TAMER KORKMAZ 20/03/2007
Öyle anlar geliyor ki, Deniz Baykal'ın CHP Genel Başkanı değil de aslında Genelkurmay Başkanımız olduğu hissine kapılıveriyorum...
Basında çıkan haberlere göre, Baykal yakın çevresine Genelkurmay'ın Erdoğan'ın Çankaya adaylığını engellemek için devreye girebileceğini "önsezilerine dayanarak" dile getirmiş...
Deniz Bey'i "Org. Baykal" diye anma ihtiyacı hissetmem, bundan...
***
Yine de hissiyatımı çöpe atıp gerçeğin peşinde gitmeyi tercih ediyorum. Yani? Askere "Çankaya sürecine müdahale et" iması dahil Baykal'ın tüm performansının bir aktörlük faaliyeti olduğunu düşünüyorum...
Aktörlük? Deniz Bey, şu sıralar George C.Scott'ın yerini almış, General Patton'ı oynuyor...
1 Mart Tezkeresi'nin reddedilmesindeki hayati duruşunu asla unutamayacağımız Baykal'dan bahsediyoruz. 'Tezkerenin Rövanşı' diye tanımlayabileceğimiz siyasi "Sarıgül Suikastı"nı da atlatmayı başarmıştı, Baykal...
CHP liderinin şu ana kadar yaptığı ("yapmak zorunda kaldığı") Çankaya Muhalefeti'ni bir an için gözümüzün önüne getirelim...
Hatırlarsanız, filmimiz 'sine-i millet' eğlencesiyle başlamıştı. Böyle bir projenin tümüyle saçma olduğunu Baykal herkesten daha iyi biliyordu. Yüksek perdeden atış mesaisi biterken sine-i millet zırvasından "çocuksu bir iş" diye söz etti; duyulmadı bile...
Ardından Sabih Kanadoğlu'nun gündeme getirdiği "İlk turda 367 vekil olmazsa bu iş Anayasa Mahkemesi'ne gider" tezine ilgi gösterdi...
Biraz ara verdi. Sonra o geçersiz 367 kartını bir kez daha eline alıp "Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusu yapabileceklerini" söyledi...
Özal 1989'da Cumhurbaşkanı seçilirken 3'te 2 çoğunluk aranmamıştı. O zamanki süper farfaracı SHP-DYP muhalefeti dahi ilk turda 3'te 2 çoğunluk aransın gibi temelsiz bir propaganda yapmamış veya Anayasa Mahkemesi'nin yolunu tutmamıştı...
Ortada kabak gibi tersine bir emsal varken şimdilerde zırt pırt 367'den medet ummak yeterince sakil duruyor...
Deniz Bey, bu gerçeği bilmiyor olamaz...
Rejim vurgularıyla bezenmiş agresif bir Çankaya muhalefeti yürüten Baykal nihayetinde asker imasında bulunarak "CHP liderinden beklenen" performansı zirveye çıkarmış oldu...
Bütün bunları "aktörlük hesabına" yazıyorum: Erdoğan'ın son tahlilde Çankaya'ya çıkmayacağını öngördüğü için böyle bir "siyasi rolü" icra ediyor, Baykal...
Sonra tutup "Gördünüz mü? İşte bakın ben engelledim, çıkarmadım" diyecek. Kamuoyuna yanılsama yaptırmak suretiyle Çankaya seçiminin gidişatından siyasi sonuç elde etmeye çalışacak...
***
Çankaya Seçimi'ne yönelik rejim krizi çıkarma gayretleri malum. Bu yolda resmen yanıp tutuşanlar var. Ancak başarılı olmaları mümkün değil...
Çankaya sürecini asker belirlemeyecek! Cumhurbaşkanı kesinlikle TBMM'nin içinden çıkacak ve Çankaya'da AKP'li bir vekil oturacak. Çankaya Köşkü'ndeki türban yasağı da tarihe karışacak...
Ya, Erdoğan? Başbakan olarak kalmalıdır: Partisi 3 Kasım Seçimi'nde tek başına iktidara gelirken Tayyip Bey seçmenden Çankaya'ya çıkmak için mi oy istemişti?
Başbakan'a konuştuğu kimi yerlerde (örneğin Rize'de, Adıyaman'da) vatandaşların "5 yıl daha kal/ Oyuna gelme, Çankaya'ya çıkma!" şeklinde sloganlar attığını bir kenara not etmekte fayda var...
Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmaması "muktedir olamama" çağrışımı yaptırır, AKP'ye oy kaybettirir" tezi gerçeği yansıtmıyor. Tersine, örneğin "Biz makam için değil halka hizmet için buradayız" diyerek pozisyonunu açıklayan bir Başbakan geniş çapta takdir toplar...
Erdoğan aklı selimin sesini dinleyecek ve Çankaya'ya çıkmayacaktır. |