...:::FOR YOUR SUGGESTIONS "epostaadresi@yahoo.com" MUSTAFA ÖZKAYA:::...
 

 RETURN TO MAINPAGE / ANASAYFAYA DÖN  

Sarıgül solun Erdoğan'ı olabilir mi?

March 30 2007 at 4:05 AM
No score for this post

By DR. MURAT YILMAZ  (Login perspektif)
Forum Owner


Response to Sarıgül, 'Deniz'i aşabilecek mi?

 

Sarıgül solun Erdoğan'ı olabilir mi?
 DR. MURAT YILMAZ
23/11/2004

CHP'de bir süreden beri Mustafa Sarıgül depremi yaşanıyor! CHP yönetimi Sarıgül'ün üzerine gittikçe, büyüyen bir lider figürü ortaya çıktı. Şimdi merak edilen soru ise, Sarıgül'ün solun Erdoğan'ı olup olmayacağı.

CHP içindeki arayış devam ediyor. CHP genel başkanı ve genel merkezi, önce 3 Kasım 2002 genel seçimlerini sonra da 28 Mart 2004 mahalli idareler genel seçimlerinin muhasebesini yapmak ve başarısızlığın sebeplerini tahlil ederek CHP'nin yeniden yapılanması taleplerini yerine getirmeyerek, problemi çizmek isteyen bir odak olmak yerine, problemin kaynağı haline geldi. CHP'nin, Ecevit'in DSP'nin yarattığı boşluğu dolduramayacağının ve AKP'nin alternatifi olamayarak, "buçuk parti'' görüntüsünü aşamayacağının anlaşılması üzerine; CHP içindeki ve dışındaki sol kamuoyu, önce Deniz Baykal'dan kurtulmak lazım geldiği düşüncesinde birleşti. Kamuoyunun bu beklentisi, neticede CHP içindeki en güçlü, yani Deniz Baykal'ın hakkından gelebilecek adayın desteklenmesine tahvil edildi. CHP içindeki potansiyel genel başkan adaylarından Kemal Derviş'in, açıkça ortaya çıkmaması ve Deniz Baykal'ın hakkından gelebilecek bir profil çizememesi üzerine, kamuoyunun arayışı, CHP Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e yöneldi.

Mustafa Sarıgül, CHP'nin oylarının düştüğü 28 Mart 2004 seçimlerinde, Şişli gibi kozmopolit ve varoşları da olan bir yerden % 66 gibi rekor düzeyde oy almasıyla dikkatleri üzerinde toplamıştı. Sarıgül, Şişli'deki başarısını, CHP genel başkanı olarak Türkiye'ye taşımak ve CHP'yi tek başına iktidara taşımak iddiasıyla kamuoyunun önüne çıktı. Sarıgül'ün başarısı, uzun yıllardır artık neredeyse tek başına iktidar olma ümidini kaybetmiş CHP'de ve solda bir ümit dalgası yarattı.

Sarıgül, işte bu ümit dalgasını kullanarak mücadeleyi, resmi parti platformlarının dışına taşıdı. Böylece genel merkezin atadığı delege sistemi karşısında olmayan başarı şansını, halkın, kamuoyunun ve basının desteğini arkasına alarak yaratmaya çalıştı. Yaptığı miting ve benzeri faaliyetlerle başarılı olmaya başlayan Sarıgül'ün, gittiği yerlerde CHP Genel Başkanı Baykal'dan fazla ilgi görmesiyle, CHP'deki dengeleri sarstığı görüldü. Her türlü muhalefeti ezme ve yok etme dışında bir stratejisi olmayan CHP genel merkezinin hışmını üzerine çeken Sarıgül, bu tepkiden sonra CHP içinde çaresiz kalan parti içi muhalefetin de ümidi olmaya başladı. Her türlü baskı ve hukuksuzlukla yıldırılmaya çalışılan parti içi muhalefet, "dinsizin hakkından imansız gelir" fetvasınca, fikirleri Sarıgül'den farklı olsa da, Deniz Baykal'dan kurtulmak için ister istemez Sarıgül'ün etrafında toplanmaya başladı. Böylece Baykal ve ekibinin korkuları artarken, Sarıgül ve etrafında toplananların da şevki giderek arttı... CHP genel merkezi, Sarıgül için de ihraç yolunu kullanmak için, Sarıgül hakkında benzeri az görülür bir karalama faaliyetiyle, yolsuzluk iddialarını ortaya attı... Bu iddiaları takipen Sarıgül ihraç edilmek amacıyla disiplin kuruluna sevk edildi. CHP genel merkezinin daha önce de kullandığı ihraç mekanizmasıyla attığı 3 milletvekilinin mahkeme kararıyla partiye dönmesine rağmen, aynı yolla eski CHP genel sekreteri Ertuğrul Günay'ı da ihraç etmesi şaşırtıcıydı. CHP genel merkezinin, Sarıgül'ün ihracıyla yetinmeyerek, faaliyetlerinde bulunan herkesi ihraç etme tehdidinde bulunması, gözlerinin ne kadar karardığını gösteriyor. Mamafih bu tehditlere rağmen, Sarıgül'ün en son Mersin mitingine 17 CHP milletvekilinin katılması dikkat çekicidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık'a kadar yükselen başarı performansı, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün aynı şeyi CHP'de de başarma iddiasını tartışma gündemine taşımaktadır. Bu bakımdan bir mukayese yapmak yerinde olacaktır. Her şeyden önce Sarıgül'ün kamuoyunda sahip olduğu destek, CHP içinde yok. Erdoğan ve yenilikçiler, Fazilet Partisi içinde çok daha güçlüydüler, hele parti grubu içinde yarısından fazla bir desteğe sahiptiler. Sarıgül, CHP içinde aynı ölçüde desteğe sahip değil... Üstelik Erdoğan ve yenilikçiler, Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'ni kapatmasıyla işe sıfırdan başlama imkanına sahipken, Sarıgül ve ekibi ne yazık ki böyle bir şansa sahip değiller, dolayısıyla CHP içinde parti içi iktidarı ele geçirseler de CHP yükünden kurtulamayacaklar. Belki, hepsinin CHP'den ihraç edilmesi, onlara da sıfırdan başlama şansını verebilir. Bir başka husus, Sarıgül'ün çevresinde toplanmaya başlayanlar için öncelik Baykal'dan kurtulmak iken, Erdoğan'ın çevresindekilerin Erbakan'a muhalefet etmenin ötesinde bir yaratıcı perspektife sahip olmasıydı. Buna bağlı olarak, Erdoğan ve yenilikçiler, hareketlerini "muhafazakar demokrasi" adını verdikleri bir ideolojik hegemonyaya dönüştürmeyi başarırken, Sarıgül ve çevresi henüz buna muadil bir ideolojik çerçeveden mahrum görünmektedir. Bu çerçeve acaba ne olabilir?

Her şeyden önce dikkate alınması gereken şey, Türk siyasetinde Bülent Ecevit ve partisi DSP'nin bıraktığı boşluğun henüz doldurulmamış olmasıdır. Dolayısıyla Sarıgül'ün, Ecevit'in karizmatik liderliğinin yanı sıra, Ecevit'in "demokratik sol" düşüncesini de devam ettirmesi beklenmelidir. Buna bağlı olarak Sarıgül'ün, bu mirası çağdaş gelişmeler ışığında ayıklaması beklenmelidir. Mesela, inançlara saygılı laiklik düşüncesini devam ettirirken, içe kapanmacı ulusalcılık düşüncesini değiştireceği tahmin edilebilir. Sarıgül, CHP yönetiminin elitisizmini eleştirirken, halkla kolay ilişki kurabiliyor. Bunu küreselleşmeci liberal bir istikamette oluşması gereken "üçüncü yolcu" koordinatlarla çatışmayan bir zeminde devam ettirirken, iktisadi alandan ziyade kültürel sahayı kullanması beklenebilir. Bu tercih, sol oyların büyüme güzergahına da işaret etmektedir: Sol, iyice marjinalleşmemek, büyümek ve iktidara gelmek için muhakkak sağa kaymalıdır.

Sarıgül, bütün bunları yapabilmek için CHP içinde iktidarı ele geçiremezse, muhalif bir parti kurmak zorunda kalacaktır. CHP içinde iktidarı ele geçirirse mesele yok; ama ayrı bir parti kurmak zorunda kalırsa en az grup kuracak kadar milletvekilini CHP'den sökmesi gerekmektedir. Her iki durumda da, Sarıgül'ün, Avrupa Birliği sürecine şimdiki CHP'nin alttan alta muhalefet stratejisi yerine, AKP'yi de sarsacak şekilde sahip çıkması, ileri adımlar atması ve "demokratik ve sivil bir anayasayı" gerçekleştirmeye çalışması, yukarıda ifade edilen yeni sol düşüncenin ve partinin inşası misyonunu mümkün kılacaktır. Böyle bir ihtimal, Türk siyasi hayatının iki partili bir sisteme dönüşmesi ve normalleşmesine hizmet edecektir. Ancak Sarıgül, yukarıdaki misyonu üstlenirse, işinin burada yazılmadığı kadar kolay olmayacağı ortadadır.

SİYASETBİLİMCİ

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=114355&keyfield=536172C4B167C3BC6C


 
Scoring_Disabled_MsgRespond to this message   
Find more forums on MediaCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Zargan İngilizce Sözlük
...:::::::::::::::[ P E R S P E C T I V E P O L I T I C S F O R U M ]:::::::::::::::... Locations of visitors to this page