YENİ alternatiforum | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | Chat!

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

www.alternatiforum.com

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

Not: alternatiforum'a herhangi bir işlem yapmadan doğrudan giriş yapabilir VE yazabilirsiniz.

  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

ŞEFAAT:(10) ŞEFAAT NEDİR?

October 10 2001 at 4:47 PM
  (no login)
from IP address 195.175.229.32


ŞEFAAT NEDİR?

Şefaat,şeften alınmıştır.Şef’teki çift yapmak;şuf’ah ortağın malını kendi malına eklemek;şefi,şufah ve şefaat sahibi demektir.İşte bu kökten gelen şefaat,başkasını kendi mevkiine ve aracılığına katmak,daha doğrusu birinin işini görmek veya cezadan kurtarmak,yahut birine mevkii kazandırmak için yetkilinin yanında aracı olmak,darda kalmış birine yardım etmek,demektir.

Arap müşrikleri,Allahın kızları sandıkları ve taş heykellerle sembolleştirdikleri Tanrılarının(meleklerin) Allah ile kendileri arasına da şefaatçi olacaklarına,kendilerini Allah’a yaklaştıracağına inanmaktaydılar

Yahudi ve Hıristiyanlar ise kendi peygamberlerinin din günü kendilerine şefaat edip kendilerini kurtaracaklarına inanıyorlardı
.
Sonuçta Arap müşrikleri,Yahudiler ve hıristiyanlar da ortak nokta hepsi Allah’ın varlığına inanıyorlar ama din günü kendilerini peygamberlerinin yada sembol olarak gördükleri taşların kurtaracağına Allah nezdinde torpil yapacağına inanıyorlardı.Kendilerine şefaat edeceklerine inanıyorlardı.

2/123-.Ve şu günden sakının ki,kimse kimsenin cazasını çekmez,kimseden fidye kabul edilmez,hiç kimseye şefaat(aracılık,iltimas) fayda vermez, bir taraftan yardım da görmezler.

Bu ayettede yine İsrailoğullarına Allah’ın nezdinde şefaatçileri olacağı iddialarına karşılık olarak cevap vardır.

2/254-Ey inananlar!ne alışverişin,ne dostluğun ve ne de şafaatin olmadığı gün gelmeden önce,size verdiğimiz rızıktan(Allah için)harcayın. Kafirler zalimlarin ta kendileridir.

“Bu ayettede görüldüğü gibi inananlara hitap vardır.Genel kural din günü şafaatin olmadığıdır.Bu ayette geçen “bey” bir şeyi “ivad” karşılığında değiştirmektir.Yani satmaktır.Bu ayette kasıt ahirette insanların mallarını bedel karşılığı satmalarının olanaksız olduğu belirtilebileceği gibi insanların fidye niteliğinde mal verip canlarını kurtaramayacakları da anlatılmaktadır.Çünkü, fidye kişinin bir “ivad”karşılığında canını kurtarmaktır.Bu husus surenin 48 ve 123 üncü ayetlerinde “adl”kelimesiyle anlatılmıştı.Bu ayetlerdeki “adl”kelimesi burada “bey”in karşılığıdır.

Dünyada birçok fasık ve fasid,iltimaslar,şefaatler sonunda yüce mevkiler elde etmişlerdir.Eğer Allah da böyle yanında her nüfuzlunun şefaat edebileceği bir kıral gibi ise o zaman ahirette de adalet olmaz.Allah bundan münezzehtir.Onun için bu surede üç kez ahirette kimseden şefaatin ve fidyenin kabul edilmeyeceği vurgulanmıştır.Bunların ilk ikisinde hitap Yahudilere,sonuncusunda ise müslümanlaradır.Yahudilere,Allahın huzurunda kimsenin şefaat edemeyeceği,o mahkemede aracılığın,fidyenin kabul edilmeyeceği belirtildikten sonra müslümanlara da onlar gibi düşünmemeleri,ahirette şefaatin olmadığı,müşrik ve fasıkların şefaat ile kendilerini Allahın azabından kurtaramayacakları anlatılmaktadır.Çünkü ahiret dünyaya benzemez.Dünyada saadet,refah,mevki nüfuzluların;bakanlar,valiler, müdürler öteki yöneticiler yanında şefaatleriyle sağlanabilir.Ama ahirette saadet,yalnız kişinin temiz inancı,yüksek ahlakı,yüce manevi değerleriyle elde edilir.Orada herkes layığını bulur.İltimas ile bir fesatçı cennet köşklerine oturtulmaz.Salih amel sahibi bir insan da çekiştirme ve karalama ile haksızlığa uğratılmaz.Orada herkes ruhsal değerinin karşılığını alır.Çünkü insana kendi canından daha yakın olan Allah,onun ne kırat ve değerde ve neye layık olduğunu bilir.Herkese tam hakkı verilir.(Şu günden sakının ki o gün Allah’a döndürüleceksiniz.Sonra herkes kazandığı tastamam verilecek ve onlara hiç haksızlık edilmeyecektir.2/281)(Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız.Hiç kimseye bir haksızlık edilmez.=insanın yaptığı iş)bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getiririz.Hesap gören olarak biz yeteriz.21/47

Esasen her can amellerinin kitabıdır.Her can üzerinde amellerinin izi vardır.Şefaat ile kötü izler silinmez.karalamalar da ruhun ışıklarını kapatmaz(S.A:Shf:361)

10/18-Allahı bırakıp kendilerine ne zarar ,ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve: “Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir!”diyorlar. Deki: “Allah’ın göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz?”O,onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.

Bu ayetten çıkarılan sonuçlar;insanlar Allah dışındaki başka şeylere kulluk ediyorlar. Başka şeylerden yardım talep ediyorlar.Başka şeyleri Allah ile aralarına aracı koyuyorlar.Bu şeyler insanlara ne yarar nede zarar veremez.

Bu şeyler neler olabilir?

-Cansız şeyler olabilir.Örneğin ağaçlar,taşlar,mağaralar,mezarlar,evler olabilir.Cansız şeylerden yardım ummak ve cansızları Allah ile temas etmede ve yardım talep etmede aracı şefaatçı kabul etme görüşü zamanımızda da mevcuttur.

-Bu şeyler şu anda mevcut olmayan cansız şeyler olabilir.Geçmişte yaşamış insanların ruhları,tarikat şeyhlerinin isimleri,resimleri,velilerin, dervişlerin ermişlerin ve hatta Muhammedin yada başka peygamberlerin ruhu.

-Geçmişte de ve şu anda da mevcut olmayan cansız şeyler,görünmeyen şeyler olabilir.Örneğin;Cinler,şeytanlar,periler,ruhlar,melekler vs.

-Allaha aracılık yapsın diye ilan edilen şefaatçılar canlı şeyler olabilir.

Bu canlı şey şu anda mevcut ve yaşayan bir insan olabilir.Örneğin:Din alimleri,hocalar,tarikat şeyhleri,seyyidler,dedeler,büyücüler,cin çağıranlar, medyumlar,ruhban sınıfını oluşturan insanlar(kendini insanlar ile Allah arasında aracı,köprü olarak gören insanlar)

Bunlara tapınmak demek illa da onları Allah yerine koyarak karşılarında namaz kılmak demek değildir.Yukarda sıralananların yüzü suyu hürmetine,onların hatırı için Allah’a yönelmekte gerçekte Allaha değil bu şeylere tapmaktır. Allahın bir altına hatırlıları, aracıları yerleştirmektir.

Olayı biraz daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek verelim:Bir insan Devlet Başkanından bir talepte bulunacaksa veya devlet başkanına yönelmek istiyorsa yapacağı şey devlet başkanının ikamet ettiği yere gidip kapısını çalmaktır.Randevu talep ederek belirlenen bir zamanda,bu insan karşılıklı olarak oturup,konuşarak taleplerini devlet başkanına bildirebilir.Eğer Devletin Başkanına ulaşma olanaklarından yoksunsa yada yazılı sözlü bu olanaklar yoksa o zaman yapacağı şey devlet başkanına ulaşmak için aracılar araştırmak olur.Devlet başkanına ulaşmada kim tavassut edebilir?Kim aracı?Bu işi kaç paraya yapar?Garantili mi?Böyle nitelikte birini bulmak durumundadır.Bu kaçınılmazdır.Eğer insanlar devlet başkanlarına taleplerini iletemiyorlar ise aracıların şefaatçilerin,ricacıların ruhban sınıfının,tavassut edenlerin türemesi kaçınılmazdır.Hatta ortaya şefaatçılar kurumunun çıkması kaçınılmazdır. Hatta bu ricacılar sınıfının türemesinin sebebi insanların Devlet başkanına ulaşamamalarıdır diyebiliriz.Ama insanlar her zaman ve her mekanda ellerindeki cep telefonları ile,sözlü veya dilekçe vererek cumhurbaşkanına ulaşabiliyorlar,taleplerini sunabiliyorlar ise,ve Devlet başkanını aramaları bir süreye randevuya bağlı değilse her zaman ve her ortamda telefonu açtıklarında karşılarında devlet başkanını buluyorlar ise aracılar,şefaatçiler türeyebilir mi?Ve bu durumda hangi aklı başında bir insan aracı,ricacı şefaatçi insan veya kurum arar?

Gelelim insanın Allah ile olan ilişkisine;İnsan her mekanda ve her zaman(gece gündüz 24 saat) Allah ile konuşabilir mi?Dertlerini taleplerini Allaha aktarabilir mi,sunabilir mi?Cevap hayır ise yani insan Allah ile her zaman birlikte olamaz,Allah insanla konuşmaya dertleşmeye,talep dinlemeye tenezzül etmez,O çok büyüktür minnacık bir nokta kadar dahi olmayan insanı dinlemez!deniliyorsa o zaman Allah bu insandan çok uzak demektir. Ulaşması da mümkün değildir.Yapacağı şey hemen kuvvetlisinden ve hatırlısından bir şefaatçı bulmaktır.Allah ile arasına ricacılar tavassut edenler sınıfı koymak en doğru davranıştır.Yok eğer “Allah insana şah damarından daha yakın” deniliyorsa,”her zaman ve her mekanda Allaha yönelmek taleplerimizi Ona iletmek mümkün” deniliyorsa insan aracıya şefaatçiye gereksinim duymaz.Aklı başında insan Allah ile bire bir dialoğa geçer dertlerini taleplerini anlatır.Cevabını alır.O zaman aracıların,şefaatçıların,tavassutçuların ve bu işten para kazananların da varlık sebepleri ortadan kalkar.

Şefaat meselesinin altında yatan neden Allahı gereğince ve yeterince idrak etme ve taktir etme veya edememedir. Allah nedir ne değildir?Bunu doğru cevaplayanlar Allah ile aralarına şefaatçılar koymazlar.Doğru cevaplamayanlar ve Allahı tanımayanlar ise Allah ile aralarına şefaatçılar koyarlar.

Allah ile aralarına ricacılar,şefaatçiler koyanların savunması şöyledir: “Bunlar Allah değildir.Biz biliyoruz.Bir taş,bir mağara bir ruh Allah mıdır ki ondan yardım talep edelim.Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimiz”

Kur’an bu savunmaya karşı ne diyor? “Allah’ın göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi kendisine haber veriyorsunuz?”Yani Kur’an’da deniliyor ki;Ben böyle bir kural koymadım.Bilgimde her şeyi kuşatmıştır.Hayret benim bilmediğim bir şeyi bana bildiriyorsunuz?Beni bilgisizlikle mi niteliyorsunuz?Kur’an arkasından işin doğrusunu bildiriyor; “O onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir”

Demek ki, şefaatçılar kabul etmek Allaha açıkça olmasa bile gizli olarak ortak koşmaktır.Şefaatçıları Allahın küçük ve hatırlı ortağı yapmaktır.Bu küçük ve hatırlı ortaklar çok sayıda olduğu için Allah artı küçük ve hatırlı ortaklardan oluşan bir yönetim oluşturmaktadırlar ki bunun adı şirktir.Ama açıkça Allaha ortak koşmadıkları için bu şirk daha zekice ve ustaca ve akıllarını işletmeyenlere yönelik düzenlenmiş bir şirktir.

Demekki ,zor durumda kalan insan; “Yetiş ya şeyhim!Muhammedin Hatırına,Yüzüsuyu hürmetine,ey veli senin yüzü suyun hürmetine,Ey ashabı keyf erenlerinin hatırına,çaput bağlanan ağaç hatırı için yada şefaat ya resulAllah “ gibi kalıplar kullandığında otomatik olarak Allaha ortaklar koşmuş olur.Oysa darda kalan insanın Ey Allahım!Ey Rabbim,My God,Tanrım,Mon Dieu!deme olanağı her zaman vardır.
(Devam edecek)

 
 Respond to this message   
Current Topic - ŞEFAAT:(10) ŞEFAAT NEDİR?
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2009

rss