O halde, madem ki insan aklını doğruluk yönünde kullanmadığında aklına şaşkınlık ve beynine bulanıklık veriliyor da kendiliğinden, feyli bozukluktan sapıp Yoldan çıkıyorsa, bir Veli veya Nebi veya İnsan_ı Kamil aracılığıyla da kişi sapkınlıktan Hakk Yoluna tümüyle yönelebiliyorsa, işte bu vesileyi şahsen şefaat olarak algılıyorum.
Dünya olanaklar ortamıdır; Dünya Ahiretin tarlasıdır; Ne ekersen onu biçersin; Bereket Allah'tandır.
Ahiret artık işlerin kurtulduğu, Okun yaydan çıktığı gibi işlerin nasıl sonuçlanacağının kaderinin Allah'a kaldığı insanların, nefislerin artık insiyatifinin olamadığı sonuçlar ortamıdır.
O halde Şefaat iyilikli sonuçlar kazanabilmemize vesile olarak bu dünyadadır; Şefaat Ahirette, Öte dünyada değildir; Sonucu öte dünyada olsa da şefaatin ekini, aslı bu dünyadadır.
Nebi'ler de, Veliler de, İnsan_ı Kamiller de şefaatçı olabilir.
Nasıl olur?
O güne dek kötülükler içinde umursamazlıkla yaşayan bir kimse, kafir, müşrik veya münkir, bir anda bir sözden, bir ruhaniyetten hisse kapabilir, nasib kapısı açılıverir ve işte o anda onun basireti açılmışsa, iyiliklere yönelebilecek halde gerçeklere erişmişse Şefaat edilmiş, Şefaate uğramış demektir. Aksi halde, Kötülerin kötülükleri ve zulumleri, haksızlıkları daha da artmasın ve mahlukata eziyetleri etkili olabilemesin diye Hidayete layık olmayan kimseler gerçeklerin künhüne erişebilemesinler diye perdelenmişlerdir, bir bakıma etkinlikleri bağlanmıştır ve zulumleri arttıkça zevalleri de kendilerine yakınlaştırılmıştır. Öyle olmasaydı, Gerçeklerle daha çok silahlanırlar, daha çok zulum ederler ve yıkılmazlardı da. Tarihten de biliyoruz ve görüyoruz ki, zalimler asla ve asla başarılarıyla kalıcı olabilememişlerdir ve ancak ibretlik olmuşlardır. Şimdilik bunları ilham olunarak irticalen yazıyorum. Bağlantı filan kopmadan, sözler uçmadan gönderelim

Buradan bir sonuç çıkarabileceğinizi umarım.
Esenlikle, güzellikle, sevgiyle,
rasgele, rasgetire