İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in TBMM üyelerine çağrısı: "Mehmetçik, Afganistan'a gOctober 14 2001 at 1:30 AM | DOĞU PERİNÇEK (no login) from IP address 213.194.68.207 |
|
ABD'nin Kuzey Irak'tan yöneltebileceği
tehdide karşı her önlem alınmalı"
Özetler
* ABD, "terörizme karşı savaş" için değil, 1990 öncesinden beri bütün dünyaya ilan ettiği üzere, Orta Asya'yı denetim altına alma amacıyla Afganistan'a saldırmaktadır. Eğer terörizme karşı savaşılacaksa, öncelikle ABD'nin dizginlenmesi gerekir.
* ABD'nin hedefleri arasında, yalnız komşumuz ve kardeşimiz Irak değil, Türkiye de bulunmaktadır. ABD'nin Kuzey Irak'ta fiilen kurduğu kukla devleti resmileştirme planları içinde olduğu, bizzat Türk devleti ve Türk ordusu tarafından saptanmıştır. Bu durumda, tek bir Mehmetçiğin bile, ABD'nin emperyalist çılgınlığının emrine verilmesi, Türkiyemizin toprak bütünlüğüne ve geleceğine karşı cinayettir.
* Türkiye, bir kez ABD dayatmalarına boyun eğmeye başladı mı, ülkemizin Kuzey Irak üzerinden bölünmesine karşı koyma olanakları da bir bir elden gider. Hükümet, ABD'nin Afganistan saldırısına katılırsa, ABD saldırganlığını daha da cüretlendirecek ve savaşın Irak'a yayılmasına hizmet etmiş olacaktır.
* Bugün ABD'nin sorunu, asker bulmak değil, Türkiye'yi kendi Haçlı Savaşına katmak ve bütün dünyadan koparmaktır. Böylece Türkiye, İslam ülkeleri ve Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere, bütün Asya ile karşı karşıya getirilmiş olacaktır.
* ABD'nin amacı, böylece Ordumuzu "Kriz bölgelerine müdahale misyonunu" yüklenmeye mecbur etmektir. ABD namına petrol ve doğal gaz boru hatlarının bekçiliğini yapmanın faturası ağırdır. O zaman Türkiye, ABD'nin Asya'daki kaçınılmaz bozgununu paylaşmak gibi bir felakete sürüklenir.
* Devletin hiçbir organı, "Türkiye'nin önemini" satma ve Mehmetçiğin kanını pazarlama yetkisine sahip değildir. Eğer Meclis, Mehmetçiği ABD saldırısının emrine verirse, millet önünde ağır bir sorumluluk altına girer. Bu tezkerenin kabul edilmesi, Meclis'in kendi itibarına son darbeyi indirmesi gibi bir sonuç doğurur.
* Türkiye'nin, ABD emperyalizminin Orta Asya'daki çıkarları için kan dökmek diye bir meselesi yoktur, ama Irak'a ve bölgemize yönelecek saldırıları önlemek diye bir meselesi vardır. Yurtdışına asker gönderme ihtiyacı, ancak ve ancak komşumuz Irak'la ve diğer bölge ülkeleriyle işbirliği halinde, Kuzey Irak'taki oldubittilere izin vermeme, Türk Ordusuna karşı Kıbrıs'tan yöneltilebilecek tehditleri bertaraf etme görevleri için düşünülebilir.
* Mehmetçiği Haçlı Ordusu'na asker yapma izni isteyen tezkereye oy vermeyiniz.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (10 Ekim 2001, Çarşamba) İP İstanbul İl Merkezi'nde bir basın toplantısı yaparak, TBMM Başkanı'na, milletvekillerine, siyasal partilerin genel başkanlarına, partilerin meclis grupları başkanlarına yolladığı mektubu açıkladı. Perinçek, Mehmetçiğin Afganistan'a gönderilmesine izin verilemeyeceğini belirtti ve ABD'nin Kuzey Irak üzerinden yönelteceği tehdide karşı her önlemin alınması gerektiğini vurguladı.
Perinçek'in mektubunun tam metni:
Sayın Ömer İzgi
TBMM Başkanı
Sayın Milletvekilleri,
Bugün ABD'nin bütün dünyayı hiçe sayarak Afganistan'a karşı yürüttüğü saldırı, bütünüyle haksızdır. Bush yönetimi, bütün Asya'ya, bütün insanlığa karşı ağır bir suç işlemektedir.
Bu savaşın "teröre karşı mücadele"yle hiçbir ilgisi yoktur. ABD, yıllardan beri ulusal devletleri yıkmak için, Doğu Avrupa'dan Pasifik Okyanusu'na kadar uzanan Avrasya coğrafyasında etnik grupları ve mezhepleri birbirine kırdırmış, terör örgütlerini eğitmiş, beslemiş ve çeşitli ülkelere terör ihraç etmiştir. Eğer terörizme karşı savaşılacaksa, öncelikle ABD'nin dizginlenmesi gerekir. ABD, 1990 öncesinden beri bütün dünyaya ilan ettiği gibi, Orta Asya'yı denetim altına alma amacıyla bu hunhar saldırıya girişmiş bulunmaktadır.
Bu savaş, ABD emperyalizminin Mazlumlar Dünyası'na ve Asya'ya karşı savaşıdır; bir Haçlı Savaşı'dır.
Dünyanın bütün ciddi güçlerinin saptadığı gibi, ABD'nin dünyaya efendilik iddiası, Asya kayasına çarpmıştır. Asya'da ABD'nin emperyalist amaçlarına izin vermeyen büyük bir ittifak oluşmuş, Asya Kalesi kurulmuştur. ABD ekonomisi çöküş sinyalleri vermektedir. Bu koşullarda Bush yönetimi, sonu bozgunla bitecek bir maceraya kalkışmış bulunmaktadır.
Öyle bir macera ki, eğer dizginlenmezse, bütün dünyayı ateşe verecek çılgınlıkları da içermektedir. Savaşın hedefinin Afganistan'la sınırlı olmadığını bizzat ABD sorumluları açık açık ifade ediyorlar. Sırada Irak'ın bulunduğu tehdidini yöneltenler de onlardır. Ayrıca Kuzey Irak'taki ve Van ilimizin Saray ilçesi yakınlarındaki tertipler de, ABD'nin böyle bir hazırlık içinde bulunduğunu göstermektedir.
Bu durumda, ABD'nin hedefleri arasında, yalnız komşumuz ve kardeşimiz Irak değil, Türkiye de bulunmaktadır. Bilindiği gibi, ABD'nin Kuzey Irak'ta fiilen kurduğu kukla devleti resmileştirmek için harekete geçtiği, bizzat Türk devleti ve Türk ordusu tarafından saptanmıştır. ABD'nin bu girişiminin Türkiye açısından "savaş nedeni" (Casus belli) sayıldığı, hem Başbakanlık genelgesiyle ilgili kurumlara bildirilmiş; hem de Ordumuzun komutanları tarafından vurgulanmıştır.
Bu durumda, ABD'nin emperyalist çıkarları için savaşa tek bir Mehmetçiğin yollanması bile; Mazlumlar Dünyası'na ve insanlığa karşı ağır bir suç olmanın ötesinde, Türkiyemizin toprak bütünlüğüne ve geleceğine karşı cinayettir.
ABD'nin emrine asker vermek, Türk askerini Türkiye'ye karşı savaştırmakla birdir. ABD'nin baskılarını yatıştırma gerekçesiyle verilecek ödünlerin sonu vatana ihanet olur. Türkiye, bir kez ABD dayatmalarına boyun eğmeye başladı mı, ülkemizin Kuzey Irak üzerinden bölünmesine karşı koyma olanakları da bir bir elden gider. Çünkü Türkiye, ABD saldırısına katılırsa, ABD saldırganlığını daha da cüretlendirecek ve savaşın Irak'a yayılmasına hizmet etmiş olacaktır. Böyle bir karar ve uygulama, doğrudan doğruya Türkiye'ye indirilecek darbelerin yolunu açmaktan başka bir anlam taşımaz.
Bugün ABD'nin sorunu, asker bulmak değil, Türkiye'yi kendi Haçlı Savaşına katmak ve bütün dünyadan koparmaktır. Böylece Türkiye, İslam ülkeleri ve Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere, bütün Asya ile karşı karşıya getirilmiş olacaktır. Ayrıca Türkiye ekonomisi bütünüyle çökertilecektir. ABD'nin amacı, Türkiye'yi bölge ülkeleri ve Asya ile düşman konumlara ittikten sonra, Ordumuzu "Kriz bölgelerine müdahale misyonunu" yüklenmeye mecbur etmektir.
ABD namına petrol ve doğal gaz boru hatlarının bekçiliğini yapmanın faturası ağırdır. O zaman Türkiye, Mehmetçiğin kanını pazarlama politikasına mahkum edilmiş olur ve çöküşe giden ABD'nin Asya'daki kaçınılmaz bozgununu paylaşmak gibi bir felakete sürüklenir. Bizzat TSK Komutanları, ABD'nin kara harekâtının Afganistan'da "kaybolacağını" saptamışlardır.
Yığınakta yapılan hata giderilemez. Geçmişte Batı'nın çıkarları uğruna kardeş Cezayir'in kurtuluş savaşına karşı alınan tavır örneğindeki gibi utanç verici uygulamalar, Türkiye'nin dış politika olanaklarına ağır zarar vermiştir.
ABD yapayalnız durumdadır. Yenilgisi kaçınılmazdır. Büyük devrimci önderimiz Atatürk'ün öngördüğü gibi, emperyalizmin "mahv ve nabut olacağı" kesindir. Bir takım şeyhliklerin bile ABD'ye üs ve asker vermediği bir dünyada, Afganistan'a asker göndermek, Türkiye'nin tarihine, uygarlık birikimine, Kurtuluş Savaşımızın değerlerine karşı açık bir saldırı anlamını taşır. Hiçbir devlet organı, ülkemizi küçük düşürme yetkisine sahip değildir.
Sayın TBMM Başkanı ve Sayın Milletvekilleri,
Hükümetin TBMM'ye gönderdiği tezkerenin, yukarda vurgulanan ve milletimizin bilincine yer etmiş duyarlılıklar ışığında değerlendirilmesi, günümüzün sorumluluğudur.
Türk Ordusu, yalnızca Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini savunmakla görevlidir.
Mehmetçiği ABD Ordusunun emrine vermek, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'ni de hedef alan bir tertiptir.
Unutmayınız, ABD beş yıldan beri çeşitli nifak girişimleriyle ve komplolarla Türk Ordusu'nu bölme ve "hizaya getirme" gayreti içindedir. Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis'in uçağının düşürülerek katledilmesi, Genelkurmay karargâhını Konya'ya naklettirme planları, Ege Ordumuzu kaldırma girişimleri, Ordumuzun itibarına karşı yürütülen psikolojik savaşlar, hep bu faaliyet kapsamındaydı.
Bu nasıl "müttefik"tir ki, Türk Ordusu'nu Kıbrıs'ta "işgalci" ilan eden, Türkiye Cumhuriyeti'nin sözde "Ermeni ve Rum soykırımlarıyla kurulduğunu" kabul eden kararların arkasında hep ABD vardır.
Türkiye, kendisine karşı bir savaşa sürüklenmek tertibiyle karşı karşıyadır.
Ulusal Devletimizin ve Milletimizin geleceğine kasteden böyle bir girişim, kuşkusuz Cumhuriyetimizin temelindeki bağımsızlık bilincine çarpıp dağılmaya mahkumdur. O bilincin gücü, bütün bir milletin eylemine yön verecek enerjiyi barındırmasından gelir.
Sayın TBMM Başkanı ve Sayın Milletvekilleri,
Devletin hiçbir organı, "Türkiye'nin önemini" satma ve Mehmetçiğin kanını pazarlama yetkisine sahip değildir. Hükümete böyle bir yetki vermek, Türkiye'nin geleceğiyle oynamak anlamına gelir.
Eğer Meclis, Mehmetçiği ABD saldırısının emrine verirse, millet önünde ağır bir sorumluluk altına girer. Bu tezkerenin kabul edilmesi, Meclis'in kendi itibarına son darbeyi indirmesi gibi bir sonuç doğurur.
Meclis, yurtdışına asker gönderme izni isteyen tezkereyi reddederek, hükümete ABD dayatmaları karşısında Meclisten kuvvet alma şansını verir.
Türkiye'nin, ABD emperyalizminin Orta Asya'daki çıkarları için kan dökmek diye bir meselesi yoktur, ama Irak'a ve bölgemize yönelecek saldırıları önlemek diye bir meselesi vardır. Yurtdışına asker gönderme ihtiyacı, ancak ve ancak komşumuz Irak'la ve diğer bölge ülkeleriyle işbirliği halinde, Kuzey Irak'taki oldubittilere izin vermeme, Türk Ordusuna karşı Kıbrıs'tan yöneltilebilecek tehditleri bertaraf etme görevleri için düşünülebilir.
Mehmetçiği Haçlı Ordusu'na asker yapma izni isteyen tezkereye oy vermeyiniz.
Saygılarımla.
Doğu Perinçek
İşçi Partisi
Genel Başkanı
|
|