EVRİN GÜVENDİK ANKARA
Türkiye'yi 28 Şubat 1997'deki MGK toplantısına taşıyan olaylar zincirinde, Erbakan'ın İran ziyareti, ardından Kaddafi'nin çadırında "Türkiye Cumhuriyeti'ni aşağılayan" ifadelerle dolu konuşmasına kayıtsız kaldığı Libya gezisi, Su-surluk'un konuşulduğu günlerde temiz toplum özlemiyle bir dakika karanlık eylemi yapanlara Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın 'Mum söndü yapıyorlar' demesi, Refah Par-tisi'nin devlette hızla kadrolaşması, Sincan'da 31 Ocak 1997'de düzenlenen "Kudüs Gecesi'nden yansıyan görüntüler ile İran Büyükelçisi ve RP'li Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın konuşmaları, sahnede sergilenen oyun, asılan posterler etkili olduğu söylense de, Refah Partisi'nin son seçimlerden birinci parti çıkması sonucu başlayan ve ordu içinde BÇG (Batı Çalışma Grubu) adıyla örgütlenen bir kuruluşun organize ettiği fişlemeler, dinlemeler, andıçlarla derinleşen bir süreçti 28 Şubat.
Tüm bunlar, 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 17 yıl geçtikten sonra Türkiye'yi yeni bir darbeyle yüz yüze getirdi. 28 Şubat'ta Türkiye, Sincan'da tanklar yürütülerek verilen "gözdağı"na şahit oldu.
Refahyol'un yıkılmasına, Refah Partisi'nin de kapatılmasına neden olan süreç, kimilerine göre, "darbenin önünü kesen" gelişmelerdi, kimilerine göre de adı "post modern" olarak konulsa da darbenin ta kendisiydi. 28 Şubat'ın 10. yıldönümünde, darbe, nedenleri ve sonuçları konuşuldu.
28 Şubat'ın 10. yıldönümünde, Saadet Partisi, Şevket Kazan aracılığıyla, daha önceki yılların aksine, postmodern darbe sürecinde yaşananları kamuoyuyla paylaşırken, eski RP lideri Necmettin Erbakan'dan "28 Şubat'ı Makovsky planladı" açıklaması gel di. Konuyu Saadet Partili yöneticilerle değerlendiren Erbakan, 10. yıldönümünde 28 Şubat'ı askerlerin değil, ABD'nin düşünce kuruluşu American Instıtute'un Ortadoğu Uzmanı Alan Makovsky'in hazırladığını öne sürdü. Erbakan, "28 Şubat Makovsky'nin raporları doğrultusunda Türkiye dışında Siyonist çevrelerce planlandı" dedi.
DARBEYE FARKLI YORUMLAR
28 Şubat'ın ıo. yıldönümünde sürece ilişkin farklı yorumlar da geldi. Yargıtay Eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 28 Şubat sürecini "Darbe değil, darbe ortamının oluşturulmasına karşı yapılmış bir hareket" olarak nitelendirirken, ilginç bir değerlendirme de MGK eski genel sekreteri Tuncer Kılınç'tan geldi. Kılınç, 28 Şubat'ın darbe olmadığını belirterek "kimsenin yakasına yapışılmadı, kimse tutuklanmadı, kendileri istifa etti" dedi.
DEMİREL: BİR DARBE ÖNLENDİ
28 Şubat sürecinin başaktörlerinden 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise üzerinden 10 yıl geçen ve Refahyol Hüküme-ti'nin devrilmesi ve Refah Partisi'nin kapatılmasıyla sonuçlanan süreci "muhtemel bir darbeyi dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı önledi" sözleriyle değerlendirdi.
1996'nın sonbaharında Türkiye'de gerginlik olduğunu belirten Demirel, "Sert tartışmalar vardı. Karadayı bana geldi. Rahatsızlıklarını söyledi. Medeni bir şey yaptı. Yani re'sen bir hareketi de göze alabilirdi. İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine göre 'Cumhuriyet elden gidiyor' deyip koruma ve kollamayı işletebilirdi" dedi.
Refahyol Hükümeti için "Türkiye'nin ortamını hiç anlamadılar. Ben onlara bu gerginliği izale etmek için askerle konuşun dedim" dedi.
'28 Şubat darbe BÇG Çete'
28 ŞUBAT'ın 10. yıldönümünde hemen hemen tüm TV kanallarında yapılan tartışmalarda 'düğmeye' Refah Partisi'nin seçimlerden birinci parti çıkmasıyla basıldığı, önce başbakanlığın verilmemesi için bazı girişimlerde bulunulduğu ardından da tıpkı 12 Eylül öncesinde olduğu gibi kamuoyunun hazırlandığı belirtildi. Kullanılan yöntemler ve sonuçları nedeniyle yaşananların bir darbe olduğu ve ülkeyi 2001 krizine götüren gelişmelerin de bu girişimden kaynaklandığı anlatıldı. Tartışmalarda bundan sonra bu tür darbelere izin vermemek için demokratik kamuoyunun ve siyasal partilerin daha aktif rol alması istendi. "28 Şubat sürecine gelinmesinde etkili olan Batı Çalışma Grubu"na yönelik de "ordu içerisinde çete olduğu" iddiaları gündeme geldi. Batı Çalışma Grubu'na ilişkin en sert tepki ise eski bakanlardan Hasan Celal Güzel tarafından ortaya atıldı. Anayasa'nın 138. maddesinin hakimlere emir ve talimat verilemeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunulmayacağını öngördüğünü dile getiren Güzel, "Anayasaya rağmen hakimler Genelkurmay'a çağrıldı. Genelkurmay İstihbarat Dairesi tarafından hazırlanan brifinglere tabi oldular ve komutlarla alkışlattırıldılar. Bu hukukumuzun yüz karasıdır. Üstelik burada bir ****a var. Yani 27 Mayıs'taki ****anın adı bu kez Batı Çalışma Grubu'dur. İllegal bir örgüttür. Batı Çalışma Grubu'nun hukuki bir dayanağı yoktur" dedi.
Medya'da 28 Şubat
28 ŞUBAT'ın 10. yıldönümünde medyada da "28 Şubat "polemiği yaşandı. Vakit Gazetesi dünkü sayısında "28 Şubat Özel Eki" çıkardı. Zaman ve Yeni Şafak Gazeteleri 28 Şubat'a ağır eleştiride bulundu. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile Cumhuriyet ve Sabah Gazetesi yazarları 28 Şubat kararlarını savundu. Vakit Gazetesi, "İhanetin 10. Yılı" özel ekinde ve birinci sayfadan verdiği haberlerde askere ağır suçlamalarda bulundu. Abdurrahman Dilipak ise köşe yazısında 'Hey darbeciler! Biz buradayız, ya siz neredesiniz?' diye sordu. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de dünkü köşesini 28 Şubat'ın yıldönümüne ayırdı ve 'İmzam hâlâ aynı yerde' başlıklı yazısında, 28 Şubat'a destek verdi. Özkök yazısında "28 Şubat'ta devletin çeşitli kademelerinde görev yapmış kişilerde müthiş bir 'pişmanlık' havası var. Yer gök 'itirafçı' dolmuş. 0 günlerde kraldan fazla kralcılık yapanlar, şimdi eski kralların üzerinde trampet çalıyor. Eğlenceli bir karakter resmi geçidi seyrediyoruz. Bu yaygaraya bakınca şöyle bir hisse kapılıyorum. Galiba 28 Şubat'ı destekleyen tek ben kaldım..." dedi. Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı ise, köşe yazısında "Bugün 28 Şubat'ın yıldönümü. 0 dönemi eleştirenlerden değilim. Kendi içinde barındırdığı hatalara rağmen, 'Türk demokrasisi' açısından ciddi bir 'balans ayarı' olarak görüyorum" dedi.