samiri 'nin özel bir isimden ziyade sıfat olma ihtimali daha kuvvetli.
filistinde bu günkü nablus civarına eskiden samiriye denildiğine dair kayıtlar var.
samiri samiriye halkından birisi anlamına gelebilir.
bir yabancı anlamına gelen şimir kelimesinin arapçalaşmış halide olabilir( m.esed)
20:96. O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.
şu açık dediğin ayetten ne anladığını bana da anlatıver bizahmet,çayı seviyorsun bir çay ısmarlarım.
bu arada forum ikimize kaldı herhalde millet yine tatilemi gitti ne yaptı?
Ayetlerde kastedilen Harun elbette
Tabii ben konuya biraz farklı yaklaşıyorum senden
bu aralar tevrat ın musa kitabına(torah- yada pentatuch) fırsatım oldukça bakıyorum.
Burada ilginç bir durum var
yaradılışın torah da iki ayrı öyküsü mevcut
bu öykülerden biri
Alohim
öyküsü
yani burada allah alohim olarak geçiyor ki
kuranın teolojisi ile
çelişen pek birşey yok
biraz insanbiçimli
ama
daha sonraki
Alahın Andamay olarak geçtiği bölüm
bariz olarak dualist
ve hatta
biraz
iblisi kayırır gibi
alohimde
tüm anlatı
özellikle insanın yaradılışı soyut
ama andamay geçen bölümde
cennet dünyada
adn
in adresi bile veriliyor...
daha da ilerledikçe
bir de yahova çıkıyor karşımıza
arada
andamay elohim
birleşimi de var
bu bana
iki ayrı
dinin
montajlanması olarak görünüyor
Alohim daha çok
Mısır söylencelerine yaklaşıyor
Andamay ise mezopotamya
Şimdi
konuyu
tevratta böyle ele alacak olursak( ne derece doğrudur bilemem)
bu kıssa Andamay kıssası
"Vayar Aharon vayiven mizbe'ach lefanav vayikra Aharon vayomar chag l'Adonay machar."
Ve Harun onu gördü, ve onun önünde bir mezbah yaptı ve Harun ilan edip dedi:Yarın rabbe bayramdır. (çıkış 32:5)
Sami
bu bölge halklarının (nuhu un oğlu sam) dilinin
genel adı
ama
samiri ayrı bir lehce olarak karşımıza çıkıyor
samiriye bir kent
haklısın
ama mesele çok eskiye dayansa gerek
Bu konuda
tarihte
köleleştirmenin evrelerinede
zorunlu ikamet
yani
sürgün
akla geliyor
bu sistemde
kabilleler
parçalanıp
değişik yerlerde
hizmete zorlanıyorlar
böylece isyan büyük ölçüde engelleniyor
ortak nokta iki kavmin de
esaret altında bulunuşu olabilir
Biri mezopotamya
diğeri mısırın baskısı ile köleleştirilmiş olabilir.
Sami_ri
yazmamın sebebi buydu
Kelime
yi
sami
ve samiri olarak araştırmakta fayda var
Dikkat çeken bir başka nokta
yapılan putun bir hayvan
şekli olması:
Vayikaş miyadam vayatsar oto baheret(buzağı) vaya'asehu egel maseyhah vayomeru eyleh eloheyha Yisra'el aşher he'eluha(ilah-lar) me'erets Mitsrayim(mısır).
Ve onu ellerinden aldı ve oymacı oymacı aletiyle biçim verdi, ve onu dökme bir buzağı yaptıve dediler Ey israil seni mısır diyarından çıkaran ilahların bunlardır..(çıkış 32:4)
Dikkat çeken nokta
Musanın
Mısırdaki
israil cemaatinden olmayışıdır
Cemaatin lideri
Harun dur
Musanın da
soy ağacı
sepet hikayesinde düğümlenir kalır
doğumu
mısırda gösterilir
ama
israil cemaati ile ilişkisi
hem kendisine hem de haruna gelen vahiyle anlatılıyor
Samiri tanımı belki
mısırlıların
filistinde köleleştirdikleri kavimlere verdikleri bir ad
Musa ise
bir mısır ismi
yani tevrata göre
Firavunun kızı
sepetteki çocuğu ırmak kenarında bulur ve büyütür
ismini
musa koyar çünkü
onu sulardan çıkardım der.
Musa büyür
bir mısırlıyı öldürür
mısır dışına kaçar.
İş biraz karışık ama ben daha kısa özetleyeyim
Samiriler
filistinli
ama mısırda
Musa mısırlı ama
sürgünde
Musa israile tevhid vazediyor
Ama Harun bir put yapıyor
Bunu
islam teolojisi içnde çözümlemek de
sana kalıyor
Sonradan
oluşmuş bir samiri dini de var
acaba kuranda atıf yapılan bu din mi?
yoksa
musa kıssasında
bahsolunan israil aynı zamanda samiri mi?
Yoksa kıssada birşeyler ters mi anlatılıyor
yoksa
mısır dışından gelen
bizzat harun mu?
:)
beni ilgilendiren
peygamber kavramı
tevhid anlayışı
ve kıssalardaki
teoloji
kesin olan şu
andamay ın peygamberleri
kahini andırıyor
Alohiminkiler ise
bizzat tanrı ile ilişkide
biri somut bir tanrı kavramı peşinde
diğeri soyut
birinde vadedilen cennet bu dünyada
diğerinde değil
Alohim de iblis
tanrının kulu
diğerinde
onun düşmanı
biri bir devlet dini
diğeri bir abile inancı gibi duruyor...
Tevratta devlet kabileyi değil
kabile devleti asimile ediyor
işte tuhaf olan bu
ama bu topluluk
devlet olamadı ise
başka sonuç da
diğer bir saçmalık olurdu
biraz karışık oldu ama
kusura bakma
ben sistemli bir sunumu
sanırım
tevrat ve ruh
bölümüne
biraz zaman verirseniz taşıyacağım
sevgiyle
not:tatilde de uğrarım
allah herzaman heryerde değil mi?
:)
:)
incile göre;
yahudilerle bazı filistinli halkların
karışımında oluşan melez bir halk.
samiriyeliler, saf kan yahudi olmadıklarından
yahudilerce hor görülürdü.
taha-96 da sözü edilen elçi;
cebrail
samirinin yaptığı;
yerden aldığı topraktan buzağı heykeli yaptıktan sonra
musanın aradığı Allah bu deyip musanın kavmini yoldan çıkarmıştır.
o ayette bahsedilen elçi/resul kesinlikle
harun değil
harun Taha-94 ayette söylediği gibi
musa ile kardeştir
gaaakın dediği "harun bir put yapıyor"
sözü de doğru değil
çünkü harun taha-90 daki ayetteki gibi kavmini uyarmıştı
putu (heykelden buzağı) yapan harun değil
taha-95 musanın kızdığı ve yine
taha-97 ayette kovduğu samiridir.
paksu çayı bende severim
fincanın varsa çayı fincanda içerim
çayın var mı
yoksa hepsini gaaaka mı içirdin
çayın varsa uykumu açar
yoksa klavye başında uyukluyacağımmmmm
gaak ilgini çekerse
tevratın eski hali
tekvin-1
"berişim bara elohim ed aşamin the ed aares"
"başlangıçta elohim yeri ve göğü yarattı"
şimdiki kitabı mukaddes adlı tevratta
tekvin-1
"başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı"
diye yazıyor
burada elohimin karşılığı olarak Allah kullanılmış.
ayrıca
ael :evrensel anlamda tanrı
aelo :tanrılar
bunlardan eloha türetilmiş tanrı anlamındadır
elohadanda elohim türetilmiş "tanrılar" anlamına geliyor
devam edecek ama
yorgunum, çok uykum var
atlar gibi ayakta bile uyuyabilirim
bu saattte de olur mu demeyin acayip hararet keser:)
ortalık hararetleniyor...
malum site dışında pekreferansım yok bu bilgilerin için sağol cago
ama unutma ki
ilah da aynı kökten
allah da
referansını lutfedersen sevinirim cago
:)
Gelelim harun mu değil mi meselesine
durumun tartışmalı oluşu
bir gerçek
neden
çünküüüüüü
Araf 148
Musanın kavmi
ziynet takımlarından
buzağı gibi böğürmesi olan heykeli yaptılar ve ona taptılar
araf da taha da mekki
amma
araf taha dan en az 10 yıl sonra
:)
ayetler
zaman ilerledikçe tevratla tutarlılaşmaya başlıyor
hadi hayırlısı
devam ediyor
150
musa öfkeli, kedrerli döndüğü zaman dedi ki: Yerime geçtikten sonra ne fena işler işlemişsiniz. Tanrının emrini beklemeyip acele mi etttiniz? O levhaları attı, kardeşinin saçından sakalından tutup çekti. Harun Anamın oğlu dedi , bu adamlar beni hırpaladılar, az kalsın öldürüyorlardı. Sen de düşmanları sevindirecek bir harekette bulunmave beni zalim kavimle bir tutma.
taha daki tozmu toprak mı ziynet mi netleşti:
altın
Samiriden söz bile edilmiyor
devam edelim
151
Musa dedi:"Ey rabbim beni ve kardeşimi bağışla ve bizi rahmetinin içine al, merhamet edenlerin en merhametlisi sensin"
eveeeeeet
şimdi
Allah kimi
bağışlayacak
Samiri buzağıyı yapmış olsa bile
kavmin içide yetkili olan
Harun
un
dışında
kim
kavmin değerli eşyalarından (altınlrından)vazgeçmesini sağlayabilir
samiri reğbet edilmeyen bir sosyal statüde
bunu nasıl yapar
demek ki
statüsü var
nedir o
o bir KAHİN
toprağını savurduğu elçi de musa
niye savuruyor
bu bir fal bakma şekli
samiri bir iman sahibi ise ve şaşırdı ise
musa neden onun bağışlanmasını değil
Harun ve kendinin bağışlanmasını istesin..
ben konuya nasıl baktığımı anlatıyoum
samiri elbtte harun
o israli
ve eski dinini
temsil eden
Andamayın kahini
kuran bu tevrat çelişkisini
örtmeye çalışıyor
Ama başka bir çelişkiye düşüyor
soru şu
HARUN Kim?
daha mısırda firavuna allahın emrini iletmeden
Musa yalvarıyor:
"ey rabbim ben onlardan birini öldürdüm, korkarım beni hemen öldürürler, kardeşim Harun ise
LİSANCA (nutku) benden düzgündür.
onu da benimle beraber yardımcı olarak gönder...yoksa beni yalancı sayarlar)"Kasas 31-32
kavmin asıl lideri harun
kavmin dilini düzgün konuşan da...
:)
Eeeeee
Musa kim?
Burada sorun şu
sepette doğum
Mısırdaki Osiris hikayesi
Tevrat yazmalarının ilk ortaya çıkışı
tevrata göre mö 600
Oysa bu söylence eski krallıkta bile var
yani mö2500 de kayda geçmiş
bu bir
montaj
nuh tufanı gibi
(Diğer sayfada yanıt vermediğinizden-şu an eldeki en eski belgelere göre konuşuyorum)
Alohim
Andamay ile montajlanıyor
Mısırdan çıkış belki de
bu montajın
öyküleşmesi
Tarihte sürgün edilen yada
mısırdan kaçan bir halk kaydı yok
mö 600 civarında
filistinde
israil halkının ilk kez tek tanrı ile karşılaşması var
Tanrıladan bir kitap buldum diye biri ortaya çıkyor
Ortaya çıkan
mezopotamyalı mı
israilin de bir kabile dini var mı
pekiyi o sıralar
bölge Mısırın kontrolünde mi?
1 kırallar 13 32
burada bir dağ
ayet şu
Çünkü beyt elde olan mizbaha karşı, ve samiriye şehirlerinde olan bütün yüksek yer evlerine karşı Rabbin sözü ile nida etmiş olduğu söz mutlaka olacaktır...
kelime şomrayin
anlamı yüksek gözlem yapılan dağ
kent oluşu
1 kırallar 16:24
Ve samiriye dağını şemerden iki talant gümüşe aldı
ve dağın üzerine bina ettiği
ve yaptığı
şehrin adını
dağın sahibi
Şemerin adına göre Samiriye koydu
Musa nın kitaplarında geçmiyor
geçtiği yerde de
kuzey israil kırallığının başkenti
olarak anılıyor
yani samiri
ya bir tarikata ait isim olabilir
ya da bir kettten gelen anlamında ki oda yahudi olacak
kuran
hARUNU BİR PEYGAMBER OLARAK KUSURSUZ GÖSTERME ÇABASINDA
SAMİRİ MUSA KISSASINDA NE ARIYOR
ANLAMAK KOLAY
MONTAJLANMIŞ
TEVRATTA
HARUNUN PUT YAPMASI SIRITIYOR
BİR SAMİRİ HER EVE LAZIM
:)
PUTU YAPAN HARUN
O BİR İSRAİL KAHİNİ
BUZAĞI NASIL BÖĞÜRÜYOR
:)
:)
ÖYLE YA
HARUN UN SAMİRİYE
SÖZÜ GEÇMEYİP
SAMİRİ DE MUCİZEVİ BİR BUZAĞI YAPABİLYOR İSE
BUNUNLA KAVMİ BAŞTAN ÇIKARIYOR İSE
HEM KAHİN HEM LİDERLİK VASFI BİR ANDA SAMİRİYE GEÇMİYOR MU?
öZENSİZ BİR SEÇİM
sAMİRİ
SAM IN ZÜRRİYETİ BABİLE YERLEŞİR
ORADAN FİLİSTİNE SÜRÜLÜR
ORADAN DA MISIRA
MESELE BU
YANİ MISIRDAKİ KAVİM
BOZUNMUŞ
MEZOPOTAMYA İLAHLARINA TAPINIR
MUSA MISIRLI BİR SUÇLU
BELKİ TARİHTE
FİRAVUNA TEK MUHALEFET
paksudan alt tarafı bir
fincan çay istedik
o da her halde rizeye gitti
çay toplamaya
paksu vazgeçtim
dön gel
akşama ben
liptonunla geliyorum
isteyenlere de getireyim
paksu yoksa çayı bahane edip
bu sayfadan mı kaçıyorsun
:)))
sevgili cagasan .
feda olsun çaylar sizin gibi dostlara.
dün gece uyu diye bir mail yazdım gönderemedim bağlantım kesildi.
sonrada zaten uyumuştur dedim.
sevgili gaaak'ı izliyorum bakalım nerelere kadar uzuyor atışı diye:))))
bu arda tevrata da şöyle bir göz atıyorum.
hele bir ortalık önce bulansın sonra durulsun. yazarız.
bu arada bir sorum vardı
"samiri cebraili nerede gördü?" diye bir bilgi edinebildin mi?
elçinin (resulün) cebrail olduğunu cagasan söyledi ben hiç de öyle düşünmüyorum , mealler ve tefsirler insanları böyle düşünmeye zorluyor. bahsedilen elçi ........, alınan şey........
biraz sabır.
tevrata baktım harun : kardeş (ana- baba bir )
musa firavuna Allah gibi, harun musanın peygamberi.
harun yehovanın emri ile yehovaya kahin
sen devam et ben de atacağım bakalım nerelere gidecek?
tevrattan alıntı yapıyorum
çıkış;32
1-ve dağdan inmek için musanın geciktiğini
kavm görünce, kavm harunun yanına toplandı,
ve ona dediler: kalk, bizim için ilah yap,
önümüzden gitsinler; çünkü musaya, bizi mısırdan
çıkaran bu adama, ne oldu bilmiyoruz.2-ve harun onlara dedi;
karılarınızın, oğullarınızın ve kızlarınızın
kulaklarındaki altın küpelerikırıp çıkarın ve onları
bana getirin.3-ve bütün kavm kendi kulaklarındaki altın
küpeleri kırıp çıkardılar ve onları haruna getirdiler.
4-ve onu ellerinden aldı ve oymacı aleti ile ona biçim
verdi ve onu dökme bir buzağı yaptı, ve dediler: ey israil
seni mısır diyarından çıkaran ilahların bunlardır.
5- ve harun gördü, ve onun önüne bir mezbah yaptı; ve harun
ilan edip dedi: yarın rabbe bayramıdır.6-ve ertesi gün
erken kalktılar, ve yakılan takdimeleri arzettiler,
ve kavm yemek ve içmek için oturdular
ve oynamak için kalktılar.
7-ve rab musaya dedi
git aşagı in; çünkü mısır diyarından
çıkardığın kavmin bozuldu
8-onlara emrettiğim yoldan çabuk saptılar,
kendileri için dökme bir buzağı yaptılar,
ve ona secde kıldılar, ve ona kurban kestiler
ve dediler; ey israil seni mısır
diyarından çıkaran ilahların bunlardır........
.......20-ve yaptıkları buzağıyı aldı
ve ateşte yaktı ve toz oluncaya kadar ezdi
ve susyun yüzüne saçıp israiloğullarına içirdi.
21 ve musa haruna dedi. bu kavm sana ne yaptı ki,
üzerine büyük suç getirdin.
22- ve harun dedi: efendimin öfkesi alevlenmesin;
kavmi sen bilirsin kötülüğe amadedir.
23-çünkü bana dediler: bizim için
önümüzden gidecek ilah yap, çünkü musaya
mısır diyarından bizi çıkaran
bu adama ne oldu bilmiyoruz......
görüldüğü gibi tevrata göre buzağıyı
yapan harun. gaaaak ta tevrat söyleminde
birşeyler söylüyor,
****ismail hakkı izmirli
kuran-ı kerin ve Türkçe anlamı******
ta-ha suresi
-84musa onlar da benim ardım sıra geliyorlar.
ya rab.benden hoşnut olasın diye sana acele
ile geldim.dedi.
85-allah buyurdu: biz senden sonra kavmini mihnete
düşürdük.samiride onları yoldan çıkardı.
86-artık musa kavmine dargın ve yaptıklarından
kederli olarak döndü.........
87-onlar sana vaadimizden kendimize malik olarak caymadık.
fakat kıptilerin ziynetlerinden birtakım
ağırlıklar yüklenmiştik.işte onları günahtan kurtulmak
emeliyle ateşe attık. samiri de bizim gibi kendinde
olanları ateşe atmıştı.
88-samiri onlar için bir buzağı heykeli yaptı ki
onun böğürmesi vardı.samiri: -işte mabudunuz,
musanın da mabudu budur.musa onu unutup aramaya
gitmişti dediler
90- daha evvel harun onlara demişti:ey kavmim
siz buzağı ile mihnete düştünüz, buna tapmayın,
çünkü rabbiniz esirgeyen zattır, artık bana ittiba
edin emrime itaat eyleyin.
91 onlar, musa bize dönünceye kadar ona tapmakta
devam edip duracağız.
92,93-musa dedi. harun onların saptıklarını gördüğün
zaman dini müdafaa hsusunda izimi takip etmendem
seni men eden nedir? yoksa emrime mi karşı geldin?
94- harun dedi: ey anam oğlu, hiddetle saçımdan
sakalımdan tutma.bırakıp gitsem, onlar ile mukatele etsem
bana israiloğulları arasında tefrika çıkardın, bu bapta
söylediğim sözü gözetmedin, demenden korktum.
95- musa dedi: samiri bu mühim işi yapmada ne
maksadın vardı?
96-samiri dedi:ben önların görmediklerini gördüm,
resulun izinden bir avuç aldımda attım.böylece
nefsim onu bana hoş gösterdi
başka çeviri kuranlar ile aynı ayetlerle
devam edeceğim.
ayrıca
cebrail ile ilgili yanlış aktarma benden kaynaklanıyor
konunu devamında o konuda düzelecektir
öyle ise
buzağı öyküsünün orijinine gideceğiz
öykünün orijinide ne musa ne samiri var
öykünün montajlanması var
ne zaman
mö 300 gibi
hilkaya şeriat kitabı olarak
tesniyeyi israile vazeder
ne musa nede yaradılış vardır mö 600 de
ne de nuh
musa kıssası
sonradan eklenir
kıssada
bu eklemenin en güzel örneği harun
ve musa ilişkisidir
ve bu montajın bizzat
yöneticiler tarafından yapılmışlığı ortaya çıkar
tevrat putatapan harundan vazgeçemez
kuran ise
söylencelere yerleşmiş
bir harun mitini
iyice aklamaya çalışır
Samiri de tarihsel olarak
yanlış seçilmiş bir isimdir
mö ne 600 de
ne 300 de
samiri tanımı zaten yoktur
samiriye
son İsrail kırallığının
başkentidir
samiir diye bir tanımlama
çaldıran savaşında
ingiliz holihanlarından bahsetmek gibidir...
Putatapan
Andamay dır
onun kahini dir
tek tanrı vazeden
musa dır
musa
sepette konur
peki ya harun nasıl büyür
bunlar bilinmez
iki kardeş
biri israil içinde büyür
biri
firavun sarayında
kelime anlamı olarak
musa da harun da bugün samiri dir
tarihsel olarak ise
samiri diye biri
yada onun temsl ettiği bir inanç yoktur.
Harun ve
Musa
bu kıssayı anlamlşandırmak için yeterlidir...
:)
Buzağı kıssasının iki varyasyonu değil üç varyasyonu var
biri
tevrat
diğeri
taha
diğeri de araf
Bakın şu işe ki, Musa'nın yaşadığı zamanlarda Tutmosis diye bir Mısırlı prens varmış. Adam öldürüp kaçması dışında tek bir tanrıya inandığı da bilinen bir prens...
Musevi ve Hristiyan kaynaklarda, İsrailin "bize başka tanrılar da yap, Musa dağda yitti gitti herhalde" baskısıyla konuşan buzağıyı yapan sonra da "anaa, bakın ateşin içinden ne çıktı" ayağına yatan, Mısırdayken bir Apis (boğa) rahibi olan... (ınınının... gerilin biraz) Harun olarak bildirilir.
şimdide
****elmalılı m.hamdi yazır,
kuran-ı kerim ve Türkçe meali*******
83- "Ey Musa! Seni kavminden (ayırıp) daha çabuk (gelmeye) sevkeden nedir?" (dedik.)
84- Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın" dedi.
85- Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.
86- Hemen Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü (onlara şöyle)
dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad ile söz vermedi mi? Size bu süre mi çok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?"
87- Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."
88- Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.
89- Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.
90- And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.
91- Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."
92- (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"
93- "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"
94- Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.
95- (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
96- Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.
elimde buradakilerin dışında 3 adet daha
kuranın Türkçe meali var.aşağı yukarı burada
anlatılanlarla aynı.burada daha fazla yer işgal etmemek
için aktarmıyorum (aynı zamanda fazla zaman harcamamış
oluyorum çaktırmadan)
konuya dönüyorum,
buraya aktarılan her iki mealde de
85.ayette allah bizzat onları saptıranın harun değil
samiri olduğunu söylüyor.
ayrıca yine Allahın; 90.ayette musa kıssasını muhammede
aktarırken kullandığı ifade,
and olsun ki harun daha önce onlara "...............
........." demişti, şeklindedir
(yahu bu sayfa enine uzayıp gidiyor,
bu sayfayı okurken, masa tenisi izler gibiyim
kafam seri olarak bir o tarafa, bir
bu tarafa gidip geliyor....
çaresi!
kısa kısa yazalım olmaz mı)
gaaak diyorki araf suresinde
samiri niye yok
ve neden
musa
harun ve kendi için
af diliyor
niye samiri için dilemiyor
buraya bir ekleme yapıp sonra cevaplandırayım
ona bakarsan gaaak
bakara-51 ve 52'yi incelersen
orada da aynı olay için sadece
musa dan bahseder
orada ne harundan nede samiriden sözeder.
bir önceki yazında da tarihimi araştırıyoruz
dersen evet,
musanın af dilemesi için
tarihi araştırıyoruz
@
musa
40 günlüğe
serbal kayalıklarına giderken
kavmine dönüp
"kendisini burada beklemelerini ve bu süre
içinde uyanık kalmalarını, oruç tutmalarını,
iffet ve ibadet içinde kendisini
beklemelerini emretti.
musanın geri dönmesi gecikince
bekleyen binlerce insan endişe ve huzursuzluk
başladı.
"ya musa dönmezse, binlerce insan çölde açlıktan,
yada saldırılardan ölüme mi terkedileceklerdi,
oysa mısırdaki köle hayatı çöldeki hayattan
kat kat daha iyi gelmeye bile başlamıştı"
bu söylentilerin dışında moablı kızlar, (bu kızların
özellikleri ne idi daha araştırmadım) cazibeleri ile
erkeklere istediklerini yaptırıyorlardı.her gece
eski geleneklerindeki gibi kurbanlar kesilmeye ,
geri seviyeli varlıklara tapınmalar merasimleri düzenleniyor
daha sonra sofralar kuruluyor, moablı kadınların
cinsellik temaları eşliğinde çalgılar çalınıp,eğlenceler
düzenleniyor (hatırlarsanız taha-86 ayette musa geri döndüğünde
karşılaştığı manzara bu idi) yemekler yenilip içiliyordu.
(@:yukarıdaki anlatılanlar ile elohimle ilgili bana sorduğun kaynak aynıdır.
son üç peygamber
"bilinmeyen yönleri ve sırlarıyla
ergun candan- sınır ötesi yayınları)
araf taki af dileme ise;
bir ilaha tapma ve yeni bir din oluşturma
çabası içinde olan musa ile
onun haruna emanet bırakıp gittiği
kavmin adaptasyonundaki yetersizlikler
ve o kavmin yaptığı taşkınlıkların bağışlanması içindir.
bunların idaresinde yetersiz kalan musa ve harunun
bu durumda kendilerini kusurlu bulduklarından dolyı
musa harun ve kendisi içim af diliyor
araf a bi baksana cago
allahaşkına
bak aradan on yıl geçince kıssanın durumu ne olmuş?
geleli senin şu elçi meselesine
:)
cebraillle ilgili bişiler var amma
elçi olarak tercüme edilen kelimede değil
:)
oradaki elçi bizzat resüli olarak geçiyor arapçasında
cebrail ise
ruh
ruh ül emin
ruhullah
ruhul kuds
yada
vekiyla
yani vekil olarak geçior kuranda
yani burdaki kastedilen resul
hangi resul
musa mı
harun mu
:)
toz kelimesi arapöa geçiyormu?
cebrailin buradaki yeri
görmek eyleminde
ben onların görmedikerini gördüm
derken
gördüğünü kasdettiği cebrail mi? beki
ayeti tekrar ele alırsak
ayakizini bir avuca doldurmaktan sözediyor
eğer musa değil
buradaki vekil
harun ise
samiri
ben onun yolundan gittim
diyor zati
:) sevgiyle
Bu Sayfadaki kufurlu yazilar cogaldigi zaman,bu forumdaki arkadaslar lutfen eski temiz yazilari guncelleyip,kufurlerin arka sayfalara gitmesini saglasinlar.
Herseyi yoneticilerden beklemeyin, hur toplumlarda her kisi yoneticidir.