Islamicdialogue - Türkçe ve İngilizce İslami ve Güncel Konularda Tartışma Forumu = Islamic Discussion Forum "(insanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "ben müslümanlardanım" diyenden kimin sözü daha güzeldir?" - 41/fussılet suresi: 33 "Who is better in speech than one who calls (men) to Allah works righteousness and says "I am of those who bow in Islam?" - 41/Fussılat Surah: 33 KUR'AN-I KERİM = AL-QUR'AN AL-KAREEM = HOLY QU'RAN
 


  << Previous Topic | Next Topic >>Return to Forum  

Türkçe ve osmanlıca üzerine; (ve) “esselamü aleyküm” hk. Kısa bir yorum

July 24 2005 at 7:18 PM
No score for this post
  (no login)
from IP address 81.215.65.139

 
Türkçe ve osmanlıca üzerine; (ve) “esselamü aleyküm” hk. Kısa bir yorum

İSTANBUL, 2005-07-18

Aziz kardeşim Mehmet KILINC Bey VE DİĞER DEĞERLİ KARDEŞLERİM,

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Evvelen şunu ifade edeyim:

Aşağıdaki yazınızda,

“Allah'ın rahmeti,bereketi ve selâmı bu aziz milet için düşünen,gayret eden,ıstırap çekenlerin üzerine olsun.” derken sanki islam ümmeti’ne, mensubu bulunduğumuz milleti tercih gibi bir durum akla geliyor. Şüphesiz bu şekilde dua etmek de meşrudur, ancak niyeten de olsa islam ümmetini de dualarımıza dahil etmemiz şartı ile tabi ki… Biz sizin bu niyeti taşıdığınızı düşünerek üzerinde durmayıp geçiyoruz..

Esasen, bu hususta genel bir yorumda bulunmamızın yerinde olacağı kanaatindeyim. Evet, İslam ümmeti deyip geçmemeli. Bu husus konumuz dışında da olsa hayli mühim. Ezcümle bir dipnot düşeyim:

Haziran 2005’in son Pazar günü istanbul süleymaniye camii’nin önünden geçerken ikindi ezanı okunuyordu. Bari namazı cemaatle kılıp öyle yoluma devam edeyim dedim. Namaz sonrası cevat akşit hoca bir sohbet yaptı. Kameraya da alıyorlardı. Zannımca her Pazar ikindi sonrası bu camide sohbet var. Esasen, o gün mühim bir işim olmamasına rağmen hoca efendiyi maksimum yarım saat dinleyip ayrılma niyetinde idim, ancak cevat hoca öylesine tatlı ve de cezbedici bir şekilde konuşuyordu ki akşama kadar severek dinledim. Sohbette mühim bir gerçeği hatırlatmıştı.

Aşağıdaki duanın en büyük dua olduğunu ifade buyurdu cevat hoca:

“allahu’m-merham ümmete muhammed.” = “allahım! Ümmet-i muhammed’e merhamet et!”

amin!…

Allahumme salli ve sellim ala seyyidina ve nebiyyina muhammed.

esasen, derin düşününce bu duanın büyüklüğü de anlaşılacaktır. Şu kadarını ifade edeyim ki, bu duanın önemi ya da büyüklüğü ilk müslümandan ta kıyamete kadar hiçbir müslümanı ayırt etmeksizin hepsini kapsayıcı olmasından ve dahi içinde sevgili peygamberimiz hazret-i muhammed aleyhisselam’ın mübarek isimlerini de anmamızdan kaynaklanmaktadır.

Cevat hoca aşağıdaki “tekbir, tahmid ve tesbih sözleri” ile allah arasında herhangi bir engel olmadığını, bu sözlerin direkt allah’a ulaştığını da beyan etmişti.

“ - allahu ekber kebiran;
- ve’l-hamdü li’l-lahi kesiran;
- ve sübhanallahi bükraten ve asıla.”

=

“ - allah en büyüktür, o büyüklerin en büyüğüdür, onun büyüklüğü sonsuzdur;
- nihayetsiz hamd = övgü allah’a mahsustur; O’na sonsuz kere hamd olsun;
- allah taala’yı sabah akşam tesbih eder, O’nu noksan sıfatlardan tenzih ederim.”

Asıl mevzua gelince,

Değerli mehmet kardeşim,

Yazdıklarına kısmen katılıyorum, itirazım yok. Ancak, dil hakkında dile getirdiğim her hususta allah’ın izni ile isabet ettiğim düşüncesindeyim. İnşallah yanılmamışımdır. Ben sadece bir nebze de olsa teşhis sunma çabasındayım. Uzmanlarınca daha derin ve ihatalı araştırmaların yapılmasına zemin hazırlayabilirsem ne mutlu bana!… Allah, hata ve kusurlarımızı affetsin, amin!…

Selam meselesine gelince:

İşte konumuza açıklık getirecek bir konuda kalem oynatmama bu vesile ile sebep oldunuz.

Şüphesiz, selam’dan kasıt onun islami olmasıdır. Eğer “e’s-selamu aleyküm” ya da “selamun aleyküm” müslüman halkımız arasında yayılmışsa –ki öyledir- bunu “selam senin üzerine olsun” şeklinde değiştirmek; bu milleti özelde selamlaşma dili, genelde ise diline yerleşen islami ıstılahlar konusunda zora koşmaktan başkası değildir. Ezanın geçtiğimiz yüzyılda bu topraklarda türkçe okunmasına –pardon zorla okutulmasına- benzer bir durum sözkonusu burda; selamlaşmanın türkçeleştirilmesi ile.

Esasen, biz müslümanlar, islami selamla arası barışık olmayanlara zorla “esselamü aleyküm” ya da “selamun aleyküm” deme sevdasında değiliz ve de bu husus konumuzla çok da alakalı değil. Dolayısı ile, “esselamü aleyküm”e yan gözle bakana “selam senin üzerine olsun” demenin de çok fazla etkili olacağını sanmıyorum. Diğer taraftan, “esselamü aleyküm”e dost beyinlere de “selam senin üzerine olsun” demenin de herhangi bir manası yoktur ve de bu onlara düpedüz zulümdür.

Selam mevzuu hayli derin.

Şu kadarını ifade edeyim ki, ibadet niyetiyle söylenen sözlerin şüphesiz orijinal dilinde –arapça olarak- söylenmesi daha makbuldur. Eğer bu sözler –mesela bazı dua ayetleri, sureler, dualar- kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerden alınma ise ve de bunlar namaz içinde okunacaksa –ki zaten ayet ve hadislerden alınan –ORİJİNAL İBADET DİLİ OLAN ARAPÇA- sözler dışındaki herhangi bir söz namazda okunmaz- şüphesiz arapça okunmalı ve de bundan taviz verilmemeli. Namazda okuduğunu anlamak isteyen bir müslüman kardeşimiz çok az bir zaman harcayarak bunu başarabilir. Çoğumuzun maksimum on kısa sure ile namaz kıldığını biliyoruz. O halde, bu on sure’de ve hasseten fatiha’da rabbimizin ne buyurduğunu meal ve tefsirlerinden okuyup öğrenip namazda arapça okurken bu manaları da tefekkür edebilmeliyiz. Bu şekilde kılınan namaz şüphesiz daha sevaptır ve de takdire şayandır. Dış ticaret firmasını daha da büyütüp daha çok para kazanmak için müşterisinin dilini öğrenen ve binlerce kelime ve yüzlerce cümle ezberleyenler için özellikle bunun çok da zor olduğu söylenemez; ve üstelik, dediğimiz gibi yapmazlarsa –namazda okuduklarının manasını da ezberlemezlerse- büyük bir hata etmiş olurlar ve de yarın allah’a sunabilecekleri bir mazeretleri de kalmamış olur.

“Selamun aleyküm” veya “e’s-selamu aleyküm” ile ne kastedildiğini de bilmeyen müslüman yok gibi ve üstelik bu tip selamlaşma artık beynelmilelleşmiş durumda, islam ülkeleri arasında…

Şüphesiz, “e’s-selamu aleyküm”ün türkçe manası olan “selam senin – sizin üzerin(iz)e olsun.” ile de selamlaşma gerçekleşmiş olur, ancak dediğim gibi bu durumda “e’s-selamu aleyküm”deki asaleti hiçbir zaman yakalayamayız. Eğer, verenle alan arasında anlaşılamama gibi bir durum sözkonusu olsa idi size hak verecektim, türkçe veya diğer dillerde selamlaşma tavsiyeniz konusunda.

“Selamun aleyküm” ile “e’s-selamu aleyküm” arasındaki farka gelince: islam alimleri “e’s-selamu aleyküm” demeyi “Selamun aleyküm”e tercih etmemizi tavsiye ederler. Selamı alırken de “Aleyküm selam” yerine “ve aleykümü’s-selam” şeklinde –başına “ve” ekleyerek- alınmasını tercih etmeliyiz, derler. Bu mümtaz şahsiyetlerin başında ise hasan basri çantay hazretleri gelir. Hatta, “ve aleykümü’s-selam” yerine “Aleyküm Selam” şeklinde selama mukabele etmenin bazı olumsuz manaları çağrıştırdığını da not düşmekte h. B. Çantay hazretleri ki bendeniz kendisine katılmıyorum bu hususta. Onların neler olduğunu burada bahsetmeye gerek görmüyorum.

Şu kadarını ifade edelim ki, Allah’ın bir isminin de “e’s-selam” olduğunu, bu manada “e’s-selamu aleyküm”ün, “Selamun aleyküm”den daha güzel manaları ihtiva ettiğini hatırlatmakla yetineyim, şimdilik. Bazı yerli alimlerimiz üzerinde durarak “e’s-selamu aleyküm”ü, “Selamun aleyküm”e her zaman tercih etmemizi tavsiye etmelerine rağmen, ülkemizde bunun tam tersinin cari olması, doğrusu üzerinde düşünülecek belki hakkında bir tez hazırlanabilecek kadar mühim bir mesele. Hatta “Selamun aleyküm” tabirinin aynen bu hali ile kur’an-ı azimü’ş-şan’da da geçiyor olması bile bu konudaki tartışmalara bir nokta konmasına güzel bir delil teşkil etmektedir. En doğrusunu allah bilir, şüphesiz…

Gerek kur’an’daki dua ayetlerini gerekse hadislerde geçen duaları namaz dışında okurken eğer manasını da ezberlemişsek, orijinal dilinde okumamız daha sevaptır ve tercih edilen bir yöntemdir. Yok eğer manası bilinmiyorsa, dediğim gibi namaz dışında okurken, bu duaların türkçe anlamı ile yetinilmesi daha sevap olur. Bunun sebebi şu: en azından ne dediğini ve de allah’tan ne istediğini bilerek anlayarak istiyorsun, dua ediyorsun.

Mevzu hayli uzun ve o derece de mühim.

Umarım allah katında isabet edenlerden olurum bu yazdıklarımla.

Allah en doğruya imza atamayı her birimize nasib eylesin.

Amin!…

2003-11-05 TARİHİNDE KALEME ALDIĞIM BİRAZ UZUNCA “Müslim ve gayr-i müslim erkek ve kadınların birbiriyle selamlaşma şekli” BAŞLIKLI YAZIMI DA ŞİMDİ GRUBA / FORUMA GÖNDERMİŞ BULUNMAKTAYIM. ONU DA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM!… HERKESE TABİ Kİ…

İNŞALLAH HAYIRLARA VESİLE OLUR;
HER NE YAZAR-ÇİZERSEK,
HER NERDE TOZAR-GEZERSEK!…

Bir de, “Yabancılar bile bu dönemden sitayişle bahsederken biz niye kötülemeğe çalışıyoruz, anlamıyorum.” diyorsun mehmet kardeş. Ben Osmanlı’yı kötüleme niyetinde değilim. Kastım ve niyetim apaçık. Tüm yazdıklarım tekrar pürdikkat okunursa daha iyi anlaşılacağım kanaatindeyim. Eleştirilerimde ileri gittimse –ki böyle olup olmadığını allah daha iyi bilir, bense böyle olmamasını için elimden gelenin en iyisini sarfediyorum- allah’tan affımı dilerim.

Ayrıca, aşağıdaki cevabi yorumunuzda “O metinleri bir sözlüğü kullanarak anlayabiliriz. Bunun için Arapça veya Farsça bilmeye ihtiyaç yoktur.” derken; yine benim eleştirdiğim bir hususu siz savunuyorsunuz. Bir metni sözlük yardımı ile okumanın zora koşmakla eşdeğer olduğunu kim inkar edebilir?!… Ben bugüne kadar hiçbir türkçe metni sözlük yardımı ile okuduğumu hatırlamıyorum. (ilkokul dönemi hariç tabi ki…). Bir zamanlar bilerek ya da bilmeyerek Türkçe yerine ikame edilmeğe çalışılan osmanlıca’yı gerek o dönemde gerekse günümüzde, -bilimsel araştırma niyeti yoksa eğer- türkçe konuşan herhangi bir türk’ün sözlük yardımı ile anlamaya çalışarak zamanını heder edebileceğine ihtimal vermiyorum. Bugün hayrat neşriyat’ın neşrettiği “kur’an-ı kerim ve muhtasar meali”ni incelerken “kur’an’a dair” başlıklı giriş kısmındaki bediuzzaman hazretlerine ait cümlelerin tamamına yakınındaki osmanlıca tabirlerin / kelimelerin manasını dipnot düştüklerini müşahede ettim. Sözlüğe müracaatı bir nebze de olsa askıya almaya yardım eden bu yöntemin bile zorluğu ortadayken, her bir kelime ve deyimde sözlüğü karıştırmaya değil bir, onlarca ömür bile yetmez, değil mi kıymetli kardeşim?! Dolayısı ile, bu gibi sözlük kullanma tavsiyeleri kuru bir öneriden öteye geçemez; pek kıymetli ve de sınırı bizce meçhul ömrümüzü sözlük yardımı ile metin çözümlemede harcayamayız da ondan vs. vs. vs…

bu arada, hayrat neşriyat’ın sözkonusu meal çalışmasının, tükçe’mizde yapılan meal çalışmalarının başında yer aldığını düşündüğümüzden bu aziz kur’an mealinin her evde olmasını ve de çoluk-çocuk hep beraber her akşam en az bir-iki sayfa okunmasını tavsiye ederim. Açıklanması gereken ayetler genelde bediuzzaman hazretleri’nin külliyatından alıntılarla günümüz türkçesi ile nefis bir şekilde açıklanmış. Yer yer değişik tefsir kitaplarından da alıntılar yapılmış. Adı üstünde muhtasar meal olduğundan tek cilt halinde. Cep ve büyük boyları mevcut. Mealin, tamamını severek okuduğum takriben 80 sayfalık açıklama / mukaddime / önsöz kısmında “kur’an’da tevafuk” başta olmak üzere kur’an-ı azimü’ş-şan hakkında son derece güzel bilgiler verilmiş. Meale ulaşmak için: hayrat neşriyat, cumhuriyet mahallesi, aşık veysel cad. Nu: 72/A 34290 Küçükçekmece - İstanbul. Tel: 0 212 624 24 34, fax: 424 49 32. Şube: ankara cad. Nu: 107/49 34410 Cağaloğlu – İstanbul. Tel: 0 212 527 72 44. www.hayrat.com, info@hayrat.com. ayrıca, istanbul - fatih’teki sıla ve inkılab yayınları başta olmak üzere bir çok dini yayınevinden de bu meal temin edilebilir. Hayırlı olsun.

Her ne niyetle ve her ne sebeple olursa olsun, çevrenize vereceğiniz hediyelerin en güzellerinin başında yer aldığını iddia edebilirim bu mümtaz kur’an meali’nin. Allah’ın kitabı’nı anlayarak okumamızı sağlayacak bu gibi eserleri, mesela müellefe-i kulup statüsündeki arkadaşlarımıza, henüz yeni evlenen kardeşlerimize vs. hediye etmemiz inanın kur’an’a hizmette payımızın olmasına sebep olacaktır. Allah hayırlarımızı rızasına muvafık ve makbul eylesin, amin!…

İnkarı mümkün olmayan bir gerçek şu ki, günümüz müslüman’ı kur’an’ı anlayarak okumaktan hayli uzak bir hayatın içinde ömrünü israf etmektedir. Bu olumsuzluğu, nispeten de olsa birbirimize bu gibi kur’an meallerini hediye ederek ve her akşam ya da her gün en az bir sayfa okunması konusunda birbirimizden söz alarak bertaraf edebiliriz.

Öyle değil mi? Orda bir hedef var varılacak. Sen durmuşsun bir noktada ha bire o hedefi seyredip duruyorsun. Ve de kendi kendine mırıldanıp duruyorsun: “çok uzak. Varamam. Varsam da çok zaman alır.” Halbuki, şöyle bir azmedip tek bir adım atsa ve de bunu mutad hale getirerek her gün birkaç kilometre yol alsa, er-geç varacak oraya. Geç de olsa varmak, hiç var(a)mamaktan daha iyi değil midir?

ÇOK ZAMAN DA ALSA HERHANGİ BİR KUR’AN MEALİNİ BAŞTAN SONA ANLAYARAK OKUMAK ÖMÜR BOYU HİÇ OKUMAMAKTAN DAHA İYİ DEĞİL MİDİR? Kaldı ki, takriben 600 sayfalık bir kur’an meali’ni her gün iki sayfa okumakla her sene bitirebiliriz. Bunu, her gün en az onlarca sayfa tutarındaki okuduğumuz muhtelif içerikli gazete, dergi, kitaplardan MAKSİMUM İKİ = 2 SAYFALIK bir azaltma / tenzilat ile çok kolay başarabiliriz. Ben öyle zannediyorum ki, yarın allah subhanahu wa taala “benim kitab’ımdaki emir ve nehiylerden en azından ana başlıklar halinde de olsa, neden haberdar olmadın, ya da diğer bir deyişle, benim kitab’ımı bir ömür boyunca baştan sona neden tek bir kere anlayarak okumadın?” diye sual edecek olursa, ki bence edecek, verecek makul bir cevap bulmayacağız!… Kendi vicdanımıza şu an bu soruyu yönelttiğimizde alacağımız cevap bile bizi hemen şu an en az iki sayfa meal okumaya sevk edecek, aksatmaksızın bunun ardı arkasının gelmesine sebep olacaktır.

ALLAH KABUL ETSİN, AMİN!…

Kendi çevremdeki bazı arkadaşlara konuştuğumuz herhangi bir mezu ile alakalı herhangi bir ayet-i kerimeyi hatırlatınca şok olmuşcasına “allah allah “kur’an’da da böyle ayet var mı idi?” şeklinde hayretle sorarak bendenizi hayal kırıklığına uğratmışlardır. Ki bu değerli arkadaşlarımın bir kısmı benden üç beş yaş büyük olup okudukları kitapların sayısı da okuduğum kitapların sayısını üçe-beşe katlar. Kur’an-ı kerim’in mealini baştan sona tek bir kere de olsa okumadıklarını itiraf etmeleri ile bahsettiğim “şok”un sebebini de böylece açıklamış oluyorlar. Şimdi şu satırları bire gayr-i müslim bile okusa hayretini gizleyemeyecek, “müslümanım diyen insanlara bu yakışlmıyor” diyebelki de kendi kendine söylenecektir.

Lafı konu dışında da kalsa uzattığımın farkındayım ancak değer. Zira, mesele derin.

Asıl mevzua gelince, şüphesiz, osmanlı, Türkçe’ye bizim kavramakta zorluk çekeceğimiz derece ve miktarda katkıda bulunmuştur. Bugün osmanlıca’dan ya da arapça’dan güzel dilimiz türkçe’ye geçip taht kuran ve her kesimden insanımız tarafından kolayca anlaşılan kalem, kitap, defter, millet, ümmet gibi kelimeler bunun apaçık delilidir. Bu manada herhangi bir şikayetimiz yok, ancak Osmanlı’nın Türkçe’nin gelişmesini büyük oranda engelleyen çalışmalarını da bu gibi güzel icraatlerinin hatırına ya da birilerini memnun etme adına görmemezlikten gelemeyiz. %99’u arapça ve farsça kelimelerden oluşan bazı osmanlıca metinlerle –ne niyetle kalem alınmış olurlarsa olsunlar- türkçe’ye hizmet edilmiş olmaz, aksine güzel dilimiz türkçemiz hezimete uğratılmış olur, netekim öyle de olmuştur. Uydurukçacıların türkçe’ye vermekte olduğu zarardan daha az değildir, türkçe konuşan bir kimsenin yazılarını %99’u yabancı dillerden alınma kelimelerle kaleme alması… Her ne kadar bu %99’luk yabancı kelimelerin iyelik ekleri vs. Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun düşse de durum değişmez.

“bizimkiler yapınca “iyi”, ötekiler yapınca “kötü” mantığı sahibini sittin sene gerçeğe ulaştırmaz, aksine kısır bir döngü içinde oyalatır durdurur.

Söylemek istediklerimin tek bir cüz’ünü bile ifade edebilmiş değilim. Hayli zaman ve ilmi araştırma gerekli. Bu durumda inşallah yanlış anlaşılmalara meydan vermemişimdir. Bu mevzu sahasına giren kardeşlerimizden detaylı yorumlarını bekliyoruz.

Allah niyetimizi rızasına uygun ve beyanımızı –az ve öz de olsa- anlaşılır eylesin, amin!…

“inneme’l-a’malu bi’n-niyat” = “ameller niyetlere göredir” – hadis-i şerif meali.

Sağlıcakla kalın.

Allah’a emanet olun.

Esselamü aleyküm

Cemil celepci
Cemilcelepci@yahoo.com
istanbul

///

Date:Sat, 25 Jun 2005 05:11:49 -0700 (PDT)

From: "Mehmet KILINC" <mehmet_kilinc49@yahoo.com

Yahoo! DomainKeys has confirmed that this message was sent by
yahoo.com.

Subject:Re: bendeniz zamanla dilimize yerleşen kelimelere karşı
değilim, GELİŞ YERİ NA-MÜHİM

To:"cemilcelepci" <cemilcelepci@yahoo.com

Aziz kardeşim Cemil Celepçi Bey,

Madem yazılarınıza selâmla başlamayı seviyorsunuz,ben
de öyle yapayım:Allah'ın rahmeti ve selâmı üzerinize
olsun.(Hem Türkçe sevdalısı olmak hem de -bilinen
genel kullanımın dışında "esselâmü aleyküm" demek
tenakuz gibi geliyor bana.)
Önce tabirlerde anlaşmak lâzım.Bir kere "Osmanlı"
adında bir millet yok ki "Osmanlıca" adlı bir dilden
bahsedelim.Hatta "Osmanlı" adlı bir devlet bile
yoktur.Bizim belgelerimizde,yazlı kaynaklarımızda
devletin adı "Devlet-i Aliyye"dir,yabancı kaynaklarda
da hep "Türkiye" diye geçer."Osmanlı" bir hanedan
adıdır ve bu hanedanın ana dili de Türkçedir.Yani
Osmanlıca adında bir dil yoktur.Türkiye Devletinde
"Osmanlı Hanedanı’nın iktidar olduğu bir dönem
vardır.Resmî dilin Türkçe olduğu bu dönemde bazan
zaruret icabı bazan da kolaycılık ve "entel" görünme
hevesiyle lüzumundan fazla Arapça ve en çok da Farsça
kelimeleri kullananlar olmuştur.Fakat bunlar sanıldığı
kadar çok değildir.Üstelik şunu da unutmamak
gerekir:Dil başka dillerden -gerekli veya gereksiz-
kelime alabilir;bu kelimeleri kendi gramer yapısı
içinde kullanırsa ifade yabancılaşmaz.Kelimelerin
işletim ekleri(isimlerin hâl ve iyelik ekleriyle
fiillerin kip ve şahıs ekleri) hep Türkçe
kalmıştır.Hatta yabancı asıllı kelimeler arasında fiil
bulunmaz.Meselâ "Elhamdulillâhi rabbi'l-âlemin"
ifadesi Arapçadır.Bu ifadeden Arapça bilmeyen bir
kimse bir şey anlamaz.Ama "Âlemîn(âlemlerin) rabbi
Allah'a hamd ederim." ifadesi Türkçedir.Bu ifadeyi
Türkçe yapan "rabb" ismine eklenen "-i" iyelik eki ,
"Allah" ismine eklenen "-a" hâl eki ve "ederim"
fiilidir.Yabancı asıllı kelimelerin en çok
kullanıldığı dönemlerde bile bu böyledir.O metinleri
bir sözlüğü kullanarak anlayabiliriz.Bunun için Arapça
veya Farsça bilmeye ihtiyaç yoktur.
Osmanlı dönemi Türk tarihinin en parlak dönemidir.Türk
medeniyetinin zirveye ulaştığı dönemdir.Bugün bu
medeniyet seviyesine ulaşılabilmiş değildir.Osmanlı
dönemine hayranlık duymak bir Türk için elbette
tabiidir.Yabancılar bile bu dönemden sitayişle
bahsederken biz niye kötülemeğe
çalışıyoruz,anlamıyorum.Ha,şunu söyleyebilirsiniz:Bu
dönemde hiç mi yanlış işler yapılmadı?Elbette
yapılmıştır.Osmanlı dönemini Asr-ı Saadet olarak
görmüyoruz.("Asr-ı Saadet"te devlet başkanı
Hz.Muhammed Alaeyhisselâmdır ve onu başka insanların
hatalarına düşmekten koruyan,sakındıran bir ilâhî güc
vardır.)İnsan,beşer;elbet şaşar.Tarih geçmişteki
hatalardan ders almak için vardır.
Öztürkçecilik gayretiyle bu dile bilerek veya
bilmeyerek darbe vuranlar arasında bizim dinî
hayatımızla irtibatımızı bozmak isteyenler olduğu
kadar dinî hassasiyetlerinin herkesten daha çok
olduğunu iddia edenler de vardır.Birincilerin
maksatları bellidir.Ama ikinciler uydurma kelimeleri
kullanarak aynı emele hizmet ettiklerinin -belki-
farkında değiller.
Osmanlı'nın yıkılması ile dil arasında bağ kurmak ise
doğru değildir.Böyle bir şey olsa idi yıkımın
18.asırda veya daha önce gerçekleşmiş olması
gerekirdi.Osmanlı Türkiyesi'nin dağılmasının başka
siyâsî,iktisadî,askerî ve ilmî sebepleri vardır ki
bunları burada sıralamak bile epey zaman alır.
Bir dönemi itham ederken biraz dikkatli
olmak,hakkaniyetli davranmak gerek."Sezar'ın hakkını
Sezar'a vermek","yiğidi öldürüp hakkını yememek"
gerek;aksi takdirde biz de "Brütüs"leşmiş oluruz.
Allah'ın rahmeti,bereketi ve selâmı bu aziz milet için
düşünen,gayret eden,ıstırap çekenlerin üzerine olsun.

///

--- cemilcelepci <cemilcelepci@yahoo.com wrote:

İstanbul, 2005-06-22

Değerli Mehmet kardeşim ve diğer kardeşler,

Esselamü aleyküm

Yazdıklarına virgülüne kadar katılıyorum. Mamafih,
mesele dediğim gibi "derin"lerde yatıyor, sizin de
kısmen itiraf ettiğiniz gibi. Bir düzeltmede
bulunayım. Osmanlı türkçe'ye geçmekle iyi etti de;
bazen yüzde yetmiş, bazen yüzde doksan, bazen de
yüzde
99 (yanlış okumadınız evet %99) oranında Arapça ve
Farsça kelimelerden oluşan cümlelere geçit veren bu
hayranı olduğumuz osmanlı oluşturduğu uydurukça dil
Osmanlıca ile güzel türkçemize ne kadar darbe vurdu
ise; bugün aydın geçinen kesim "oturgaç" gibi
sorunlu
uydurukça sözcüklerle o derece (hatta özünde İslam'a
ve bu dinin değerlerini çağrıştıran kelimelere
düşmanlık yattığından daha şiddetli bir derecede)
bir
darbe vurma peşindedir. Şükür mevlamıza ki, cidden
bu
kesimin rabbani bir tokata maruz kaldığı
düşüncesindeyim. ELHAMDÜLİLLAH!… devamının da
geleceğine kalpten inanıyorum.

Bakın, belki sizlere abartılı gelecek ama bendeniz
derinden inanıyorum ki, osmanlı'nın yıkılmasında,
güzel türkçemizi sözde dil Osmanlıca ile anlaşılmaz
hale getirmesinin İNKARI İMKANSIZ DERECEDE etkisi
olmuştur. Bu manada bendeniz, osmanlıca'daki
anlaşılmaz tabirlerin tasnifi anlamında dil
devrimini
destekliyorum; uydurukça kelimelere (pardon
sözcüklere
demem daha yerinde olacaktı herhalde) yer verdiği
sürece de karşısındayım.

Şunu da ifade edeyim ki, bendeniz zamanla dilimize
yerleşen kelimelere karşı değilim, nerden hangi
dilden
gelirse gelsin, fark etmez; ancak türkçe'nin tahtını
sarsmaması şartı ile…

Hem Osmanlıcacılar hem de uydurukçacılar bu aziz
tahtı
tamiri değil yıllar belki asırlar alacak derecede
sarsmışlardır; allah'ın dilemesi başka tabi ki; zira
o
celle celaluhu dilerse bu tamir süresi tahminimizden
daha da kısa zaman alır…

Meramımın daha iyi anlaşılması için çok kelam etmem
gerek, bunu da zamana yayacağım inşallah; ancak ne
demek istediğim özeten anlaşılmıştır, herhalde.

Umarım 2023 başta olmak üzere diğer gruplar da
özellikle bu gibi konulardaki yazılarımı
yayınlarlar.

Sağlıcakla kalın.

Allah'a emanet olun.

Esselamü aleyküm

Cemil celepci
cemilcelepci@yahoo.com
İstanbul

 
Scoring disabled. You must be logged in to score posts.Respond to this message   
AuthorReply

(Login cemilcelepci)
Forum Owner
85.96.173.197

forumun başına lütfen!....

No score for this post
March 2 2007, 8:59 PM 

forumun başına lütfen!....

 
Scoring disabled. You must be logged in to score posts.Respond to this message   
Current Topic - Türkçe ve osmanlıca üzerine; (ve) “esselamü aleyküm” hk. Kısa bir yorum
  << Previous Topic | Next Topic >>Return to Forum  
Find more forums on IslamCreate your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2009 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  
Islamicdialogue - Türkçe ve İngilizce İslami ve Güncel Konularda Tartışma Forumu = Islamic Discussion Forum