| Lokmacı Köprüsü: Vitrinin kırıldığı yer |
 |
 |
|
Köprünün söküm işlemleri başladı. Şimdi gözler Rum tarafındaki duvara çevrilecek. Papadopulos kendisini ziyaret eden devlet başkanlarını bu duvarın üzerine çıkartıp "Türk ordusunun işgal ettiği ülkem, Avrupa'nın bölünmüş son başkenti" nutukları atmayı çok seviyor. Köprü bahanesi elinden alındı bakalım şimdi bu duvarı yıkacak mı? |
BAŞARAN DÜZGÜN (*)
Sonda sormamız gereken soruyu ilk başta soralım: Asker siyasete soyunursa ne olur? Türkiye'de bolca siyasi tartışma ve kriz olur ama Kuzey Kıbrıs'ta asker siyasete soyununca tıpkı Lokmacı Köprüsü gerginliğinde olduğu gibi vitrinin kırıldığı yere dönüşür.
Vitrin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Hani Türklük dünyasının son bağımsız devleti denilen ve tüm dünyaya tanıtmak için uğraşılan yer.
Asker siyasete soyundu ve bu vitrini bir taşla yere indirdi. Lokmacı Köprüsü'nün söküm işlemleri başladı fakat kırılan vitrini tamir işlemlerini kim başlatacak henüz bilinmez doğrusu.
Meselenin kısa bir özetini yapmakta fayda vardır. 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasında hiçbir irtibat yoktu. Ta ki 23 Nisan 2003 tarihine kadar.
23 Nisan 2003'te Türk tarafı tek yanlı bir adım atarak Kıbrıslı Rumların Kuzey'e serbestçe geçebileceklerini açıkladı.
On binlerce Rum Kuzey sınırlarına hücum etti. Rum yönetiminin "işgal altındaki bölgedir, gitmeyin, can güvenliğiniz tehlikededir" demesine rağmen o gündür bu gündür 4 sınır kapısından binlerce Rum Kuzey'e aynı şekilde binlerce Türk de Güney'e geçmektedir.
KÖPRÜ SADECE GÜVENLİKÇİLERE YARADI
Lokmacı da bu geçiş kapılarından birisi olacaktı. Başkent Lefkoşa'nın tam ortasında bulunan ve 1963'te Rum saldırıları başladıktan sonra barikata dönüştürülen Kıbrıslı Türkler'in Lokmacı Kıbrıslı Rumların da Ledra diye isimlendirdikleri 4 metre genişliğinde 50 metre uzunluğunda ve 1974'ten sonra kapatılan yolun açılmasıyla hem adadaki barış ortamına bir katkısı olacağı hem de iki tarafın çarşılarının birleşeceği murat ediliyordu.
Tam bir yıl önce "güvenlik" gerekçeleriyle bu daracık yola köprü inşa edilmesi gündeme geldi. İnşa edildi de. Ama köprü "güvenlikçilerin" dışında kimseyi ikna edemedi. Çünkü herkes biliyordu ki başka güvenlik tedbirleri de alınabilir. Bunun için köprüye ihtiyaç yoktu.
Lokmacı barikatının açılması ve Rum tarafındaki duvarın yıkılması köprü engeline takılmaya başladı. Köprü Papadopulos yönetiminin duvarı yıkmamak için bahanesine dönüştü. Kuzey Kıbrıs'ta bir yıldır kısır döngüye dönüşen tartışmalarda önce köprü kaldırılsın sonra duvar yıkılsın nakaratları dinlendi. Ta ki Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın yeni yıl öncesi "köprüyü kaldırıyoruz" açıklamasına kadar.
Cumhurbaşkanı Talat, adadaki Türk ordusunu temsil eden Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı'yla görüşüp köprüyü kaldırma kararını onaylattı. Askerler bir kurmay albayı çalışmaları koordine etmesi için atadı. Talat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne "köprüyü kaldırıyoruz, geçişlerin başlaması için gerekli düzenlemeleri yapın" mektubu gönderdi.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği Komisyonu, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve diğer ilgililer Talat'ın bu adımını memnuniyetle karşıladıklarını açıkladılar.
KIBRIS'TA BİR ADIM ÖNDE OLMAK
Herkes köprünün yıkım çalışmalarının başlamasını bekliyordu ama bu bekleyiş beyhudeydi. Çünkü Genelkurmay'ın itirazları vardı. "Kıbrıs'ta taviz veriliyor, AK Parti Kıbrıs'ı satıyor, 2007 Kıbrıs'ta taviz yılı olacak" korosu hep bir ağızdan bağırmaya başlamıştı. "Bir adım önde olacağız" politikası Ankara üzerinden dumura uğratılmalıydı.
Cumhurbaşkanı Talat siyasi karar alan fakat uygulatamayan bir "kuklaya" dönüştürülmeli ve istifası gündeme geti-rilmeliydi.
Sonra bilinen gergin süreç başladı. Talat Türkiye Başbakanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Gül ve nihayette Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ile görüştü.
Görüşmenin tonları düşük tutulmaya çalışıldı çünkü Rum tarafındaki koro da "Talat Ankara'nın emrindedir, onlar onay vermeden hiçbir adım atamaz" diyordu.
Ne yazıktır ki onların dediğinin tam da aynısı bir görüntü ortaya çıktı.
Türk ordusuna Kuzey Kıbrıs'taki güvenliği düzenleme yetkisi veren KKTC Anayasası'nın geçici 10. maddesi Cumhurbaşkanı Talat'ın önüne kondu ve "yetki bizdedir" denildi. Üstelik siyasi bir talepte de bulunuldu: “Rumlar duvaru yıkmaya başlasın o zaman köprüyü kaldırırız."
İşte o an KKTC vitrininin kırıldığı an oldu. Bir politikacının söylemi ile "Kıbrıs Türkünün gururunun incindiği an..."
Köprünün söküm işlemleri başladı. Şimdi gözler Rum tarafındaki duvara çevrilecek. Papadopulos kendisini ziyaret eden devlet başkanlarını bu duvarın üzerine çıkartıp "Türk ordusunun işgal ettiği ülkem, Avrupa'nın bölünmüş son başkenti" nutukları atmayı çok seviyor. Köprü bahanesi elinden alındı bakalım şimdi bu duvarı yıkacak mı?
Uluslararası topluluk bu soruyla ilgilen-meye başladılar bile.
Bizde ise geriye kırılan vitrin camları kaldı.
Bir de incinen gururlar...
* Kıbrıs Gazetesi yazarı
10.01.2007
http://www.yenisafak.com/yorum/?t=12.01.2007&q=1&c=12&i=23694&Lokmacı/Köprüsü/Vitrinin/kırıldığı/yer