Azıcık da olsa şefaat yok mu?C)İSTİSNA DAHİ OLSA ALLAH’IN İZNİ SONUCU, ALLAH DIŞINDAKİLERİN ŞEFAATİ MÜMKÜN MÜDÜR?Önce bu konudaki Kur’an ayetlerini sıralayacağız.Sonra geleneksel görüşün bu konudaki özetini vereceğiz ilgili soruları soracak ve son olarak da kendi görüşümüzü, yorum olarak açıklamaya çalışacağız.2/255-Allah ki O’ndan başka tanrı yoktur, daima diridir ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi onundur. O’nun izni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir? GELENEKSEL GÖRÜŞ,Şefaat: birini kurtarmak, ya da birine yarar sağlamak maksadıyla bir büyüğün nezdinde aracı olmak demektir. Padişahların yakınları kendi adamları hakkında padişah katında şefaat ederler. Allah da bütün Kainat’ın Padişahıdır. Ama Onun Katı’nda, kendisinin izin verdiğinden başka hiç kimse şefaat etmeğe cüret edemez.Ancak Allah kime izin verirse o şefaat edebilir.Onlarda sadece Allah’ın razı olduğu, şefaat edilmesini hoş karşılayacağı kimseye şefaat edebilirler. Onun istemediğine kimse şefaat edemez.Burada müşriklerin tanrılarını, kendileriyle Allah arasında şefaatçi kabul etmelerine tariz vardır. O tanrı dedikleri düzme şeyler. ne oluyor ki Allah katında şefaat edebilsin? Allah kimlere izin verirse ancak onlar şefaat edebilirler. Allah ancak seçkin kullarına, Peygamberlere ve velilerine şefaat izni verecektir. Çünkü onlar Allah’ın razı olduğu seçkin kullardır. Hiç kuşkusuz bunların başında da Hz Muhammed gelir. Ama oradaki şefaatin bizim anladığımız anlamda bir şefaat olması da mümkün değildir. Çünkü anladığımız şefaat, aracılık yaparak birine hak etmediği bir çıkar sağlamak demektir, ki Allah böyle bir şey yapmaktan uzaktır, yücedir. O şefaatin niteliğini Allah bilir. Zira ahiret ahvali dünyaya benzemez. S.A .Shf.364-365SORULAR:1)Bu ayette (=belitte) de belirtildiği gibi Allah sürekli diri ve sürekli uyumazdır. Şefaatçilere neden ihtiyaç hissetmiştir. Kendisi kullarının yapıp ettiklerini en ince ayrıntısına kadar bilmiyor mu? Yoksa Allah’ın bilmediği bazı şeyler var da bunları şefaatçılar mı biliyor?2)Yorumda Allah’ın seçkin kullarla peygamberlere, velilere şefaat izni vereceği belirtilmiştir. Bu düşünce Kur’an ile örtüşür mü?3) Ayet Allah’ın yetkilerini şefaatçilere terk etmesi şeklinde yorumlanınca yazının A ve B başlıklarında belirtilen ayetlerle çelişmez mi?(A=Şefaat konusunda genel kural nedir? B=Veli kim olabilir? Bakınız önceki bölümler) A bölümünde şefaat konusunda genel kural olarak yetkilinin sadece Allah olduğu belirtilmişti. Şimdi ise ortada yetki paylaşımı vardır. Kur’an ayetlerinde çelişki mi vardır?5)Şefaat eden peygamberlerin başında neden Muhammed gelmektedir?Peygamberler arasında bir hiyerarşi mi vardır?YORUMUMUZ: Allah’ın, izin vermesi sonucu istisna dahi olsa şefaatin olup olmadığına ilişkin görüşümüzü şöyle açıklayabiliriz:1)Şefaat tümden Allah’a aittir. Öncelikle bu genel kuraldır.2)Allah kullarına şefaatını, yardımını desteğini, kulları sağ iken yapmaktadır. Bu şefaat onları kılavuzlama şeklindedir. Haksızlık adaletsizlik yapmak şeklinde değildir.3)Allah kullarına şefaatını veli kulları aracı kılarak yapmaktadır. Böylece veli kullar, peygamberler, resuller, bilginler... diğer insanları bilgilendirmekte ve onları kılavuzlamaktadırlar. Bu şefaatçıların şefaatı Allahın izniyle ve onaylamasıyla olmaktadır. Allah kendisine karşı gelen, kurallarına aykırı davranan, kuralsız yaşamayı kural haline getirmiş yol sapkınlarını kılavuzlamaz. Bunların adam olmayacakları belli olduğu için bunlar hakkında kesin yargısını belirtir. Bunların ne mal olduklarını mühürler ve tespit eder. Bunlara şefaatçıların. Resullerin. Peygamberlerin de şefaati fayda vermez. Bunların kulakları mühürlü gözleri kapalıdır.Allah doğruya kurallı yaşamaya yönelene kendisi de yönelir ve bu kulları Peygamberler, veliler veya başka şeyler aracılığıyla kılavuzlayarak (Hidayet’e erdirerek) şefaat eder.Allah’ın şefaatı böyle olur.4)Din günü’nde şefaat vardır. Ancak “Din günü” insana sadece ve sadece yapıp ettikleri (ameli=edimi=işleği) şefaat eder. Din günü Allah’ın izin verdiği şefaatçılar o insanın yapıp ettiği iyilikleridir; Yapıp ettiği iyi şeyleri gören ve bilenlerdir; Tanıklardır; Olaylardır; İşlerdir.Diğer zamanlarda olduğu gibi Din günü de kesinlikle adaletten sapılmazBizim izin sonucu şefaatın olup olmadığı hakkındaki özet görüşümüz budur. Ayetler bu görüşle incelendiğinde ilk kısımda anlatılan genel şefaat ayetleri ile bu bölümde incelenen izin sonucu şefaatin olup olmayacağına ilişkin ayetlerin çelişkisiz olduğu anlaşılır. Aksi halde ortaya çelişkiler yumağı çıkar.5)Peygamberler ve Muhammed, veliler ve iyiliğe yönelen iyi kullar Allahın izniyle ancak başkalarına şefaat ederler. Onlara duyuracaklarını duyurur, kılavuz olurlar. Kul ölünce de, Muhammedin ya da başka bir kulun Din günü iltiması torpili olamaz. Kul kendi yapıp ettiklerinin şefaatine, torpiline, iltimasına bırakılmıştır.Yapıp ettikleri iyiyse kendisine torpil eder ve kulu cehennem azabından kurtarır. Yapıp ettikleri (ameli=edimi=işleği) iyi değilse edimlerinin şefaatı da fayda etmez. Çünkü zaten ortada şefaat edecek bir iyilik yoktur.Bu nedenle kullar yaşarken Allah’ın velileri, resulleri/peygamberleri, bilginleri vasıtasıyla şefaatı vardır. Din günü’nde ise insanın önceden yapıp ettiklerinin kendisine şefaatı olacaktır. Sistem böyledir.
----------------------------------------
----------------------------------------
Her an Dünya'dır; Her an Ahiret;
Her an Din Günü!
Her an Şefaat var;
Her an Mahşer/Kıyamet
Ve Arasat
Ve Cehennem
Ve Cennet
