Size alışamadım! Gırgırcınız var, yadsıyıcınız var; aranızdan çıkıp gideyim bari! Kusura bakmayın! B
September 13 2000 at 11:03 PM
(no login) from IP address 212.252.1.184
Ben melamet neş’esiyle coştum harabat oldum
Ar ve namus şisesini taşa çaldım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim kend’özüme incelerim kendimi
Gah açarım birçok kitap ders okurum Hakk için
Gah içerim rakı-şarab dem çekerim ışk için
Ham sofular haram demiş bu ışkın badesine
Cennet-Cehennem kaygum yok kalenderim kime ne
Men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu
Sofular secde eder vecd ile gönüllerine
Ene medinetül ilim Ali Babuha
Kul laeseliküm aleyhi ecren illelmeveddet fiylkurba
Katledildim, ağulandım, kerbelada ser verdim
Dar’a çıktım, tenden geçtim; duyunçsuzdan bana ne
Bendesiyim Mürteza’nın Mustafa’nın aşkıyla
Pirim Hünkar Bekdaş Veli, yol bilmezden bana ne
İki göz burnu görmezse, kulak nükte sezmezse
Dil+dudak ikrar gütmezse Hak Kelamdan ona ne
İdris nebinin sırrıyım, Eyyub’un çilesiyim
İsa doğup göğe ağdım gerçek tümdür görene
Şu c’ismimi hiçe saydım, insanlığa kurban oldum
Hak yoluna canım koydum, Hak bilmezden bana ne
Ben İnsanın sırrıyım, insan da benim sırrım
Duyan duydu, bilen bildi; bu Ene’l Hak diyene
Sırrullahım enbiyaya, evliyaya talibim
Hem matlubum, hem talibim anlam birdir bilene
Süleyman’ın dili ile tüm mahlukla söyleştim
Topladım yedi anlamı canlar için birledim
Açarım gönül evini çağırırım canlara
Gelen gelir, ürken kaçar; ham ervahtan bana ne
Kalender Arif’im daldı anlamlar denizine
Saçtı Cem’e dürr-i gevher kim delerse kendine
B'nin ardında bir kasıt yok. GÖNLÜNÜZ DİLEDİĞİNİZ GİBİ OLSUN!
September 13 2000, 11:20 PM
Bişeyler daha yazılmıştı ama çıkmamış; B çıkmış.
Olsun! Hiç kasıt yok!
Yanlış anlamayın diye yazıyorum: Besmele B ile başlar.
Ali KerremAllahüVechehu dedi ki: "Ben ancak B'nin noktasıyım!"
Aşk olsun!
bir savunusu yok
bir iddası yok
bir amacı yok
elbet her kapının olduğu gibi buranın da bir iti var
bendeniz efendim
hörmetler
yazılar silinmez
site hiçbir ticari siyasi dini doktrine hizmet etmez
eh
herkesin derdi bir platformda tartışmak değil elbet
beğenmeyen olacaktır
kimilerine göre hala sizi bizi olacaktır
ama bir de saams ımız var
artık
bak ne güzel başlıklar açmış
şimdi o başlıklara bir sürü mesaj yazılacak
kendi gittiğini sansa bile
hem aramızda olacak
acaba o mu gittiği yanılsaması yaşayacak
yoksa biz mi hep burada olduğu
bizler aynı sıkıntıyı yaşadık
hatta fazlasını bile
küfür de yedik
hakarete uğradık
açık-kapalı tehditlere de maruz kaldık
kafir de olduk
bundan onceki turk.netin
din forumunda
sansürden bile nasibimizi aldık
burada bulunan dostlarla
o zamanlar birbirimize giriyorduk
kemik sesleri geliyordu klavyemizden
hırlaşmamız duyuluyordu speakerlardan
ama alıştık, kaynaştık
ve buradayız
orası benim ve gibilerin ilk göz ağrısıydı
oradan buraya gelen dostlara soruyorum
orası mı cennetti,
burada mı cennetteyiz
cevaplasınlar
sense hemen darılıp gidiyorsun
seni üzecek pek fazla yazıda göremedim
yoksa yapın gereği alınganmısın
daha dur hele seni yeni yeni
anlamaya tanımaya çalışıyorum
hemen darılma fırsat ver bize/lere
bak ne güzel bahsediyorsun
aşıktan, veyselden mevlanadan, nesimiden
anca anlıyorum dilinden
bizler devamlı yazmaya çalışıyoruz,
yoruluyoruz sen daha yorulmadan gidyorum diyorsun
oysa bir günün sanahında baktım ki hayretle
saams diye biri gecenin 03:28 den sabahın 08:30 kadar
üşenmemiş tam 5 saat boyunca her sayfaya yazılar yazmış
seviniştim o zaman
gelgelelim şimdi
hevesim kursağımdamı kalacak
ne denir senin yaptığına ha ne denir
sen söyle
bekliyorum
Gerçek Yolu Uludur, ancak onlar ayrıldılar, kaçarak patika yollara sapıp uzaklaşıp dağlara, çöllere, bataklıklara, dikenliklere, uçurumlara düştüler.
İnsanların güzel sözlerle, güzel davranışlarla örnekleşenleri bırakıp gittiler. Ve münkirler her zaman ve hep inkarcılık ettiler.
Bak nice hastalar ne olursa olsun diye yaşam sürerken, nice sağlıklı insan gibi insan hiç yoktan göçüp gittiler.
Dünyanın devranını gördüm ki, herşey değişken, ne üzüntüdür ve ne de sevinçtir kalıcılığıyla süren.
Dünya kendini isteyene ancak üzüntü ve sıkıntı verir.
Dünya kendini inkar edene de karamsarlık verir.
Nice egemenler, egemenlik köşklerini kurdular yeryüzüne, ancak ne kaldı geride egemenlik süren.
Dava güdenlerden de, davalarından da bir şey kalmadı, kargaşadan başka ne kaldı?
İnsanlar, dünya malıyla zenginliklere büyükbir hırsla ulaşmağa çalışıyorlar, kendi hayallerince mutluluk ve zevklerini yaşamak için, halbuki, oysa, zevkleri ve mutlulukları kederler ve üzüntülerle yoğrulmuştur.
Zenginliğin dünyaya da, dünyadan sonrasına da yararsızlığını gördüğüm gibi, inançsızlıktan sonra en büyük kötülüğün yoksulluk olduğunu da gördüm.
Sakının cehaletle kardeşlik olmuşla arkadaşlıktan, çünki nice hikmet sahibinin yok oluşuna, nice cahillerle kardeşlik gütmesi neden olmuştur.
Bir dosta verdiğim sözü inkar etmek içimden geçse bile, bırakmaz nefsime öz saygım, ve utancım vardır ki, beni bu uygunsuz işi yapmaktan alıkoyar.
Şahsın kişiliği, birlikte yürüdüğünün kişiliğiyle ölçülür.
Bir şeyin başka şeylerde aranması gibi.
Kalp kalple buluştuğunda, mutlaka biri diğerine yön verir. Yoksa buluşma olmaz.
Ve sevgi
Ve kardeşlik değişti
Ve doğruluk azaldı
Ve umut yok oldu
Ve zaman bizi öyle bir dosta teslim etti ki, zorluğu, çetinliği pekçok ve gönül hatırı hiç yok
UluTanrı’ya duyulan sevgi
Saf ve karşılıksızdır
Kötülükler ve çatışmalar üstüne kurulu sevginin sonu insanların kardeşliği olamaz
Birçoklarına vefakarca karşılıkta bulundum. Ne ki görmedim vefakarlığımın karşılığını
Sürdürürlerdi görünce beni, sevgilerini
Ve her ayrılmamızda ise kesintiye uğratırlardı.
Onlara gereksinmediğimde dost olurlar
Zorda kaldığım zaman da sanki düşman
İstemeden ayrıldığımda ardımdan konuşurlar
Ve ayrılmamdan dolayı beni fazlasıyla suçlandırırlar
Bırak, anma bana onları, vefasızdırlar
Sözleri seher yeli gibidir
İşlerinin ne yana döneceği hiç belli olmaz
Birdenbire kolayca kırıverirler kalbini
Ve çaba harcamadan yarasının iyileşmesini bekleyen kimse, yara üstüne yara açar da besbeter olur.
Aklını kullanamayanlar ortamında bir kimse, doğruyu söylese de önemsenmez söyledikleri ve hatta kötü söz etmiş gibi bile düşünülür.
İyi niyetle kötü niyeti ve ard niyeti ayırd edemeyenlerin ortamından ayrıl ki, ne tepişmeye ne ısırılmaya ve ne de pislenmeğe uğramayasın.
Serserí gezme ey díl yabanda, Her ne arar isen, sendedir sende
September 14 2000, 12:22 AM
Serserí gezme ey díl yabanda
Her ne arar isen, sendedir sende
Súrette gerçi bir kuru tensin
Maâní’de cansın Kasr-ı Beden’de
Eyâ! Sen sanma kim senden bu Güftãr-ı Dihãn söyler
Veyá terkîb olan unsur veya Lâhm-i Zebãn söyler
__________________________________________
Cemâlin Vasfın Ey Diber eğerçe Ten’de Can Söyler
Leb’in Esrárını Aşkın ve lâkin rãyegân söyler
Ki Nutkun Emr-i Hakk’tır, MenĀref Sırrın áyân söyler
Eyâ! Sen sanma kim, senden bu güftár-ı dehán söyler
Veyá terkîb olan unsur veyá lâhm-i Zebãn söyler
Yüzünden istifâ sırrın bilenler Ey Kaddi Bâlâ
Onlardır Mekteb-í İrfân içinde âlim-ü âlâ
Ne bilsün Ders-i Hüsnünden Senin Ferísí veya Mellâ
Seni ol sana bildirmek murádın kasd edüp Mevlâ
Anásırdan giyip bir don yüzünden terceman söyler
_______________________________
Hakîkât Cümle Eşyâdan Hùdâ herdem áyân söyler
Tut Kulağın Kamu Savt’e İşit, Sanma ki Nihân söyler
Ănâ álet olan diller Ene’lHakk’kı hemán söyler
Eyâ, Sen sanma kim senden bu güftãr-ı dehãn söyler
Veyâ terkîb olan unsur veyâ lâhm-i zebân söyler
Seni Ol Zãtine mir’át edüp tarfundurur eşyâ
Senin Nûrunla meclâ’dır meràyâ esfel-ü âlâ
Zuhúrun Mazhãr-ı Tam’dır, Vücûdun Nüsha-i Kübrã
Seni ol Sana Bildirmek Murãdın Kasd edüp Mevlã
Anasırdan giyip bir Don Yüzünden Tercemân söyler
_________________________________
"Ya İlahi, eğer ki sual etsen bana Yanıtım budur o anda hemen sana Ben bana zulm eyledim de ettim günah Neyledim, ne ettim Sana Ey Padişah Gelmeden dedin hakkımda kem deyu Doğmadan dedin asidir insan deyu
Sen ezelde beni asi yazasın
Doldurasın Aleme avazesin
Ben mi düzdüm beni, Sen düzdün beni
Pür ayıp içinde niçin getirdin Ey Gani
Gözüm açıp gördüğüm zindan içi
Nefs ü heva, pür dolu Şeytan içi
Habs içinde ölmeyeyim diye aç
Mısmıl u murdar, yedim ki birkaç
Nesne eksildi mi mülkünden Senin
Geçti mi Ya hükmüm Ya hükmünden Senin
Rızkını yeyip Seni aç mı kodum
Ya yeyip, öynünü muhtac mı kodum
Kıl gibi köprü gerersin geç deyu
Sen gel de tuzağımdan seç deyu
kıl gibi köprüden insan mı geçer
Ya düşer, ya dayanır ve yahut uçar
kulların köprü yaparlar hayr için
Hayr budur ki, geçenleri seyr için
Ta ki, temeli muhkem ola onun
Ki geçenler öğrene doğru yolun
Sen terazi korsun hevaset tartmağa
Kast edersin hem, beni oda atmağa
Terazi ona gerek ki, bakkal ola
Ya da bezirgan, tüccar veya attar ola
Çün, günahlar murdarların murdarıdır
Hazretinden yararlanmazlar kazancıdır
Sen gerek ki, lütf ile onu örtesin
Pes ne hacet, murdar açıp tartasın
Hem Sen gözle ki, ben hoş yanam
Umulmaz ki bu Senden, Ey Rabb-el Enam
Sen Basirsin çok iyi bilirsin halimi
Ne gerek ki tartasın işleğimi
Geçmedi mi intikamın öldürüp
Çürütüp gözüme toprak doldurup
Hiç Yunus'tan değdi mi Sana ziyan
Sen bilirsin aşikare vu nihan
Bir avuç toprağa bunca kıyl ü kaal
Neye gerek Ey Kerim ü ZülCelal
ayrılıktan dilim dilim bir yürek isterim
özlemin acısını söylemek isterim
kimse kaynağından uzak kalan,
odur kavuşma gününü arayan
ben her toplantıda ağlar oldum
iyilerle kötülerle yakınlık kurar oldum
her kişi kanısınca bana dost oldu
oysa içimin gizini arayan olmadı
gizim çığlığımdan uzak değildir
ancak o ışık göz ve kulak değildir
gövde candan can gövdeden gizli değil
oysa canı görmede kimse yetkili değil
"mevlana"
haydi bakalım bu öyle bir defa okumayla anlaşılmaz
enaz iki kere okunmalı
not:perdeci Muhsin Ertuğrulun lakabıdır. Darülbedai dergisinde bu isimle makaleler yazmıştır. Perde çekmişmidir bilmem, sen hayali de bari de Muhsin beye ayıp olmasın..........