Usame B. Ladin Raşit Dostum ve Tony Blair-2
Blair batı uygarlığı son yüzyılda bize iki dünya savaşı armağan etti. İki atom bombası attı insanların üzerine. Soğuk savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Darbeler, kontrgerilla eylemlerinde hayatını kaybeden yüzbinler. Hedef ülkelerdeki iktidarları devirmek için kontorllü bunalım stratejisi adı altında toplumu dini, etnik, ideolojik ve politik anlamda farklı grublara bölüp birbirine karşı kışkırtmalar.. El konulan tabii zenginlikler. Stadyum kalabalıklarına devlet icad etmeler. Parçalanan bir coğrafya.
Tamam “Babalar koruk yediklerinde oğullarının dişleri kamaşmaz”
Blair şunu hiç düşünmez mi, uçaktaki yolcular tamam masumdu. Kuledekiler de. Birileri ABD’yi cezalandırmak için masum insanların hayatları ile oynadı. Peki ABD Ladin ve Taliban’ı cezalandırmak adına milyonların hayatı ile oynamıyor mu?
ABD kaş yapayım derken göz çıkartmıyor mu? Bir ülkeyi, bir halkı topyekûn cezalandırmış olmuyor mu?
Afgan halkının yoksulluğunun tek sebebi Taliban mı idi. Taliban’ı kim getirdi?
ABD ve İngiltere yanlış yapıyor.
Her iki ülke de Yahudi soykırımı sebebi ile İsrail’den özür dilediler ve tazminat ödemeyi kabul ettiler, hem de doğrudan sorumlu olmamalarına rağmen.
100 yıl öncesi Ermeni olayı hâlâ gündemlerinde. Peki neden Kızılderili ve Kara derililere yönelik soykırımı kabul etmek istemiyorlar. Güney Afrika’ya da sorun çıkarttılar.
Neden siyonist terör karşısında 3 maymunları oynuyorlar.
Hem neden hâlâ son terör eylemleri ile ilgili olarak ABD elindeki kanıtları dünya kamuoyu ile paylaşmak istemiyor.
Bana kalırsa komik duruma düşeceğini biliyor.
Neden bu işi CIA soruşturmuyor. Neden FBI’nin ilk açıklamaları son derece tutarsız, komik, saçma sapan şeylerdi. Hemen bir suçlu bulunması gerekiyordu. Ağır bir stres ve telaş içindeydiler. Uçak gövdesinin bile buharlaştığı iddia edilen bir saldırıdan nasıl oluyorda teröristlerin cebindeki pasaportları, kulelerin birkaç sokak ötesinde sapasağlam bulunuyordu. Bir diğer isim bir yıl önce ölmüştü. Bir diğeri yıllar önce pasaportunu kaybetmişti, bir diğer zanlı ise FBI ajanıydı.
Blair bu gerçekleri görmek istemiyor.
ABD’nin Ladin’le eski bir hesabı var. Ladin’den yola çıkarak birçok İslam ülkesi ile bu olayı ilişkilendirmek mümkün. Bana kalırsa onun için Ladin hedef seçildi.
İngiltere ABD’nin bu kirli oyununa alet oluyor. İngiltere bu süreçte ABD’nin zararına ortak olacak. Hatta İslam dünyasına coğrafi yakınlığı sebebi ile, ABD’yi koruyayım derken, Kalkan olduğu ABD’ye yönelik saldırı okları onun bedenine saplanacak.
Bakın Raşit Dostum Usame b. Ladin’den bin kere berbat bir adamdır.. Bu durumu nasıl içinize sindiriyorsunuz? Neden Raşit Dostum hâlâ sizin teröristler listesinde adı yok.. Siz Dostumu dost ederseniz şunu bilin ki, tüm Müslümanların ve Afgan halkının gönlü Ladin’den yana olur.
Ladin’le savaşıyorsunuz, ama onu da bir dinleyin. Ne diyor mu adam! Neyle savaşıyor?
Ladin’i bu kadar güçlü yapan onun parası mı? Zekası mı? Yoksa örgütü mü? Onun imkanları ile sizin sahip olduğunuz imkanlar kıyasa kabul etmez.
Bakın bu kirli savaş, anti Amerikan/anti emperyalist cepheyi birleştirdi. Bugün batı düne göre çok daha büyük bir tehditle karşı karşıya.
Dünya devletlerinin hükümetlerinin dörtte biri sizi destekliyor olabilir. Ama dünya halklarının Yüzde 75’i size karşı..
Size destek veren hükümetlerin kimler olduklarını biliyorsunuz. Bir bölümü ile çıkar birliğiniz var. Bir bölümü zaten sizler tayin ettiniz. Bir bölümü size muhtaç ve sizden korkuyor. Yarın işler tersine döndüğünde bunların da büyük bir kısmı sizin yanınızda olmayacak. Sizi destekleyen iktidarların da gelecekleri tehlikede kendi halkları onları bu kirli savaş sebebi ile affetmeyecek.
Afganistan’a girmek kolay, ama çıkmak zordur.
Göreceksiniz Ladin giderek bir kahraman haline gelecek. Onu çok kolay yakalayabileceğinizi sanmıyorum. Yakalasanız bile onun efsanevi bir kişilik kazandığını göreceksiniz. Doğu’nun Ömer Muhtarı olacak bu gidişle Ladin. Böyle olmak için özel bir çaba göstermesi gerekmiyor, sizin bu öfkeniz ve tepkiniz onun için yeter de artar bile.
Hele bu savaş Afgan sınırları dışına bir taşmaya görsün. Hele bir Şam’ı, Bağdat’ı bir kez daha yeniden bombalayın o zaman göreceksiniz neler olduğunu. Levi’ler, sekineyi bulmak için Mescidi Aksa’nın altını oyarken meydana gelecek bir çöküntünün nelere sebeb olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Ya bu sekine bulunursa bunun meydana getireceği manevi şok. Gerçekten dünya buna hazır mı?
Medeniyetler arası çatışmanın fünyesini ateşliyorsunuz. Tarihin sonu ile ilgili Armegedon ya da Melheme-i kübra beklentilerize zemin hazırlıyorsunuz. Doğu toplumlarının derunundaki gizli kuşkular, dini beklentilerle ilgili projeler eğer hayatın dinamikleri yön vermeye kalkarsa İngiltere ve ABD için yolun sonunun geldiğini söylemek çok abartılı bir iddia olmayacaktır.
Bush ve Blair ortadoğunun mayınlı tarlalarında top oynuyorlar.
Kendilerini ve dünyayı felakete sürükleyecek bir süreç başlatıyorlar.
Evet sorumlular yakalansın ve cezalandırılsın. Evet insanın insana zulmü son bulsun.
Ama bu yapılan bu değil.
Bu bir felaketi kullanarak daha büyük felaketler üretmenin ilkel kan davasından başka bir şey değildir.
İngiltere keşke savaşın şahini değil, barışın güvercini olsaydı. Bu kendi geleceği ve dünya barışı için daha iyi bir tercih olurdu.
Güzel sözlerin arkasına gizlenmiş, örtülü bir terör yaşıyoruz.
Derler ya, “Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı”
Mutafa Özel’in Amerikan Yüzyılının Sonu’nda bir Amerikalı düşünürden alıntıladığı gibi, Amerika doğuşunda Özgürlük kavramını yüceltti, yükselirken Refah devletini. Çöküşü ile de eşitlik için bir fırsat doğuracak.
Her ülkenin tarihinden çıkaracağımız büyük ibret dersleri vardır.
Sovyet, Amerikan, İngiliz ve Osmanlı ve diğerleri doğuşları, yükselişleri ve çöküşleri ile bizim için bir baht kaynağı ve tecrübeler birikimi olmalı idi.
Tarih övgü ve sövgü kitabı olmamalı.
Keşke ibret alsaydık. Belki tekerrür etmezdi.
Unutmamak gerekir ki, gerçekler kadar, belki daha da fazla din/inanç, ayrıca mitolojiler de insan hayatına yön verir. Zaten biz Ulvi Alacakaptan’ın dediği gibi gerçeklerin ütopyayı aştığı bir coğrafyada yaşıyoruz.
Bana göre Amerika çöküyor. Devlerin ölümü böyle olur. İkiz kulelerin infilakı, bu büyük infilakın fünyesi idi. Şimdi Amerika’nın çöküşünün toz bulutu altında tüm dünya kalacak. Korkarım bu defa Babil kulesi önce Empire State hükmündeki İngiltere’nin üzerine çökecek. Sovyetler’in başına gelen ABD’nin de başına gelecek.
Keşke gelişmeler böyle olmasa idi.
Tarih ırmağı önüne kurulan barajların bendini aşarak kendi tabii yatağını arıyor.
Tony Blair Müslümanlara nasihat etmeden önce Müslümanların acısını duymayı denese, sanırım daha doğru bir iş yapmış olur.
Geçen gün Fil Sûresin’den sözetmiştim. Önce Tekasür, ardından Asr, Hümeze ve sonra Fil Sûresini okumamı hatırlattı. Birtakım tevafukları yakalamak için Kur’an’ı elinizden bırakmayın.
Herkes mümkün olduğu kadar abdestli olsun/olalım ve işe giderken, devlet dairesine, nereye olursa oraya, giderken elinizden Kur’an ve mealini eksik etmeyin ve fırsat buldukça okuyun. Kur’an’ın sayfası, Allah’a açılan bir penceredir. Oradan O’nunla konuşursunuz. Siz derdinizi Kur’an’a açarsınız, O oradan sizinle konuşur.
Önümüzdeki günler önemli gelişmelere gebe. Bana kalırsa Ekim/Kasım hem Türkiye, hem Afganistan ve hem de dünya için zor geçecek..
Şimdi Tevbe ve dua zamanıdır.
|