alternatiFORUM | duyurular | ateizm VE dinler | ağaç ev | bilim | cinsel yaşam | felsefe | kitap | mizah | politika | sanat | spor | tarih | yaşam | tavanarası | TÜRÜK YURT

alternatiforum DiNLER FORUMU ARŞİV 3

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!

 


  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  

Mezhebler hakkinda

November 23 2000 at 3:02 PM
xy  (no login)

 
Slm,
Ben hanefi mezhebinindenim.
Musluman olan yabanci arkadasim hicbir meshebden degil,
4 mezhebe gore neler kafasina uygun geliyorsa onu yapiyor.
Bu ne kadar uygun bir hareket onu ogrenmek istiyorum?
Veya mezheblere bagli olmak ne derecede onemli?

Bu konu hakkinda bilgisi olan varsa, paylasirsa sevinirim.

Selamlarimla

 
 Respond to this message   
AuthorReply
cagasan
(no login)

güzel bir konu

November 23 2000, 11:10 PM 

burada önceliği sevgili paksuya bırakalım.
onun bu konuda derin düşünceleri ve
çalışmaları olduğuna inanıyorum.
daha sonrada dilimizin döndüğünce iki laf da ederiz.

sevgiler


 
 
NeyzenKemal
(no login)

Bence PAKSUnun tanıklığı güvenilir değildir, bunu belli etti 42:23'de

November 23 2000, 11:29 PM 

Mezheb, Hizb, Zehab
Demek ki mezheb kavramının temelinde, hizb, ayrılık var
Zehab: kavramının içinde bildiğini ve uyguladığını ve kananatini ve inancını doğru saymak var

Mezhebler çoook sonra çıkmıştır ve kalıplaşmıştır, İlmüHaller Mezheblere Kur'an-ı Hakime göre bir tür katılık sağlamıştır.

 
 
xy
(no login)

cevap istiyorum...

November 24 2000, 1:11 PM 

Kim biliyorsa cevaplasin artik lutfen!

Bir soru daha mehdi konusunda, Veya Isa a.s.'min yeryuzune gelecegi hakkinda.
Ne zaman gelecek ve o oldugunu nerden bilecegiz.
Dun tv de gordum Hasan Mezarciyi, ve halen ne dusunmem gerektigini bilmiyorum.
Siz biliyorsaniz yazin Allah askina ya...

selamlarimla

 
 
esrari
(no login)

xy

November 24 2000, 5:16 PM 

bugünkü sabah'tan:


Kardeşinin mesih olduğunu savunan Adnan Ağca ise Vatikan'ın da kendilerini yalanlamadığını belirterek "Fatima'nın 4 sırrı isimli bir kitap var. Merak eden bu kitabı okur. Kimin mesih kimin yalancı olduğunu anlar. Kitaba göre mesihin bir Türk olduğu doğrudur" diye konuştu.


Hasan Mezarcı'nın sahtekar olduğunu söyleyen Ağca, şöyle dedi: "Mesihlik Atatürk düşmanlarına mı kaldı? Bu ülkeyi bölmek isteyen çakallara mı kaldı? Vatikan bile benim kardeşimin mesih olduğunu yalanlamıyor. Ben de doğruluyorum. Kardeşim yüzde 100 mesihtir. Mesihliği Hasan Mezarcı gibi çakallara da, kimseye de kaptırmayız."



 
 
Anonymous
(no login)

Islämda mezhep yoktur,Mezhepler ayriliktir.

November 24 2000, 7:35 PM 

Mezhepleri soran kardese sesleniyorum.

Allah diyorki ayetinde her AD (isim )bir dindir.

Kimdir bunlar?

Ehli sünnetler
Ehli olmayan sünnetler
Hahefi mezhebi
Safii
Maliki
Hambeli
Sii
Alevi
Sunni
Hariciler
Muteziler
Murcie
Kaderiye
Ibahiye
Mücessime
Cebriyye
Vehhabilik
Süleymanci
Nurcu
Ve daha yüzlercesi

Hz.Muhammet demistirki tefrikaya düsmeyiniz.Ama müslümanlar tefrikaya düsmekte cok acele etmislerdir.
Ve Hz.Muhammet demistirki,Araplar arasinda bir fitne cikacak ,bu fitne bütün ümmete yayilacaktir,bu fitnede ölenlerin hepsi cehennemliktir.

Hz.Muhammet demistirki benim kurdugum düzen ben öldükten sonra ancak 30 yil sürecektir.Tam 30 yil doldurdugunda düzeni cidden iktidardakiler kendi bildikleri yöne cevirmislerdir.
Mezhepler Isläma bölücülügü sokmuslardir.Oluk gibi Müslüman kani akitmislardir.
Hiristiyanliktada ayni olaylar yasanmistir.1572 deDokuzuncu sarl ve kiralice Katerin in emriyle Paris civarinda 60,000 protestan katledilmistir.30 yil savaslari hiristiyanliktaki mezheplerden kaynaklanmaktadir.
Fatihin Istanbulu nisbeten kolay almasinin nedeni katolik ortadoks cekismesindendir.

Müslümanlar arasinda bu mezhepler ayriligi yüzünden milyonlarca insan telef olmus ve olmaya devam etmektedir.
Iran ve Irak savasi bir mezhep savasidir.8 yil sürmüstür.
Osmanlidada yalniz Yavuz Sultan Selimin dogu seferinde ,yalniz dogu Anadoluda 60.000 Alevi Türkmen öldürü´lmüstür.Arta kalan olaylarda ölenleri siz tahmin edin artik.

Ve mezheplerin nekadar HAK olduguna siz karar verin.

Ergenekon
Kalin saglicakla

 
 
keshfialem
(Login keshfialem)

İslam`da Mesih ve Mehdi inancı

November 25 2000, 3:37 PM 


MESİH:
Kuranı kerimde mesih kelimesi ister tek başına ister sıfat olarak kullanılsın hiç bir zaman yahudi ve hristiyanların bu kelimeye yukledikleri "beklenen kurtarıcı" anlamı verilmemiştir. Kurandaki butun kullanımlarıda mesih meryem oğlu isa anlamındadır. Ehli kitapta olduğu şekliyle bir mesih bekleme daha çok hadıslere( rivayet edilen haberlere )dayandırılmaktadır . Halbuki bu hadis ( haberleri) sunnettullah ile açıklamak zordur.Bilinen anlamıyla mesih inancı islam geleneğine yahudilikten ve de hristiyanlıktan geçme bir inanıştır..Kısacası Mesihin
(Meryem oğlu İsanın)öldukten sonra tekrar dunyaya geleceğiyle ilgili haberler Kuran`da yer almayan ama hadislerde kiyamet alemetlerinde geçen bir konudur ki iman etmemiz zorunlu olan bir konunun Kuran`da
yer alması gerekmektedir.Kuran`da almayan bir konu kesinlikle iman esası olamaz.Hadislerle ; Kuran`da belirtilmeyen bir iman akidesi oluşturulamaz.

MEHDİ:
Mehdilik ise ; sözluk anlamı hidayet edilmiştir. Yani Mehdi ; doğru yolda olan her önder, her lider, her yöneticidir.Bu konuda mesih inancı gibi sadece hadislerde geçer.Hadislerde geçtiği tanımıyla el-Mehdi inancı ise ; peygamberliğin sona ermesinden sonra bir ortaya çıkacak ve dünyada islamı yaymak için çaba gösterip insanlar arasında barış ve adaleti sağlayacak ve belkide kendisinin vaadedilen Mehdi olduğunu farkına varmayacak ölumunden sonra başardığı büyük işler ve dini ihya yolundaki çabalarından
dolayı bu isim kendisine verilecek olan bir önder.Mehdilik kavramının geçtiği tüm kaynaklarda bile Mehdinin Allah tarafından görevle dunyaya geleceği yolunda hiç bir iddia da bulunulmamıştır
Mehdi ile ilgili hadisler incelendiğinde aralarında bir hayli tutarsızlık,çelişki ve farklı ifadelerin bulunduğu göze çarpar.Ayrıca islam tarihinde Mehdi konusu siyasi mücadelelerde taraftarlarının kendilerine göre hadisler uydurdukları bir konudur.
Bütün dinlerde "bir kurtarıcı"fikrinin bulunduğuda bir gerçektir.Pasif toplumların kurtuluşlarını "beklenen bir önderde " görmeleri olayı sadece islam toplumuna has bir özellik değildir
Bir gun islamiyetin bütün dünyanın düşünce sistem odaklarına , medeniyet ve kültürüne egemen olacağı yolundaki umutların bir "mükemmel önder" le olacağı yolundaki beklentiler, müslümanları olumsuz etkileyen ve onları pasifize eden bir düşünce olup aslında pekte ciddiye alınmaması gereken bir konudur
Sonuc olarak yukarıdada söylediğim gibi ; iman etmemiz zorunlu olan bir konunun Kuran`da yer alması gerekmektedir.Kuran`da yer almayan bir konu kesinlikle iman esası olamaz.Hadislerle ; Kuran`da belirtilmeyen bir iman akidesi oluşturulamaz.

Selam ile....

 
 
brek
(no login)

mezhepler

November 25 2000, 8:00 PM 

mezhepler bir toplama ve dağıtma yapmışlardır
kimi insanlara faydası vardır onlar böyle olduğunu düşünürler kimi insanlar ise tüm peygamberi uygalamaları hayatında bulundurmak ister

zaten mezhepler bunu ayırırlar kimi mezhep bir hadisi başka yorumlar öyle alır kimi mezhepte konu hakkında peygamberi iki uygulamadan birini seçer onu alır
sonuçta ayetler ve hadisler ile birlikte ictihat etmişlerdir
zamanla kimi uydurma haisler türemiştir
hadisler uydurulabilir ama mezhebi ictihatlar değiştirilemez
bunun yanında hiç değiştirilme yapılması sözkonusu olmayan ve senetleriyle sahih olan çok kaynak hadis kitabı vardır
bu kitapların yazarları çok bilgili ve yalan karıştırmam korkusu taşıyan alimlerdir
bu kaynak kitaplarda aradığını bulabilen ve uygulamalar konusunda zorlanmayan insanlar için illaki mezhebe gerek yoktur

mezhebli olmak yada olmamak arasında bir imani fark yoktur mezhebi olnayan sahih kaynaklardan yararlanarak yaşıyordur mezhebi olan ise biraz daha kolayından alimlerin görüşlerine göre ve dayandıkları hadislere ve uygulamalara göre hareket ederler


 
 
NeyzenKemal
(no login)

Brek doğruları yazmış. Ama Mezheblerin zamanla Din'leştiğini de görüyoruz.

November 25 2000, 10:57 PM 

Mesih Şam'a inmeliymiş, Ağca İtalya'ya, Mezarcı Almanya'ya indi. Biz Şam'a inecek Mesih'e dikkat edelim

 
 
esrari
(no login)

bir alıntı.

November 26 2000, 12:19 PM 

" Mezarcı neyi simgeliyor?

Bir çok alanda ağır faturaları olduğunu biliyoruz 28 Şubat sürecinin: Binlerce genç kızın eğitim hakkını elinden aldı; koyu bir İmam Hatip düşmanlığıyla yüzbinlerce meslek lisesi mezununun hayatını kararttı... Görevine son verdiği öğretmenler, tedirgin ettiği memurların sayısı herhalde binlerle ifade edilebilir... Akın Birdal'ın "28 Şubat kurbanı" olduğunu biliyoruz; kimbilir kaç siyasi cinayet sürecin mezesiydi...

Aklımıza gelen-gelmeyen "28 Şubat mağdurları" listesine yeni bir ismi daha katmamız gerekiyor: Hasan Mezarcı... Tepeden tırnağa altın renkli kıyafeti, sarıya boyattığı uzun saçları, kulağındaki küpesi ve "Ben Hz. İsa'yım" iddiasıyla, eski milletvekilinin dengesinin bir hayli bozulduğu hemen belli oluyor... Yazık, çok yazık...

Hasan Mezarcı siyasete tepeden inme girmişti. Saplantıları olduğu Meclis'te görev yaptığı sırada da kendini belli ediyordu. Uyum arayışı içerisinde biri değildi; aklına esen, kendisinin doğru olduğuna inandığı özel gündemi izledi her zaman. Mensubu olarak Meclis'e girdiği parti içerisinde 'yalnız adam' görüntüsündeydi. Onunki gibi huzursuz ruhlar siyasete hep yakın dururlar. Yatıştırılamayan yüksek heyecanları, onları, bir süre sonra köşesine çekilmeye zorlar; o tipler için bir kaç yıl kamuoyunun gözü önünde olmak bir tür sâkinleştirici yerine geçer...

28 Şubat'ın asli fâilleri sorumlusu oldukları dönemi tartışmaktan kaçınıyorlar. 'Andıç' belgesinin altında onayı bulunan (E) Org. Çevik Bir, önceki gün katıldığı bir Rotary toplantısında, altına imza attığı metin hakkındaki sorulara "Bizim konuşacak daha önemli konularımız var" kaçamak cevabını vermeyi tercih etti. Oysa, şu sırada en fazla o bir kaç yılı konuşmaya ihtiyacımız var. Toplumu geren politikaların soygun düzenine fon müziği teşkil ettiğini biliyoruz; dönemin mâlî portesi milyarlarca dolarla ifade edilebilir ancak... Daha önemlisi ise, sürecin, toplumu tam ortasından çatlatmaya yol açması ve sürecin mağdurlarının ruhunda açtığı rahnelerdir...

O dönemin simge isimlerinden biri olan Hasan Mezarcı'yı bugünkü durumuna sürükleyen ruhsal serüveni çözümleyecek ipuçlarına sahibiz. Herşeyin, ne kadar aykırı ve mantıksız olsa da savunulabileceği genişlikte bir özgürlük ortamında, ruhunda fırtınalar kopan birinin normali zorlaması elbette dikkat çekerdi. Biz ne yaptık? Daha ihtimamla muamele edilmesi gereken fırtınalı bir ruhu, Meclis'ten zorla kopardık, mahkemelerde süründürdük, cezaevlerini meslek edindirdik... Her toplumda olduğu gibi bizde de, bu tür mağduriyetler, mağdura sempati beslenmesine, etrafında taraftar kitlesi toplanmasına sebep olur. Bugünkü haline bakınca, Hasan Mezarcı'nın, her şeyden fazla, ruhuna sükunet verecek dingin bir ortama ihtiyacı bulunduğu anlaşılıyor...

Karşımıza çarpıcı görüntüsüyle çıkan bu yeni olayı yeterince sağlıklı bir değerlendirmeye tâbi tutabiliyor muyuz peki? Nerde? Huzura muhtaç, sıkıntılarını yalnız yaşaması gereken birini, kameralar ve mikrofonlarla bütün evlere taşıyoruz. Aklı başındayken kulak vermediğimiz, 'aykırı' bulduğumuz görüşlerini, şimdi aykırının en aykırısı haline dönüştüğü halde, artık kitlelere yansıtmakta bir mahzur görülmediği belli. "Biz zaten böyle olduğunu biliyorduk" haklı çıkma çabası bu... Bugünkü halinin sorumlusu olanlar, şimdi de, onu altın renkli kaftana büründüren süreci mâzur göstermenin gerekçesi olarak 'yeni' Hasan Mezarcı'ya sarılıyorlar...

Binlerce mağduru olan bir sürecin pek çok sorunlara yol açtığı ortada. Şu sıralarda Ramazan Öztürk'ün kaleminden öykülerini okuduğunuz Batman'lı kızları intihara sürükleyen de ülkedeki olağanüstü şartlar. Düdüklü tencere patlamış gibi toplumun her yanında daha önce duyulmamış türde anormallikler kendini dışarı vuruyor. Ancak, Hasan Mezarcı olayı, 28 Şubat'ın en çarpıcı tablosu olarak uzun bir süre gözlerimizin önünden silinmeyecek...

Onu ekranlarına taşıyanlar farkında değiller; 'yeni Mezarcı' 28 Şubat etkisindeki Türkiye'nin insanı zıvanadan çıkartan özelliğinin simgesi âdeta..."

Fehmi Koru'dan.


 
 
Dilemma
(no login)

Hasan Mezarci

November 26 2000, 4:28 PM 

Zindanda pek de rahat birakilmadigi belli.. Anlasilan kgb bizim hapishanelerimiz yaninda solda sifir. Hasan mezarci`ya iskence yapilmis. Bu her halinden belli...




 
 
Aydın İnanç
(no login)

Taraftarları savunmakta sadık Dilemma Mezarcıyı da nasıl savunuyor.

November 26 2000, 7:12 PM 

Hasan Mezarcı,
Emekli Milletvekili sayılıyor, Türkiye Cumhuriyeti Mezarcıya maaş bile ödüyor.
Dilemma diyor ki, mutlaka hapiste işkence yapılmıştır, durumundan bu belli oluyor!
Sağlığı yerinde, saçı başı, eli yüzü, giysisi uygun
Bir iki acaiblik de yok değil,
Ben İsa'yım diyor kendisine Hasan Mezarcı diyorlar.
Kiliselerdeki suretlerimi değiştirin diyor, yapmıyorlar.
Şam'a inmesi gerekiyormuş, Almanya'ya inmiş, bunu da kendisine yanlış koordinatlarla inişe geçirtenlere sormak gerekir. Gerçi, Şam'a inse daha iyi olurdu, çünkü OrtaDoğu peygamberlere daha çok muhtac ve Kitaplarda da Mesih'in Kıyamet öncesi Şam'a ineceği söyleniyordu. Mezarcı da Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam Dinini birleştireceğini söylediğine göre, o yöredeki savaşlar da hep din kökenli olduğundan, artık yanlışlıkla Almanya'ya inmiş olduğu halde, bunun pek zararı yok diyelim, ilk uçakla mutlaka Şam'a inmelidir.

Ah bunu kendisine bir ileten olsa, gazeteciler de söylemiyor, Ama bilinmez, belki de özel buyruk bekliyordur. Zaten durumu biliyordur değil mi?

 
 
Dilemma
(no login)

haklisin kuzen,

November 26 2000, 8:36 PM 

iskence gören herkesi savunurum! Suclu bile olsalar. Iskence görenlerin arkasindayim. Bunlara komunisti, h pkk`lisi, sosyalisti, fasisti dahil...

Iskence görmüs birini tanidim. O, mehdiligini ilan etmedi ama iskence her kurbaninda farkli bir iz birakiyor. Mezarci`ya iskence yapilmis... Tenindeki yaralar kapanmis evet. Ama dikkat et bak, ruhu hala kaniyor...

Peki ya kuzen.....

Sen kimin tarafindasin?

 
 
xy
(no login)

Paksu

November 27 2000, 1:20 PM 

Paksunun da dusuncelerini bekliyorum.

Selamlarimla

 
 

Bilg
(Login paksu)

Neydi Ne Oldu

November 27 2000, 2:19 PM 

Atatürk düşmanı olmak için bu ülkede zaten deli olmak lazım. Bu adamda Atatürk düşmanlığının bayraktarlığını yapan ahlaksız bir zibididen başka bir şey değildi ki bir zamanlar.

Eğer yaptılarsa işkence biraz daha hızlı gelişmesini sağlamış deliliğinin o kadar....

Dilemma kardeş ne zamana kadar savunursun işkence görenleri...

Senin görüşlerin işkence yapar hale gelinceye kadar olmasın.....

İnsana zulum yapmayı ençok dindar gözükenler sever de...

 
 
gak
(no login)

28 şubat önemlidir

November 27 2000, 2:27 PM 

BU nedenle dostlardan biri
buna dikket çekmiş


28 şubat
sivilin
Askere boyun eğişidir
ve
çalışanların ücretlerinin enflasyon oranı altında yükseltilerek
emeğin ucuzlayıp
adı islami,batıcı,şu cu bucu herne ise
sermayenin birikiminin hızlanmasına
neden olmuştur...

Sermaye bağımlı olduğundan
asıl birikim
elbette başka yerde olmaktadır

hem musluk biraz daha açılmıştır
hem siyasi istikrarsızlık pohpohlanmıştır

28 Şubatın dayatmacıları
tek başına değildir
bir de
bu dayatmaya boyun eğenler vardır

Bu boyun eğme
tarihimizde kimlerin ve hangi siyasi düşüncelerin demokrasi istemekte
samimi olmadıkları anlaşılmıştır

geriye şu kalıyor:

KİMDİR BU 28 Şubat kararlarının altında İMZASI OLANLAR

28 Şubata karşı gibi görünüp rantıyla cebini dolduran çevrelerin ekmeğine yağ sürenler bunlardır.

Haktan hukuktan
eşitlikten
gelir dağılımıdan
türkiyenin gündemini
laik laik olmayan eksenine çeken
bunlardır

Allah inancını türbana indirgeyen
bunlardır

kıyafet özgürlüğünü engelleyen bunlardır

Hizip ve fitne budur
ve türkiyenin gerçeğinde
iki mezhep vardır:
Müslümanlar ve laikler.

vatan onlara minnettardır


sevgiyle

 
 

Bilg
(Login paksu)

Sonuna Kadar

November 27 2000, 6:25 PM 

Haklısın da gak kardiş sonunda haksızsın.

Türkiyenin iki mezhebi değil iki dini vardır.

Müslümanlık ve Laiklik.

İkiside sırayla dinin ırzına geçmeye çalışırlar.

Şimdi sıra müslümanlarda.

 
 
Dilemma
(no login)

yuh!

November 27 2000, 8:54 PM 

"İnsana zulum yapmayı ençok dindar gözükenler sever de..."

Özde müslüman olmadigimi nerden biliyorsun merak ettim aziz dostum...

gecelim...

Bizim disimizda hicbir millet, Avrupalilar dahil aydinligi bir fikir ve aksiyon adamina baglayarak tarif etmez. Cesitli mizac ve kabiliyetteki bütün türk yazarlarin altina sigindigi bir bayrak bu atatürkcülük. O kadar ileriye götürüyor ki , Türk aydini Atatürkcü olmalidir temennisi, yerini her türk atatürkcü olmalidir despotluguna birakmis durumda.
..

Simdi bu durumda demokrat olan, aydin olan, modern olan, cagdas olan atatürkcüler.. Atatürkcü olmayanlar kimler? Görünürde kimse yok! Kim Atatürkcü degilim diyebilir ki? Derse mezarci gibi deli damgasi vurulur, hapishanelerde cürütülür, iskence yapilir.. Hop hop tabi iskenceyi müslümanlar yapardi dimi!

Birgün Mezarci`yi savunmak zorunda kalacagim hic aklima gelmezdi.

Bundan bir iki sene evvel, Nürnberger zeitung`da bir ilan dikkatimi cekmisti. Almanya`da faaliyet gösteren insan haklari derneklerinden biri gazeteye ilan vermis. Milli bayramlardan birinde anitkabiri ziyarete giden basbakan ve bakanlarda olusan bir gurubun önüne cikip, elindeki Kur-an`i kaldirarak "buna tapin!" diye bagiran bir türk vatandasinin(ismini simdi hatirliyamayacagim), Türk zindanlarinda elektirikli sandalye dahil en vahsi iskencelere tabi tutuldugu tarafimizdan tespit edilmistir. Asagida verdigimiz adrese durumu protesto eden birer imzali
mektup gönderiniz...

Ilani türkceye cevirerek universitedeki duvar gazetesine asmistim...Ertesi gün altina bir alman tarafindan bir not düsülmüstü... "Avrupa`li Türkiye... Avrupa birligine alinacaksiniz. Sizden iskenceyi ögrenecegiz, sizin üstünüzde uygulayarak!"

Sevgili Bilg Türkiye`deki müslümanlarda itisaf kompleksi var artik. Hani su boyuna tekmelenen köpegin ürkekligi, isteksizligi, insandan kacisi. Haklari gasbedilen onlar, sindirilen, hor görülen, tepelenen onlar.. Kimin fikri, kime zulm ediyor? Kör olmalisiniz!
Mezarci`nin muvazenesini alt üst eden kursunlar, akl-i selim müslümanlarin avizelerini de parcalamis olabilir haklisiniz. Ama bunun suclusu kim? Karisiklik magara adamlari icin tam bir kültür ortamidir tabi. Hindi besler gibi kinleri palazlandiran madrabazlara gün dogdu böylece...

Ama müslümanlar degil onlar... Basörtüsü düsmanligi yapanlari iste bu madrabazlar arasinda bulabilirsiniz. Avrupa`li görünebilme namina kendi insanini karala! Pesss!

Özgürlükten bahseden, Özgürlük ugruna küfürlü mesajlari dahi silmeyen siz sayin form editörlerinin basörtüsü konudundaki bu dar kafaliliklarini hafsalam almiyor. Niye efendim 70 li yillarda yokmus da simdi cikmis bu dava.. O yillarda egitim bu kadar yayginmiydi sorusunu kimse sormuyor. Kendi mukaddesatindan taviz vermeden cocugunu egitmek isteyen tasrali insanin karsisina iki secenek sunuluyor; ya evladini cahil birakacaksin, ya da inanclarini bir kenara birakacaksin. Sonuc malum... Binlerle ifade edilen bir yigin okul kapilaridan geri gönderiliyor.

Insanlar gercegi görmesin diye önlerine oyuncak sunulur...Mezarci gibi...

Epiktet elinde olmayan seylere üzülme demis.. Üzülmemek eldemi?

 
 
PAKSU
(no login)

MEZHEBLER

November 28 2000, 1:03 AM 


Mezhebler konusu yüzyıllardır İslam toplumunda yanlış algılanmış ve bu yanlış algılama üzerine bina edilen tutum ve davranışlarla yine bu toplumu oluşturan insanlar arasında bilinçsizce derin uçurumlar açılmasına sebep olmuş . Hatta işin sonu kavga ve nizalara kadar varabilmiş.
Nedir işin aslı diye düşünülmeden atılan bilinçsizce adımlar sonucunda dinin bağlıları olan insanlar arasında kolay kolay silinemeyecek düşmanlık tohumları atılmış.
Yazık.

Allah'ın indirdiği vahyi tamamlayacağı gibi yanlış bir düşünce ile mezheblere yaklaşılmış.
Bu yaklaşımın Allah’ın dini ile ne kadar bağdaştığı veya bağdaşmadığı hiç düşünülmemiş.
Yüce Allah Kitabı keriminde dini kemale erdirdiğini Maide suresinin üçüncü ayetinde beyinleri kazırcasına belirtirken; artık ona eksiklik izafe etmenin ve onda fazlalık görmenin şirk olacağı hiç akla getirilmeden uygulamalar yapılmıştır.


Bu tip davranışlar sonucunda zaman içersinde mezhepler dinin yerini almış ve olay başlı başına bir cinayet haline gelmiştir.

Oysa
Mezheb: Z-H-B kökünden gelen bir kelime.
Gidilen yol demek.
Olayı biraz daha genişletirsek; tarz, tavır, tutum ve daha ziyade yorum ve görüş.
Güncel kullanım olarak ekol, mektep.
Ama asla din değil.
Ekol ve mektebin sahipleri o konudaki yorumları kim getirmişse onlar.
Yani bir başka ifade ile mezheb imamları.

Bildiğimiz kadarı ile bir konu hakkında yapmış oldukları yorumları şartlar değişince onlarda değiştirmişler.
"En doğru benim dediğimdir" iddiasında bulunmamışlar.
"Benim söylediklerim mutlak hakdır" dememişler.
Kendilerinin de bir insan olduğunu hataları ve günahları olduğunu kabullenip masumiyet iddiasında olmadan yanılabileceklerini kabullenmişler.

Allah rahmet etsin deriz.

Hak mezheb olma iddiasında mezheb imamları bulunmamışken kraldan çok kralcılar hak mezheb kavramını oluşturmuşlar.
Tarihe baktığımızda Resulün vefatından- tarih bazında kısa sayılabilecek bir dönem yüz , yüzelli yıl gibi bir zaman- bir süre sonra yüzü aşkın mezhebin varlığına şahid oluruz.
Bugün meşhurlaşmış ve hak mezheb olduğu söylenen mezheblerin imamlarının hocalarının da mezhebleri olduğu ve bu mezheblerin bugün meşhur olmadığı söz konusudur.
Şimdi onlara da batıl mı diyeceğiz?
Onlara batıl dersek bugünkü meşhur mezhebler batılın daniskası olur.
Mezhebleri , yani yorumları kutsallaştırırsak yeni yorumlar geliştiremeyiz.
İçtihat kapısı diye bir kapı icad eder ve onu kapatırız.
Kutsallaştırılan bu yorumlar da din haline getirilir.
Her inanır kendi beğendiği bir yorumu alır yada eğer yorumlayabiliyorsa kendi yorumunu kendi yapar.
Farklı farklı konularda farklı mezheblerin yorumlarını kabul etmek mümkündür.
Kişi bakar en uygun gördüğünü seçer. Böylece bir senteze ulaşabilir.
Bu da o kişinin mezhebi olur.
Bütün mezhebleri reddetmekte bir mezhebdir.
Bütün mesele mezheb sahibi olabilmekte.
Yani düşünüp , kafa patlatıp, akledip yorumlayabilmekte.
Ramazanınız mubarek ve hayırlara vesile olsun.
Selam ile.

 
 
xy
(no login)

Untitled

November 28 2000, 5:36 PM 

Belkide ben kolay olan yolu tercih ediyorumdur.
Mezheblerde muslumanlarin nasil bir takim gorevleri yapacaklari aciklanmistir ve daha bir cok seyler.
Bu aciklamari yapanlar buyuk alimlerdir ve zatlarin
bilgilerine saygi gostererek aydinlatiklari yol uzerinden gideriz.
Ben kendi basima oturup kurani kerim uzerinde yorum yapamam, cunku o insanlardaki ilim bende yok.
Bu yuzden mesheblerin ne kadarda ayrimci olduklarini soylerlerse soylesinler birlestigi yol aynidir.

Sizlerinde Mubarek Ramazan ayi hayirli olsun.

selamlarimla

 
 
 
< Previous Page 1 2 3 Next >
  Respond to this message   
  << Previous Topic | Next Topic >>Foruma Geri Dön  
Create your own forum at Network54
 Copyright © 1999-2014 Network54. All rights reserved.   Terms of Use   Privacy Statement  

TÜRÜK YURT | kuruluş | kurallar | arşiv 1 | arşiv 2 | arşiv 3 | alternatif TEFSİR | alternatif MEALLER | linkler | e-posta

Copyleft © Temmuz 2000 - 2012

rss