...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

28 Şubatçılar yargılanmadan hesap kapanmaz

March 1 2007 at 11:32 PM
No score for this post

By Hasan Celal Güzel  (Login perspektif)
Forum Owner

 

28 Şubatçılar yargılanmadan hesap kapanmaz
28 Şubat'ın yıl dönümünde konuşan, 28 Şubat mahkumu Hasan Celal Güzel çok ilginç röportaj verdi

Kaynak:Star Gazetesi  
netapno.com  -  - 27 Şubat 2007 Salı - 00:00:00  
28 Şubat  Yargılansın

 Hasan Celal Güzel, devletin birçok kademesinde çalışmış bir isim. Demirel ve Özal dönemlerinde Başbakanlık müsteşarlığı, 1987’den sonra ise devlet ve milli eğitim bakanlığı yaptı. 28 Şubat sürecinde Yeni Türkiye Partisi’nin Genel Başkanı olan Güzel, o dönem henüz ‘postmodern darbe’ olarak nitelenmeyen 28 Şubat’a karşı çıkanlardan biri. Güzel’le Refahyol koalisyonunun bozulmasıyla sonuçlanan 28 Şubat’ın ‘10’uncu yıldönümü’ münasebetiyle konuştuk.

  • 28 Şubat bilmediğiniz neyi öğretti size?
    Yeni bir şey öğrendiğimi doğrusu söyleyemem. Darbecisiyle, medyasıyla her şey bildiğimiz gibiydi. Yeni olan belki de şuydu: 28 Şubat’ta diğer sıcak darbeler gibi ortada tanklar, toplar olmamıştır. Tabii Sincan’da tank yürüdü. Ama onun dışında çok sayıda tank, top vardı. Darbeciler ülkedeki savcı ve hakimlerin bir kısmını tank ve top gibi kullandı.

  • Sizce 28 Şubat’ın muhasebesini tamamladık mı?
    Hayır. Bir işin muhasebesini yapmak için incelemek onun üzerinde araştırma komisyonları kurmak gerek. Gerçekten bu bir darbeyse ve anayasal düzene aykırı bir iş yapılmışsa bunu yapanları yargılayıp suçlu görüldükleri takdirde de mahkum ettirmek lazım. Bir hesap böyle kapanır. Ama Türkiye’de darbeler döneminin hiçbir zaman muhasebesi yapılmadı ki.

  • 28 Şubat ne zaman bitti?
    Bana göre 28 Şubat evvela 1999 seçimlerinde tasfiye oldu. Çünkü illegal bir ****a örgütü olan Batı Çalışma Grubu ortadan kalktı. 2002 seçimlerinden sonra ise 28 Şubat ekibi tamamen tasfiye edildi. Fakat BÇG’nin zihniyet olarak kalıntıları zaman zaman devam etmiştir. 2003 yılında aktif halde bulunan adeta 28 Şubat uzantısı gibi bir grup bulunmuştur. Buna kendi aralarında ‘Erenler grubu’ demişlerdir. Ben bunu birkaç defa televizyonlarda söyledim, yazılarımda da yazdım. Şimdiye kadar ‘böyle bir grup yoktur’ gibi bir yalanlama da gelmedi.

    RAPORU KUŞLAR VERDİ

  • Geçen hafta katıldığınız bir TV programında yeni bir iddiada daha bulundunuz.
    Evet, Jandarma İstihbaratı’nın fişlemesinden bahsettim.

  • Böyle bir iddiada bulunmanız için dayanağınız nedir?
    Dayanağım elimdeki bu konudaki rapordur. Bu rapor bir senedir bende.

  • Raporu size kim ulaştırıyor?
    Kuşlar getirip posta kutuma bırakıyor. Ben de alıyorum. Böyle işlere meraklı olduğumu bildikleri için kuşlar getiriyorlar. Devlette bu kadar emek sahibi olduktan sonra herhangi bir konuda istihbarat edinmemeniz mümkün müdür?

  • İddia ettiğiniz raporun içinde ne var?
    Şu anda Bakanlar Kurulu’ndaki çeşitli bakanların, parlamentodaki çok sayıda milletvekilinin ve Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki yönetici seviyesindeki bürokratların fişlenmesi bu. ‘Şunu yapmıştır, çocuğu filanca koleje gitmiştir’ gibi şimdiye kadar bildiğimiz şeyler. Peki ben bunu niye 28 Şubat’taki gibi bir basın toplantısında açıklamadım? Bir kere, ismi geçen kişilerin üzerinde lüzumsuz tartışma yapılmasını istemiyorum. Bunlar benim için son derece değerli insanlar. İkincisi, Jandarma Genel Komutanlığı şu anda gerçekten bu tip illegal fişlemelerin yapılmadığı iyi bir dönemden geçiyor. Genel komutan son derece dikkatli, demokrasiye son derece bağlı bir insan. Ekibi de öyle. Dolayısıyla onları yıpratmak hoşuma gitmiyor. Üçüncüsü, ben bunu ilan ettim. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e ‘Hasan Celal böyle diyor. Ne diyeceksiniz’ diye sordular. O da ‘Herhalde savcılar kendisinden bilgi alacaktır’ dedi. Sayın Bakan bunu söyleyeli bir hafta oldu. Hiçbir savcının geldiği, benden bilgi aldığı yok. Bu zaten bir parça yürek ister. Çünkü böyle işi yapan hukukçular meslekten atılıyor.

  • Bunu televizyonda söylemeden önce neden savcılığa gitmediniz?
    Ben bir bilgi almışım, bunu da söylemişim. Savcı bunu ihbar kabul edecekse gelip benden istemesi lazım. 28 Şubat’ta ben ne yaptım? Biliyorsunuz, 28 Şubat’ta daha önce polis istihbaratında çalışmış bir onbaşı Batı Çalışma Grubu’nu ortaya çıkardı. Onun ulaştığı bilgiye ben ulaşamayacak mıyım; ulaştım. 28 Temmuz 1997 günü basın toplantısı yaptım. Tek tek ****ayı saydım. Fakat bir gün önce Yüksek Askeri Şura üyelerine ve Cumhurbaşkanı’na bütün bunları gönderdim. Sonra kendi elimle DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’e ‘Şikayet ve ihbar ediyorum’ diye bunları verdim. Ayrıca Ankara Başsavcılığı’na ve ilgili herkese kanunda madde göstererek ‘kurulu meşru düzene karşı darbe yapıyorlar’ dedim. Ostim’de imza topladım. Binlerce imzalı ayrı dilekçe yazıldı. Sonuç çıkmadı. Ve ben basın toplantısını yaptıktan sonra gözaltına alındım. DGM aleyhimde devlet sırrını ifşadan dava açtı. Bir sene yargılandım, beraat ettim. Şimdi tekrar bu açmaza düşmenin anlamı yok. Buyrun savcı gelsin alsın, ben de vereyim.

  • Sizin iddialarınız ciddiye mi alınmıyor? Geçen haftaki iddianız bildiğim kadarıyla birkaç gazetede ve bazı internet sitelerinde haber oldu. Köşe yazarlığı yaptığınız gazetede dahi haber olmadı. Nasıl açıklıyorsunuz?
    Açıklaması çok kolay. Bunu bir fıkrayla izah edeyim. Nasrettin Hoca evinin bodrumunda anahtarını kaybeder ama anahtarı aydınlık odasında arar. Hocaya karısı ‘ne arıyorsun’ diye sorar. Hoca ‘Bodrumda anahtarımı kaybettim, onu arıyorum’ deyince karısı ‘o zaman neden burada arıyorsun’ deyivermiş. Hoca da ‘Orası karanlık korkuyorum. O yüzden burada arıyorum’ demiş. Mesele bu. Basın mensupları bu konuda ciddiyetime inanmadıkları için değil başlarına problem almamak için yapmıyorlar.

  • Peki böyle bir iddia karşısında sizi karşı taraftan arayan oldu mu?
    Hayır. Şimdiye kadar herhangi bir tekzip de olmadı.

  • Sizden başkalarına da gidiyor mudur bu rapor?
    Tabii gidiyordur.

  • Neden siz açıklıyorsunuz? Ve neden zamanlaması geçen hafta?
    Oturup raporu açıklamadım, böyle bir raporun mevcudiyetinden bahsettim. Devlete, millete faydası açısından tartıp, ölçüp bildiklerimin bir kısmını açıklıyorum.

  • Peki hükümette ilgili kişilere bu son bilgileri ilettiniz mi?
    Bunu size söyleyemem.

    30 BİN KİŞİYİ ÖPTÜM

  • Sizce 28 Şubat’a dair söylenecek yeni bir şey var mı?
    ‘Darbecilerin hiç günahı yoktur. Erbakan büyük yanlışlıklar yapınca kendisine karşı darbe yapılmaya hak kazanılmıştır’ deniyor. Halbuki Erbakan her gün halkın karşına geçip ‘laikim’ diye nutuk atsa yine bu darbe olacaktı. İtiraz hocanın şahsınaydı, yaptığı işlere değil.

  • Erbakan hükümetinde her şey güllük gülistanlık mıydı; hiçbir irtica faaliyeti de yok muydu?
    Erbakan’ın 28 Şubat’a maruz kalmasında elbette nedenler vardır. Ama bence bunlar mazerettir. İrticai faaliyet konusu Türkiye’de her dönemde bulunmuştur. Ama bunlar hep marjinal gruplar olarak kalmıştır. Ben Türkiye’de hiçbir şekilde bir irticai tehdit olduğuna inanmıyorum. Bence bu vahim bir kuruntu ve paranoyadır. Senelerce vazifem dolayısıyla istihbarat kurumlarıyla direkt irtibatım oldu. Bence böyle bir tehdit yok.

  • Bu tutumunuzdan dolayı Erbakan size teşekkür etti mi?
    Hayır. O zaman Necmettin Erbakan’a Jandarma Tuğgeneral Osman Özbek küfretti. Ben de ‘Bir general ülkenin başbakanı hakkında nasıl bu derece ağzını bozabilir. Bu ne rezalet’ filan dedim. Oysa Sayın Erbakan en ufak bir şekilde hakkını koruyamadı. Ben bu söylediklerim nedeniyle 159’ncu maddeden iki sene yargılandım, beraat ettim. Bakın bir gün Erbakan’la karşılaştık. ‘Mahkemeden geliyorum’ deyince ‘Ne mahkemesi?’ dedi. Güldüm, ‘Haberiniz yok mu; size küfreden generale karşı şöyle demiştim. Onun davası devam ediyor’ dedim. O da ‘Hiç bilmiyordum’ dedi.

  • Ayırt etmeden herkesi öpebiliyorsunuz. Sizin için ‘Bin kişiyi öpmüştür’ diyen var.
    Bir gün saat yedide Karaköy’den başladım gece 12’ye kadar Eminönü, Beyazıt, Aksaray’a öpüşe öpüşe geldim. 30 bin kişiyi öptüm.

  • Bu kadar insanı neden öpüyorsunuz?
    Politika yapıyordum, başka bir sermayem yoktu. Ama 28 Şubat’tan konuşurken bu nereden çıktı?

  • ‘28 Şubatçı’ları öper misiniz?
    Ben vatandaşı öpüyorum. ‘28 Şubatçı’ları da öperim tabii. Onlar da vatandaş. Ama onları takdir için öpüp öpmeyeceğimi soruyorsanız asla öpmem. Bırakınız öpmeyi, şu anda demokratik yönetimin başında ben olsam, 28 Şubat’ı yargılarım.


    28 Şubat’ta ‘Don Kişot’luk yapmadım


  • 28 Şubat sürecinde hapis yattınız. Hapiste ‘ne gerek vardı tüm bunlara’ dediniz mi?
    Hayır! Sadece şundan üzüntü duyduğum oldu. 30 sene devlet hizmeti yaptım. Ama ‘halkı devletime karşı isyana teşvik ettim’ diye içeride yatıyorum. Naçishane bu memlekete birçok hizmetim bulundu. Ama en büyüğü o hapishanede yatmamdır.

  • Kime ne faydası oldu bunun?
    Mücadelenin böyle olabileceğini herkes gördü. İbret teşkil etti.

  • ‘Don Kişot’luk mu yaptınız?
    Hayır! Çünkü yel değirmenlerinin kanatlarını kırdım. Onları ifşa ettim, daha fazla gitmelerine mani oldum. Tek kişiydim, etrafımda da bir avuç idealist vardı, param yoktu, milletvekili değildim. Daha fazlasını yapamazdım. Ama şunu da belirteyim; ben bir ordu düşmanı ya da antimilitarist değilim. Türk askeri başımızın üstündedir. Ben sadece bir demokratın davranması gerektiği gibi davrandım.
  • http://www.netpano.com/haber/1423/28/%C5%9Eubat//Yarg%C4%B1lans%C4%B1n

     
    Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
    Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
     Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
    Zargan İngilizce Sözlük
    ...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page