatürkçü gençler yetirecegiz" gibi bir takintilari oldugunu sanmiyorum.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: December 6, 2006 06:04 PM
Mustafa Bey tavsiyeniz olan yazıyı bende okudum teşekkür ederim...
Kemal Karpat geçmişten gelen tecrübesiyle günümüze ışık tutuyor.Önemli tespitler yapmış..
Röportajdan sizin aktarmadığınız şu ilginç tespitini yazmak istiyorum:
"Bizim toplumda ateizm bile çok acayip bir ateizm oluyor.Çünkü ateizm bile büyük bir inanç gibi yaşanıyor. Böylesine inanca ihtiyaç duyan, inançsız yaşayamayan bir toplum bu.."
Yazan: Tarık T. Tarih: December 6, 2006 07:10 PM
Kemal Karpat gerçekten büyük tarihçilerimizden. Mustafa Bey'e konu ettiği için teşekkürler.
Her ne kadar Radikal muhabiri Neşe Düzel röportajın veriliş şekli başta olmak üzere meseleyi çarpıtmak istese de içerik çarpıtılamayacak kadar açık ve net. Bu Karpat'ın söylediklerinin harfiyyen katıldığım anlamına gelmiyor elbette. Ama tartışılabilecek değerlendirmeler de içerse genel olarak söylediklerine katılıyorum.
Kemal Karpat, Halil İnalcık, İlber Ortaylı gibi isimler yıllardır aynı şeyleri söylüyorlar, yazıyorlar ama bunlar resmi tarih kalemşörlerinin kakofonisi arasında duyulmuyor. Belki üç-beş ilim sevdalısı hariç.
Deniz hanım'ın değindiği "Nakşibendiliğin bir kolu olan F.Gülen cemaati" hususunu ben de anlayamadım. Neşe Düzel'in sorusunda geçiyor bu. Kemal Hoca ya dikkat etmedi, ya da önemsemedi.
Tarık bey'in alıntıladığı son cümleleri ben de alıntılamak istiyorum. Vurgulayarak:
"Bu toplum inançsız yaşayamaz. İnanç ihtiyacı ve kültürü bu toplumun o kadar ruhuna işlemiş ki, ben başka bir toplumda bu kadar inanç arzusu, isteği görmedim. Bizim toplumda ateizm bile çok acayip bir ateizm oluyor. Çünkü ateizm bile büyük bir inanç gibi yaşanıyor. Böylesine inanca ihtiyaç duyan, inançsız yaşayamayan bir toplum bu. Ki bu inancın diğer ismi de dindir. Bu din de İslam'dır..."
Bunun ne kadar haklı olduğunu gerek bu sitede gerekse başka ortamlarda görüyoruz.
Buraya da zaman zaman yorumlar bırakan bazı kişilerin nasıl militanca "ateizm" düşüncesine sahip olmaları gerçekten manidar.
Batıda da var radikal ateistler ama, yine de kendilerini ateist olarak tanımlayanların bile çoğunlukla agnostik olduğunu görüyoruz. Diğerlerinin de inanç bağlamında çok saygılı bir tavır içine girdiklerini biliyoruz. Burada ise forumlarda biraz dolaşıldığında bir kısım insanların İslam hakkında hem cahilane hem de öfke dolu yorumlar yaptıkları bir gerçek. Yani Türkiyede ateistlerin radikal antiislamist tavırları Karpat Hocanın tespitlerini doğrular nitelikte.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 7, 2006 12:03 AM
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/12/kemal_karpattan_bilgelik.php