YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

6. söz

September 16 2001 at 6:07 PM
katip  (no login)
from IP address 213.194.68.128

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlar ve ancak
Ondan yardım dileriz.

"Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını,
karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın
almıştır." Tevbe Sûresi, 9:111.

NEFİS VE MALINI Cenâb-ı Hakka satmak ve Ona abd olmak
ve asker olmak ne kadar kârlı bir ticaret, ne kadar
şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen, şu
temsilî hikâyeciği dinle:

Bir zaman bir padişah, raiyetinden iki adama,
herbirisine emaneten birer çiftlik verir ki, içinde
fabrika, makine, at, silâh gibi herşey var. Fakat
fırtınalı bir muharebe zamanı olduğundan hiçbir şey
kararında kalmaz; ya mahvolur veya tebeddül eder,
gider. Padişah, o iki nefere, kemal-i merhametinden,
bir yaver-i ekremini gönderdi. Gayet merhametkâr bir
ferman ile onlara diyordu:

"Elinizde olan emanetimi bana satınız; ta sizin için
muhafaza edeyim, beyhude zayi olmasın. Hem muharebe
bittikten sonra size daha güzel bir surette iade
edeceğim. Hem güya o emanet malınızdır; pek büyük bir
fiyat size vereceğim. Hem o makine ve fabrikadaki
aletler benim namımla ve benim tezgâhımda
işlettirilecek; hem fiyatı, hem ücretleri birden bine
yükselecek. Bütün o kârı size vereceğim. Hem de siz,
âciz ve fakirsiniz. O koca işlerin masârifâtını
tedarik edemezsiniz. Bütün masarifatı ve levâzımatı,
ben deruhte ederim. Bütün varidatı ve menfaatı size
vereceğim. Hem de terhisat zamanına kadar elinizde
bırakacağım. İşte beş mertebe kâr içinde kâr!

"Eğer bana satmazsanız, zaten görüyorsunuz ki, hiç
kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi
elinizden çıkacaktır. Hem beyhude gidecek; hem o
yüksek fiyattan mahrum kalacaksınız. Hem o nazik,
kıymettar aletler, mizanlar, istimal edilecek şahane
madenler ve işler bulmadığından, bütün bütün kıymetten
düşecekler. Hem idare ve muhafaza zahmeti ve külfeti
başınıza kalacak. Hem emanette hıyanet cezasını
göreceksiniz. İşte beş derece hasâret içinde hasâret!

"Hem de bana satmak ise, bana asker olup benim namımla
tasarruf etmek demektir. Adi bir esir ve başıbozuğa
bedel, âli bir padişahın has, serbest bir yaver-i
askeri olursunuz."

Onlar şu iltifatı ve fermanı dinledikten sonra, o iki
adamdan aklı başında olanı dedi: "Başüstüne! Ben
maaliftihar satarım, hem bin teşekkür ederim."

Diğeri mağrur, nefsi firavunlaşmış, hodbin, ayyaş,
güya ebedî o çiftlikte kalacak gibi dünya
zelzelelerinden, dağdağalarından haberi yok, dedi:
"Yok, padişah kimdir? Ben mülkümü satmam, keyfimi
bozmam."

Biraz zaman sonra birinci adam öyle bir mertebeye
çıktı ki, herkes haline gıpta ederdi. Padişahın
lûtfuna mazhar olmuş; has sarayında saadetle yaşıyor.
Diğeri öyle bir hale giriftar olmuş ki, hem herkes ona
acıyor, hem de "Müstehak!" diyor. Çünkü hatasının
neticesi olarak, hem saadeti ve mülkü gitmiş, hem ceza
ve azap çekiyor.

İşte, ey nefs-i pürheves! Şu misalin dürbünüyle
hakikatin yüzüne bak. Amma o padişah ise, Ezel-Ebed
Sultanı olan Rabbin, Hâlıkındır. Ve o çiftlikler,
makineler, aletler, mizanlar ise, senin daire-i
hayatın içindeki mâmelekin ve o mâmelekin içindeki
cisim, ruh ve kalbin ve onlar içindeki göz ve dil,
akıl ve hayal gibi zahirî ve batınî hasselerindir. Ve
o yaver-i ekrem ise, Resul-i Kerîmdir. Ve o ferman-ı
ahkem ise, Kur'ân-ı Hakîmdir ki, bahsinde bulunduğumuz
ticaret-i azîmeyi şu âyetle ilân ediyor:

"Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını,
karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın
almıştır." Tevbe Sûresi, 9:111.

Ve o dalgalı muharebe meydanı ise, şu fırtınalı dünya
yüzüdür ki, durmuyor, dönüyor, bozuluyor ve her
insanın aklına şu fikri veriyor: "Madem herşey
elimizden çıkacak, fânî olup kaybolacak. Acaba bâkîye
tebdil edip ibka etmek çaresi yok mu?" deyip
düşünürken, birden semavî sada-yı Kur'ân işitiliyor.
Der:

"Evet, var. Hem beş mertebe kârlı bir surette, güzel
ve rahat bir çaresi var."

Sual: Nedir?

Elcevap: Emaneti sahib-i hakikîsine satmak. İşte o
satışta beş derece kâr içinde kâr var.

Birinci kâr: Fânî mal beka bulur. Çünkü Kayyûm-u Bâkî
olan Zat-ı Zülcelâle verilen ve Onun yolunda sarf
edilen şu ömr-ü zâil, bâkîye inkılâb eder, bâkî
meyveler verir. O vakit ömür dakikaları, adeta
tohumlar, çekirdekler hükmünde, zahiren fena bulur,
çürür; fakat âlem-i bekada saadet çiçekleri açarlar ve
sünbüllenirler ve âlem-i berzahta ziyadar, munis birer
manzara olurlar.

İkinci kâr: Cennet gibi bir fiyat veriliyor.

Üçüncü kâr: Her âzâ ve hasselerin kıymeti birden bine
çıkar. Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakka
satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um
ve müz'iç ve muacciz bir alet olur ki, geçmiş zamanın
âlâm-ı hazinanesini ve gelecek zamanın ehvâl-i
muhavvifanesini senin bu biçare başına yükletecek;
yümünsüz ve muzır bir alet derekesine iner. İşte bunun
içindir ki, fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden
kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye
kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve Onun
hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar
olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet
hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla
sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i
Rabbanî derecesine çıkar.

Meselâ göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile
seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis
hesabına çalıştırsan, geçici, devamsız bazı
güzellikleri, manzaraları seyirle şehvet ve heves-i
nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur.
Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîrine satsan ve Onun
hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu
göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu
âlemdeki mucizat-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi
ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin
mübarek bir arısı derecesine çıkar.

Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine
satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına
çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına
bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. Eğer Rezzâk-ı
Kerîme satsan, o zaman dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i
İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ve kudret-i
Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri
rütbesine çıkar.

İşte, ey akıl, dikkat et! Meş'um bir alet nerede,
kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir
kavvad nerede, kütüphane-i İlâhînin mütefennin bir
nâzırı nerede? Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı
ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i
rahmet nâzırı nerede?

Ve daha bunlar gibi başka aletleri ve âzâları kıyas
etsen anlarsın ki, hakikaten mü'min Cennete lâyık ve
kâfir Cehenneme muvafık bir mahiyet kesb eder. Ve
onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi,
mü'min imanıyla Hâlıkın emanetini Onun namına ve izni
dairesinde istimal etmesidir. Ve kâfir hıyanet edip
nefs-i emmâre hesabına çalıştırmasıdır.

Dördüncü kâr: İnsan zayıftır; belâları çok. Fakirdir;
ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir; hayat yükü pek ağır.
Eğer Kadîr-i Zülcelâle dayanıp tevekkül etmezse ve
itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde
kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu
boğar. Ya sarhoş veya canavar eder.

Beşinci kâr: Bütün o âzâ ve aletlerin ibadeti ve
tesbihâtı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir
zamanda Cennet yemişleri suretinde sana verileceğine,
ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede
ittifak etmişler.

İşte bu beş mertebe kârlı ticareti yapmazsan, şu
kârlardan mahrumiyetten başka, beş derece hasâret
içinde hasârete düşeceksin.

Birinci hasâret: O kadar sevdiğin mal ve evlât ve
perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun
gençlik ve hayat zayi olup kaybolacak, senin elinden
çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp
boynuna yükletecekler.

İkinci hasâret: Emanete hıyanet cezasını çekeceksin.
Çünkü en kıymettar aletleri en kıymetsiz şeylerde sarf
edip nefsine zulmettin.

Üçüncü hasâret: Bütün o kıymettar cihazât-ı insaniyeyi
hayvanlıktan çok aşağı bir derekeye düşürüp hikmet-i
İlâhiyeye iftira ve zulmettin.

Dördüncü hasâret: Acz ve fakrınla beraber, o pek ağır
hayat yükünü zayıf beline yükleyip zeval ve firak
sillesi altında daim vâveylâ edeceksin.

Beşinci hasâret: Hayat-ı ebediye esasatını ve saadet-i
uhreviye levazımatını tedarik etmek için verilen akıl,
kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmâniyeyi,
Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete
çevirmektir.

Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır birşey
midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar?

Yok, kat'a ve asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zira
helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama
girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise
hafiftir, azdır. Allah'a abd ve asker olmak öyle
lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise,
yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli,
başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve
izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet
bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.

"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et.
Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin
kıl. Âmin" demeli ve Ona yalvarmalı.

 
 Respond to this message   
AuthorReply
hiç
(no login)
212.156.126.180

ABD'nin şüphesi yok!

September 16 2001, 6:45 PM 

internethaber.com 16/09/2001 17:35
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Suudi asıllı terörist Usame Bin Ladin'in New York ve Washington'daki saldırılarla ilişkisi olduğu konusunda şüphesi olmadığını söyledi.

NBC'de yayınlanan bir programa katılan Cheney, kendisinden önce Bin Ladin'i saldırıların bir numaralı zanlısı olarak gösteren Başkan George Bush ve diğer Amerikalı yetkililerin açıklamalarını doğrulayarak, "O (Bin Ladin) ve örgütünün bunda önemli bir rol aldığından şüphem yok" dedi.

"O'nun aslında bir numaralı zanlı olduğundan tamamen eminiz" diyen Cheney, Bin Ladin'in grubunun başta Mısır'daki İslami Cihad olmak üzere diğer İslami gruplarla yakın ilişkisi olduğunu söyledi.

Bush'un "Terörizmi yenilgiye uğratma kampanyamız uzun sürebilir" yönündeki açıklamasına hak veren Cheney, "Bu, yıllar alabilecek türde bir çalışma" diye konuştu.

 
 Respond to this message   
Current Topic - 6. söz
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss