fatiha yı buraya yazmayayım
allaha hamd
yani övgü ile başlıyor
ve allahtan
onu yolundan sapmamak için yardım dileniyor
kim yapıyor bunu
fatihayı okuyan
birinin ruhuna bunu okumak demek
ne demek
o ruh
bunu okuyamıyor mu
yada yaşayanlar birinin ruhuna okuyunca okunanın hanesine mi yazılıyor
yazılıyor ise ne yazılıyor
hayattayken okuyanlara yazılan birşey var mı ki?
din ulemasının duyar gibiyim:
Ruhuna el faaa'tiha
herkes ellerini açıp duayı okuyor
sonra yüzünü sıvazlıyor
niye
dua
giderken ele kısmen bulaşıyor da ziyan olmasın diye mi
yüze sürülüyor
yada belki kabul edilmemee ihtimaline karşı
geri mi alıınıyor?
bir de
mezar başında
anma yada gömme törenlerinde karşımıza çıkıyor bu...
herkes mezarın başında çember oluyor
ellerini açıyor
dua ve
ardından fatiha
iyi ama hani ya kıble
neden mezara dönülüyor
bir an önce ruha ulaşsın diye mi
allahı anarken
kıbleye neden dönülmüyor
ayet okukurken
dua edilirken
neden?
kıble namazdan namaza mı geçerli..
yoksa el fatihalar oradan dönüp gelirken yolda yorulur diye kestirmeden
doğrudan ruha mı üfleniyor.
Türbe önlerinde el açıp dua edenler de
aynı
kestirme yolu kullanıyorlar...
İnsanın bir amel defterinden sözediliyor
şimdi bu el fatiha
oraya mı gidiyor?
tanrının adıyla
övgü ana ki o alemlerin tanrısıdır
esirger
ve bağışlar
din gününün sahibidir
yanlız sana kulluk eder yanlız senden yardım dileriz
eriştir bizi doğru yola
o nimet verdiklerinin yoluna
gadaba uğrayanların, sapıatanların değil
amin
Ölenin ruhu "içün" Kur'an okumak ? Hadi canım sen de.
December 16 2000, 8:35 PM
Ölenin ruhu "içün" Kur'an okuma garabeti konusunda
Sevgili gak güzel güzel akıl yürütüyor.
Ve ince ince alay ediyor.
Balıkçı dostumuz ise
kaba kaba yükleniyor İslam kalesine,
şut üstüne şut çekiyor.
Vay anasını sayın seyirciler,
gol oluyor.
Ama güzeller güzeli dostlar!
Siz Allah'ın indirdiği dine değil,
bazı insanların uydurduğu dine şut çektiğinizin
ayırdında mısınız?
Bunu saklamayacak kadar da dürüst müsünüz?
'İnsan için kendi çalışmasından başkası yok.
Ve onun karşılığını da yakında görecek.'
Ve denir ki:
"Allah'ın Elçisi (s.a.v), ölünün ardından Kur'an okumayı sünnet kılmamış ve böyle bir şey yapılmasını açık ya da kapalı bir şekilde asla söylememiştir." (Süleyman Ateş)
Fakat
insan oğlu "zalûmen cehûla"dır;
Süleyman Ateş hemen ardından yan çizer:
'Müslim'in Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre Allah'ın Elçisi demiştir ki, "İnsan ölünce ameli kesilir. Yalnız, üç şeyin sevabı sürer: Kendisi için dua eden evlattan, kendisinden sonraya bıraktığı ve kamuya yararlı sadakadan, bilime katkıdan ötürü ölümünden sonra da ona sevap gider."
O halde?
O halde ölümden sonra da
"bu üç amel insanın kendi çalışması sayılır."
Böylece İslam kalesinde bir gedik açılır;
Ve bu, "yol olur".
Ölümden önce açılan pek çok maden ocağı
ölümden sonra da çalıştırılır.
Ölüm öncesi ölüm sonrası harman olur.
Sap samana karışır.
Oysa
"Allah ne diyorsa o!" dense;
İslam Allah'ın Kitabı'na bırakılsa;
din, yalnızca Allah'a özgülense;
Ebu Hureyre'lere mureyrelere
'dinde Allah'ın izin vermediği kurallar koydurulmak suretiyle Allah'a ortak"lık payesi verilmese (42:21)
İslam, ilk günkü gibi,
arı ve duru bir din olarak kalacak...
Acı-gülünç bir tavırdır bu:
Ebu Hureyre
YALANCI olduğu
kayda geçmiş bir ravidir.
Buhârî ve Müslim
Ebu Hurayre'nin yalan söylediğini açıklar,
ve hemen ardından hadisler rivayet ederler ondan...
Süleyman ateş'in yaslandığı sözde hadis gibi.
Ve islam böyle böyle yozlaştırılır.
İslamın ikinci şartı olan
ölünce hesaba çekilmek
ve her insanın kendi yağıyla kavrulacağı gerçeği
iptal edilir.
Saçma sapan bir BEŞERî din çıkar ortaya.
Gak'lar ince ince,
Balıkçılar da kaba kaba alay eder.
Oltayla balık tutmanın aldatıcılığının/acıtıcılığının yazık/günah lığına inançlılara
December 17 2000, 12:40 AM
merhametleri eksilmesin, artsın diye link de sunuyoruz,
Elbette ki inananlar vicdanlarına zulmetmemelidirler, kesinlikle, buna hiçbir güç onları zorlayamaz, ikrah ettiremez, inanan gerçekten özgürdür:
Kendi kalesine gol atıp sevineni de ilk görüşümüz değil buralarda...
Bu araplar
islamı bilmiyorlar zati...
kuranı anlamaya
arapçaları yetmiyor
sahabelerin mezarlarına dönüp dua edenlere
kabede putperest olarak bakılması
kabirleri korumakla görevli olanların hacıları uyarıp kabe ye döndürmeleri de
hep bu cehaletten kaynaklanıyor.
sana ne kardeşim
adam kabire dönmek istiyor
ruhuna fatiha yasin yollayacak
ne karışıyorsun
araplar ın tek sorunu da bu zati
arapça bilmiyorlar
ya habibi, ölüm de ibret'tir elbette cezalar da, Allah muhafaza
December 17 2000, 12:49 AM
"""Amacı, DİRİLERİ uyarmak olan bir surenin
ÖLÜLERİN ruhu "içün" okunması
mantıklı geliyor mu sana?
VE ELBETTE BİZLERİN, HEPİMİZİN ÜSTÜNDE BİZLERDEN ÖNCEKİLERİN DE HAKLARI, EMEKLERİ VARDIR VE ONLARI ŞÜKRANLA, İBRETLE ANARIZ VE "AH KEŞKE SAĞLIKLARINDA DA KIYMETLERİNİ BİLEYDİK" DİYE KENDİ KENDİMİZE BORÇLULUK DUYGUSUYLA, PİŞMANLIKLARLA YAKINIRIZ.
pehlivan:-Eh artık beni bir meslek sahibi yaptı diye ustana da okursun.
yardak:-Okurum.
P:-Nasıl okursun.
Y:-Sülalene okurum.
P:-Oldu mu? Vay hayırsız.Dua etmezmisizn dua?
Y:-Ederim.
P:-Nasıl edersin?
Y:-Allah ustama çok para versim!
P:-Amin.
Y:-Allah tutuğunu altın etsin!
p:-Amin!
Y:-Allah tez zamanda canını alsın!
P:-Vay edepsiz! Ne bu?
Y:-İyisine amin kötüsüne yok mu?
P:-Aç bakayım ellerini, ben ne dersem söyle.
Y:-Peki.
p:-Ah benim ustacığım,
y:-Ah benim usturacığım
p:-Ne yapıyorsun?
y:-Sen söyledin.
P:-Ah benim ustacığım!
y:-Ah benim ustacığım!
p:-Nur içinde yatasın.
y:-Nuri ile yatasın.
p:-Hangi nuri?
y:-Çingene nuri.
P:-Zevzekliği bırak, Nur içinde yatasın.
y:-Nur içinde yatasın.
p:-Rahmet okunsun canına.
y:-Ahmet okusun canına.
p:-Ne yapıyorsun?
y:-Sen dedin!
p:-Rahmet okunsun canına!
y:-Rahmet okunsun canınaaa!
p:-Toprağı da bol bol olsun!
y:-Toprağında bombok olsun!
......
sevgili balıkçıya kulak verip
biz de eskileri
andık
Dileklerde bulunma özgürlüğümüzü kimse elimizden alamaz.
December 17 2000, 5:26 AM
Düşünce özgürlüğü gibi bir haktır
dilekte bulunma hakkı.
Düşüncelerimiz nasıl beynimizin içindeyse,
onların orda bulunmasına
nasıl kimsecikler engel olamazsa
dileklerimiz de gönlümüzün içindedir.
Onların orda bulunmasına da kimsecikler engel olamaz.
Özgürce düşünür,
özgürce dileklerde bulunuruz:
Allah yattığı yeri nur gölü yapsın.
Allah öteki dünyada onu sevdikleriyle haşretsin.
Allah günahlarını bağışlasın...
Özgürce dileyebiliriz ama
İslamın ikinci şartını iptal edemeyiz:
Ahirete iman. Hesap gününe iman.
'Kıyamet günü kimseye haksızlık edilmez.
Ve size
bir tek
kendi yaptıklarınızın karşılığı verilir.'
(Ya Sin 54)
'Kim en küçük bir iyilik yapmışsa onu bulur;
kim en küçük bir kötülük yapmışsa onu bulur.'
(99:7-8)
'Hiç bir günahlı,
bir başkasının yükünü sırtlanmaz.'
(53:38)
Ölenlerimiz için iyi dileklerde bulunmak başka,
onlar "içün" Ya Sin okuyup
Allah'a
"Ben senin Ya Sin'ini okudum,
sen de benim ölen yakınımı görüver artık," demek başka.
Yani, Allaha rüşvet önermek başka.
"Allah bağışlar," diye ummak başka
"Nasıl olsa reenkarnasyon var;
şimdi bol bol günah işleyeyim de
bir daha dünyaya gelince doğruya yönelir,
sütten çıkmış kaşık gibi olurum," demek başka.
Yani
Allah'ın, dilerse, kullanacağı bağışlama yetkisi başka,
reenkarnasyon hilesi ile
onu kurumlaştırmak başka.
'Zor ve kolay birlikte,' (94:5)
açıklamasını yapan Kur'an'ın
teselli ve şifa etkisine sığınmak başka,
onun belli bazı bölümlerinin
belli bazı hastalıkları iyi eden
büyü sözleri olduğunu öne sürmek başka.
Hz Peygamber'in muhatabı olan müşrikler de
Kur'an'ı böyle görmüşler;
Kur'an'da büyü sözleri varmış:
'Dediler ki, "Muhammed de sizin gibi bir insan değil mi? Her şey gözünüzün önünde iken BÜYÜ ye mi inanacaksınız?!"' (21:3)
'Kâfirler, gerçek kendilerine gelince, "Bu, apaçık bir BÜYÜ den başka bir şey değil," dediler.' (34:43)
'Onlara Kur'an gelince, "Bu, bir BÜYÜ. Biz ona inanmayız," dediler.' (43:30)
'Vahiyde şaşılacak ne var ki, "Muhammed bir BÜYÜCÜ," dediler?!' (10:2)
'...kafirlere, "Ölümden sonra diriltileceksiniz," desen, "Kandırıcı bir BÜYÜ sözü bu," derler.' (11:7)
Özetle,
müslümanlar
döne dolaşa
Cahiliye Devrine mi vardılar?
Akc habibi yine yanılıyor, (daha önce de Kitab'dan Tevrat'ı kasdetmişti)
December 17 2000, 12:21 PM
"""""Biribirimizi doğru anlayalım.
Ölenlerimiz için iyi dileklerde bulunmak başka,
onlar "içün"
Ya Sin okuyup
Allah'a
"Ben senin Ya Sin'ini okudum,
sen de benim ölen yakınımı görüver artık," demek başka.""""""
Doğru anlamak gerekiyor.
Ama, düşünürken koşullarla birlikte düşünmek gerekiyor.
"Bu dünyadan göçer olduk kalanlara selam olsun"
Olsun da
Kalanlar da göçenlerin anısına iyilikler yapsınlar ki
-gak kabul etmez ama- göçenlerin ruhları da şad olsun
güzellikle anılsınlar
şu insanlar içinde
ve yaşayanlar da
"demek ki insanlık budur, iyi anılışlarla öldükten sonra da yaşayabiliyor insan, o halde hep böyle insanlığa yönelmeli" kanaatinde olsunlar
Ve eskiden Kitab yok
Yazma kitab var kimbilir kimde ve nerede
okumayı bilen yok
şimdiki gibi teyp yok CD yok
O kalde Kur'an okutmak da
dinleyenler için yapılan bir iyiliktir
güya ölü'ye okunuyor, Ruhuna ithaf ediliyor ama
aslında dinleyen davetlilere okunuyor
duysunlar, yararlansınlar diye
yoksa
"Ya Sin okuyup
Allah'a
"Ben senin Ya Sin'ini okudum,
sen de benim ölen yakınımı görüver artık" mantığı olmaz
ama yine de akc habibi yanılmıyor da olabilir. Çünkü belki böyle düşünen veya bizim açıklamamız gibi kendilerine açıklanmamış, anlatılmamış bilinçsizler olabilir.
Zaten, cahillere dini de bilinç değil ahiret çıkarı, bir tür menffat olarak göstermiyorlar mı ?
Oysa
kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatılmaktaydı.
Gerçek müslümanlar ise
"Rabbin ayetleri kendilerine hatırlatrıldığında
kör ve sağır gibi" davranmazlar. (25:73)
"Ne olursa olsun;
nasıl okunursa okunsun
yeter ki Kur'an okunsun!" denirse
işte böyle okunur.
Allah'ın evinde
o hiç bir şeyin ayırdında olmayan cemaata
Kur'an okunurken günah işletilir.
Bırakın sevab kazandırmayı,
günah işletilir, günah!
(2)
Kur'an okunduktan sonra "ondan sadır olan sevab"ın kimlere yollandığı bir güzel açıklanır.
Dinleyenler can ve gönülden "Amiiiiin!" der. Yani, "o büyük günde"ki duruşmadan sıyırmak için gırtlak patlatılır.
Yani, "Allah olsun, ama ahiret olmasın! Hesap vermek olmasın! Takva olmasın!" diyen Cahiliye müşrikleri ile ağız birliği yapılır.
(3)
Habibi Balıkçı,
Kur'an okumak Arapça sesler çıkarmak değildir.
Allah'ın öğüt ve buyruklarını dinlemektir.
Önce, bunda anlaşalım.
Eğer bu, başarılırsa
ölenin ruhu "içün" Kur'an okumanın
Cahiliye müşrikleriyle ağız birliği etmek olduğunu
Kur'an'ı ANLAYA ANLAYA dinleyenler zaten de farkeder.
Ve karşı çıkarlar.
O aydınlanmanın çabuk gerçekleşmesi dileğiyle...
El Kitap konusuna gelince...
Bazı surelerin başındaki
"Elif Lam Mim!" gibi seslenişlerden sonra
kendisne yollama yapılan El-Kitab'ın
bazan Ana Kitap, bazan Kur'an,
bazan da TEVRAT olduğunu söylemiştim.
Kanıt için lütfen Kasas suresine bakınız.
Girişte şöyle deniyor:
(1)Tâ, Sîn, Mim.
(2)İşte sana, açık-seçik beyanda bulunan (El-Kitap)'ın ayetleri
(3)İman edecek bir toplum için, Mûsa ve Firavun'un haberinden sana hak olarak okuyacağız.
Hemen ardından TEVRAT öyküleri anlatılıyor.
Artı
43. ayette
anılan El-Kitap'ın
Mûsa'ya verilen kitap olduğu
kuşkuya hiç yer kalmayacak şekilde açıklanıyor:
'Andolsun Biz, ilk nesilleri helak ettikten sonra Mûsa'ya EL-KİTAP'ı verdik ki içinde insanlar için basîretler, kılavuz ve rahmet olan o kitaptan düşünüp öğüt alsınlar.'
Habibi Balıkçı,
akc de yanılır elbet.
Ama konuyu
böyle yankonularla
boğuntuya getirme lütfen.
Segili Akc,Gag la dalasiriz ama, Gag cogu konuda
Kur,anin nedemek istedigini vede nedemek istemedigini Müslümandan daha iyi anlamaktadir.Ataist oldugu halde.
Mezarlardaki El Fatihalar Islämin anlasilmadiginin bir delilidir.
Almanyanin Frankfurth kentinde Müzik yapan bir Alman bir kaset yapmisti.
Kasetin adi:
ALI HICBIRSEYI BILMEZ, HERSEYI ALLAH BILIR,
Hesap günündeki kural: herkesten yalnızca kendi hesabı sorulur.
December 17 2000, 7:12 PM
Fatiha ve Ya Sin
ister, camilerde olduğu gibi, sesli okunsun;
ister bir evde sessizce okunduktan sonra
bir balona üflenip
alınsın, satılsın ve öyle kullanılsın;
sonuçta olan,
aynı abes iştir:
Hesap günündeki kural şu:
herkesten yalnızca kendi hesabı sorulur.
O gün babanın oğula, oğulun babaya yararı yoktur.
Hiç bir kimse bir başkasının yüküne omuz veremez.
Fidye kabul edilmez.
Yukardaki iletilerimde açıklamaya çalıştım:
'Kıyamet günü size
bir tek
KENDİ YAPMIŞ OLDUKLAINIZIN karşılığı verilir'
Başka insanların okuduğu Kur'an'ın da
size
zerrece yardımı dokunmaz.
'Allah'ım,
Ben senin Ya Sin ve Fatiha'nı okudum;
Sen de benim ölen yakınımı görüver!"
denip önerilen rüşvet te kabul edilmez.
Yüce Allah'ın bu kuralı ile kimse
boşuna oynamasın.
Kur'an okumak sevap ise
bunu, hesap gününün kuralını zedelemeden yapsınlar.
birinciyi ele aalaım
Kuran
aslen
allah katında olan kitap değil mi?
demek elimizdeki
o kitaptan vahiy...
o vahiy
bir mushafta
insan eliyle toplanmış...
okumak nedir?
Hani sülalesine okumak da var ya..
Bir de gazel okumak vardır...
hangsi?
Okumaktan kasıt bence
elbet
anlamaktır...
şimdi düzeltmelerden sonra cümleyi yeniden kuralım
Son vayhi Anlamak...
Şimdi karşılaştıralım
Kuran okununca mı, kişi allahın ona gösterdiği doğru yolu görür,
yoksa
Son vayhi anlayınca mı?
Ben eldeki mushafı
vayhin
kullar eliyle düzenlenmiş şekli olarak
anlamaya çalışıyorum...
Ama bugün iman sahiplerinin rağbet ettiği ise
"Kuranı Okumak"...
Kuran deyince mutlaklaştırılmış bir kitap
okumak deyince de seslendirmek
sözkonusu olunca
anlamak anlamını yitiriyor...
Meal konusuna gelince başka bir dilde
eski tarihli
herhangi yazılı bir eseri anlamktan bunun farkı yok.
Osmanlıda 17 yy da
TÜRK
kelimesinin anlamının
kaba, görgüsüz, dağlı, köylü
olduğunu bilmezsek
herhangi bir metinde
TÜRK kelimesini görünce
mesela
"O bir türk idi"
cümlesini
yazar olumsuzlamak için yazarken biz
onu
övgü olarak okuruz.
"Acemi"
kelimesi
arapça
"arap olmayan" anlamında ise
mealde
kelimeyi acemi olarak bırakan ın
niyeti kötüdür..
Bu nedenle
vayhi anlamak
onu okumanın ötesinde bir
eyleme dönüşüyor
Bu nedenle
anlamaya yönelik
çabada
benim
deneyimlerim
birkaç meal
bir arapça okunuş ve
tefsirler oldu
bir sınıfta
matamatik dersinden 2 kişi kişi başarılı 48 kişi başarısız ise
bu o sınıfın başarısız olduğunu göstermez...
Bu o öğretmenin başarısız olduğunu gösterir
mealin de
tefsirin de
anlaşılmayacak kadar karmaşık olanı
bırakın yoluna gitsin diyorum.
bu meali hazırlayan ile tefsircinin yeteneksizliğidir
yada kastı dır bence.
Benim düşüncelerim bunlardan ibaret...
Belki gerçekten
kitap
o kitaptır
belki okumaktan kasıt
seslendirmektir
belki tefsircilerin anlatamayacakları kadar
karışık bir kitap sözkonusudur
Su Gag varya,:)))ben bu Gagi aramizda bati ajani olarak görüyorum.Hacida öyle ,Hegel ehveni ser.
Cünkü yazmak istediklerinin kendi azini cogunuda bize yazdiriyor.
Alinin simseklerini üstüne cekmesin diye, önce nasirimiza basiyor biz bu aci ile Ali ve taraftarlarina
ver yansin ediyoruz kendiside arkadan kis kis gülüyor.
Bunun en son örneyi Fatiha.
Ali Sen bu kara kusa birde Adasina dikkat et, bu forumda ne hir cikiyorsa hep bu ataistlerin basinin altindan cikiyor.
Sana belge veren bilir kisilerine tanis, bunlarin sidiklerinimi baglarlar,yoksa seylerinimi daglarlar ne yaparsalar cabuk yapsinlarki is isten gecmesin.
Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II (Mutafyan), Noel'den önceki Advent-Hisnag Pehriz'inin/Orucu'nun 27.nci, Ramazan Orucu'nun da 20.nci günü nedeniyle Kumkapı'daki MeryemAna Ermeni Kilisesi'nde bir İftar yemeği verdi. İftar'dan önce DarülAceze İmamı Saffet Kılıç BakaraSuresi'nden, ErmenilerPatriği Vekili Krikor Damatyan da Matta 6.ncı Bölüm'den ayetler okudular. Yemekten sonra çağrılılara teşekkür eden Patrik Mesrob II, "Müslümanlar Ramazan Bayramı'na, Hıristiyanlar ise Noel Şarkılarıyla Yılbaşına hazırlanıyorlar; böyle bir dönemde her birimiz insan sevgisine çağrılıyoruz." dedi.
O yüzden namaz disinda müslüman herhangi bir yöne yönelmek zorunda degildir.
"Muminler öyle kimselerdir ki O`nu oturuken, yatarken ya da dogrulduklarinda anarlar"
Kabirde cenazeye dogrularak dua edilmesinin Kur-an`a dayanan bir yaptirimi yok. Isteyen cenazeye dogru yönelip duasini yapar, isteyen kibleye dogru.
Islam`da ölüler icin Kur-an okunmaz ancak dua edilir. Kur-an`in diriler icin indirildigini Allah beyan ediyor. Kur-an`i yasanilir kilan da zaten budur. Peygamber iman etmeden ölen amcasi Ebu Talip icin dua etmistir. Fatiha ayni zamanda duadir. Duanin sessiz ve yürekten geldigi gibi yapilmasi tavsiye edilmis.
"Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez."
(Araf 55)
"Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma."
(Araf 205,206)
Duayla ilgili hicbir ayette herhangi bir istikamete yönelme mecburiyeti kosulmuyor. Kabirlerdeki durum geleneksel bir aliskanlik olabilir. Cenaze defnedilirken ölen kisiye olan saygiyi da ifade etme bicimidir. O an en güzel olani sessiz bir sekilde ve yürekten ölen kisinin affi ve magfireti icin dua etmektir.Vesilesi ne olursa olsun Kur-an okumak makbüldür. Okunan Kur-an, esliginde yapilan duaya, ilahi uslubuyla feyz katar. Burada Kur-an okumadaki amac cok önemli. Kisi Allah`in sözlerini tekrarlarken kendini ona daha yakin hissettigi icin, yaptigi duaya onu da ekliyorsa bunda bir sakinca yok. Eger Kur-an okurken, "bak ben senin kelamini okudum, sen de benim ölen yakinimi yakma!" gibi abes bir niyet tasiyorsa, zaten Allah`in onun sesine kulak vermesi cok zayif bir ihtimaldir.
O ULUTANRI Kİ, YOK BİRBAŞKA TANRI ANCAK O
AND OLSUN Kİ HİÇKUŞKUSUZ GERÇEKTEN
DİRİLİĞİN KENDİSİ, ÖZÜ-ÖZKAYNAĞI,
HER İŞİ ÖZÜ-ÖZÜNDEN SÜREKLİ ÇEKİP-ÇEVİRTEN
YOKTUR KESİNLİKLE BİRBAŞKA EDİM, EDİMİN ÖZÜ O, HER EDİM ONDAN
UYUMAZ
AND OLSUN Kİ HİÇ KUŞKUSUZ GERÇEKTEN
KESİNLİKLE UYUKLAMAZ
ONUNDUR GÖKLERİMİZDEKİLER
AND OLSUN Kİ HİÇ KUŞKUSUZ GERÇEKTEN
YERKÜREMİZDEKİLER
KİM Kİ YANLIŞLIKLA SÜRÇENLERE ARKAÇIKIP BAĞIŞLANMA DİLEYEBİLİR
ONUN KATINDA,
ANCAK KESİNLİKLE GERÇEKTEN İZİN VERDİKLERİ BAMBAŞKA
BİZ BİLİRİZ BİZLE ARASINDAKİ İŞLEKLERİNİ
AND OLSUN Kİ HİÇ KUŞKUSUZ GERÇEKTEN
BİLİRİZ BİZ SONRAKİ ARDIL İŞLERİNİ
AND OLSUN Kİ HİÇ KUŞKUSUZ GERÇEKTEN
KESİNLİKLE TÜMÜYLE KAVRAYIP KUŞATAMAZ HİÇBİRŞEYİN BİLGİSİ
ONUN BİLMİNDEN
ANCAK KESİNLİKLE DURUMU BAŞKA O KİMSENİN
BİZİMLE BİRLİKLİ, DİRLİKLİ, UYUMLU HALDE YAŞAYIŞI OLDUKÇA.
AND OLSUN Kİ HİÇKUŞKUSUZ GERÇEKTEN
SONSUZ KAPSAMIYLA
KUŞATMIŞTIR KÜRSİİSİ ONUN
TÜM GÖKLERLE YERİ
AND OLSUN Kİ HİÇKUŞKUSUZ GERÇEKTEN
KESİNLİKLE ZOR GELMEZ ONA
ONLARI KORUYUP TUTMAK BİRARADA
AND OLSUN Kİ HİÇKUŞKUSUZ GERÇEKTEN
O AND OLSUN Kİ ENYÜCE
ULULUĞU SINIRSIZ
Değil mi
Öyleyse
amin
"biz senin yüzünü gökyüzüne çok kere çevirdiğini görüyoruz.Seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyor, seni oraya hakim kılıyoruz. O halde yüzünü mescid i harama doğru çevir, her nerde bulunursanız yüzünüzü o tarafa döndürün. Kendilerine kitap verilenler kıbleyi çevirmenin allah tarafından hak olduğunu bilirler."
burada düşünelim..
Peygamber
yüzünü
gökyüzüne ne diye çeviriyor acaba
namaz için mi?
acaba yarın hava nasıl olacak diye mi?
Bulutlara mı bakıyor?
Kuşlara mı?
Allah nerde diye mi arıyor?
Yoks dua mı ediyor?
gelelim fatihaya
fatihada
belirli bir
dilek var
bu dilek de
yukarıda açıkladığımız gibi kişinin kendisine yönelik
kişi kendi için dilediğini
nasıl başkası için bir dua olarak okur?
Biz kelimesiyle
ölüyü de kapsayan cemaati kastediyor ise
neden onun ruhuna yollar
dostlar şunu anlamıyorlar
kimse
ne fatihanın
okunuşundan
ne de dua
olup olmayışından bahsetmiyor
konu
bizzat
islam ulemasının
bir uygulaması
...nın ruhuna el fatihaaaaa.
biz soruyouz
fatiha
allaha edilen bir dua ise
ruhuna demek
o kişi adına mı demek?
Yok dua doğrudan ruha yollanıyor ise bu ne demek..
Yukarıdaki ayet
hz muhammede bizzat
mescid i aksaya doğru yönelip yakarmasını emreder
şimdi bunu o peygambere söylenmiş beni bağlamaz diye elbet yorumlayabiliriz de..
peki ya sünnet?
Eğer bu sünnet değil ise
peygamber
Allahın emrini uygulamadı demektir...
bakara 142 152 arası
insanın allaha yöneldiği durumlarda
mescidi aksaya dönmesini anlatıyor
burada
anlatımın bir prensip olarak ortaya konmayışının nedeni de şu, çünkü müslümanlar daha önce kudüs e dönüp dua ediyorlar. Burada sadece bir yön değişimi var.
bu tabiki şekli bir durum..
diloş haklı
dua kurana göre her durumda ve her konumda yapılır
amma
mezar başına toplanınca iş değişiyor
burada bir cemaat oluşuyor
burada bir imam oluyor
ve imam
allah rızası için
el fatiha demiyor
ne diyor
...ruhuna el fatiha
mesele budur
yani
mezar başında
yüzünü
herkes ruha dönüyor
allaha değil
gak biliyorum konu ruh ve fatiha gonderme
..ama hazir deginmisken yeri geldi sorayim dedim
mescid-i aksa neresi..?
buda ayri bir konu
mescid-i aksa gokyuzunde mi?
mescid-i haram yeryuzumu?
bu konuda cok farkli yorumlar var:
Naci Celik bunlardan birisi ve tamamen bu konuyu bir cok yerinde islemis websitesinde
Edip Yukselde kismen deginmis mesaj adli mealinde:
17:1 Bu ayette geçen "el-mescid-il aqsa" ifadesi, "secdenin yapıldığı en uzak yer" anlamına gelir. Bu ayet, Muhammed'in bilincinin, Kuran verilmek üzere Kadir gecesinde Yedinci Göğe alınması olayına işaret ediyor olabilir mi? Bak 2:185; 44:3; 53:1-18; ve 97:1. Bu ayetin anlamı hikaye ve düzme hadislerle saptırılmak istenmiştir. Kudüsteki mescidin adı Kudüs'ün müslümanlarca alınmasından sonra Mescidi Aksa olarak değiştirilmiştir. Nitekim Kuran'ı Kerim o bölgeyi tam tersine "en yakın" olarak tanımlar (30:1).
en son cikan Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın farklı Kur’an Meali “Aziz Kur’an” da:
İsra suresinin ilk âyetinde anılan mescidin, Filistin topraklarındaki Kudüs kentinde değil, göklerde kutsal bir yerde olduğunu söyler. İlgili âyetin açıklama kısmında şöyle der;
“Bu mescit göklerde olmalı. (Yoksa Kudüs’teki Mescit-i Aksa değil. Çünkü 30/Rûm, 3 âyet, Filistin’i “yakın topraklar” olarak niteler.) Burada Miraç olayı söz konusu edilmektedir: Hz. Muhammed, göklere çıkarıldığını, Allah’ın yüce huzuruna girdiğini, Cennet’i ve Cehennem’i ziyaret ettiğini, diğer olağanüstü tanrısal âlemleri gezdiğini görmüştür.” diyor bunuda gecenlerde gordum..
kronoljik tarih icerisinde bakildginda zaten mescid-i aksa'nin bizim bildigimiz yer olmasi mumkun degil..
isra suresi ve ayet indiginde mescit yoktu
yani yatay olamaz
dikey olursa ancak ozaman mirac gerceklesiyor
..peygamber yuzunu gokyuzune acaba cikmis oldugu mescid-i aksa ozlemi ilemi cevirdi..?
..ve mescid-i harama donmesi isteniyor
mescid-i haram yeryuzumu???
goge donene ..yere don mu???
bahsolunan 142 152 arasında
mescid i aksa ifadesi mi var?
Mirac hangi ayette anlatılıyor
Ayette mirac sözü geçiyor mu?
Aradan cebraili kaldırıp
doğrudan kuranın peygambere verilmesi de nereden çıkıyor?
Kuran indiriliyor mu(ki bunu gak ademin inmesi gibi anlıyor-bir mekan tanımı içinde sağ sol yukarı aşağı falan değil)
yoksa Peygamber mi yükselip alıyor?
Kurana göre herhengi bir yükselme falan yok
peygamberin rüyasında
hacı olması var
Fikrimce zati
mirac meselesi hadislerin ötesinde islamda yer almıyor..
mirac peygamberi tanrılaştırmak için isa'ya özenmedir.
hangi ayet yükseldi diyor bakiiim?
miraca isnad edilen
ayet de
bir rüya anlatılıyor
burada
bu bir yükselme mi yoksa bir vizyonun indirilmesi mi?
ayet in dillenişi Mekke de
Kıble ise çok daha sonra
medine de değşiyor..
ne olacak yani
peygamber alem mi değiştirecek
adem in değiştirmesi binyılları almış
şıp diye olacak(yani insana göre)
Miraç olayı
ilekastedilen ne ise kurandan ayet sunulur. Kuranda nerede var bir yükselme. Yok! Nerde var? Hadislerde olmasın sakın?
konumuz
müslümanların
daha önce başka bir kıbleye yönelir iken
bu kez
mekke ye yönelmeleri
"* 2/142. Insanlarin beyinsizleri, "Yöneldikleri kibleden onları ceviren nedir?" diyecekler; de ki: "Dogu ve bati Allah'indir. O, diledigini doğru yola eristirir". 2/143. Boylece sizi insanlara sahid ve ornek olmaniz için tam ortada bulunan bir ümmet kildik. Peygamber de size sahid ve ornektir. Senin yöneldigin yonu, Peygambere uyanlari, cayacaklardan ayırdetmek için kıble yaptik. Doğrusu Allah'in yola koydugu kimselerden başkasına bu agir bir seydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak degildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gosterir, merhamet eder. 2/144. Yuzunu göğe cevirip durdugünü goruyoruz. Hosnud olacagin kibleye seni elbette cevireceğiz. Artık yuzunu Mescid-i Haram semtine çevir; bulundugünüz yerde yuzlerinizi o yone cevirin. Doğrusu Kitab verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptiklarindan gafil degildir. 2/145. Sen, Kitab verilenlere her türlü delili getirsen, yine de kiblene uymazlar; sen de onların kiblesine uyacak degilsin. Onlar birbirlerinin kiblesine de uymazlar. And olsun ki, eğer sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, şüphesiz o zaman zulmedenlerden Olursun. "
Açıklaması çok kolay
başangıçta
tek tanrılı din mensuplarının
muhammedin dinine biat edecekleri beklentisi var
bu nedenle
museviliğin devamı gibi
sunuluyor islam
musevi ritüelleri
korunuyor
ama görülüyor ki
özellikle büyük umutla gidilen medine de
kazın ayağı öyle değil
kitap ehli direniyor
hatta baskı yapıyor
Bakara suresi
zaten baştan sona o güne kadarki
ılımlı yaklaşımı
ortadan kaldırır
Sevgili gaaak, düşünce üretiminde biriciksin ancaak...
"""Kuran indiriliyor mu(ki bunu gak ademin inmesi gibi anlıyor-bir mekan tanımı içinde sağ sol yukarı aşağı falan değil)
yoksa Peygamber mi yükselip alıyor?
Gerçeğimle indirdik, Gerçeğimle indi
Göndermedik and olsun ki
uyarıcı, muştucu, korkutucu olmaktan bir başka görevle Seni
Sevgili Balikci,KUR,ANIN cevirisine kur,an deyil diyorlar,birakinda desinler.Onlar zaten CUMA namazida
iki deyip 16 yapiyorlar.Onlar daha neler neler yapiyorlar.
Ben ibadetimi Türkce yapiyorum, hemde Hz.Muhammet zamaninda kilindigi gibi.
Hemde eklenmemis haliyle.Subhanekesiz,zamsiz,tebbetsiz,salli ve bariksiz
,tesbihsiz ve kametsiz.
Oturuslarda yaptigim dualar yetiyor bana.
Her rak,atta enaz bir ayet,ikide olabilir,ücde.Ama
insanlari 5, 10,15 ,20 ayet okumaya mecbur edenler,okumaya mecbur olduklarini söyliyenler.
Namazi gercekte böyle zor sanip,namazdan kacanlarin günahini bu fazla takvacilarin cekecegi bir gercektir.
Kuranda Kulhuvellahu ehad=Tanri birdir
Bu iki dildeki sözde, ayni sözdür ve ikisinin deyeride birdir.Cünkü iki dildeki sözde ayni seyi söylüyor.
Balikci itiraz edene deki,
LEKUM DINIKUM VELIYEDIN=SENIN DININ SANA BENIM DINIM BANA.
Yazar ama ya pmazsa,söyler ama yapmazsa bu hic birsey ifade etmez.
Bu bizim cogu ülkücülerin yaptiklarina benzer.
Ülkücüyüm diye mangalda kül koymaz.A birde bakarsin anli secdeye gitmez.Hadi onu kabulettik inanc ayri ülkü ayridir.Birde bakarsinizki adam Arap kültürünü savunuyor.Türkün kim oldugundan haberi yok.Adam mafiya babasi.
Adam ülkücüyüm diyor,Arapca Farscaynin boyundurugu altina sokuyor Türkceyi.
Adam sözüm ona kökten ülkücü yetismis.A birde bakiyorsunuzki ,Dogi TÜRKISTANI isgal eden devletin baskanina OH IYI YAPTIN ANLAMINA GELECEK MADALYAYI HERIFIN GÖGSÜNE TAKIYOR:
Adama gün gelir sorarlar,
Adama sormuslar ,elmi yaman ,begmi yaman demislerde?Adam EL YAMAN demis.
Fatiha duadir diyoruz. O halde, bir duanin yapilan bir diger duaya eslik etmesindeki sakinca ne? Bu dua ayni zamanda Allah`in kelami.. Simdi Kuran müslümanlarca kutsalmidir, degilmidir? Yani Kur-an sadece bir ögüt kitabimidir? Eger Kur-an`in ilahi kelam olmasina istinaden ona bir kutsalliki izafe edebiliyorsak, her vesilede; yani yasda, hastalikta, dertte, tasada (hastalikta ve saglikta gibi oldu ama.. )kisaca Allah`in yardimina ihtiyac duydugumuz her anda okunmasi makbuldur.
Burda ölünün ruhuna mi, yoksa Allah`a mi gönderme yapiliyor tartismasi anlamsiz. Kimin yardima ihtiyaci varsa, yani kimin o duaya ihtiyaci varsa ona yapiliyor tabi. Allah`in bizim duamiza ihtiyaci yok. Allah`in rizasini dileyerek ona muradimizi iletiriz. Allah bir ayeti kerimede "ben sizin kalbinizi yoklarim" diyor. Demekki dilimizden ne ciktigindan ziyade, kalbimizden gecenler önem kazaniyor. Dilimizle Allah`in sözlerini vahiy diliyle tekrarlarken, kalbimizle de Allah`a yöneliyor ve yardimini diliyorsak, dua ediyoruz demektir. Insan hic dilini kullanmadan kalbiyle de Allah`i niyaz ederek dua edebilir. Dua ibadettir. Namazda bir duadir. Konuyu bu asamaya getirirsek, yakin bir zamanda "Neden namazda Kur-an okunuyor? Kur-an sadece ögüt almak icin okunulur" gibi icinden cikamayacagimiz ve asla uzlasamiyacagimiz, ayrica ne kendimize ne de baskasina hicbir fayda sagliyamiyacagimiz tartismalar etrafinda dönüp dururuz.
Gak`in amaci galiba konuyu ne yapip edip ruh meselesine getirmek. Kabir azabi gibi Kur-an`da yer almayan, peygamberin sünnetinde rastlanmayan batil inanclar sayesinde bazi kisilerin yillardir rant pesinde olduklari konusunda ayni fikirdeyim ama bu ruhun yoklugunu ispat etmiyor. Ahirette yargilanacak bir parcamiz oldugu kesin. Bu parcanin hem yeryüzündeki sinavi basariyla gecmesi, hem de ahiretteki hesap sirasinda sürcmemesi icin duaya; hem ölülerin, hem dirilerin ihtiyaci var. Dua etmenin sekli semali, bir takim rituelleri yok. ister Kur-an okursunuz, ister sadece Allah`i anarsiniz; yani zikir yaparsiniz... Amac Allah rizasini kazanmak ve murada nail olmak... Namaz da bir duadir, Kur-an okumak da... Hatta bir annenin bebegini emzirmesi bile bana göre duadir...
yaw
başlık zati ruhla ilgili
dönüp dolaşan sensin..
tartışma tam bir dil karmaşasına döndü...
1-duayı eden var
2-duanın muhatabı var
3-duanın içeriği var
ben diyorum ki
fatihada
ruh hangisine tekabül eder
1- duayı eden zati ruh değil
2- muhatab allah
3- Fatiha içerik olarak kişinin(lerin) kendi kurtuluş talebi
sen bunu ruha yolluyorsun
şimdi anladın mı?
allahım şu ruhun günahlarını affet demiyorsun
benimkileri affet
ben de bunu ruha yolladım diyorsun
kuranı herkes ne için okursa okur
gerçi ne için indiği bellidir
ne için okunacağı da
madem ruh
konusuna değindin
çok güzel bir saptama yapmışsın
demişsin ki
ahirette bir parçamızın yargılanacağı kesin
burad bir parça yı kullandığından
sen ölünce hemen ahirete gidleceğini sanıyorsun herhalde
oysa kuran öyle demiyor
yani arada sırada da olsa
öğüt almak için okumak gerekiyor kuranı
kuran diyor ki
(kelime anlamı da bu zaten) ahiret son gün yada herşeyin sonu, ahiret günü yani
ahir mekan değil
zamana işaret eder
kapıya
domates diyemeyiz
ahiret de
kişilerin
hayatlarının sonu değil
dünyanın
sonu
ahirette herhangi bir yargılanacak parça arıyorsan
kuran cevaplıyor bunu:
NEFS
diyor
buna inanmayana da
ne dediğini yazdık
bir daha yazalım:"kafir"
Herkes inancında özgürdür
ama
islamda
ruh var diyen
(böylesine önemli bir konuyu)
kanıtlayacak
ayet gösterir..
Yok...
biz de zati
Ruhun varlığını varsaydık
da başlığı açtık
buna rağmen derdimizi anlatamadık
düşünelim
ben mektup yazıyorum
ali diye bir arkadaşıma
diyorum ki
sana kabalık ettim
özür dilerim
sonra bir mektup daha yazıyorum ve diyorum ki
ben önceki mektubumu
veli ye yolluyorum
bu apaçık
ali
o mektubu
ben veliye
yazdım demektir
çünkü ne diyoruz
in ruhuna gönderdik
kabul eyle yarabbi
yani allahı
duıanın muhatabı olan allahı
aracı ediyoruz
ne için
duayı biz aslında tuha yolladık
kusura bakma sen ona iletiver
duanın içeriğinde
ruha ilşkin bir dilek yok ki
allahtan istediğimiz birşey olsun
gak aslında şunu anlatmak istiyor
ruh meselesi
pagan bir düşüncedir..
Pagan düşünceler
pagan geleneklerle yaşar..
Mezar başında
ölüye yollanan
kuran(kimse dua diye düşünmüyor merak etme)
tıpkı
mızrakları ile
takı ve süs eşyası ile
bir ölüyü gömme töreninin uzantısı.
Ona güç vereceğine iannılıyor
o nun yaşadığına inanılıyor
onun duyduğuna inanılıyor
öteki dünya gibi bir dünyanın varlığına inanılıyor
Ve kimse inkar etmesin
Allahtan çok maalesef Ruhlardan korkuluyor..
Bunun başka örnekleri
türbelerde yaşanıyor
dilekler dileniyor
adaklar adanıyor
kurbanlar kesiliyor..
kime
Ruhlara
bunlar
daha önce yaşamış velilerin ruhları...
Hazret de deniyor...
eskiden mum da yakılırdı..belki hal yakan vardır
burada hemen akla
kurtarıcı olarak
şefaat müesesesi geliyor
iyi ama
toprağa verdiği cenazesinin ruhuna alalh aracılığı ile dua yollamak ne demek oluyor
Diloş un varsayımını kabul etsek bile
insan kendini bizzat şefaaatçi yerine koymuş olmuyor mu?
Yada türbelerde
falanca hazretin ruhunun yüzüsuyu hörmetine denilince
hazret in ruhu şefaatçi ilan edilmiş olmuyor mu?
Vahiy e inandığını söyleyen müslümanlar vahiy in tam tersini yaparak mı teslim oluyorlar anlamıyorum..
Hadi ruh konusunda tabularınız çok güçlü ona eyvallah da
ruhuna el fatiha
meselesi
bile
kabak gibi sonradan sokuşturulmuşluğu ortada iken
adina ister ruh de, ister nefis de, ister geist de, ister ruhul kudus de, ister cebrail de... Sonuc aynidir. Ölenler yok olmuyorlar. Öldükten sonra nereye gidiyorlar? Orasini bilemedigim ve Kur-an`da cok da arastirdigim halde bir türlü cikaramadigim icin ben muglak diyorum... Bu tipki, kader gibi, kaza gibi, gayb gibi Allah`in bilgisi dahilinde tutulmus. Ancak farz olan ahiret inanci ve cok acik bir sekilde tasvir edilen cennet ve cehnnem manzaralari var ortada.
Yok olmuyoruz yok olsak zaten inanmanin bir anlami kalmaz.. Ahirette yalnizca vucut diriltilecekse, vucudu terkedipte onu cansiz, islevsiz birakan ne? Cebrailin kabzettigi ne? Nefs diyecek Gak.. O halde nefs ne? Sen buna nefs diyorsun, ben ruh diyorum.. Terminolojilerde mi bir farklilik var? Nefs nereye gidiyor? Yok mu oluyor? Yok oluyorsa ahirette vucudun icine girip onu ne diriltecek? Yok olmuyorsa neyin tartismasini yapiyoruz? cennetin su an kurulu olmadigindan niye bu kadar eminsiniz? Cehennemin ahiretteki hesaptan sonra kurulacagini hangi ayete dayandiriyorsunuz? Ahiretin zamani, yeri, sekli, semali bellimi? Allah zamandan ve mekandan münezzeh degil mi?
Dilemma böyle bir cümle olabilir mi
ister cebrail de, ister nefs de...
dur bakalım
nereye
diyorsun ki
nefs yok olmuyor
ne yani
ölmüyor mu?
bizzat kuran öldüğünü beyan etmiyor mu her nefsin
cebrail ise vahiy taşıyan melek değil mi
allah kuran da
kemiklerini biraraya getireceğimize inanmıyorlar mı?
diye sormuyor mu?
İnsan ölüyor
ve sonra diriliyor
onu dirilten allah
nefs değil
ruh da değil
bak nasıl da
eş koşuveriyorsun
Allah zamandan mekandan münezzeh ama
nefs değil
nefs
zaman ve mekanla varoluyor
ve ahiret
kuranda sık sık anlatılıyor
o gün
diye
dağların yarıldığı o gün diye
yani bir zamana
işaret var
....
nefs can demek
yani madde olarak insan
bu ölüyor
toprak oluyor
kemikleri dağılıyor
kıyamet günü allah onu diriltiyor
diriltemez mi diyorsun
onu bi anlayalım
ruh ise cebrail
yani vahiy i peygamberlere bildiren
ademe de
musa ya da
isa ya da
muhammede de
o
vayhi iletiyor
o da başka bir KUL
ölünce toprak oluyoruz
bi yere gitmiyoruz
madde olarak
kalıyoruz
sen bilincinle biryerde kalmak istiyorsun
herkes istiyor
belki de doğrudur
ama islamda
böyle birşey yok
İslam bunun için
materyalist
bunun için en gelişmiş teoloji
.....
ölümsüz olan bir tek Allah mı
değil mi?
Zeus ta
ünlü bir kralın ruhu olmasın
kafalar öyle karışık ki
basit olanı anlatmak
gittikçe zorlaşıyor
ama karıştıranlar bizzat
ego(nefs) nun zaaflarını kullanıp karmaşıklaştırınca
aklı yatsa bile insanın inanası gelmiyor
illa sonsuza kadar yaşamak istiyor
bunu defalarca itiraf ettim. Bunda utanilacak ne var. Evet ebedi bir hayat istiyoruz. Bu yaratilistan icimize yerlestirilmis bir ukde. Allah Kur-an`da bizi bununla mustuluyor. Gak müslüman ateist, (kulaga biraz tuhaf geliyor ama)gibi yeni bir kavram cikariyor ortaya. Peki ahiret inanci ne olacak? Allah cennet ehli icin "onlar orada ebedi kalicidirlar" diyor. Kim bu cennet ehli? Cehennem ehli icin "onlar orada ebedi kalicidirlar, yalnizca Allah`in istedigi bir mühlete kadar" denilerek cok cok uzun bir süreden bahsediliyor. Kimler bunlar? Eger bunlarin muhataplari biz degilsek, neden Kur-an`da bize bu konuda uzun uzun tasvirler yapiliyor? Neden Allah bize onlari anlatiyor? Yani eger biz degilsek onlar, bize ne onlardan...
Insan icin ebedi bir hayat var. Öldürülecek ve yeniden diriltilecegiz.. Diriltildikten sonraki hayat ebedi olacak...
Her nefis ister istemez ölümü tadacaktır, Cennet ve Cehennem Ehli bizleriz
December 20 2000, 6:24 AM
Dünya olanaklar evrenidir, Ahiret ok yaydan çıktıktan, ipin ucunun bizden kurtulduktan sonra işlerin varıp gittiği ve iyi veya kötü, yararlı veya zararlı veya zararsız olarak sonuçlandığı yerdir. İşlerin sonuçu da ancak DinGünü'nde kesinleşir.
'Ölenin ruhuna fatiha!' ya da
'ölenin ruhu "içün"
Kur'an okumayı matah sananların
gözden kaçırdığı gerçek şu:
İnsanın sınanma yeri bu dünyadır.
Sınav soruları bu dünyada önüne konmuştur.
Onları bu dünyada yanıtlar.
"Cevap anahtarı yayınlansın da
ben o zaman yanıtlayayım!" diyemez.
Cevap anahtarı yayınlandıktan sonra girilen sınav geçersizdir.
Tıpkı bunun gibi
kıyamet kopunca
İMAN VE AMEL SINAVI da sona erer.
Artık koşullar değişir.
İnsan iman edip ona göre yaşadığını gösterme
süresini doldurmuştur.
Orası sınav yeri yani "ölçme" yeri değil,
"değerlendirme" yeridir.
HESAP GÜNÜ, hesap verilir;
yanıt verilmez.
O yüzden
ölenin 'ruhuna fatiha" okumanın
"ölen"e hiç bir yararı olmaz.
Olsa olsa
sınava fesat karıştırma girişimi olur.
Kıyamet koptuktan sonra
ölenlerin kalanlara,
kalanların ölenlere kolu yetişmez.
Onun için
şöyle denemez:
"Bir kıyamet mi ne varmış,
o hele bir kopsun,
kendi gözlerimle göreyim.
Ondan sonra iman ederim.
Ayrıca, geri gelip AİLEME DE ÖĞÜT veririm.
Onlar da iman eder.."
'Ve sorarlar:
Bize söz verilen ne zaman, doğruysanız eğer?"
Onların beklediği,
bir tek gürleme.
Didişip dururlarken kıskıvrak yakalar.
Artık ÖĞÜT VEREMEZLER, ailelerine dönemezler.
Üfleme yapılmıştır.
Her biri mezarından Rabbine koşar.
"Eyvah!" derler.
"Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?
Koruyan'ın sözü, demek, bu.
Ve elçiler doğruymuş..."'
(36:48-52)
Ölenin "ruhuna fatiha" okuma heveslileri
işte bu ilahî kuralı çiğniyor.
Allah'ı elbet kandıramazlar
ama kendilerini fena halde kandırıyorlar.
Ölenin, kalana;
kalanın ölene
kolu yetişirmiş gibi yapıyorlar.
nasil bir hayat ki uzun uzun anlatiliyor Kur-an`da? Söz konusu olan yokluksa sadece, neden üzerinde bu kadar durulmus? Yokluksa insanin sonu, icindeki bu ebedi yasama tutkusu neden var? Dünyada bir cennet muhtemel bir reinkarnasyonla mümkün olabilir belki. O zaman da ebedi bir hayat sözkonusu edilemez. Dünyadaki hayat gecicidir. Kur-an`da dünya zevkleri gelip gecici ve aldatici olarak nitelendirilmis.. O halde dünya cennet degil, cehennem hic degil. Yokluk cenneti yok ediyor, cehennemi cennetlestiriyor...
"Dilemma teoloji üzerine yazilarimi cok yakindan takip ettigin belli.. Kafan corba gibi!"
Yokluktan ne anlasildigina bagli bütün mesele. Benim anladigim manada bir yokluk cehennemi cazip hale getiriyor. Kac cesit yokluk var bilmiyorum ama ortada cirilciplak bir gercek var; ates ve toprak gibi imgeler mütesabihtir diyerek isin icinden siyrilamiyoruz...
ruh anne karnında(40.gün) üfleniyor
ama kuranda yok
ruh kabr azabı çekiyor
ama kuranda yok
ruh ahirette yargılanıyor
ama kuranda yok
ruh
cennete yada cehenneme gidiyor
ama kuranda yok
Nefs
ana babadan doğuyor
sonra ölüyor
hayatı bıyunca yaptıklarından ahirette yargılanacak
ve cennete
yada cehenneme gidecek
ama cehennemyada cennet
madde dünyasında değil
bu kadar basit
ötesi için allah
zati
gaybın anahtarı bendedir diyor
Asıl çorba ile öyle kafalar karışık ki
bu yalınlık
zor geliyor
İslam bu anlamda
materyalist falan da olmaz
ama rasyonal bir metafizik sunar
aklın kavrayacağı şeyler ile
kavrayamayacağını ayrı tutar.
Bu kadar basit
bu nedenle de
çok üstün
Tıpkı
her olaya ve olguya
bir tanrı bulmuş insanın
tek tanrıyı basit bulması gibi bu..
Ama üstün..
Tüm duygularımız ,sezgilerimiz
beynimizce üretiliyor
düşünce belki en arkadan geliyor
sanırım
aklen açıklanamayan
beyin faaliyetine
ruh deyip çıkmak kolayımıza geliyor
Nefs in kontrolü kendisine verilmiştir
kendisini kontrol etsin diye verilmiştir.
İnasın başka bir parçası yada bölümü yoktur.
Sadece uykuda
nefs
allaha teslim edilir İslamda..
ruh cebraildir
kuranda başka bir anlmada geçmediği halde
bu ısrar nedendir
yoksa gerçekten
müslümanım diye bunu savunanlar islam değil de
isevi mi
şüpheye düşüyorum..
Kuranda olmayan şeyi nasıl varedebiliriz.
Kuranda ruh kelimesi iki anlamda mı kullanılmıştır
yoksa
bize verilen ruh ile
isaya verilen aynımıdır
biraz hristiyan teolojisi okuyunuz
bu teslise gider
Bu konuda koskoca bir sure var
isra
suresi baştan sona bu eşkoşmayı
yalanlar
bir de ruh savunucuları utanmadan
85 i ruha kanıt olarak
kullanırlar..
israya bakalım:
17/22. Allah'la beraber başka bir tanrı edinme, yoksa yerilmis ve tek basina kalmış Olursun.
17/39. Bunlar Rabbinin sana bildirdigi hikmetlerdir. Sakin Allah'la beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmis ve kovulmus olarak cehenneme atilirsin. 17/40. Rabbiniz oğulları size ayirdi, secti de kendisi için kız olarak melekleri edindi? Doğrusu siz büyük söz soyluyorsunuz.
17/48. Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmislardır, artık bir yol da bulamamaktadirlar.
17/49. "Biz kemik ve ufalanmis toprak oldugumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler.
17/73. Seni, sana vahyettigimizden ayirip başka bir şeyi Bize karşı uydurman için ugrasirlar. O zaman seni dost edinirler.
17/85. Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmistir."
17/86. Dileseydik and olsun ki, sana vahyettigimizi alip gotururduk. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdin.
17/111. De ki: "Hamd, çocuk edinmemis olan, hükümranliginda ortagi bulunmayan, duskun olmayip yardimciya da ihtiyac gostermeyen Allah'a mahsustur." O'nu geregi gibi büyükle. *
Burad konu
kimilerinin
teslise dayanarak
ruh ul kuds hakkında
peygambere soru sormalarıdır
bundaki amaç
hristiyan teslisisni onaylatmaktır
bu amaçla vayhi unutup başka uydurmalara kanma diyor peygambere
allah
isa ya allahın oğlu dediler
onusize yolladı melekleri kendine mi aldı diyorlar diye bahsediyor?
İsra çarpıtmacı tefsircilerin dediği gibi mirac ı anlatmaz, başında sadece sözeder asıl konusu
ruh ul kuds
isa
allah
teslisine bir eleştiridir..
YUkarıda alıntıladığım meal
siteden link verdiğim birmeal
eğer başka meallerden
okursan
bence çok daha net
ortaya çıkacak
ki
allah
RUH cebraildir
benim emrimdedir
Benim bu konuda bilgim çok az.
Eğer gak kendi görüşünü ayrıntılı bir şekilde açıklarsa ve Kur'an ayetlerini kanıt gösterirse sevinirim.
Şimdilik biraz fikir cimnastiği.
Kutsal Ruh; Kur'an'a göre; İsa değil, ona Cebrail'in ilettiği VAHİY dir. Ruh; VAHİY, BİLGİ ve BUYRUK demek.
'Meryemoğlu İsa'ya da apaçık kanıtlar verdik ve onu Kutsal Ruh (yani VAHİY) ile destekledik.' (2:253)
Cebrail'e de Ruh ya da Kutsal Ruh denmesi onun yaptığı görev yüzündendir:
'Melekler ve Ruh (Cebrail), Rabbin izniyle, O'nun tüm buyruklarını yerine getirmek için, o gece iner de inerler.' (97:4)
'De ki, "İnsanları sağlamlaştırsın, müslümanlara yol göstersin ve müjde ulaştırsın diye Kur'an'ı Kutsal Ruh gerçek ile indirdi."' (16:102)
Ölüm ve uyku anında vücuttan ayrılan şey ise "nefis" (yani BİLİNÇ)tir:
'Allah ölüm anında BİLİNCİ alır; ölmeyenleri de uyku anında... Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar. Diğerlerini ise belli bir süreye kadar salıverir.' (39:42)
Bu, bana Hamlet'in iç hesaplaşmasını çağrıştırıyor:
'Olmak ya da olmamak. İşte bütün sorun bu.
Ölmek = uyumak yalnızca.
Uyumak... belki düş görmek. İşte ürkütücü olan da bu.
Bu ölüm uykusunda bu ölümlü kalıbı yırtılınca
üstümüze yumulacak düşler korkutuyor insanı.'
Shakespeare'in Hamlet'i belli ki ölümden sonraki yaşama inanan biri. Kendini öldüremiyor çünkü hesap vermekten korkuyor. Hesap vermek, bu dünyadaki yaşamın zorluklarına göğüs germekten de zor.
Ateist dostlara gelince...
Eip Yüksel'in bir saptaması:
'Ölümle birlikte Tanrı'nın ana kaydına kopyalanan "nefs," fincanlarla veya benzeri ilkel metodlarla tekrar dünyaya getirilemez. "Ruh çağırma," safların inandığı ve şarlatanların istismar ettiği bir eğlenceden ibarettir.'
'Her hangi bir insanın beynindeki özgün nöron örgüsü ve hayat boyu hafızada biriktirilen bilgiler, ileri bir teknoloji ile, organik olmayan bir maddeye, örneğin, giga-giga bitelik bir kompüter diskine kaydedilebilir mi? Bir başka değişle,kişiliği beynin organik maddesinden "bilgi" olarak soyutlayıp nakledebilir miyiz, koruyabilir miyiz, çoğaltabilir miyiz? Teknolojinin gelişimine bakılırsa böyle bir şeyin olması olmamasından daha doğal gözüküyor. "Çürüyen kemikler mi diriltilecekmiş?!" diye dirilme olayını inkar eden ateistler ölümle her şeyin kaybolmadığını ve insanın bir "bilgi" kümesinden oluştuğunu laboratuvarda gördükten sonra bu gerçeği binlerce yıldır elçiler yolyla bildiren Yüce Tanrı karşısında secdeye varacaklarına, kibir ve gururla inkara devam edeceklerdir büyük olasılıkla... Kuşkusuz, bu kibir Saat (Kıyametin kopması) ile son bulacaktır (10:24). Bak. 15:29
(KUR'AN ÇEVİRİSİ , S. 245)
insana ait ölümsüz bir parça olarak ruh
Kurana göre şirktir
Hristiyanlığın teslisi varetttiği
nokta ölümün hemen ardından bir yaşam olduğğu fikridir
kuranda bunun esamesi
yoktur..
Kuranda bunu varetmenin
yolu
ancak tefsirler
sırasında
ayetleri
bulundukları sure
ve kuranın genel anlatımı dışına taşıyanlarca
çarpıtarak yapılır..
Türkçe meallerin
yüzde doksanında
arapçasında ruh geçtiği halde
cebrail olarak mellendirilme
arapçasında nefs geçtiği halde ruh olarak meallandirilme vardır.
İslamı en gelişmiş teoloji yapan
onun
insana ait ölümsüz bir ruhu dışlamasıdır.
Allaha dönecek ola nefs tir
ölümsüzlük ise
allahla bütünleşen
nefs için
bir mecazi durum dışında değerlendirilemez.
berzah alemi
kabir azabı
cenin durumunda üflenen ruh
Kuranda yoktur
bunlar
Büyük Roma ya özenen
Emevi
devletinin
hristiyanlaşmış
ideolojisidir.
Tüm tahrifata rağmen
Eldeki mushaflarda
RUH cebraildir
insana ait bir parça mı?
ölünce ruh nereye gider
ruh nedir?
sorularına
ruh un sadece cebraili kasteddiğini vurgulamak için
Kuran şöyle yanıt verir:
Sana ruhtan soruyorlar, de ki: O rabbin emrin DEN dir.
Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir VEKİL de bulamazsın.
Şimdi, sınırlı olduğunu bilmemekle beraber öyle olduğuna kuvvetle ihtimal verdiğim aklım ve onu yoğuran ve istikametlere sevkeden malumla diyorum ki;Kainat..Orada bir dünya.. Dünyada bir ülke..Ülkede bir şehir ve şehirde bir insan. Pek de sofistike.Kendinden emin.. Aklından emin.. Bergson bile bu kadar emin değildi belki..Sonra binbeşyüz yıllık kavrayışların sürgit yanlışları (!).Yıl 2001, doğru kavrayışa emsalsiz bir örnek; nam-ı diğer Aklı evvel. O söylesin biz dinleyelim
Saadetle..
Hasıl olan sevabı falanın ruhuna bağışladık denir.
Burada Kuran'dan ayet okunmuş olur. Buda sevaptır. Bu sevabı falanın ruhuna hediye eyledik denir. Neticesi ne olur. o sözkonusu sevaptan fadalandıracak olanda, faydalanlandırmayacak olanda Allah'tır. Hatta kabul edip etmemek te onun elindedir. Burada bir iyi niyet belirtisi sözkonusudur.
İslamda bireye ait ruh yok
kuranad geçmez
kabir azabı da
berzah ise
iki
bölgeyi ayıran coğrafi sınır anlamında 3 kez geçer
biri biraz yoruma açıktır
ama uleme iki kuanımı görmezden geliverirler..
bunları anlattık
Kuran bizzat ruh ile vahiy veriyoruz der
daha ne desin
bugün
kurandışı islamda
lafız olarak söylenen
aynen şudur
ruhlarına gönderdik vası eyle ya rabbi..
Dürüst ol atakuş
bugün ruhlara kuran yollanıyor
kuaranı ollamak hadi neyse
kişilerin ruhu diye birşey yok
aç kuranı oku
bulursan haber ver.
İşte kuran
hadi bakalım
biraz da ruhlara yollamak için değil
anlamak için okumalı diğ mi?
Kim
i dostlar kitaplarnı bilmeden atıp tutmuşlar
konunun akıla falan ilgisi yok
allahın
bizzat şirk olarak ortaya koyduğu
bir mesele var..
Bunca yıldır kuranın okunması neden istenmedi
hele bi okuyun anlayacaksınız...
insanın bir ruhu olduğuna inanmak kurana göre şirktir.
aksini idda edene kuranın yolu açık
imanına güvenen buyursun..
Ha ruh demiş ha nefs demiş benim bu konudaki düşüncemi daha önce açıklamıştım.
Ancak şunu kesin ifade ediyorum. Hiç bir aklı başında hoca, imam, mümin ruhuna el fatiha demez. Zaten dense de anlamsız olur. Ruhuna el fatiha cümle olarak bir anlam ifade etmez. Bunun söylenmesinden kasıt Kuran okunmasından hasıl olan sevabın bağışlanmasıdır.
Bu da olurmu deme. Ben şimdi oturup kuran okusam, hasıl olan sevabı da gak'ın geçmişlerine bağışlasam ne mahsuru vardır. Eğer samimi isem Cenab-ı Allah buradan hasıl olan sevaptan onları faydalandırmazmı acaba. Allah rahman ve rahimdir. Peki ozaman Kuran'ı gönderen o, ben de onun rızası için okudum, bu ona inandığım içindir. Bunun mükafatınıda fedakarlık edip gak'ın ecdadına bağışladımsa. Bunun neresi yanlış anlayamadım.
Gak, ciddi ciddi beni şaşırtıyorsun, sanırım seni anlamaya başlıyorum.
May 4 2001, 1:12 AM
Sevgili gak,
Sevdiğin bir şiiri neden ezberler, zaman zaman alçak, zaman zaman da yüksek sesle okursun hiç düşündün mü? Hoşuna giden bir şarkıyı yanlızken veya insanlarla beraberken okuyup beraber mutlu olmaz yada hüzünlenmezmisin.
Kuran'ı tekrar tekrar okumak sevap mı? Kuran nedir. Seninde pek güzel ifade ettiğin gibi, bizim için bir rehber, bir yol gösterici, bir mihenk yani ölçü birimi, zaman zaman bir hakem evet o zaman tamamını çok iyi bilmeli ve hayatımıza uygulamalıyız. Bunun içinde Kuran'ı çok iyi bilmeliyiz. Bunun en güzel yoluda okuyup öğrenmektir. Ezberleyerek bunu yapıyoruz. Yani Kuran'da bize söylenenleri, tavsiyeleri, öğütleri öğreniyoruz. Ununmamak içinde sürekli tekrar ediyoruz. Allah Kuranda diyorki, ben varım ve birim. Biz bunu yüksek sesle veya sessizce tekrar edersek bu Allah'ın hoşuna gidermi gitmez mi? Bunun karşılığında bir mükafat olurmu olmazmı?
Yokı böyle bişi atakuş
ne hoşu ne hoşuna gitmesi...
Kuran bizzat ayetlerine şiiir denilmesini lanetlerken sen
tutup
bunu örnek olarak koyuyorsun..
senin hoşuna gidebilir
ama nerden çıkıyor
allahın hoşuna gitmesi..
Hoşlanma insani bir duygu...
Kuranın ezberlenmesi
sözlü gelenek nedeniyledir
yazılı aktarımın yetersizliği nedeniyledir
bu nedenle
aynı usul
musevilerde gelişmiştir..islam da da uygulanmıştır.
amaç
allahın hükümlerini gelecek nesilllere aktarmaktır
Şu an
buna gerek var mı?
1 mb yı geçmez bir kuran...atarsın diskete
olur biter..Sesli sessiz, yazılı aqçıklamalaı yortumlu, yorumsuz...
ömer in kuranı mushaflaştırması
herkes yüksek sesle okurken
ne diye gerekmiş?
Ben sevdiğim şiiiri ezberlemem
açar okurum
çünkü bir biçimde ezberlersen
yazılı metindeki yeni anlamları
birkaç yıl sonra keşfetme olanağını kaybedersin
tonlama vurgu
anlamı bağlar
benden söylemesi
ezberindeki şiirleri
bi yaz
bi daha oku
belki ne demek istediğimi anlarsın
madem bu benzetmeyi yapmaktan sakınmadın..
gak, ne demek istadiğini anlıyorum, ama sen beni anlamak istemiyorsun.
May 5 2001, 3:56 PM
Kuran'ı diskete at, CD ye kaydet, Biz Türkiyede yaşıyoruz. Herkeste bilgisayar varmı?
Ben Kuran'ın sadece okunmasını ezberlenmesini istemiyorum. Kuran hükümlerinin bizzat yaşanmasını istiyorum.
İnsanların Kuran ahlakı ile ahlaklanmasını, birbirini kırmamasını incitmemesini insanların hakça bir yaşam sürmesini, kimsenin aç kalmamsını, doğanın katledilmemsini, hortumlama vurgun yağmaların olmamsını yani insanın insanca yaşamasını, Allah'ın insana verdiği değerin, insanlarca da kendilerine bir hak olarak verilmesini istiyorum.
Eğer insanlar Allah'ın gönderdiği dini öğrenmek yerine kendilerine bile dürüst olmayıp, islamı kendilerine yafta yada bir kalkan olarak kullanmalarına ve hem kendilerini hem de Allah'ı kandırmaya çalışmalarına en az senin kadar kızıyorum.
Ömrü boyunca Müslüman olduğunu iddia edip, ama Kuran'ın istediği dibi yaşamamış, hırsızlığı vurgunu talanı kendine yakıştırıp kendini dürüst sanan insanların öldüklerinde cennetten en güzel yeri kapmak için arkalarından anıt mezarlar yapmasını, doğru dürüst Kuran okumasını bilmeyen sahtekarlara mevlitler okutturarak cennetten parsel sahibi olacaklarını düşünmelerine kızıyorum. Ama bu bizim islama bakışımıza ölçü olmamalı kötü örnek gösterilemez ve olamaz. Doğrusu ortada. Biz ona uyalım. Bizim işimiz o.
Sanki seni suçluyormuşuz gibi hemen savunmaya geçiyorsun. Hep gardın yukarda. Düdüğü bekçiler çalıyordu eskiden. Artık onlarda modernleşti, ışık yakıp söndürüyorlar bu günlerde.