Serdar Turgut
KKTC hakkındaki nihai fikrim
KKTC, Türkiye için her zaman bir başağrısı kaynağı olmuştur ve olmayı da sürdürecektir. Bu sorunun çözümü yoktur bu da çözümü olmayan sorunlarımız listesinde yerini çoktan almıştır
Genelkurmay ile KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat’ı karşı karşıya getiren ve neredeyse üçüncü Kıbrıs çıkarmasını başlatacak raddeye gelen Lokmacı üstgeçidi sorunu M.Ali Talat denilen kişinin ser verip sır vermeyen yiğit direnişi sonunda dün onun istediği şekilde çözüldü. Gerçi TSK böyle isyanların ve çocukluk hastalıklarının öcünü mutlaka alır ama şimdilik M. Ali Talat adında bir organizma hâlâ daha var bu dünyada üstelik de yaşıyor.
Bir üstgeçidin neredeyse üçüncü dünya savaşını başlatacak raddeye gelmesini belki İngilizler anlayamaz ama bu Türkleri yakından izlemek zorunda kalan gözlemcilere tuhaf gelmez. Örneğin hayatın garip bir cilvesi olarak hiç istemediğim halde bu gözlemcilerden bir tanesi olan bendeniz, Türklerin genelde üstgeçitlerle kronik problemleri olduğunu biliyorum. Üstgeçidi gereken yere mahalle nüfusunun neredeyse yarısı telef olmadan ve trafiği durdurma korsan gösterisiyle muhatap olmadan yapamayız ya da hiç gerekmeyen yerlere bile üstgeçitler yaparız. Ankara, metrekare başına düşen üstgeçit kategorisinde dünya birincisi olmalı. Üstgeçit Eurovision’u olsaydı kesin birinci olurduk. Ankara’da neredeyse asıl üstgeçide bile ancak farklı üstgeçitlerden geçilerek gidilebiliyor artık. Ben AKP’ye yakın bir üstgeçit müteahhidi olsaydım, servetimin küçük bir bölümüyle medya patronu bile olurdum.
Cumhurbaşkanından ziyade çalışırken türkü çığıran bir inşaat kalfasına benzeyen M. Ali Talat tartışmalı üstgeçidi yıktırdı ve siyasi kariyeri zirve yaptı. Şimdi o Türk askerine karşı çıkmayı başarmış bir yiğit havalarında. En azından yakın zamanda asılıncaya kadar bu havalarda dolaşacak. Torunları hayatlarında ilk kez dedeleriyle övünecek bir konu bulacaklar. Bu kısa süreliğine de olsa onları mutlu edecek. M.Ali Talat’tan sonra en büyük KKTC büyüklerinden olan Metin Münir, ‘köprü’ diye adlandırmakta ısrarlı olduğu üstgeçit kriziyle ilgili Milliyet’te yazdığı yazıda krizin temelinde Mehmet Ali Talat’ın Kıbrıs’ı askerin vesayetinden kurtarmak istemesinin yattığını söylüyor. İyi bir Kıbrıslı olarak Münir haklı olabilir, Talat’ın niyeti böyle olabilir ama Kıbrıs’ın bir şekilde birilerinin vesayeti altında kalmaya ihtiyacı olduğu kesindir. Bu birilerinin askerler olmasında ne sakınca var bu da net değil.
Bu yorumlara bakarsanız sanırsınız ki Kıbrıs Türkü’nün düşmanı Rumlar değil ama Türk askeridir. Gerçi Türk askeri adada bir Türk soykırımını engellemiştir, ama asker savaşmadığı durumlarda yönetmeyi pek beceremediği için kurtardığı Türklerin burnundan barış zamanı getirmiştir ve KKTC’de birçok sorunu da yaratmıştır. İnşaat işine çelimsiz eşeğine atlamış aheste aheste giderken bir anda kendisini KKTC Cumhurbaşkanı olarak bulan Mehmet Ali Talat yeni görevine hemen uyum sağlayamamıştır. Onun beklenmedik biçimde cumhurbaşkanı olması hızı, bizimkinin hızından bile fazladır. Üstelik bizimki türkü söylemeyi de bilmiyor. Türklerin, Forrest Gump sendromu yaşamakta olan iki insanı, hem ana hem de yavru vatanda aynı dönemde ortaya çıkarıverip cumhurbaşkanı yapabilmesi ilginçtir.
KKTC, Türkiye için her zaman bir başağrısı kaynağı olmuştur ve olmayı da sürdürecektir. Bu sorunun çözümü yoktur bu da çözümü katiyen olmayan sorunlarımız listesinde yerini çoktan almıştır. Benim için KKTC bir pain in the ass’tir. Net tespitim budur ama bu da bana Haşmet’i hatırlatıyor ne yazık ki.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=64004,10,104